İstanbul'dayız. Kazangaya kardeşimizin evinde sohbete oturduk. Sene bin dokuz yüz yetmiş sekiz ay onuncu ayın yirmi iki ikinci günü ve bazal ertesi gecesi hicri sene doksan dokuz bin üç yüz doksan dokuz Allah izin verirse kardeşlerimizla beraber sohbete başlıyoruz. Çünkü bu bandı İstanbul, Ankara, Muğla, Denizli, Aydın, Gonca, Kayseri, Develi, Yahyalı, Van, Erciş, Erzurum müsait yerlerden istiyorlar. Onun için lüleazası için konuşalım bakalım bu fakirin sözünü dinlesinler. Bu da ipelerine, Halen ashabına. Bütün peygamber yazan evliya-i kiram. Mümin-müminat. Müslüman. Sevgili annelerimiz. Sevgili babalarımız, akrabayı taalluk altımızın ruhu tayyibelerine, dallanmışında kalan hak ile yeksan olan bir Fatiha'ya muhtaç olan bir kardeşlerimizin ruhuna bir çıkmaz bir Fatiha. Ahlaki İslamiye. İslam dininde kardeşlerim İslam dininde ahlak mevzusu muazzam bir ailedir.
Kaç gündür size söylüyorum ya sohbet ediyoruz, çok namaz kılıyoruz, çok oruç tutuyoruz, çok ibadet ediyoruz, çok zikrediyoruz. Ah ah kötü oldu mu dağlar gibi ekin saplanıyorsak bir kibritle mahvolup geliyor. Muhakkak ahlak lazım. Ahlak tahmini. Haklı kainat Efendimize soruyorlar Hadis-i Şerif'in mahfleri bunlar. Ya Muhammed en hayırlı ümmet mi bize haber ver En hayırlı ümmetin halim ve selim ahlakı güzel olan. Ya Resulullah anlatamıyor mu? En efdal ümmetini en efdal ümmetim halim selim ve hane halkıyla hoş geçinen ümmetim en hayırlısı ümmetlerim manasında. Onun için görüyor dolaşıyor muhakkak hülas-ı hamideye ihtiyacımız oluyor. Geçen gün Hazreti Hasan radiyallahu anh efendimiz rivayetinde hadis. Bu mevzuya girsek Hasan'ın Masrafamızın menakabıyla sohbet bütün biter. Çünkü onun münafıklarını çok okuyoruz biz. Titeciğini diyeyim hayatında tek günah etmiş bir efendi bu.
Hayatında tek günah etmiş başka yapmamış. Onu da yaz levha halinde yakasına yazdırmış yapıştırmış kendine bir varlık gelmek ihtimali olduğu zaman o yazıya bakar Allah'a karşı isyan ettiği için ağlar ağlar ağlar o elbisesinin o kısmı o yazılar yaşına bastırılır. Bir gün balkonda yatırkana tövbe ibadet ederken mevlamızı düşüne düşünerek gözlerinden akan yaşlıtır aşağıdaki alanın üzerine tap tap tap yaşlıtırılıyor acaba mundar mı ola Müslüman mı ola bu su ne ola diye sormuşlar. Hasan'ın günahkar-ı Hasan'ın gözünün yaşı iki ayında temizlensin şeyiniz belki kötü olur gözümden aktı diyor. Ondan sonra damlası dünyayı kurtarır. Allah sorduğu zaman cevap bilmeden çekinecek nasıl cevap versin çok hata etmiş çünkü. Şöyle yapmıyor.
Hayır ya Rabbi diyor diyor ben onu yapmadım yanlış yazmışlar bunu ya vurun ağzına mührü diyor halıkız cülcelal Yasin-ı Şerif'te ağzından mühürü vuruyor Allah her ağza kendi kusurunu tıkır tıkır haber veriyor göz diyor benimle harama baktı dinliyor beni bile günah söyledi gıybet etti iftira etti benimle televizyona baktı içinde en parlak çeşit günahlar vardı geliyle fenalık yaptı ayağıyla fena yollara yürüdü bir bir haber veriyor. Ey evde şahit olursa dışarıdan gelen olan yerde başka bir şey istemiyor ki. Yani boynu bükülüp kalıyor. Halık-ı Zülcelal kibrikten bir kıl çıkararak diyor ki ben de lehine şahidim Ya rabbi ben de lehine şahidim bunun o aleyhine şahitlik etti. Söyle kork oğlum ne oldu? Bir gün senin korkundan senin korkundan azamet-i ilahiyeden kalbi titredi de gözüne yaş geldi. Yüzü yaşarken içini doldurdu da dışarıya çıkamadı.
