Kalbi Selimle Manevi Yolculuk ve Ruh Arınması kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Sure-i Celil-i Cemilesinde. Başta kötülüklerden kaçınmamızı, daha sonra da hayırlar işlememizi tavsiye etmiyor. Bunda birçok kaideler var, esaslar var. Sekizinci ayet-i celilesinde Mevlamız, Şems Suresi'nin, Mecelle kaidesinden ele alarak İslam hukukunda, İslam…
Kalbi Selimle Manevi Yolculuk ve Ruh Arınması ne anlatıyor?
Kalbi Selimle Manevi Yolculuk ve Ruh Arınması kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Sure-i Celil-i Cemilesinde. Başta kötülüklerden kaçınmamızı, daha sonra da hayırlar işlememizi tavsiye etmiyor. Bunda birçok kaideler var, esaslar var. Sekizinci ayet-i celilesinde Mevlamız, Şems Suresi'nin, Mecelle kaidesinden ele alarak İslam hukukunda, İslam…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 12 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Sure-i Celil-i Cemilesinde. Başta kötülüklerden kaçınmamızı, daha sonra da hayırlar işlememizi tavsiye etmiyor. Bunda birçok kaideler var, esaslar var. Sekizinci ayet-i celilesinde Mevlamız, Şems Suresi'nin, Mecelle kaidesinden ele alarak İslam hukukunda, İslam hukukunda bir kaide, mani ile muktezi bir araya geldiği zaman mania kaldırılır der. Mesela bir yere gideceğiz. Giderken arabamızın yürüyebilmesi için çukur varsa onların durdurulması, bir taş varsa, bir engel varsa kaldırılması. Biz, Es-Aley Ekber, inna lillah ve inna ileyhirracim Rabbimizden geldik. Rabbi Zülcelal'imize gideceğiz. Şimdi, Rabbi Zülcelal'imizden gelip ona giderken yolun engelleri kaldırılacak. E kim koyuyor bu engelleri? Hiç şüphesiz. Adüvvüm mübin olan Memum kur, nefis kur, dünya kur, düşüncesi iyi olmayan kimseleri korur.
Bunlar kaldırıldığı zaman, nefsimizin arzu ve istekleri kaldırıldığı zaman biz yolumuza çok güzel devam ederiz. Görürsünüz bazı yollar vardır. Patika yollardır, keçi yollardır. Ulaşılması güçtür. Belki günler alır. Günler alan bir mesafeyi eğer yol çok düzgün olup engelleri kaldırılmış olursa birkaç saat içerisinde menzile, arzu edilen yere ulaşırız. Bizim Cenabıhakk'a da ulaşmamız için siz evden arzum, eğer kabul buyurursanız, bazen husus sene not alırsak, in olacağına günah duyarım. Sebebi de şu, Ashab-ı Kiram bu dinin yayılmasında, Efendimizden duyduğu o mübarek sözleri bir başkalarına naklettiler. Buradaki konuşulan hususlar, Kuran Azimüşşan'dan Ehadisi Muhammediye'den Ulema-i Kiram'mızın eserlerinde. Şimdi bizim ulaşacağımız dört menzil var. Dört bunak var. Birisi müstakim olmak. Müstakim olmak, müstakim. Bu nedir?
Bu nebilerin, sıddıkların, şehitlerin, salihlerin yolunda olmak demek. İkinci bizim ulaşacağımız konak, bunu geçebilirsek. Asirettir. Gönül gözlerimizin açılmasıdır. Gönül gözlerimizin açılması. Hac suresinde kırk altıncı ayet-i hicretle Mevlamız bu gözler kör olmaz ama kalp gözleri kör olur diye buyuruyor. Bu körlüğü kaldıracağız. Üçüncü ulaşacağımız konak nedir? Hikmet ehli olmak. Hikmet de ibadetin, taatın sırlarına erişebilmek, nuruna kavuşmak. Dördüncü konağımız, Vasıdilallah, Mevlamıza ulaşmaktır. Şimdi, buraya ulaşmak için engeller kalkacak. Nasıl kalkacak? Bir, itikadımızın düzgün oluşuyla. İtikadımız nedir derseniz, itikadımız şu bizim. Dini İslam'ın amel, itikat, ahlak gibi bütün görevleridir. Ulema-i Kiram'mızın başta efendimiz aleyhissalatu vesselam ashabının onların görüşlerine uygun bir şekilde olmasıdır.
