Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Kuran-ı Azimüşşan emirdir, nehiydir, azaptan korkutmaktır ve ilahi nimetlere de teşviktir ehlullahın ifadesine göre. İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri de, hedyayet ismine mazhar olan insanı Rabbi Zülcelal'imize kavuşturan bir kitabı kerim'dir. Siz bunu Rabbimize kavuşturan derken bütün taatlerde, bütün yapılan işlerde insanoğlunun başına gelmesi muhtemel olan bütün hadiselerde emri ilahiye uymak suretiyle insana bambaşka bir cennet hayatı yaşattırır. Sehl Bin Abdullah, Etdüstreri hazretleri Allah ile kul arasında bir bağdır. Öyle bir bağ ki hem tekellüm hem konuşmaktır hem de isimlerinin sıfatlarının fiillerinin tecellisine erişmek. Bunu çokça söylüyorsun nedir bu tecelli yaşanan bir husustur vücudun ortadan kalkar o zaman. Hiç yok mu olur bizim hiç vücudumuzdan eser kalmaz mı?
Kalır ama vücut diye bir şey göremezsin, sadece onu görürsün. La mevcude illallah, la mahbube illallah, la maksude illallah maksat ve gaye o olur, sadece onun varlığı görülür, görülen eşyada onun sırları müşahede edilir, onun yaratma sıfatı görülür. Kim Kuran-ı Azimüşşan'a uyarsa kurtulur. Ebu Talib Mekki Hazretleri Ruhul İman, imanın ruhudur demiştir. El Kuran Allah'tan korkanlara bir öğüttür. Ebu Abdurrahman es-Sülami Hazretleri buyuruyor. Allah'ın yolunda onu bulmak için gayret edenlere bir esastır.
Melecetü'l helikin helake gidenlere kurtuluştur, gözü başkasının namusuna bakanlara, beyni başkasının namusunu düşünenlere vesair çılgınlık içerisinde olanlara, ticari ahlaksızlığa gidenlere, bir başkasını aldatmayı, bir başkasını hor ve hakir görmeye çalışanlara bir kurtuluştur Bu fiillerden kurtulmak için menecetü'l-helikin ve beyanün lil mustavserin gönül ehillerine de öyle sırlar, öyle manalar açılır ki tarifi mümkün değildir. Ve şifaun lil mütehayyirin, Allah'ımızın aşkından kendinden geçenlere de bir şifadır. Ve emanün lilhayifin, korkanlara, korkanlara kurtuluştur. Onların, onların bir emaneti sığınağı durumundadır ve ünsün lil müridin, Allah'ın yolunda gayret eden iradesini Rabbimize teslim edenlere bir dostluktur Kuran-ı Kerim ve nurun likulu bil arifleri arifin ariflerin kalplerinin nurudur. Kardeşlerim bu nuru tarif edemem, bir zevktir, bir neşedir.
Onu bulduktan sonra hiçbir şeye ihtiyaç duymaz ve hüden limen erade tarika ile Rabbi, Rabbi Zülcelaline kavuşmak isteyenlere de yol gösteren bir esastır. Cüneydi Bağdadi hazretleri lafzul Kuran, Kuran'ın lafzı ve bedenul insani tevaman. Sanki Kuran'ın lafzı okurken dilimizle ifade edişimiz var ya, insanın bedeni ile lafzı bir eştir, bir kardeştir diye ifade edilir. Ve manen Kuran, Kuran'ın manası ve ruhul insan tevemen, Kuran'ın manasıyla insanın ruhu da bir benzer iştir. Benzer derken, bunun sırrını, bunun esrarını görmemiz icap eder ve anlatamam bitmez ve tükenmez ve mana Kuran, Kuran'ın manası daha manası bitmiş değil ki. Denizin bütün damlalarına kadar mana verseniz yine bitiremezsiniz, yine bitiremezsiniz. Allah'ın Kitabı Kerim'inin ayat-ı ilahiyenin manalarını. Çünkü yedi batın, yetmiş batın onun sırları vardır. Tabii ki şer-i Şerife uymak suretiyle.
