İslami Değerler ve Aile Terbiyesi kaydında Bir gün Erenköy'e geldik. Üstad zalimizi dokuz yüz elli beşte Adana'nın Tepebağğı Şeyhoğlu camiinde, vaazında bulunan bizzat evine davet etti. Abdülkadir Efendi isminde bizzat. Bize şunları anlattı. Dedi ki Sami Efendi Hazretleri ile İstanbul'u şöyle bir dolaştık. Buyurmuşlar ki Abdülkadir kıyametin iki tane işareti var. Birisi bina,…
Bir gün Erenköy'e geldik. Üstad zalimizi dokuz yüz elli beşte Adana'nın Tepebağğı Şeyhoğlu camiinde, vaazında bulunan bizzat evine davet etti. Abdülkadir Efendi isminde bizzat. Bize şunları anlattı. Dedi ki Sami Efendi Hazretleri ile İstanbul'u şöyle bir dolaştık. Buyurmuşlar ki Abdülkadir kıyametin iki tane işareti var. Birisi bina, ikincisini haya etmişler. Haya-i Muhammediyeleri zina fiilini ağzına almamış. Birisi bina, ikincisi zina, zina diyor kelimesini mübarek diline bile almadı ve o arada Abdülkadir Efendi diyor ki efendim sizin için anlatırlar, işte hapınıza mübarek bir zat gelmiş, dilenci zannedilmiş, veya ricalu lugayibdan birisi işte dünyaya gelecek olan yavru annemiz için zamanın kutbul aktabı olacak. Aman ha yiyeceğinize, içeceğinize dikkat edin. Helal lokma yiyin.
İkinci defa gelişinde de aman ha onu abdestsiz de emzirme dediğini nakledince buyurmuşlar ki Abdulkadir sol ayağı kemiği üzerinde de bir lira büyüklüğünde ben var demiş buyuruyorlar. Anne ve babanın hayatı ibretle kainata bakılıyor ve gözümüzden Cenabı hakk'ın korkusundan gözyaşı dökülüyorsa çocuğumuza, gözümüzden o nimet olarak bahşediliyor. Mesela kulağımız hep hayırlı sözleri dinlerse, böyle yersiz sözleri dinlemez, müminlerin namusunu rencide edecek gıybet gibi, hoş olmayan, Allah'ımızın razı olmadığı Celle Celalü sözleri dinlerse, o zaman çocuğun kulağına da anne ve babanın bu güzelliğinden dolayı bir nur akıyor. Diyelim ki düşünce olarak anne ve baba acaba yanı başımızda bulunan ülkelerde, Arakan'da, da, Suriye de vesair yerde Çeçen ya da müminlerin durumu nasıldır? Bunlar bayram edilecek ama nasıl bayram edecekler? Birbirlerini ziyaret için yürüyecek ayağı var mı?
Birbirlerine ikram etmek için elleri var mı? Bunların sofralarına koyacak acaba neleri var? Bunların ziyaret edeceği akraba olarak amcası var mı? Dayısı var mı? Tilesi var mı? Halası var mı? Kardeşi var mı? Çocukları var mı? Bunlar nasıl bayram edecek? Çocuğunu kaybetmiş, hem de gözünün önünde. Babasını kaybetmiş, ise ne olur? O zaman anne ve babanın o güzel fikri düşüncesi yavruya hayır olarak beyninde hep hayırlı işleri düşünme, Allah'ın yüce kudretini ve insanlara menfaatli olmayı tefekkür etme nuru inecek. Ayağı Allah'ımızın Celle Celalühu razı olmadığı yerlerde değil de, işte kurban bayramı biz eti üst kısma ayıracağız. Birisini fakir ve yoksullara, diyelim ki bir kurban, bir hayvan boğazladık Allah için. Onun bir kısmını yanı başımızda bulunan komşumuz var. Mesela o kesemiyor. Akrabamızdan var, komşumuzdan var. Bildiğimiz sair yerlerde var.
O hayvanın bir bölümünü onlara, bir bölümünü eşimiz, dostumuzla beraber hayırlı düşüncelerle, güzel sözlerle, müminlerin durumlarını dile getirerek, biz burada rahat bir şekilde hayat geçiriyoruz ama o yetimler, o öksüzler, o bin bir türlü ezanın altında kalanlar, cezaevine çıplak olarak atılan erkek ve kadınlar vesair anlatılmayacak kadar gönlümüzü hakikaten yaralayan, sıkıntıları tefekkür ederek kimin verdiğini düşünerek yer, fakir ve yoksulları da gözetir. Onların midelerine o kurban etlerinden ikram ederken, insanların beyinlerine de işte biz burada hayırlı meclislerde bulunuyor, güzel faydalı eserler okuyoruz ama kahve köşelerinde oturanlar hayatlarını mahvediyorlar. O cehaletle yavrusuna da eza ediyor, annesine de eza ediyor, babasına da zevcesine de, huzursuz olduğu için herkesi huzursuz ediyor. Onların da beyinlerine bir yatırım yapalım.
İslami Değerler ve Aile Terbiyesi kaydında Bir gün Erenköy'e geldik. Üstad zalimizi dokuz yüz elli beşte Adana'nın Tepebağğı Şeyhoğlu camiinde, vaazında bulunan bizzat evine davet etti. Abdülkadir Efendi isminde bizzat. Bize şunları anlattı. Dedi ki Sami Efendi Hazretleri ile İstanbul'u şöyle bir dolaştık. Buyurmuşlar ki Abdülkadir kıyametin iki tane işareti var. Birisi bina,…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 15 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bir İslam ilmi hali, bir Kuran tefsiri, bir ehadisi Muhammediye. Hayırlı eserler bırakmak suretiyle faydalı olalım düşüncesiyle adım atacak olursak, o çocuğun adımları da hep hayırlı olacaktır. Eğer bizim gözümüz, gönlümüz başkasının namusunu düşünür. Kalbimiz böyle bir gaflete düşecek olursa o zaman yavrularımızın da hayatını etkileyecek. Onlar da Allah korusun celle celalühü demeyi hiç uygun bulmuyorum ama Allah'ın celle celalüh yolunu seçeceği yere onun muhalifi yolları seçecektir. Zina, aralarında evlilik bağı bulunmayan bir nikah yok aralarında. Şer'i hiçbir esas yok. Kadın ve erkeğin birbirleriyle olan alakasıdır. Gerek elleşme gerek göz göze gelme gerek onların cilveli sözlerini işitme Gerekse halvet yalnız bir yerde kalmak gibi. Zina soyun karışmasına yani burada anne kim baba kim hiç belirsiz olur bu fiille Cenabı hak muhafaza buyursun.
Bir ara padişahlarımızdan biri yabancı ülkede kötü bir fiilden haberdar olurlar. Derhal haber gönderir o padişahımız. Der ki böyle bir fiil görüyorum zina fiili, bunun da benim ülkeme sıçramasından korkuyorum. Derhal bu kötü fiili kaldırın. Bu zina fiilini kaldırın. Yoksa atımın nal seslerini ülkenizde duyarsınız. Der ve kaldırır o kötü adet. Mesela Abdülhamit efendimiz, rahmetullahi aleyh padişahımız şeyhülislamın çocuğu rahatsız. Hep dış ülkelerde tedavi olmak ister. Şeyhülislamın da çocuğu olduğu için böyle bir arzunun içerisinde. Bunun sağlanacağını düşünür ama padişahımız bir türlü buna imkan sağlar. Yorganına sarılarak çocuk padişahın yanına gelir. Der ki beni niçin göndermiyorsun. O da der ki evladım ben seni gönderirim.
Yalnız o ülkelere gittiğinde eğer bir ahlaksızlık kapıp da gelecek olursa, bir zina fiilini orada, Allah korusun, ahlak edinip de ülkeme gelirsen, o zaman ben indi ilahide mesul olurum. Sana en güzel doktorları o yabancı ülkelerden getireceğim ve burada Allah'ın izni ile tedavi ettireceğimdir. Demek ki bir kötülük görüldüğü zaman el ile. Bunu yapacak olan idarecilerdir. Mesela ülkemizde hırsızların olmaması, canilerin olmaması, daha başka çılgınlıkların yapılmaması için idari noktada olanlar bunu üstlenirler ve bu kötülüğün dil ile ıslahı ise ulema-i kiramımıza düşer. Onlar bize her zaman hakikati duyurmaya çalışırlar. Kalp ile buğuzda imanın en zayıf kısmı ki bizim gibi insanlara düşer. Zina soyun karışmasına, bizim yetkililerimizden birisi bir tarih, yabancı bir ülkeye gider. Orada fena bir fiili müşahede eder.
Yanındaki o yabancı ülkenin yetkililerinden birisi der ki, sizin memleketinizde böyle bir adet yok mudur? Bizde çocuğun anne ve babasının belli olması için böyle bir fiile girişmezlerdir. Soyun karışmasına, ahlaki değerlerin bozulmasına sebep olur. Diyoruz ki böyle yüksek tepeden konuşmaya gerek yok. Yani yüksek pereden söz söylemeyelim. Kendi evimizi, başta nefsimizi, evimizi, etrafımızı, yakınlarımızı şöyle bir müşahede edelim. Vaiz olduğun devre, cezaevlerine giriyorduk. Orada nasihatte bulunmak için bizi vazifelendiriyorlar. Oradaki gardiyan kardeşimiz dedi ki, bir genci gösterdi. Haya ediyorum ama bu olan bir iş. Bunun cezası nedir biliyor musun? Cezası yakını ile kurmuş olduğu kötü fiilden dolayı buraya girdi. Yakıtı dedi kardeşi. Iş bu. Biraz daha açayım diyorum ama olan işler bunlar. Kurtulalım diye söylüyorum. Neden diyor, neden diyor, ben yakınınla beraber olamıyorum.
