İslami İlimler ve Hikmetin Derinliği kaydında Burada Rabbi Zülcelal'imizin Fatiha suretinde Essahübillah Fatiha suresi elbette ki önemli. Namazın makbuliyeti ancak Fatiha iledir. Bu anlatmakla bitmez. Fahreddin Razi hazretleri Fatiha suresi hakkında bir cilt eser hazırlamıştır. Sadece bir Fatiha Ali Kerimallahu veche efendimiz. Ben ilmin şehriyim. Hazreti Ali de kapısıdır buyuruyor.…
Burada Rabbi Zülcelal'imizin Fatiha suretinde Essahübillah Fatiha suresi elbette ki önemli. Namazın makbuliyeti ancak Fatiha iledir. Bu anlatmakla bitmez. Fahreddin Razi hazretleri Fatiha suresi hakkında bir cilt eser hazırlamıştır. Sadece bir Fatiha Ali Kerimallahu veche efendimiz. Ben ilmin şehriyim. Hazreti Ali de kapısıdır buyuruyor. Efendimiz ilmin şehri malum artık onun için bir ölçü tartı bizim yapmamız hata olur. Çünkü onu vasf eden Halıkı Lemyezel'dir. Kapısı ise Ali Keremallahu veche efendimiz olduğuna göre soruyorlar İbni Abbas radiyallahu anhüma hazretlerine sizin ilminizle Hazreti Ali'nin ilmi nasıldır? Bir deniz düşünün diyor. O denize böyle bir bardak mı diyelim, nasıl diyelim bir su. O bardağın aldığı su benim ilmim. Geri kalan ise Hazreti Ali'nin ilmidir diyor radiyallahu anh. Fatiha suresinde kırk deve yükü kitap yazarım demiştir.
Bu bizim için inşallah bize de zor gelmez. Allah onların celrını seyretmekte de kalp gözlerini açtığı için zaten hikmetin verilmesi de budur. Onun sonu olmaz. Tarif edemez edemeyiz biz. Bu kadar önemli. Fatiha suresinde ne diyoruz ya Rabbi bizi dosdoğru yolda kıl. Kimin yolunda? Nimet verdiğin kimselerin yolunda. Nimet verdiği kimseler nebiler sıddıklar ve salihler olarak buyruluyor. Peygamberlere baktığımız zaman mesela İbrahim Aleyhisselam salihlerden olmayı istiyor. Ya Rabbi bana hikmet ihsanıyla ve salihlerin de içine kat. Şimdi bu tabirleri hususen çalışacağız. Biz diyoruz ki mesela onlara ilim ve hikmet verilmiştir. Hikmeti araştırarak bizzat tasavvufi eserlerden, tahrifatlar da var. Oralardan görmemiz gerekir. Elhamdülillah günümüzde kitaplar mevcut. Başımızı aşmış şekilde. Görüyorum. Telefonlardan neden de bakılıyor? Bizzat araştırmamızda fayda var.
Malumatımız olursa böyle dinlediğimizde çok istifade ederiz. Bize Mürşid-i Kamil'imiz buyururdu. Bizim gibi insanlara konuşurken kolum koltuğum kırılıyor diyordu. Bir misalle ifade ediyordu. Budaklı çam ağaçları olur, kütükler olur. Onlar kolay kolay kırılmaz ama diyordu kabiliyetli ilim ehli insanlar geldiği zaman bizi görün diyordu efendimiz hazretleri. Eli meyli insanlarla bizi görün diyordu. Bu sebeple bizim çalışmamızda çok fayda var. Bunları çokça diyoruz. Yaparsak iyi olur. Günlük bir programımız olsun. Çalışalım bak başımızdaki insanlarda sohbet edenleriniz maluma sahibi kimseler. Onlar da yol gösterirler. Seviyemize göre durumumuza göre gerçekten okumamız gerekir. Allah'ımızın ilk sıfatı ilim. Habibullah'a in, ilk inen ayet-i celile sallallahu teala aleyhi ve sellem bir Kuran. Oku ya Muhammed.