Ve hakikatü'l Kuran ve hakikatü'l-insan şeyhün vehidün Kuran'ın hakikati ile insanın hakikati aynı bir şeydir. Bundan dolayı olsa gerek Aişe-i Sıddık'a validemize Resulullah'ın ahlakı nasıldı Kuran'dı demesinin manası da bu olsa gerek ve budur. Kuran-ı Azimüşşan'ı okuyunuz, çünkü o sözlerin en güzelidir. Onu anlamaya çalışın, çünkü kalplerin baharıdır. Hazreti Ali Radıyallahu Anh Efendimiz buyuruyor. Onunla şifa bulmaya çalışınız, sadırların şifasıdır, gönüllerin şifasıdır ve kıssaların da en güzelidir. Hasan-ı Basri ey yuhennas inne hedel Kuran şifaun lil müminin. Ey insanlar Kuran müminlere şifadır, şu Kuran-ı Azimüşşan bu mübarek kitabı Kerim ve İmamün lil müttakin muttakilere Allah'tan korkanlara yol gösterir, öncüdür. Ehlül Kuran, hum ehlüllah demiştir. Kuran ehli Allah'ın dostlarıdır. Allah'ın sıfatıyla sıfatlanmıştır, o da Kuran'dır. Tabii velayet ölçüsü içerisinde.
Cenabı hak bizi kitabı kerimimizden ayırmasın. Biz kurban taatini icra edeceğimiz günlere de çok yakın bir zamandayız Kurban dendiği zaman kurban alemi kuşatan bir taattir, alemi kuşatır o. On sekiz bin alemi kuşatır, afak ve enfüste kurban hem kendi nefsimizde hem de dışımızda kurban. Bakıyoruz alem bütün kurban, alem bütün kurban. Mesela cemadat bir toprak size bir buğday tanesini attığınız zaman ürün olarak size en az bire on nimetle bahşolunan bir lütuftur, bir ihsandır toprak size ikramda bulunuyor, feda ediyor kendisini, kurban ediyor. Mesela bir fidan dikiyorsunuz, o kendi varlığıyla, dalıyla, bu dağıyla, yaprağıyla, çiçeğiyle, meyvesiyle size kurban oluyor. Bir dağı diyelim, o ormanıyla içinden fışkıran o sularla taşlar diyelim taş nerede kullanacak olursanız oradaki verdiği hizmetler size kurban olmaktadır. Hayvanata bakıyorsunuz o da kurban ediyor kendisini.
Daha çok koyun kesildiği için mesela koyun etini veriyor size kurban oluyor, sütüyle kurban oluyor, derisiyle kurban oluyor, tüyüyle kurban oluyor. Mesela gübresiyle kurban oluyor, her şeyiyle size kurban oluyor. İnsan diyelim hayvanat böyle, cemadat böyle, nebatat aynen efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Bedir'den irtihaline kadar kendisini Hakk'a vakfetmiş, feda etmiş bir peygamberi zişandır. Taif'in de, uhudun da hatta cihatta bir defasında Hazreti Abbas radıyallahu anh ne yapıyorsun ya Resulallah, düşman saflarına giriyorsun diye mani olmuştur. Kendisini Allah'ımıza feda etmiştir. Sahabeyi kirama bakıyorsunuz ve misaller tabii ki zamanın ölçüsüne de sığmayacağı için veremem. Sadece şunu söyleyebilirim Allah'ın resulunun huzuruna geldikleri zaman Fedekehebi ve Ümmi Ya Rasulallah anamız babamız tatlı canımız her şeyimiz sana feda olsun demişlerdir.
