Kalp Şifası ve Zikir kaydında Hacı Hasan Efendi Kuddüses Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden, Kalemdardan sohbetler başlıyor. Ali Kainat Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin ruhu dayıbelerine, akraba italya hakkımızdan ahreteyi ithal edenlerin ruhuna dağlar başında kalmış hakile yeksanılmış, işaret olan bir arkadaşı da kalmamış bir Fatiha için…
Kalp Şifası ve Zikir kaydında Hacı Hasan Efendi Kuddüses Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden, Kalemdardan sohbetler başlıyor. Ali Kainat Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin ruhu dayıbelerine, akraba italya hakkımızdan ahreteyi ithal edenlerin ruhuna dağlar başında kalmış hakile yeksanılmış, işaret olan bir arkadaşı da kalmamış bir Fatiha için…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 18 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Hacı Hasan Efendi Kuddüses Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden, Kalemdardan sohbetler başlıyor. Ali Kainat Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin ruhu dayıbelerine, akraba italya hakkımızdan ahreteyi ithal edenlerin ruhuna dağlar başında kalmış hakile yeksanılmış, işaret olan bir arkadaşı da kalmamış bir Fatiha için görülürken din arkadaşlarımızın da ruhuna salih Kuran-ı Ya Muhammed, sen vahını nasihat et. Mümin olanlara menfaat verir. Müminlerin kulağı üç gün vaaz duymazsa kalbi kararmaya başlar Peygamberimiz üç günü geç girmezlerdi Mihribani nevinden sahabeyi kirama vaaz verirdi Allah'ta böyle ayetler gönderirdi Mümin olanlara münafit verir, vaaz, imanı olanlara, o neyi gidiyorsunuz ki münafık olanlara ve zarar verir, vaaz. Münafıklar karışık olarak müminlerle dinleseler Allah'ın rahmeti ekinlere hayat verdiği gibi o çakır dikenine niye hayat verir?
Bunların da tekeni büyür. Hakk'a Mümin olanları Allah tarif ediyor. Kulilerin yanında Allah, Allah diye zikredildi mi kalbe haşyatullah'tan, Allah korkusundan titremeye başlar. Zikredilir de edilir de hiç kalbinin haberi olmazsa faide görmüş değil, rahmet görmeyen tarla gibi. Lakin Allah zikredildi de kalbi yerinden oynamaya gelirse o zaman Halık-i Zümcelal, Hakkan-ı Mül mutimse hepiniz bilelim. Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Kalbin zikir, kalbin şifası kardeşlerim. Yani nasıl dersen, nasıl ilaçlar, şuruplar, kalbin ağrısının, midesi midenin ağrısının, böbreklerin sızlamasının şifası oluyor diye taş tavla damlattı da içtiğini kesiliyor. Zikullah şuruğunu da kullananlar kalbindeki hırsı, tamama, okudu, adavatı, keli, bozu, beyyayı, sümha'yı, hıkabı böyle aklı zeminelerin kalkması sebebesinde olur kardeşlerim. İlle, lisanı ile müzik alır.
Evrad-ı Ezkarı okuduktan sonra Allah Allah Allah böyle Allah Allah Allah deyip geçirmez. Yani bu Allah dedikse de Allah'ın kudretini azalmasını tefekkür eder. Uzatı uzatı okursa böyle olur. Yok. Kısa kısa ver Allah dese kalbe tesir etmez. Bilim Allah der, kulağında kalbine verirsin kalbim ne verir, kalbin zikrini de düşünmeye başlar, böyle Mevla'yı zikredersen üstadımız der ki bu zikrullah taştır. Kalpteki olan kötü ahlakları yakar. Yalnız kalbi ısınmaya başlar. Kardeşlarımızın içinde ölü olan olur. Haber veririm hepsine verilmeden beri de kardeşlerimiz bir sonra Efendimiz diyor ki iki üç odunla bir halkını kaynatamazsın, anca ısınır. Ne yapacaksın? Biraz daha Lapsa celal alacaksın, din çekiyorsan o kelimeyi açacaksın.
Ama kendi elinle tarif eden halifenin evriyle hareket edeceksin, biraz daha yukarıya çıktı Allah Allah dedim mi bak sanki su ataş gibi olmuş ha daha kaynamıyor geçelim dün bir kardeşimiz geldi kalbim diyor böyle yanıyor fuhum da yanıyor E gelmek istiyor zikir biraz daha altına odun vurmak istiyor. İyi ki üç tane odun attın da dört bin beş bine çıktın mı bak sanki kalp yerinde duramıyor Allah Allah diyor o halkının kaynadığı gibi kaynamaya başlıyor. Ama böyle yerinde sayarsa benim gibi doğru yardım yerinde olmaz bu. Onun için mutlaka harekete geçinmek lazım. Efendimiz, sultanımız diyor ki bir hava gazının üzerine cezve yaparsan bir solukta cip cip cip cip hemen başlar. Biri, taşları sonra. O cilt, cırt diyenler kalp, o sır, hafa, ahfa dişteki o beş madde tahammül edemez, zikre dayanamaz. Başlar kalp ve bunlar zırt zırt zırt zırt başlamaya.
Biraz daha çok durdurmam kaynar ama hayat dışarıya götürülür. Ne yapalım ya? Bu bir cezleme kaynağı duyalım diyor diyor halkın kadar kalbimizi geniş tutalım, kaynasın içinde kalsın, diyor. Dışardan bütün senin haberi bile olmasın. Kayser'de neler bulunduğunuzsa, angalada neler bulundu uzunsa böyle sözlere tahammül edemedikleri, Allah, Allah, alınıyorlar. Allah, alınıyorlar. Ne oluyor? İçeriye alamıyor, zikrediyor, geniş tutmuyor kalbini bu dünyanın yarısı kadar geniş dünyası taş şeklinde unutacak. Allah gerekirse de payınacak ne içinde kalacak kardeşlerim. Onun için Rabbımızı zikredenlerin, Allah zikredirdi mi kalbi olmayanların mümini kamil olduğunu Allah'u Zülcelal ve Tebatta sazladları kullarımın yanında Kuran-ı Kerim okundu mu imanları artar? Efendim nasıl artar? Kaç tane olur? İman bir tek iki olmaz. Adem dan beri iman din bir tek. Artık buyur kuvveti artar.