Bunları demek mecburiyetindeyim, kurtulalım diye. Hal bu. En iyi diye bildiğimiz kimselerde zuhur eden hal bu. Zamanın kutbul aktabının hizmetinde bulunan bir zat, red olunur. Üstazımız, hacasın efendimiz, katdesallahü sırra, ne olur efendim bağışlayın deyince, Hasan efendi bağışlayamam. Çünkü Allah'ın razı olmadığı bir fiil işlemiştir. Bu duygu çok güçlü bir duygu olduğu için Cenabı hak Kuran-ı Kerim'de esaller, insanları cazip gösterilen yedi, bir rivayette sekiz, değerlerden birisi nedir? Kadın. En başta zikrediliyor, En başta haber veriliyor. Zikir, hayırlı bir iş için söylenir. Şerli bir işte zikir tabiri kullanılmaz. En başta Rabbimizin ifade buyurduğu kadın, kadına olan ilgi, bu insanın tabiatında mevcuttur. Soyun karışmasına, ahlaki değerlerinin bozulmasına sebep olur. Fuhuş nedir? Fuhuş. Bunu ulema-i ikramımız ifade ederken, buyurdular ki ağza alınmayacak menhiyattır.
Bunu ifade bile edemeyiz. Bir çılgınlıktır bu. Yasaklamakla kalmamış, bakışlarını kontrol edilmesi, konuşma ve giyimlerine dikkat etmesi insana tavsiye buyrulmuştur. Demek ki fuhuş sadece yasaklanmamıştır. Fuhuş ne demek? Fuhuş her türlü çılgınlıktır. Artık çılgınlığın sınırı yok. Cenabı hak muhafaza buyursun, bir yabancı ülkede kardeşlerimizden biri bizi bir sokaktan geçirdi. Neden dedim bu sokaktan geçiriyorsun? Dedim, dedi efendim siz işte Ey basiret sahipleri ibret alın bu düşünceyle geçiniyorum. Hayır dedim, beni boşuna geçiriyorsunuz. Artık insanları bırak, hayvanat ile meşgul olanlar. Bu kadar çıldırmış. Fuhuş budur. Bunu sadece yasaklamak kalmamış dinimiz, bakışların kontrol edilmesi, konuşma ve giyimlere dikkatin çok dikkat edilmesi riayet edilmesi haber verilmiştir. Ne olur, bakışta ne var? Bakışlar zehirli birçoktur. Şehvetle bakışlar var. Cenabı Hak muhafaza buyursun.
Biraz sonra gelecek. Şimdi söyleyeyim isterseniz, Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve selleme, aniden görmeyi sordum. Sahabeden biri diyor ki, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, aniden görmeyi sordum, buyurdular ki gözünü çevir dedi efendimiz sallallahu gözünü çevir buyurdu. Kıyamet gününde bütün gözler ağlayacaktır ama uykusuz kalan gözler müstesna, vatanının muhafazası için nöbet bekleyin. İkincisi, harama bakmayan. Üçüncüsü, sinek başı kadar da olsa Allah korkusundan dolayı celle celalü, gözyaşı döken. Çünkü baktığı zaman, baktığı zaman daha mutmainne sıfatında olmadığımız için, olsa dahi bakılmaz. O bakışla kalbe ne inecektir? Kalbe bir zehir şehvetle bakıldığı zaman, bir zehir gönle dökülecektir. Mürşid-i kamilimize hacda derler ki efendim siz katiyen şehvetle bakmazsınız. Rabbimizin yüce kudreti olarak şu kimseye bakın dendiğinde, derhal mübarek yüzünü çevirirler. Derhal.
Halbuki bize derlerdi, işte bu şekerden dolayı, bu rahatsızlığımdan dolayı ben yirmi senedir kadın durumundayım buyururdu efendimiz. Öyle olduğu halde kadınları uzak tutardı. Vücudu ahalisi bütün suyun içerisine girerdi. Halvet kaldığı hiç mümkün değildir. Bir kadınla halvet mümkün değil. Bizim o tarihlerde, geçtiğimiz devirlerde zaman. Pazar bir evimiz yoktu kış gününde de salon, bir de mübarek odaları ısıtılıyordu. Salonumuza giriliyor, kadınlarla erkeklerin arası bir perde ile muhafaza ediliyordu, bir perde. Ön tarafta erkek kardeşlerimiz, geri tarafta validei muhterememiz rahmetullah aleyhi ve yanında da kız kardeşlerimiz bulunurdu. Bir gün bize bir ahraz geldi. Ahraz, Yaşını başını almış bir kimse, hem bize akrabadır hem de çok yakın, rahat konuşulan görüşten birisi. Derhal perdeyi çektiler. Gözlerimle gördüm. Perdeyi çektiler, buyururlar kızım siz bu tarafa oturun.
