Kalbi Selim ve Manevi Halleri kaydında Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi. Kamil müminin işaretlerinden bir kısmını saymaya devam ediyoruz. Hayırlı insanlar konuştuğu zaman o konuşmasına kendi hallerini, manevi hallerini o söz ile ifade ederler. O sözlerinde onların manevi halleri belli olur. Mesela bizim gibi insanlar konuşur. Biz halk, haktan korkusuyla seçilmiş,…
Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi. Kamil müminin işaretlerinden bir kısmını saymaya devam ediyoruz. Hayırlı insanlar konuştuğu zaman o konuşmasına kendi hallerini, manevi hallerini o söz ile ifade ederler. O sözlerinde onların manevi halleri belli olur. Mesela bizim gibi insanlar konuşur. Biz halk, haktan korkusuyla seçilmiş, onların kelamı bizim kelama benzemez. Taşa geçer onların sözleri. Bir zat ezan okumak için taşın üzerine çıkmış Allahu ekber diye başlayınca ezan okumaya taş cıva gibi erimeye başlamış ayağının altında. Üsdü ağzı demiş ki taş eridi desen erimedi. Taş eridi ama senin taş olan gönlün erimedi demiş sözü taşa bile geçecek şekilde. Üstadlarımızdan bir tanesi vavuzu nasihat ederken gazete okuyor diyenler olmuş. O gazete okuyor dedikleri kelamla millet hıçkırıklara boğuluyor. Hatta duvarların bile yaşardığı haberi. Mecnunen aşık diye bir zat ver.
Tezkiretül evliya da geçer kürsüye çıkınca millet bizim derdi konuşmaya başlayacak diye her birden çıkmaya başlamışlar. Deri kürsüye çıktı konuşacak diye. O zaman ey mescidin kandilleri beri gelin beri deyince kandiller dökülmeye başlamış. Aynı hali konuşunca sözü sahip olduğu hali yansıtan kimsedir. Mesela bir söz söyler sadece kulağında kalmaz. Gönlün içine girer o söz. Yıllar olur unutamaz. Öyle bir söz söyledi yattı bağrı mı dersin. Böyle bir hal meydana geldiğinde bir şey konuşmaz. Eğer sözünde halini yansıtmışsa konuşmasına da gerek yok. Bu Sütlüce'deki dergaha gezmek için bir zat geldi. Sami bende hazretlerinden söz açılınca dedi ki bir sohbetinde bu görüşmemiz sükut sohbeti olacak buyurmuşlar. Herkes bir sükuta dalmış. Sükuta dalmış ama kendinden geçmiş insanlar. Demek ki gönlünden infak ediyor. Ve ilahemseka anil kelemi iberat.
Muameethu an halihi konuşmadığı zaman yaptığı hareketler sahip olduğu hali dile getirir. Öyle olur ki konuşması da kendini dünyadan kesmesi durumuyla ilgilidir. Artık yaşanan bir hal bunun izahı da zor. Ancak hallerinden istifade etmek olacak. Bunu büyüklerimiz öyle ifade ediyorlar. Halimizden istifade edemeyen sözümüzden istifade edemez demişler. O hayırlı insanlar, hayırlı kimseler öyle kişilerdir ki kendi kanını heder, mülkünü de mübah gören kimsedir. Bunlar öyle hayırlı bir kimse ki kendi kanını Mevla yolunda canını feda eder, hem de malını, mülkünü de mübah görür. Onu hayra sarf eder anlamını verebiliriz ancak. Öyle ki o hayırlı kimseler mensa minel keder, kudüri de diyebiliriz.
Tamamen bunu kelimeyi kullanmaktan çok haya ediyorum pislik diye geçer ama uygunsuz halden mi desek, buna ne ifadede bulunsak bilmiyorum uygun olmayan bütün arınmış, küfürden arınmış, şirkten arınmış, nifaktan arınmış, nifaktan arınmış, nifaktan arınmış, nifaktan arınmış, arınmış, büyük günahtan, küçük günahtan Allah'tan gayrı celle celalühü, bütün düşüncelerden arınmış, nur üstüne nur olmuş, nur suresinde bildirildiği üzere otuz beşinci ayeti celileden sonra nurun ala nur, nur üzerine nur, açıldıkça nurani perde açılmış, açıldıkça açılmış böyle bir hal ile tefekkürle dolan insandır. Böyle sükut ettiği zaman Allah'ımızın sonsuz kudretini düşünüyor. Onun rızık verişini düşünüyor. Diyor havada uçanlara veriyor, yerde sürüngelenlere veriyor, gezip dolaşanlara veriyor, yerin altındaki mahluka veriyor, maddi olarak verdiği gibi manevi olarak da veriyor Mevla zülcelal.
