Kalp Selimi ve Ruh Arınması ile İbadet Hayatı | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Kalp Selimi ve Ruh Arınması ile İbadet Hayatı
Kalp Selimi ve Ruh Arınması ile İbadet Hayatı kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Abdülaziz et-Dibban Hazretleri var. İbn-i Yvesselamu O nasihatlerinde diyor ki sizin en çok kulak vereceğiniz Allah'ın kitabı olmalı, en çok başta Kitabullah'a yöneleceksiniz. İkinci olarak sizin müracaat edeceğiniz kaynak Resulullah'ın Hadis-i Şerifleridir. Ondan…
Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Abdülaziz et-Dibban Hazretleri var. İbn-i Yvesselamu O nasihatlerinde diyor ki sizin en çok kulak vereceğiniz Allah'ın kitabı olmalı, en çok başta Kitabullah'a yöneleceksiniz. İkinci olarak sizin müracaat edeceğiniz kaynak Resulullah'ın Hadis-i Şerifleridir. Ondan sonra da müracaat edeceğiniz yer Evliyaullah'ın kelamıdır. Neden Evliyaullah diyor, Arifi Billah diyor da ulema demiyor. Bunu söyleyen olur mu içinizde? Mesela, Abdü Hazretleri, Evliyaullah'ın kelamına kulak verin diyor. Niye ulema demiyor? Allah'ımızın koymuş olduğu emirlerin hikmetini biliyor. Ne için konduğunu, sebeplerini çok iyi çıkarıyor. Mesela namaz taatindeki sırları görüyor. Diyor ki biz hayatta kıyam halinde duruyoruz, dağlar da kıyam halinde.
Meryem Suresi'nin Kuran-ı Kerim'de son ayetlerinden birisi Kainatın bütün Mevla'ya kul olduğu haber verilir. Hepsi Cenabı Hak idare ediyor. Bak da size isyan ediyor mu? Siz dağa ağaçlar dikmek istiyorsunuz. Bir orman meydana geziyorsunuz. Öyle deyince da hayır benim üzerime katiyen böyle bir halde bulunamaz demiyor. O itaat ediyor. O itaatiyle kulluğunu gösteriyor. Sus hissediyorum beni içme diyor musun? Yok beni içme. Ben sana gıda olmam demiyorum. Bak itaatim. Bir toprak birçok işlemler bunun üzerinden yapılıyor. Yiyeceğimiz, içeceğimiz hep orada. Yer diyor mu? Hayır benim üzerimde böyle bir muamelede bulunamazsın demiyor. Neden demiyor? Şunun için demiyor. Mevlamız buyuruyor göklerde ve yerde olan herkes istisnasız kul olarak rahmana gelecektir. Bak bunların vazifesini yapıyorum. Hepsi yapıyorum. Vazifesinde kul çünkü. Kul. Vazifesini yapıyorum. Hiçbirisi ben görevimi yapmam demiyor.
Bunların görevlerini yapmasının sebebi hilafet makamında bulunan insanın biz bunu anlamıyoruz. Ne hilafet ne? Hilafet yeryüzünde Allah'ın adına emirlerini hem şahsımızda hem de dışımızda yaşatmaya çalışan kimse demek. Bunun için hizmet ediyor onların hepsi. Mesud olabilmemiz için ne yapacağız? Başta Kuran-ı Kerim, Hadis-i Şerif ve evliyaullah'ın sözü. Evliya demek aynı zamanda alim demek. İlim ehli olmayana Cenab-ı Hak velayet vermez. Sizin çoban dediğiniz, kumamış dediğiniz kimselerin ağzından dökülenler ayet meali. Hadis-i Şerif'in meali. Bunlar dökülüyor. Diyor üstadımızın anneleri okumamış. Yine ev içerisinde ev ortamında elbette ki elli dört farzı öğrenmişler. Taatlerini yapabilecek kadar farzlarını biliyor. Ama derinlemesine bir maluma sahip değil. Fakat hizmet ediyor. En azgın kadınları bile vermiş olduğu öğütlerle Rabbimizin izniyle hakikati eleştiriyor. Bir kadın bu.
