İslami Ahlak ve İhsan Mektebi kaydında Sultanü'l-Arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSallahü's-Sirahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren…
Sultanü'l-Arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSallahü's-Sirahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici. İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz azizine ecler. Mahmud Sami Ramazanoğlu Gaddesallahu Sirrahü'l-Asis'in Hz. Yusuf Aleyhisselam isimli eserine kaldığımız yerden devam ediyoruz. Elli dördüncü ayeti kerimeye gelmiştik. Yusuf Aleyhisselam'ın hazine bakanı oluşunu anlatan ayet-i kerimelerde inşallah bugünkü bölümümüze devam ediyoruz. Esnahübillah, Melik Getirin onu bana dedi. Onu kendime has halis bir müsteşar edineyim.
Onunla konuşunca da şöyle dedi Sen bugünden itibaren bizim nezdimizde mühim bir mevki sahibisin, emin bir müsteşarsın. Yusuf da beni memleketin hazineleri üzerine memur et. Çünkü ben onları iyice korumaya muktedir ve bütün tasarruf şekillerini iyi bilirim dedi. İşte biz böylece Yusuf'a orada böyle bir kudret ve şeref verdik. O nereyi isterse orada konaklardı. Biz rahmetimizi kime dilersek ona nasip ederiz. İyi hareket edenlerin mükafatını zayi etmeyiz. İman edip de takvaya devam edenlere has olan ahiret mükafatı ise elbette daha hayırlıdır. Yusuf Aleyhisselam zindandakilere veda esnasında şöyle dua etmişti: Allah'ım salihlerin kalplerini onlara meylettir ve dostlarının haberlerini onlardan gizleme. Bu dua bereketiyle dışarıda bir hadise olsa daha insanlar duymadan onlar duyardı.
Yusuf Aleyhisselam zindandan çıkarken kapısına şunu yazdı Burası belalar menzili, diriler kabri, düşmanların şamata yeri, dostların imtihan mahallidir. Gust edip yeni elbiselerini giydi. Yusuf Melik'in huzuruna girince Allah'ım bundan gelecek hayırdan evvel ve ziyade senden hayır beklerim. Bunun şerrinden senin izzet ve kudretine sığınırım dedi. Sonra ona selam verip İbrani lisanıyla dua etti. Yusuf yetmiş iki lisanla konuşurdu. Melik Yusuf'un bu duasını anlamadı. Bu lisan hangi lisandır dedi. Yusuf, Atalarım İbrahim, İshak ve Yakup'un lisanı dedi. Sonra Yusuf melik'e Arabi lisanla konuştu. Melik onu da anlamadı, bu hangi lisandır dedi. Yusuf, amcam İsmail'in lisanıdır dedi. Melik de yetmiş lisanla konuşurdu. Yusuf'a kendi bildikleriyle mukabelede bulundu. Yusuf bütün lisanlarına, aynı lisanlarla cevap verince minik şaşırdı.
Bu hal ehli keşifle ehli hicabın hallerini ve mertebelerini ifade eder. Hakikat erleri şeriatın bütün mertebelerinden konuşabilirler. Tarikat, marifet ve hakikatin her derecesinden konuşabilirler, fakat zahirde kalanlar ancak şeriatın zahiri mertebesinde konuşmak durumundadırlar. Melik, Ey Sıddık, rüyamın tabirini bizzat senden işitmek istiyorum dedi. Rüyasını tekrar hikaye etti, anlattı. Yusuf onu görülmemiş bir şekilde ayrıca tabir etti ve melikin sorduğu bütün suallere de cevap verdi. Bu ayette iki işaret vardır. Birincisi, Ruh, beşeri sıfatlar zindanından bütün gücüyle kalbi kurtarıp Allah'a mahsus ve halis kılmaya çalışır, bunda muvaffak olursa eşyanın hakikatlerine vakıf ve hakim olur. Çünkü kalp ruhaniyet ve cismaniyet iklimlerindeki asasının salahı için yaratılmıştır.