Kalbi Selim ve Manevi Halleri kaydında Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi. Kamil müminin işaretlerinden bir kısmını saymaya devam ediyoruz. Hayırlı insanlar konuştuğu zaman o konuşmasına kendi hallerini, manevi hallerini o söz ile ifade ederler. O sözlerinde onların manevi halleri belli olur. Mesela bizim gibi insanlar konuşur. Biz halk, haktan korkusuyla seçilmiş,…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 8 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Öyle ki gözümüze yaş olarak rızık veriyor. O yaşın akması cehennem ateşinin sönmesi demek. Kulağımıza hikmetli sözleri duyurmak suretiyle rızıklandırıyor. Eşyanın zikrini işittirmekle rızıklandırıyor, ayaklarımızı hakkın yolunda cihad ile nimetlendiriyor, elimizi hakir ve yoksula uzatmak suretiyle rızıklandırıyor, ki mescide giderken attığımız adım biri o adın, günahımızı sildiriyor, küçük günahımızı. Ecir ve mükafat kazanmamıza sebep oluyor, Bir ecir bunun yanında bir de derece kazandı. Böyle bir mevla. Sayamayız, ifade etmemiz mümkün değil. Beşeriyetten tamamen Cenabıhakk'a yönelmiş. O mevla olmuş insanlar da ona aşık. Şimdi o mevlaya aşık olmasa insanlar ona sevgi duymaz. O mahluka dönmez. Dönerse halet sıfatından dolayı döner. Dönerse irşad ve ıslahımız için döner. Dönerse mevlamızın emirlerini bildirmek ve nehyettiklerinden kaçındırmak için döner.
Aksi halde yüzünü Mevla'yı zülcelal'e dönmüş, malıyla, mülküyle, nefsiyle, canıyla, her şeyiyle ona bağlanmış kimsedir. Der. Yanında altumla çamur eşit olan kişidir. Öyle bir kimse ki der. Altın ve gümüş bir. Ya Zeyd. Aleyhissalatü vesselam efendim ya Zeyd nasıl sabahladın? Esbahtü mümine mümin olarak sabahladım ya Rasulallah. Mümin oluşuğun işareti nedir? Ya Rasulallah cennetleri de o alemi apaçık çamur benim yanımda bildir deyince hakikaten minsiniz buyurdular. Onlar öyle hayırlı kimselerdir ki yemeği azaltırlar. Bunun üzerinde çoktur büyüklerimiz. Çokça ifadelerde aman ha taamınız az olsun, taamınız az olsun biz tamamı ne zaman azaltıyoruz? Kolesterol yüksektir. Ne zaman azaltıyoruz? Tansiyonunuz yüksek. Ne zaman azaltıyoruz? Yüksektir dersin. Ne zaman azaltıyoruz? Tansiyonunuz yüksek. Ne zaman azaltıyoruz? Bu kilo size ileride zarar açar, öyle değil.
Bize bu taam, bu taam nefsani arzuları çoğaltır deyip azaltırız Allah için celle celalühu, bu taam şehevi, hayvani duyguları tahrik eder deyip azaltırız. Bu taam kalp katılığına sebep olur deyip Allah için azaltmamız yerinde olur. Cenabı Hakk'a sığınmak ve insanlardan firar etmektir. İnsanlardan kaçmak kötülüğünden kaçarlar. Bir de düşünün diyelim ki çok sevdiğimiz bir ahbabımız var. Çok seviyoruz. Üçüncü bir şahsın olmasını istemeyiz. Çünkü karakter olarak, özellik olarak, tabiat olarak birbirimize çok duyuyoruz. Üçüncü bir şahsı istemez.
Eğer biz karakter ve özellik olarak Mevla'yı zülcelal'in aşkında yok olmayı elde etmiş de fenafillah haline gelmişsek ve beka billah olup varlığımız onunla olmuşsa, baktığımız her eşyaya Cenabı hakk'ın rahmet nazarıyla bakar olmuşsa, bütün tavırlarımızda Cenabı hakk'ın ilahi sıfatlarının tecellileri ile hareket bizde baş göstermişse, eğer öfkelenirsek Allah için, gazabımız Allah için, seviyorsak o da Allah için, veriyorsak o da Allah için, verilmiyorsa o da Allah için. Eğer bu hali kesbetmiş de Cenabı hakk'ın iradesine muvafık bir yaşantı zuhur etmişse onunla insan onun muhabbetiyle özdeşleşmiş demektir. Kamil müminlerin ona sevgisi her şeyden fazladır. Çünkü gönlünde başka bir sevgiye yer yok ki. Onun sevgisi tamamen kalbi istila etmiş, ağzına götürdüğü lokmanın Cenabı Hak'tan geldiğini bilir olmuş.