Mesele Sıdddîk-ı Azam Efendimiz Allah şefaatine nail etsin bu sevgilimizin imanını Peygamberimiz kendi zamanındaki yirmi dört bin sahabenin kendi günün sonra gelecek Nietzsche kutlu cihanların kıyamet kopana kadar ne kadar mümin geleceğizse darılsa hepsinin imanından ağır gelirdi Ebubekir'in iman ediyor. Böyle kuvvet bulur yavrucuğum. Salgınmak lazım. Allah'a emanet eder. Niye tevekkül eder? Ayağında ırzını ver, harap et, ben min yere çalışmam ne demez. Herkes bir meslek tutar da Allah'ın geleceğine inanır. Tevekkülü tarif eden kitaplar tavlaya tohumu saçar da bitirmesini yitirmesini Allah'a tevekkül eder. Devleti ambardatı hür gibi buğdayı götürür yazıya yabana atar. Böyle atanmış Allah. Allahü tevekkül bu demek olur yavrum. Yani ayağını anlayıp dayan yatıp akdoğru olmaz. Kelimisel dediğin buraya. Onlar nasıl bilmem üstadımızın iddiabından.
Bir adam bir pınar başında, Sevidin başında oturur, o da havan da şöyle oturuyor. Bir toprak bilgi geldi oraya. Bak, ayaklarını tuzak kırmış, luzden nerden bulur da yığıla diye düşünür kıza. Bir büyük boğa yani sığırlanan bir kere. O da gelir su içmeye başlar o pınarlardan yukarıdan bir aslan gelir bir tarafından girince bir tarafından çıkar oraya düşüre, yıkar boğaya. Topal der ki, ümitleyerek varır. O, Allah Allah ne kadar rızkı giden Allah diyor. Demek ki derbi otursan rızkımı bilecek diyor. Bütün o tamamını, hıfzını, bu kulunu hepsini atar ibadete çekilir. Her şeyden bir nida gelir der ki bulun sen topal tilki gibi olma. Sen aslan gibi ol da çalış da senin artığını paket kara yesin. Ne güzel aklın ölçüsü bu. Onun için diyor oraya var da böyle diyor tıpa bir iki gibi otur bakalım çalış, sobana kara kazan. İşte Fakir Kainat Muhammed hayırlı olacak buyurdu.
Ulan Ya Resulallah ne ikisi birbirinden ayrı olacak. Benim zamanımda fakirlik çok faideli. Harbe buyurun dedim ya cihada fakir olanlar tersçe çıkıp geliyor harp meydanına. Çünkü ganimetine de isteği var kendileri de yoksul diye aç olmayacak bir ilaç olacak. Onun için ters çıkıyor ama zengin olanlar ağlar, ağlayaraktan çocuğu arkasına ağlayaraktan böyle çıkıyorlar. Ben biliyorum ki fakirlik benim günümde daha hayırlı. Bu zamanında bir fakir olursa yüz taraftan ona yardım gelirdi. Akil vakitte bir fakire bir taraftan yardım gelmez. Yani perişan olun fakir olanlar kör değerli çalışsın bilsin herkes çalışıyor diye kalbinden itirazlar gelir. Bunun için benim zamanımda fakirler hayırlı diyorum.
Akıl balıkta da insanlar dinini parayla muhafaza edecek şekil gelir ben bunları hep beraber gördüm yaşadım da onun için söylüyorum elli seneyi biliyorum bu tarafa doğru Bir zaman dediler ailelerin karları yırtılacak, peçeleri yırtılacak, namusları onların da görünecek dediler. Bazı adamlar sucu tuttu, parası ile Erasmuslaşıp da ailesini çıkarmadı, kimseye göstermedi sevmeme kerezadeler neler hep böyle yaptılar onun için kardeşlerim çalışalım çabalayalım Allah rızası için ifade edelim orada size bir okuyacak şeyi yine açtım İlim habire başka tarafa geliyor onu okuyun. Allah şefaatine nail et Ya Rabbi. Evlatlarım size vasiyet edelim diyor. Bize vasiyet ediyor. Onların vasiyeti yaşar bin sene evvel gitseler aynı vasiyet yerinde durur. Kuran-ı Kerim bin dört yüz sene evvel geldi yeniliğini tazeliğini öyle muhafaza eder.
Her gün Elhamdülillah okun, Fatiha-i Şerife okun, bir günde yılkınlık gelmez diyor onun böyle tat, içi tat dolu. Hadis-i Şerifleri öyle. Binlerce Mevdud-i Şerif yazan oldu. Süleyman Çelebi'nin yazdığı Mevlüd. Dadlıyı hiç kaçırmaz bir günde on yerde okunsa hepsini dinden lezzet alalım. Böyle büyük zatların Kuddusu veli zatlarının divanı, Euronissin divanı, Muhammediyye kitabı Yazıcıoğlu hep insanı oburana oburana aşka kavuşturur. Bunlar aşkla konuşan daima devam eder onun için. Bak buna devam ediyor. Evlatlarım! Yeni halde edep, yeni halde elim edep takva üzere olasınız. Yeni halinizde elim okuyun. Başka mektepten yetiştim, hiç tanımanın. Sonra kitabı okumayı biliyorum, yeni yazıyı biliyorum. Büyük ilmihallar var. Hasan Basri çıkan tayin, onlar Nasuhu bilmenin tefsirleri var. Hasan Basri'nın küfür keratık hadis şerifleri var. Üst ağzımızın yeni yeni parlaklarına kitapları çıktı.
