İslami Yaşama Rehberi ve Manevi Terbiye… | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
İslami Yaşama Rehberi ve Manevi Terbiye Yolları
İslami Yaşama Rehberi ve Manevi Terbiye Yolları kaydında Bürhan-ı asfiya Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizden müteselsilen gelen Halık-u Varzu semaya eyler-i Samdu sena, Şeyh Ali'yi babakülar ettiği cihanı ruşana. Bu silsile da dahil olan Abdülhalık'e müşduvan-i Muttisesirrahul aziz. Vasiyet ederim ey oğlum, ey ihvanlarım size vasiyet ederim. Cemi halde, cemi halinizde…
Bürhan-ı asfiya Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizden müteselsilen gelen Halık-u Varzu semaya eyler-i Samdu sena, Şeyh Ali'yi babakülar ettiği cihanı ruşana. Bu silsile da dahil olan Abdülhalık'e müşduvan-i Muttisesirrahul aziz. Vasiyet ederim ey oğlum, ey ihvanlarım size vasiyet ederim. Cemi halde, cemi halinizde ilim, edep, takva üzere olasınız. Yani vasıyetim bu size. Cemi halinizde ilim ile meşgul olun. Kitap okuyun. Yavrularınızı okudum. Mutlaka ilim ile meşgul olun. Edep ve takva üzere olasınız, edepli olasınız, takva, Allah'tan korku üzerine olasınız. Edepten akşam küçük bahsetmiştir. Uzun edepler var. Kitapların başında onu almışlar. Bir kimse feyiz alıyorum, alamıyorum manası bu.
Eğer amelinde ihlas varsa, her yaptığı ameli Allah'ın rızası için yapıyorsa edepli de bir insansa edepte bulunuyorsa Mürşid-i Kamile de muhabbeti gayet fazlaysa, o nispette bol feyiz alır. İhlassız niyeti fenaysa, ihlası yoksa, edep çürük edepsiz ise, mürşid-i kamile muhabbeti yoksa, zıfırdır yani, hiç lezzet aramaz o kimse. Onun için edebe-i riayet etmek lazım. Eser-i selefi tethap buyurdularsiniz ikincisi. Selefte geçen evliyaullah'ın yollarını araştırın, aynı yoldan gidin. Çünkü büyüklerin, büyüklerin gittiği yol, kullandığı reçete aynı bizde var. Onlar ne ders okuduysa biz de onu okuyoruz. Yani onların yolundan geliyoruz niye büyük olamıyordakine gafil oluyoruz niye insan olamıyoruz? Pehrisini yediğimizden onlar, pehrisini yemezdi İbadet ideallerdi de gıybet ile, harama bakmayla, yalan söylemeyle, malayani ile amellerini mahvetmezlerdi.
Biz haf içiyoruz da üstüne de ayran içiyoruz, onun için tesir yapmıyor. Efendim, üstadımızdan işitmiştik, arkadaşın dilini gönderdim. Efendim kalbim bazı zaman zikrederdi, şimdi duruyor, yapmıyor diyor. Efendim diyor ki yirmi dört saatin gecesini ayıralım. On iki saatin, on iki saatin kaç saati huzurla geçiyor diyor. İşte bir saat dersına çekiyor. Hayır. Yedi saati huzurlu geçer de, beş saati huzursuz geçerse o su o çarkı döndürebilir. Lakin yedi saat huzursuz, beş saat huzurlu olsa yine kalbiniz çalışmaz diyor. Çünkü suyu eksik olur. Bundan belli oluyor ki bizim çalışmamız, temas olmuyor. Yani doyuramıyoruz, o anı dolduramıyoruz, onun için böyle oluyor. Üçüncüsü sünnete, cemaate mülazım olasınız. Ehl-i Sünnet ve El cemaate mülazım olasınız.