Babaları müdavlisin kızının sözlerine kulak veriyor bir ara sonra diyor ki kızım denseni medreselerde okutmadım. Sana ne hadis ne tefsir ne fıkıh ne keelam bu ağzından dökülen sözler ayet meale hadis meali. Bunu nereden aldın diyor. Bu bir veli ye. Allah'ımızın veli yakulu. Bak Rabbimiz kendi tarafından ilim lütfu ediyor. Bu yolun adına Hacegan deniyor. Hepimizin malumatının olduğunu sizi hüsnü zan ile bu şekilde görerek söylüyorum kendimizi katmıyoruz. Biliyorsunuz malumatımız var. Bunu sistemli bir hale getireceğiz. Abur cubur değil. Burası sevgim üretmez. Burası sizin kafanızı yarın ortasına ilim koymaz. Buradaki olur. Aman dikkat edelim riayet edelim. Çünkü kalp Salih olursa bütün vücut salih olur. Kalp fesada giderse bütün vücut fesada gider. Ondan kalbi eğitim yaptırır. Şu bedenimizdeki muharebeyi sulha eriştirir.
Kalp Selimi ve Ruh Arınması ile İbadet Hayatı ne anlatıyor?
Kalp Selimi ve Ruh Arınması ile İbadet Hayatı kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Abdülaziz et-Dibban Hazretleri var. İbn-i Yvesselamu O nasihatlerinde diyor ki sizin en çok kulak vereceğiniz Allah'ın kitabı olmalı, en çok başta Kitabullah'a yöneleceksiniz. İkinci olarak sizin müracaat edeceğiniz kaynak Resulullah'ın Hadis-i Şerifleridir. Ondan…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 15 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Çünkü nefis, yaratılış icabı kötülüğü emreder Sure-i Yusuf da haber verildiği üzere. Ruh da Allah'ımızdan bir nefha, bir nefes olduğu için o da devamlı hayrı ister. Şimdi iki zıt kutup biz bunu ne yapacağız? Anlaştıracağız. Onun için büyüklerimiz evrak veriyor, ezkar veriyor. Bunlar da bizim çalışacağımız özel gayretlerimiz de hasıl olacak. Ne olacak? Özel gayretlerimiz derseniz birincisi Kuran Azimüşşan'ı öğrenmemiz için en uygun bir ortam. Efendimizin bir Hadis-i Şerif'i Allah'ımız onların yüzlerini nurlandırsın. Hayatını bereketlendirsin. Duyduklarını etrafa anlatırlar. Biraz önce hikmet denildi. Hikmet demek hayır ile şerri birbirinden çok iyi tefrik eden, hayran bir kimse demektir. Kalbimiz nur olursa o nur ile haksız ölür görürüz. Bunun zamanı değil. Dediğimiz iyi anlaşılsın. Bu nura erişebilirsek aldığımız evrak ve ezberine hak ve batılı görme yeteneğini verir Cenabı Hak.
Bizim gayemiz bu değil. Bizim gayemiz gönlümüz nasıl irşad olur, iştah olur? Azalarımız nasıl Mevla'mızın yolunda vazifesini görür? Bu hiç şüphesiz inancımızın gereği iki zümrenin salahı halkın salahıdır. İki zümrenin fesadı halkın fesadıdır. Birisi ulema, dini meyli insanlar. Eğer Resulullah'ın ve ashabının yolunca hareket edecek olursa bize hakikati gösterir. İkincisi ne? Ümmeradır. İdarecilerdir. Bu bizim inancımızdır. Bunu çözmek Allah'ımızın kitabına sımsıkı yapışmaya bağlıdır. Bizim asıl işlerimiz güzel bir program yapıp onu yapsak zaten çok işler halleder gideriz. Kuran Azimüşşan'ı okuyacağız. Bu mevsim biraz daha müsait vakitler okumaya çalışacağız. Bilenler vasıtasıyla, Elif Bağcu'u alacağız. Bir bir talim edeceğiz. Derler ya dinde utanma yok. Namaz surelerimizi bir öğrenelim diyeceğiz. Başkasının yanında utanır rızkı yok.