Onları sohbet kitabı edip bilhassa üstadınız okunursa rabıta kulübüne neşiri diyor hocam. Onlara da devam edelim inşallah. Hedef edep bildiğimiz gibi değil. Bütün tek gelirin üzerinde ah edep. Hak yakamı boyarsanız edep hakkında kırk beş dakika konuşmuşsun Konya'da İbrahim Bin Ethem'in on sekiz sene Lütfü ve Temas edin çocuklar duysunlar. İbrahim'i beni Ethem Berih Padişahı. Allah Şatahtı'na nail etsin. Tamtanalıdır padişah. Günlerde bir gün damın üzerinde pat kırk bir ses geliyor hayat sesi. Bu ses neydi? Sonra pencereyi açtım. Eve yitirdim deve arıyorum. Allah Allah! Deve damın üzerinde mi olur? Diyor. Deve damın üzerinde mi olur? Diyor. Deve damın üzerine çıkar mı hiç akıl kabul eder mi? Der misin sen? Bende sana diyorum. Yatakta horul horul uyumak ile Allah'ın rızası bulunur mu? Devenin damın üstünde olmayacağını biliyorum da Allah'ın rızası, urkuyla olmayacağını bilmiyor mu?
Kalksan da gece namazları, teheccüd namazları kılsan. Allah'a boyun döksen, izlerini çöksen, gözlerinden döksen. Allah, Allah desen olmaz mı? Sen bir nutfa sudan kalkulmadın mı? Bir padişah olmakla ne var? Padişahı alem olmak bir kulu sevdaymış. Bir veliye bende olmak cümleden alaymış. Bir veliye bende olsam olmaz mı da tuttum da gittin de yani yatakta horul horul yatıyorsun da uzana uzana Allah'ın rızasını bulacaksın diyor. Geriye geliyor ama hiçbir ırzı da tutmuyor ama ibadete de alışkın giyin abdestlanayım da namaz da bileyim diyemiyor. Sabahalar devşirmiş böyle.
Sabahlar kırk kafanlı, kaftanlığı cariyurumunda kırk tane cımbızun gırgır gırgır gırgır gırgır gırgır gırgır gırgır gırgır gırgır gırgır gırgır gırgır gırgır gırgır gırgır gırgır gırgır gırgır gırgır gırgır gırgır gırgır gırgır gırgır gırgır gırgır gırgır gırgır gırgır gırgır g Yetmiş oraya oturmuş şişkin ama kalbinde bir acı var gece çok zoruna gitmiş o söz. Erkani devlet böyle toplanınca yara yara bir alan gelmiş. Düzleri büyükçe. Kendi başta bir hali var. Selami al dedim demiş padişahın yanına gelmiş. Ya babam ne istiyorsun sen ya? Kimsin sen? Ne diyorsun benim kim olduğumu? Niye geldin, niye ettin? Ana geldim demiş. Hani ne ki demiş? Hanna otur diyorsun ya işte. Oğlum kafan mı yok bura padişahı, serayinin ayrı. Deli misin sen demiş. Sen mi delisin belki, bura senden evvel kim bilir? Babamın olur, baban da evvel dedem midir? Deveni midir? Daha cetli midir?
Biri gelip biri giden yere hamdiler işte demiş. Çoban çorabını dışarıdan çökmüş, gözlere bir aşiret alanına benziyor. Çıkmış çıkmış ama daha çok içerisi darlanmış. Padişah çok müteessir olmuş bu sözlerden çıkmış gitmiş. Kim olsa gerek bunlar kardeşim. Efendimiz diyor ki, Lam'ın başından gezen İlyas Aleyhisselam bu gelen de Hızır Aleyhisselamıdır. Allah bir kulunu irşad etmek isterse Hızır'ını, İlyas'ını hep göndermemiş bu hüznillah. Beni ıslah etmenim için. Hayır geliyorsunuz diyor, biliyor musun bir çift deyip. Yani bunları gör de ibret alsem diyor. Ben sizlerden ibret alıyorum. İnsan değilim ki keşke şu halimi beğeniyorsanız bu halim ile sizin gençliğinizi devirseler üste de bütün varlığımı verir genç. Gençlik ne diyorum yavrum gençliği. Gençliği. Gençlerin ibadeti güneş gibi parlıyor ihtiyarlıktan sonra ibadetler yıldız gibi anca oluyor.
Gençliği boşa salmanlığın aşkı da biz çok mı tersi olduk? Nefse uyulan, nefse uyulan, şeytana uyulan, haklarına uymaktır. Allah dostlarından ayıp, uymayın. Allah dostlarıyla oğlum. Ondan sonra, tamam, bir daha çıkalım ben öyle. İbrahim'in etrafında salının şeyi geçsin diye mi çıktılar, baban çıktılar. Ayrı ayrı bir göz öyle düşüncelle. Bir dahaki atın eyaletinde ehelinin kaşı var diyorsanız oradan ses geliyor. Uyan ya İbrahim Uyan ya İbrahim Uyan ya İbrahim Uyan da uyan da ölüyor Ölmeden evvel boyan yoksa öldükten sonra oyanın amma boşa çıkar, doğuştan yamaca geçer. Sakat bir boğazına çöker de rüzgarın toka gibi açılır. O zaman bütün meftallar şakır şakır şakır ersailin eline geçmiş. O zaman geriye dönmek isten, tevbe etmek isten, ibadet etmek isten, kaza etmek isten, hiçbir günah yapılmak isten ama geçmiş, geçmiş vakit geçmiş.
Böyle de deyince daha çok müteessir oldu ve geyik çıktı evine, numune İbrahim'in efendinin. Geyik girerken o kolunu kaldırdı vurma açın. Geyik geriye döndü. Allah seni o oğlanak için mi halk etti? İbadet taat etmen için mi halk etti? Lisanı kal misal caiz bu var. Lisanı halde olsa da caiz böyle açıktan olsa da caiz değil böyle deyince hattan aşağı ağlayaraktan indi. Padişah elbiselerini çekti çekti kopardı o çingenlerin orada çobanı varmış hepsini çobana verdi geldi Bir kepenetli tahta giydi. Bunun soyunup da onu giyerken semadakın delikleri hep ağlaşıyordu. Allah Allah dünya elbisesinin soyuldu. Ahiret elbisesini giydi gitti. Şadıydı Belkiyi hasladılar. İnzal etti. Zav etti. On sekiz sene odun çekti dağdan yanına yağ aklı ile aç omuzlarından başı yara oldu. Bir gün şehrine geldi de Efendim bana himmet edip edepsizlik olduk ona. Nimet ettirmesi, kapıdan kovmaya sebep oldu.
