Kalp İyileştirmesi ve Ruh Temizliği kaydında Sami Efendi Hazretleri, kalpte Sallallahu Aleyhi sırra hemen hemen bir ömür kalp üzerinde durdular. Demek ki çok mühim olmasa böyle üzerinde durmazlardı. Hatta bir görüşmelerinde üstadımız öyle demişti. Şöyle elimde bir teyp olsaydı diye o zaman bu telefonlar neler yoktu? Şömiyelim de bir küçük teybi olsa da o sohbetini assaydım, seksen…
Sami Efendi Hazretleri, kalpte Sallallahu Aleyhi sırra hemen hemen bir ömür kalp üzerinde durdular. Demek ki çok mühim olmasa böyle üzerinde durmazlardı. Hatta bir görüşmelerinde üstadımız öyle demişti. Şöyle elimde bir teyp olsaydı diye o zaman bu telefonlar neler yoktu? Şömiyelim de bir küçük teybi olsa da o sohbetini assaydım, seksen yıllık ömründe konuşmuş olduğu sohbetin özeti diyordu. Birincisi anlatırken ölü kalp diyor. Allah'ımız korusun. Sonra Cenabı hak onların gönüllerini mühürlemiştir. Bazen bilirsiniz bazı iş yerlerinde ne de yolsuzluk gibi ne bir hal olursa mühürlenirler açılmaz olur kolay kolay. Allah korusun mühürlenen kalp. İster haber ver, ister verme anlamaz artık. Bu kafir ve münafıkların kalbi diye dinlerdik. Belki siz de çok tesadüf ettiniz. Konuşurlardı. İkinci olarak hasta olan kalp. O da Onların gönüllerinde hastalık vardır. Daha da hastalık ziyadeleşmektedir.
Bazen hastalıklar olur, yerine göre bir dripinle geçer. Şimdi belki bu kullanılmıyor olabilir de, zat yüzminleşirse iğnelerle vesair müdahalelerle geçmez. Bu sebepten Allah'ın resulü sallallahu teala aleyhi ve sellem bir hata işlediğiniz zaman hemen istiğfar edin buyuruyor. Hemen istiğfar edin. Cenabı hak dilerse mağfiret eder. Yani bir ümit yok. Kesin bir ümit yok. Çünkü Hepsini okumamızın sebebi şu. Kuran-ı Kerim nurdur. Bir de Es'amne Allah'ın izniyle çok faydamız olur. Burada nasuh tevbesi, nasuh tevbesi demek bir daha işlememek üzere. Bunu bizim çok kıymetli hocalarımız anlatırken derlerdi ki gerçekten öyle bizim gibi insanlar ancak huyunu anlarız. Derlerdi bir inekten diyelim süt sadık, tekrar memesine girdirmek ne kadar zor olursa bunun gibi iyi bir tövbe edin ama umulur ki buyuruluyor. Ne yapacağız?
Cenabıhakk'a boynumuz bükük, gönlümüz kırık, acziyetimizle bilerek yalvarıp yakaracağız. Onların kalplerinde hastalık var. Tedavi edilmezse nasıl bir hastalık olduğunu burada müellif hazretleri rahmetullahi çok güzel ifade buyurmuş. Ondan sonra kalbin artık hastalık derecesine göre ifade edilir kalbin şekilleri. İsterseniz bunu tamamlamaya çalışalım. Birisi ölü kalp. Kafir ve münafıkların kalbi. Anlamaz. Kuran-ı Kerim olsaydı daha güzel ifade edilirdi. Surei celilei cemile'nin birinde kafirler diyorlar ki ister anlat ister anlatma. Seninle bizim aramızda perde vardır diyorlar. İnanmayız diyorlar. Kalplerinde hastalık olanlar eğer tedavi edilmeyecek olursa ölüme doğru da götürür. Bu kanser hastalıklarında ne de diyorlar ki, eğer ilk başta gelinseydi Allah'ın izniyle kurtulabilirdi ama diyor bu müzminleşmiş diyorlar. Diğer hastalıklar için de öyle. Şunu iyi hesap edelim.