Daha sonra, Kuran-ı Azimüşşan'da cezası bildirilen, işte yapıldığı zaman ceza vardır diye buyurulan büyük günahları terk etmektir. Büyük ve küçük günahlar üzerinde, ulema-i kiramımız durmuşlar ama tasavvuf uleması büyük ve küçük ayrımını yapmış. Demişler ki Cenab-ı Hakk'a karşı günahın büyüğü küçüğü olmaz, o büyük bir huzurdur, oraya temiz olarak varmamız gerekir. Bir kere keba İrem, ehli sünnette ihtilaf etmiş bu konuda ulemamız ihtilaf etmiş. Bazılarına göre Allahü Teala'ya işlenilen her günah kebir etmiş. Ne yapılırsa yapılsın. Her günah büyüklüktük demiştir. Allah'ımıza versin. Fakat kebairden içtinab etmek, kaçınmak, sevaidin kefaretine sebep olmak itibariyle. Şimdi büyük günahlardan kaçındığımız zaman küçüklerini de terk etmiş oluyoruz. Diyelim ki bir deredir bütün uygunsuz maddelerle dolu.
Büyük bir sevgi gelecek olsa, artık o necasetin büyüğünü de küçüğünü de uygunsuz ne varsa hepsini de alır götürür. Onun gibi. Biz büyük günahlara tam manasıyla tövbe edecek olursak gözyaşlarıyla, bunun üç şartı var. Birisi günahı büyük görmek. Günahı büyük görmek, yaptığımız günahları. Çünkü aleyhissalatü vesselam Efendimiz münafık ne diyor? Günahlarını böyle ne kadar da çok işlese bile burnunun üzerindeki sinek gibi görür. Ama mümin sinek kadar küçük olan hatasını üzerine sanki bir dağ uçacakmış gibi görür buyuruyor, hadiseler diyor. Vesselam Efendimiz. Tam bir nedamet birincisi günahımızı büyük görüyoruz. Tam bir nedamet içerisinde oluyoruz. Bir de yapmamaya azmetiyoruz. Bu azmimizin güçlü olması için de çevremizin iyi olmasına bakar. Çevremiz iyi olursa biz de o kötülüklerden kurtulmuş oluruz.
Kebair ve Sebair'in büyük olması lazım gelmekle, Sebair ve Kebair beyninde ekser ulemaya göre fark vardır. Ne kadar küçük günah bir günah bir ayrım yapılmasa dahi, ulemayı kiramızın çoğunluğu farklıdır. Günahı kebair hakkında azab ı şedid ile şahısları ile tevhid olunandır. Mesela bir zinafili için, bir kıta haksız yere bir adamı öldürmek, sonra rızık korkusuyla çocukları katletmek, ana ve babaya asi olmak, sihirle meşgul olmak, yetim, malı yemek, hüküm mevkiinde ise yanlış hüküm vermek. Bunun gibi, bunun gibi büyük günahlar, bunlar cezai icap ettirip, Allah'ımız Kitabı Kerim'inde Efendimiz, ta hadisi Muhammediyelerinde tehdit buyururlar. Bunlar için azap vardır, buyurdur. Bu da İbn-i Ömer ve Ebu Hüreyre ve Hazreti Abbas'a göre şu şekilde sıralanmış radiyallahu anh, şirk koşmak. Bunlar Allah'ımızı inkar etmiyorlar ama varlığına inanıyorlar da tekliğine inanıyorlar. Varlığına inanıyorlar.
Allah, kardeş diyorlar Celle Celalühü. Ama yatmalarına, kalkmalarına, düğünlerine, derneklerine, işlerine, güçlerine Cenab-ı Hakk'ın emirlerine katmıyorlar. Yetim malı yemek, anne ve babasına asi olmak, üzerinde şiddet katıyor. Biz böyle ısrarlıyoruz ama bunlar çok uzun konular. Mesela bir şirk konusu çok uzundur. E şirk dendiği zaman bir kere uluhiyette, ibadette ve duada diye kısımları var bunların. Bitmez, ahirinin konu bunlar. Sonra, şirk, insel verdirmek, haksız yere adam verdirmek, İftira etmek, şahitsiz ve ispatsız işlere girişmek. Yani şahidi olmadığı halde görmüş gibi olmayan bir konuyu olmuş gibi gösterip bir müminin şerefi ile oylamadı. Hazreti Ali, Kerem Allah ve Celle Efendimiz göklerden daha ağır diye buyuruyor. Göklerden daha ağır buyuruyor. Zina etmek, zaten dinimiz ona giden yollarıdır. Tamamen kapatmıştır. Ona açılan yollar şimdi kullanılan adetlerde mevcut.
