Bahsediyor, Şukrü'den bahsediyor, Şukrü'den bahsediyor, Evrad'tan bahsediyor, Şöyle çalışacağız diyor. Bunların hepsinin bir gayesi var. Hepsinin gayesi, bir sürü şeyde toplanıyor. Onun için bütün ibadetler tarif ediliyor, çalışılıyor, çabalanıyor, bu bir gayeye varmak isteniyor. Silahılar vereyim. Hepimizin hatırında kalsın geçen tüketemedik başladık. Konuştuk konuştuk, üzerinde ne ara konuşsan bulsan şimdi RAYE bir onu bile bulmamız lazım. Allah buldursun inşallah. Üstadlarımızın yazılarından Ahlak-ı İslam diyelim, İslam ahlakının bir kısım ali düsturleri vardır. Yüksek yüksek düsturleri var. Bunlardan biri Vaziteni mahza rızayıvari için yap kaidesidir. Vazife-i hırs Allah rızası için yat. Bu gaye üzerinde gireceğiz, inşallah Mevlamızın rızasını bulacağız. Rızasından halk ettiği cennete gireceğiz. Gazabına uğramayacağız, gazabından halk ettiği cehennemde acayip görmeyeceğiz inşallah.
Pederim bizi bunları tarif ederken, en çılgın kanat saati dolma vaziyette bizim elimiz, diler gibi çok okumuş ne diyelim. Sohbetlerden aldığımız şey olduğu için Allah'ın gazabı var, Allah'ın rızası var. Bu iki şeyin içinde birisi rızası bütün amellerin içinde saklı, gizli. Hikmetini sorsanız hikmeti, Rıza bulanları biliyor biz, gidersek çok uzun gider. Sahabe-i Kiram radıyallahu anh ve Asardan Kiram Muhacirî'ne o kadar baktılar ki evlerini yarıya ayırdılar, işitdiği tavuğu onları önüne koydular, geldiler kuru ekmek girdiler. Birisi duvardan bu tarak geliyor, niye duvardan tutup geliyor? Hasta mısın, başın mı geliyor? İşte ben dahası, Allah'ı seversen doğru söyle niye oldun diyor. Oldu? Üç gündür yemek bilmiyorum. Üç gündür yiyecek bulamadım kafam gülüyor yine de camiden kalamam dedim. Yani bunlardan bu kadar camiden namazıma oturup döneceğim. Akşam yakın oruç vakti.
Dedi ki Ne olursun bizim eve buyur durumda. Peki, dedi. Kopuşt ailesine var mı? Hanım yiyecek var mı evde hiç? Dedi. Bir işe doyuracak kadar var. Ben yemem dedi. Kocasını ben satın yemeyeceğim dedi. Çocuğumuzu da uyu dedi. Biz varınca lambanın yani ilk ilikmenin fitilini de içine düşür dedi, karanlıkta yedin diyelim, biz yiyelim gizli sadaka inelim, onu yesin dedi. Başladılar getirdi, lambayla düşürdüler yani beni de aşağı düşürdüler. Yemeye başladılar. Orada düşünce darındı, seslenme Allah'a cima dedi. Peygamber elini uzanıyor, ağzını kıpratıyor. Kemal-i afiyetle doydu Muhaciri.
Sabahleyin Muhammed Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz, Mescid-i Mescid-i Mescid-i Mescid-i Mescid-i Mescid-i Mescid-i Mescid-i Mescid-i Mescid-i Mescid-i Mescid-i Mescid-i Mescid-i Mescid-i Mescid-i Mescid-i Mescid-i Mescid-i Mescid-i Mescid-i Mescid-i Mescid-i Mescid-i Mescid-i Mescid-i Mescid-i sonra cemaatler döndü, konuşacağız, sükut ettiler, bildiler, cici bilyenin geldi. Sükutten sonra gözünü açtım beni. Cebrail Aleyhisselam filan oğlu filandan ailesinin hareketinden, kendinden razı oldum diyor razı oldum diyor. Açıptan bu rızayı kazanan insan ayağa aklı senin yüzünden bir teyit ediliyor. Allah razı oldu mu gayeye o, öyle ne kadar çalıştığımız o. Hangi amelden kazanmış Ya Rasulallah'a biz de o ameli işleyelim ne olur? Ben bilmiyorum ben hiçbir iyilik amel yapmadım ki Allah'a seversen doğru söyle. Ne yaptın sen?