İçtiği su, o da onun gibi, duyduğu kelamda her şey ayinedir bu alem, her şey hak ile kaim, müraat-ı Muhammed'den Allah bürünür daim. Eğer bu olmuşsa Mevla ile olmayı her şeye tercih eder, insanlarla sadece Rabbimizin emri bil maruf nehyi anil münker ayeti celilesinden dolayı kötülükten alıkoyup iyiliği emretmek için beraber olurlar. Onun dışında hep halleri halıkellem yezelledir. O hakiki yerler kalbini Allah'ın celle celalü duru kıldığı, nurlandırdığı kimselerdir. Kalbi de nurla dolan kimsedir. Zikrullah lezzetini tadan kimsedir. Biz bazen ikramlarda ne diyoruz? Bu çorba diyoruz, hemen onun çorba oluşunu tatmak suretiyle anlıyoruz. Diyoruz ki bu olsa olsa balık etidir diyoruz, anlıyoruz onu. Mesela bir salata olsa bu diyoruz salata. Çünkü o şekilde bize tat veriyor. Meyvelerde de öyle.
Nasıl ki yiyeceklerde içeceklerde tat alıyorsak o hayırlı kimselerde Zikrullah'ın Allah deyince celle celalühü bütün yiyeceklerin tadını veriyor ilahi. Maddi olanların da Mevla'ya yönlendiriş şeklinin lezzetini veriyor. Rahman dediğimizde bütün mahlukata kanat germesinin lezzetini alıyor. Rahim değişince deyim dediği zaman kendisine inananlara şefkatin ve merhametin hazzını alıyor. Artık bütün zikrinde Rahman da dese, Rahim de dese İsra suresinin son ayetlerini ele alarak söylüyorum. İster Rahman deyin, ister rahim deyin, onun isimleri güzeldir, buyruluyor ya. Onların hep lezzetini tadıyor. Namaz kılıyor, namaz kılarken namaz lezzetini kaşyetle alıyor. Oruç tutuyor, taatinin lezzetini takva ile alıyor. Cihat ediyor, cihat dağıtinin lezzetini dinin yücelmesi şeklinde alıyor. Allah'ın yoluna insanları davet için azami gayret gösteriyor. Içerisinde oluyor. Bu onda ne meydana getiriyor?
Cenabı hakk'ın insanlara hidayet, yol göstermesi ayeti celilesinde bildirilen hidayetin zevkine, şevkine, nuruna, hazzına, lezzetine, tadına ulaşıyor. Yine kamil mümin denildiği zaman öyle kimselerdir ki onlar bir şeyi mülk edinmemesidir. Bir şeyin de seni mülk edinmemesine gayret Kamil mümini anlatırken İmam Kuşeyri rahmetullahi hazretleri, o anda mevlamıza layık olan, onun seveceği, onun razı olacağı ameller yapmaktır, o an. Mesela biz sizinle şu anda karşılaştık. Bu anda ne yapmamız gerekir? Başta görünce selam veriyor. Evvel kelam badesselam. Evvel selam, evvel selam badel kelam. Evvela selam, sonra gelir. Daha sonra musafare diyoruz. Herhalde gözle gözden ayrılmadan önce küçük binalar mağfiret oturuyoruz. Güler yüzle de karşılıyorsak bu o anda en güzel yapacağımız ve birbirimize hayırlı tavsiyelerdir. O hayırlı kimseler anlatılmakla bitmez.