Yani, Sultan-ı Enbiya Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimiz Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak buyuruyor hadis-i şerifiyle yetmiş ikisi ehli nar olacak, Cehennem ehli olacak, bir seciyi kurtulacak. Ümmetimin yetmiş ikisi ehli nar, yani bir secci Ehl-i Cennet olacak sordular Ya Rasulallah, o bir kim Ehl-i Sünnet Velcemaat, ashabımın ve benim yolumdan gelenler kurtulacak, başkaları muteil yoldan gelenler helak olacaklar. Nietzsche Aleviler, Nietzsche Rafazılar, Nietzsche Ceberiler, mezhepler, böyle kötü kötü yoldan gelenler mahvolacak. Ancak Hazret-ı Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ve Sahabe-i Kiram'ın yolundan girenler kurtulacaklar biiznillah. Zat diyor ki Abdullah Halid o İc Divanî hazretleri Ehli Sünnet ve Cemaata münazım olasınız. Fıkıh, hadis direnesiniz. Fıkıh kitapları okuyun namaza ait, abdeste ait, oruca ait vesaire ibadete ait fıkıhları belleyesiniz.
İslami Yaşama Rehberi ve Manevi Terbiye Yolları ne anlatıyor?
İslami Yaşama Rehberi ve Manevi Terbiye Yolları kaydında Bürhan-ı asfiya Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizden müteselsilen gelen Halık-u Varzu semaya eyler-i Samdu sena, Şeyh Ali'yi babakülar ettiği cihanı ruşana. Bu silsile da dahil olan Abdülhalık'e müşduvan-i Muttisesirrahul aziz. Vasiyet ederim ey oğlum, ey ihvanlarım size vasiyet ederim. Cemi halde, cemi halinizde…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 13 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Evet, evlenesiniz. Hadislere, hadisler şimdi bütün tercüme olundu. Hadis kitapları alıp, hadis evlenesiniz. Fıkıhtan bir kelime söyleyeyim, hatırımızda kalsın. Gayseri gulemasından en kıymetli merkadı nur olsun, Hadis Rift efendi diyor. Abdest alırken elimi böyle sürmezmişim oraya diyor. Şu gözün pınarı da yıkanması lazım. Efendi hazretlar abdest akına bakın mübarek ellere, daima bu gözümün burayı böyle eveler. Gözümün orasına elim dokunmamış zannettim, aynaya baktım. Bana namaz farz olalı otuz sene oldu diyor Şah Efendi diyor. Otuz senelik namazı tüm yeniden kaza ettim diyor Hazreti Suf Efendi. Abdestte bir tek oramı gördüğüm için şüphelendim. Acaba her zaman böyle aldım ona abdestli diye, abdestim yerli yerinde olmadığı için otuz senedir namazımı kaza ederim diyor Allah şefaatlerine nail etsin. Kederimin dedesi, baba hoca, merkatı nur olsun.
Bir sabah namazı uykuya dalmış da güneş deyince kılmış. Sabah namazını, herkesin ismine Abdullah demiş. Abdullah, kırk senedir o bir sabah namazını kaza ediyorum. Acaba Allah ben affettim mi diye ağlarım. O mi? Diye ağlarım şöyle. Bir tanecik güneşe kalan namazını böyle büyük oluyorlar efendim. Böyle büyüyorlar. Zatlar ve kella şefaatlerine nail etsin. Ve bizimki biraz taklit oluyor. Taklit Yani cahil olan soflan perhiz edin yanına aman uğraman. Böyle halleri biz çok gördük. Memleketimize yakın bile vardı. Kitaplarımızda da yazılı model tarikatlar var, cahil tarikatlar var onların diyor memleketinde oturma hicret et kabri varsa kabrinin yanından sür'atli git. Yani kabrinden belki bir bela, bir sıkıntıya uğrarsın. Bizim orada bir kısmı vardı, oturun diyor, namazımızı diyor, oturduğumuz yerden kabul ettireceğim diyor.
Oturduğun takati kesik olmayan bir adama, yani gıyamı terk edin diyor farz olan gıyamın zararı yok diyor, oturun kabul ettirme bana ait diyor. Koluna biraz kan sürmüş, onunla namaza niye? E kolunda kan var diyor. Oraya kalbe getirince diyor, oradaki hadden diyor bulaştı da diyor öyle kırıyor. Böyle safsata, bunlardan da perhiz edin. Cahil sofulara varmayın. Cahil sofulara varma, bağlandığın ipi kırma. Huzurda boynu burma, görür içi röntgendir bu diye. Bizim Şifa tarifi kitaplarımızda yazılıydı bunlar. Onun için kardeşim, böyle riayet edelim. Namazı cemaatle kılasınız. Namazı cemaatle kılmaya çok muhabbet edin, mutlakla cemaatle kılın. Hoca, Yıldırım Bayezid. Yıldırım Bayezid, bir gün, bir gün üstazla görüşüyor Muhammed Buhari Hazretleri ile Efendim, şu şöyle değer mi deyince senin şahitliğin caiz değil diyor. Niçin diyor? Beş vakit camide sizi görmüyorum diyor.
Camiye devam etmediğin için senin şahitliğin kabul değil diyor. Mümin, Kabe'ye tekrar cami yaptırıyor ki saraydan çıkayım çıkayım namazı kılayım geleyim diye koca padişah şahitliğini kabul etmiyorlar cemaate gitmediğin için. Yani birisi çok ihmallık bunlarda. Allah kusurumuzu affet Ya Rabbi! Amin! Yani zat böyle haber veriyor. Az söyle! Kamil olmak istiyorsan az söyle! Az ye, az uyu! Az söyle. Hadis-i şerif da kelam-i kibar. İdadehaltüm adel kirami Bir mükerrem insanın yanına girdiğiniz vaatlarda, sohbetine, vardığınız vaatlarda, bir tahfif-i selam, hafif bir selam. Aleyküm. Duysun, duymasın. Büyük üstadlar yanında Hazreti Muhammed sahabe girdiği zaman Sıddıy-ı Azam Efendimizin bazı lafını duyabilirim. Çünkü Sure-i Hücrat'ta o sultaniyen biyanın sesinin fevkında konuşmayın diye emir var ya, o emirin için Hz.
Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem huzurunda söylediği bazı duyulur mu? Sıddıyg-i Azam'ın bazı duyulmaz. Bir gün bizim orada çok edepli hal geçmişti pelerin önünde. Kılavuz havuz vardı. Babamdan sonra halife oldu, ihvan'a bakardı. Otuz iki, otuz üç yaşında vefat etti. Gayet münevver bir zatıydı. Merkadın nur olsun, pelerin yanında bir tanecik yüksek söz söylemiş. Yani süt makinesi bozuldu, zor yaptım efendim demiş Biz de vardık yemek yiyorduk Hasan dedi, buyur baba dedim Hafız benim yanımda yüksek konuştu, edebe muhalif değil mi? Dedi. Bir kuru küçük gibi kanaatiniz olsun. Kaşı vaka olurdu. Böyle diş kitlenmen ne diyorlar? Kaş girdi ya. Böyle kaşı vaka oluyor. Kötüden yıkıldı böyle. Sıhhatlerce ayıkmadı. Ellerini böyle kilitlenmişti, zorla açtılar. Böyle üç beş defa vuku buldu. Küçük edebe muhalif hareket etti mi kalbi durur ve düşerdi böyle.
Bu kadar edepli, bu kadar teslimiyetliydi. Teslim olmayan ihvan olmaz. SATI tarikat üç dört esas üzerine kurulmuş. Lezzet alınmadığı bundan birisi teslimiyet, birisi rabıta, birisi evladı ehemmiyet, birisi o letaif kıyaslarını iyice bilip çalışmak. Teslimiyeti şöyle haber veriyor. Sahabelerin hali teslimiyet. Canlarını, aziz kanlarını Muhammed yolunda bahşettikleri için yetmiş tane Veysel Karani olsa bir vahşinin ayağına gelemez. Çünkü peygambere canlarını, aziz kanlarını bahşettikleri için Allah o dereceye lütfetti. Böyle teslim ediyor o zatlar. Teslim olmadıktan sonra bir doktora, yani biz anca ne yapıyoruz? Bir reçete alıp onu kullanıyor. Kullanabilirsek, çoğunda yapmıyor ki başkaları teslim olur, elini kolunu verirmiş de, üstad onu ameliyat yapar. Biz Konya'dan dinlemiştim. Dişçi Hacı Mehmet Efendi kardeşimiz konuyu. Üstadımız konuştu. On dişinin selamını götürdüm.