Yarın Rabbimizin huzurunda utanmaktan sonra burada utanmak daha iyi değil mi? Bir gün Bayezid I Bistami Kaddafi Sallallahu Aleyhi Sırrı Hazretleri zamanın kutbu kimdir diye bir murakabeye dalar. Yetmiş bin evliyanın içerisinde Ebu Hafs-ı Hatdeti hazretlerini görür. Adresini alır huzuruna varır. Bayezid-i Bistami Hazretleri de şekil ve şemail olarak görünüşü itibariyle içindeki nur kendisine saygınlık uyandırır. Nasıl ki bir bardağın içerisinde ne varsa görüntü olur. Eğer portakal sürdüyse portakal sür dersiniz. Yok çilekse çilek verirsiniz. Çay dersiniz bunun gibi. İçinde iman olduğu için imanın görüntüsü İslam olduğu için İslam, ihsan olduğu için İhsan'ın görüntüsü kendisinden müşahede edilerek Ebu Hafsa hatta Hadi Hazretleri emir işleri ile meşgul onun artık şekillenmesi ile uğraşıyor ayağa kalkar. Ona yer gösterir işini bırakır karşılıklı sohbete dalarlar.
Fakat Ebu Hafsa Ad Dabi'de çok değişik haller görülür, ağlıyor. Sebebi sorulunca üç gündür bende bir gözyaşı kalpte mahzuniyet meydana geldi. Anlar ki üç gün olmuş ona bu kutbiyet sırrı bir gelir. Neden ağlıyorsun deyince Ümmet-i Muhammed'in haline olacak. Bu çocuklar itikaden inanç olarak bozuluyor. İnternet kafelerden kaldırıp mescide getirirler mi? Ne olacak bunlar? Bunların diyor derdi ile dertleniyor. Onlardan sana ne deyince ben diyor merhametle hamuru yoğrulan Resulullah'ın ümmetiyim. Sallallahu aleyhi ve sellem. Bu şefkatle acıyorum diyor. Size kutbun yet ihsan edildi deyince Allah Allah benim gibi bir demirciye mi? O zaman Namaz surelerimi okuyayım der. Fil suresinden başlar. Nas'a kadar pek hata görülmez. Varsa da düzeltir. En azından namaz surelerimizi yanlış olmamasına dikkat eder öğreniriz. İlmihal kitapları evinde ilmihal kitabı olmayan hiçbir kimse yoktur. Adeti belirsiz.
Onlardan talim ederiz. Bunun yanında birçok Hadis-i Şerifler vesaire ayda bir çıkan yazılarda bir aylık ilgi de bizim için mevcut. Bunlarla hayırlı insanlarla oturup kalkarak, insanlığın derdi ile de hemder olup dinin Allah için tazim din mahlukata şefkat olduğunu bilerek tazimimiz kulluk vazifemiz. Şefkatimiz küfür içerisinde olan nasıl küfürden unutulur, iman edenler nasıl İslam olur dinin emirlerini yerine getirir yüce dinimizin. Bu emirleri yaparken nasıl olur da Rabbimizi görür gibi vazife yaparız bunun çalışmasını hepimiz gideceğiz. Öyle vay buraya bir kişi geliyor, iki kişi geliyor, gönlümüzü okuyorum Allah'ın izniyle, üç kişi geliyor bu bize alakadar etmesin. Biz çalışalım, gayret gösterelim, gayret gösterelim Rabbimizin izniyle ve siz nasıl ki Peygamberimiz bir kişiydi bunun hesabını yapmanın faydası yok. Şunun hesabını yapacağız.