Öyle ki ve saha hakkın nasibi için nefsin nasibini terk etmeye gayret ediyor. Öyle bir şekil alıyor ki hürriyet ve kerem tekellüfü, başkasına yok ol yük olmayı, ağırlık vermeyi terk ve cömertlikten ibarettir. Kamil bir insan olmanın hüviyeti bu olmalıdır. Ne olacak? El hurriyyeti vel kerem, hürriyet ve kerem, iyilik ve terküt tekellü başkasında da yük olmuyor, bir sıkıntı açmıyor. Onunla olduğu zaman çok rahat, her şey rahat olur. Bir olumsuzluk olsa dahi sabredelim, bunun arkasında çok büyük ikramlar var, ihsanı var Cenabı hakk'ın diyor. Bir nimete verirsek aman ha çılgınlığa düşmeyelim, şükredelim, hamt edelim, sıddık-i azam gibi olalım, muharebede mücahitlerin başarısını gördüğü zaman secdeye kapanmıştır. Bu şekle biz bürünelim demek ki el hurriyeti ve kelam, iyilik, güzellik hareket ve tavrında bütün hayırlar neşet ediyor ve tevükü't-tekellüf hiç sıkıntı vermiyor.
İşte bu adam yanıma gelip de bana eza etse hisset diyecek bir hal yok. Konuştuğu zaman adam başına vurur gibi, böyle değil. Konuştuğu zaman gönlün ısınıyor. Öyle bir kelam ediyor ki rahat ediyoruz, daraltmıyor. Sadranı halk ve seha ve cömertliktir. Onların elbette güzel halleri budur. Öyle ki, terkın nasibin nefs cümleten, terkün nasibi nefsi cümleten, limla'nın nasibi için, onun rızası için de diyelim, nefsin arzu ve isteğini toptan terk etmektir. Herhalde bunun üzerinde de bir söz söylemek zahib. Çok tatlı olduğu için söylüyorum. Kendi nefsi için olan ne varsa mesela yemedir, içmedir, giyimdir, kuşamdır. İnsanın en çok düşkün olduğu bu. Bir türlü giyime de duymaz, yemeye de duymaz, gezmeye de duymaz, eğlenmeye de duymaz. Nefsani arzuların arkası gelmez zaten. Peşine eğer bizi düşürmüşse, parmağımızı vermişse kolumuzu ve bütün vücudumuzu alıp götürürsün.
Onun nasibini onun nasibini nasibi hak. Hakkın nasibi için nefsin nasibini olduğu gibi terk etmektir. Mevla böyle mi emrediyor? Bitmiştir. Artık ben nefsani hal üzere yürüyemem, yeter artık. Bunca zamandır onun emrinde gittim. Halbuki Halık'ül Lemyezel'in ben kuluyum, o Rabbi zülcelal'imizdir. Ona yönelmem gerekir. Dönmemem gerekir. Adım atmışsam attığım adım beni Mevla'ya götürecek bu hususta azimliyim ve gayretliyim dediğimiz zaman dünya peşimizi bırakacak. Onun muhabbeti içimize giremeyecek. O girmeyince zulmet olmadığı zaman elbette ki nur olacaktır. Şeytanın da hazzı tamamen kesilecek onu aldatamayacaktır, nefis de öyle. Bunun insanlardan ve cinlerden olan şeytanlar da ona baş gelemeyecektir. Ne diyecek? Biz de bunun takip ettiği güzel diyorlar riayet edelim demek suretiyle onların da ıslahına vesile olacaktır.
Öyle ki kera, o onların güzel hali fih kerahiyetitdünya ve mahabbetul mevla. Neymiş onlar kerahiyetitdünya ve mahabbetul ül mevla dünyayı sevmeme Allah'u zülcelal'e muhabbeti hasıl kılmaktır. Kerahiye tudünya ve muhabbetül Mevla'mızın, mevlamızın celle celalühu hakkın seni senden öldürüp seni kendisiyle diriltmezler. Alaka olmaksızın başka şeylere bağlanmaksızın Mevla ile beraber olmaktır. Onların takip ettiği yol öyle güzel bir cadde ki, Mevlamıza götüren bir esas, nedir o? 0 sulhu bulunmayan bir savaştır. Nefisle her zaman mücadele içerisinde olmaktır. Çünkü belli olmaz. Ne zaman ısıracak, ne zaman sıkıntı açacağı belli olmaz onu. Onlar aynen kel, arz, toprak gibidir. Yuhrau aleyhha kullu kabihi her kötü ne varsa ona atılır. Ondan ise iyilikten başka bir şey çıkmaz. Cenabı Hak bu güzel, evsaf ile bizleri mevzu kılsın.
Üç ayları münasebeti ile iki ay süresince Allahümme barikle na firace ve ve bellina Ramazan diyoruz. Üç ayları süresince de bin tevhid her yüz başında Muhammedun Resulullah mübarek gecelerdeki vazifeleri de Sami Bendi Hazretlerinin, Kadde sallallahü sırrı Dualar ve Zikirler kitabından talim ediyor. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi.