Kalbi Selim. Gerçek hakiki gönül ehillerini tarif buyururken, devrinde en önemli meseleni ise onu ele alan ve o sıkıntılara da deva olan kişi olarak tanımlar. Gördüğümüz kadarıyla ahlaki bozukluklardan en büyüğü zina. Bunu ele almak istiyorum. Daha ziyade bu konuyu işlemem yine arifani ilahinin mübarek kelamlarından nakille olacaktır. İslam öyle bir ali din ki öyle yüce bir din ki bu kötülüğe gidecek yolları kapatmıştır. Es'am ne? Vela tekrabu zina innehu kene faişe ve sea sebila sadakallahümlezim. İsra suresinde geçer ve dikkat buyurulursa Miraç hadisesi anlatılırken İsra suresinde en baştaki ayet bir kere işin merhametinden, öneminden, yüceliğinden, ululuğundan birçok hikmeti içerisinde barındırmasından ve yüksekliğinden dolayı çok müthiş bir hadise oluşundan naşı sübhanelledi diye başlanıyor.
Allah'ımızın azameti, Allah'ımızın büyüklüğünü ifade ederek kendisi, nasıl kendisini tanımlamışsa o şekilde bir ifade ile sübhanellezi, noksan sıfatlardan onu tenzih ediyoruz. Kemal sıfatlarıyla muttasıf olduğunu da ifade ederek. Bunun Türkçeye dönülmesinin, sözün güzelliğini daha iyi ifade edememekten dolayı veremiyorum. Biz namaza başlarken de bu tarzda başlamıyor muyuz? Süphanekallahüm. Namaz öyle bir taat ki onu bu vücudun, bu gönlün kaldırması mümkün değildir. Namaz Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem rubibe ileyemin dunyakum. Dünyanızdan bana üç şey sevdirildi. Birisi de ve cü illet gurretu ayni issalah. Gözümün nuru namaz buyurmalarından sonra ne denebilir ki? Öyle bir taat ki Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem zevk ile yapıyordu. İşin en önemli tarafı da odur.
Bir kantın görüşü üzere vazifeyi, vazife olarak değil, hakkın emri olarak Hak Teala'nın yapmak ve bunun yanında da yerine getirirken artık zevk olması, ilahi bir zevk. Yaptıkça tat geliyor, yaptıkça huzura erişiyor. Siz dünyada bir yiyeceği arzu duyduğunuz zaman her zaman onu istiyorsunuz ama bıkıyorsunuz nihayette. Ama bu manevi bir nimettir. Bundan bıkılması mümkün değildir. Eğer bıkılacak olsaydı yedi yaşında namaza başlayan bir kimse seksen yaşına kadar Cenabı Hak ömür lütfetmişse, İmam Efendi namaza geçince Allahu ekber deyip her zaman Elhamdülillahi rabbil alemin diye ila ahirüssura sen Fatiha suresini okuyorsun. Bir değiştir, bir de Tekasür suresini oku, bir de Karia suresini oku diyeni duydunuz mu? Öyle bir tat, öyle bir lezzet ki doyumu mümkün değildir. Efendimiz aleyhissalatu vesselam ve onun yolundan giden insanlar onu zevk olarak yapar.
Aşk olarak yapar, muhabbet olarak yapar. Doyumu mümkün değildir. Develi'nin Ayşe Pınarı'nda doğumu orada, ikamet olarak Ankara'da bulunan ve mahallemizde, Yahyalda da, Kavacık Mahallesi'nde yaz günleri bulunan Osman Amca bize şunu anlattı. Dedi ki efendim öldükten sonra namaz yok mu? Tabii ora zevk yeridir, neş'e yeridir. Daha ziyade cennet cennet menkuhat ve meikulat yeridir. Yeme ve içme yeri ve zevcelerle ifade buyrulur. Cennetü'l maarif ise tarifi mümkün olmayan o Rabbi Zülcelal'imizin cemalidir. Artık bunu tekrar Arapçaya döndürür gibi olacak ama didaridir. En güzel tarif de bu. Cemali ilahisidir ve zatını bulmaktır ve zatı ile alakalı olan Efendimiz aleyhissalatu vesselamın sohbetlerine iştiraktir, vesair güzelliklerdir. Dergahta bir anadan bahsedilir, behice ana diye. Kayseri ulemasından Künekçi Ali Efendi Esad Erbili Hazretleri'ni ziyaret eder ve Behice anayı da arzu eder.
Onunla tabi halvet kalacak değil. Öyle bir hale erişmiş ki erkeklik kıyafetinde derler ama ne olursa olsun biri Rabiatü'l Adeviyye, bir diğeri Hasenü'l Basri de olsa şeytan kötü fikri hatıra getirir. Ondan dolayı böyle bir haldeyim. Dinimizin ölçüleri içerisinde görüşmeyi arzu edince, o gelir buyurur siz isterseniz. Kapı çalınır, behice sultan içeri girer. Es'ad Erbili Hazretleri buyurun siz bugün sohbet edin deyince bir Ayet-i Celile okur. Öyle bir aleme dalar ki ilim, bir kafasına ilim verilen var, bir de gönlüne ilim verilen var. Biri zahirisi, biri batınisi. Bayezid-i Bistami Hazretleri'nin bir kısım hoca zatlara dediği gibi hocalar ilminizde eksiklik var. Neden? Ya Bayezid Gaddesallahu sırra. Çünkü siz fanilerden alıyorsunuz. Belki eksiklik olabilir. Baki olan Allah'tan almak lazım. O öyle bir ilim ki zahiri ilim, o batıni ilmin ancak başlangıcı durumundadır.