Şu dergimizi okusak, yeni dünya dergimizi okusak Gerçekten malumatımız odur ve hiçbir ferdimiz Bunu arkadaşlara mesaj olarak mı dersiniz Nasıl ifade edeceksiniz dergimizi almayan kimse kalmasın Bu din nasıl güç bulacak? Nasıl kuvvet bulacak? Yazarlarımız gayet güzel ve araştırarak yazıyorlar. Yani bir gayret istiyor. Bir çaba istiyor. Biz mürşidimizde görürdüm. Bizim gibi insanları gördü mü yorulurdu ama dinimiz uğruna çalışanları gördü mü açılırdı. Bir tanesinin böyle Evradlı Ezkar görüşülüyor. Görüşülürken efendim dedi benim öyle pek letaifim yok. Siz dedi bak burada imam hatip'in açılması için son derece gayret ettiniz.
İslami İlimler ve Hikmetin Derinliği ne anlatıyor?
İslami İlimler ve Hikmetin Derinliği kaydında Burada Rabbi Zülcelal'imizin Fatiha suretinde Essahübillah Fatiha suresi elbette ki önemli. Namazın makbuliyeti ancak Fatiha iledir. Bu anlatmakla bitmez. Fahreddin Razi hazretleri Fatiha suresi hakkında bir cilt eser hazırlamıştır. Sadece bir Fatiha Ali Kerimallahu veche efendimiz. Ben ilmin şehriyim. Hazreti Ali de kapısıdır buyuruyor.…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 11 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Orada Kuran kurslarının öğrencilerin okumalarına yardımcı oldunuz Dinimiz için hizmet ediyorsunuz bu terakkidir ve bu gelişmedir buyurdu bakın Rabbimiz Kuran-ı Kerim'de Madem Salihler diye başladı Esselamü innellezine amenu lamilus salihat Ey iman şerefi ile şerefyab olan müminler Ama burada imanın kalitesi var O ayrı her şeyin bir kalitesi var Bunu çokça anlattım Siz kayıtta gidiyorsunuz zaten Şimdi Allah'ımız imanımızın gücünün neye bağlıyor? İmanın kemali salih amele bakar. İşte bunların hep salih amel. Önümüzde verene derneğimiz Şimdi ne kadar memnun oldum? Bir vilayetimizde böyle Türkmenistan'dan gelmişler vesair Afganistan'dan ne bileyim değişik yerlerden gelinmiş. Ne yiyeceği var ne içeceği var anlatılıyor. Diyor ki oturacak altlarında bir sergi de yok ve kış günü geliyor. Şimdi bizim bu derneğimiz olmasa nasıl yapacaktık? Evet, ulaşılmıyor değil, ulaşılıyordu.
Efendimiz Hazretleri gerçekten bir mürşid-i kamil ve zamanın kutbuydu. Zamanın kutbu oluşunu böyle oturduğu seccadede evinde, yatağının üstünde böyle salonda İhvanına sohbet ederek, cemaate hitap ederek geçirmedi. Erzurum'da okuyan öğrencilerin bursunu tespit etti. Burada oturduğu halde bir sandık kurdu. Halısının ipini alamayan, memleketimize göre diyorum. Sonra hastaneye gitmiş şimdi bugünkü gibi değildi şartlar şimdi hep kolaylaştı elhamdülillah Allah'ımıza sonsuz hamd olsun şu sıkıntının içerisinde Rabbim güzellikleri lütfediyor ihsan ediyor Yani hamdetmemiz, şükretmemiz lazım. Ah üstadımızı görseydik. Onun bir çabasını bir kişiyle mi kalırdık? Nasıl çabaları gösterdi? Hayatına mal oluyordu. Sohbeti izliyordu. Sohbetten sonra kalp krizi geçiriyordu. Bunun şahidiyiz. Neden? Bir kişiyi kurtarabilir miyim diye. Bizim bu kıymetli dilgahta Muhammed abimiz vardı.