Yaş kediye dağıldı ama bana derdi bir bir tekkine değdi. Senin korkundan ağlamadı dışarıya çıkmadan bana derdi. Beni korktuktan sana derdi ha? Ya sana malum Ya Rabbi de derdi. Öyle sabırumu muhabbettim cennet ya Yani itika lazım kardeşim Hasan-ı Basri Hazretlerinin gözünden akan yaşlar ta aşağıya döküyor da mübarek o yaşa da mundar diye üstünüzü yıkayın günahkar Hasan'ın böyle tevazuyla alınacak kardeşim yoksa böyle kiviyle olmaz bu. Ayak konuştu mu da geçti gitti haberimiz oldu. Abdulfatil Geylani kudse sirrahul Aziz beni Allah'a vasıl eden vasıta üç oldu. Üç şeyle Allah'a vasıl oldum. Geceleri ibadet ile, gündüz ile, sıyam ile, giraseti ilim ile vasıl olamadım. Beni ahlak vasıl etti Allah'a.
Allah'a o yüzden kavuştum ben vuslat makamına çıktım cem ul cem makamına o çıkardı ne o diyor birisi diyor baştan diyor kerem ve saha herkese ikram etmek sehavet ellerimi açmakla oldu bu iş ikincisi tevazula oldu Allah onu yükseltir. Kim tevazu ederse Allah onu yükseldi. Kim kibri derse Allah onu yerlerin dibine indirir. Arkadaşlar Allah rızası için tevazu olun olalım sakıy olalım Bir de Selamet-i sadrına Bu deşimde hiçbir düşünce kalmadı sırf Allah var bu deşimde diyor. Neden iyi oldu diyor Zikrullah şifa ullup Allah Allah Allah diye zikride ile kalbim şifaya kavuştu. Yani ne hırs kaldı ne tamah kaldı ne fokur kaldı ne adavet kaldı ne ken kaldı ne pul ne hasetlik ne kibir ne riya ne süma bunların temizleri de kalbim Allah'a kavuştuğu için. Selamet-i sadralar Hazreti Hasan Muhammed Mustafa'nın torunu torunu, torunu Hasan radıyallahu anh.
Bundan rivayetinin de hani sahih olmanın için ravileri alınır baştan. Daha efendim. Hızır Hasan kim bilir biliyorsunuz ya Muhammed Mustafa'nın habikleri, Hazratı Aliiyel Murtaza'nın bebekleri, Fatıma'ta zühranın kuzuları Cennet-i Ala'nın şebapları gençleri seyyideler seyyidleri yani gençlerin o kadar Allah'ın kuluna makbul ve merhup kullar ki Peygamberimiz onları bağırlarına bastı. Bir gün Yahya gelirdi. Çok gene geldi. Nihya diyelim işte. Cebrail Aleyhisselam o suratta gelirdi. Sahabelerin en güzeli, En güzeli. Geldi oturunca dizlerine oturiverdiler Hasan Hüseyin efendimiz çok küçüklerdi. Cebrail'e koynunu arıyorlar böyle ceblerini. Ya bunlar bilemedim ne diyorlar bunlar? Seni diyha zannettiler de kurma getirirler ceblerinde sen de kurma getirdin mi diye arıyorlar. Ya Rabbi ya Rabbi Muhammed kılınanlarından beni mahcup etme.
Cennet-ü Teala'ya uzan da hurma al da cevvlerine koy oradan hurma alarak dünya bayana cennet hurmalarını yiyen Hasan'a büyük iki yani buralara girdim geçen çok uzun uzun yani dilimi döndüremiyorum geriye çeviriyorum bak şeyleri Uzun uzun büyük vakalar Hazreti Ali ile Muaviye arasında radiyallahu anh aralarında olan vakalardan eve? Hazreti Hasan efendimize kalınca benim oğlum iki büyük fitnenin ümünü alacak diye buyurmuştu. Menbere çıktık. Dedi ki ben hakkım olan hilafetten vazgeçiyorum. Halbuki kötü. İki tezik ay. Hilafet aşağı Hüseyin'e benzerim ben. Böyle böyle onların vasıfları var. Tüketmez. Ne yapayım? Onun için halen vaaz birisi vaaz verirken güneş aşacağımmış, ikindi geçiyormuş. Öyle aşık zat ki ben bir daha gördüm bunu Konya'da. Vihisar Hacı Mustafa Efendi. Keşifke rahmet o zatten böyle akardı. Tahir hocamız da aramış birinde.