Ahrazda bizimle beraber oturun. Hiç kimse bunu düşünmez, aldırmaz bile. Yahu kalpte bir kötülük mü arıyorsun bizim yakınımız? Amcamın kızı, dayımın kızı, ne diyorsun, ne olacak sanki? Ama öyle değil. Ehlullah af buyurun dişi hayvandan bile sakınmışlar. Değil kadın kız dişi hayvandan bile sakınmışlar. Allah'ın dostlarından biri intihal etmek üzereyken ayakları ovalanıyor. Bir defasında şiddetle çekmiş. Üstadım nedir bu ayaklarınızı şiddetle çekmenin sebebi? Bir genç eli değdi diye ürktüm buyurmuşlar. Bakışların kontrol edilmesi, konuşma, giyim ve kuşam. Konuşma çok önemli. Cazibeli yaratmıştır Mevla, onların sesini ilgi çeken bir tarzdadır. Bir gün bir tanesi, bir teyp koydu. Üstad zalimizin hane-i saadetlerini bir kadın ilahi okuyor ve o kadın olduğunu da söylememişler. Efendim burada bir ilahi var Allahu alem. İlahi var dinler misiniz diye kendileri de çok severdi ilahileri.
Bilhassa Kuran-ı Azimüşşan dinlerler. O ilahiyi de açtıklarında meğer kadın sesiymiş. İlahi. Böyle Rabbimize aşktan muhabbetten celle celalü haber veriyor. Habibinden, büyüklerimizden, Mekke'den, Medine'den sallallahu aleyhi ve sellem. Gece Sami Ramazanoğlu, kaddesallahu sırra üstazımız geliyorlar. Hasan efendi o dinlediğin ses kadın sesiydi. Nebiler masumdur, veliler de mahfuzdur. Allah'ımız onları muhafaza buyuruyor. Artık nasıl tarif edilir, göğüs kısımlarında altıgen bir işaret vardı. Yine Sami Efendi hazretleri, kalpte sallallahu aleyhi ve sellem teşrif buyuruyor. Caminizi gördüm, çok güzel ama o altıgen şekil pek uygun değil buyuruyorlar. Derhal onların üçü değiştiriliverdiler. Rabbimiz onların himmetinden, teveccühünden hiçbirimizi ayırmasın. Böyle yeni bir intisap devremiz oldu. İlkokulu bitirdi.
Üstazımız, üstaz-ı alilerine efendim zamanın fitnesinden korkuyorum çocuğuma bir evrad ezkar verirsiniz. Mübarek parmaklarının uç kısmını gösterdi az olsun diye. Bir orantı kurdular üstaz-ı az alimiz. İşte bir parmağın boyu yüz on bir olursa gösterdiği yer ancak on bire geliyor diye. On bir istiğfar, on bir tevhid, on bir sana sellem. Çok şükür ölüm tefekkür de var. Rah hutası da var, zikri de var. Allah'ımıza sonsuz hamdediyorum, şükürler olsun mevlamıza. Şimdi düşünüyorum, kendileri veremez miydi evrad ve ezkar? Bu ne büyük bir saygı, ne büyük bir edep. Üste ağzından alıyor vazifeyi. Nidenin bor kasabasından, mahir, doğru öz diye bir zat, öğretmenlik kendisi. Evrad ve ezkar ister, Kuddüs veli hazretlerinden geliyor, soy itibariyle. Buyuruyorlar ki üstadımız, seni benim terazim tartmaz.
Halbuki kendisi otuz beş yaşlarında, kırkların içerisinde, yediler ve üçlerin içerisinde mübarek üstadımız, seni diyor, ben bizim terazi tartmaz, Sami Efendi hazretlerine göndereceğim diyor, geliyorlar, istihareye yatırıyorlar. Bir, şöyle ordu gibi kimseleri görüyor ama matıraları yok, kiminin silahı acayip, elbisesi perişan, başında bulunanlar bir türlü onları idare edemiyor, asker bozuk düzen, bir cemaat kimseyi kötülemek istemem, daha yeni hiç bizimle münasebeti olmayan yerlerle görüşerek geldim elhamdülillah. Siz insanların faydasına çalışıyorsunuz, okullarımızdaki öğrencilere siz kitap temin ediyorsunuz, onların ihtiyaçlarını karşılıyorsunuz, sıkıntıda olanların dertlerine deva oluyorsunuz biiznillahi teala diye, bizim ahlakımız bu. İkinci bir sınıf görür. Onlar ise çok düzenli bir ordu, çok düzenli başında bir zat.