Mesela Hazreti Sıddık radiyallahu anh dünyanızdan bana üç şey sevdirildi birisi kızımın Resulullah'ın nikahında bulunması, ikincisi Resulullah'ın mübarek yüzüne bakmak ona doyamam diyor, Resulullah'a doyamam. Üçüncüsü de malımı mülkümü her şeyimi Allah'ın resulunun davası uğruna feda etmektir. Hazreti Ömer radiyallahu anh onu geçmek isterdi. Dedi ki bu Tebük seferinde aleyhisselatu vesselam Efendimiz yardım istiyor sahabeyi kiramdan, bunda dedi, Sıddıyı Azam'ı geçebilir miyim? Ya Ömer ne getirdin? Ya Resulallah hep malımı mülkümü yarıya böldüm. Ya Sıddık sen neyi getirdin? Şu kuru canımı getirdim. Böyle feda etmiştir. Mesela Hazreti Mus'ab radıyallahu anh Uhud muharebesinde efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'a gelen oklara karşı göğsünü hedef etmiştir. Resulullah'a dokunulmasın diye Hazreti Dalalar öyle vesair, sahabeyi kiram öyle.
Yeter ki onun bir tinne dahi sıkıntı gelmesin diye her şeylerini feda etmişlerdir. Böyle kurban olmuştur Sahabe-i Kiram. Ulema-i Kirama bakıyoruz ilim yolunda insanların cehaletten kurtulması için kendilerini feda etmişlerdir İmamı Azamlardan tutun, mesela talebelerinden İmamı Yusuf babasının cenazesine bile gitmemiştir. Gitmez olur mu? Allah'a ve resulüne itaatten sonra anne ve babaya itaat gelir. Demiştir ki, şeri olan görevleri teçhiz tekvininde bulundum, kabre kadar siz götürün çünkü hocam İmamı Azam rahmetullahi Ali Hazretlerinin dersi var, bugün onu yetiştiremezsem bir daha da elde edemem diye ehhem mi, mühimme tercih etmiş, insanlığın kurtuluşu için böyle feda etmişlerdir. Eğer onlar olmasaydı bize sağlıklı bilgiler gelir miydi? Aslında her şey tamam olmuş ve bildirilmiştir. Ondan dolayı meseleyi karıştırmanın hiçbir anlamı yok.
Kurban tatil dediğimiz zaman kurban tatilinin biz deruni manalarını bitiremeyiz. Mesela bakıyoruz Allah'ın sevgili kullarından Esad Erbili Hazretleri ne darım var beni mes'at ne de meyli diyarım var cemali Bari'den başka diğer bir intizarım yok demiştir. Ne evim var ne barkım var cemali yardır de Sami Ramazanoğlu Kuddise Allahü Teala üstadımız Cemali Bari'den deyin diye buyurur. Allah'tan başka benim bir arzum isteğim beklentim yoktur diye. Mesela şiirinin birinde, Ey gönül aldanma yarın ahdine peymanına, itimad etmek hatadır lütfuna ihsanına, sadık isen kıl tahammül cevrubi payanına. Aşık oldur kim, kılar canın, feda cananına. Meylü canan etmesin her kim ki kıymaz canına. Sureti ziba-yı hayaldir aşkın, giryi ü efhandadır zevki cefali aşkın.
Var ise pervanedir ancak misali aşkın, canı canana vermektir kemaliye aşkın, vermeyen can itiraf etmek gerek noksanını her şeyiyle diyor teslim olmaktır Mevla-yı Zülcelal'e. Mesela Sami efendimiz Hazretleri Kaddafi sırra Adana'daki malını, mülkünü, her şeyini feda etmiştir. İçinde bir şüphe vardır diye. Babaların Müşteba Efendi'nin irtihalinden sonra iki ay onun çalışmış olduğu kereste, mağazasında, iş yerinde iki ay çalışır. Ay tamam olunca maaşını vermek istediklerini, hayır hayır, babamın belki gelmediği günler olabilir, bir hak hukuk varsa onlar ödensin diye geliyorum der. Allah'ın emrine böyle kurban olmuştur. Yani bir bir düğün yaparız, düğünümüz isyanla bu Allah'a kurban olmak mı demek? Kurban kesmenin anlamı ne demek? Sadece hayvanı boğazlamak değil ki.