Efendimize diyor, yani gözlerime yemin ederim diyor, vardım İstanbul'a efendim, filanın selamı var, filanın selamı var, filanın. Onunla ayrıldıktan sonra gözüm yumuna oturuyordum. Onu da geldi diyor oraya, gözüm yumulunca Burakabaya, onunla ameliyat yaptı efendi hasatlar diyor, ameliyat yaptı. Yani böyle iyi teslim oldu mu ameliyat yaparlar. Hep bu teslim yüzünden büyük oldular. Mevlana Celaleddin Rumi Hazretleri, Kuddise Sirrahul Aziz Hazretleri teslimiyet hususunda son tecrübeyi verdi, hutbu cihan oldu. Bir günde hutbu cihan oldu. Güzel teslim olanlar, tiz kamil olur, tez yükselir. Onun için ulemanın diyor, teslimiyeti zor, irşadı kolay. Avamın teslimiyeti kolay, irşadı zor. Bir hoca diyor, teslim olduktan sonra tez kamil olur. Teslimiyeti zor. Çünkü kusura bakar, ney eder, ilim perdesi, kalın yırtamaz. Kusurlu adam tesir edip teslim olur, zor irşad olur.
Çünkü, daimi edebe muhalif hareketleri çok yapar da ondan. Onun için Allah'ımız bizim teslimiyetimizi kuvvetleyesin inşallah. Diyor kiraz söyle, az söyle. İzade hal tüm alel kirami demiştim. Bitahfi aleyhisselam, hafif selam verin büyük kendine varınca, yüksek konuşma ve takliilil kelam, az kelam konuş ve tacilil kıyam huzurundan tez kalk. Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri, Kuddisasirehü'l-Aziz Efendimizin yanına bir meşayih oğlunu katmış, yani tarikat evladını kalkmış, efendim hacca beraber gidin gelin diye, Beraber gitmiş. En edepli ihvanmış, en edepli. Geriye gelince sormuş Nasıl buldun efendimizin müridi? Ey amma çok konuşuyor Kesretül kelam demiş geveze insan.
Sormuş oğlum ne konuştu efendinin yanında ne yaptın da sana böyle diyor hayır efendim hiç konuşma nasip olmuyor ki diyor abdest alıyor namaz kınıyor evra dokuyor, zikrediyor bir ara bulamıyorum ki efendim şu şöyle demeye böyle, bütçeli ibadetle gittik geldik hiç konuşma nasip olmadı. Oğlum Kesretü'l Kelam demezdi Mutlaka sen bir konuşmuşsun gözüm kör olsun efendim konuşmadın diyor efendi niyetliydi ya diyor yeni vardığında hiç mi konuşmadın ismin ne dedi Ahmetoğlu dedim oğlum ismin ne demiş niye babanın ismini söyledin sen diyor yani ismini sormuş ne ismin Mustafa oğlu Hasan demiş E, sana ismini demiş, babanın adı ne? Bu diyor, daha konuştursan olur, çok kelam ilave edeceğini tarikattan hiç lezzet alamaz, çok konuşan diyor, onun için büyükler yanında az konuşulur anladınız değil mi? Mesele anlaşıldı.
Onun için az konuşulacak, Onun için az konuşulacak Az söyle, az ye az uyu tarikatta olan adam böyle terhüd ederi vermiş derhal. Hattan kaç aslandan kaçtıkları gibi, insanlardan kaç aslandan kaçtıkları gibi, olur da aslan, insanı görürse parçalar dağda, yani görüyorum hayvanat başında bir taş attın mı, gerdirip demir dem demine çarpıyor aslan. Aslandan nasıl kaçarsan muhalif insanlardan öyle kaç. Bir güncegiz bir sürü boyut duvarın içine, geçinin içerisine uyuz malın içerisine malını bir tecvik göndersen ne yapar? Bütün vücudu uyuz olur gelir. Yani biz tecrübe idi. Bir uyuz geçini bir gün cihazı tutsan ayağından avlanığı emzirmeye vücuduna uyuz ülkü verir. Muhalif insanla bir gün günlük görüş kalbine derhal uyuz ürker kalbin durur kalır. Üstadımızdan çok dinledim ben. Kelamın dergahındaydık diyor Fatih Sultan Mehmed hazretlerinin camisine getirdik.