İnternetlerde de mevcut. Her yerde özgürdür. Zinaya giden yolları aleyhissalatu vesselam Efendimiz, gözün zinası bakmaktır. İlim zinası konuşmaktır. Bunları kapatmak. Muharebeden kaçmak, cihattan kaçmak. Sihir yapmak. Bunu ulema-yı kiramımız yine ele alırken haddine bile cevaz vermişlerdir. Yetim malı yemek, anne ve babasına asi bulmak, Harem-i Şerif'te ilhac etmek yani dinden çıkmak. Riba, faiz. Yalan yere yemin etmek. Allah'ın gazabından yemin olmak, yani bana hiçbir sıkıntı olmaz deyip kendisini cennetin ortasında bilmek. Rahmet-i ilahiyeden ümit kesmek. Bu da doğru değil. O zaman ortayız bu. Korku ile ümit arasında olmaktır. Livata etmek, erkeğin erkekle olması. Hırsızlık etmek, orucu terk etmek, namazı terk ve te'hir etmek. Adlı eserde bunun şiddeti haber biridir. Eğer huzursuz terk ediyorsa, bir kere O kimsenin ömrü bereketsiz olur.
En çok üzerinde durulacak konulardan birisi de bu. Yani yavrularımıza da başka gelmiyoruz namaz hususunda. Ölü bereketsiz olur yani huzurlu bir hayat sürmez demek namazını terk edip bir kimsenin. Huzurlu bir hayatı olmaz. Yüzünde salihlerin siması nesh olur, silinir. Simasında nur diye bir eser görülmez. Diğer amelleri de makbul olmaz, duası da kabul olmaz. Melekler de ona buğz ederler. Namaz kılanların da duasından nasip alamaz. Çünkü diye Tahiyyat'ta oturduğumuzda Ya Rabbi, selamün, rahmetin, mağfiretin, ümmetin salihleri üzerine de olsun derken salihlerle namaz kılanlar, buyurulur. Ölüm halinde de öyle bir sıkıntı çekilir ki, onu dergah yakar, kesseler yine su su olarak ölür. Aç ölür, sicilili ölür. Onun kabri, namazı huzursuz terk ederse kabri ateşlerle dolar. Azap melaikesi, bir vakitten diğer vakte kadar ona azap ederler. Hesabı çok şiddetli olur, hesabı gelemez demek istiyor.
Cenabı Allah'ın rahmetinden kovulur, cehenneme de yüzüstü sürülür diye geçirilir. Önemli de binaen usuldür. Çünkü namazı terk ve te'hir etmekte bulunulur. Şimdi terk etmek var, Allah korusun. Bir de tehir ediyor, kıssalar bile. Çok geciktiriyor. Müslümanı eza etmek, yalan söylemek, rüşvet almak, Hanımını başkalarından esirgememek. Zekatı vermemek. İyiliği emir, kötülüklerden de kaçındırmamak. Kuran'ı öğrendikten sonra da unutma. Bunu da büyük günah dolayı söyledim. Hayvanı yakmak, Allah korusun, zevkinden çekinmek, anlaşıldı artık. Allah'ın sevgili kullarını da küçük bölümü, küçük düşürmek. Hanımını vadisine benzetmek. Hınzır eti yemek. Bunların hepsi kebair olup Kuran-ı Kerim'de işlenilen, bunu yapanlara şiddetli azap vaat olunmuştur.