O başındaki olan diyor ki mahir evladım gel buraya mahir evladım gel o da üstazadimiz. Sami Ramazanoğlu Kuddise Allahüu's-ı sira üstazımızı anlatınca biliyordum sizin bu kapının evladı olacağınızı ama istihare sünnet olduğu için yatırdım buyuruyorlar. Bu kimse, anlatacağım şu mürşid-i kamilimiz, kaddesallahu sırra bu gibi insanlarla konuşur, kendileri yassıdan sonra pek sohbet etmezlerdi. Efendimizin mübarek adet seniyyeleri, geceyi ihya için yassıdan sonra pek meşgul olmazlar. Bu zat ile oturdular, bir hayli oturdular. Manevi hallerden konuştular. Geri kısımda oturuyorum. Böyle gerekirse hizmetler neler, ne icap ederse onu getirip götürmeye çalışıyoruz. Gönlüm istiyor ki çok ileri hallerden konuşsun manevi. Sabah oldu. Dedim ki niye daha birileri güzel hallerden, arştan, kürsten, lökten, kalemden anlatsaydınız? Buyurdu ki evladım hali o kadardı. Hali o kadardı.
Ona göre konuştum buyurdular. Demek ki fuhuş akla alınmayacak, alınmayacak, menhiyatın işlenmesidir. Bunlardan korunmak için ne yapıyor? Halıku Lemyezel, bizim bakışlarımıza dikkat etmemiz gerektiği haber veriliyor. Bakışlarımıza dikkat edeceğiz. Konuşmamıza dikkat edeceğiz, giyim ve kuşamlarımıza dikkat edeceğiz. Giyim ve kuşamlarımız ne olacak? Onlar örtüldürler ama açıktırlar. Vücut hatları belli olmayacak. Vücut hatları belli olmayacak. Bu Sivas'ın Şarkışta da Bekir Efendi vardı. Bu Hızır aleyhisselam'la da çokça görüşürdü. Bu bize şunu çok anlatırdı. Hızır aleyhisselam çok ağlıyor. Öyle niyeti ve gözü bozuk insanlar var ki, erkeklere bile gönlü kötü düşünce içerisinde olanlar var dar, giyimli olanlara. Hatta şu boğaz kısmınızı açmayın derdi bize. Çok acayip düşünce ve fikirde olanlar vardır diye aman bunlara fırsat vermeyin diyor. Son derece dikkat etmemiz gerekir.
O Mahir Bey'i anlatmam, ona üstazı alimiz bu gibi hallerden müminlerin bakışlarına riayet etmesi gerektiğini, konuşmalarının ve giyimlerinin dinimizin ölçüleri içerisinde olması gerektiğini haber veriyorlardır. Çok mühim ama. Rabbimiz ashable zinaya had'iyyen yakin olmayın. Bu bir çılgınlıktır. Vese sebiyle ve ne kötü bir yoldur. Ne çirkin bir yoldur. İnsanı çok kötü bir yola götürdüğü gibi diğerlerinin de helakine sebeptir. Kötülüğün hem zahirinden hem de ve batınından uzak olunur. Şimdi biz beşer olarak, insan olarak Allah'ımız bir sevgi vermiştir. İnsanlar birbirini sever. Bu insanın fıtratında mevcut. Hanımını sever, çocuğunu sever, anasını babasını sever. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemi sever. Sevginin kemali olan Halıkı Lemyezel'i sever.
Neslin devamı için verilen sevgi eğer ifrata girecek olursa bir kadına olan ilgi, eğer Allah'ın velilerin de nebisini de zatı kibriyasını da sevmemize engel olur. Eğer bunu ölçüler içerisinde götürmeyecek olursa, ölçüsü nedir? Eğer çocuklarımızı seviyorsak onlar bizim ahirette amel defterimizi kapatmayacak kimseler olduğu için, anne ve babamızı malum, artık dünyaya gelmemize vasıta ve vesile, bu dünyaya gelmemiz bir hilafet görevini insan, üstlenmiş oluyor. Hep ölçüler dahilinde sevmemiz icabiler, hanımını da sevecek, namusumu koruyor ve muhafaza ediyor diye hepsi ölçüler içerisinde. Ölçünün dışına katiyen çıkmayacağız. Hani bunda dahi haya ediyorum, yani söyleyemiyorum. Hiç ileriye gitmemek, artık anlaşır. Fuhuş her türlü kötülüktür. Namuslarını koruyanlar ve muhafaza edenler Müminun suresini haber verilen esrarı ve Onlar namuslarını muhafaza eden hakiki erlerdir.