Mevla-yı Zülcelal'imiz bize kurban hususunda Hac suresinde otuz yedinci ayet celle ne etinizdir ne de kanınızdır Allah'a ulaşan, sadece sizden takvadır, Mevla'ya yakınlaşmaktır. Onun emrinde bir kuyumcu hassasiyetiyle emri ilahiye son derece riayet etmektir. İmamı Azam rahmetullahi hazretlerinde olduğu gibi ya imam neden sen bu elbisendeki kiri temizliyorsun? Bildiğiniz fetvaya göre eğer avuç içini sıvı necasetlerde geçmezse eğer işte beş arpa ağırlığında katı necasetlerde deyince siz diyor ondan daha çok küçük olan bir kiri temizliyorsunuz, buyurur ki o fetvamdır, bu da takvamdır. İşte tasavvuf da budur. Böyle bir yaşantı kurban dediğimiz zaman sadece hayvanı boğazlayıp iştahla etlerden yeriz demet değildir o. Hazreti İbrahim Aleyhisselam ile başlayan bir taattir. Öyle bir taat ki deruni anlamı deyince insanın içinde kan dökme arzusu vardır, insanda fesat çıkarma vardır.
Bakara suresi otuzuncu ayeti celilede Rabbi Zülcelal'imiz işte melekler diyor ki ya Rab, kan dökecek fesat çıkaracak kimseleri mi halk ediyorsun, biz seni tespih edip duruyoruz. Demek ki insanın tabiatında var bu, ıslah edilmezse fesat çıkarır, ıslah edilmezse Allah korusun canlı bir bomba şeklinde insanlığın helakine doğru gider, daha neler neler yapılır, Cenabı hak korusun, muhafaza buyursun ve kan akıtma vardır, bundan dolayı görürsünüz bazı araba yarışlarını görüyorsunuz, boğa yarışlarını görüyorsunuz, bütün ortalık kana bulanıyor. Çünkü insanın tabiatında var bu ıslah edilmesi icap eder. Bunu cenabı hak ibadet ve taatle, ibadet ve taatle insanın içindeki fesat çıkarma, ben kan dökme arzu ve isteğini taate büründürüyor, kurban kesiliyor. Sadece bu kurban bayramında değil ki. Kişi misafirine eğer imkanı varsa kurban kesecek olursa cehennemdeki yerini söndürmüş oluyor.
Siz oturmuş olduğu arabaları, mesela bir koltuk diyelim arabada, onu kesmeye çalışıyor, onu yırtmaya çalışıyor, onu bozmaya çalışıyor, arkadaşına izah ediyor. Bir telefonun diyelim akizesini böyle koparmaya gayret ediyor vesair olmadık hareketler yapıyor, sıkıntılar veriyor. Bu insandaki o duygudan dolayı. Kurban kesmek suretiyle bu hal geçiyor ve insanın kurbanını da kendi eliyle kesmesi gerekir. Bu da ailenin bulunması, çoluk ve çocuğun hep beraber bismillah Allahu ekber diye tek bir getirmeleri ne büyük bir huzurdur ailede. Ebu Hanife rahmetullah Ali hazretleri mezhebimize göre Hanefi mezhebine göre vaciptir. Kesme imkanı olduğu halde kesmeyenler benim mescidime gelmesin, yaklaşmasın buyuruyor Allah'ın Resulü. Kurban kesiniz o babanız İbrahim Aleyhisselam'ın sünnetidir diye buyuruluyor. Rabbimiz fesalli rabbike venhar, Rabbine şükür için sana kevser lütfetmiştir, ihsan etmiştir.
