Kalbi Selim ve Ruh Arınması kaydında Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Rabbi Zülcelal'imiz Vaka Suresi'nde bizleri şu şekilde sınıflıyor. Zaten başındaki ayet-i celîle ve sizler üç sınıf olduğunuz zaman buyruluyor. Siz üç sınıf olduğunuz zaman, savcılar ne mutludurlar onlar. Solcular, ne aidatsızdırlar onlar. Önde olanlar, olanlar…
Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Rabbi Zülcelal'imiz Vaka Suresi'nde bizleri şu şekilde sınıflıyor. Zaten başındaki ayet-i celîle ve sizler üç sınıf olduğunuz zaman buyruluyor. Siz üç sınıf olduğunuz zaman, savcılar ne mutludurlar onlar. Solcular, ne aidatsızdırlar onlar. Önde olanlar, olanlar döngüdürler. Hiç şüphesiz onlar ilerdedirler. İşte onlar en çok yaklaştırılanlar, Naim cennetlerindedirler. Ayet-i celîne Türkçeye çevrilince anlamının verilmesi kadar zor bir nesne yok. Hiç verilemiyor. Ah keşke kardeşlerimiz, bilirsiniz, bizim gibi geri de kalmasaydınız de biraz okursaydınız. Çok iyi anlarsınız. Yoksa bunu Türkçeye çevirdiğimiz zaman hiçbir anlam kalmıyor. Ben hiçbir anlam veremiyorum. Sadece elimde Ahmed Er-Rufai Hazretlerinin bir eseri var. Aletü'l ehlin hakikati ma Allah diye. Allah'ımızın dostlarının hallerini anlatır.
Buradan o sağcılar ve solcular ne anladınız ondan? Sağcı, solcu bugünkü manada değil o. Bu cennet yaranı ile cehennem yaranı bulanlar anlatılıyor. Dediği ya, sağcılar denir, cehennem ihtiyarını, solcular cehennem ehli olanlar. Hani inananlar, inanmayanlar bir de inanıp almış olduğu Evrad ile Ezkar ile hakikaten yol katinen kimseler, yetişkin insanlar. Onları burada anlatıyor. Onlarda öyle bir güzellik olur ki ilahi aşk ve muhabbet kanatları olur. İlahi aşk ve muhabbet kanatları olur. Bu kanatlar ile, bu kanatlar ile onlar hakikat semasında uçarlar. Öyle şu gördüğümüz kuşlar gibi kanatlarımız çırpıp gitmez o. Onun gönül aleminde öyle bir uçuş var, böyle bir zevk var. Kalbi ilahi Onların azaları, elleri, ayakları, gözleri, kulakları, bütün uzuvları, hal ve tavırları, yaşantıları, hak ile hak yolda, da çok önemli bir süre söyledi ama, hak ile hak yolda dosdoğru hareket ederler.
O dosdoğru hareket nebiler gibi, peygamberler gibi yaşarlar, sıddıklar gibi yaşarlar, Ondan sonra şehitler gibi, sa'iler gibi yaşarlar ama hak ile değil. Burada şuna parmak basıyor, diyor ki bunlar kendi gayretleriyle değil, çaba gösteriyor diyor. Ama Allah'ımızın bu çabalarının yanında bir lütfu var. Ona yardım izliyor Cenabı Hak. İhsanda bulunuyor, o yardımla çok düzgün hareket ediyorlar. Bir kere hak bunları benimsemiş, kabul buyurmuş ve yardımında. Onlar kalbi bir yokluğum içerisinde, kalbi bir yokluğum içerisinde kendilerinde bir varlık görmezler. Hiçbir zaman her şeyi rakumuzdan bilirler, çok güzel bir ahlakın içerisinde. Bir kere onlar Rabbi Zülcelal'imize tamamen yönelmişler. Öyle mesela cuma günü bir gusül abdesti alıp sadece, saati o güne hasretmezler. Sadece bayram günlerine hasretmezler. Belli gecelere hasretmezler.