Efendimiz bir kişiydi sallallahu aleyhi ve sellem. Ta Afrika'lara uzandı. Asyalara uzandı. Krallara kadar mektup yazıp Allah'ın dinini duyurdu Celle Celal Şu Antakya'ya gelen İsa ' ın havarileri iki kişidir. İki kişi dini İslam'ı duyurmak için gayret gösterdi. Bütün dinlerin adı İslam'dır. Ortak adı. Sonra Mekke'den Medine'ye gelen Esad Bin Zürare der. Musab Bin Umeyriler bir kişi iki kişi bütün İslam ile herkes uyandırdı. Asıl suçu kendimizde buluyoruz. Bir riayet edersek, bir dikkat edersek her yer güzelleşecektir. Büyüğümüz bize bir köyün ıslahını bir kişiye bağlarlardı. Onun istikameti, onun riayeti bütün bir köyü İsrail'de bir şahdına vesile olur Biiznillahi teala. Aynen şunun gibi Bir su dolusu kazan içerisine şeker döktüğünüz zaman kilolarca onu adeta şerbet, bal haline getirir.
Biz de cemiyetin ağız tadı, gönüllerinin biiznillahi Teala devası, kafalarının da Rabbimizin istediği şekle yönelmesi için çaba gösterirsek bu alemin bir şekeri olmuş oluruz. Bir tadı oluruz, bir lezzeti oluruz. Cahiliye devri ne demek? Cahiliye devri zalim mazlumun elinden yumruğuyla hakkını alıyor. Ahlak o kadar bozulmuş ki kadınlar kapılarını kırmızı işaretler bırakarak erkekleri davet ediyor. Şimdi olmuyor mu bu? Siz bunu düşünün. Nasıl olduğunu bunun. Bugüne uyarlandığı zaman. Daha başka her türlü çılgınlıklar var. Allah'ımızın nur olarak gönderdiği, alemin ağız tadı efendimiz aleyhissalatu vesselam o müşrikleri Allah'ımızın hidayet lut ettiği insanları semadaki yıldızlar gibidir diye buyurulan bu övgüye mazhar kişiler haline getirir. Bunun yanında ulema I ikramımız, suleha, gayret ve çabaları ile bunu temin ettiler. Bize düşen yollarını izlemektir.
Günümüzü bir programla şenlendirir. Kuran Azimüşşan'ı öğrenmeye çalışırız. Tefsirlere yöneliriz. Malillere yöneliriz. Efendimizin mübarek sözlerine döneriz. Dini meselelerimizi bir bir talim ederiz. Bir gusül nasıl alınır, bir abdest bunları diye diye diye büyüklerimiz bizi irşad için çaba gösterdiler. Bir hatibin hutbesinde şunu söylediğini duyarız. Vaizler de bunu geçmiş zamanda onların dillerini de duyarız. Tevfik ve hidayet Allah'tandır. Yani onlar dinleyip, belleyip, mucebi muktezası ile amellere Cenabı Hak bizi tevfik eylesin derler. Dinlediğimizi, öğrendiğimizi tatbik etmektir aslında işin. Nedir iman? İnsandan kaygı ve kederi iman giderir. En çok kıtali, en çok öldürmenin, haksızlığın, ruhi bunalımların olduğu yerler imansız memleketlerdir. Allah'a iman etmeyen yerlerde bu çılgınlıklar yapılan istatistiklere göre çok fazladır ama mümin olanlar da bu yoktur.