Bir geldik ihva'nın birisi gelmemiş diyor. Orada mevlit okunuyormuş, onu dinlemiş ona muhabbetinden orada eylemiş, duruyor diyor gelmişmiş kalbi zikredermiş, kalbe durmuş. Üstaddan sordu diyor efendimiz de varmış efendim kalbim lev'l hamd zikreder mi? Allah'a hamd olsun lakin üç gün oluyor durdu kalbim üstad diyor murakabayı aldı böyle diyor baktı diyor Fatih Sultan'a gitmişsiniz öyle açık söylerdi kerametle evet efendim Orda ihvanlarımız gelmiş siz kalmışız. Evet efendim Mevlüdi Şerif okunduğunu mı dinlerdiniz? Evet efendim Mevlüdi dinlerken karşında tarikata muhalif bir kimse varmış kalbi kara, onun kalbinden senin kalbine siyahlık geçmiş kalbin hasta olmuş oğlum dedi diyor. Efendimiz, İçmede üç defa bile söyleriz bunu, kıyas edelim diyor.
Cami-i Şerif'in içinde mevlit okunurken, hiç haberim olmadan karşındaki adamın kalbinin siyasi senin kalbine geçerse gönüllü onunla konuşmak, malayarı yapmak, onunla oturup kakmada hiç lezzet olur mu? Yani kalbin kararmaz mı kötü olmaz mı? Biz uyanıldığımız yerler hep böyle oluyor. Allah kusurumuzu affetsin. Amin. Demek kiraz söyle, az ye, az uyu. Halktan kaç aslandan kaçtıkları gibi, nasıl aslandan kaçılırsa, öyle kaç halktan konuşma kendine göre arkadaş bul. Efendi yine konuştu bizim orada, dere köyümüz var bizim orada, bey matlı kardeşlerimiz var, Hacı Mehmed bilir, bu gitti, gayet sevimli arkadaş. Adana'ya giderler, ekin biçerler, ot develler, yani bostan çaparalar, şu kalp koza ne. Beş ihvan beraber gider ki tek kaza namazımız geçmesin diye dersin de geçmez. Efendimizin yanında yine haber verelim, çok memnun oldu. Bağlarını beraber deferler.
Allah'ı unutmayalım, yani beş kişi, beş kişinin bağı var, bir gün sizler de yapacaklar, bir gün onlarda, bir gün onlarda. Beşimiz daima Allah'tan, Peygamberden, zikirden bahsedelim de kalbimiz kararmasın diye. Böyle tutturuyor elim oğlu. Biz bunları aramıyoruz, hem o tarikat davası ediyor, hem de lezzet alacağımızı iddia ediyor, hem böyle olmaz kardeşim. İlle arkadaşını bulacaksın, evvel refik sünnet tarik, Evvel refik, sünnet, tarik. Gittiğin yere yalınız git. Giderken evradını çek. Yani daima halvetinde ol. Tasa oğlanlarla, küçük oğlanlarla, avretlerle, kadınlarla, hanilerle, zenginlerle, asılarla sohbet etme. Yani bunlarla sohbet etme. Dinliyor şimdi. Taze oğlanlarla konuşursan oyunun artarmış. Yani oyun, çocuklarla oynayan daima oyunu artar. Anladım. Avretlerle, avretlerle görüşme, şehvetin artar. Şehvet galebe çalarmış.
Hanilerle, çok zengin adamlarla dünyaya kalbi meyletmiş zengin ile. Efendimiz diyor bir milyonluk ihvanımız var diyor. Bir kuruş kalbinde dünya muhabbeti yok diyor. Hiç parası yok diyor. Bir gün neyle köşe başında oturan ihvanımız var diyor. Dünya muhabbeti kalbinde dolu diyor. Yani doğru böyle. Bunun için zenginliğin zararı yok da harakasa da kese de, ib de caiz de kalpte L'ye cüzü kalpte caiz değil. Onun için Ganilerle, böyle çok tamah adamlarla habire konuşup durma diyor ve onun ortaya duaa doğru meyliner. Asılarla da sohbet etme, günahkar insanlarla onların günahı sana hükmetesin. Abdülhalık'ın vüçtivaniatları hulefaasına demişine, böyle vasiyetlerde bulunuyor. Daha devam ediyor, konuşayım. Halelgi, taamın helal olsun. Helal deyince Zübdetil Hakayık Tercüman'su gayetüb degayayüb kitabında, Hadis-i Hami Efendi Hazretlerinin irşadına sebep olan kitap bu olmuş.