Gözlerinde korur, kulaklarında korur. Bütün azasında gönlünde muhafaza ederler. Yine namusunu koruyanlar olarak aleyhisselam İman kızı Meryem validemiz, namusunu korumada sağlam bir kala gibiydi diye müminlere örnek veriliyor. Mümin erkeklere ve mümine kadınlara, Rabbimiz mümine kadınlara misal olarak arz ediyor ve Allah'ımızın ruhundan ruh üçlemesi ve onun dinine olan sadakati ve teslimiyeti ve namusunu muhafaza etmesinde bir örnektir ve kendisini biliyorsunuz, batılların yaşantısı gibi bir ayet yaşamamak için mihraba hapsediyor ve Allah'ımız da ona kış gününde yaz meyvelerini ikram ediyor. Daha neler neler lütfediyor, ihsan ediyor. Kötülüğü önlemek için müminlere söyle gözlerini, haramlara bakmaktan başkasının namusunu rencide etmekten sakınsınlar. Çok uzayacağı için ifade edemiyorum.
Yani biz burada rencide ettiğimiz öyle değerler oluyor ki bu hallerine, zaten kendimize zulmediyoruz başta. Habibullah'ın emrine muhalefet, Cenabı Hak'kın tavsiyelerine tamamen zıt bir durum. Namuslarını korusunlar dediler ki eskalehum bu onlar için en güzel bir yoldur ve yapılması gereken bir husustur. Cenabı Hak ne yaparsanız ondan hiç şüphesiz ve mutlak haberdardır. Esselam ne? Mümine kadınlara söyle, gözlerini haramdan korusunlar, namusunu muhafaza etsinler, ziynet yerlerinin saçları gibi, boğaz kısımları gibi ziynet olan yerlerini göstermesinler ve bir başkasını da yoldan çıkarmasınlar. Kendileri dikkat ettiği gibi bir başkasını da yoldan çıkarmanın çıkarmanın planını yapmasınlar. Çok kolaylaştı internet vasıtasıyla. Mesajlaşmalar vesairler. Cenabı hak muhafaza etsin, hepimize büyük görevler düşüyor. Bizim üstadımız için derlerdi çocuğunu satın aldı derlerdi.
Şu cemiyetin çılgın davranışlarından kurtarmak için adeta satın aldı derler. Yavrularının peşine düşüyor. Namusunu koruyan Şimdi Zeliha, Yusuf Aleyhisselam'ı bir odanın içerisine hapsediyor. Kapıyı kilitliyor. Haydi gel diyor. Şimdi burada Yusuf Aleyhisselam görüntüsü acaibi, görüntüsü acayip bir şekilde değil, artık en güzel şekilde Cenabı Hak halk buyurmuş, güzellikle dillere dizlen. Bu ancak olsa olsa bir kerim melektir diyorlar. Zeliha annemiz de çok güzel. Şimdi bu ikisi bir odanın içerisinde tadıyor ve Zeliha haydi gel diyor. Yusuf Aleyhisselam ve galet heytelek ettiğin zaman, galeme alaallah, ben Allah'tan korkarım, ona sığınırım. Senin kocan benim efendimdir, beni korumuş, muhafaza etmiş bana iyiliklerde bulunmuştur. Zalimler had'iyen felaha kurtuluşa eremezler. Kadınlara da misal olarak Cenabı Hak Esselamler Ey peygamber zevceleri siz diğer kadınlar gibi değilsiniz.
Allah'tan korkarak celle celalü, Siz ayeti cellenin devamından alarak söylüyorum, kalbinde fenalık bulunanları tamağa düşürerek yumuşak sözler söylemeyin, kalbinde şehevi hastalık bulunan kimselerin o duygularını tahrik edecek bir şekilde konuşmayın. Biliyorsunuz bazı annelerimizin ağızlarına taş aldıklarını, seslerimizin bir başkasını yoldan çıkarmasın diye koruduklarını çokça haber verirler. Korunmak için ne icap eder? Evliliğe Cenabı Hak teşvik buyuruyor İçinizden dul, kız, erkek bekarları kölelerinizle cariyelerinizden Salihleri evlendirin, eğer fakre düşerim diye korkuyorsanız Allah'ımız Celle Celalü kendi fazlından onları zengin kılar. Allah'ımızın lütfu çok geniştir ve mutlak ne yaparsanız hepsini bilendir, buyuruyor. Korunmak için başta gereken nedir? Allah'ımızın emirlerini bir kere öğreneceğiz.
Dini emirler, itikadi bilgiler, ibadet ve ahlak ve muamelat bunları hem yuvamızda hem etrafımızda hem de talim yerlerinde mutlak ve mutlak öğrenmemiz icap eder. Bu bizim görevimizdir. İlahi emirlerin öncülüğünde bir hayat yaşamaya gayret gösteririz. Bunun yanında yavrularımıza hiçbir zaman yasakçı olamayız ki. Oğlum aman interneti bırak, aman ha televizyona bakma. Orada çocukların bakmasını icap ettiren çünkü durmuyor, bakmak istiyor. O zaman onların şeran bakmasına mani olmayan yerlere bakar ve bu mevcuttur. Şimdi ne yaparız? Biz oyunlar olarak yine yine dinimize mugayir olmayan oyunlarla onları meşgul ederiz. Yani yasaklayamayız.