Nebi-i Ekrem aleyhissalatü vesselam efendimiz müminin işine taakip ederim. Bir nimete kavuşur, bundan dolayı azmaz. İşte bir odamda görsel cihaz var. Yatak odamda da olsun. Mutfakta da olsun demez. Sonra isyan mahallerine deniz kenarlarında sahillerde çılgınlıklar yapmaz. Sıddıy iazam gibi zafer müjdesini alınca başını secdeye koy. Nimete kavuşunca Allah'ım bu senin bana lütfundur, ihsanındır der. Keder olur mu böyle kimseye? Zaten vallahi mülke kavuşmuş adamda keder yok. Asıl keder onlarda var. Neden? Harç etmediği için keder. Siz yıkanmadığınız zaman uzun bir süre geçse aşınmaya başlarsınız. Size huzursuzluk verir. O mallar, o mülkle insanın vücudunda meydana gelen kalbindeki kirlerdir. Bu kir zekatla atılır, sadaka ile atılır. Yapmadığı için böyle bir hizmeti kirlenir, kaşınmaya bir söz. Huzursuzdur. Mümin bir sıkıntıya düşer. Sabreder. Bu da onun için mutabatır.
İmanın neticesi budur. Ve yüziyuluhumu, gamları, kederleri giderir. .Tevhid ehlinin artık hayatının güzelliğidir. Hayatı bahar olur nur olur. Geçen geçmiştir. Öyle diyorsun ki yirmi sene önce bana bir söz söyledi, daha içime kırk gibi battı çıkmıyor. Büyüklerimizden bir zata böyle bir şikayetle gelirler. Efendim, bir kimse bana böyle bir söz söyledi. Ben bundan höcümü alayım. Bana çok dokundu. O da der, beraber öğlenin sofrada bulundu. Kaç çeşit yemek yedik? Belki sekiz, dokuz çeşit vardı. Sekiz, dokuz çeşit yemeği hazmettin de bir sözü mü hazmedemedin? Hem de üzerinden yıllar geçmiş, daha öne sürüp duruyorsun ve huzursuzluk kaynağı olmanın hiçbir manası yok. Bunlar okumamanın, bilmemenin, Allah'ın kitabını öğrenmemenin neticesidir. Geçen geçmiştir. Ölen de ölmüştür. Sen geçmişi hatırlayıp durma. Artık her şey tamamlanmıştır.
Bugünü nasıl Allah'ımızın istediği şekilde geçireceğiz, sen ola bak. Geçmişle meşgul olma. Gelecekte şöyle olacak diyerek kalbini, keşiş, karmakarışık bir hale getirme. Bulunduğun hali diyor büyüklerimiz en güzel şeyinde geçir. Oturup da saatlerce tabii bu arada şeytan ve nefiste yol aramak ister. Daha çok bozmak ister. Biri böyle bir söz söyleyince bir diğeri ben de şunu gördüm, Öteki ordan kalkar ben de bunu gördüm. Saatler geçer. Bize nimet olarak bahşedilen bu vakitler heba olur. Birkaç yersiz söze biter. Eder. Hiçbir hayırda fetholmaz. Geçen geçmiştir. Gelecek daha diyorum aylar var. Diyelim ki çocuk evlenecek. Aylar var. Bunun dedikodusunu yapıp durma, elinden geleni yaparsın. O gün de Cenabı Hak ne takdir etmişse İsrail edilir, yerine getirilir. Artık mühürlenmiş bir hükme razı ol. Kalkıp da bunu bana şu adam yaptı. Ben öyle düşünüyorum.
Çünkü adamın konuşmasından da öyle anlaşılıyor. Bir diğeri de bunu söyler zaten bana. Aman ha bu adam böyle yapar dedik deyip de Allah'ımızın yazmış olduğu bir hükümden dolayı şu sebep oldu. Bu sebep oldu. Zaten bu adam bunu yalvar deyip de Rabbi Zülcelalimizden mahrum kalma. Ve rızka el-Mahsul rızık da daha biz yaratılmadan önce, yaratılmadan iki yüz sene önce taksim olunmuştur. Bize düşen çalışmaktır. Bunun için de haram yollara gitme diyor. Ve rızk el-Maksum taksim edilmiştir. Hz. Hüseyin Efendimiz Radıyallahu anh kılıcının üzerindeki yazının birisi budur. Her şey Allah'ımızın takdiriyledir. Gamet suresine de bakarsınız. Her şey eziyetteki takdirine göredir. O zaman bizim yapmamızın ne faydası var? Ne yapacağız? Yazılmış çizilmiş. Biz ondan mesul değiliz. O yazılandan mesul değiliz. Biz irademizi hayır ve şerre kullanmaktan mesulüz. Bunu düşünmeyiz.