Yani kızıl dağ diller yaylada oturuyorum diyor mektepten gelmiş kafa mektep kitaplarından o sandığı için emniyet ettikleri bir Mahmud Efendi Hoca vardı. Ona diyor ki Mahmud Efendi bana bir kitap ver de okuyayım da şöyle bir kafan başka tarafa dönsün dedi diyor. Efendim kuş dili kitabımız var ya anlayabiliriz mi biliyor musunuz? Anlayamanız mı? Bizim kitaplar kuş dili, kuş dili olsun bir çalışayım. Bu Züptetü'l Hakayit kitabını vermiş, efendi okumuş bir hafta kitabı getirmiş, müsaade buyursam daha okuyacağım. Anladın mı bir şey? Bir insana mürşid-i kamil olmayınca o insan olmaz diyor. Kitabı tam anladım Allah'ına yemin veriyorum. Sen bir mürşid-i kamil bulur da bana haber vermezsen sende hakkım kalsın. Ben bulurum da sana haber vermezsem senin hakkın bende kalsın diyor.
Efendi Hazretleri ondan inveli Hacı Esat efendimizi buluyor, ona haber veriyor diyor ki Utb-u Cihanı buldum hadi git İstanbul'da intisab et diyor. O bana o kitabı verdi diye, onun niye ihtiyacı varsa Adana'da onun ihtiyacını görür. Hoca olduğu anda, kazıta okumaya meraklıydı efendimiz daima onun kazıta parasını verir. Mahmut Efendi'ye bu gazatayı verir ama bizim tadilatımıza sevap olduk kitabı verdi, derdi. Yani bu züppleti de hakaik kitabında görmüştüm. Helal lokma insanı irşad eden buymuş yani. Mutlaka taamiğin halal olması. Allah halal rızıktan ayrılmasın. Efendinin bazı ahvallarından konuşulur. Yani kirvetini dahi Ömer Bey'e aldırmazmış Ömer Bey geldi diyor. Belki şüpheli yerden alır da hava kazına tutturunca bir sığıra satılan, Irak'ı satılan neden yerden alınır da kibrit, günaha yeterim, huzurum bozulur diye, kibritini dahi kendi alır efendi.
Yani bu kadar riayet ederler Hakk'a, hukuka helala ya da helala riayet eden daima kurtuluyor. Allah halam rızkı, lütfetsin kurban olduğum Allah, halam yiyenlerden etsin. Demek ki helal ye. O züptehillah ahkakta şöyle görmüştüm bir gün yemek hazırlanmış Yusuf'u Hemedani Hazretleri var. Yemeği yiyecekleri zaman Hızır Aleyhisselam gelmiş yeme yemekten ye Yusuf Niçin demiş. Yemeği hayız kadın pişirdi, hayız kadının pişirdiği yemeği yersen zikün tutulur belki diyor o yemekten yeme diyor haram olursa nasıl olur İkincisi Alaittine attar hastalıklar olmalı yemek yiyeceğiymişmiş böyle yemek yiyeceği zaman bir keşif gözüyle bakmış yemeği yememiş. Niye yemiyorsun efendim? Yemeği pişiren adam diyor Allah'ı unutarak karıştırmış yani Allah hatırında olmayarak yemeği pişirdiğinden huzursuz bir şey yemekten huzursuzluk gelir zikrin belki kaybolur diye yememiş.
Diyor ki Şahin Nakşibendi Hudsi Selviu'l-hadis efendimiz bir yemekten yiyeceğimmiş şöyle gözüyle bakmış ki yemeğin içinde, giden miktarı haram var. Demiş ki oğlum yemeğinde haram var onların gözleri perdesizmiş görür. Sen nasıl farenin pisini görürsün pirinç pilavının içinde kapkara? Onlarda haramı o şekilde görürlermiş ve ondan sonra bu dil her miktarı haram bulunduğu müddetçe bizim tarikatta üç, yedi nihayeti kırk günde tekniğiyle süluk edilir. Bu dirhem miktarı haram bulunduğu müddetçe kırk sene çabalasan bir adım daha hataman ileriye demiş. Biz içmede yedik, Hiç böyle bulunur. Efendi Hazretleri ile beraberir. Bir kadın getirdi böyle eteğinden meyve döktü. Armut var erik var, elleri var. Buyurun efendim şunu yiyin dedi. Biz Kayserlı Hacı Mehmet Efendi vardı aksakan onunla beraber bilemiyor dutluyduk efendim göz altı yemeği diye geriye koymuyorduk ne diyeyim?