Her zaman Allahu Zülcelal'e dönerler, yatarken de dönerler, halklarında da dönerler, işlerinde de dönerler, güçlerinde de dönerler, ev hayatında da, insanlarla münasebetlerinde, ticaretlerinde, her hallerinde Mevla-yı Zülcelal'e döner olurlar. Yoksa terk etmezler, işini gücünü terk etmez. Rivayet verir, dikkat Bir kenara, dünyanın geçici olan süslerine de iltifat etmezler. Ona meyilleri biliyor çünkü. Dünyanın insanın yiyip de hazmettiğidir. O kadar anlayın artık. İteptisiz söylenmez. Hadis-i şerif bu. İnsanın yeyip de hazmettiği, ona iltifat etmezler. Maalfirarimine'n makbuli Bir kere onların, onların yönelişi Rabbimize böyle Esenler'de takılıp almazlar. Mesela bir yemek önüne konacak olsa, o yemeği veren Rabbamızı bilirler. Bir su bardağını eline atsa, o suyu veren Rabbamızı görür o. Mesela bir elbise giyecek olsa, onu değil onu gereni gör. Öyle bir güzellikleri var bunların.
Kalbi Selim ve Ruh Arınması kaydında Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Rabbi Zülcelal'imiz Vaka Suresi'nde bizleri şu şekilde sınıflıyor. Zaten başındaki ayet-i celîle ve sizler üç sınıf olduğunuz zaman buyruluyor. Siz üç sınıf olduğunuz zaman, savcılar ne mutludurlar onlar. Solcular, ne aidatsızdırlar onlar. Önde olanlar, olanlar…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 11 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Onlardaki bu güzellikler, bu müstesna bir kalp tabi, alemlerin yaratıcısı, onları terbiye eden, düzenleyen, yerli gelince tespit buyuran, Cenabı Hakk'a olan dostluğun sevgisinden gelir. O dostluktan gelir. Bir kere onlar bu mu Rabbimize erişmiş. Mesela çok az bir hal içerisinde iş değişiyor. Böyle oturduğumuza bakma. Bir söz söylendiğinde onun beş mislini söylemeyince rahat edin, yatardık. İlla onun karşılığını verecek içi rahat edeceğiz. Onlar için değil, o Rabbimize dost duranlar ile Ve i'attimatuhu alel-Hakd Güvenleri de Cenabı Hak'tır. Rabbimize gülermiş onlar. Bir başkalarından medetum Rabbımızdan bekliyor. Ve gara ruhu, mahhak, çok güzel ifade bulunuyor ama siz anlıyorsunuz bunu. İtimatları, onların ağlandıkları, teslim oldukları, güvenleri Cenabı Hak ve kararları da. Ne demek bu? Umda karar kılar, onun muhabbete hasıl olursa içinde hangi halde olursa olsun iyi veya kötü.
İyi halde de kötü halde de Rabbi Zülcelal'imizle münasebet kesilmiyorsa o zaman huzurludur onlar, bunların endişe hikmetler. Dediler, gider ki Rabiatü'l Adeviyye Annemiz gibi Rabbimiz bize gaza bitmesin, Rabbimizle alakamız kesilmesin, geriye önemli değil dediler. İyi düşünebilirsek bizler de helal lokma yemek suretiyle, helal lokma ile huzurla girsek, üzgün olursak yaşantılarımızda, o zaman zuhur eder ve lüks anlaşılmaz. Hep bunu söylüyor. Böyle fanilere güvenmiyorlar, yok olacak kimselere değil. Onlar baki olan Cenabı Hakk'a ve onun bizim için ebedi kıldığı, o alemde bize yarayacak işlere dönerler başınıza dönmez. Ama çok önemli hususlar geçiyor burada. Şimdi yüksek sınıfta insanları siz anlayacaksınız, ben bunu kalkıp da size bugünkü şekliyle söyleyemiyorum. Fotoğrafını çiziyorum. En yüksek düzeyde olan insanı evsahına bulurlar. Nedir bunun bahsetiyorlar?
Bu şimdi şöyle bir konumda bulunacak ama o konuma gelebilmesi için nasıl bir sıfatta olacak, nasıl bir ahlakta olacak, nasıl bir huyde olacak onu konuşuyorum. Şimdi mukarremum dendiği zaman bunu okudum içinde, Vavabra Suresi'nde. Onların konumu bu işte. Ne kadar güzelmiş, ne kadar güzelmiş. Bize şimdi ne düşüyor? İmrenmek için. Çünkü o halde değiliz. Biz imreniyoruz. Keşke onlar gibi olabilsek diyoruz, Efendimize gelen bir Arabi gibi. Artık söyleyeyim, şu çok uzun bu. Rahaşi günü kalp, kalbi de onunla uzun duyuyor, bu kaşiyet manasında değil bu. Gönül tamamen ona teslim olmuş. Semavi bir hadis. Konuştuğu sözler de bu sokak arası konuşulan sözler değil. Diyorum ya, biraz size bunu anımsatmak için, Rabbani gül-i idim. Bu işte üstadlarımız, Rabbani gül-i idim deyince, bir gün, bir gün mektebim yok diyen üstadlarımız istediler. Buna gücün yetmez.