Uzun bunlar, uzun çocuğun, diyorum ya, kırk beş nadide ile devam etmiş konuşur bana. Dedi ki, hiç seslenmedi şeyhin şahsı bozuldu. Çıkıp gittikten sonra, çığırdı hatırda demek ki İbrahim'i geldiler, edepsizlik ettirdi. Ben odundan o sandım demek oldu, çekmeyeceğim demek istedi bana daha himmet etti. Biz ettiğimiz mahsulun çapasının suyunun vaktini biliriz. Kendine demeye hacet yoktur. Buyur bir şey de söz etmezler. Bizim açık açık sünnete muhalit hareketlerimiz, edeb-i muhalit hareketlerimizle Nasıl olduğunu beyanir? Katran kovuldu yeniden geldi, bu işi kamil oldu. Ona okuyorsunuz kitaplardan. Yalnız edep deyince haddime geldi takva üzere olasın. Daima Allah'tan korkasın. Nasıl diyor? Dün okuyor her gün bir şey. İlki aslan altın arasında bir ilkinin korktuğu gibi Allah'tan korkacaksın, derdi. Cehenneme, cennete bir tek kişi girecek derlerse beynel-i hasreder Reca olacaksın.
İnşallah Allah'ın aslı çok üzen olurum. Cehenneme bir tek kişi girecek derlerse inşallah benim Allah'a cehenneme belki benim o cehenneme girecek olan Allah'ın nazarı ve büyüttüğü ağlayacaksın. Bu bunun ismi bu işte. Onun için kardeşlerim takvamız da kuvvetli olsun. Tevvalar cennete Ala'da Allah'tan korkanlar. Takvayı taklit eden kitap var diyor ki Bir kimse diyor gıybet ediyorsa Allah'tan korkmuyor. Takvası yok. İnsana suyu zannediyor. Kötü zannediyorsa takvası yok. O kimsenin takvası yok. Hasetliği varsa takvası yok. İsyanı varsa takvası yok. Edebi olsa takvası yazmıyor. Bağırlar da çok veriyoruz. Onun için takvayı bu kadar göstermiş olalım. Sünnet ve cemaate mülazım olasın. Ehl-i sünnet vel cemaate ve aynla Kurdan olasın. Allah'ım yönünden efendim. Ehli sünnet vel cemaati ne?
Yani Hazret-ı Muhammed aleyhissalatu vesselam Efendimizin ve sahabenin ve Sahabei Kiram'ın yolundan gidenler ehli sünnet ver cemaat. Tebrih Hadis-i Şerif Kuran Peygamberimizin ümmetin yetmiş üç fırtaya ayrıldı yetmiş ikisi ehli nahp ehli cehennem bir çocuğun ehli cennet. Bunu iyice anlayalım hepimiz, neyin tercih ediyorsun. Babam bunu dedim mi kurtardık biz acaba biz ehli cehennemliyiz Ya Rabbi diye. Oğlum, diyelim bizim fırfamız büyük, büyük. Nasıl büyük? Aleviler, vakıasından, gideriler, kadiyüneseller, planlar. Bunların hep daleler bir tanesi Ehl-i Sünnet vel cemaat, hazır-ı Allah'ın peygamberi Muhammed aleyhissalatu vesselamın yolundan giden ve sahabe-i kiramın yolundan giden kurtulur. Allah bizi o yoldan ayrılmasın. Kaf ayrılmışlar Solun yolun sağını bırakmışlar da sola geçmişler. Karşından gelen vasayı çarptı mı suçlu sola geçen. Ve ashabı yeminine ashabı yemin.
Ashab-ı Yemin Aşırı sığ, aşırı sığsalar var. Geçen Antalya'dan geldi birisi konuştuk. Hocam işte bizim Sahibi Nurisi Bediüzzaman Hazretleri kitabında geldi. Okudum ben de okudum dedim. Ama bizim arkadaşların bazısı diyor Kuran-ı Kerim'in üzerine diyor o kitabı koyuyor. Kuran'ı aşağıya alıyor. Onu yukarıya alıyor. Bak bu aşırı sağcılık. Yani susanan girerken kırmızı işaretli taşlar mı ye dikilmiş ondan da dışarıya çıktığından toplamakla dönüyor. Allah cümlemizi korusun kardeşlerim. Onun için Ehl-i Sünnet ve Cemaat doğru gelenler ve yoldan doğru gelenler, sağa sola sapmayanlar Allah bizim cümlemizi muhafaza buyursun inşallah. O zaman Alevi neyle neyle ayrıldılardı? Şimdi şimdiki Türkiye soycuyla, mahzunculuk ile Yahudi meslemesiyle kimisi işte bu kavgaları gitti da bak Maraş'ta neler.
Kimisi Alevi kavgası, kimisi kurt kavgası, kimisi kurt kuş kavgası, ehli sünnet vel cemaate bir şey olduğu yok. Allah bizi ehli sünnet vel cemaatten ayırmasın, bizim yolumuz. İki ray demirin üzerinden ahirete giden bir yoldur bu. Bu ray demirin'nin birisi Şeriat. İkincisi Tukriakat yolu. Şeriat ile tarikatın üzerine şu vücut vakunu koysan cennete kadar gelir. Efendimiz sadece sana ne diyor? Diğer tarikatta küçük bir edepsizliğin olur diğer şeriatta ya şeriatta küçük bir noksanın olur. Tren vakunları değildir yani yıkılır. Allah korusun yani çok tehlike göstermezler o yüzden. O vakunu itersen girer mi Efendimiz? Gitmez. Bir erkeğe takılmak bir makineye takılmak lazım. Bir kutbu cıkana takılmak lazım. Kutbu cıkanın halkasına kancana takılma mı? İstersen gider git. Girire git gir. Tren yolculuğu yaptıktansa ilki Fettah. Şunu belleğini Fettah. Yolunu aç yarabbim.