Sen de bundan dolayı kurban kes ve namaz kıl. Kurbanı işte Kurban Bayramı'nda kesmiş olduğumuz taat olarak ve diğerlerini de namaz kılı da bayram namazı olarak ele almışlardır. Kevser bir nübüvvet manasını vermişlerdir. Rabbimizin tanınmasıdır, onu gönüllerin tanımasıdır. Vahdaniyetini ve birliğini bütün eşyada ifade etmektir. Bir marifet nurudur, ümmetine şefaattir, Allah'tan gayrı her şeyden kesilmektir, ezeli ve ebedi olan Rabbimize kendimizi teslim etmektir. Bunun Elmalılı Hamdi Yazır hocamızın tefsirinde Kevser suresine baktığınız zaman adeta bir kitaptır bitmez ve tükenmez bakarsınız bu bizim anlattığımız size aynü'l hayat ruhul beyanın kaynağı durumunda olan tevülatü'l-necmiyeden size arz etmiş oldum. Kurban tatil demek ki kurban babamız İbrahim Aleyhisselam'ın sünnetidir. Malı olan kimseler gücü yetenler mesela dokuz-altı gram altunu var.
Sadece bu altın değil, o değerde malı varsa kesecektir. Müslüman olması gerekir, akıllı ve ergen olması gerekir ve mukim olması icap eder ve çok kıymetli bir taattir hiç şüphesiz. Meleklere bile bakıyoruz, melekler her şeyini teslim etmiş. Sami Ramazanoğlu, Kaddesallahu Sırri Hazretleri içinde şüphe var endişesiyle zerre kadar dünya malına dönüp bakmamıştır. Kelimeeyi muhteremelerini evlendirirken dünya malım şu parmağımdaki yüzüktür demiştir. Böyle teslim etmiş kendisini Mevla-yı Zülcelal'e ve emsali Allah dostları bitmez ve tükenmez. E melekler diyoruz, onlar Allah'ımıza kendisini kurban etmiştir. Tahrim suresi altıncı ayet celleye baktığınız zaman melekler tarif edilirken allah'ın emretmiş olduğu vazifeleri yerine getiren kimselerdir. Mesela Cebrail aleyhisselam öyle kendisini kurban etmiş ki rabbımıza kurbanla da alakalı olduğu için arz ediyorum.
Deniyor ki nerelerde daraldın ey Cebrail Aleyhisselam belki sıra olarak değişik olabilir ya Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Uhud Dağı'nda Uhud Dağı'nda senin mübarek yüzün yaralandığında, mübarek dişlerin şehit olduğunda kanın yüzünüze sakalınıza sakalınızın da yere sakalınızdan yere kan damlayacağı zaman edrik abdi, ey Cebrail kulum, Muhammed'ime yetiş deyince adeta kanatlarım sızlıyordu o kanı aldım kanadımın üzerine. Eğer yere düşseydi Rabbimiz hiç arzda nebatat diye hiçbir şey varlık diye hayat diye bir şey olmazdı ve o kanı da aşıklarının gönlüne yerleştirmiştir ehli tahkike göre. Sonra, sonra Yusuf Aleyhisselam kuyuya atıldığı zaman Edrik Abdi kulum Yusuf'a yetiş, o zaman daraldım.
Bir de İbrahim Aleyhisselam ateşe atılırken bunun yanında bunun yanında İsmail Aleyhisselam'a bıçağı alıp tam boğazına isabet ettirdiğinde Edrik Abdi kulum İsmail'e yetiş deyince öyle bir sürat gösterdim ki bu tarif olmaz yani bizim dediğimiz gibi koşmak bilmem falan bu şekilde değil o. Geldim, bıçak ile boğazının arasına kanadımı yerleştiriverdim. Vurdu ama bıçağı ne kadar boğazına çalsa bile bir türlü kesmiyordu. Çünkü benim kanadım vardı bıçakla o boğaz arasında. Sonra İbrahim Aleyhisselam'a oğlunu kurban et demenin anlamı benim muhabbetime engel olmasın, onu kes demek değildir. Bunu, buna yanlış mana verilmemelidir, hiç şüphesiz. Sonra kendimizi Rabbizi celalimize feda etmek, kurban etmek bize Saf suresinin onuncu ve on birinci ayeti celilelerinde size ebedi azaptan kurtulacağınız bir ticarete delaleti değil mi?
