Kim Allah'a bir iyilikle güzellikle gelirse işte ona bunun on katı var. Vadil lütfi sübhanisi ile beş vakit namazla elli vakit namaz sevabı veriliyor. Allah'ın fazlı keremiyle bu miktar vaad buyurulan ecrin asgari miktarıdır. Şu kadar var ki bu sevaba nail olabilmek için huzur-u kalp şarttır. Demek ki bir hasene bir iyiliğe on misli mükafat veriliyor. Yalnız bu diyor en az miktarıdır. Bu miktarın artması kalbin huzuruna bağlıdır. Huzur-u kalpte her müminin ahval-i kalbiyesinin ve hatta cesedinin yani alemi emirden olan sadrındaki letaif-i hamsenin kalp, ruh, sır, hafi ve ahfa'nın ve cemi ecza-yı cesedinin huşu ve huzur haline göre değişir. Bu beş detayif, Esribillah, yukrricuhum minal zulümati ile nur. Burada zulümattan nura tebdil olmak için demek ki biz zulmet içerisindeyiz şu anda.
Bu zulmetten kurtulabilmek sol memenin altında iki parmak aşağısında kalp ve diğerleri de beş detay, nefis ve bütün vücudun zikri ile alakalıdır. Tasavvufta velayet, velilik demek, üç şekilde haber verilmiştir. Bu huzura, huşu, ibadet ve saatteki mükafatın fazlalığı, fazlalık demeyelim de Allah'ımız tarafından ikramı, ihsanı, sonsuz mükafatı bizim kalbimizin haline bağlı. Mesela kalp teşvişli, yaramaz düşünce ve fikirlerle dolu olursa ondan bir hayır çıkmaz. Bunu şuna da benzetirler, bir ambar düşünelim, herhalde biliriz bunu, buğdayların ve diğer mahsullatın konmuş olduğu mekan. Eğer bu ambar delik deşik olursa içindeki mahsul de yok olmaya başlar. Kalp de deniyor Mesela bütün azalar kalbin bu eksiği, söküğü ve deliği mesafesindedir. Göz diyelim harama baktı. Birinci bakış muaf, gayri ihtiyari denk gelmiş, gözü görüvermiş ama hemen boynunu çevirmiş.
Allah'ımız korumak için öyle bize esaslar koymuş ki, mesela göz kapağı. Gözümüzün kapağını indiriverirsek görmeyiz. Başımızı sağa veya sola çevirecek olursak yine görmeyiz. Aşağıya indirirsek gözümüzü yine görmeyiz. Mesela dil. Şimdi ambarı kalp olarak düşünürsek delikleri azalar, göz harama bakarsa o delik açıldı demek. O zaman ibadet ve taatin hayrını koymaz. Diyelim bir havuz, havuz eğer delik deşik olursa oradan su dökülmek suretiyle akmak suretiyle havuzda biriktirilen su yok olmaya başlar. Aynen bunun gibi. Şimdi kalpte, kalpte şuna da benzetilmiştir, yine ambarla misal veriliyor, içinde haşarat var. Haşarat ne yapar? O konan mahsulün hayrını koymaz. Aynen bunun gibi. Eğer kötü ahlak haşereleri varsa bizim kalbimizde hiçbir hayır koymaz ibadet ve taatin belki farz noktasından yerine getirmiş olabiliriz ama Cenabı Hakk'ın istediği şekilde yapmış olmayız.
Daha başka misaller de verilebilir kalp hususunda. Biz daha çok büyüklerimizden öğrendiğimiz şunu diyoruz, bir çay bardağı olsun, temiz olmazsa içerisine çay konmaz. Bir yemek tabağı da öyle. Yıkanacak, tertemiz olacak, ondan sonra yemek konulabilecek yiyebilmemiz için. Bunun gibi. Cenabı Hak, eşyada bize gösteriyor, afakta gösteriyor, bu enfüsteki iç halimizde, yaşantımızdaki durum dış alemde müşahede ediliyor. Demek ki kalbimiz temiz olursa, şimdi temizlik aletleri de değişik. Bazen bakıyoruz demirin pasını gidermek için böyle antipaslar neler istiyor? Mesela bazı maddelerin temizliğinde vernik istiyor. Diyelim evimizin bölümleri banyodur vesaire gelirler, ona mahsus temizlik aletleri var. Halıdır, kilimdir bunu temizleyeceğiz, ona göre süpürgeleri var vesaire temizleme aletleri var. Aynen bunun gibi, aynen bunun gibi bizim kalbimizi temizleyecek olan da birçok nimet bahsolulmuştur.
