Sizlere sınırsız alışveriş mutluluğunu yaşatan çağrı hipermarket Kalbi Selim'i sunar. Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi ve Kitabı Kerim'in de hakikatini bize duyurmaya vekil olan kimselerdir. Ve vekil-ül resul sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize vekildir. Sallallahu aleyhi ve sellem. Onun yapmış olduğu gayret ve çabaya, bu uğurda çekmiş olduğu zahmete, sıkıntıya hepsini vekildir. Ve vekilü'l Kuran-ı Kerim, Kuran-ı Azimüşşan'ın emirlerini duyurmaya, onu hayatımızın her alanında geçerli kılmaya vekildir. Müvekkilü'ş-şeriati ve tarika. Dinimizin, dinimizin itikat, inanç, ibadet, ahlak, muamele. Mesela ticari alışverişler. Bu hususta da emirler vardır Rabbamızın hiç şüphesiz. Sonra bir nikah akdi gibi. Buna benzer. Bu gibi görev ve vazifelerde vekildir. Bunlar bize tarif eder.
Ve tarika, bunları tarif ederken ibadetin nasıl ki imanda kemal, hakikatine ermek, imanın taklidi olmaktan kurtulup hakiki bir iman olmasın. Arz ettiğimiz gibi balın yüzüne bakıp bu baldır deyip geçmemek bizzat tatmaktır. Tahrik, kat bu manaya gelir. İmanda hakikat, ibadette ibadette Rabbımızı görür gibi yapmak. Halis olmak, sırf meblağ için yapmak, onu görür gibi yerine getirmek. Ve hüve mana hilafetullahi fil'at, yeryüzünde Allah'ın halifesidir. Yalnız bu hilafet Bakara Suresi'nde otuzuncu Ayet-i Celile'de bildirildiği üzere nedir? Umumidir. Umumi bir velayet vardır. Bir de hususi olanı var. Demek ki seçkin insanlar var. Mesela biz burada oturuyoruz ama biz diyelim bir okulda öğrenciyiz. Bu öğrenci olan kimselerin de içerisinde seçkin olanları var. Takdir alan kimseler de var. Bunun yanında bize talim eden kimseler de var. Bunun asistanı olanları da var. Talim eden kimseler de var.
Bunun asistanı olanları da var. Doçent olanlar da var. Profesör olanları da var. Böyle değişir. Bunun gibi bir misal olarak arz ediyorum. Nasıl ki bitkilerde de kendi arasında ne var, bir seçim var. En güzel olan meyveler de var. Mesela döküntü elma deriz, bu da var. Külah elma deriz, bu da var. Ekstra derler, o en üstündür. Oğlan da var veya külah üstün olandır. Misal olarak anlaşılsın diye diyorum. Toprağın mesela fura olan da var, tınlı olan da var, humus olan da var, seçkin olanı var. Bunun gibi. İnsanların da kendi arasında neleri var, mertebeleri var. Biz yaratılış olarak aynıyız. Yüzümüz, gözümüz, elimiz, ayağımız, kulağımız aynı da takvaya göre değişir. Allah'ımızdan korkmamıza göre derece ve makam olur. Yoksa insan aynı. Sen nasıl bakıyorsan o da bakıyor. Sen nasıl duyuyorsan o da öyle duyuyor. Sen nasıl tutuyorsan, nasıl yürüyorsan aynen o şekilde. Ama buradaki fark nedir?
Takvadadır. Mevla'dan korkmaktadır. Bakarken o belki ibretle bakıyor. Belki değil ibretle bakar. Duyarken o, Allah'ımızın zikrini duyar. Mesela onlar ne diyelim yerken, Mevla'nın lütfettiğini bilerek gelirler. Nerede eriteceğiz diye onu düşünürler. Bu şekilde. Bu velayet anlatılırken, biz mühim de bir gündeyiz. Şimdi bir mürşid-i kamilin ilahi davete icabeti münasebetiyle hatimlerin okunduğu bir gündeyiz. Onun için bu konuyu alıyoruz biz. Ne demektir veli? E gelirlerdi üstazı halimize. Hede veli derler. Hakikaten Allah'ın velisi dostu derlerdi. Ama biz bu neden dostu dediklerini de anlamak istiyoruz. Hiyel gurubu minel hakkbi sübhanehu ve teala. Burada iki mana verebilirsiniz. Birisi ibadet ve taatinde, Mevlamızın rızasını elde etmek suretiyle ona yakınlık meydana getirmiş. Şu bedenin yakınlığı değil o. 0 nedir? Kalbinin yakın olması.