İslami Ahlak ve İhsan Mektebi kaydında Sultanü'l-Arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSallahü's-Sirahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 7 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Hadis-i şerifte beyan olunduğu vechide Ademoğlunun cesedinde bir et parçası vardır ki, o salih olursa cesedin diğer tarafları da salih olur. O fasit olursa cesedin diğer tarafları da fasit olur, agah olunuz. Dikkat ediniz ki o et parçası kalptir. Bunun için kalbi ıslah ve kötülüklerden tasfiye ve nefsi tezkiye her Müslümana vaciptir. İkincisi, Allahu Teala Yusuf'u zindandan kurtarmak murat ettiğinde melikin gönlüne düşürüp onu güzellikle küfür ve cehalet zindanından kurtardı ve onu salimen kendine kolluk makamına yüceltti. Yusuf da dünyayı ve ziynetlerini terk etti, ahireti ve derecelerini talep etti. Mücahit demiştir ki Melik Yusuf'un huzurunda Müslüman oldu. Beraberindeki birçok insanda Müslüman oldular. Çünkü Yusuf içinde bulunduğu kavme nebi olarak gönderilmişti. Bilmelidir ki lütfu kerem saadeti ezeliye asarındandır, eserlerindendir.
Bir kafirden bile sadır olsa mümin onu bu anında iman ve tevhide davet etmekten gaflet etmezse felaha ve necata ereceği yoldur. Ayet adaleti ve şeriat ahkamını ikame etmeye muktedir bir kimsenin velayet talebinde bulunmasının cevazına delalet eder. Yani bir yöneticilik talebinde bulunmasının uygun olduğuna delalet kılar. Alimler, Müslümanların kendi aralarında vekalet istemenin, emanet ve kadılık istemek gibi mekruh olduğunu söylemişlerdir. Rivayet olunduğuna göre bir cemaat gelip Rasulullah'tan valilik istediler. Rasulullah da bu iş onundur ki bu senin denilir. Bunu bana ver diyenin değildir, vermeyiz buyurdu. Fakat Allah velayete layık olduğu halde istemeyen ve mutluluk olarak vazife başına getirilen kimseye yardım eder. Kendi nefsi için onu isteyeni de perişan eder. Çünkü bu işler çok ağır işlerdir. İnsan, raiyesinin hukukuna riayette çok hatalar işleyebilir.
Bir kimse kaza ve emanet gibi makamlara tayin olunduğu vakıf, layıksa kabul etmesi lazımdır, farz-ı kifayedir, ihmali caiz değildir. Yusuf aleyhisselam da bu şartları yüksek derecede taşıdığı için ıslah-ı alem maksadıyla, yani alemi düzeltmek maksadıyla, durumun böyle iktiza ettirmesi gerektirmesi sebebiyle maliye nezaretini üzerine alması lazımdır. Yani Maliye Bakanlığını üzerine alması lazımdır. Ayet-i kerime ayrıca Allah'ın emrini hakim kılıp batılı def etmenin ve hakkın bütün kudretiyle ve temkiniyle zuhuru için başka bir çare kalmadığı vakit idareyi, kafirin ve zalim sultanı elinden almanın vücubuna delalet eder. Minik Katfir Yusuf'u hazineler işine, yani Maliye Bakanlığı'na tayin ettiği müteakip müteakip gecelerden birinde öldü. Hikaye olunur ki Züleyha Katfir öldükten sonra her şeyden kesilip Mısır'ın seneler öncesinden kalmış harabelerinden bir harabede varınır.
Kocası zamanında topladığı birçok cevherleri ve ziynetleri vardı. Birden Yusuf'un haberini yahut onun ismini işittiği vakit ona olan aşkından dolayı durmadan dağıtırdı. Elinde hiçbir şey kalmayıncaya kadar dağıtmıştı. İnsanların kıtlık günlerinde açlık ve yoksulluğa düçar oldukları zamanlarda bütün mücevheratını ve malik olduğu bütün mallarını sattı. Her türlü nimeti zail oldu. Yusuf'un şevkinden gözyaşları durmadı, bedeni çöktü, bir ihtiyar kadından ufaksız oldu. Sonra Yusuf'un aşkının verdiği cehd ü gayret sayesinde yalnızlığın acısıyla bu haraleyi terk edip Yusuf'un her gün gelip geçtiği yol üzerinde bulunan evlerden bir ev edindi. Yusuf bazı vakitlerde kükremesi iki milden duyulan atına biner, Züleyha da onu seyretmek için yola otururdu. Yusuf geçerken Züleyha avazı çıktığı kadar feryat eder, Yusuf seslerin çokluğundan onu duymazlıktan gelirdi.
Züleyha o güne kadar dayanmakta olduğu kutunun yanına varıp yanından hiç ayrılmak istemediği kutunu ziyaret edip dedi ki: Yazıklar olsun sana ve sana secde ve kulluk edene. Şu ihtiyarlığıma ve ama oluşuma, fakirliğime ve kuvvetlerimi zayi edişime merhamet etmedin. Bugünden itibaren seni inkar ediyorum ve Yusuf'un Rabbine iman ediyorum ve bundan sonra sabah akşam Allah'ı zikre koyuldu. Yine bir gün Yusuf kısrağına binip de kısrağı kişneyince halk Yusuf'un gezmeye çıktığını anladılar. Yusuf'un cemalini ve saltanatını içindeki ihtişamını görmek için yollara dizildiler. O sesleri Züleyha'da işitti. Oturduğu evden çıkıp Yusuf'un geçeceği yola çıktı ve yüksek sesle Tesbih ederim o kudreti ki sultanları masiyetle köle eyler, köleleri taatla sultan eyler dedi. Allahu Teala rüzgara emredip Züleyha'nın bu kelamını Yusuf'un kulağına eriştirdi. Yusuf gayet müteessir olup ağladı.
Etrafına nazar edince onu gördü. Hizmetçisine dedi ki, şu kadıncağızın ihtiyacını sor. Hizmetçi ona gidip hacidin nedir, dedi. Züleyha, Yusuf'tan başkası derdime derman olamaz, diye cevap verdi. Onu Yusuf'un Kasrı'na götürdüler, sarayına götürdüler. Yusuf Kasrı'na dönünce sultanlık libasını çıkardı. Kıldan yapılmış libasını elbisesini giydi. İbadet hanesine girip meşgul olmaya başladı. Allah'ı zikre daldı. Meşguliyetinden sonra o kadını hatırladı. Hizmetçiyi gönderdi, onun halini sordu. Hizmetçi gelip senden başkasının derdine deva olamayacağını söylüyor dedi. Yusuf onu buraya getirin diye emretti. Getirdiler Züleyha selam verdi, boynu büküktü. Yusuf'a rikkat geldi selamını aldı ve dedi ki ey kadın senden bir söz işitmiştim, onu tekrar eder misin?
Kadın evet dedi ve tesbih ederim o kudreti ki taat sebebiyle köleleri sultan eyler, isyan sebebiyle sultanları köle eyler mealindeki sözünü tekrar etti. Yusuf ona peki hacetin nedir, ihtiyacı nedir dedi. Kadın beni ne çabuk unuttun. Yusuf ona, sen kimsin, ben seni tanımıyorum ki, dedi. Tanımıyor musun? Ben Züleyha'yım, dedi. Yusuf, La ilahe illallahulledi yuhyeveymiğdi. Allah'tan başka ilah yoktur ki ancak o diriltir, o öldürür. Hiç ölmeyecek olan diri ancak odur dedikten sonra dünyada benden uzak ol, ey fitnenin başı ve her türlü belanın kaynağı dedi. Kadın, dünya hayatını benden mi kıskanıyorsun ey Yusuf deyince Yusuf ağladı. Hani nerede kaldı hüsnü cemalin, mal ve mülkün, dedi. Kadın seni hapisten çıkaran ve bu sultanlığı bahşeden benim her türlü güzelliğimi tayin etti. Peki, şimdi hacetin nedir dedi Yusuf. Yapar mısın ki söyleyeyim dedi Züleyha.