Bütün mahlukat Allah'ı zikreden böyle ondan sonra Allah Allah Allah devam eder yoluna. Ama böyle Kıprayı verdim mi thankirraki vakımda Kıtırık diye. Takılmayanlar, istiyorsun da ebedi kalırlar. Yani ebedi kalırlar. Onun için bir Müslim, bir Müslim tarikat-ı aniyyesi yoksa bir gün tarif ettim arkadaşları edep risalesinden diyor ki tarikata giren adam bir ekmeğinin içerisine bir beyaz kovul balı koymuş da o sokunu yiyor gibi ibadetler değil de tatlı gelir. Tarikatı olmayana vurur sokun yemiş gibi olur. Ne namazından lezzet alabilir, ne sohbetten lezzet alabilir. Çünkü bal yok onun sokmanın içerisinde. Allah bizi tarikattan ayırmasın. Tarikatla habeykat şeriatın hızmatçısı. Şeriata hizmet ediyor, şeriatımız had değil. Daha had değil. Onun için buralara girersem kafama beni de söyle, beni de söyle diyen çok sözler geliyor. Burayı da geçiyorum Fıkıh hadis evlenesin.
Cahil sokulardan olma fıkıh hadis evren fıkıh kitapları büyük ilmi havle dedim ya onları eline al namazın farzları vacipleri sünnetleri orucun farzları vacipleri sünnetleri haccın farzları vacipleri sünnetleri her hasırı pıkaha ait şeyleri okur böyle cahil sufu olma. Efendimiz hepimize diyor efendimiz kırk yaşında bir intisabilen oldun mu diyor. Kuran-ı Kerim'in yüzüne okuyacak şekilde seni yani hele takıllı olursan üç günde Kuran-ı Kerim'i okuabiliyorlar. Yirmi dört saatte Ömer ve Büyük Millet Meclisi'nde Kuran'ı yirmi dört saatte de şöyle on iki saatte belleniyor. Ama bu diyor lisanden çıkmış insan olacak diyor. Orta merteüne bir günde. Öteki ilkokuldan olanlara ve bir haftada Kuran-ı Kerim'i okutmayı beldedebiliyorlar. Niye böyle cahil Kuran'sız olalım? Bir kimse Kuran-ı Kerim okur da dışarıya çıkar. Nedenim diyor?
Allah'a konuşmadan geliyorum yalan salla ile vallahi Allah'a ile konuşuyorum. Yalan mı bu diyor sözünde yalan değil çünkü Kuran okumuş Allah'a konuşmuş gibi sevaba nail olmuş. Onun için kardeşlerim Fıkıh hadis evlenelim evlensinler diyor benim evlatlarım başta cahil sofulardan perhiz I desinler Tarikatın başına lider olmuş ama cahildir her. Bundan perhiz yedin yanına yanaşmayın sizi melaikelere uğrar muhakkak ilmi olması lazım Alim olması lazım. Daha namazı cemaatle kılasın. Cemaat namazına devam edersin. Hastalıyım, saygılıyım bir maniyim yoksa cemaatle namaz kılmak çok tatlı olur. Allah rızası için üstadımızın yazdığı şeyleri size birer birer duyuyorum çok Allah az söyle yavrum az ye oğlum az uyu yavrum diyor.
Yani tarikatta bunlar lazım az yemek az söylemek az uyumak Yahya günü muazri ve helrettin tezkeratini evliyada diyor ki saatin bu durumun arasında söyleyin de duysun ya Hülya olsun teyze var diyor. Az söyle zikirden ötürü. Az uyu az uyu bize namazı kaza namazlarından ötürü. Az ye oruçtan ötürü kaza oruçları budur. Elyamü beyi bağdut oruç tut da nefsin görsün ancak bu nefsin boynunu aylıkla büktüler. Kardeşim aylıkla büktüler sen bunları hep duydun ya tazeleyeyim sana Halime Zülcelal bütün mahlukatı halk etti. Halk etti siz kimsiniz ben kimim dedi. Siz Halime Zülcelalsınız. Biz de aciz bunu yok Ya Rabbi dedi bütün mahkuma. İçerimizdeki nefsi halk etti Allah. Sen kimsin ben ki mümin nefis dedi sen sensin ben benim ne dememiz var dedi. Yani sen sensin ben de benim. Firavun gibi Nemrut gibi şat gibi kimselerin nefsi aynı bizim nefsimizin kardeşi olur.
İslamiyet'le iyice boynunu büktük de böyle itaat ediyorum yoksa koyacak mısın seni biter ederim. Allah şerrinden muhafaza etsin. Halık-ı Zülcelal'a sen sensin ben benim deyince bin sene cehennemde cevap Sen kimsin iyi nefis ben kimim dedi. Sen sensin ben benim ne olacak dedi. Niye seni gene dondurdu seninevi cehennemde sen kimsin ben kimim? Sen sensin ben bendim dedi. Sen sensin ben bilirim. Allah-u Teala hazretleri açlık emretti buna aç, aç, kovun bunu dedim. Açlık emri verince üç günü geçince Allah sen Allah'ım sen ben bunu oldum. Ne oldun yani? Hacbe'ye dayanamadım dedi. Onun için orucu farz etti Allah. Muhammed Mustafa Efendimiz Allah hürmetine nail etti Ya Rabbi cihattan geliyordu Ya Ali'yi Mühür Ya Rasulallah küçük cihadı yaptık büyük cihada başlayacağız yani Ya Resulallah Rusya ile ana kaynağı mı harp edeceğiz? Hayır hayır onlarda güçlü düşman biz daha büyüyle harp edeceğiz.