İşte bir muhacir kardeşim acıkmıştı onu götürelim, şu şekilde yemek verdin Allah senden ve ailendan razı olduğunu Cibril gönderiyor müjdele ediyor dedi. Herkes gizli sana kadar gerildi. Riya yapmazlardı, yapmazlardı. Geçen arkadaşlarımıza diyelim Rıza'nın yolu iki birden geliyor. Beşaat aynı hayat dalı Rıza'yı bulmak istiyor mu? Annen babanı razı et, efendilerini razı et, ihvanlarını razı et ve köyünde, şehirde akraban olmayan ihtiyar dul kadın dul erkek varsa onun gönlü diyor. Muhammed Efendimiz mübarek omuzlarına gribeyi alır, ta Mekke'ye göreceğiniz çok içinde uzak yerlerine girer. Orada bir dul kadının kavlarını suyla doldurur. Ondan başka bir şey yok zaten. En kıymetli sadakada su ta oradan al da oraya götür, suyu döktün mü kimsiniz der. Ne olursun bana dua et anne, Ya Rasulallah, biz senin şefaatini istiyoruz. Ben de sizin rızahımı istiyorum diyorum.
Rızanın yolu buralardan geçer, kırılmış bülbülleri yapmaktan geçer. Bir de Reşehadet aynıl Hayat kitabı dedim ya dağın başına varsandır böyle yüzlerce insan binlerce insan Allah bana zenginlik ver Allah para ver vermez. Günde bir dişe bilmekliğine kurtulur belki. Yoksa geriye annem tüpten açacak. Ziraatle meşgul olacak, bahçeyle meşgul olacak, mevku olacak. Oradan alacak, parayı başka onun yolunu diyor. Bir Vesiceye tabi olursanız vereceğim. Rızahını bir, Ya Rabbi, Rızahını bir, bununla olmaz rıza diyor. Bak bayağı da geri verme dikkat et! Bir de efendinin ölümünden geçer Rıza yolu diyor. Eğer bir Hukbu cihan senden razı olsun ve oradan selam göndersinler. Var mı içinize bir tane? Plan oğlu filan'a benden selam söyle razıyım diye diyor mu? Yedirtecek halimiz var mı bir kere? Onun için din yiyor, razıyım diyecekussa Allah ben de razıyım, İbrahim ben de razıyım diyeceğim diyor.
Oradan geçer diyor. Çok da kulak oradan tut diyor. Allah yollarından ayırmasın, bizi rızası içine çalıştırsın. Şeytan, Kuran-ı Kerim'de hocalarının huzurunda da yani Suriye'de Rumi Nuriye şeytanı kovunca, reddedilince, defol başımdan deyince, Ben tüm mü retronlayacağım? Yeryüzünde bir an hiç yıl kalmadı benim dedi. Secde etmediğim, yani amelimin şeyini dünyaya da mı vermeyeceksin? Ahireti istemiyorum ben un oldum. Dünyada her tertipim. Ne istiyorsun dünyada? Ebedini yaşamak istiyorum. Onların üzerine musallat olmanı istiyorum. İstedin yine de verdi. Ben bu verildikten sonra, kullarından cehennemi doldurmadık. WhatsApp WhatsApp doldurmadık yer bırakmam dedi. Onların sağlarından gelirim, sollarından gelirim, önlerinden gelirim, arkalarından gelirim. Bunları muhakkak yoldan çıkar. Bazı tepsiler, üstümü unutturdum, üstünden de gelirim dedirtmedim diyor.
Kuran-ı Kerim'de şöyle diyor, şeytan diyen de diyor, Burs herif oldu. O Ari Haydar Efendi açık açık haber verildi. Bursusta şeytan liderlik etti güzel diyor. İhlas yapanlar, muhlis olanlar müstesna onlara yaklaşamam. Muhlaslar bir muhlis var. Muhlislar da tehlikede ve muhlas olanlar Allah onu bir ihlaslaştırmış. Her şeyi Allah rızası için yapar, şeytan fırsatı olamaz, onun yanına yaklaşamam diyor. Onlar selam ediyor. Yani rızayı bulan kardeşim, her işimiz, her gayemiz, yürüdüğümüz, geldiğimiz ziyaretimiz, aldığımız evlat, çektiğimiz zikir her bir şey gayemiz Allah rızası olsun. Devam ediyorum. Nannele-i Müslümanlar vazifelerini cennet ümidiyle yapmaz. Cennete gireceği ettiği yapmazlar. Bütün milletin kafasındaki bu cennet meselesi var ama Ali Karık olduğunda dinleyin dinleyip suhreti dinledin mi, cennetin ucunda yapmazlar. Cennete ibadet etmiş gibi oluyorsun Allah'a der.