Yeme etsem bilmiyoruz tabi herhalde içme içiyor, kalbımıza tokanır değil mi diyor bilmiyoruz Herif bir yolunu getirdi ondan sonra elinin dışıyla efendimiz dışarı yaptı yemeği şöyle mecliste o pıhtılanmıştan dışarı yaptı Kadın dedi ki yem yem benim varım yemedi efendim dışarı attı Bizde hiç cesaret yok ki efendim niye yemediniz yemeğe haram mı vardı? Inmiyor o huzur da hiç konuşulmuyor yorgun istemezse insanı konuşturturmaz dil müstağurt aldı tabi beş dakika geçmedi bir adam geldi karanlık hacmeme daha dediler yanında bir de tencirler şapkalı bir adam daha efendim bizim icra memuru dedi efendimizi çok seviyor dedi. Elimizi öpmeye geldi dedi. İkisi de elini öptü. İcra memurunu da efendim şu kadını için getirdik dedi. O bahçe sekiz mi dedi on iki mi dedi unuttum. Veresin dedi hakkını yiyor o kadın dedi. O dedi malı dedi taksim için icra memuru getirdi deve ona gelmiştik.
O zerdeyi, o gaysiyi vesaire getiren kadın mermi o haktan getirirmiş, efendinin gözü görürmüş onu dışarı atar. Hacı Hüseyin Efendi hocamız, vaazını dinliyordum. Zamanımızda diyor öyle veliler var ki diyor hoca, hani meyvenin içindeki harabı görüp de elini ışığıyla atan zatları biz gördük ve zamanında yaşar yok dedi. Mermi Hacı Mehmet Efendi demiş. Hoca Efendi'nin manasında böyle söyledi. Mermihadı ne uğraşsın. Böyle helale riayet edilirse insan-ı kamilleşir. Haram rızık böyle karnı bozuyormuş. Kalpte böyle daima havatırlı, namaz kılarken daima vesvese yediğim taamlardan geliyormuş yani haram taamlardan. Adından Ali Rıza Efendi hiç devata gitmez. Belki panga ile alakalı ne olur diye hiç devata gitmez aleti değil. Yani oruçsa yetmez benimdir. Haram yedilerdirler. Belki şüpheli taam yerim diye. Gitmez. Şimdi bizim kusurlarımız çok kardeşim. Allah osuru halel ye. Şüpheden perhiz et.
Şüpheli taam yeme. Şüpheli olursa şüphede vaki olan haram da vaki olur. Helal ola, haram ola. Haram ola, helal ola. Böyle dedin mi haram oluyor, diyemeyeceğiz. Yani acaba bu benim için helal mola haram mola değil. Bu şüphe geldi mi? Bak hımm lak teyp uzamasa da şeyler, üslup ermese, Hazratı Adem'den bir misal vermek istiyorum. Hazratı Adem, Şit a. S'ı çağırıyor Oğlum sen peygamber oluyorsun diyor. Sen peygamber oluyorsun. Sana Allah'ın yetin diyorum diyor. Dört kişiyi yapma diyor. Buyur baba diyor. Müşevvereesiz iş yapma bir diyor. Ailenin sözünü tutma diyor iki diyor. Neslin hevasına uyma diyor üç diyor. Şüphelendiğin işi tutma diyor dört diyor.
Baba niye dedim bunu diyor ya Adem diyor Oğlum diyor Bana buğdayı getirdiğinde ailem diyor orada beni cennetten çıkartmaya sebep olan buğdayı diyor Getirdiğimde diyor Meleklere desem miydi ki diyor buğdayı getirdi yiyeyim mi yemeyeyim mi diye, müşevvere etsem miydi? Yeme derdi, kurtulur giderdim. Müşevvere etmediğim için cennetten çıktım diyor. Onun için diyor daima müşevveleri yapın işlerinizi ve şavir hümfil emir buyuruyor Allah Müşevvereeyi terk etmem bir İkincisi Ailenin sözünü tutma, şaviruhunla, halifuhunla hadisi şerifi var Ailenizle müşavirinin hilafıyla hareket edin. Ailem buğdayı getirip de nazlanıp da Allah seversen yediği yalvarınca Ben onun nazına dayanamadım yedim de o yüzden cennetten çıktım diyor. O yalvarmasa ben yemezdim o buğdaydan diyor. Onun için ailenizin her dediğini tutmayın diyor. Birisi Şam-ı Şerif'te ailesi damın başındaymış.