Cenabı Hak neyi vermiş bizim kalbimizin temizliğine? İstiğfarı vermiş. Yalnız bazı inatçı kirler oluyor temizlenmiyor. Bunun için temizliği aletlerini, temizlik aletlerini ona göre kullanıyor insan. Daha bir tesirlisi oluyor, o zaman hiçbir kir kalmıyor. Bizim istiğfarı okurken bu inatçı kir dediğimiz hasetlik gibi tamah, dünyaya aşırı muhabbet gibi, bilhassa hayvani duygular, bunların yok olması için istiğfarımızı çok güzel okumamız gerekiyor. Bunu Sadi Şirazi Hazretleri de haber veriyor. Kişi bir istiğfar okur, Allah'ımız bağışlamaz. İkinci defa okur, böyle yanık bir vaziyette yine. Üçüncüde Yılmaz Allah'ım beni affet diye sarılacak olursa onun ulu dergahına, Halık'ımız meleklerin de şahit tutarak bağışlar. Bu çalışmamıza bağlı. Biz layık olmasak bile üstatlarımızın huzurunda şunu gördüm. Bizdeki tavır şu, mesela biz de kıldık, siz de namazlarınızı eda ettiniz.
Böyle değil işte, kıldık ama gaflet haber verilirken bir gaflet var ki taati yapmamak, taatlerden gafil olmak. Bir de ibadette gaflet vardır. Mesela Halıkımız bizden ne istiyor? Dinimizde ihlas istiyor, ibadet ve taatimizde samimiyet istiyor. Böyle gayret göstererek yaptım da oldu değil, Ya Rabbi sana layık hiçbir şeyim yok diyerek en azından bir tezellül, fakr, bir yokluk hali, bir tevazu hali bulunursa ancak o zaman temizliğe doğru gireriz. Çünkü Cenab-ı Hak bu temizlikte bir garanti vermiyor bize. Asra Rabbiküm buyuruyor. Umulur ki Cenabı Hak sizi bağışlasın. İşte ben umre yaptım, hac yaptım, şu kadar iyilik yaptım, istiğfar okuyorum. Evet, güzel bırakmayacağız fakat asıl bağışlanma nedamet duymak, içimizde Allah'ım bu kadar Nimet-i ilahiyeye karşı benim yaptığım nedir diye yanıp yıkılacak olursak inşallah bağışlanıyoruz.
Çünkü Cenabı Hak'ın tahammül etmediği bir husus var, o da gözyaşıdır. Bunun akması için de hayatımızın düzgün olması gerekiyor. En çok bizim kaybettiğimiz nokta azalarımızdır. Azalarımıza sahip olursak Cenabı Hak bizi muhafaza eder, korur, taatlerimiz kabul katına inşallah gider. Efendim ne kadar üzerinde dursak bitmez bu. Demek ki Kuran-ı Kerim'den nasıl ibadet etmemiz isteniyorsa o şekilde yapacağız. Nasıl isteniyor? Eshabü lillah ve la yüşrik bi'abadeti rabbiye ahadde. Rabbimize hiçbir zaman şerik ortak koşmamak. Şimdi puta tapma yok. Nasıl oluyor derseniz, aslında şirk Cenabı Hakk'ı kabul etmemek değil, Rabbi Zülcelal'imizi böyle inanç noktasında ikilemek ve üçlemektir. Cenabı Hakk'a yapmış olduğumuz saatte bir başkalarının da beğenisini istemek, riyaya götürür. Üç kimseye hatırlarsınız, Hadis-i Şerif'te bildiriliyor.
Bir, Kari Kuran okuyan kimse Kurra, ikincisi Allah yolunda sarf eden bir gani, üçüncüsü de Allah yolunda cihad eder. Üçünün halini de Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz şöyle haber veriyor, işte biz cihad ettik deyince siz gösteriş için yaptınız, Edin kim için yapmışsanız ondan mükafatınızı alın. Mesela infak eden kimse ben şu kadar yardımda bulundum diye övünmeye, sevinmeye, kendisini üstün görmeye gidecek olursa o da aynen öyle. Bir üçüncüsü de mesela Kuran-ı Kerim okuyor, ilim ehli, bak ilmiyle iftihar ediyor, o da makbul değil. Yine Hadis-i Şerif'te geçer Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz, kişi namaza durur fakat melekler de yanında hazırdır. Eğer Rabbimiz için yapmazsa, Allah'ımız için yapmazsa yüzüne çarpılır diye buyruluyor. Velhamdülillahi Rabbil alemin El Fatiha.