Onun muhabbetini duyuyor ya şu kalp, Allah'ımızın muhabbeti kalbinde işte yakın demek. Gözüne de yakın. Gözüne yakın oluşu biraz önce dediğimiz gibi ibretle alemi seyretmesidir. Bunun gibi. Allah'ımızın da kendisine yaklaştırdığı kul olarak hesap edebilirsiniz. Allah'ımız Onun kabiliyetini, onun nasıl hareket edeceğini durumlarını bildiği için kendisine yaklaştırmıştır onlar. Yakın kılmıştır. Bu velayetin bir umumi olanı var. Bir de hususi olanı var. Umumi olanı, yani hepimiz için geçerli olan inşallah buna olsun, gelişiriz. Şimdi okuyacağız. Acaba bu velayet bizde var mı? Bu velilik. Allah'a her şeyiyle teslim oluyor. Öyle bir inanç ki, güçlü bir inanç var. Ve salih amel işliyor. Salih amelde kitabı kelime uygun amel. Biraz daha açılacak olursa, riyasi yok. Gösteri şu. Kibri yok, benliği yok. Yapmış olduğu vazife de samimi. Mesela burada Üstad-ı Ali'mizin evlatlarından bizzat.
Misal olsun diye söylüyorum. Diyorum. İmamdı kendisi. Bazen gelmediği günler olurmuş. O gelmediği günün parasını hesap eder, gelip müftüle teslim edermiş. Gelmişti ben şu günleri gelemedim, bir hak var üzerimde diye. Salih amel bu. Hayatlarına yansımış artık. Mesela Üstad-ı Ali'mizin evlatlarından birisi bir işe girer. İşveren de çok yakın akrabası. Bunu iki var diye çalışıyor gösterir. Bunu duyunca ben bu mübarek yola muhabbet eden bir kimseyim. Başkaları bir alırken benim iki almam caiz değildir. Benim rızkıma haram karışıyor der ve o işten ayrılır. Böyle dikkat etmek hayatımıza böyle yansıyacak bizim. Mesela ben gördüğüm kadarıyla biz gördüğümüz kadarıyla burada genç kardeşlerimizi görüyorum. Öğrencileri görüyorum. Şimdi bunlarda Salih amel ne olacak? Bir öğrencinin Salih ameli Allah'ımızı tanımak için okuyacağız.
O hangi meslek olursa olsun o meslekte Rabbimizin yüce kudretini anlatabilecek, onları bildirecek, huyda olacak. Allah'ım yüce kudretini o okuduğu mesleğinde gösterecek. Allah'ımzın varlığını, birliğini, onun emirlerini ama genç de kardeşlerimiz var. O zaman ne olacak salih amel bir gencin? Ve şahabu neşe fi'ye ibadetillahi Teala ibadet ve taatinden zevk duyacak. Budur işte salih amel. Velhasıl özel olanı nedir? Mesela dolu insanlar var. Ama biz onları bu kadar fazla yad edemiyoruz. Evet müminlerin ruhlarını okuyoruz ama geçmiş İslam büyükleri hakikaten bu yola hizmet etmiş. İnsanlığın kurtuluşu için gayret göstermiş, dertlerilerin devasa olmaya vesile olmuş, açların doyurulmasına, yoksulların çıplaksa giydirilmesine, her türlü ihtiyaç sahiplerinin ihtiyacının giderilmesine vesile olmuş. Bunların özelliği nedir? Biz bunu yakalamakla mes'ulüz. Mükellefiz. Bu bizim için bir sorumluluk.
