İslami Terbiye ve Ahlakın Temelleri kaydında Bismillahirrahmanirrahim. Büyüklerimizin vasiyetlerinden bir kısmını nakledecek olursak hemen hemen nasihatleri birbirlerine çok yakın. Mizaçlarına göre biraz farklılık arz ediyor. Yalnız genelde bir. Buyuruyorlar tarikat ehline gereken nelerdir? Devamı vurdu, devamlı abdestli olmak. Biliyoruz artık Abdülhamid Efendimizden abdest alacağı…
Bismillahirrahmanirrahim. Büyüklerimizin vasiyetlerinden bir kısmını nakledecek olursak hemen hemen nasihatleri birbirlerine çok yakın. Mizaçlarına göre biraz farklılık arz ediyor. Yalnız genelde bir. Buyuruyorlar tarikat ehline gereken nelerdir? Devamı vurdu, devamlı abdestli olmak. Biliyoruz artık Abdülhamid Efendimizden abdest alacağı yere kadar bir tuğla ile tuğla ile abdesti kalmayayım diye abdestlendiğini, hatta bir kapısına bir kimse gelir. Gecesi gündüzü hep bir gece hangi saat çalınsa Abdülhamid rahmetullahi aleyh Hazretleri ayakta. Kapısı çalınmış biraz geç kalmış. O gelen kimse bakmış ki abdest almış belli. Daha yüzlerini, ellerini, kollarını kurulamadan çıkmış. Demiş ki evladım beni mazur gör, biraz kapıyı geç açtım. O da abdestsiz çıkmayayım diye. Bu kadar dikkat etmişler, riayet etmişler. Devamı budur, devamlı abdest olmak.
Bilhassa bu abdestli olma hususunda şunu tavsiye ederler, yatmadan önce iki rekat namaz kılmak. Büyüklerimizin gerçekten tavsiyeleri çok müstesna oluyor. Biz böyle kitaplardan neden görüyoruz okuyoruz ya bizzat kendilerinin tavsiyeleri aman şunlara dikkat edelim dedikleri zaman o unutulmuyor. İnsanın ömrünün sonuna kadar unutmayacağı bir esas oluyor. Burada biz geldiğimizde, işte okuldan geliyoruz veya başka yerlerden buyurdular ki eğer yatmadan önce iki rekat namaz kılarsan bu küçük günahların bağışlanmasına vesile olur. Bunu utanıyorum. Daha çok okula da yeni girmişim. Belki de girmedim. İmam hatip'e belki de girmedim. Böyle bizim yaylalarımız var. Çadırını biraz diğer çalılardan uzak tutuyor ve onlardan ayrılara bazı halvet yerlerde de kendi tatil ile kendisine mahsus artık ibadet ile meşgul oluyor. Böyle bir suyun başında beraber gittik. Orada bir söz söyledi.
Kuşluk namazı kılacaklar, buyurdu ki eğer iki rekat olsun, kuşluk namazını kılarsan denizin köpüğü kadar hatan da olsa küçük günahların bağışlanır. Bir de çocuklukta alınan bilgi mermere kazılan yazı gibi buyuruyor, unutmuyorsun. Bir de söyleyen önemli. Yıllar geçti, okullara girdik, işte hadis kitapları, bunlarla da meşgulüz. Orada gördüm aynen söylediği söz sahih. Hoşluk namazı kıldığı zaman kişi küçük günahları denizlerin, denizin köpüğü kadar da olsa bağışlanır diye. Bu vasiyetlerini çok görürüz büyüklerimizin. Gerçekten müstesna. İnceleme yapmadan görüyoruz, bakıyoruz bütün ayet ve hadis-i şeriflerin ışığında ondan mülhem sözler söylüyorlar. Onun dışında bir söz olmuyor zaten. Devamı vudu devamlı abdestli olmak, diyelim ki biz abdestliyiz. Diyoruz ki namaz kılacağım ama abdestim var. Eğer yeniden abdest alırsak nurun ala nur, nur üstünden nur olur.