Bu gibi günahı kebair ile kendi maden-i aslisini mülevves edip, ruhunu kötüleyip kirletenleri tevbekar olmadıkları surette ateş ile azap olup temizlenmek lazım geldiğini ayat-ı beyan ayat-ı ilahiye açıkça ifade buyurmuştur. Dünyada istiğfar-ı şerifle yahut nedaet, ateşiyle, öyle ki neden yaptım diye bir ıstırap duyacaktı. İçinde bir sızı olacak. Bu çok üzerinde duydum. İstiğfar ruhunu ve Daali Kerremallahu aleyhi ve sellem buyurduğu gibi, İstiğfariyye ve Sellem Efendimiz'in buyurduğu gibi, İstiğfariyye ve Sellem'ne yalan söyleme buyurmuş. Neden yalan söyleyeceğim deyince, dilini okuyor ve kalbinde nedamet yok buyurmuş diye. Bir sızı yok, bir muzdarip olmayıp gözünden yaş akmıyor diye. Rabiatü'l Adeviyye Annemiz Rahmetullahi Aliya, bizim her bir istiğfarımız ayrıyeten bir istiğfara muhtaçtır diyor. Candan okuyun bir yandan okuyor bize.
Nedamet ateşiyle yanmak, gözlerinden akan yaşlarla temizlenenlere ahirette azaptan emin olup, Mağfireti İlahiye'ye nail, cennat-ı aliyyata gafil olmaları, Allah'ımızın Kitabı Kerim'in de ayetlerle beyanlamıştır. Bunlardan konuşacağız. Tabii cemaatimiz seçkin bir kimsedir. Bu sebeple, seçkin insanların da bazı fasıklarından arz etmeye çalışıyor. Bir kere, Allah'ımıza layık olabilmek için şu beş esasa riayet edin buyurduğunda, şu beş esasa. Gayretiniz devamlı yükseliyorsun. İşte ben şöyle mi böyle mi yapıyorum, kötülerine gidiyorum ne demeyin. Bu himmetimizi, gayretimizi devamlı alçaltmak demek. Himmetimizi üstün tutmak nedir? Bir sıddık-i azim gibi sadakatimizi göstermek. Bir Hazreti Ömer gibi adalet şeklinde olmak. Bir Hazreti Osman gibi hayali, bir Ali Efendimiz gibi ilim ehli gayretli olabilmek. Buyur. Himmetimizi üstün tutacağız. Sıraladıkça Allah'ımıza vasıf olmaya çalışacağız.
Şu dünyada kör olmayacağız. Bir orlu bir gayret, böyle bir çaba içerisinde duracağız. Şununla, bununla oyalanırsak bunu emtilemeyiz biz ama kendi derdimize düşersek, evimizin bir köşesinde de olsa olabilir. Bir dağ başında kısa bir müddet, bir taşın, böyle gölgesinde de otursak ne diyeyim, nasıl dahil edeyim? Yalnız kalıp, hayrette insanlardan biraz uzaklaşıp, haddimizi düşünüp. Düşünüp, benden Rabbim ne istiyor, ben tek diyorum diye. Rabbimiz bizden öyle bekliyor ki, halife olarak yaratmış. Yeryüzünde kendi namına görevlerini icra eden bir varlık olarak yaratmış. Yetmez mi bu? Kuran-ı Azimüşşan'da işlenilen konulara baktığımız zaman Rabbimiz kendisini tanıtıyor. İkinci olarak Kuran-ı Azimüşşan muhakkak olarak insanı kabul edilir. İnsana hitap ediyorlar.
Öyle bir himmetimiz üstün olacak ki, Radıyallahu Anhümme Radu Han Allah onlardan Celle Celalühü onlarla Allah'tan razı olduğu zümreyi yakalamaya çalışacağız. Raviyeten merbiyye rıza makamlarını elde etmek. Yani bu ayak takımlarına bakmakla olmaz. Çok üstün, evsafta olan insanlara bakarak hareket edeceğiz. O zaman yanar, yakılırız. Böyle bir gördürülük esnasında, zamanın huzurunda bizzat o gelmeden önce bir eser okuyorum. Maddeler halindeydi, dört madde. Dedi ki şu maddeyi ben yaşarım. İkinci bir madde kamil bir insan olabilmek için özellikler sıralanıyor. İkincisinde yok dedi. Üçüncüsü de yok, dördüncüsü de yok dedi ağlamaya başladı. Böyle himmetimiz devamlı üstün olacak. Gıybetimiz devamlı üstün olacak. Bunlar bizi mahvediyor. Şimdi biz okuyup geçiyoruz ve üzerinde durulacak olursak çok mühim. Kuran-ı Kerim'de, UKAF Suresi'nde de öyle. Ali İman Suresi'nde de öyle.