Şimdi güvenli internet kullanımı, gerçi bunda da bazı yanlışlıklar yapılsa dahi, çünkü onda nefret geçiyor ama en azından bir kontrol altında bulundurmak, onu ayrı bir odada değil de salonda göreceğimiz bir yerde meşgul olmasını ve ara arada kontrol ederiz ne ile meşgul oluyor diye. Güvenli olarak kullanmak en azından bir noktada kötülüklerden muhafaza eder. Güvenli internet kullanımı, güvenli artık yayınları dinlemek suretiyle güvenli olanı, böyle faydalı olanı, zararlı olandan kaçınmak suretiyle muhafaza etmeye çalışırız. Ebu Ümame radiyallahu anh bir genç Efendimizin huzuruna geldi sallallahu aleyhi ve sellem. Dedi ki izin ver ya Rasulallah, ben zina edeceğim. Sahabe aman su deyince hayır buyurdu, onu yanıma getirin. Efendimizin huzuruna geldi. Efendimiz buyurdular ki senin annenle zina edilmesine razı olur musun? Olmam Ya Rasulallah.
O zaman sen de bir başkası ile kötü bir fiile girme buyurdu. Anam babam her şeyim sana feda olsun Ya Rasulallah dedi. Sonra buyurdular kimsenin kızınla bir başkasının alaka kurmasını ister misin? İstemem Ya Rasulallah. Tekrar tekrar her şeyim sana feda olsun diyor. Kız kardeşinle ve teyzenle buyurdu, hepsinde olmam deyince sen de böyle bir fiile girişme buyurdular. Mübarek ellerini omuzuna hadisi şerifte böyle gördüm. Diye biliyordum. Omuz diye gördüm. Koydular, Allah'ım gönlünden bu kötü düşünceleri kaldır diye Ashab-ı Kiram diyor ki biz onun ölünceye kadar kat'iyyet böyle bir fiille meşgul olmadığını gördük ve korunmuş vaziyette. Çok sevdiğimiz bir kardeşimiz, siz onun ilahilerini de dinliyorsunuz, hem kasidelerini. Benim diyor, gözümden üstadımız öptüler. Dedim ki, bir veli senin gözünden öptü, katliel harama bakamaz. Şimdi bizi kim yarattı? Mevla'yı zülcelal.
Yarattığı bu nimeti, yaratılışın amacına çıktığımız zaman elbette ki yanlış yapmış oluruz. Ebu Hüreyre radiyallahu anh rivayet ediyorlar. Yediği zümre arşın gölgesinde gölgelenecektir. Onlardan bir tane gölgelenecektir. Onlardan bir tanesi de, Böyle makam mansıp sahibi ve böyle soylu, hakikaten itibarlı, böyle çekiciliği olan bir kadın namusuna davet ettiği zaman değil, namusuna şöyle konuşurken biraz cilleli gibi konuşacak olsa, Sen kötü bir niyetle bakmazsın, ibret nazarıyla dedikleri halde katiyen yüzünü başka tarafa çeviriyorlar, bakmıyor. Böyle bir kadının, kadının bir konuşması dahi, şöyle az bir gönül alıcı şekli dahi kalpleri bozar. Bize okulda bir kardeşimiz vardı, anlattı. Ben diyor Erzurum'a doğru gidiyorum. Orada öğrenci. Biraz şöyle yaşını başını almış evlilik çağına yakın bir kadın diyor, bir şöyle bir el salladı bana diyor. Hiç diyor kalbimden çıkmıyor diyor.
Bana diyor ben otobüse bindim. Şöyle bir evlilik çağında bir kız çocuğu elini diyor şöyle salla. Öyle bir cezbetti ki diyor. Yani onların ilgisini çekecek bütün tavırlardan ne olacak? Uzaklanacak. Biz çocuklarımıza haber vereceğiz. Aman kalpli yen diyeceğiz. Yaklaşmayacaksın. Bizim çok sevdiğimiz kardeşlerimizden biri, nasıl diyeyim biz acaba yüzsüz mü olduk diye de insan utanıyor. Bir kötü fiili o genç çocuğa ihsas ediyor. O kötü fiili yapabileceğini. Katiyen diyor yönümü çevirmedim, ben böyle bir şeyi sevmem dedim, Elimin tersiyle iteleyi verdim. Böyle olmazsa mümkün değil. Böyle onların böyle biraz yaklaşması, böyle mesaj çekmesi, bilmem filan vesaire yollarla gözlerine gözlük takıp bilmem filan acayip şekillere, bilmem filana girmesi burada anlatacak. Gırıta kırıta yürüme diye de geçiyor. Aynen. Tefsirlerden alıyorum. Gırıta kırıta diyor.