Senin de gücün yetmez, benim de gücüm yetmez onun ilmine. Şimdi burada normal kötü görmüyorum. Yazyalıda, Develi'de, Yeşili Sar'da, Tomarza'da, Sarız'da, Felahiye'de, Sarıoğlan'da, öz vatanda, bünyanda vesaire ilçeler ve kasabalar. Buranın Kuran kursunda okuyan bir çocukla, artık aşeresi var, tatribi var, tagibesi var, Kuran'da üstat, Hacı Abdurrahman, Ülses, Rahmetullah Ali gibi, onda okuyanla, bir mahalle imamında bu tadimi görmemiş kimsede okuyan bir olur mu? Diyorum ki, üstadlarımızın ilmi Rabbani bül'l-aydim. Onlar Rabb'ımızdan almış, yoksa biz o kulu bitirmişiz. Bunun yanında Mecidiye köylerinde okuyanlar da var İstanbul'da, vesair yerlerde, kötü bir ömür, o Rabbani ilme sahip olanlara erişebilir, mümkündür. Bizim konuşmamız da belki kahveden gelir, tekrar kahveye döner. Bak bunlarda öyle olmaz.
Evet, biz belki birkaç kişiye zor gönüllerine tesirini Rabbımızın lütfuyla yapabiliriz ama onlar yüzlerce, binlerce insana vesile olurlar. Onların arzusunda, istekleri de Rabbımızdan başkası değildir. Ruhani ülayık, Çok önemli sözler söylüyoruz burada, söylemiyorum yazıyor burada. Ruhani billagrim, ne bu? Efendimiz buyuruyor, rabbimiz indinde yedirilir, içerilir. İstese melek huydur o. Huyu meleklerin huydur. Yemesine, içmesine gerek yok mu, istese yemez o. Fakat efendimiz aleyhissalatü vesselam yediği için içtiği için, Ashab-ı Kiram ve büyüklerimiz, onların ahlakıyla ahlaklanarak birkaç lokma alırlar. Yoksa yaşayışları ruhani durumların mürekkiğidir. İsekse bile, isekse bile, onlardan normal bizim gibi bu dünyanın şartları içerisinde vazifelerini yaparlar. Amma velakin yaşayışları ruhanidir onların. Ne demek yani ne diyorsun, iraindir.
Kuran-ı Azimüşşan'a muvafıktır, sünnet-i seniyyeye uygundur. Nurani gün gader demiş, bunun izahında zorluk çekiyoruz biz. Şimdi diyeceğiz inşallah, nuraniül Kader, Rabbimizin takdim etmiş olduğu ölçünün dışında değildir. O ölçüler dahilindedir ruh. Gülerse o ölçünün dahilinde, ağlarsa o ölçüye güler. Rabbimizin ayarlamasına göre sevinirse de ruh, üzülürse de ruh, onun dışında hallulmaz. Bir kere iradesini, halini, tavrını, yaşantısını Rabbimizin emrinin daimdinde kılmıştık. Hani öyle hale gelmiş ki, onu bitsin bilmesin, yani Kuran azim müsemmesin ne yazılır? Efendimiz Aleyhisselam'ın edebi, Muhammediyeleri budur. Onu görünmese bile o ahtap içerisinde olur. Bak buraya kadar sıraladığından takip ederseniz bulup değil billah anlatır. Fena billah nedir? Allah'ımızın muhabbetinde yok olmalı. Bekler billah nedir? Onunla var olun. Bu icraat, nasıl olacaksınız?