Öyle olursa batıl düşüncelere dararız. Bizim için, bizim için önemli olan irademizi hayra kullanmak. Şerre Allah'ımızın rızası yoktur Celle Celalühü. Ya rabbi. Bu güçlükleri terk et. Hataları, isyanlar Allah'a da Rabbimizin istemediği tavırları. Misal vermek için şuraya buraya dönmemizden bile gönüllerimiz daraldı. Anlaşırsın diye. Allah anlayışler versin bize. Ne gereği? Şeyh Mustafa Efendimizin buyurduğu gibi elden bize ne lazım? Gıybet etmein gözün, ağrsın iki yüzün, siyah yüzün siktir. E labidikrillah dikkat edin, Allah'ın yad ile, emirlerinin yaşanması ile. Bu sadece Allah Lafza-i celalini tekrar değildir, o da zikirir. Rabbimizi hatırlatan her harekettir. Şu kıldığımız namaz yolda giderken insanların ayağına takılıp da rencide etmesin diye kaldırdığımız karşı da zikirdir. Bir muhtacın yüzüne bir şekilde yürütmekle zikirdir. Ancak kalpler Rabbimize dönmekle, onu anmakla huzur bulur.
Çünkü yaptığımız hayır, yaptığımız hayır ne olursa olsun anne ve babaya ikram. Bu nedir? Rabbimizi hatırlamaktır. Bak emrini hatırlayıp itaat edin buyuruyor. Bu sikil işte. Ve tağutdü zünu hatalarınızı siler götürür. Bu tefnücul kuru. Bu sizin sıkıntı kederlerinizi atar gizli ve aşikar ne varsa hepsini bilen Rabbi Zülcelal'imizi de razı kılar. Eğer bunu anarsanız. Çok iyilikler yaptın falan bir teşekkür olsun gitmedi demeyin. Hiçbir şeye muhtaç olmayan, herkesin kendisine muhtaç olduğu Rabbimizin vereceği mükafat yetmez mi? Ve mealike min men cihad ve habede ve hasede. Ne kin tut içinden ne de hasetlik. Zaten bu yüzümüze derhal yok. Eğer işte bir kin varsa bu besbelli simalarda. Hangi hatamız huzursuz çünkü bu bardakla verdiğimiz misal gibi oluyor. Yapmayın böyle bir hareket diyor bize mübarek zat. Beni halvette kalın, yalnız kalın.
İnsanlarda da olursanız ancak hayrı tavsiye için Bir hayır iş için bir araya gelin. Şer için bir araya gelin. Göğinde otur. Artık işlerine, senin için gerekli olan vazifeye yönel. Böyle konuştuğunu bilmez, ettiğini bilmez. Yarın mizanda tartılacak diye bunu hiç düşünmez. Söylediğim sözler ve ameller. O mizanda zerresi bile zayi olmayacak olan, terazide tartılacak diye düşünmeyen kimselerin içerisine de kat işin, üşkür, .Dinsizlik kadar büyük bir bela olmaz. EBedi- Ateist ve vermiş olduğu akıl nimetinden dolayı da akıl Rabbimizi bulmak demektir. Bu mübarek yolu takip etmeyi bize bu düşünceyi ihsan eden Rabbimize da sonsuz şükür içerisinde dolu. Hatalarınızı örtüyor ve denen örttüğü gibi. Gecesiyle de örtüyor, istirahat ediyorsunuz. Vermiş olduğu sıhhatten dolayı. Bak kulaklarımız duyuyor elhamdülillah.