Biraz önce ne geçti? Vekil tarif edilirken ve vekilul gurenil kerim, Kuran-ı kelime vekil. Şimdi biz bunu Davut-u Gayseri hazretlerinin ifadesinde görüyoruz. Kuran-ı Azimüşşan'a vekil ise Kuran'da ne geçer? Ey insanlar diye bir tarif geçer. Bu bir geneldir. Der geçer. Genel bir ifadedir. Ama bir de bakarsınız bunun bir üst sınıfı, ya yühellezine amenu. Ey iman edenler. Ondan sonra bir üst, ya yühellezine amenu tekullah, ey Allah'tan hakkıyla korkanlardır. Ondan sonra ileride, Ebrar sınıfına geçer. Daha geçer, mukarrebun vasfına, o şedi edepleri yerine getirmeden bunların hiçbirisi olmaz. Mümkün değil. Ondan tasavvufi eserlerde değil ya başta Allah ile kendi arasındaki Hakk'a ve hukuka riayet eder. İnsanlar arasındaki Hakk'a ve hukuka riayet eder diye söyler. Cenabı hak bizi tutarsak eksiğimiz yok değil. Sayamayacak kadar.
Sıdddıy-ı Azam radiyallahu anh öyle buyuruyor bir şiirinde misle ramlinle yuhat. Benim diyor hatalarım kumlar gibi sayılamaz diyor. Çoğu Rabbimizin bağışlamasına bakıyoruz. Kurtulmak için çareler arıyoruz. Hususi olanı hem fiilen Allah'ımızın sıfatlarında hem diğer evsafında ve onun bizzat şahsında yok olmaktır. Demek ki bir insan olarak şu dünyada mevcutuz ama bu mevcudiyetimiz ne oluyor? Allah'ımızın ahlakıyla ahlaklanmak oluyor. Hususi olanı bu işte. Öyle insanlar bulunacak olsa Allah'ın dostları memlekette kavgam olur, gürültü mü olur, hangi çılgınlık olabilir? Hiçbirisi olmaz. İnsanlığa huzur getiren kimseler, her tarafı Rabbi Zülcelalimizle münasebetini temin eden kimse, her yönüyle. Biz bunu okuyoruz ama bunun yaşanılması gereken bir husus. Bunu da ifadede hakikaten insan zorluk çeker. Yok olmuş. Mevla'da yok olmuş. Buna nasıl erişecek insan?
Çok önemli bir ifadede bulunuldu ama buna ulaşmak istiyoruz biz. Nasıl ulaşacağız? Bu üstün velayete ulaşabilmek için aklımızı çok iyi kullanacağız. Akıl, salim olan akıl nedir? Dinimizin ölçüleri içerisinde olan vahyin gemiyle yemlenmiş olan bir akıldır. Bak mesela serkeş ama ne yapıyorsunuz? Gemliyorsunuz. İşte bunun gibi. Biz bu aklı ilahi vahiyle vahyin gemi ile gemleyeceğiz. Kamil bir akilları var. Yaptıkları işleri akilları başında olarak yapıyor. Ne desek mesela bir dostunu ziyarete gidecek olsa aklı başında diyor ki bir gönlü görmüş olacağım ve bu vesile ile belki ondan istifade edelim. Belki biz ona duyduğumuz hayırlı sözlerden naklederiz. Bu düşünceler işte aklı başında giderim sıkıntısı varsa onun giderilmesine gayret gösteririm. Her şeyi de aklı başında. Yakıyor aklı başında. İstirahat edeyim, ibadet ve taatime daha yöneleyim. Bu şekilleri düşünüyorum.
Evine girse aklı başında Diyor ki bak sımsıcak şimdi eve giriyorum. Sıcak ama bu sıcaklığı bulamayanlar da var. Çadırların altında kalanlar da var. Konteynir bilmem filan. Buralarda üşüyen kardeşlerimiz de var. Sıkıntıda olanlar var. Aklı başında olduğu için bunu yapıyor. Aklı başında olmasa yapmaz. Tabir çok mühim. Illa ilahemü de aklı. Mesela Essadi Erbili Hazretleri diyor ki bana akıllı Esad derlerdi. Dedim ki akıllı olmak için ne yapmam lazım bir istihaliye yaptım. Babalarımın dedelerimin takip ettiği yolu ben de takip ettim diyor. Aklı başında mesela onun seçkin hulefasından Sami Ramazanoğlu, KaddeSalallahu sırrı hazretleri çok akıllı. Hem zeki, zeka ile akıl farklı olduğu için diyorum. Hem zeki bu gayrimüslimde de olur bu zeka. Hem de akıllı. Ne yapmış? Bir şüphe var düşüncesiyle babasından miras kalan malı almamış. Hani biz görevlerimizi icra etmiyoruz.