Beden ilmiyle din ilmi arasında hayli münasebetler vardır. Hani bedenimizin afiyette olması da bize dinimizin vermiş olduğu çok önemli hususlardan birisidir. Ya Rabbi senden sıhhat ve afiyet ve güzel ahlak isteriz. Her mümin de hayır olmakla beraber kuvvetli mümin zayıf müminden üstündür. Bunu Suudi Arabistan'da Mekke'deki imamlarımızda, Medine'deki imamlarımızda bu Medine'de oldu. Medine'de imam efendi bu hadisi şerifi okudu. Bakın ne güzel bir izah yaptı. Dedi ki insanın vücudunun sıhhatli ve değildirdir. Zihnen de güçlü olacak. Zihnen de güçlü. Hele bu tasavvufta en önemli hususlardan birisi budur. Şey çok anlatılıyor kalbin tasfiyesinden, nefsin de tezkiyesinden. Bunu bu şekilde ifade etmemiz gerekir. Nefsin arındırılması, kötülüklerden korunması, kalbin de tasfiyesidir, nurlandırılmasıdır. Ama beynin, beynin tezkesi çok mühim.
Kalp İyileştirmesi ve Ruh Temizliği kaydında Sami Efendi Hazretleri, kalpte Sallallahu Aleyhi sırra hemen hemen bir ömür kalp üzerinde durdular. Demek ki çok mühim olmasa böyle üzerinde durmazlardı. Hatta bir görüşmelerinde üstadımız öyle demişti. Şöyle elimde bir teyp olsaydı diye o zaman bu telefonlar neler yoktu? Şömiyelim de bir küçük teybi olsa da o sohbetini assaydım, seksen…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 10 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Aleyhissalatu vesselam efendimizin Mekke'deki mücadelesi buydu. Beynin küfürden, şirkten her türlü kötülüklerden kurtulması, Kelime-i Tevhid'i telkin buyuruyordu. Aleyhisselatu vesselam Efendimiz burada konumuzla da çok alakalı olduğu için söylüyorum. Orada kelime-i tevhidi kafalarına, gönüllerine nakşediyor. Medine-i Münevvere'ye geldiler. Geldiklerinde buyurdular ki kapıları kapatın. Pencereleri örtün. İçinizde ecnebi var mı? Yani yabancı var mı? Hayır ya Resulallah yok. O zaman kelime-i tevhidi okumaya başladılar. Ashabı Güzin efendilerimizden dediler ki ya Resulallah biz Mekke'de iman etmiştik. Buradaki imanımız nedir? Burada imanın iki defa tekrarı taklidi imandan tahkike geçmek. İman tarif edilirken en önemli olan nedir? Dilin ikrarı. Azalarımızın emrolunan vazifeleri yerine getirmesi fakat en mühim nokta kalbin tasdikidir.
İnsan eğer biz bu ihsan mektebinin müdavimlerinden isek sebebi nedir? İmanımızın tasdik noktasında olmasıdır. En önemli konu bu. Yoksa Sufyani Sevri Hazretleri, Kaddesallahu Sırra çok gençmiş böyle genç. Genç olduğu halde beli bükülmüş. Kim işler ki efendim sizin biz arkadaşlarınızı görüyoruz. Onlar ciptiri böyle sapasağlam. Sizde ise aynı yaşta olmanıza rağmen beliniz bükülmüş vaziyette. Bu nedir? Buyuruyor ki benim bir hocam vardı. Son nefeste kelime-i tevhidi okuyamadı. Benim belim bükülmesin de kimin beli bükülsün demiş. İman, imanın tahkike ermesi asıl bu. Biz Abdülhalıkı Vojdevani Hazretleri'nin Hızır Aleyhisselamdan almış olduğu on bir esas var. Bu çok mühim. Bunu iyice okuyalım biz. Zalim edelim, inanın bir huş derdemi alacak olsak hele, aklımız başımızda bir işi yapabilmek. Mesela biz zikrediyoruz. Zikrederken aklımız başımızda değil mi?
Elbette başımızda ama bunu idrak ederek okuyacak olursak, medhuru buluruz. Çünkü zikirde önemli olan aklımızı iyi başımıza toplayacak olursak zikrettiğimiz Mevla ile kalbin kurduğu münasebet ve Cenabı Hak'tan da munnurun gönle inmesidir. Allah'ımızın gönlüne nur verdiği ile vermedikleri bir olur mu? Mühim olan bu. Aleyhissalatü vesselam efendimiz, Aleyhissalatü vesselam efendimiz burada ifade buyuruyor. Siz o zamanda açık küfürden, işte putlara tapıyordunuz, haşa demekten bile hicap ederiz. Melekler Allah'ın kızlarıdır. İşte Ozeyir aleyhisselam oğludur. İsa aleyhisselam oğludur. Böyle bir çılgınlığın içerisindeydiniz. Bundan kurtulmak için, burada kalbinizdeki putları devirmek için.
Ali İman suresinde on dört ay, on dördüncü ayet-i kerime, bir de Tevbe suresinde inşallah hata etmem, yirmi dördüncü veya yirmi altıncı ayet celle Bu Ayet celleye bildirilen birisinde yedi bir diğerinde sekiz kavram var. O haldeki kirlerin izalesi için okuyorsunuz buyurdu. Bizim Abdülhalık Hüjdavani Hazretleri'nin Hızır Aleyhisselamdan almış olduğu o kelime-i tevhid imanın tahkikidir. Böyle yüzünden geçmeyeceğiz. Eğer kuvvetli tutarsak Allah'ın izniyle başarırız. Allah'ımız bunu bize emrediyor. Kuvvetli tutun buyuruyor. Nasıl? İtikaidin buyuruyor. Allah'tan korkun. Bunun yanında İtekullah ya yuhellezine amenutekulullah. Bir de tam manasıyla Allah'tan korkun ve a'tasimu buyuruluyor. Tam manasıyla bir de Hakk'a tugati. Yani tam inanarak yapmamız gerekiyor.
Evrad ve Ezkarımızı okurken, okurken böyle gerçekten tefekkür ederek Cenabı hakk'ın azamet-i ilahiyyesi karşısında ben bunu nasıl yapabildim, nasıl yaptım diye gönülden nedametlerle yerine getirebilmek. Biz diyoruz ki bu Abdülhalık-ı Vüdevani hazretlerinin Hızır aleyhisselamdan almış olduğu on bir esas imanın tahkiki içindir. Güçlü bir iman. Böyle imanımız güçlenirse ibadet ve taatimiz de ihlas üzere olur, ihsan üzere olur, takva üzere olur, ahlakımız ahlakı Muhammedi olur. Ahlakı Rabbani olur. Kurtuluşumuz buna bağlı. Bunun için aleyhisselatu vesselam Efendimiz kelime-i tevhidi okudunuz buyuruyor. Sonra bir de bu ölü kalp, hasta kalp, bir de gafil kalp. Es'amne. Burada kalbini Allah'ın Celle Celalühu zikrinden alıkoyduğumuz kimseye itaat etme buyruluyor.
Allah'ımız alı mı koyuyor, o kendisi o kendisi iradesini şer tarafında kullanmak suretiyle kalbini Allah'ımızın zikrinden uzaklaştırıyor. Rabbimiz muhafaza buyursun. Eğer zikri ilahiden uzak olursak, şeytanın diyor çok yakın bir dost olursun, sımsıcak bir dostluk hasıl ederler. Onunla dostluk Allah muhafaza buyursun, bu kelimeyi bile ağzımıza almak istemeyiz. Daha sonra uyanık kalp, Rabbimizi zikreden Biz imanın tahkik yönünü anlatırken işte tahkik yönü bu ayeti celile ile ifade buyurur. Essavne. Mühim olan o huzur. Bu kitaplarda ekseriyetle bizim kalbimizin tasfiyesi için ruhen kemalimiz için yazılan eserlerde bunu çok görürüz. Huzur-u daim. Huzur-u daim dendiği zaman işte bir yere çekilip postun üzerinde de olur. Seccadenin üzerinde de olur. Zaten onu kastediyor. Elimizde tesbihatla meşgul olup hiçbir iş yapmamak değildir. Bunu İmamı Rabbani Hazretleri çok güzel izah eder.
Buyuruyor ki, rızkınızı helalinden temin etmek için çalışmanız huzuru daimdir. Yavrularınızı yanlış itikat ve düşüncelerden kurtarmak için yapacağınız çalışma zikri daimdir. Aile hayatınızı Resulullah'ın aile hayatına sallallahu teala aleyhi ve sellem döndürmeniz daimi zikirdir. Kardeşlerinize sabrı ve hakkı tavsiye etmeniz zikri daimdir. İsyan içinde olan kimselere el uzatmanız, şefkat ve merhametiniz zikri daimdir. Birbirinizi Allah için sevmeniz zikri daimdir. İyiliği emredip kötülüklerden kaçındırmak zikri daimdir. Allah yolunda cihad etmek hem iç alemimizde hem de dış alemde, enfüs ve afakta ehli küfre karşı mücadeleniz, bu mücadeleyi de ilim ve fenle yapmak zikri daimdir diye İmamı Rabbani Hazretleri ifade buyuruyor.