Aman ya Resulallah nasıl büyük onlardan büyük devlet var mı biz ondan büyük düşman var mı Amerika gibi Rusya gibi kimsenin ayağının altında ezilmek zor değil mi dedi. Yok dedi. Sen onları öldürürsen gazi olun onlar seni öldürürse şehit olun yetmiş de de aklı bana şefaat edeceksin dedi. Şehitlikte. Böyle mükafatı var dedi harp etmenin. Bunlardan daha yeter diyorum oğlum duymuyor musun dedi. Kim o dedi. İçimizde ulan nefis. O nefis düşmanın var ya onun kafasını dökelim ya da onlara kafasını kaldırmayalım. Mühendisin birisi ile Kayseri'de geziyorduk hiç durmadan okuyor. Çarşambalık Abdullah Bey. Ne dedim böyle dersini çekemedin mi gece? Nerede yaptın dedi otelde yandı arkadaşımı var dedim. Hayır o zaman çektim ya efendimizden diyor. Aman efendim on bin lafzai kelam ver. Nereye Abdullah diyor diyor.
Nefsim fırsat bulamazsın ben görüyorum da hamalların yükü ağır olursa çok ağır yukarıırsa kadın kız kimseyi göremiyor. Çekin çekil oradan çekil git koyun yerine yıkana kadar diyor kimseyi gözü dönmüyor, benim de dersim çok olsun da kimseyi gözü görmesin diye anladım diyor. İbret diyor onlar bize mühendis bey böyle diyor. Ben diyor Hazreti Muhammed Aleyhissalatü Vesselam diyor. İçimizdeki düşman öyle bir düşman ki biz onu öldürürsek gazi ekber olurum. O bizi öldürürsek imansız öldürür. Hepsinin ardında ölenleri görmüyor musun kardeşim? Yani şu an şükretmiyor musun sen bu böyle bir niye hiç sene kabul etmiş de içine almış Allah'tan hiç şükür gelmez mi vezine? Namaz kılmayanları görmüyor musun oruç tutmayanları görmüyor musun? Sinemadan çıkmayanları görmüyorum musun? Ailesi gelin kucaklarına girip dans oynaanları görmüyor musun sen? Rahman'a secde etmeyeni görmüyor musun?
Baba bizim meslekimizde biz sığara içeni bile biz içeriye almıyoruz sığara içerse yine kabul değil. Onyalılar öyle demiş Nahyarda Hacı Hasan Efendi, sığıra içenlere mukaddeme dersine vermeye yol. Sığara neyde? Sığara içilir mi ne içilecek? O Kuran yoluna o zıkkım devrilir mi ağzına? Çünkü şeytan diyor bir gün geziyordu bu milletin imanını nasıl alacaksın diye böyle düşünüyordu gençler yavruları yani siz gençsiniz cılız ile sığara işine deyince ekmeğe gönderdin Emrakaş gibi. Onu içtin mi diyor baskını diyor şeytan arıların ardına açmışlar diyor bir tütün getirmişler üfürüyor diyor arı muhtemelen önünden çıkıyor balların üstünü bırakıyor diyor balı alıyor arı geliyor. Ya bu milletin imanını almaya tütün iyi gelecek öyleyse diyor ağızlarına bunların bir tütün vereyim melekler dağılsın da ben ağzının içine gireyim karnına gireyim de imanına almaya çalışabilirim diyor.
Kendi beynünden kendi su yolundan şeytan ettiriyor bu ondan gitti. Kötü ondan gitti Şimdi sizin aklınızdan soruyorum görmediniz efendim gördüm bunları bana çok inanılmaz siz hiçbir hayvan merkebe kadar yani eşek demek bizim aletimiz babamızdan beri terbiyemiz merkebe kadar sıvı, doğal, koyun, besin yemez ya camız sıvı, inek filan yemez ya merkep bile ağzına almaz kokular bırakır. Şeytanın devrinden olduğunu bilir. Onu ettiği vişkiyi kıydığı gavurlara içirttiği gavurlarla dostluk edeceğim diye ben onu da gördüm Tayyaraya bindiğimde kafir turistleri bizi Müslümanlar Müslüman burada mısın Müslümanlar ya kucaklıyor dostum niye ben kadın bölmeli ne diyeyim böyle böyle dost olunca oradan geçiyor. Şimdi bugün hocana kadar içirtiler yani hocana kadar sıkarak içer. Ama Nimet ne diyor bu da benim nimet. Yavrularım, gözlerimizi sevdim hepimizin Nimet abdesthanede yenilir mi?
Bunu tuvalete giriyor da orada içiyor tuvalette oranın kokusunu hafifleştirsin diye. Çok ben bu hakka dair şey biliyorum. Bir nefsecik size konuştum bunu yalnız ikincisinde konuşayım da bu tehlikedir gençler için. Mevlana Cellealapdimi rubi kuddisesiirahul Aziz Allah şefaatine nail et Ya Rabbi sığıra içmez Kayseri müderrisi de sığıra içeremiş haramdır içmesin Allah'tan korksun diye haberi gelirmiş. E ülkelenmiş ayete bakmış bulamamış hadiste bulamamış mevlana Mevlana'nın yanına katıra binmiş girmiş Şahfen Naslekler böyle oturur falan. Gözlüğüm bunu. Devişlerine demiş ki Kayser'den bir bela geliyor bize bir hoca ferdi geliyor şimdi yeri gelmez çakarsa belki Allah'ın kasabına uğrar evliyaları kırmak çok zor yavrum tecrübe ettik biz ona Allah velileri kırdırmasın kurban olduğum Allah tam belayı berzahtır o.
Ben demiş çektiğim Halvet Hanım'a da o çok talebe okuyor onunla girin sonra içerse ateş vereyim dermişler bir küçücük şey yaparsanız edepsizlik karışmam reddederim sizi demiş. Hemen geldi ile o geldikten sonra çatal kapıya Hocam evladım hocam neredesin deyip Koca Neşklerde hedefine giremez o sonra alacağız. Konuşmuşlar demişler buyur efendim buyur buyur Efendi Hz. Sizden haberi var. İş harfimiz geliyor değil mi? Ya dedi hemen koltuğuna girdiler merduanı çıkarttılar oturdu hani efendim niye böyle dedi. Efendim efendim Halvethaneye girdi yarın kuşlukla ancak görüşürsünüz bir imkanı padişah gelse de çıkmaz padişah sorar efendim Halvethaneye girdi dedim mi gelemezler Ama siz derdiniz mi sana orada giderim. Kes el kaybı sığara sığar, canın sıkkın diyor. Ateş getirdiler hemen dediler. Sıffın olsun, derler diyor. Bir tane geliyorlar. Hiç kimse tekkede sığara içmezdi bu alan iç dedi.