Mesela bir devlet memurusun. Gelmen lazım vazifene. Biz bunu yapmazken bakın aklını kullanmış. Kamil bunu yapmazken bakın aklını kullanmış kamil bir akıl sahibi. Babası Müşteba efendi ahirete göçtüğü halde kereste mağazasında iki ay hiç para almaksızın çalışmış. Neden anlıyorsun? Belki babamın gelmediği saatler olabilir, günler olabilir. Bu bir haktır hukuktur diye demiş. Ben gelip geliyorum aklını kullanmış. Önemli şu en önemli olan nokta bu. Yedi yüze yakın ayat-ı ilahiye var. Hepsi bunun akilla alakalı, akıl. Akledenlere buyuruyor. Efelle takilmün, akletmez misiniz, Düşünmez misiniz buyuruyor Mevla'yı Zülcelal. Aklımız başımızda diyelim. Aklı başında olan insan, acziyetini bilir. Ben bir aciz bir kulumtur. Ula gereken de Rabbine itaat etmektedir. Aklını kullanırsa Mevla'yı tanır. Onun azameti kibryasını isimleriyle tanır. Mesela bir Kahhar ismi Celali. Vah etmesin.
Şimdi biraz derece fazla düşecek olsa güneş dünyadan biraz uzaklaşsa çok az milimetre. Bunlar alem yaklaşsa yanar. Su mesela biraz katı olacak damarlar durur. Aklını kullanıyor bak Rabbımızla tanımaya çalışıyor. Aklını kullanırsa dünyanın geçici olduğunu da bilir. Aklını kullanırsa ebedi alemi de tanır aman ha oraya hazırlık yapalım der. Boşuna ifade değil bu. Biz üzerinde duramıyoruz bunun. Aklı ziyade. Akıllı insan. Bizim aklımızda hiç ziyade yok mu? Var akıl. Ama durağan bir akıl. Tefekkürü yok. Düşünce yok. Biz diyoruz ki görüşmeleri yaparsınız kardeşlerinizle oturuyorsunuz kardeşlerinize. Bir on dakikasını biz eleştiri yapalım. Bizden ne isteniyor? Ne yapalım? Daha nasıl insanlığa faydalı olalım? Ne yapabiliriz? Kuran Azimüşşan boşuna inmedi. Her şey tamam Allah'ımız vahyini tamamlamıştır. Nimetimi tamamladım diye buyuruyor zaten. Maide suresinde ben nimetimi tamamladım etmem.
Habikum nimeti. Habibullah da buyurmuş mübarek sözlerini. Ulema-yı Kiram'mızın yazdığı eserlerin sayısını ifade edemezsiniz. Hepsi söylenmiş, edilmiş. Bir düşüneceğiz kendi aramızda biri diyecek ki, ya biz her hafta bir sünnet-i seniyyeyi ihya edelim. Bir diğeri kalkar der ki, altı bin altı yüz altmış altı ayet ama hiç ezberimizde de bildiğimiz surelerin dışında hiçbir şey yok. Birer ayet olsun her hafta kolay ezberleyelim. Nasıl ki insan tek başına bir şey ifade etmezse, yedullah ya alel cemaate. Allah'ın rahmeti cemaatler üzerinedir. Fikirlerimizi, kafalarımızı, beyinlerimizi bir araya getirdikçe ziyadeleşir bu. Allah'ın rahmeti olur. Bilmediğini öğrenirsin. O bir başka bir söz söyler. Derse ki bunu hakikaten hiç hesap etmemiştim. Ne güzel söyledin. Bunlar kurtuluşumuza vesile olur. Bir yol arayacağız. Kurtuluşumuz için yol arayacağız. Mutlaka kendimizi adam etmedikçe mümkün değil.