Cennet cennet dedikleri bir ev ile bir haç huri, isteyene viranları bana Allah seni hay gerek seni. Bana Rabbim sen gereksin. Allah razı olduktan sonra cennet vermez mi? Cemalullah cennet vermez mi? Huri vermez mi? Kılman vermez mi? Gülden vermez mi? Hulle vermez mi, tuba vermez mi, kevse bir ber, her şeyi verir. Bayağı Allah'ın kendini cemal-ı bağ kemali ve rızasıdır. Büyüktür onun şimdi şimdi cennet cennet dedikleri bir evine birkaç Kureyş. İsteyene bir anları bana Allah seni, haykırer seni. Yine Kuran anlaşılıyor ki biz sırf Sırr-ı rızayı ilahiyeyi tahsil için yaparlar. Baktık ölmüşcasına ırztırma. Nazar-ı İslam'da ahlakın birinci hedefi Gayesi Rıza-yı İlahi'dir. Allah'ın rızasıdır. İyi dinleyelim daha çok devam edeceğiz. Cenabı Hakk'ın rızası bir şeyin fevkindedir. Bir şeyin üstündedir Allah'ın rızası.
Daha bir Ayet-i Kerime'de Allah'u Teala'nın rızası onların hepsinden daha büyüktür. Fevzi azim işte odur, mealindeki ayettir. Harekatılmamış ben iyice okuyamıyorum siz okuyun onların ipisinden daha büyüktür yaptığınız amellerin. Çok iyi dinleyelim ki yani başka gayeye çalışmayalım onlar rızası için. Diyemez efendim, fevzi azim işte odur. En büyük azim kurtuluş budur fevzi azim odur. İnsanlar içinde en büyük keman, insanların içinde en büyük kemale eren, Rıza-yı ilahiyeye muvafakattır. Yer o rızaya muvafabık gelmez diye üstadımız sevgili efendimiz arkadaşlarına tembihleri ediyoruz şöyle evraklarını okuyunca, Sıddığı Azamet efendimizden Hacı Es'ali Erbili Efendimize kadar ahirete intikal edenlerin zuhuruna gönderdik yesinler. Benim de efendim de amel diplerine dinlesinler. Ben o zaman Mevla rızası için çalışmamış olurum.
Onların ameline imrenmiş de onun için çalışmış olurum, rızayı kaybede derim diyor. Niye çille? Sırf Allah rızası için çalışılacak. Niye çille çalışacak. Benim büyükler. Efendimiz'in sevabını da istemiyorlar devamlı. Yani edayemizi en zor veriyor ki, çoğundan da kabul etmiyor, bazısından kabul ediyor ya. Hiçbir varlık da istemiyor bizden bir şey de istemiyor ya, sevabımız da istemiyor. Bak size bir şey daha deyin büyüklerimizden, Hacı Es'adi Erbili Kuddise sirrahul Aziz Efendimiz Allah şefaatine nail etsin. Bir gün Vail-l Hairi Huddise sirrahul Aciz hazırlıklarına intisab ediliyor kaç gün gelince bir dersin Bey sordu diyor ki, bir sonraki hava hatırımızdan neler geçiyor dedi ona kadar verdi dedi. Elhamdülillah hiç vesvese ne olmuyor! Yalnız kalbimden Ya Rabbi bu tarikatta Alihi'ye girdim, Hidayetten başladım nihayet yaşıma kadar seksen beş yaşında ne var diye mi? Doksana yaklaştı evvel.
O zamana kadarmış demek. Yaşımın hidayetinden nihayet ne kadar ne sevap kazanacağızsam, bizim sevaplarımız istemiyor, ne sevaba nail olacağısam onu ümmetli Düşündüm düşündüm. Yarın huzur-u ilahiyeye varınca ben hafızım, ben hocayım, benim amelim çok, ibadetim çok. Ne diyerekten mi varayım? Kapıya gelen said gibi evim yandı, koyunumu kırıldı, hiçbir şeyim kalmaz. Allah rızası için bir sadaka yerken her koynünü büker. Ben Allah'ın huzurunda imelim var, yarım milyon müridi vardı, müridim var onların hürmetlerinde bana bir şey mi bir diyeyim, yoksa Allah'ın emanında, müflis olaraktan çıplak olarak Allah'ın huzuruna varayım diyor. Onun şöyle yazıyor ona, diyor ki halen o fikri takip ediyorum. Halen o hali tekrar ediyorum Ya Rabbi, hep amel bırakma derler, ümmet-i Muhammed'e ver, ben istemiyorum diyor. Görüyor musunuz kardeş? Çok sevap etmeyle olacak zannediyordum.