Onu yaşayacaksınız, yaşıyorsunuz, inşallah öylenir, hüsn-ü zann ediyorum. Yaşayanın bölgesinde şeytan bulunamaz, yaşayanın bölgesinden geçer. Hem böyle açıkta, hem de gizli hallerinde Allah'ımıza şükür içerisindedirler. Şükür olmak, ham kolay. Ham, teşekkür manasına alırsanız, yine biz bunu tam şekliyle veremeyiz. Şimdi Kuran-ı anlama göre vermek mecburiyetindesiniz. Kuran-ı manasına göre vermedikçe olmaz. Şimdi hamd bir döngüdür ama teşekkür ayrıdır. Sizin kalbiniz teşekkür edecek, diliniz teşekkür edecek, bir de yaşantınız onu gösterecek. Bu zor işte. Açıkta, gizli de Allah'ım da hep teşekkül içerisinde onlar. Artık küfranî nimet içerisinde değil diyor. Allah'ımızın vermiş olduğu nimetler de ne yapıyor? Ona saygın içerisinde, emrine bir ayet ediyor. Yani yediyiyle, işiyle ona kulluk vazifeyi hepsini yapıyor, tersini yapmıyor. Burada tersini diyor, o hali cennet değildir.
Allah'ımızın verdiği sonsuz nimetler, o sonsuz nimetler, O sonsuz nimetlere karşı şükür içerisindedir. Dilinde, dilinde ve kalbinde devamlı, nedir dedik biz? Dili, dili ve kalbi devamlı Cenabı Hak'tan. Siz sadece böyle mi diyeceksiniz onu? Emri ilahiye muvafık yaşaması zikirdir zaten, İmamı Rabbani hazretlerinin veya münevvle. O kadar güzel ifade ediyor ki, bütün vaktinde ve anında boş bir zaman yok. Yüz yüz anında zikir içerisinde. İyi gün neyse bu adam şimdi namazı kılacağız, mescitten çıkmayacak, öyle değil mi? Mescitten çıkacak, işlerini hep takip edecek, pazarda ne işi varsa onu görecek, o zikir zaten ama düzgün yapacak. Oradaki satış yapan da zikrin içerisinde. Düzgün, alıveriş yapıldığı zaman o da zikir demek, o da ibadet rahat demek. Şimdi bizim sizin de üzüldüğünüz bu. Böyle belli bir yerlere gelmeyince ütülü elbise giy. Ondan sonra başka şekillere girip Mevla'yı unutmak değil.
O ütülü elbise var ya, o an ceza bu ibadettir. Senin mahamiğin gereği en güzel şekilde değinecek bir senin. Fakat Rabbımızı unutmamak şart değil ben. Öyle olacak ki bu, nasıl galip edeyim, aşağılık komplektif komplektif içerisinde olanlardan var. Öget bir menfaat, bir makam oldu mu onun yanına da yaklaşamaz. İşte bu aşağılık kompleksidir. Eğer bu kimselerimiz ya ebaza iki kişiye de olsa baş olma, çünkü bunun zorluğu vardır. Yani baş olma demek, sen idareci olma anlamına değildir. İdareci olmanın elbette güçlüğü vardır. Hepsini bir tutabilmek kolay değildir, bu ifade. Bu halde, bu noktada olan kimsemizi, ben yeryüzünde Allah'ın gölgesi durumundayım düşüncesinde oldu mu ne kadar güzel olacak. Aşağlamın bölgesinde ilk gölgelenenlerden birisi bu. Ve bu kimseler hiçbir zaman kendilerinde de yükseklik görmezler, onlar devamlı okumuştesiniz. Tahta ada metin olayı çok güzel söylüyor.
Çok güzel ifade ediyor ama ne zaman yetişiyor ne vakit. Şu kelime yetemeyeceğim, bu kimseler nasıl müşavir, tek tek söylemiş, söv değil mi? Tam özellikle periyle o kimseler var ya Allah'a çok sevimli, saygılı, o mübarek insanın var ya, Feruham yok olmuş, erimiş, Takde Allah'ın huzuruna vahiy. Benim gönlüm dayanıyordu. Allah'ımızın iyiliği aşkında, vah olmuş. Ondan başkasını dönüp, mütehem şeyini bir viskoziyyesi tahtekemalikun etsin. O yüce kudretinin altında da tamamen bitmiş. Kendisinde hiçbir bölücü yok. Onun rahmet denizinden bütün Allah'tan hallerini geçirmiş ve onda yok olmuş kimselerde. O kadar güzel anlam veriyor ki, maas şuhuti külli halabet. Öyle ibadet ve taati lezzet için ne yaptın yok. Allah'ın da sevgisinden dolayı, sevgisinden dolayı yaptık. Şimdi biz vazife olarak taatimizi yerine getirmeye çağıracağız. Ama bunlardaki bir zirkktir. Çok büyük bir zirkk ile yapabilirdım.