Ben diyor Ali Keremallahu ve Celle Görüşür manen Allah'ın izniyle Rabbimiz o salayeti not etmiş buyurmuş ki kaç insana delil olabildin Mühim olan o. Bak ben Mürşid-i Kamil'imizde evlatlarını severdi ama değişik simaları görmek isterdi. Böyle vücudu adilerine hizmet edenlerimiz olurdu. Evet onlara sevgisini gösterir ama asıl sevgiyi dinimiz yolunda çalışma yapanları, olur. Ben olumsuz bir tablo çizmek istemiyorum. Az sözden çok şey anlayacağımıza da inanıyorum.
Cenabı Hak başta bu fakire idrak lütfetsin anlayış lütfetsin derinlemesine bir tefekkürü ihsan buyursun diyorum ya her şeyin bir derecesi var bu tefekkürde de bir derece var Daha bir derine inebilmek daha bir derine inebilmek Bu beynimizle alakalı bu bir nimettir Bu nimete karşı hamd Onu ibadet ve taatle zikirle fikirle şükürle Allah yolunda gayretle açmaya çalışacağız Rabbimiz İbrahim Aleyhisselam'ı esenle rabbi hebli hokmen ve elhakni biz salihin. Ya Rabbi bana hikmet ver ve salihler içerisine kat. Biz bunu dualarda yapıyoruz. Allahüm Mahşurna fi zumratis salihin. Ya Rabbi salihler katına eriştir bizi onların içine kat diye. Bakın, salih olmak neye bakıyor? Hep bunları konuşurken biliyorum ki on ikiden vuramadığımız. Bunu biliyorum bir ilmi Teala. Çünkü biz bunun künhüne ederek gerçek manada ifade edemediğimizi, bunu kim anlıyor?
Efendimiz aleyhissalatu vesselam Ashab-ı Kiram soruyor zaten. Şari Mübin olan aleyhissalatü vesselam efendimize ya Resulallah bunun anlamı nedir diyorlar. Soruyorlar. Gerçek manada müfessir aleyhissalatü vesselam efendimiz Cenabı Hak'tan alıyor ve Kuran-ı Azimüşşan'ı en güzel bilen de odur ve Ashabı Güzi'nin de elbette kabiliyeti var. Efendimizden soruyorlar Ya Resulallah Bu nedir Bunu nasıl anlamamız gerekir diye ifade ediyorlar Ondan dolayı Yalın geçiyor diye üzülüyoruz biz şimdi Ne yapalım Eğer taklitde isek Cenabı Hak taklidimizi tahkike eriştirsin Başka yapacağımız ne olabilir Bununla da tembelliğe düşmeden bir gayret istiyor, bir çaba istiyor. Sami sultanımızın en çok okuduğu ayeti celile çaba ve gayretti. En çok. Huzurunda bulunduğumda bu eserlerini hazırlarken sonunu da böyle bağlıyordu. Bizzat mübarek dillerinden duydum. Gerçek manada anlayan da oydu.
Öyle bir rahatsızlığı vardı ki Üstadımız Hazretlerinin hiç Sami Efendimiz hastalığını söylemiyor fakat halinden anlamışlar. Bundan çok ders çıkarmamız lazım. Amerikalılar tarif ediyor. Amerikalılar Müslümanları tarif ediyor. Ya bu Amerikalı. Bir Amerikan diyor ki bir de bir yerde Müslüman varsa ora hep Müslümandır diyor. Yani bir yerde üstadımızın evladı varsa orayı takva yolunun güzelliğiyle bal haline getirecek bunu demek istiyorum Ve başta bahaneyi kendime buluyorum Bir Amerikalı söylüyor bunu Bir yerde Müslüman varsa oraya hep Müslüman diyor ama bizi ölçüp biçiyor onlar. Bakıyorlar. Salih amel üzerinde onlar duruyorlar. Bunu bile biliyor. Evet bu Salihin olanların halini yaşama olarak değil ama biliyor. Onlar varsa diyor o memleketin sırtı yere gelmez diyor. Yani bunu illa müsteşriklerin söylemesine ne gerek var?