Çok boy ibadet etmeyle üst üstüne yapmayla olacak. Günler yapacağız. Diyarlar gönüllü, yetim yer gönüllü, efendim akinler gönüllü, üst ağzımızın kalbine girmen için rabıta yap dayağı oraya gireceğiz. O bizi Elhamdülillah, bununla selamını aldık yine. Selamın cümlemize selamın var efendimizin. Dördüncü cosmaya çıkışı. İzzdille ağla hürmetine giriyor, ayağa kalktı. Yanın gittiğini görmüş, sizi çok selam göndermiş. Diyor ki, dünyaya gelişi. Elhamdülillah. Allah onlardan ayırma bizi Ya Rabbi. Bu muvaffakıyetin en büyük semeresi ise dar-ı vakada Cenabı Hakk'ın tecelliyatına müşahedei cemaline nailiyet saadetidir. O da zanın şeyi Allah'ın tecellilerine mazhar olmak cemal-ı bağ kemalini görmek karşılığı bu bunu. İstersen hocalardan dinlediğimi diyeyim, Cennet-i Ala'dan sorulacak ne istiyorsunuz, daha ne istiyorsunuz? Allah soruyor. Sorun bunlar ne istiyorum?
Bütün nimetler müştehile enpus ve telezzisül eyyü. Her şeye nail olduk gözümüzün gülmediği hatırımızdan Hutu gibi şey nimet bize verildi. Ne diyelim ya Rabbi? Siz o zaman kime danışırdınız bir şey bilemezsanız Hocalara. Tanış hocalarınıza bakın ne isteyeceğinizi söylesin. Efendilerimize varıyor Hoca, hocalıktan raya, debünlü ilmine mazhar olan bu bu canlar. Varisi emdiye olacak. Varisi emdiyalara varıyorlar. Diyorlar ki Efendim Allah güzel ne isterseniz daha vereceğim biz de bilemedik, kendinin cemal-ı bağ kemalını isteyin, Allah size görüyorsun. Peki diyor, istiyorlar, millet. Müslüman Allah bize de üstünden seçmeye ya Rabbi. Halık-ı Zülcelal hazretleri ayın on on gördüğünde bölüşümde şüphe olmadığı gibi ayın on dördüne benzer diyorsan büyük günahkar ol. Hanefa Zül Celal perdeleri çektiriverince elini görünce milletin bayılıyor. O lezzetten ayırmak imkanı yok.
Yetmiş bin sene geçer kaldırırlar kalk kalk kalk kalk. Ne oldu, sen ne olduğunu bilmiyorum, nesh olmuşum ben. Cennete, cennete gitmek istemiyorum. Yani yani cennet herkes, böyle cennet cennet dedikleri diyelim, onun için bir ev ile birkaç huri isteyene direnları bana Allah seni hayderek seni. Bu tasavvufun büyük saf tabakalarında istenen şey. Ama cennete girmeyince Cemalullah'ı bu aman ki cennete girmeyi kazanacağız. Ondan sonra Cemalullah'a vasıl olacaksın. Yani bir şeyi derken evet tabii birini mahvetmeyelim ortadan. Cenneti de istiyoruz, Muhammed'in husvetini de istiyoruz, Cemalullah da istiyoruz. Yalnız arzumuz kendinin rızasını bulmak kardeşlerim. O öyle bir azim bir saadettir ki, yani Rıza makamı bunun ulviyeti yanında dünya, ukba olunca varlığıyla, olunca dehşetli menazıri menazırıyla beraber hiç mesabesinde kalacak. Ya Araf estirmek Mevla'nın rızasının yanında.
Daha diyelim insan insan alaka ettiği bir zatinli bir tüvvetüne mazhariyetinden dolayı ne kadar neşviya boğuyor. İnsan o neşveyi dünyanın bütün ezvadına tercih etmez mi? Bir alakalandığın bizzat, biz günahkara bile gelen misafire mahzun geliyor. Oo hoş geldin, Safa geldin, nasılsın, nasıl küres mi, hepimizsin canım şöyle oldu böyle diyecek olsa evine varana kadar lezzetten yaralı ve evinde de unutmaz bütün zevklardan üstün. Ama efendi hazretleri hususi istese, merdiven'da karşı gelse buyur ne kadar yüreceğimi getir. İnsan bütün zevkları diyor unutmaz mı? Bu bir sevdiği dost kendini güzel karşılayınca, yani lezzetli karşılayınca nasıl oldum ben canım, herkese efendim beni göresim geldi der. Nasıl bağırdığına bastın ne kadar göresim gelmiş falan. Öyle haber verir efendim. O neşveyi dünyanın bütün ezvadına tercih etmez mi? Tezyi eder.
