Cenabı Hak, kitabı kelimimizde, iman edenler ve salih amel işleyenler buyuruyor. Buradan Müfessirini Izam Efendilerimizin beyanlarına göre salih amel muamelat. Mesela şahsi olan taatlerimiz var. Elbette namazı kılacağız, itaati vereceğiz, oruç tutacağız, hacc edilip vesaire vazifelerimiz yapacağız. Ama bunun yanında asıl salih ameli şu şekilde beyan ediyorlar. Bunu Sami Benda hazretleri kalpte zikrediyor. Buyuruyor ki Cenabı Hak bir kavmin helakini murat ediyor. Onların helakini murat edince Cebrail Aleyhisselam konuyu anlamak istiyor. Diyor Ya Rabbi, orada öyle kullarım var ki gece kalkıp teheccüd namazı da kılıyorlar. İbadetteler, taatteler. Bunların helali nasıl olacak? Rabbimiz, Celle Celalühü buyuruyor. Bunlar emri bil maruf yapıyorlar. İyilikler güzel, güzel, tavsiyeler var. Anlatıyorlar. Fakat kötülükten nehiy hususunda bir çalışmaları yok.
Mesela hepimizin derdi hem kendimiz hem de evlatlarımızın durumu. Evlatlarımızın itikat noktasındaki bozulmaları artık amel. Ondan geçiyoruz itikat noktasına doğru diş yürümeye başladık. Öyle oldu ki Allah'ımızın Celle Celalü, varlığı hususunda bir tartışma başladı. Acaba bu yönde buyuruyor Cenab-ı Hakk. Bir çalışmaları var mı? Mesela Allah'ımızın, müşriklerde de vardı bu düşünce, yaratıcılığını kabul ediyorlar ama hükümler de kabul etmiyorlar. Bugünkü ifade ile deizm. Bu hususta mesela esnaftır veya diğer görevlerdendir. Bu deizme cevap olacak bir broşür, bir eser, bir kitap en azından kırk, elli tane yanına bırakıp gelen müşterilerine de verebiliyorlar mı? Mesela komşuları hususunda da tanıştıkları onların evlatlarının da bozulmaması için hem kendi evladımız hem de onların bir çalışmaları var mı? Allah'ımız bunu sual koyuyor.
Onun yanında mesela Allah için sevgiyi çok güzel aşılıyorlar. Arş-ı Azam'ın böylesi diyorlar. Daha başka ilahi nimetlerden anlatılıyor. Ama Allah için buğz konusunda Cenabı Hak bir faaliyetleri var mı? Ehli küfre karşı onların, şimdi buğz hususunda birçok İslami esasları yok etmek için çalışmaları var. Öyle ki ilk okul çağındaki yavrulara kadar iniyorlar. Onların beyinlerini bozmak için. Bu hususta ehli küfrün bu yanlış menfi düşüncelerine karşılık İslam'da yavrularımızın ıslah ve irşadı noktasında bir çalışma yapıyorlar. Mesela İslam'daki çalışma daha çocuğun terbiyesi evlenmeden önce başlar. Bunu diğer ülkelerde, batıda, vesair yerlerde dört yaşından başlatır. Fakat bu İslam'ın eğitim metodunu onlar kendileri bize silah olarak kullanır. Annenin ve babanın düzgünlüğü yavruya tesir ediyor. Mesela bir kimse hasta. Çocuğum benim hastalığı kapmasın diye tedavi yollarını arıyor.
Maddi olarak Sıhhati bozulmasın diye. Manevi sıhhatinin bozulmaması noktasında nasıl bir eğitim alıyor? Çünkü annenin sütünden, yavrunun karakterine büyük tesirler meydana gelir. O süt verişindeki duyguları, düşünceleri. Acaba bu hususlarda çalışma yaptılar mı iyi Cibril Aleyhisselam? Bunun dışında onlar cihadı anlatıyorlar. İmanın en zayıf noktası kalben buğz etmek. Keşke bu da olsa diyoruz şu hayatımıza bakınca. Bunun yanında dil ile bunu da yapıyorlar. Güzel güzel konuşuyorlar. Ama kötülüğün önlenmesi noktasında ne iş yapıyorlar? Bizim müspet bir yazarımız, Tasavvufi eğitim alan, evrak ve esker çeken bir yazarımız yazısında şu ifadelere yer veriyor. Diyor ki, bizim evimizin köşesinde yaptığımız evrak ve asker bir camide de olabilir. Bunun yanında bir zaviye de olur. Dergah gibi yer de olabilir.