Hoca Ziya efendimize Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem mevlihu şerifin içerisinde kana kana kevseriçini gördüm diye o hoca efendi öyle bir hocaydı. Ben inemiyorum dedi. Yakamı çekin kürsüden aşağı düşürün artık dedi. Kalbimin grubu dedi başka adamın elinde kıvranıyor mikrofonu şeyi dedi. He tahammül edemiyorum ne yapayım dedi. Güneş de geliyor ikindi de geliyor ama ne yapacağım dedi. Demiş ki dedi zat dedi ben Hasan Hüseyin'den bahsediyorum. Güneşi geriye iade et demiştim. Neşirine gelmiş, kimliği kılmışlar. Derhal açmış gitmiş devi. O yüzden büyülü zatlar onlar diyor. Bunu neyin için konuşuyorsun? Bunlar tuzulu olur. Yok muhabbet edelim diyor. Ehli beyte muhabbetimiz düşsün. Onları canlarımız sultanlarımızla şefaatlerine nail eybil hasan. Eybil hasan. Hasanın babası Aliyyül Murtaza o rivayet ediyor.
Hazret-i Hakkı Mentubası menakıblar içinde birçok yeri tutmuş söylemeğiyle neyle bitecek yeri yok. Allah şefaatine ne hayırlısin başta çağırabiliriz yok Geçiyoruz. Han Ceddi'l Hasan Hasan'ın Ceddi Muhammed Mustafa buyurdular ahlak benim ahlakıma benzetdikten sonra çok korkarım. Ahlakımızı ahlakı sırrına mazhar buyursun. Allah'ın ahlakıyla ahlaklanın Muhammed Mustafa'nın ahlakıyla ahlaklanalım kardeşim Hiç kimseyi gayri durmeyiz o zaman Ben şu meslekteyim de o büyük meslekte de onun yolu tarikatı şudur hiçbir şeyi kalmaz. Hepsi vahşdete kavuşur insanın. Ayrı gayrı görenler kendi ayrı da onun için ayrı gayrı görürler. Mevla'yı seversek severiz. Mevla'yı severiz. Hiç birbirimizi ayrı görmeyelim çünkü Mümin müminin kardeşi budur Allah. Bundan sen zorla kendini ayırıyor da başka türlü bir kardeşlik ihdas ediyorsan ayeti celile'ye muhalif hareket etmiş olursun. Onun için ol gitmiş oluruz.
Hepimiz bir can gibidir kardeş olalım. Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem ümmetim ehli iman bir bina gibidir. Birbirinden kuvveti alır. Bak bunun içinde kimisi ağaç kimisi demir şu betunlar içinde kimisi çimento kimisi kireç kimisi süt taş her biri bir türlü şeylerden meydana gelmiş içinde oturuyoruz Müslümanları birbirinden ayırmaya çalışanlar helak olurlar gönül birinde görürsün. Yani Müslümanın hipisi bir. Ta İstanbul'dan bize sormaya geliyorlar. Hocam yanılgı yok mu lan? Yani biz Türk küp Türkleri müdafaa edelim, yanları kıralım geçirelim diyor acaba hata ediyor mu en büyük hata ediyorsunuz Kürtlerin içinde kutbul aktablar var yani kutbul ilk başı aktab. Kavsil-i aksan, kutbul ula. Böyle zatlar var değil mi? Bunlarla mı güldürelim?
Halık-ı Zülcelal ve Peygamberimiz Muhammed Mustafa binanın içindeki kapkara demir, kapkara Arap yani bembeyaz kireç, bembeyaz Türk, biraz donuk biraz donuk çevresinde Çimonta Kürtler Çerkezler vesaireler bir araya geliyor imanlı işte kütle halinde mümindir bunlar Bunları birbirinden ayırmak büyük günah olur yavrum. Allah rızası için hiç kimseye gayret görmeyin. Harik-ı Zülcelal Sizin en mükerreminiz benim indimde benim indimde diyor Allah en kıymetlınız Allah'tan en ziyade korkanınız itti gaideniz mevlamızdan korkanınız fesat çıkarmayalım kimseyi kerih görmeyelim böyle yaşarım inşallah Allah ahlakımızı ahlaka hamide etsin inşallah. Yani Yirmi senede görüştüğüm aldığım emirde bu milleti vahdete kavuşturma birliğe kavuşturma böyle çalışıp her meşayıkı ziyaret ettim ben Elhamdülillah Hepsinin gönlünü gördüm. Üstadımız da indirdi. Onlarla seviştik. Hayretle kaldılar.