Batıni ilim de zahiri ilmin bitiminden sonra meydana gelen bir ilimdir gönle Cenab-ı Hakk'ın lütfettiği ve Hızır Aleyhisselam'a, Musa Aleyhisselam'ın bir hutbe iradında okumasında onlara gurur geleceğini söyleyemem katiyen bir peygamberdir. Hitabesinin güzelliğinden dolayı Cenabı hak onlara da demek ki ilahlık verilmemesi için ancak bu noktadadır incelik, Halık'ımız zelle veriyor. Buna zelle de diyemeyiz. Hızır Aleyhisselam'a gönderiyor kullarımızdan bir kul diye. Hutbe iradında çok güzel olunca Cenabı Hak ona artık kulluğunu ifade etmek için min ledünna ilma buyuruyor. Kendi tarafımızdan ilim lütfettiğimiz Hızır Aleyhisselam'a gönderdik diye. Hızır Aleyhisselam ona üç hadiseyi gösteriyor. Aslında sabretseydi binlerce idi o hadise. Binlerce hadiseydi, onun sonu yoktur.
Öyle mana verirler ki bir Ayet-i Celile'ye denizin damlasına varıncaya kadar, bir deniz, yedi deniz daha ilave edilse tükenmez. Behice Hanım böyle bir ana. Bir ayet-i celile okur. İlim deryasına dalınca Kayseri ulemasından Külekçi Ali Efendi Rahmetullahi aleyh, efendim, Rabia-yı Sani' imiş. Sanki ikinci Rabia imiş der ve hayranlığını ifade buyururlar. Yalnız burada Behice Hanım der ki efendim görüşürüm ama üç şartla. Ikincisi yarın ahirette Allah'ımız korusun ayağım kayacak olursa yetişirseniz deyince Es'adi Erbili Hazretleri'ni büyük bir düşünce alır. Bu Esad ne yapacak deyip, ağlayıp sızlamaya başlar. Üçüncü olarak ziyaretlere götürürseniz bu ziyaretten maksat cennetul maariftir. Efendimiz aleyhissalatu vesselamın sohbeti ve cemali ilahidir. Ey bu Osman Efendi ne dedi? Osman Efendi diyor ki biz öleceğiz. Mutlaka öleceğiz. Mümkün değil ölmemek. Yarın huzur-u ilahiye varacağız.
Ama diyor, namazı diyor acaba kılmayacağız mı oraya varınca? Hani öyle bir zevk duyuyor ki, öyle bir lezzet alıyor ki bu ve emsali olan insanlar acaba diyor öldükten sonra biz namaz kılmayacak mıyız? Bütün derdim o diyor. Şu anlam secdeye varmayacak mı? Gizlerim, ellerim ve ayaklarımın baş parmakları toprağa değmeyecek mi diye bunun ızdırabını duyuyor, zevk duyarsa ne kişi. Üstadımız Hacı Hasan Efendi, Kaddafi hazretleri'nin manevi kardeşi olan Kılavuz Hafız, yatsıdan sonra eve gelir. Allahu ekber dediği zaman elini bıraktırmaları mümkün değildir. Bir türlü bırakmaz. Neden? O artık onu zevk olarak yapıyor. Bir fakire siz yardım ediyorsanız bunu zevk olarak yaptığınızda, ilmen bu tespit edilmiştir, Rus alimleri diye geçer eserde Allah için yapılan yardımlarda kolların damarlarındaki damarlarındaki hareketin güzelliği ifade ediliyor. Mesela bir markettedir alışverişle meşgul.
Bir onun alışverişteki kolunun hareketi, damarlarının o andaki durumu bir de Allah için fakiri, yoksulu ve hayırlı yerlere veren taş ve topraktan ziyade o taş ve topraktan daha öte ruhun kemalini sağlayacak çalışmalarda yapılan yardımlara uzanan elin hareketinin ve damarlarının tavrının insan için büyük bir sıhhat olduğu ifade buyrulur. Bunu zevk olarak bir fakiri, yoksulu görmek, hayırlı kurumlar, bunun yanında yoldan bir taşı kaldırmak, ihtiyacı olan bir insanın ihtiyacını gideri vermek, yaşlanmış kimselerin yiyeceklerini, içeceklerini, ilaçlarını, hatlarını vesaire neyse bunları yerine getirmek, eğer kış gününde evini ısıtacak durumu yoksa odunu, kömürü vesaire hizmetleri ve bunun yanında çocuklarına gerekli olan ihtiyacı yapabilmenin zevk olarak yerine getirilmesi, namazı zevk olarak ibadet ve taatten neşe duyarak.
Efendimizin sebatun yuhilhumulullahu fi villi yeme la villa illa villlu. Hiçbir gölgenin bulunmadığı bir günde arşı azamın gölgesinde bulunacak insanlardan birisi de meşabbun neşe fi ibadetillahi Teala. İbadet ve taatin zevki ile yetişen genç. Buradaki buradaki asık ifade böyle olması gerekir. İbadetin zevkiyle, ibadetin neşnesiyle. Vay kollarım kırılacak, ayağım da kalkmıyor abdest alırken üşeniyor. Kollar sıvanmış neredeyse öğle namazını kılacak, ikindi yaklaşıyor. İkindide kollar sıvalı, yine de hazırlanmış ama akşam yaklaşıyor. Böyle değil, zevkle. Çünkü ibadetin efdali vaktinde kılınan namazdır. Anne ve babaya itaattir. Yolunda Mevla'nın gayret ve çaba ile ülkenin salahını sağlamak, sükunünü temin etmektir her bakımdan. Velhamdülillahi rabbil alemin. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi selim sohbetini dinlediniz.