Şurayı kalabalığından bir kişiye tesadüf etmedi daha sığar içen. Herhalde acasın efendimiz içmeyi sevmez derlermiş hiç içmezler. İçenler ağzından elinden kokar lakin kaldırıp da bir sığar içene hiç tesadüf etmedim bu millet iyi diye çıkarsen iyi olur inşallah usul usul muhabbet bulmaya çalışalım. Ondan sonra efendim canı sıkıldı, çırasını içti, yatsı yapıldı hemen yattı. Yatan yatmaz mahşer yerinde olmuş Hoca Efendi Hacı Hasmi Efendi diyorlar büyük zat. Ondan sonra bakmış ki Mevlana geliyor. Nereye gidiyorsun efendim demiş. Hazreti Muhammed Mustafa ziyarete gidiyorum daha yeşiller değilmiş de putın üzerinde oturan Muhammed Mustafa demiş. Ha efendim ben de geleyim dedim diyor. O da arkasından geliyor bağırıyor Peygamberimizin elini ötüyor. Mevlana Celaleddin-i Ruhu niyazatları Allah şefaatlerine nail. Fırsat bulursan ziyaretine girin. Cab muhterem misal.
Açlıktan bir o var açıktan varınca misafirine hoş geldin Safa geldi diye teyzem. Bir de böyle kandal bayezid bir dersname var. Daha çok gezdiğinden de bunları en ilerlerinden gördüm yani. Allah şefaatlarına nail etsin. Bir daha nasıl vardı? Nasıl oldu? Neler gördüğümü diyemem yavrum. Onlar gizli mi ısırdı? E nasıl dedi hanım Oraya varınca yerini öpünce Mevlana'nın boğazını kucakladı diyor. Peygamberimiz gözlerinden öptü Ya Mevlana Valisi enbiya oldunuz çok ümmetimi kurtardın Ahiret azabından çok ümmetimi kurtardım, enbiyaların varisi oldum. O şekilde diyor ben vardım diyor. Ona da elini uzattı diyor. Elimi hortunca ona da elimi öptürdüm elimi koklanın diyor ama keyfine doldu içerim çok sevindim ben diyor. Talastan şu ara duyuyorsa oraya perişan yere oturttun mu şöyle imzala ha? Şu anda duyuluyorsa oraya şey duyulmuyor mu olur he?
Arkadaşlarımız sık oturması ama yüzer bakarak dinlemek daha tatlı olduğundan karşılaşlarımızla da hasretleşiyor Kayseriler mi gelmiş hoş geldiniz sopa geldiniz sopa getirdiniz Peygamberimiz elini öptürünce yönünü dönüyor diyor ondan hacı basım ağzım fena kokuyor oğlum ağzım fena kokuyor diye yönünü dönünce diyor ağlayarak kapandım Mevlana'yı kucaklayıp gözünü öpüp de onun haklı olduğunu benim haksız olduğumu bildim ağlamaya başladım diyor şuradaymış Mevlana kapıyı açtı ile gitti diyor hakikat hala vakıf oldunuz mu kardeşim kimdir Allah sizden yüz binlerce razı olsun olsun Mevlana diyor Ben edepsizlik etmişsin tövbe ediyorum beni irşada getirmişsin buraya Allah razı olsun derim diyor böyle diyor günahıma tövbe ettim bir daha sığara ağzıma almadım Müslüman sığara almaz canım Rabbim eti aldın mı yanıma imanlıyormuş ki ben çıkayım da kafir olarak dökme imanın üzerine bırakayım dökme Siz gençsiniz neler gelecek başınıza daha şimdi göz elden eğleniyorsunuz Allah muhafaza etsin zinaya ne bozulacak olursa uç kolunu çizerken he diyor Allah aşkına dur diyor iman ben çıkayım da İmansız olaraktan zinaya ait ben tahammül edemiyorum bu iki şeye iman tahammül edemiyor kardeşlerim ve senzelelerde bundan oluyor şimdi az söyle az ye az iyiye geldiydik halktan kaç aslandan kaç tıklay gibi kaç yani insanlardan kaç haydut başımıza Allah'ı seversen çaydan da tatlı çayda ırmaktan da tatlı denizden de tatlı ırkdan da tatlı baldan da tatlı pekmezden de tatlı her şeyden da tatlı Allah için rahat bir bizim başlarımız var Bunlar geldi aç bir ilaç edip yaştan sonra aklavuyu getirmişlerdir şunu yediği koydular bir murakaba haline geçilmişti herkes burnundan soluk alıyordu hiç kimsenin canı istemedi mecliste o patlaodan bir tanecik ısırma kaldı kaldı kaldı kaldı Hiroş korku derdi çünkü o gelen cennet nimetiydi bize gelen füyozatı ilahiyyeydi onun yanında balığın ne duyması var.