Burada yapılan, çekilen evrad ve ezkar, burada yapılan evrad ve ezkar, eğer bizim ev hayatımızı etkilemiyorsa, üstel şekilde Resulullah'ın ev hayatı gibi bir hayatın oluşmasına vesile olmuyorsa, çocuklarınızı üç hasletle yetiştirin, buyuran aleyhissalatu vesselam efendimizin buyurmuş olduğu bu üç özelliği veremiyorsa Kuran azimüşşan kıraati, fahri kainatın muhabbeti sayın Allahü Teala Aleyhisselam ve ehli beyt, sevgisi ve Ali Kerem Allahu Aleyhi Efendimizin çocuklarınızı zamana göre yetiştirin. Bundan kırk elli sene önceki tavırla şimdiki yaşantı şekilleri çok değişik. Artık dediğimiz gibi itikadi noktalarda bir de öyle bir gençlik ki teknolojinin çok ileri safhada olduğu bir devirdeyiz. Bunları çok iyi kullanıyorlar Ama bu aynen bir bıçak gibi. Bıçak ekmeği de kesiyor. Adamı da kesiyor. Yerine göre ameliyat ediyor.
Çok büyük bir ölüme götürecek hastalıktan da kurtulmaya vasıta vesile sebep oluyor. Bunların kullanım tarzı da elbette önemlidir. Çünkü Ebu Osman El Mekki, Gatta Sallallahü sırra gerçek bir dirilişi talip ederken devrinde en önemli görev, vazifen neyse onu yerine getirendir bu. Buyur. Yüz on bir istiğfar ve devamı olan evrakla eskkarı yaparken asıl bu noktaları tefekkür edebiliyorlar mı? Cenabı hak bize işarette bulunuyor. İnsanlığın kurtuluşu için ne yapıyorlar diye. Mesela Sıddık Azam radıyallahu anh şahsi görevleri var. Kuran Azimüşşan'ı geceleri okuyor. Ama gündüzleri de o okumuş olduğu Kuran Azimüşşan'ın hükümlerini yerine getirmek için evine uğramadığı zamanlar var. Çünkü okuduğu gece Kuran-ı Kerim'de, sahibiler, Onlar bollukta ve darlıkta infak ederler.
Allah yolunda çok zengin, Isıdtiği Azam radiyallahu anh'ın devrinde en zengin, tahvih kainata iman eden sallallahu teala aleyhi ve sellem kölelerin zulümden kurtulması için servetini olduğu gibi bahşediyor. Servetini hac ediyor. Şimdi zihinlerimizi köleleştiren, kalplerimizi köleleştiren, düşüncelerimizi köleleştiren, hayatımızı Allah'ın istediği şekilde Celle Celalühu bir hayattan batılca bir hayata doğru sürükleyen kimselerden kurtarmak için nasıl bir çalışma yaptılar ya Cibril? Aleyhisselam. Ne yaptılar? En azından bir kreş açamazlar mıydı ya Cibril? Bir anaokulu açamazlar mıydı ya Cibril? Bir Kuran kurusunu yapamazlar mıydı? O körpe yavruların Allah'ımız onları tertemiz lütfetmiş, ihsan etmiş, onların beyinlerinin bu düşüncelerden kurtulması için bir gayret ve çabaya düşmediler ya Cibril.
Mesela peygamberlerimiz ve ulema-i kiram, meşayi I zan, bizim ecdadımız, sultanlar, onların zevceleri bile imara taneler, çeşmeler, hastaneler, camiler, sebiller, daha sayılamayacak medreseler. Bunun yanında halılar, hamamlar yaptırıyor. Bunu niçin yaptırıyordu? Mesela bir padişahımızın bir secdesi, ikinci Mahmud'un belgesi, Sultan valide öyle ibadet yapıyor ki yatağına bile girmiyor. Mescitlerde mescitlerde oturduğu yerden ne kadar uykusunu alabilirse alıyor, ibadet ve taatini yapmakla birlikte valide sultan diye bildiğimiz o cami, o devirde hizmet bu. Cami yaptırıyor. Bu devirde de bize düşen o camiye gelen cemaatin beyinlerini, fikirlerini, gönüllerini nasıl tashih edebiliriz, nasıl düzeltebiliriz? Oraya gelen cemaatin evlatları nerelerde dolaşıyor? Kimlerle arkadaşlık yapıyor? Acaba ne gibi düşüncelere dalıyor? Bu hayatı nasıl anlıyor? Hayat anlayışı nasıl?