Sami Efendi hazretlerinin kaddesallahu sırra adeti seniyyeleri bu ve büyüklerimizde bu müşahede ediliyor. Abdestli olsa bile diyelim, öyle abdest almışlar, ikindi namazında kılacaklar, tekrar yine abdest alıyorlar ve abdest alırken de abdestin duaları önemli. Büyüklerimizden bizzat şunu anlatıyor, buyuruyor ki ben bir mürşid-i kamile intisap ettim. Benim diyor çok gizli hallerim var. Benim diyor o hallerimi mürşid-i kamilimiz biiznillahi teala haber verdi. Onlardan bir tanesi de ben diyor abdest alırken kelime-i şehadetlerle alırdım. İşte elimi yıkıyorum kelime-i şehadet, yüzümü yıkıyorum. Buyurmuşlar ki abdest dualarını öğrenin. Bu zaten ilmihal kitaplarında mevcut. Mesela en son ayağımızı yıkayacağımız zaman diye devam eder. Diye duası bu şekilde sürer. Diye yüzlerimizi yıkarken bu ilmihal kitaplarında var. Böyle tavsiyeler olduğu zaman gerçekten faydalı oluyor.
İslami Terbiye ve Ahlakın Temelleri kaydında Bismillahirrahmanirrahim. Büyüklerimizin vasiyetlerinden bir kısmını nakledecek olursak hemen hemen nasihatleri birbirlerine çok yakın. Mizaçlarına göre biraz farklılık arz ediyor. Yalnız genelde bir. Buyuruyorlar tarikat ehline gereken nelerdir? Devamı vurdu, devamlı abdestli olmak. Biliyoruz artık Abdülhamid Efendimizden abdest alacağı…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 6 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
İnsan istifade ediyor bunlardan. Bu da o tavsiyelerden biri. Devamı buydu. Devamlı abdestli bulunmak, vakti zayi etmemek. Yatacağımız zaman iki rekat namaz kılıp, sonra hemen uyumamak. Buyuruluyor ki uykunuz geldiği zaman artık döşeğin üzerinde mi, seccadenin üzerinde mi? Neredeyse evradımızda, ezkarımızda, zikrimizle, fikrimizle meşgul oluruz. Bilhassa yapmış oldukları tavsiyelerde evrad ve ezkarımızı yaptıktan sonra istiğfarla meşgul olmak. Buna çok önem verirler. İstiğfar ve bir de iltica, bu ehline malumdur. İltica, dille olmaz, gönülden gelir o. Gönülden gelir, Cenabıhakk'a yalvarır ve yakarır. O anda öyle bir yalvarır ki her nefes bu devam eder zaten. Her an bir yalvarış ve yakarış içerisinde olurlar. Böyle yatıldığı zaman uyku içerisinde bile ecir ve mükafatın olduğu, diyelim uyku esnasında abdest bozulsa bile ecir ve mükafat devam eder. Aman uykuyu da israf etmeyin buyuruyorlar.
Bu yakın mahallelerde bir kimse onun bir sohbetini dinledim, bantı almışlar, çok güzel konuşuyor ama gerçekten güzel. Hiç unutulmuyor. Bir de ehlullah'tan oldu mu onların sözleri insanın kalbine adeta nakş oluyor. Şunu diyor, diyor ki kefeninizi diyor dolabınıza koyun. Bir sürü söz söylemiş. Dolabınıza koyun, ölümü hiçbir zaman unutmayın diyor. Burada dediği şu, demek ki zevze-i muhteremeleri de kıymetli bir insan olacak ki kıymetli bir kimse, ben diyor annenizin şu haline şahidim diyor. Uyku içerisinde bile diyor salatü selam okuyor. Ne kadar kendisine alıştırmışsa hep diyor salatü selam. İkinci olarak yalan söylememek. Bu çok mühim. Bak şeytana lanet var. Burada okunan Araf suresinde gördük zaten. Şeytan önden geldi, arkadan geldi, yan taraflardan geldi. Velhasıl her taraftan insanı ihata ediyor, kuşatıyor.