O diri kalbi de haber verirken Gaf suresinin ikinci sahifesinin aşağı kısmına doğru ashabına ve özili fetih ne büyük bir ikramda bulunuyor Cenabı hak burada beş tane esas ver. Beş tane esas Kuran-ı Kerim ne için? Yaşamamız için. O Sa'd ibn-i Hişam bu bize biraz çokça dinledik gibi gelmesin. Tatbikine çalışalım. Diyor ya Sa'd ibn Hişam Resulullah'ın ahlakı nasıldı deyince, Yani bize öğretmek istedikleri Kuran-ı Azimüşşan'daki bu esasları yaşatmaya çalışıyorlar. Bu. Bütün başından sonuna kadar ele alsak Kuran-ı Azimüşşan'ın dışında hiçbir şey yok. Nasıl başından alsa böyle tevbe veriyorlar. İstiğfar oku diyorlar. Kuran-ı Kerim. Sonra murakabelerin sonlarında yalnız bunu anlatırken seyr ü sülukün sonu yok. Eshabü ve ma kaderullah hakka gadiri ayeti celilesiyle diyeceksiniz ki bu kafirdir. Kafirler anlamamış zaten. Daha Kuran-ı Kerim anlaşılmış değil.
Kuran-ı Azimüşşan bizim gönlümüzdeki marifetullah'a göre ne kadar güçlü olursa o nispette o marifetullah'ı nasıl temin edeceğiz? Diyorlar ki Allah'ı nasıl tanıdın? Arafullah Arafü billah. Çok güzel bir tarif bu. Cüneyd-i Bağdadi Hazretlerine ve diğerlerinde de aynen. Bu ifadeyi görürüz, diyorlar Allah'ı nasıl tanıdınız? El-Aref'te nasıl tanıdınız? Arafullah Arafü billah yine Allah'ımızın tanıttığı kadar tanıdık. Onun lütfuyla, ihsanıyla, ikramıyla, onun yardımıyla. Evradımızda, ezkarımızda, bütün gayretimizde Rabbimize iyi sığınacağız mı? Geçen bir hadiseye şahit olduk, anlattılar. Biz diyor bir ihaleye gireceğiz. İhaleye girerken bunlar zorlamışlar. İşte bizi de alın diye almıyorlar. Haberler biraz çok gelince o ihaleyi veren kimse sinirlenerek dışarı çıkmış. Ne diyorsunuz? Bak burada öyle kimseler var ki arkasında diyemeyeceğim çok yüksek sınıfta insanlar var.
Siz kim oluyorsunuz deyince siz demiş nereye dayanıyorsunuz? Allah dedim diyor sadece. Haydi demiş onların hiçbirine vermiyoruz, size veriyoruz. Bir Allah sözü Celle Celalühü. Eğer okursanız mutlak okursunuz. Bakrettin Razi Hazretleri bir hususu anlatıyoruz. Ben bunu sıkmayayım diye böyle ifade ediyorum. Ara ara girdilerin. Bunu Üstadımız anlatırdı Hacı Hasan Efendi, Kaddiseallahu sırra adamın birinin ellerini bağlamışlar, Ayağını da bağlamışlar. Hiç hareket edecek şekilde değil. Sadece bir Allah demiş Celle Celalü kurtulmuş. Biz bunu İslam tarihi ile anlatacak olursak kafirin birisi, müşriğin birisi, Efendimiz muharebeden sonra Sallallahu Aleyhi ve Sellem kılıçlarını bir ağaca asmışlar. Gauss diye hatırlıyorum, dessur da olabilir. İstirahat anındayken eline kılıcı almış. Efendimizin başucuna durmuş. Seni demiş benim elimden kim kurtaracak?
Aleyhisselatu vesselam Efendimiz hiç tereddüt etmeden sadece Allah demiş ve kafir kavrulmuş. Tabi hadise uzun. Allah diyor Bizim çok sıkıntılarımız olabilir. Şahsi sıkıntılarımız olur, ailevi sıkıntılarımız olur, etrafımızda olur, çocuklarımız da olur, olur da olur. Dünya işleriyle de olur, vesair olur. Bunlar da bizim tek sığınacağımız Rabbi Zülcelal'imizdir. Bir Alman bunlardan misal vermek istemeyiz ama yalnız burada bir hakikat var. Bir tanesi bizim yakınlarımızdan bir Alman'a hizmet ediyor. Onun görevi o. Diyor ki el tutmuyor, ayak tutmuyor, hiçbir yer tutmuyor. Sadece başı diyor az hafif hareket ediyor. Doktor demiş ki bizim yapacağımız bir şey yok. Ne olur demiş hastaya söylemiş bunu. Allah'a sığın demiş. Allah'a sığın bizim yapacağımız bir şekiltir. Sığınacağımız tek varlık Rabbisi Zülcelal'imizdir. Ona dayanacağız, ona güveneceğiz.