Gözlerimiz görüyor, rızık ihsan ediyor, evlatlar veriyor ne diye bütün nimetlerden dolayı Allah'u zü celal'e Kitabı azim ile yaşayın. Onun emirlerine uymakla yaşayın. Manasını düşünerek, Kuran'ı dinleyerek, onu muhafaza ederek yaşayın. Ayatı ilahiyeyi hıfz edin. Alın gönlünüze ve kafanıza. Ve bütün hayatınıza yayın emirlerini. Sizin kederinizi, kaygınızı yok eder. Sizin için en büyük ilaçtır. Allah'a teslim olun İbrahim Aleyhisselam gibi. Emrine de Cenabı Hakk'ın gönül bağlayın. Teslim olur. Hükmüne razı olun. Yalvarışınız yakarışınız ona olsun. Ona güvenin size yetecek olan, her işinize yetecek olan odur. .Size zulmedeni bağışlayın. Alakasını kesenin de artık sizinle konuşun. Selam bir haber gönderin. Bayramlar geçer. Daha başka görüşme için çeşitli hayırlı vesilelerle buluş. Ve altı men haram size vermeyen kimselere siz ihsanda bulunun. Kötülük edene siz yumuşak bir muamelede bulunun.
Öyle yaparsanız çok sururlu, çok huzurlu emniyet içerisinde olursunuz. Bana zulmetti. Ben bunun bitiş listesini yapacağım. O bana vermedi ben de ona vermeyeceğim. O bana yön çevirdi ben de onun genel dersine bile varmayacağım. Bu bir sarp kesimde ahlaksız insanların yaptığı harekettir. İster bir sarp kesim olsun, ister diğer kesim olsun. Çünkü her yer Rabbimizindır. Daha ziyade bülbüsüz, anlayışsız insanların yaptığı yerdir. Ne cenazeme git, ne cenaze ne var demek insanı kereveye götür. Sıkıntıya götürürüm. Hiç rahat yaşayın. Ben o camiye gitmem. Niye? Orada bu gibi hallerle kızdığım kimseler var. Var. Bak huzursuz camiye gelmez. Ben o düğüne var ama. Varırsa karşımda o düşmanımı görürüm. Çünkü Allah'ın Rasulünün sözüne Allah vermiyoruz. Ben bak ne düğüne varıyorum, ne düğüne varıyorum, ne cenazeye varıyorum. Bu adam hiç mesul olur. Bu hiç huzurlu olur. Biz de gördük büyüklerimizi.
Kardeşine Abdullah Efendi. Burada bize yanlış muamelede bulunan, kırılan, rencide olan bir kimse var mı? İşte efendim biz kimseyi incitmedik ama bir başka kötü niyetli insanların sözlerine kulak vererek yanlış harekette bulunan kimseler var. İşte şu şu haydi evine gidelim deyip sürurlu bir hayatı tercih etmişlerdir. Evladı yerindeki bir kimseye dahi yapmış olduğu yanlış tavırdan dolayı onu görmeyip Rabbimizin lütfunu görerek ziyaret etmek suretiyle gönülleri nura ilişmiş. Zaten nurdur. Nur üstüne nur olmuş durumda. Diğeri ise ömrünün sonuna kadar devam eder. Bölümünü bekler. Başına bir sıkıntı gelmesini bekler. Bu mu? Hiçbir ne yatakta huzuru var, ne evde huzuru var, ne cemiyette huzuru var. Hiçbir kimse ile bir tadının lezzetinin olacağını zannetme. Çünkü içerisi içinde durmuş. Hayızla durmuş, buğuzla durmuş. Ama her yapılan hareket Rabbımızdandır.