Anam herif düşen selpanaktan veriye gelmiş. Diyor kendine kaz diyor aşağı açıyor. Sen öyle dedin sözü unutmayacağım. Bu kadar da olmaz ya. Yani kitap bunu da yazmış ayağı kötelem verirmiş. Gelmişler demişler yav sen nereye böyle ak sağlamsın ayağını kırana kadar söz tutmak tutmamak ne olur bu da diyor bunu böyle yaptın Onda da hayır var arkadaş. Onda da hayır var diyor. Ne hayır olacak canım ayağını tut diyor yerine böyle diyor diyor. Üç gün sonra Yezid diyor. Hazreti Hasan Hüseyin efendimizi öldür için asker toplamaya geldiler diyor. Kalk lan. Efendim ayağım kırıldı efendim. Yerler bahlar ayağı kırılmış. Kurban olayım. Ailemin sözünü tutmayıp da damdan atıldığımda hikmet varmış. Kurban olayım Allah'ım ayağım. Geçsem de Yezidlerle beraber Hazreti Hüseyin'i öldürsem de. Ben o eşkıyalardan olsam da daimi lanete uğrasam ne olurdum Ya Rabbi diyor. Allah'ım diyor. Yani hikmet varmış diyor.
Onun için ailenizin sözünü, her sözünü tart bir git. Bana kısa enteral peki. Bana bir siyah çorap giymem, beyaz giyeceğim peki. Ben kafamı açacağım, peki. Ben komşuları gezmeye gidiyorum, peki. Bu erkek mi yiyeceksin? Olmaz. Bunlar günah yahu. Onun için kardeşim bunlarda da Hazreti Adem atamızın emri var. Halamına hareketi de. İki Üçüncüsü Buğday elma alınca diyor, arzuum çekti yani nefsimi istedi yemeği Nefsinin hevasına uyma diyorum ya diyor Ben nefsimin hevasına uydum, canım istedi buğdaydan onu yediğim için çıktım cennetten diyor. Dördüncüsü diyor, dördüncüsü avucumda görünce buğdayı yesem mola, yemesem mola, yesem mola, yesem mola Bundan çıktım mesela de şüphelendiğimi yediğim için çıktım diyor. Şüphede vaki olan haram da vaki olur. Bu vasiyetimi bütün peygamberlere duyur. Hazreti Muhammed duysun. Hz.
Muhammed emretsin kıyamete kadar kim bu göt vasiyeti duyarsa birbirine haber versinler diyor. Vasiyet veriyorum diyor. Atamız, Hz. Adem atamız böyle emrediyor. Onun için Ne olsun kardeşim, şoför utanımda yemeyelim inşallah. Daha çok gülme, çok gülme gönlü öldürür. Çok gülme Halkla mücadele eyleme, insanlarla mücadele eyleme. Kimseden nesne isteme. Dünyaya mağrur, dünya malına mağrur olma. Bir tek şöyle dese Gömlum daima ahiret ertesiyle oğlum dolu ola! Yani imanlı ölecek miyim vermeyecek mi? Kabirde suale cevap verecek miyim? Veremeyecek mi? Defterim sağdan mı gelir, soldan mı gelir. Sırat, mizanı adalette günahım mı ağır gelir sevabım. İki cihan güneşinin huzurunda utanır mıyım vallahi Ya rabbi. Böyle görünür da bu endişelerle dolu ola! Dolu ola! Bedenin hasta gibi ola mideni acıktırasın, cemi ağazan doyar o zaman! Mide doydun mu cemi ağza acıkır.
Mide acıktı mı cemi ağza doyar hasta bir haldeki ol. Amelin halis ola, amelini ihlasla yap. Duan tezahürü ola, Duan yalvarma ola. Giyeceğin eski ola. Yoldaşın fakirler, dervişler ola. Gayen fıkıh ola. Evin meski ola. Evin mescidin ola, daima nafile, namazla eyle, evi yahya eylesin. Munisin yoldaşın Hak Teala ola. Benim diyor vasiyetim bu sene diyor. Böyle bitiriyoruz