Ebu Cehil, Ebul Hikem tarifi var. Filozof demek. Bu akıllı insan değil mi? Zeki. Akıllı değil. Zeki. Zekası var ama akıl Allah'ı ve resulünü tanımaktır. Aklını kullanamaz işte. Nefsini kullandı. Ne dedi? Kibirlendi gururlandı. Bir yetim midir, bir öksüz mü? Biz dedi buna mı inanacağız? Sonra fakirdir yoksuldur demek suretiyle nefsinin esiri olur. Ve aletim himmetuh hayesi çok üstün kul olduğumuzu bilmek yeter bize hiç bunu uzun boylu izaha gerek yok. Kul olduğumuzu bilmek ya. Biz biz kul olduğumuzu bilsek, kulluk kadar üstün bir gaye olamaz. Kulluk kadar. Çünkü Allah'ımız habibini bile kul olarak tanımlıyor. Kul, kul. Kullu Muhammedi buyuruyor. Kullu Muhammedi. Bu çok üstün bir gayedir. Gayesiz olmaz. Gayesiz insan yaşayamaz zaten. Mutlak bir gayesi vardır. Bizi bu dünyaya bağlayan sebeplerden birisi nedir? Gayedir, gayesiz olmaz. Gayesi üstün olacak. Kulluk.
Ondan üstün bir gaye olamaz ki. Daha nedir? Ve sahha sıdguhu, sadakatin. Öyle bir bağlı ki, Rabbimizin emrine ne emrolunuyorsa o başının tacı olmuş olur. Nefsi onu zorlasa da, şeytan onu aldatmaya kalsa da hiçbirisine meyletmiyor. Rabbim böyle emretti budur. Efendimizin mübarek sözlerine yaşantısına tam bir bağlılık var. Biz büyüklerimizin ruhani himmetlerine ermek için bir araya geldik. Hiçbir sünneti seniyyeyi terk etmemişler. Hiçbir sünneti seniyyeyi terk etmemişler. Ellerinden geldiği kadar kaydet göstermiştir. Üstad validemiz, kelimelerinin evliliğinde efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kendi evinde gerdeğe girdirmiştir diye kendi elleriyle götürdüler damatlarının evine teslim ettiler ve o evi kendileri yaptırdılar. Kendi evinde izdivaç hasıl oldu. Bunları düşünüyor. Resulullah'ın sünnetini düşünüyor. Her hareketinde öyle.
Şimdi hayatını nasıl anlatalım her şeyi sünnet sallallahu aleyhi ve sellem efendimize uymuş. Mübarek baş parmağını sav avucunun içerisine dokundurur Resulullah'ın sünneti buyurur. Mübarek ellerini yıkamadan oturması sofiye. Sonra yıkarlar. Temizliğe azami bir rivayeti var. Hepsi sünnet seni yer. Biz şimdi çok yüksek bir noktadan gidiyoruz. Yüksek perdeden gidiliyor. Ticaretimiz diyelim haksız kazançlarla dolu ise bunlar belki onlardan kurtulmamıza vesile olacak ifadelerdir. Ümmete efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemden vekil olan kimseler bu şekildedir. Sonra onlar nedir? Yeryüzünde Allah'ın nurudur. Belaya sabrederler ve yarda bil gada. Allah'ın hükmüne razı olurlar ve nimetlere de şükrederler. Mesela arabaları şoförün frene basacağım derken gaza basan havuza düşer, muayene için doktor tansiyon rahatsızlığı var. Herhalde çok yükselmiştir. Hayatına da çok büyük sıkıntılar açabilirdir.