Öyle himmetimizi üstün tutmayı Cenabı Hak bize bildiriyor bunlara erişebilsek mesela sabreden'den kullar. İşte Sabri diyoruz. Bu öyle sabır değil o. Sabır, bir musibet başa geldiği zaman feryat etmemek. Mesela birisinden bir sıkıntı duyuyoruz, hüp hüp arabaya atlayıp, ne yapıyoruz? Ona ben haddini bildireceğim, işte bu sabır değil. Şöyle bir duralım, bir bakalım. Acaba ne oldu? Kiminle söyledi deyip hareket etme var. Ne kadar önemlisi var? Sadiliğimler olmak ne demek? İçi düzgün. Sözü düzgün, işleri düzgün. Ganitin ibadet ve taatte devamlı cüceleri kalkar. Yaz günüdür deyip geçirmez. Allah'ımızın yolunda sarf eder, hep zaman direnen olun. Kardeşimize anlattım. Yolda o hocasını anlatacak. Her evde hayır orumu için, hayır orumu için ne yapacağımızı bilelim. Artık o kadar söylüyorum. Hiçbir şeyim yok. Bunlar Rabbimiz, hiçbir şeyiniz yok. Dinliyor ki bizi.
Bunlar, bollukta ve darlıkta verirler diyor. Mesela istiğfar eden kullardan olmak Seher'de ne büyük bir gayret, ne büyük bir çaba istiyorum. Bunlara gelebilme, gidişebilmen. Kim istemez Kuran'da ismim geçsin diye? Kim istemez? Geçmesin. İsterse bunları yaşamak işte. Allah'ımızın bizim için yasaklamış olduklarından da korulacağız. İsyana gitmemeye gayret göstereceğiz. Haramları, defil defil mi? Helalleri forma. Hüsmü'l Hikme, en güzel hizmeti vermek, o derimi bu en güzel hizmette değil takva esasına göre yaşamak demek. Ehimiz takvaya göre yaşarsa ne olur? Eline arkasına göre olmaz olur. Allah'ımızın ismi Celali vardır diye. Birisinde seksen bir, birisinde on bir, Doksan dokuz, ismi Celal'in remzi işareti vardır diye konmaz. Gelini bir başkasını eğer takva esasına göre yaşayacaksak mutlaka yaşamamız gerekir. Arkadan bir başkasını böyle küçük görücesine işaret de etmez.
Allah'ımıza hamd olsun, sizin sayenizde biz bunları dövelim geçersiz söylüyoruz. Yoksa eğer bu gibi görüşmeler olmasın, etraf bildiğiniz gibi değil. Böyle çok namazlar, ibadetler, taatler, zikirler bir Müslüman az bir alaya atsa olduğu gibi mahvolur. Biz diyoruz ki, bu bilgisayarda neden? Sil tuşuna basmak gibi olur. Bu kadar emek vermişsin yazıyorsun. Bir kitap dolu yazı yazıyorsun. Sen, unutmuşsun, bir sil tuşuna bandın, hepsi gider. Bu kadar namazlarımız, tesbihatlerimiz, mesela oturup anlatıyoruz. Şuraya şöyle iyilik yaptık, buraya şöyle iyilik yaptık. Ne oluyor? Bir hasedlik tuşuna bastın o zaman, bir gıybet. Elimizi işte arkadan bir başkası yapmış işte bilmem filan. Mahvutmüş oluruz. Takva sahasında göre yaşamak ki hizmetimizi en güzel şekilde yapmak elde nedir? Haksızlığa gitmemektir. Müslümanları rencide edici bir tavırda ehli kullanmamaktır. Dahası siz düşünürsünüz.