Patlavanın bacaydın ne kıyması var filan yalnız evinizden çay içilsin diye sizlere ikram olsun diye ecaz olsun diye duramıyor çocuklarımız gençler çıksın da ondan sonra içsinler onlara şeker Sami'miz diyor ki fakir olmayalım gençler de içsinler arkadaşlarım diyor bak şu kitle ve öteden hep kaderlar düştü kırıldı böyle geçiyor buranın alemi Allah bundan yere vayma Ya rabbi daha ilerlet inşallah hasta hattan kaçın oğlum hastamdan kaçar gibi kalbi asi kimselerin kalbinin parası size ürker Efendimiz diyor ki Ayasofya açıkını biz namaz kılardık diyor Namazımızı kıldık gittik diyor kelamı dergahındaydık diyor Hacı esadı erbili Kuddise sirrabun Aziz tekkenin diyor kostüm şimdiyle diyor şeyhiyle diyor birisi kardeşimizin orada kalmış diyor Neyse diyor orada kalmış diyor Mevlüt-i Şerif okunuyormuş onu dinlemiş Mevlüt-i Şerife gelmiş diyor Efendim kalbim zikri durdu ne olduysa kalbimizi Allah'ı zikrediyor Kalbim çalışmıyor dedim diyor Hacı Hasan Efendimize o Murakabeyi aldı diyor Murakabeler baktım diyor siz Ayasofya'ya gitmişsiniz kardeşlarınız gelmiş sen orada kalmışsın mevlitte okunurken karşıma bir kalbi katil tarikat münkiri alan karşındaymış diyor sen de vavutasızımızsın diyor onun kalbinin parası size hastalık vermiş de zihnini durdurmuş diyor mesela bu diyor Naime halvetinde ol taze oğlanlarla görüşme Havretlerle görüşme.
Hanilerle görüşme. Aslarla sohbet etme. İsterlerse şimdi ben aşağısını ne zaman atayım haydi ben çayı getirin. Şu ortayı açın diyor. Şöyle. Şöyle. Aç onu ağacın ver şöyle. Allah demiş, bir kola Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Yakup şöyle git şu uyanmadığını hıh Allah Allah Allah Allah Allah şu uyanmayı bir alan mıdır bizlerin dibine çay koyacak kadar olsun normal etsinler olsunlar. Ben de boşa dönmüş ya Allah ya Bismillah Allah darlı olsun biçirenden de yetinen de içenden de içilenden de Medine'den çayını gönderenden de Mehmet'e küstazlarımızı gönderiyoruz çay. İnsanı orada çay içiriyormuş Tehlike gönderiyorlar Muhammed Mustafa efendimizin memleketinin çayını içiyormuş feyiz olacak inşallah. Yaa ya. Gene çay içmişler diye. Efendimiz çay içerken almışlar. Çaylar. Kaşla şık şık şık geliyor.
Sohbeti var burada Karşıkla böyle şık ediyor Kendi konuşuyor Sohbet ediyor Buna bir özellik veriyor Tabi yayma halvetinde ol ya yarak karışma halktan kaç aslandan kaçtıkları gibi kaç parçalamasın seni zaten akran askının çoğu insanın dört düşmanı var insanın birisi şeytan Yavuz besmele çektin mi çekilir gider birisi nefis az yiyip az söyleyip az uygun ilacı bu birisi nefis birisi akran akran bir yaşta olan fena namaz kılmaz abdest almaz oluştur tutma hac yetmez zekat vermez ırak içer şarap içer onlar oynar fenalık bunların yanına hiç varılmaz iki bunların yanından kaçmak onun ilacı üç dört birisi de dünya muhabbeti Cini günahın başı dünyaya muhabbet etmeden gelir. Dünyayı çok sevmeyelim çünkü Efendimiz bazı kardeşlerimiz var selam verilmez diyor. Kalbine dünyayı muhabbeti put etmiş de diyor puthanedeki insana selam verilmez ki bunun için en büyük tehlike de dünya muhabbeti.
Şeytan da dünya ile muhatap olurmuş emeline aldadırmış nefis de dünya ile, el birileri dünya, akran da dünya ile aldadırmış yani sıkılmaz dünya. Dünya dediğimiz şu güzel dul kız herkesin dostudur fakat papaz. Hiç kimseye o parayla kalmaz. Bir daha ayrı alamam öldü. Bir daha o tarlaya varamazsın bahçenin elmasını portakalını toplayamaz. Suarı senden sorulur gir olmalı kapışır geçer gider. Allah bizi ayıp kılsın inşallah. Yavrum halemdi halemdi kazancım helal olsun yani halem tamam bildiğiniz gibi de haram olursa kırk paralık haram yedi yüz iken cemaat ile camide cemaat ile kılınmış kabul olmuş namazla ödeşilecek bir paralık. Bir tek tek lokma haram boğazına gittiyse gittiyse kırk gün amelin hap olur amel kabul olmaz. Onun için Efendimizin çok büyük dikkat ettiği bura. Panganın önünden arkasından geçmeyin ha diyor. Pangayla para alandan paramızı bozdurmayın.
Pis parayla iyi parayı değişmeyin ama bizlere ibret için yeter bunlar sav bunun şekil. Ben Şahin Nakşibend'le Efendimiz iyi yemekten yiyeceğiz Hızır 'ın yeme dirhem meftarı haram var içinde taamın tümünün içinde dirhem ağırlığında bir dirhem ağırlığında haram var oğlum dedi. Bu taamı yeme diyor Hızır aleyhisselam geldi kaldır bunu dedi. Bizim tahribatımızda üç yedi nihayet kırk günde insan veriyor olur Allah'ın velisi lakin bu dirhem meftari zerre kadar haram olursa kırk sene çalışsan bir adım ileriye tamam. Onun için helalliği. Şüpheden perhiz edin geliyorum. Haram ola, haram ola gidin de bundan perhiz edin. Size Adem aleyhisselamın dört vasiyetini söylerim ama bakıp da teypmiş heyeti yani ben perilerin içinde kalmışım ama Şit Aleyhisselam'ı çeviriyor diyor ki ya Şit şu dört vasiyetime sahip ol diyor. Peygamberden peygambere duyur Muhammed Mustafa duysun diyor, ona vasiyet etsin.
Ahir vahtaki ulemaların hangisi bilirse cemaatine onu tarif etsin. Birisi şüphelendiğin işi zutma. İkincisi nefsin çektiği nefsin istediği şeyi yeme içme. Üç müşavereyi terk etme. Dört ailenin sözüne uyma. Bu dört vasiyetine sahip ol. Niye böyle diyelim baba dersen dedi. Benim cennetten çıkmama sebep bu dört şey oldu. Hacı Hasan Efendi Kuddüses Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden, Kalemdardan sohbetler sona erdi.