Kitabı kerimimize göre mi almıyor? Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve selleme ve onun ukellası durumunda bulunan ulema-i kiram ve meşayayı izama göre mi hayatını şekillendiriyor yoksa batılların kurmuş olduğu o tuzaklarda artık saymakla bitmez. Öyle tuzaklar kurmuşlar ki eğitim de kurmuş. Sonra onların sportif faaliyetlerinde de kurmuş. Daha başka, her alanda. Tuzaklar kurmuş. Acaba bu tuzakları defnetmede bir çalışma, bir gayret ve çabaları var mı? Hasenel bennanın şeyhine söylediği söz. Bu sene kırk dokuz verdi. Şimdi o hasenel bennalar gibi ne hasene bennalar çıktı. Bu bir tanesi. Bunlar devyalarda zikirle meşguller. Allah'ımızı zikrediyorlar. Ne kadar güzel. Coştukça coşuyorlar. Fakat bu coşmaları Hasan el Benna öyle bir Cenabı hak ona yetenek lüt etmiş ki Allah'ımız da bunu istiyor bizden. Aynen şunun gibi.
Bir dağda maden var ama o madenin çıkması için ne gerekiyorsa alet ve edevat da onu temin etmemiz lazım. Yoksa memleketimiz elhamdülillah enerji ve bunun yanında birçok madenler saymak istemiyor. Bor madenleri vesaireler dolu. Ama bunu çıkarabilmek için ne yapmak gerekir? Mesela bizim gönül alemimizdeki, iç alemimizdeki madenler için evlat ve ezkarı vermişler. Rabıta dönemindeyseniz rabıtanızı bırakmayın. Murakabe dönemindeyseniz murakebenizi bırakmayınız derken ruhbanlık cahiliyesinden kurtarmak için ibadet ve saatte Cenabıhakk'a kullukta şahsi olan taatlerimiz yüzde yirmi beşken yetmiş beşi muamelattır. İnsanların, efendimizin buyurduğu gibi Sallallahü Teala Aleyhisselam ne güzel esaslar koymuş. Ya Ali, senin delaletinle bir kimsenin hidayete erişmesi. Mesela yavrularımız ibadet ve taat noktasında nasıl biliyorsunuz? Fikir ve düşünce olarak nasıl?
Beyinlerine nasıl düşünceler, nasıl kötü duygular işlenmiş? El Hannas olan. Hannas şeytanın ismidir. Şeytan kendisini göstermiyor ama bir tohum atıyor. Tohum atıyor, bırakıyor. Şeytanlar tarif edilirken ashabiler, şeyatinu'l cinni ve ins, hem cinlerden hem insanlardan. İnsanlardan olanlarla beyinlere nasıl bir düşünce ilka ediyor. Ne veriyor beyinlere? Hayatın ancak bu hayat olduğunu, ahiret diye bir düşüncenin olmadığını işliyor. Bu noktada çalışmamızı istiyor Cenabı hak. Vesair hususlarda bitmez ve tükenmez. Ya Cibril, bunların helakini temin et buyuruyor. Ne kadar ibadet etseler bile muamelat hususunda bir çabaları yok. İşte bizim padişahlarımız. Mesela bir Abdülhamit, Rahmetullah Ali şeyhülislam'ın çocuğunu bile dış ülkelere göndermiyor tedavi hususunda. Neden? Düşünesini bozarlar diye. Artık dış ülke kalmadı. Şöyle ülkemizi tefekkür edeceğiz, düşüneceğiz.
Ona göre çareler bulacağız, çare var Allah'ımızın hitabinde bir de celali. Yorganına sarılarak padişahımıza geliyor beni gönder diye. Evladım seni en güzel şekilde gönderirim ama gönderdiğinde senin fikrini bozarlar, düşünceni bozarlar, ahlakını bozarlar. Ben o doktorları senin ayağına getiririm diyor. İşte muamelat. Daha bitmez. Eğer dedem Şeyh Mustafa Hulusi Hazretleri ve üstadımız hizmet ettiyse minberlerde hizmet etti. Mihraplarda hizmet etti, kürsülerde. Yine de boş durmadı camilerin yapımı Kuran kursları. Şimdi ise bu minberleri ve mihrapları, kürsüleri diyoruz ya, internetler vesaireler. Bugünkü teknolojiyi aynı dediğimiz gibi bir bıçak ekmeği de kesiyor, insanı da kesiyor. Bunları Allah'ımızın dininin yücelmesi noktasında ne kadar gayret gösteriyoruz gerçek dervişlik budur. Velhamdülillahi Rabbil alemin el faka.