Mesela gözümüzde müttaki olabilmek ibretle bakmak demek. Hasetle bakmamak demek. Kuran'a bakmak demek. Hayırlı kelamlara bakmak demek. Kulakları üzerine. Ta'b-i Mün'n-Nimet'e, Allah'ımızın verdiği nimetlere de sahih içerisinde olmak. Bu nimet elli bin yıllık yoldan geliyor. Bunu bana Rabbim verdi, acaba nerede eriteceğim diye bunu düşünebilmek. Acaba nasıl tedavi oluruz? Bunu da bir madde halinde ele almış. Tevkifül Münadetimine taal, yiyecekleri de tıka basa yememek tıka basa değil birkaç tokma iter buyuruyor Allah'ın Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem. Bu bir makam ister, bu bir mertebe ister. Rabbimize ilk hizada bulunabiliyor. Dilleşebiliyor Rabbımızla. Böyle bizi kötülüğe götürecek mekanlardan da uzaklaşmak. Bak adamın halini biliyorsun. Islahı da sor. O gibi insanlarda olmaktan çekinmek. Evet gönül de alacak kadar. Nasılsın, iyi misin, çocuk çocuk nasıl, yapılacak bir iş var mı?
Ne diyeyim? Çok az. Bir müddet durur, bayılacak. Çünkü çok duracak olsa, düzgün olmadığı için seni de mahvedecek, biz de mahvedecek. Gerek toplu hallerde olsun gerekse gizli hallerde olsun. Efendimizin üzerine salatü selam getirmek ve istiğfar etmek. Beşinci olarak, sohbetüm men yedulü alaullah ev ala emrillahi ta'ab. Öyle kimselerle görüşmeler yapıyoruz ki görüştüğümüz zaman bizi o Cenabı Hak'la fla oluşturuyor ve vazifelerimizi yapmayı ümitlüyor. Biz de bir hal meydana geliyor ve pişman oluyoruz. Yaptıklarımıza çok nedamet ediyoruz. Eyvah. Harcamışız kendimizi deyip kendimize bir çekip düzen veriyoruz. Aman haklı bunlarla sohbet edin. Gizli mekanlarda sela selam getirin, istiğfar okuyun ve uygunsuz davranışlarda bulunan oturup kalkındığı zaman, kimselerle çok haşır neşir olmayın. Ve Allah'ımıza da ilticatta bulunabilin. Midenizi de fırsat oturmayın buyuruyor.
Kim himmetini üstün tutacak olursa çok üstün makamlara da geliyor. Kim Allah'ımızın emrine saygı içerisinde olursa Allah da ona saygı duyulacak kimse haline getirir Ona da saygı duyulur. Mesela, insanlar saygı duydu, melehler de saygı duyarlar. Öyle saygı duyar ki, Ya Rab bunun ömrünü müdat etki, biz bundan memnunuz dedi. Yazarın ecir ve mükafatını yazalım der. Allah korusun tersinde de canını alaya Rabbil alemin. Kurtulalım bu hataları yazmaktan sever. Mesela kabirde ona saygı duyar. Hayırlı insanlar için kabir öyle bir saygı duyuyor ki biz Allah'ımızın emrine saygı duyduğumuzda, kabirde gözümüz nereye kadar ulaşabilirsek görmesi, buraya kadar uzak, genişlerim. Mizan da öyle bizi güzel karşılar, al gel bizi sevaplar. Cennette böyle. Yaptığınız güzel amellere mukabil buyurun diye bizi davet ederler. Her yıl saygıyla karşılar.
Ve men hasunet fedmetu ve cebet kerameti, kimin hizmeti olacak olursa onun artık şerefi, haysiyeti de üstün oluyor. Azimli, gayretli, çabalı olacak olursa Allah'ımız buna yollar hiç yoktur. Devamlı. Hiç bilmediğini, bildiği ile amel edince, hadis-i şerif gusül dediğimiz, bilmediğini Cenab-ı Hak ona malum isterse hiç okumaz. Allah'ın Resulü'nün gönlüne indiriyor. Çünkü bile gittiği kadarıyla amel ediyor. Bire gittiği kadarıyla amel edince bilmedikleri açılıyor. Halifımız isyan ediyor. Eğer diyor Allah'ımızın verdiği nimetleri küçük görmez, büyük görür, hamd eder, Cenabı Hak'la teşekkürde bulunursa Allah'ımız da o nimeti artırır diye. Elhamdülillahi rabbil alemin. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi selim sohbetini dinlediniz.
Kaynak: Genel
Kalbi Selimle Manevi Yolculuk ve Ruh Arınması | Mihmandar