Eğer bir sıkıntı görüyorsan bana hakaret ediyorlarsa, bahar geldiğinde evin çulları, evin halıları dışarı çıkartılıyor. Tokmakla tozları silkeliyor. Bana yapmış oldukları iftiralarla, Bana yapmış oldukları yanlış sözlerle. Çeşitli hakaretlerle. Oğluma, kızıma, çocuğuma, çoluğuma bunlar benim günahlarımın aklına vesile oluyor deyip sürura eğilmektir. Mutluluk olur. İci tenip Su elvan kötü düşünmekten kaçın. Şunun parmağı var, şunun eli var. Bu iş böyle olacaktı ama attan bir değer oldu. Dinle yeter ki. Şahidim yok, ispatım yok. Böyle bir çılgınlık yapma diyor bize büyüklerimiz. Böyle karmakarışık kuruntuları da kaldır gönlünde. Böyle oturur kalkar, şu değişik düşüncelere kadar bunları da kalkar. Hastalık meydana yedireceği olan dert, düşüncelerle at. Şuna kesin inan ki bu dünyada rahat itmek için biz hayat sürmüyoruz. Resulullah Mümine dünyada rahat yiyin.
Adam emekli oluyor, kardeşinizle şöyle bir istirahat ederiz. Çok geçmeden bir doktora müracaat ediyor bazı rahatsızlıkları hissediyor, şeker oluyor. Çok geçmiyor. Keşleme meydana gelmişti üzerinde diyor. Daha çok geçmiyor, istirahat edecek. Sende kalp rahatsızlığı var diyor. Tansiyon da diyor. Damar sertliği. Eviyle hastane arasında girin gelin. Dünyanın rahatı yok. O gençliğim dediğiniz olmadık dünyadaki sıkıntılarla doludur Hayat hep böyle çekişmeyle geçer. Onu rahat edeceğimizi zannetmeyin. Bizim rahatlığımız ahirettir. Orada rahat edeceğimiz amelleri yapmaktır. İstanbul'da bir kardeş çok lüks bir ev yaptırır. Boyasını da arkadaşlarımızdan birisi yapar. Daha ziyade zenginlerin evlerini boya işlerini yürütür. Her şeyi mükemmel. Tam eve gireceği zaman inna lillah ve inna aleyhi raciu dünya bu. Nesine sevineceğiz?
Sevineceğimiz Allah'ımızın yanında olanlar, Yunus suresi elli yedi ile elli sekizinci ay içinde. Onun razı olacağı amellerdir. Cemaatle namaz kılmak için birinci tekbire yetiş. Kulları sıvayıp iki saat konuşmaya dalma. Bekle, bekle, bekle, bekle, bekle. Daha ezan okunmadan hazır olup imamın arkasında dur. Pil mescit. En çok kalacağın yer mescit olsun. Mescidin temizliği olsun. Sadece görevliye bırakma. Onun dişleri var. Çünkü üzüldüğümüzden biri de bu. Temiz. İki tane pis birisi ıslak birisi kuru temiz. Süpürgeyle temizle. Etrafın temiz. Mescit de sıcaktır deyip oturma. Bir de çocuklar ah şu ihtiyar ne çıksa şuradan, çıksa da bir rahat yaşasak, dirip dirip de böyle mescitlerde uykuya dalma. Yaşlı dursan bir diş yap. Bir hizmet edin. Ayakkabılıkları temizliğin. Lavabobaları temizliğin. Abdest yerlerini temizle. Çünkü mescidin işlevleri, görevleri pek çoktur işlevi. Ona otel değildir.
Namaza gitmek için de erkenden hareket edin. Hazırlanıyor. Eğer huzura ermek istiyorsun. Hocalarımızdan birisini işleri çok olurmuş cemaatin, Kasır hoca diye mübarek bir zat kürsüden inmezmiş. Rabbimizin mektubunu okuyacağım diye biter mi Rabbimizin mektubu? Hocayı kucaklarına alınlarmış. İndirin de hocam mektup okuyacağız diyor ama bizim işimiz gücümüz yok. Onun gibi bizi de indirin de siz rahat edin. El-Hata. İlahiyatçı yazar Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi selim sohbetini dinlediniz.