Bak ondan dolayı bu uzuvlarda azdır. Bedenlerde nahivdir, böyle hafiftir. Allah Allah. Onlar hiçbir karşılığını beklemeden yapıyor. Karşılığında, kulluk vazifesinde öyle bir doğru ki, Annenin acinesine iyi, yerli yerince yapıyor. İbadet ve taatinde görmüyor. Yani biraz vasfediyse, biraz söz söylense, gözüne bir haller görülse, indirmenin imkanı uçmağına tutacağız. Şimdi, havalanan uçaklar var ya, dinsiz uçmuyor yorumlar. Mesela diyor ki, önümüzde diyor bazen siz denk gelebilirsiniz. Uçaklarda, pilotlar vurucu, üç tane uçaktan sonra bize fırsat düşüyor, inebiliriz diyor. Niye? Havaalanında ilgili olan kimse diyor ki, şu saatte diyor artık inebilirsin, şu saatte uçabilirsin diyor. Maneviyatları öyledir. Allah'ımızın dışındaki bütün çalışmaların dışındadırlar bunlar. Her çalışmaları ona uygundur. Müminlere karşı da çok alçak gönüllü, büyük bir sevgisi var, müminlere büyük bir sevgisi var.
Şimdi onun tabii izahı, tasavvufi bilgiye de dayanır. Okulları da biraz görmemizden belki ifade edebilirim yoksa diyemeyiz mi, Allah'ımızın izniyle. Adam üzüntülü olduğu zaman imtihana ediyor. Üzüntülü olduğu zaman her şey bitiyor. Bunda öyle değil. O üzüntü ona üze bir neşre veriyor ki tarif edemezsin sonra. Niye? Rabbim beni anıyor diyor, Rabbim beni anıyor. Hatta Yezid'l-Yatı, artık imanda güç ve huzurde kurmuş kesin bir inanca erişmiştir. Onun dini aynen kalbi gibidir. Kalbinin hevesleme dilini dini konuşmuyor. Yahu bu ortam böyle bir şey, bilmem filan. Böyle dememiz gerekir, işte adam aldattı, bir şeyler itti, bunu yapmazlar diyor hıyar. Kalplerinin evetlemeliğini, dilleri evetlemez. Kalbi ile dilleri bir hareket eder. Bütün yaşantılarında ve sözlerinde, bunu doğrulardan, alplerinin güzelliği hallerine tamamen yansır. Öyle var, çok az geçinemiyoruz, bilmem filan, yemez'de.
O darlığın içerisinde hep şükür içerisindedirler. Elhamdülillah, elhamdülillah, daha da bir okul içerisinde olanlar var, şükrü idare ediyoruz der Rabbimize hamdilerler. Sa'dirun alaketi riddet. Zorluk anlarında da feryadı fidan sokan, radım bibaza I rabbilayit ile üç ve kudret sahibi olan Rabbimizin küllerine harca, Musu'yla tutsun, sıkıntı olsun, ne olursun ona razı olsun. Daha iyi mü ala ihtirazı kalbli lillahi bil mahadda. Öyle ki kalpleri de Allah'ımızın muhabbetiyle daim imam korunmakta durumları. Korunuyor mu yani, kalpleri horuluyorum. La yekaku dünellah, Allah'ın zincelerden, başkasından çekinmezler. Ve la yezühu aleyhi ve la yezühu aleyhi ve la yezühu aleyhi ve la yezühu aleyhi ve la yezühu aleyhi ve la yezühu aleyhi ve la yezühu aleyhi ve la yezühu aleyhi ve la yureü iller illallah, ancak onlar Rabbimizin dilemesi, neyse ona razı olmuşlardır.
Gerek faide gerek sever, Öyle güzel ki, gerek faydalı iş olsun, gerek zararlı iş olsun, gerek izzete ersin, nimete ersin, hazimetlere dolsun, Peygamberimizin ve ashabını sallallahu aleyhi ve sellem yolu üzere devam ederler, onların izlerini takip ederler. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi serin sohbetini dinlediniz.