O şekilleri, şemailleri yarın huzur-u ilahi de görecek bunu. Onu o hale getiren sevk edenler de görecek. O gencin nasıl sen gönlünü durdurabilirsin? Arzu ve isteğine mani olabilirsin. Ancak bu hakliyen ben böyle bir fiili sevmem. Yusuf aleyhisselamın dediği gibi galeme adallahu, ben Allah'tan korkarım demedikçe mümkün değil. Böyle az bir parmağını verecek olsa elini, elini verse kolunu ve bütün vücudunu götürür. Reddedecek bile, reddettim diyor ve kendisi dış ülkelerde okuyun, her şeyin serbest olduğu bir yer. Tabii görüşüyorum, diyor ki, oruç tutuyorum diyor. Oruç tutuyorum. Uzun günlerde oruç tutuyorum ve kendisine de iltifat olarak aleyhissalatü vesselam efendimiz mübarek elini sunuyor. Çok kolaylaştı demek istiyorum. Değil bir kadının kendini arz etmesi arşı azabın gölgesinde gölgelenecek olan inniakabullah, ben Allah'tan korkarım deyip kendisini koruyor.
Ona şöyle yakın olmak, kokusunu almak, bilmem falan saçlarını okşamak, ne yapmak, ellerinden tutmak. Artık ne hale getirir düşünürüz. Zina ettiğinde Ebu Hüreyre hazretleri buyuruyor, radiyallahu anh zina ettiğinde mümin olarak kişi zina etmez, hırsızlık ettiğinde mümin olarak hırsızlık etmez, içki içtiğinde de mümin olarak içki içmez buyuruyor. İbn Abbas r. A'dan rivayet ediliyor. Zina hadis-i şerifte, yaşanınca bir şehir halkı Allah-u Teala'nın gazabını hak eder. İbn-i Ömer r. A zina fakirliği miras bırakır. Buhari'nin sahihinde Semüre bin Cündep radiyallahu anh rüyasında Cebrail aleyhisselam ve Mikail aleyhisselam Efendimize geldiler. Bir yer gösterdiler, üst tarafı da geniş, alt tarafı da geniş, içinde çıplak erkek ve kadınlar alttan ateşin alevi yukarı doğru çıktıkça artık bu ateş, azat olan ateş.
O ateşi görenler bu dünyadaki ateşte bir sene diyor sıkıntı duymayacak, rahat edecek diyor o ateşi görenler. Bu ateşte rahat edecekler. Azap için olan ateş buradaki ateşle ölçülemez. Onu görenler diyor burada bir sene üzerinde durabilecek ve rahatsızlık da çekmeyecek diye geçiyor ve o ateş alevlendikçe öyle bir bağrışıp çağırıyorlar ki bunlar kimdir denince zina eden erkek ve kadınlardır. Ebu Hüreyre radiyallahu anh Cenabı Hak üç zümre ile konuşmaz, onlara bakmaz, Onları temizlemez. Onları affetmez. Onlara ceza verir. Bunlar da zina eden yaşlılardır. Çok yalan söyleyen idarecilerdir ve kibirli fakirlerdir.
El zinası makil bin yesar, eli kendisine haram olan bir başkasının eline temas etmesi, başına eğer haram ise elinin haram olan bir kimsenin eline dokunmasındansa, başına bir mil sokulması, daha görmeye çalışırız elimizden geldiği kadar başında da ifade ettim o kurbanları üç kısma ayırır birisini evimiz için bir diğerini dostlarımızla, bir diğerini de fakir ve yoksulla ikram ederiz. Eğer büyüklerimizi sorarsanız onlar sadece bir iftarlık alır. Geri yanını hep fakirlere verirlermiş. Ülkemizde de sıkıntıda olanlar elbette mevcuttur. Onları mutlak görüp gözetmemiz gerekir. Büyüklerimizi ziyaret ederiz. Bir de daha ziyade itile kakılan, hiç ziyaret edilmeyen kimseleri bulursak Allah'ımızın razı olacağı bir amel olur. Mesela herkes böyle saygınlığı olan kimselere giderken onlara hiç itibar etmezler. Asıl biz onlara gideceğiz. Asıl onların evlerine varacağız.
Onları ziyaret edeceğiz evimize, hediyelerimizle. Göreceksiniz Rabbimizin razı oluşunun işareti, tüylerimizin ürperdiğini müşahede edeceğiz. Allah'ın izniyle celle celaluhu. Onları görürsek daha bir faydalı olur. Haberleri ziyaret ederiz. Vücudu kendisine kabir olan Allah dostlarının ziyaret ederiz. Cenabı Hak cümlemizi muhafaza buyursun. Elhamdülillahi rabbil alemin. Bayramımız inşallah evliyaullah'ın emirlerine, Habibi kibriyanın tavsiyelerine, Rabbi zülcelalimizin emirlerine kurban olma bayramı olsun.