Cenabı hak İbrahim aleyhisselam ya Rabbi bana hikmet ver ve salihlerin içine kat. Hikmeti dediğim gibi eserleri takip ettiğimizde çok güzel bulacağız. O zaman anlayacağız ki biz okumamışız. Bandırma Ali Efendi, Rahmetullah Ali bize şunu anlattı. Ben dedi bir eseri okudum ve hatta hülasa da ittim diyor. Sami Efendi hazretlerine vardım ki öyle bir izah yaptı eser hakkında diyor. Ne okumuşum ne etmişim. Hiçbir kelimesini de anlayamamışım diyor. O ruhi derinlikleriyle çözüyorlar. Dilimde rüsuh sahibi kimseler. Bakın salihlerin özelliğini, esammül. Şimdi iman konusuna girilecek. Ne biter ne tükenir. Tükenmeyen tarafı nedir? İmanın haz ve lezzetini alabilmek. Çabamız bu olacak. Diyeceğiz ki biz elhamdülillah imanlıyız. Müslümanız.
Derin derin bunu istiğfarımızı okurken de, tevhidimizde de, salatü selamda da, ölüm tefekküründe, rabıtada, zikrimizde, eğer murakabatta isek murakabelerde derin derin düşüneceğiz. İmanımızın tat ve lezzeti bizde var mı Alırsa ne olur Gecesi gündüz olur Gecesi gündüz olur Hiç uyumaz mı Gecenin az bir kısmında. Bu heyecan ne diyeceksiniz? Bu heyecan Necip Fazıl rahmetullah aleyh diyor ya, sen benim gücüm ve kuvvetimsin ey düşmanım diyor. Yani bir gayretine bakalım. Onların kendi arasındaki ihtişamına bak. Ne kadar büyük bir destek var. Evet, bunu Lokman Aleyhisselam çok güzel ifade etti. Böyle on tane oğlu var. Bak misalle belki sözler unutulabilir ama misal ledünni de bir ilimdir. Şimdi bu kasabada çok az kaldı. Diğer yerlerde bilmiyorum, çok az. Kıymetli bir evlatları vardı Maksud amca diye. Rahmetullah Ali Cenabıhakk'a kavuştu. Kalmadı. Bir Erenköy'de vardı.
Bahaeddin mübarek bizzat göziç. O da ithal etti. Şimdi onu bilenler, onu tanıyanlar hep sözlerini de naklederlerdi. Çünkü misalle anlatıyor ve kendisi de konuşmalarında ben misalciyim diyor. Misal, Mevlana'mızın Rabbımızdan aldığı ilimdir, ilmi ledündür. Misal, Hacı Bayramı Veli, en çok bunlar söylenir de onun için ifade ettim. Bütün sadatı kiram hak dostlarının mübarek dillerinden anlamamız için Cenabı Hak'ın gönlüne indirdiği nur ile dillerinden dökülen hakikatlerdir Daha çok bununla anlaşılır Rabbi Zülcelal'imiz salihini anlatırken Esselamü Mümune billah Allah'a onlar gerçekten iman etmişlerdir İşte okuyoruz Kehf suresinde Cenabı Hak imanda gayret ve çaba içerisinde olunca Allah'ımız imanlarını ve hidayetlerini artırıyor. Yani bu hutbelerde hatip kardeşlerimiz en sonunda şimdi bunu diyorlar mı bilmiyorum. Eskiden çok duyardık.