Malınızla mülkünüzle canınızla her şeyinizle Rabbimizin yolunda cihad edin ayeti celilesi ile bildirilmektedir. Sonra taatlere bakıyoruz. İmanda kendimizi kurban edeceğiz. Ne demektir imanda kendimizi kurban etmek? Teslimiyettir ve kesin inançtır. O da yıkandır. Nasıl ki En'am suresinde yetmiş beş ile yetmiş dokuzuncu ayet celililere baktığımız zaman, Halıkımız semavat ve arzın esrarını İbrahim Aleyhisselam'a gösteriyor. İşte yıldızların, yıldızın doğuşu, ayın, güneşin aslında bu örnek, misal göstermek için yoksa İbrahim Aleyhisselam'ın böyle bir derdi yok. Rabbi Zülcelal'imize inanmıştır. Bu bu akılsızlarımızın yola gelmesi için desek acaba nasıl olur? Çünkü rivayetin birisi bu. Onun zaten itminana ermiş, huzura ermiş o. 0 daha çok sırlara erişmek için ay yıldız, ay güneş diye ifade ediliyor. Bu ayrı bir konudur inşallah ele almaya gayret ederiz. Sonunda da ne diyor?
İşte imanda Allah'ımıza kurban olmanın misali İbrahim Aleyhisselam'da En'am suresinde haber verildiği üzere yetmiş dokuzuncu ayet yönümü çevirdim, tamamen teslim oldum, ben müşriklerden değilim, demiştir. İbadette bakmıyoruz, namazda, namazda dosdoğru olmak. Kıyamında Adem kelimesinin Arapça yazılışına baktığımız zaman o elif gibi dosdoğru bütün hareketlerimize dosdoğru olmak ne demek bu? Bu. Ettim deve dosdoğru hareket et, dosdoğru hareketin bir işaretidir. Namazda elif gibi düzgün bir şekilde durmaktır. Dal gibi rüku mim gibi secdeye eğilmek ve tamamen kendimizi Rabbimize kurban etmektir. Oruç saatine bakıyoruz, onda tamamen bir kurban tatilinin zevki var neşesi var, kendini feda ediyorsun. Şehevi duygu ve düşünceden kurtuluyorsun. Hacştaatinde görüyorsun. Mallı mülkü çocuğu çoluğu her şeyi terk edip gidiyorsun. Kurban ediyorsun kendini Rabbimize. Zekatta bunu görüyoruz.
Emri bil maruf nehy-i anil münker insanların inşaat ve ıslahında görüyoruz. Çünkü rızayı ilahi için yapılması gereken hiçbir maksat ve gaye olmadan dünyevi cihat taatinde görüyoruz. Dinin ilası için yapılması suretiyle bir kuzman olmamak için. Cenabı hak taatlerimizi kabul etsin ve bu taatlerde de asıl Cenabı hakk'ın razı olduğu amellere yönelmemiz gerekiyor. Allah'ımızın razı olduğu ameller nedir derseniz işte keseceğimiz kurbanda büyüklerimizin yaptığı gibi onlar sadece bir iftarlık alıyor, geri yanını olduğu gibi infak ediyorlar. Aman ha kapı bir komşu olduğumuz veya uzağımızda da olsa fakirleri yoksulları tespit ederek Beren Derneğin'nin de yapmış olduğu büyük bir çalışma var. Fakirleri yoksulları tespit ederek onlara iade yardım da bulunuyorlar ve diğer bütün kurumlarımızın bu güzel çalışmalarından dolayı hepsini tebrik ediyoruz. Velhamdülillahi Rabbil alemin.
Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi serin sohbetini dinlediniz.