Kontrol eder aynı seviyede duruyor. Sonra der ki, belki hata olmuş olabilir, birkaç defa ölçer. Hocam hiç siz üzülmediniz mi? Biz Allah'tan gelene üzülmeyiz der. O işte. Belalara sabırlı. Onların çektiklerini anlatamayız biz. Ama şikayet diyor. Sabahlara kadar uyuyamadım diyor. Gizlerim hep ovalandı diyor. Böbreklerimden rahatsızım, ciğerim su topluyor diyor. Otuz kırk senedir bu bizler diyor kalkmaz, zorlanırım diyor. Tansiyonun anlatıyor. Kalpten rahatsızlığını anlatıyor. Bu şikayet değil mi? Siz dinlemediniz mi hiç onun ifadesini? Bunu anlatırken Rabbımızdan bir şikayet olarak değil Rabbımıza. Halimi arz ediyorum. Belki görüşmemde sizi memnun edemezsem kusurumuza bakmayın diye bir buçuk saat konuşuyor bunu derken, biz günde bir buçuk saat bir tebliğ, bir davet, bir Kuran-ı Kerim tilaveti, bir Hadis-i Şerifler okuyabiliyor muyuz? Zamanım yok, var. Zamanımız, her şey güzel.
İnşallah aklımız olursa bunlar hep yerine gelir. Aklımız kamil olursa akıllı insanlar dersiniz elhamdülillah. Belalara sabırlıdırlar. Yokluk çekmişler. Kıtlık çekmişler. Bir acı biberle bulabilirse bir ekmek, onunla iftar etmiş, onunla sahur yapmış. Sabretmiş. İnsanlardan gelen ezalar. Üstazı alimiz kendisine üç yılda bir facia oku, vazı nasihatte bulun buyurmuş. Memleketimizin dar olması hasebiyle bu sözü bize söylenir diyerek, peryadı figanlar kopmuş, hep sabretmiş. Mübarek yüzüne gelmişler. Evleri taşlanmış. Bunu şahidim evi taşlanmıştır. Evlatlarını öldürmek için yola çıkılmıştır. Mübarek yüzüne bu sıkıntıların hep müsebbibi sensin dinmiştir. Bir bahçeyi sularken suları kesilmiş, hususen suyunu kesmişler, hiç kızmamış, sadece bu suyla abdest alın, bu suyla gusül edin demiş. Bunu derken mübarek sözlerini taklit etmeye kadar hakkım helal olsun demiş.
Onun için siz bir araya geldiniz, onun için toplandınız. Yoksa insan gelişigüzel bir kimse için, şu soğukta, şu tatilde istirahat anında, ailesi çocuğu çoluğu baba diyor seni bir gün olsun evimizde görelim dediği gün de siz bir araya gelip toplanıyorsunuz. İşte bunun için bilerek veya bilmeyerek bu güzellikler bizi bir araya Getirirken de mühim olan edepleriyle edeplenmek, ahlakıyla ahlaklanmak. Bu. Benalara sabırlı, Allah'tan gelene razı ve nimetlere de şükretmişler. Biz bilemiyoruz şu koyun cebi diye ifade edilir elbiselerinde. Oradaki paranın kaynağını biz bilemiyoruz. Bilen varsa yakınlarından da söylesinler. İşte birileri gelirdi o koyun cebine paraları bırakırdı. Eğer öyle olmuşsa öylelesinler tükendiğini zannetmiyorum. Devamlı veriyordu, devamlı veriyordu. Dinimiz için yapılacak hizmetlerde, memleketimizde o tarihte halılar çok kıymetli. İnsanın geçimi onları veriyordu.
Şimdi namazdan önce kardeşimizi anlattım. Üzerime fazla gelmeyin her şeyi dağıtırım buyururdu. İşte efendim bu kadarı yeter dediler mi? Eğer biraz daha derseniz her şeyi veririm içinden çıkar giderim diye. Böyleydi ve öyle olmuştur. Mal olarak üstadımız hazretlerinin fazla bir malı yok. Mirası yapılırken, mirasında üstazı alimizin çok mal kalmamıştır. Yok. Sarf etmiş Mevla yolunda. Allah'ın nimetine şükürde. Ahiret kardeşi olan bir kimseye aralarındaki anlaşma şu. Yiyeceğimiz içeceğimiz kifayet miktarı ondan ötesini Mevla yolunda sarf edeceğiz demişler ve hakikaten öyle yapmış. Elhamdü lillahi rabbil alemin el faca. Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi. Sizlere sınırsız alışveriş mutluluğunu yaşatan Çağrı İpelmarket, Kalbi Selim'i sundu.