Ve Allah'ın dinini, ahkamını beyan eden Kuran-ı Kerim'e toplu olarak yapacak. Ve darmayın. Ve ey müminler, Cenab-ı Allah'ın sizin üzerinize ihsan buyurduğu şu zamandaki nimetini zikredin ki, o zamanda siz dibinizle düşman iyiniz. Allahu Teala, iman boyu kalplerinizi telif etti de, Akşam da dibinizle düşman iken, sabah baktı kardeş oldunuz. Şu anda son nimetleri çizecek miydim, bir daha çiftliğe düşmemeniz lazım. Bir bir manaya göre, Ey Müslümanlar, hep birlikte Allah'ın İti diye vasıflandırılan Kuran-ı Kerim'e, Resul-i Ekrem'e, İslam dinine sırıtır, saygılı ve Peygamberi ile ahlaklanarak, dediğiniz ile yetkucu doğrunuz. Bildiğimizi bozacak, varlığınızı armağan edecek ayrılıklar sebeplerine, peygamber vermeyin. Allah'ın öğreninizdeki nimetini düşünün, hangisi meybiyenin düşmanları denir. O sizin kalbinizi birleştirdi ve Allah'ın bu nimeti Saidinde kardeş oldunuz.
Yani İslam nimetiyle müşerref olmadan evvel, evvelki hayatınızı düşünün. İslam'ın nuru dua doğmaz, bu düşmanlık yerine, emsalsız bir kardeşlik sevgisi hakim oldu. Herkes birbirini Allah için sever olup, şefkat ve merhamet vesile ile yaşar oldular. İşte vacibiyle secdeinde beyan olduğu üzere, Ev ve Hz. Kadir Sabah'ın el-Lat'ından oldukları halde Uzun zaman sonra çoğaldıklarında, aralarında hur adalet, artır, böylece aralarında kanlı maneveler olmuştur. Cenab-ı Hak, nur-u İslamıyla, aralarındaki hur adaleti, Müminler, hemen ancak kardeştirler, artık iki kardeşinizin arasını bulun ve Allah'tan korkun ki, rahmet ve madesine mazhar olasınız demektir. Bauc-ı kerimeden anlaşılıyor ki, uman insanlar, fani hayatlarının sebebi olan bir babaya bağlı oldukları gibi, müminlerde ebedi saadet temiyeceğin imanı mensupturlar. Ayet-i celredeki Allah'tan korkun kesin, esir genel sinir.
Hem ilahinin bin kardeşliğinin şartına, rahatlarına, cihad huzurunda Cenabı Allah'tan korkmayı tavsiye veriyor ki Ancak bu sayede, inayet ilahiye, ehli, ehlileri gidecek. Ve bu kardeşliğin hakiki, sakulu neticesi olarak Her mümin, iyice mümin kardeşine, cebinde şefkat ve merhamet hissetmeye başlar Bilvekkil ile hayatta mesut faci eden görülür. Ve böylece bilmemiz herhangi bir din kardeşini hücceti aldan. Maddi, manevi, zarar ve tehlikelerden kurtarmaya gayret etmiş olur. Eğer bilmemiz, bir ve gönlün kardeşini cehalet kararlarından kurtarmaya çalışır, belli nikah uğruna kavuşturmaya çalışmazsa, kendi üzerine düşen kardeşlik, şefkat ve merhamet duygusunu yapmamış sayılır. Halbuki Koray-ı Kerim ise, Müslümanları secde kalmayıp, daima içtimai olmalarını emretmektedir. Nitekim şuaat yaşayıp, bu manayı müeyyefeti.
Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz buyuruyor Yani, Kendini ilk gün sevdiğini, herhangi bir Müslüman kardeşi içinde sevmeyen, bir müminin imanı kamil olmaz. Müminler, birbirleriyle kardeş desek dilcan gibi, dildaş olunca, pek tabidir ki, ebedi din kardeşliğinin fani kardeşliğinden daha zayıf ve kıymetli olduğu şerh-ı sabit olur. İşte Müslümanların perde alarak, istimal olmalarını şart kılan bir hadisi çizip daha, malı şöyledir: Müminler tek bir vücut gibidir ki Onun herhangi bir azaltı şikayet ederse, diğer azaların da onun rahatsızlığını iştirak ederler. İşte görülüyor ki İslam'ın kıymet ve ehemmiyet verdiği yakınlık, hep din iman yakınlığıdır. Nitekim bu ilahi hakikati, Ashab-ı hazretleri, Nuh 'a, babasının eminlerinin senden oğlunu, ehlinden olmadığını şu hadisi gelecek veya buyurmuştur.