Benim muhabbetime bir meşayihı vardım. Simsiyah dolapları kalkkalın Ozan'dan Muhammed Seyyid Muhammed Abdullah Takturu Hocamızın babası Şıh Arap onun halife tayin ettiği İbrahim Efendi vardır diyor ki zaten ben üzümlerden kara yüzümü çok hoşlanır. Sen niye hoşlanıyor kara üzüm kara kiraz daha tatlı olur kara kiraz büyük büyük kara kiraz Yani Allah'ın kara kirazı, ak kirazı, kırmızı kirazı, hevengi vesaire hep bunun gözümü hep bunun mahsulu biz niye ayrı görüyor acaba? Ben ona takip edeyim. Çoğu insanlar siyah üsümü yemeyi seviyor. Aslında beyazı seviyor. Geçmiş. Bunun için kardeşlerim. Allah rızası için sözlerimi iyi dinleyin. Ah be oğlum ahlaktan konuşayım inşallah. İslam dininde ahlak muazzam mevzu muazzam bir alimdir. Bu bahiste yazılmış yüz binlerce eser elimizde mevcuttur. Hiçbir dinde ahlak bu kadar mükemmel olarak ele alınmamıştır. Bu bizim İslam dini kadar hiçbirinde almamıştır.
Üzerinde durulmamıştır. Yazılardan okuyun. Medeniyetin, mürüvvetin, insaniyetin, nezaketin, lütufkarlığın, muavenetin, kadirşinaslığın hakiki mana ve ilmi bu dinin samimi saliklerine bir ilahi bilgidir. Kalpte zulüm almış türem yürümüş, kalpte zulüm almış yürümüş. Yine derlikleri türemiş. İnsanların vahşeti en kavli karanlıkları içinde kalmışken Resulü İslam İslam Resulü sahabelerine buyurdu. Cami Said cilt üç sahife dört yüz kırk iki cilt üç sahife üç sahife üç yüz yetmiş sekiz Sizden biriniz tam mümin olamazsınız İyi dinleyelim. Ona geldik mevzua. Ta ki kendi nefsi için sevdiğini din kardeşi için de sevmedikçe tam mümin sayılmazsınız. Size ne seviyorsanız mümin kardeşlerimize da onu sevmedikçe diğer bir Hadis-i Şerif'te Hageydı Müslüman Müslümanın Hageyısı İnsanlar onun elinden, dilinden selim ve emin olan kimsedir. Ne dilinden zahmet görüyor, ne elinden zahmet görüyor.
Yani ona Müslüman derler Müslüman denir buyuruyorlar. Burada şunu hiç çekinmeden kuvvetli olarak söyleyebiliriz ki bugünkü beşeriyet bugünkü şu beşeriyet anayasanı aramasın bu iki hadisi düstur kabul etsin sevdiğini elin için sevmek elinden dilinden herkes selamette olmak bu iki hadisle amel etsinler tam tatlı gitsinler nizamı alem en kısa zamanda düzelecek. Anlıyor musunuz? Mahkemeler rahat edecek Hakimler dinlenecek Hapishaneler boş kalacak Ben dışarılardan çık misal hatırıma geliyor ya bilmiyorum Hicaz'ın mahkemesine vardım diyor Hadi Hüseyin Efendi hocamız Kayseri Müftesi elli beş sene vaazı elli beş sene vaazı vermiş misal öyle hakim yok diyor hakim Arapça konuştu diyor bize söz veren taksın gelmedi şu numara taksın Medine-i Münevvere'ye yetişemeyecek miyiz Peki, peki. Hemen yaz buyur. Bir buçuk saat sonra buraya koyuyorum. Bir diyor Arapça diyor. Bir buçuk saat sonra bağlıyor.
Adamın diyor, el arkasına bağlanmış taksinin başını. Gözünden sim sim yaş geliyor. Bana Arapça diyor ki yolda makinemin tekerlerini patladı hocam. Affetmezsem ben çok büyük mesafe ederler. Peki çıkmıyor. Bunlar diyor ki şöyle siz ne diyorsunuz. Ben öyle bir macera atlarım affediyorum. Götürecek misin? Götüreceğim. Onu çevirdi diyor. Bir şey yazdı. Yüz anlattı diyor. Böyle bir şey vuku bulmasın. Niye oradan mağlubiyet vermediniz? Telefon edilmedi bana.