İbrahim Aleyhisselam ona güvenmeseydi O Nemrud'un yaktırmış olduğu ateş. Şimdi diyelim ki müminler için kurulan o tuzaklar, o ateşler, itikatlı ateşler, ibadette ateşler, ahlaki yönde ateşler. Rabbi Zülcelalimize tam dayandığımız zaman ne oluyor? O ateş nura inkılap ediyor. İbrahim Aleyhisselam diyor benim diyor en sururlu anım o ateşte bulunduğum vakittir diyor. Yusuf Aleyhisselam öyle kuyu ne deniyor ya işte cüp diye geçer. O kuyuya atıldı. Şimdi o kuyu dendiği zaman şöyle bildiğimiz basit bir kuyu değil. Böyle ağız dar, içinden çıkılması mümkün değil. Öyle bir huyuydu ki içerisinde o yılanlar, akrepler yılanın da çok azgın, çok azgın yılanlar. Bir dere var, bildiğimiz bir dere var. O yılanların zehirli olduğu böyle kısa bir şekilde ama dokunduğu zaman zehirliyorum. Öyle kuyuya attılar. Yusuf Aleyhisselam buyuruyor ki, o kuyudayken aldığım lezzeti hazzı ben tarif edemem.
Allah'ın yolunda görülen ızdırap nur olarak döner, bal olarak döner. Bize büyük bir huzur verir aslında. Küfrün kendisini kahretmesinin az bir sıkıntı karşısında intihara yönelmesinin sebebi budur. Gönlünde nur yok, bir huzur yok. Hatta büyüklerimizden derdü bela saltanatın iki cihana vermezem demişlerdir. Biz buradan şuraya dönüyoruz. Demek ki huzurlu olan kalp, huzurlu olan kalp Rabbimize dönen kalptir. Şu kısmını okuyup bu huzurlu olan kalp nasıldır? Kibir, haset, hubbi ma, hubbi cah. Yani ma sevgisi, baş olma sevgisi gibi ahlakı zemimeden temizlenmiş bir kalptir. Bir kimsenin kalbinde zerre kadar kibir oldukça cehennem narıyla yanıp temizlenmedikçe cennete giremeyeceğini aleyhissalatu vesselam Efendimiz kalbinde zerre ağırlığınca kibir bulunan kimse cennete giremez buyurarak haber veriyor. Bu duruma göre kalp kibirden tathir olmadıkça selim olmaz.
İblis de nice yillarca ibadet etmiş olduğu halde kibrinden dolayı hakkın huzurundan kovuldu. Keza kalbindeki mal sevgisi müminleri Cenabıhakk'a ibadetten alıkoymaktadır. Rabbimiz Kuran-ı Kerim'den Ey müminler mallarınız ve evladınız sizi Cenabı Allah'ın zikrinden ve farz olan ibadetinizi edadan alıkoymasın diye buyrulmuştur. Sonra muhtasar olsun. Siz daha bunu güzel bir şekilde mütalaa gidersiniz. Hikmetli olan şu sözlerden ilimden daha faydalı bir hazine. Gelirken de konuşuluyordu. İnsan eceli gelince ölmüyor. Asıl öğrenmekten mahrum kaldığı zaman cehaletle ölüyor. Hilimden daha kazançlı bir mal, amelden daha iyi bir arkadaş, takvadan daha üstün bir şeref, sabırdan daha yüce bir iyilik, rıfk yani şefkatle hareketten daha hoş bir deva ilaç, tamahadan daha kötü bir fakirlik, sıhhatten daha güzel bir hayat, huşudan daha sevimli bir ibadet, şükürtan daha iyi koruyucu bir bekçi yoktur.
O Medine'deki hatibin okurken kuvvetli mümin dediğinde, ekonomide kuvvetli olacak, sanayide kuvvetli olacak, işte savunmada kuvvetli olacak diye çok güzel beyan etmişti.