Sığınacağımız Rabbimiz diğer sure-i celile-i cemilelerde de geçer ancak muhlas olan kimselerin gönlüne giremiyor. Bunu üstadımız çok konuşurlar hatta hocalar arasında bile bunu istişare ederlerdi. Böyle yüksek tanınan hatta Türkiye değil dünya çapında ilim ehli olan insanların yanında bile anlattılar bunu. Dediler ki, tabii kendileri Allah'ın izniyle biliyor meseleyi. Fakat bu sayede nasıl uyandırabilirim diye. Hatırladığım bazı mübarek sözleri var. Halbuki onlar bunu bilir. Soruyor. İnsanlara tavsiyede bulunabilmek için öyle bir ayar yapıyor ki dengeyi hiç bozmuyor ve bu çok önemli. Böyle dengeli bir şekilde gidebilmek, dengeyi saldırıyor.
Hocam bir Hadis-i Şerif var onu nasıl anlayacağız diyor o zaten hemen anlıyor bilen kimseler bu sayede diyor Hacı Hasan Efendi bize yol gösteriyor aman dikkat edelim diyorlar kim taşa itikat edecek olursa onunla faydalanır bununla şunu ifade etmek istiyor hocam bir şey-i kamile intisap edelim bak bir taştan böyle fayda hasıl olursa bir teşbih bir benzetme artık bu Bir mürşid-i kamilden Rabbimizin izniyle ne kadar istifade edilir diye hep bunlara vurgu yapın. Bu muhlis ve muhlas tarifini çok söylerlerdi. İşte muhlis nedir, muhlas nedir? İşte okuduğumuz devreler olduğu için Avamil'de görüyoruz, Israr'da görüyoruz, Kafiye'de, Elfiye'de vesaire var. Fakat temeli avamildir. İmam bir gibi Rahmetullah Ali Hazretlerinin verdiği misaller de Hadis-i Şerif'tir. Mesela alır, Alimler kurtuluşa erer fakat ancak amel edenler. Amel edenler kurtuluşa erer fakat şartını ihlas olarak.
Ondan sonra muhlas bunda bile hatırı alayım çok büyük tehlikeler vardır dikkat edin denmek isteniyor. Yani her zaman uyanık olabilmek her zaman uyanık olabilmek bunu vurguluyor. Bunu biz diyoruz, muhlis ismi fail, muhlas ismi meful fakat tam oturmuyor. Bizim vaizlerin bir kursu olduğu Kastamonu'da Mehmet Feyzi Efendi rahmetle yadileriz, çok mübarek bir insan, huzurunda oturuyoruz. Otururken gözünü bize dikti. Bir söz söyledi ama ne için söyledi bilmiyorum. Buyurdu ki içinizde siyaset ehli var dikkat edin dedi. Birden. Dedi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin mübarek nesli Fatih'inden gelen bir kimse var dikkat edin diyor. Artık kimse bilmiyoruz, orada kıymetli hocalarımız var. Bir an bize dikkat kesildi. Çok gerilerde olmama rağmen bir anda öyle uzun söz de söylemiyorlar. Eğer riayet edersek onların böyle püf noktalara işaret ettiğini görürüz.
Çok konuşmaz ama sen hanenden çıkacağın zaman diyelim ki huzuruna geldin, çıkacağın zaman bir söz söyler. O ömre yeter Allah'ın izniyle. Diyelim bir ara söyler, Yemek arasında söyler, sohbetin arasında söyler ama çok önemli noktaya işaret ediverir. Bir anda söylemez. Dedi ki muhlis kesbidir, muhlas da vehbidir. Hiç anlatmasına gerek kalmadı. Çalışarak ihlasa, ermeye gayret gösterirsiniz. Muhlas da sizin gayretinizi Cenabı hak görünce ihlas sahibi ve niyeti de düzgün olunca niyeti düzgün amel düzgün böyle halis Allah'ımız kendi tarafından da ihsan buyurur dedi. Bu sözü biz böyle genele yayabiliriz. Dikkat ettiğimizde, riayet ettiğimizde, böyle azalarımıza sahip olduğumuzda öyle bir sahip olma ki, ehlullahın hayatı anlatılırken bize umde olan, kaide olan, esas olan bu zaten. Allah'ımız ile okuduğumuz Fatiha suresinde nebiler, sıddıklar, şehitler ve salihler diye buyuruyor.
Uymamız gereken kimselerdir. Bir cuma namazından diğer cuma namazına kadar konuştukları diyor sayılacak şekildeydi. Culas, kelam ediyor. Konuşmak gerekirse konuşur, Dini mesele, şeri mesele. Bunu konuşurlar. Ama çok fazla meşgul edilmez. Şartları ifade edilir. Aman diyor, üstadımızda şiirlerinde çok güzel yazmış. Daima dikme gözünü buyuruyor. Yani onunla rencide olurlarmış büyüklerimiz. Orada huzura varmanın edeplerini sıralar, bir de aman az olsun kelamın diyor. O zaten anlatır, vereceğini verir Rabb'ımızın izniyle. O hazır. Sami Efendi Hazretlerine Afyon'dan bir grup gelir. Efendim bazı size suallerimiz var deyince Yahya'da Hasan Efendi onunla bunu istişare edin. Daha onlar gelmeden şimdiki gibi cep telefonları neleri cihazlar, ses alan cihazlar yok. Bir teyp var, o teybi hazırlatıveriyor. Daha onların gelmesi yok. Hazırlıyor. Şimdi bastığı zaman teyp sesi kaydedilecek ve hazırlanıyor.
Onlar geliyorlar. Daha konuşmadan biiznillahi ta'da tek tek tek sorularına cevap veriyor. Vermeyebilir mi? Vermeyebilir de. Hani biz bu kendi huzurunda çok gördük bu yaşantıları. Mesela geliyor, gönlümde şunlar var, bunları söylerse diyor, işte gerçekten hayırlı bir kimsedir. Sonra buyuruyor ki bizden çok kerametler bekledi ama göstermedik diye. Bu onların kendilerine ait halleridir. Yalan söylememek çok mühim. Çünkü Rabbimiz görüyor, biliyor ve duyuyor. En çirkin davranışlardan birisi yalandır. Büyüklerimizden bizzat evladına tavsiyede bulunmuş. Oğlum yalan söyleme demiş. Başka bir şey dememiş. Yalan söyleme deyince her kötülüğü terk ettim diyor. Çünkü diyor eles bezminde elestü bir rabbiküm, ben sizin Rabbiniz değil miyim deyince, halu bela dedik diyor. Evet Rabbimizsin. O zaman o söze diyor sadık olacağız, biz yalan söylemeyeceğiz.
Ondan dolayı üstadımın diyor, bana bir defa yalan söyleme deyişi öğüt ve nasihat olarak yetti diyor. Biz ne diyoruz? La ilahe illallah Muhammedurresulullah. Allah'ımızın vahdaniyetini Celle Celalühu birliğini, ona imanımızı, onun her şeyiyle müstesna olduğunu, bu yavrulara öğretirken bizim geçmişlerimizin söylediği söz çok yerinde. Noksan sıfatlardan münezzeh, kemal sıfatları ile muttas. Belki o yavru bunun anlamını bilmiyor. Bak bunu öğreniyor, üretiyorlar yavrum diyor. Cenabı Hak böyle noksan sıfatlardan, uyuklama gibi, yeme gibi, içme gibi, unutmak gibi vesaire. Bunlardan tamamen uzak. Ne evvel, ne ahir, ne zahir, ne de batın, yani başı hesap edilemez. Şu tarih diye bir sayı konuşulamaz. Son olarak da konuşamazsınız. Zahirdir zaten Ali Efendimizin buyurduğu gibi Rabbimizi göster deyince olmadığı yeri söyleniyor.
Her yerde zaten bütün kudretiyle iki kitap malum biliyorsunuz, biri Kuran-ı Azimüşşan, biri de kainat kitabı. Mevla Zülcelal kendisini artık bütün eşyada gösteriyor. Velhamdülillahi rabbil alemin el Fatiha.