Ispviçre yine ayrı olan bir adam duyuyorsunuz bunu tabi hacet yok Hacı Avni diye kardeşimiz Adana'da vaaz verirken o zat bize haber verdi Bir misafir olduk diyor onlardan birisine diyor şöyle havuzun başında oturuyoruz diyor bir kuş geldi şöyle yakamıza on dörde bir taş var attım diyor elimden tuttu buyur diyor nereye uyu bir yere gideceğiz bu artık mahkemeye diyor o diyor kuşa taş attı cezasını beş lira at dedi diyor kuşu incitmek doğru değil oraya yazdı beş liraya aldı diyor yenge geldik oturalım diyor. Yahu sen bana UşakAŞ atılmaz atma deseydin atmazdım ben niye sen beni götürdün de kendi paramı verdin de beni kurtardın. Buyur. Yemesen olurdu buyurdu diyor ki yine gittik harfimizin olarak Efendim bana yalanı talim ediyor yalan evleniyor cezasını etmen ederdim diyor. Ondan sonra verdik ki böyle bir şey de kimse var kardeşim yani bizim en büyük yapacağımız şeyleri onlar yapıyor.
Cihan bağın ey insan nedir matlu bir insi için? Ne senden kimse incinsin ne sen bir kimseden incin. Hasetlikleri kabararak inmesi için valiye varmışlar. Adana'nın fabrikatör o Hasanlekleri ne büyük teşkilat tayyara tutmuşlar tayyaraya yazılmışlar Ankara'ya geliyorlar müftü müsevvit vesaire atsın yerine başka tayin olursun. Bir de mühendis damadı var. O varmış demişler efendim böyle böyle teşebbüsa geçtiler. Miftüye falan hep atıyorlar. Çünkü size hakaret ediyorlar bunlar. Onun için dedi onlar atmaya, yarın gidiyorlar onlar bir grup oldular dedi. Bir buçuk, duyurur mu dediler. Ben duyuruyorum. Hiç seslenmedir, gözlerinden yaş gelir. Bana plan-ı şer tashisini getirsin. Hasan Efendi'yle Cemal'i de çevir. Şöyle, şöyle, şöyle. Tasfiye dedi ki diyor beni bugün Ankara'ya indir, yarın İstanbul'a keseceğim. Aman baba ne bileyim böyle? Demin sarından yataydım ben.
Yok hicret edeceğim çünkü ben yeni bir mesleke süluk ettiğim zaman Ali deve namında yedilerde mizah vardı. Oğlum dedi bana. Oğlum oğlum buyur. Ülene kadar şu dervişliği terk etmezsen, ölene kadar sana bir vasiyet ediyorum bunu devam ettir. Ne senden kimse incinsin, ne sen bir kimseden incin. Ben bu dervişliğimin muhafaza için müftü müsevit vesair benden incindikten sonra ben bu memleketi terk ettim daha hayır dedim. E dört sene çocuklarımızı getirdim diyor damadına ve o yüzden hicreti diliyor. Yani öteki benden cimesin diye Biz nasıl Bir gönül yıkmak, bir gönül yıkmak bin defa Beytullah'ı uçurmak gibi günah. Bundan haberiniz olsun yani. Ne için hocam bu kadar böyle olur? Kabe'yi Günah Halini Azerest Kabe'yi bina eden Azer'in oğlu İbrahim Aleyhisselam ve efendim. Lakin Dilnazarı Gahi Celiliye Ekberez kalbi yapan Halık-ı Zülcelal ve Nazar-ı Yahya ilahidir.
El Kalbi Beytullah, El Kalbi Kensudla, El Kalbi Arşullah yani Konya'da büyük bir sohbetimiz vardı. O doktorlarla, mühendislerle neyle cemaatimiz çünkü ona göre geliyor söz. Gelen müşteriye göre geliyor. Bir sakatlık oluyorsa o cemaatten oluyor. Şu mağazamıza gelen büyük kumaşlar istedim mi o verilir. Kimisi de bul ister kimisi de kaz ister. Öyle oluyor. Yoksa iş o seviyede gider. Suvey-i daha yeter onun noktası çok büyüktür. Biz onu nasıl gördüğümüzün, bize nasıl gösterdiklerini daha hayralım evde dinledim. Kurt gibi alıyorum. Ama şimdi diyemiyorum. Bak bu kadar büyük. Gönül yapmaya çalışalım, Ne senden kimse incinsin Babamın tasavvufuydu bu kimseyi incitmeme incitmemek kolay bu iradeyi güziyyededir. Yani iradeni muhafazayı incitecek bile şey yapıyor ve sen bir kimseden incin öteki sana hakaret edince sen de incinmeyeceksin. Bu kalp işi elinde değil ki incinlemek.