Çalışmak bizden tevfik ve hidayet tevfik ve hidayet Allah'tandır. Biz çalışacağız. Efendim çalışmıyor muyuz? Peygamberlerimize bir baksak. Zaten örnek olarak onu alarak söze başladık. Peygamberlerimize baksak anlarız çalışmanın nasıl olduğunu. Bir Nuh aleyhisselamın ikinci atamız diye ifade edilir. Artık aleyhissalatu vesselam efendimiz tarifi mümkün değil. Ve yevmil ahir ahiret gününe iman ederler ahiret gününe iman edince ne olur Dilinde ne gıybet kalır ne dedikodu kalır ne şudur ne budur biter o Çünkü ahiret gününe iman etmiş bir huzura varılacak Nasıl bir huzur Büyük bir mahkemeye vereceğiz. Bir tanesine Mahkemeden bir yazı gelmiş. Demiş ki bunu akşam vermeyeyim uyuyamazsın demiş. Akşam demiş verirsen hakimin karşısına çıkacak. Bu bir beşer. Sabah vereyim.
Rabbimiz Ya bunun usulünü bilmiyoruz biz Yani iyilikle emir ve kötülüklerden kaçındırmak Böyle bir söz söyleyip Onu firar ettirmek değil Aynen Yunus Emre'nin dediği gibi Söz ola kese başı Söz ola kestire başı Söz ola avlu aşı bal ile yağ ede bir söz Şahidiyim Bu kasabada olduğum için anlatamıyorum Üstadımız öyle sözler söylerdi ki Onun üslubunun güzelliği ile hiç kimse incinmeden hakkı kabul ediyordu. Şimdi teşrifatçılık da önemli. Tezgahtarlık da çok önemli. Yani iş yerine tezgahtar almak bilmem falan bu çok önemli. O Rabbimizin emirlerini bildirmekte öyle bir tezgahtar ki efendimiz aleyhissalatü vesselamın ehli kitaba siz de peygamber evlatlarısınız diyerek hakkı ifade ettiği gibi çok güzel bir üslupla. Yani diyor emri bil maruf nehyi anil münkerde tabii bunun yerleri var. Usulleri var. Adabı var. Erkanı var. Beyinlerini çatlatırcasına buyururken Cenabı Hak onun yeri var, yurdu var.
Misal ağır mı gelir acaba? Bir ineğe dahi şefkatle yaklaşıp, onu incitmeyecek tarzda, getirilmesinde süt bir kilo ise iki yüz elli gramdan fazla daha süt alabiliyor. Niye? Yaklaşımının güzel olmasından dolayı. Güzel konuşanlar vardı ama hep üstadımızın sohbetini arzu ederlerdi. Yani muhalifini bile kendisine inandırmış, kendisine inandırmış. İspatlamış. Edebiyle, erkanıyla, ahlakıyla. Biz burada Şah-ı Abdullah devreyi okuyacağız. Utanıyorum okurken. Ruhumuzun babası. Kişinin babasına benzemesi nimet buyuruyor. Ruhumuzun babası haya ediyor. Böyle bir babamızın huzuruna nasıl tutacağız? Ölünce mi? Onların duruma göre mesela bazen bakıyorsunuz hükümet erkanını toplayıveriyor. Bir görüşme yapıyor. Diyor ki kritik durumlar var. Onun için bakanlar kurulu diyor. Toplantısın. Görüşeceğiz. Bunun gibi. Ehlullah'ın toplantısında acaba bizim bulunmamız inşallah ama bir ismimiz geçiyor mu?
Bir Abdullah Dehlevi. Bu benim evladım. Geceleri seccadenin üzerinde sızlanıyor. Ümmet-i Muhammed'in derdiyle diyebiliyor mu? Televizyon karşısında Allah'ımız bizi ıslah etsin İyilikle emreder, kötülüklerden kaçındırırlar ve yüsserirune fil hayrat, hayırlı işlerde koşarlar. Üstadımızın sandık kurduğundan başladı. İşte halısıydı, eczaneye giriyor, ilacı yoktu, hastanede bilmem falan da, geçiminde zorluk çekilme hususlarında. Şimdi ise elhamdülillah, böyle bir yol açıldı ama çok birlik istiyor, beraberlik istiyor. Bir tanesi hayırlı hizmet için yardım talep ediyor. Varlıkta bir kimse orada bulundu ama unutmuyorum çok güzel bir harekette bulundu. Dedi ki varlıklıydı. Şöyle tutma dedi. Böyle elinin ucuyla tutma dedi. Amca bak, durumun güzel dedi. Şöyle yapış dedi. Allah'ımızın emrini ashabına ve taksimu bihablillahi cemiye mave la teferraku.
Tam manasıyla yapışarak hem taatlerimizde hem evimizde barkımızda hem de çevremizde. Şartları yukarıda verilmiş oldu. Onlar salihlerdendir. Yine Rabbi Zülcelal'imiz Ayet-i Celilede Al-i İman suresinde yüz on dördüncü Ayet-i Celilede yine buna işaret buyruluyor. Mesela İsa Aleyhisselam'ı Cenabı hak kitabı kerimimize ve mines salihim, o salihlerdendi. Yahya Aleyhisselam ve nebiyem mines salihim, ne demek nebi, Allah'ımızdan haber alan insanlar ve o haberi bildiriyorlar. Vah ile. Allah'ın dostları da ilhamat-ı ilahiye ile kendilerinden konuşmaz onlar. İşte büyüklerimizde şunu görüyordum. Mesela efendimiz hazretleri böyle notları olurdu da onunla hiç konuşmazdı. Demek Allah'ımızdan gönlüne iniyor ki o oturuma göre, o mevzu ne değişirdi. Bir başka aleme dalar. Oralardan konuşurdu ama boşluğu hiç istemezdi. Yani sözlerinde boşluk, bunu hissedebilir miyiz acaba?
Mesela bir vaiz kardeşimiz olsun, bir tebliğci olsun, bir yere gittik oturuyoruz, hayırlı kelamlar ediyoruz. O kelamlar da boşluk meydana gelebilir. Bu boşluk hikmet ehli olmayışımızdan olur. Fakat onlarda bir boşluk olmaz. Hep doludur. Sonra İbrahim aleyhisselam esselamü ve la gadistafeynahu fiddunya ve innehu fil ahrah lemine salihahin. Ne güzel peygamberlerimiz var bizim. İbrahim Aleyhisselam O seçilmez de kim seçilir? İbrahim Aleyhisselam. Ana belli, baba belli, etraf belli. Kucağına putlar konuyor. Bunu sat diyorlar. Söylediği söz şu. Hiç kendisine faydası olmayan bir zararı da defidemeyen bu putlara mı tapacaksınız diyor. Biliyorsunuz Enbiya suresinde zaten onlara diyor, yuh size. Şuna mı tapıyorsunuz diyor. Her taraf ateş. Öldürülmemesi mümkün değil ama hakkı haykırıyor. Bir bayram günü herkes bir mekana gittiklerinde elindeki balta ile putların hepsini yok edip gidiyor.
Bu ta İbrahim Aleyhisselam zamanında olmuş. Hayır, şimdi olmuştur o. Zaman göreciliğini ve kavramını iyi incelediğimiz zaman gönüldeki irfan ile seyredilir o. Şimdi onu nasıl yaklaştırdık biz? Tevbe suresinde yirmi dört, inşallah hata etmem. Bu Al-i İman suresinde on dördüncü ayeti cellede birisinde yedi birisinde de sekiz kavram var. Bu kavramları nedir? Bu kavramlar altın gümüş. Efendim siz telefonu konuşun. Siz internetleri açıp da bütün arabaların modellerini nasıl böldüğümüzü söyleyelim. Bunlar gönülde bir engel değil mi? Evimizin eşyasında nasıl araştırdığımızı, bu düşünceleri put demiyorum yanlış anlaşılır diye, bu düşünceleri ortadan kaldırabiliyor muyuz İbrahim Aleyhisselam o gün bunu yaptı biz de gönlümüzdeki ancak şöyle diyebiliriz Kuran-ı Kerim'de nefsin heva ve arzularını ilah gedineni görmedin mi?
O kadar güçlü bir duygu ki dünyaya bağlanış kadını, kızı vesairesi evi, barkı, her şeyi gönülde bir bağ bizim Cenabıhakk'a.