Artık Mabudu Keriminin, Kerim'i olan Allah'ın mukaddes rızasına mazhar olacak bir insanın duyacağı manevi zevki düşünmeler eder. Efendim. Yani bunu böyle karşılarsa Allah da razıyım kulum derse, şöyle düşünün insanın sevdiğine bu kadar keflenin de Mevla'nın razı olduğuna niliyysın, görürsün seccadenin üstünde. Buyurur da razı olduğu için razı yetenrızıyye. Sen ondan razısın, o da senden razı. Estabillah bismillah. Siz zikle devam edin bunları onu ona bulursunuz. Çünkü zikmullah şifa olur. Kalbin şifası. Hani Ramazan da vardı ikimiz de vardık. Biz sakat kaldırmaz efendim şu elimi şöyle elimin içindeydik. Böyle bir şey çok tarif edilsin. Zikri kesir ile zik edin Allah'a. Çok zikledim ki çok zikrettiniz mi? Bak mutmain olur o zaman. Kalbi mutmainliğe getirir. Bak, bu güzel yol bu, geçecek, burunacak bir yol. Allah bizi zikirden fikirden ayırmasın. Bizim vatandaşlarımız var.
Efendimiz Efendimiz de hepimiz eriyecek eriyecek. Efendimiz sormuş, birisine mülteci rast gelmiş. Nasıl zikrediyor? İşte efendim üç gün. Kaç senedir insan? On on beş, yirmi sene oluyor. Yazlık diyoruz yani. Eştahar mı, kalben bir, bu olan iki bin, ısırlığına üç bin, hapim ile şu kadar, kaza namazına devam, bu biz salikiz, dergişiz, bu yolda gireceğiz, madettik, ne bu kadar razı olacak diyor zikir diyor. Haliku zülcelal, Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselam sizi burayı mecnun zannedinceye kadar Allah şefaatine nail etsin. Yani vakfımız İstanbul'a da gelecek oradan talebeler göndermişler bizi. Bazı ihbarlarımızda onlar da dinlesinler. Dinlesinler inşallah. Siz de dinleyin! Kimarhane ömründen yani Mazhar Osman ömründen geçiyormuş. Okuduğumuz şeye tekrarinde hasene var. Buradan geçerken, Tabip orada doktor ilaç tertip veriyor.
Bunun arasında, Bayezid bir pastaneden, ne ediyorsun, böyle genlilere deva tertip ediyorum, ilaç yapıyorum. Günah illetiyle sebebiyle hasta olanlara da bir ilacınız var mı? Düşündü ustam doktor ne büyük soğan sordun, ben nereye böyle büyük soğan sordum? Bir doktordan bu soğan sorulmaktı deyince büyüklük gelmiş. Şimdi balyası gibi bestaneye. Delinin biri Uğur diye yerden kalkmış demiş. Efendim biraz eramederseniz ben o sualınızın cevabını vereyim demiş. Biraz durursanız demiş cevabı vereyim. Dönüş bakmış doktor, en gelinim, gidin efendim. Allah rızası için yetmeyin efendim. Ben derdimin devasını sizden buldum. Ben de sizin sorduğunuz devayı da ben haber vereyim demiş. Anlaşalım demiş. Şöyle halka var belinde, pasnak geçirildi, dört bir de de bağıymış. Huylarından gördüğümüzle bütün kime hücum ederse o çeksin. Yok hiç hücum etmenle yok.
Zencirlerini, zincirlerini süreyi sürüyor bayezid, restasselaul Aziz Hazretlerinin yanına var. Buyurun efendim buyurun, Ne diyorsunuz? Oğlum günah sebebiyle insan hasta olur. Kivi var. Bunların hinbili emraz içeri. Bundan unutulmayınca insan insan olamaz. Bu derdin devasını sordun. İyi insanmışsın efendim. İnşallah cevap vereyim. Ben yalnız doktorların tarifi gibi reçeteye ait da yazıları umullayacak gibi değil. Bir ihtiyar eskiden kalmış pürelerde oturmuş ihtiyar kadın değilken tarif ettiği gibi vereyim sana. Tövbe kökünü istiğfar yaprağı ile tanıştırırım demiş. Hemen yazmaya başlamışlar yazmışlar tövbe kökü Allah Allah, istiğfar