Yusuf evet, dedem İbrahim'in ihtiyarlığı hakkı için yaparım. Öyleyse senden üç dileğim var. Birincisi ve ikincisi Allah'a dua edeceksin, benim gözlerimi, gençliğimi ve güzelliğimi yad edecek. Çünkü ben senin için gözlerimi kaybedesiye ağladım, belim büküldü, perişan oldum, her şeyim gitti. Yusuf dua etti, Allah da gençliğini ve güzelliğini yad etti. Bu vakit Züleyha doksan yaşındaydı. Üçüncüsü ise benimle evlenmemdir. Yusuf sükuta daldı, başını eğip uzun bir müddet murakabe etti. Cibril gelip, ey Yusuf, Rabbin sana selam ediyor ve kadıncağızın talebini reddetmemeni emrediyor, onunla istivac eyle. Çünkü o dünyada ve ahirette senin sevcendir. Yusuf'a Hazreti Huda'dan ferman gelince Züleyha ile nikah eyledi. Mısır Sultanı ve cemi eşrafını davet edip ziyafet verdi. Halîlullah kanununa ve Yakup dinine göre güzelce düğün yaptı.
İzdivacını tebrik için melekler gelip Allah seni tebrik ediyor, sen kuyudayken vahyettiklerimden birisi de budur diyor dediler. Yusuf dedi, bana in'am ve ihsan eden ve Erhamürrahimin olan Allah'a nihayetsiz hamdüsenanlar olsun. Sonra iltica etti: İlahi, üzerimdeki nimetini tamamlamanı, bana Yakup'um yüzünü göstermeni, beni de ona göstermekle onun gözlerini ruşen kılmanı. Kardeşlerimin benimle görüşme yollarını açmanı senden dilerim Rabbim. Sen duayı kabul edensin. Sen her şeye kadirsin. Züleyha halvet odasının hazırlanması için haber gönderdi. Cariyeleri onu birbirinden güzel ziynetlerle karşıladılar. Züleyha onlarla ziynetlendi. Gece olunca Yusuf geldi. Muradının bu şekilde olması daha hayırlı değil mi? Dedi. Züleyha cevap verdi: Ey Sıddık beni kınama! Ben güzel bir kadındım. Dünyanın bütün nimetlerine naildim. Fakat zevcim ennîn idi. Bana gelmedi.
Ben de seni o güzelliğinle görünce nefsim galebe etti dedi. Henüz bekaretini muhafaza eden Züleyha ile Yusuf izdivaçeyledi. Züleyha Yusuf'a bir batında iki oğul verdi. Biri Efraim ve diğeri Mişan. Bunların ikisi güneş gibi, ay gibi güzeldiler. Allah Teala onların güzelliğiyle yedi kat gökteki meleklere karşı mübahat eyledi yani öldü. Yusuf Züleyha'ya ziyadece muhabbet etmeye başladı. Bu sıralarda Züleyha'nın ilk sevgi ve aşkı tahavvül edip kararı kalmadı. Allah Züleyha'nın mecazi aşkını hakiki aşka tebdil eyleyip ibadet ve taata bir meyil verdi. Bir gün Yusuf ondan murat almak istedikte Züleyha ondan kaçtı. Yusuf arkasından yakalayıp gömleğini yırttı. Züleyha da: ''Ben de senin gömleğini arkadan yırtmıştım, şimdi ödeştik dedi. İşte Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Kim bir kardeşini bir günahla kınarsa onu işlemedikçe ölmez buyurmuşlardır.
Yusuf, Cevahir'le süslenmiş köşke Züleyha'yı kendi eliyle oturttu ve ona ikramda bulundu. Onun için ey ince idrak sahibi, bak ki dünyanın alayişi onları Allah'ı zikirden alıkoymamıştır. Onun için sen de aza ve cevarihini Allah'ın nispetinde kullanmalısın. Değerli ecilerimiz ihsanlikte bir programımızın bugünkü bölümünün de sonuna geldik. İnşallah yine Mahmut Sami Ramazanoğlu Kuddise Sallallahü's-Sirracü'l-Asis'in Yusuf Kıssasını tefsirine bir sonraki bölümümüzde kaldığımız yerden devam edeceğiz. Sultanü'l-Arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahü's-Sırlahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici.