İslam İlimleri ve Manevi Direnç kaydında Şimdi iletişimde çok kolay oldu zaten bir anda. Şih hatırimize gelir bu iletişimde Belkıs'in tahtının gelmesi var. Bir anda geldi. Allah'ımız, Hicabi Selim'in de Celle Celalü, bize bu iletişimler aslında haber veriyor ki Kuran-ı Kerim'den doğulur. Bu Nemil suresinde, bulursam az bir göstereyim filmini. Çok, müstesna ver, çok. Allah'ımız…
Şimdi iletişimde çok kolay oldu zaten bir anda. Şih hatırimize gelir bu iletişimde Belkıs'in tahtının gelmesi var. Bir anda geldi. Allah'ımız, Hicabi Selim'in de Celle Celalü, bize bu iletişimler aslında haber veriyor ki Kuran-ı Kerim'den doğulur. Bu Nemil suresinde, bulursam az bir göstereyim filmini. Çok, müstesna ver, çok. Allah'ımız nasıl bir iletişim vurduruyor, akillar yetmez mi olur? Suresinde işte Belkıs'ın tahtının getirilmesi şu, o zamanın artık idaresine göre bir ülkenin bir ülkenin eğer tahtına sahip olursanız, o ülke sizin olurmuş. Mesela bir başkenti insan elde ediyor ya, onun için. Şimdi bir kısım tahtı getirilirse Kuran-ı Kerim'de, evet, Cinnilerden birisi ayağa kalktı, bu çok önemli. Onlara pekmeyi yetmedi. Evet, O cinlilerden olan zat dedi ki ey Süleyman Aleyhissalatü Vesselam, sen dedi yerinden kalkıp oturun diye kadar ben getiririm onu, daha az bir zaman derdi.
Yani sen şuna inan dedi, ben çok güçlüyüm kuvvetliydim. Getirebilirim kulların üstünde. Bunu da tefsir yerinde de izah buyuruyor. Süleyman aleyhisselam buna meyletmedi. Bakın kime meylettin? İslam'a. Şimdi göz açık görününceye kadar bir zaman içerisinde kendisine ilim verilen, ilmü minel kitap, yani ilim belirlendi mi bu başka kritedir? İlim verilen bir kimse, bunu da yine Fesri min'zam efendilerimiz, Rahmetullahi aleyhin Asaf bin Belhiya'dır. Uymuş. O ben sizi öz açıp bininceye kadar bir müddet iş yerine getiririm dedi. Bakın ne buyuruyor diyor. Hemen karşısında buldum. Tasibe ülkesinden getirmiyor. Yani taht öyle su sandalye gibi ne gibi değil mi olsan bir taht getirme. Bunu görünce Süleyman Aleyhisselam Bu bana Rabbimin büyük bir fazladır, ihsanıdır, ikramıdır dedi. Şimdi bir nimete kavuşunca insan bazen işte nefse yenik düşerse şımar yok. Gibi.
Bunlardan birini hatırlıyorum hiç iyi değilim, çip iyi değilim çok kötü. Benim varlıklı bir insan, bir kardeşimiz baklava satıyor, şimdi kadayıf. Yalnız ilim dili. İlim dili, satıyor. Artık ayarlamış onu. Yine mi koyuyorum? Partiya mi koyuyor? Neyse, diyor, abi diyor, bu varlığın mısın, buradan diyor sana hangi parçadan vereyim, delilini şöyle yapıyor, Allah Allah, of aynı fikirde titriyor. Hepsini. İlk miydi bunu? Neredeyse tek cümleye muhtaç olacak hale geldi. Kebir çok kötü. Yani Rabbimiz deniyor. Yani o nimet Rabbımızdan, harikımızdan gelir celalühü. Mesela o zeka verilmese, ondan sonra o güç verilmese, kuvvet verilmese, o beceriyi, o yeteneği, lütfetmese niye demeye gelecek? Yani herkes de alıp herhalde bir ticareti idare edemez. Bir diyor. Akıl ister, bir fikir ister. Şimdi burada bize büyük yol gösteriyor Süleyman aleyhisselam.
O büyük bir salkım kanadı görünce, bakın ne diyor Esselam. Şükür mü edeceğim? Bak bir şey diyeceğim. Bu camide koluna oturduğum ben görüyorum, gelene gidene şey yapmayalım, gelsin otursunlar, cami bura, cami deme herkesin toplandığıydı. Böyle bir gelen oldu mu burada görüyorum. Böyle bir bakılıyor, geliniyor, insanlar kendini belli etmez. Allah'ımızın bak büyüklerden bir dostu sevgili kardeşim, hiçbir nice gibi değil. Hüseyin nuransetleri var, onu bizim buranın tabiriyle iyi kullanılmaz o kelime. Böyle çok ayak takımı görürlerdi Allahu Ekber. Ben burada görüyorum, böyle insanı kaçırttır mısınız efendim? Keşke herkes geçsin. Efendimizin mescidi buraya bizim için de gelmiyor. Burada bir zamanın kutlu var, onun için geliyor çok. Orada kulaktan istifade denildi. Olmaz yani, hiç doğru değil. Bu bana da Ali Efendi vardı, Ali Efendi. Bu şey olacak, Mahir is hocamız tasavvufta müstesna.
İslam İlimleri ve Manevi Direnç kaydında Şimdi iletişimde çok kolay oldu zaten bir anda. Şih hatırimize gelir bu iletişimde Belkıs'in tahtının gelmesi var. Bir anda geldi. Allah'ımız, Hicabi Selim'in de Celle Celalü, bize bu iletişimler aslında haber veriyor ki Kuran-ı Kerim'den doğulur. Bu Nemil suresinde, bulursam az bir göstereyim filmini. Çok, müstesna ver, çok. Allah'ımız…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 13 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bir kimse Mehmet Akif'in rahmetli vali arkadaşı. Yanında Selçuk Eraytun, İthal ettir, Ruhu Şarrizin hepsine bak. Böyle bir şokla gelmiş. Hanımefendi onu da elbisemiş, şokta görünce, demiş ki alevlenin de içine bak demiş. İnsan beni olmaz. Çünkü biz üstatlarımızdan öyle bir umut aldık ki, Allah'ın oğulları belli olmaz. Rabbi zülcelal'imiz velisini insanlar arasında hissetmiş. Çok şey anlatırım, acayip paça. Şimdi mideniz de kaldırmaz. Benim diyor arkamda diyor büyük bir saf vardır diyor. Beni diyor büyük bölmesin diye öyle bir harekette bulunmuş ki, iksilecek bir hareket değil mi? Sami efendimiz hazretleri bulunuyor. Bu kapıya geleni diyor şey yapmayın diyor, bu hak kapısı diyor. Kim kendisi? Halk kapısı. Müstazımız bizi bu hususta çoğu nasihatlerden bulunuyor. Aman oğlum kimseye güvenemezsin. Aman gelenlere saygı, saygı, Burada Süleyman Aleyhisselam diyor ki Büyük bir nimete kavuşsun.
Acaba diyor ben buna şükür mü edeceğim yoksa inkarında mı olacağım? Yani nankörlük, Allah korusun, işte bu nimete verdik diye Allah korusun değişik bir halimi arz edeceğim. Arz ederim hepsi eğer şükredersek, hamdidersek bu bizim vicdanımıza baksın. Siz küçük görür, ondan sonra inkarına niye kalkarsanız Allah'ımız icramıza aittir. O aynı değil, meblavi Zülcelal. Yani buralara karışmayın. Sesim. İşte mülklerin verildiği için bunu ifade etmemizin sebebi yani bu teşkilatın her yerde her camide böyle bir vazife yapılmasını Fetih suresi, Yasin I şerif, Tebareke, ondan sonra üç, iflası şerif, bir feat, bir nas, bir Fatiha ve bunun yanında bir de esanı elifler min lalke kitabu la raybe piitür ve şahitinde. Bunları tavsiye ediyorlar Filistin'e. O zulüm gören aslında Filistin denir ya, zulüm gören bütün müminlerin zulümden kurtulmasına. Aslında zulüm kendi nefsimizde çıktı.
Böyle olmasa Adem Aleyhisselam Araf suresinin esali. Şimdi tekit, ikili tesniye olarak ifade bu. Hem Adem Aleyhisselam hem de Havva annemiz ikisi birden. Diyorlar ki, ya Rabbi biz nefsimize sorun ettik. Usulü dışta olduğu gibi kendi içimizde de oluyor. Mesela nefsimize yenik düşüyoruz. Evradlı, ezkarlı, zikirli bir baktırırız. Nefse uyunca, hiçbir yere kalmıyor, hepsi biçiyor. İşte mühim olan orada kendimizi koruyabilmek, muhafaza olmak. Ehlullah'ta bu var. Ehlullah'ta böyle bir daraltıldığı, bunaltıldığı bir esa ve cefada onlar gayet tahammüllü. İşte orada belli oluyor. Dedem demiş ya Rahmetullah Ali, Fatma'nın ipliği pazarda belli olur buyurmuş. Kendileri menemen hadisesiyle yargılanacak, hiç alakası yok gittin. İzüyorlar, iki de müridi var ama onlar çok genç olduğundan böyle bir üzülüyorlar. Genç nihayet. Ne kadar dedeme rahmetullahi teslim dosyalar, bir sıkıntı geçiriyorlar.
Çünkü bir hapishaneye girmişler kapı pencere. Biraz da esintili. Tabii sıkıntılı. Böyle söylemiş. Fatma'nın ittiği pazarda buldu. Şimdi bak dinleniyoruz bunu. Acaba sabredebilecek miyiz diye. Diye. Biz ketöyle hayatımız, insanın hayatı böyle bir düz şekilde gitmez. Bir bakarsın sıkıntı olur. En gebelidir. Allah'ımız sıkıntı zamanında dinliyor. Varlıklı zamanında da dinliyor. Acaba şükredecek mi, asacak mı diye. Herhalde kulluğumuzu yitirmemek. Bunun için çokça söylüyorum Sami Efendi hazretlerimizin eserini okuyalım. Yabancı kelime bilmem filan kelimesi okuyalım, o nurlu etlerine yazın. Peygamberimizin de, bu sohbetler kitabı ne var? Bunun yanında diğer eserleri de takip eder, sadece onunla da kılınmaz. Bu hep bilmemekten ileri geliyor. Gerçekten üzülür. Yıllar öncesi demişti ki aman ha ilmihal kitabını takip eder.
Biz kıymetli hocalarımızı mesela bu Kuran kursunda okunan dini bilimler ders kitabı. Emin olun öyle bir hale geldik ki demek ki okunmuyor ve birbirimizle görüştüğümüzde bunu tavsiye edelim. Bak şurada on kişi var diyelim, para var. On kişi yüz kişiye ulaşsın da kurtulalım diyelim bu eserleri okuyalım hani. Görem olsun hepimiz. İnsan tek başına bir şey yapamaz. Hepimiz görevli olalım, hepimiz vazifeni olalım. Tamam, oralara oturmayın şu şeyler yapın, gelen geçen olun, genel niyaz Efendi, şuradan gelen şeyleri otur, geçemiyorlar onu oturun ya. Şimdi, eskiden, eskiden görürdüm, böyle takvim yaprağıyla gelirlerdi. İşte takvim yaprağında namaz hakkında şu, inan öyle hale geldik ki hepsini, hepimizin için demiyorum. Takvim yaprağını takip etse yeter diyecek hale geldik. Görüyorum, mesela burada bazen bulunduğunda böyle namaz çok yakın, namaz kılıyor.
Kardeşim, üç vakit malum, bu vakitlerde bulunmaz kerahattir. Bu Gayri müslimlerin ibadeti vakti ibadeti bu. Sonra teravih namazı. Ya Rabbi, yatsı namazı kılınıyor. İki rekatta sünnet kılınıyor, Selahattinki de. Bu okuma almaktan. Celatülküteri teravih namazında sonra kılarız. Üstadımızın eserini okuyalım dediğimiz gayri her diye diye diye diyeceğiz, ölünce de diyeceğiz. Bak ne güzel bir kıtası var. Fıkıh ile hadis öyle. Bunu olsun okuyalım ya, bu küçük kitap işte burada. İşte burada. Okuyup hemen geçmeyelim düşünelim. Okunuyor herhalde okunuyor. Birazdan bir daha okuyalım, bir dakika okunuyor dememeli. At de elhamdülillah. Efendim mezhebi tebessüm, dediğin yerine geldi. Hasan Efendi nerede oturursun deyince, böyle sevgiyle söylediği bir mekan olmuş oldu. İyi oldu yani hanımıyla. Fıkıh ile hadisi öyle, nefsini yıkmaya da uğrar. Mürşide binde bir uğran sakal altı sualdir bu.
Gençlikte insan çok şeyi hatırlayamıyor. Gençlik değiller, geldikten biçersin. İlla bir akıllı olacak. Şimdi dedik ki, efendimiz daha çok menfi anlatır. Hikaye anlatır. Ondan sonra bu konuları verir, ne güzellik, güzelim en güzelini yaparmış. Işte. Okuyan inu, ideniyor. Bu Damsa var iğnenin, kardeşimiz dil Damsa dilinde. Orada bir kardeşimizin ittiali olmuştu. Bir tanesi dedi ki biz namazımızı, pozitifimizi, abdestimizi hep uzaktan öğrendik. Önemli. Çok iyi. Dini meseleleri öğrenelim. Şimdi üç tane esas üzerinde büyüklerimiz duruyor, bir dua edilecek de onu bekliyorum. Birisi, marife türlü abdi, rabra. Kişi Rabbi Zülcelal'imizi tanıyacağım. Tanısak hiç böyle mi olur sanki? Sıfatlarıyla, simleriyle, fiziyle. Yani buna kafa yoracağız. Bir konu vardı da biraz zaman iyice kısaldı. Tefekkür hakkında nasıl, neleri tefekkür eylesin diye.
Marifetul abdi ineu dinimizi öğretmiyoruz, dinimizin meselelerini. Bir de Marifetul abdi nebiyyau aleyhisselatu vesselam efendimizin. Onun mübarek hayatını. Burada dirpekkülle alakalı çok güzel bir yazı. İnşallah dört beş dakika kalmış. Mütezekkim, yetenek kavusseve. Böyle düşünürken ya ben niye boş işler yapayım? İbadet yaparım, taat yaparım. Bunun da bir mükafatı olur. Bir böyle düşünür, bu sevgi düşünce mı? Yani boş konuşacağımı, boş konuştuğumda bunun bir ecrini mükafatı, faydası yok. Ama bir tesbihat yaparım. Allah derim celle celaluhu Allahü derim. Dostlarımızla böyle konuşurum, görüşürüm. Hayırlı meselelerden bahsederiz ayetlerden, hadislerden. Geçin olur, mükafat olur derim. Ve mütedekkirun yeterek terul eyka. İkincisi de Allah'ımızın vereceği cezayı düşünülüyor. Şimdi nefse hoş gelen haller var. Nefse hoş geliyor. Fakat düşünüyor.
Diyor ki bu nefsime benim hoş geliyor ama bunun bir acı neticesi var. Yarın huzur-i ilahilik diyor. Bir daha tefekkür var ki, o da her ne yaparsın? Hayır mı yaptım, şer mi yaptım? Hep bunların hesabının görüleceği huzur-u ilahiyi var diye düşünüyorum. Günahı terk ettiğimiz zaman Allah'ımız, şimdi günahı terk ibadet yapmaktan daha üstün. İbadet kolay gelir de günahtan kaçmak zor. Ondan önemli büyük mükafat vardır. Ve mütedekkirun, yetedekerun, Şimdi Allah'ımızın vermiş olduğu nimetler, bizi insan olarak yaratmış, İslam olarak yaratmış, tarikatı kılmış, ondan sonra çoluk çocuk varlık vesaire nimet bahsetmiş. Bunları düşünerek Rabbımızdan haya o nimeti düşünüyor ikramları ihsanları katiyen nimetin küfranında olunuyor, şükrediyor. Ve Allah'ımızın bize bizden yakın olduğunu düşünüyor. Mesela Cenabı hak kul ile kalbinin arasına girer buyuruyor. Her işimize vakıf.
Bunu düşünerek hata etmemeye çalışıyor. Allah'ımızın cende celalü sağımız, solumuz, önümüz, arkamız, alt üst, ne varsa onun ilmi her şeyi kuşatmıştır. Bizi biliyor. Yattığımızda, halktığımızda da daha satırdan geçen en gizli düşüncelere bile düşüncelerimize bile vakıftır. Bunu düşünüyorum. Ve mütezekkiru yetezekkeru, mavaral hak ile Allah'ımızın kulunun kalbine üç yüz altmış defa tecelli buyurdu. Şimdi onu düşünüyor. Rabbimizin tecelliyatını düşünüyor. Allah'ımızın burada nazır yani gözetleyen olduğunu her halimizi. Bunu tefekkür ediyor. Tefekkürün bir yönü de bu. Allah ile ahitleşmemiz. Biz ahitleştik ya Cenabı Hak'la ahitleştik. O ahdimizi tefekkür edip düşünmek Yani bünyeyi bütün değerlerin içinde olanlar neler her şey bitecek. Öldü mü en kıymetli elbise de olsa kesip çıkaracağız olur. Çıkacak da, her şey bitecek. Ondan beka, yani ayet celleler var da, kısa geçeyim diyorum, aktifim.
Şimdi bize ahirette faydası olacak bizimle gidecek olan amelleri düşünüyor. Diğerleri diyor burada kalacak. Bir de tefekkürü nedir? Muhalefet etmenin, Cenabı hakk'ın emrine karşı çıkmanın bir cezası var. Bir de kime karşı olduğunu düşünüyor ve bunun vebalini ve zelil olacağını. Yani dünyada da zaten İslam kelimede zelil oluyor. Ukala'da da zelil olacağını düşünecek diyor. Bir kere diyor kendisine faydalı olan, Allah'ımızın huzurunda onu memnun, mesut kılacak olan şeyleri düşünüyor ve bunun bize getirilerini düşünüyor. Tabii ki Cenabı Hak kendisine kullukta riayet eden kimseleri şereflendiriyor. Tefşir ediyor. Ebedi cennetler vesaireler ikramlarda bulunuyor Cenabı Hak. Bunu düşünür diyor. Allah'ımızın, Allah'ımızın artık bunu izahta zorlanırız biz. Daim ne diyor? Gözetliyor, gidiyor, görüyor anlamlar çok yazıldı. Daha sonra Yani biz bunu saymakla itmekle bitiremeyiz.
Cenabı hakk'ın azametini saltanatını kudretini rezzak oluşunu artık dirildirirsiniz buraya. İnsanlara şekil şemail verişinde milletin ikramiye. Bunları diyor tefekkür ederek Allah'a şüphelerdir. Amin. Amin. Ya Rabbel Alemin, imanımızı kamil eyle. Amin. Taklidi imanda tahkike geçmeye bizleri muvaffak eyle. Amin. Ya Rabbel alemin, şeytani lain gibi bir mel'undan, son nefeste imanınızı muhafaza eyle. Imanımızı ona çaldırma ya Rabbi. İmanımızın şartlarını erkanını, lezzetini ve hazzını duyacak bir hal bize ikram eyle ya Rabbi. İhsan eyle ya Rabbi. Öyle bir iman lütfeyle ki sıddıkı azamın Radıyallahu anh imanı terazinin bir tarafına, kıyamete kadar gelecek insanların imanı da bir tarafa konsa yine Sıddık'ın imanı ağır gelirdi buyrulan imanda sadakati, imanda sıddık kıyyetin, imanda Allah'ımızdan Cennet celalühü başrolunacak olan ilahi haz ve lezzeti bizlere ikram eyle, ihsan eyle ya Rabbi.
Öyle bir iman ki bu imanla sadece cennetini değil cemalini görebilecek, cemaline erebilecek bir iman bize lütfeyle, ihsan eyle ya Rabbi. İbadet ve taatlerde bize gevşeklik verme ya Rabbi. Resulallah. İbadetimizi ve taatimizi kolayca yapabilecek. Hatta zevkle yapabilecek, muhabbetle yapabilecek, aşkla şevkle yapabilecek. Sadece bedeni değil, kalbi olarak da taahhütlerimizi icra edebilecek güzellikleri bizlere ihsan eyle yarabbim. Öyle bir ibadet ve taat ki yapıldığı zaman Rabbimizi görüyor gibi. Biz onu göremesek dahi Rabbamızın bizi Celle Celalühü gördüğünü tefekkür ederek taatlerde bulunmayı bizlere nasip ve müyesser eyle ya Rabbi. Ya Rabbel alemin, evlatlarımızın, ailemizin ve etrafımızın ve bütün cemiyetimizin de ibadetli ve taatli olmasını lütfet Ya Rabbi.
İmanlı olan her müminin secdelerde, taatlerde, rükularda vesair taatlerde razı olacağın taatleri yerine getirmeye muvaffak eyle ya rabbi. Ya rabbel alemin. Ehli küfür olan kimselerin de hidayetini nutfe ile ihsan eyle ya rabbi. Çünkü habibin Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem kafirlerin bile kendisine zulmeden küfrün bile hidayetini istediğine göre bizler de onun ahlakına erişebilirsek, ehli küfrün de hidayetini lütfeyle. Eğer ıslahı mümkün olmazsa kahr u perişan eyle. Birliklerini güç ve kuvvetlerini yok eyle ya Rabbi. Ya Rabbel Alemin, ahlaki değerlerimiz ki cemiyetin ve bir milletin ayakta durmasına vesile olan güzel ahlakı bizlere lütf eyle. Habibin Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellemin, ahlak-ı Muhammediyyesi ile ahlaklandır ya Rabbi. İlahi ahlak ile ahlaklandır ya Rabbi. Ya Rabbel Alemin.
Duanın neticesi olarak hepsini içerisine alan yalvarış ve yakarışta Habib bin Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem senden nelerin hayrını istemişse onları istiyoruz lütf eyle ya Rabbi. Nelerin şerrinden korunmak istemişse onlardan da muhafaza olmak istiyoruz, sen koru ya Rabbi. Her camimizde yapılan Fetih suresi, Yasin-i Şerif, Mülk suresi, ihlası şerifler, belagı, nasi, atiha ve Bakara suresinin baş kısmında bulunan beş ayeti celilere hasıl olan ecir ve mükafatı evvela bizzat aleyhissalatü vesselam annemizin ruh tayyibelerine ehline ashabına peygamberanizan ve piranizan bütün geçmişlerimizin ruhlarına ikram eyle ya Rabbi.
Okunan bu Kuran-ı Kerim'ler hürmetine Kuran-ı Kerim'deki sureler hürmetine Filistin'de zulüm altında olan, evlerinden çıkartılıp evsiz ve bahtsız bırakılan, eşikteki çocuklara kadar katledilen, hastaneleri bile vurulan, ilaçları bile yok edilen, yardımlara bile mani olunan kutsi şerif gibi en önemli bir mekan, vahyi ilahinin indiği, birçok peygamberlerin vahye mazhar olduğu ve barındığı Aleyhissalatü Vesselam efendimizin Miraç'ta ilk basamağı Sacallahüteala cinsinden ve bütün enbiyaya imamet yapmış olduğu kutsi şerifi Yahudi'nin elinden kurtar ya Rabbi. Ya Rabbel Alemin, içimizdeki nefis ve şeytan ve kötü düşüncelerden de bizi kurtar ya Rabbi.
Ya Rabbel alemin, Hacer-i muallak gibi aleyhissalatü vesselam efendimizin mübarek kademe saadetini bastığı ve birçok Allah'ımızın nimetlerinin bulunduğu, ta Davud aleyhisselamdan, Süleyman aleyhisselamdan vesair ecdadımızın Hazreti Ömer Radıyallahu fetemüyesser olduğu Salahattini Eyyubi Hazretlerinin sırf bu ülke için mübarek vech saadetinin bile gülmediği, kurtarmak için gayret ettiği, öyle bir tecelli ki miras gecesinde kurtuluşuna vesile olduğu kutcidi şerifi Yahudi bir yerinden kurtar yani. Amin. Elbette ki Habibi'nin mübarek diliyle Sallallahu Teala aleyhi ve sellem bir vadi ilahi var. Her taş benim arkamda bir Yahudi var, gelin de helak edin dediğin o nimeti o ihsanı en kısa zamanda lütfet Ya Rabbi.
Sadece kınamalar, sadece bunun münasip düşmediği şekliyle ifadeden öte bu mekanımızı dört yüz sene Osmanlı'nın elinde bulunan, mescitlerinde, minarelerinde Allahu ekber diye iddia edin ve ibadet ve taatin yapıldığı, hac mevsimlerinde vesaire zamanlarda ilk yolculuğun hutsi Şerif'ten başlanılıp, sonra Mekke ve Medine'ye ulaşıldığı, o hutci şerifin, Mescid-i Aksa'nın bugün de elli yaş altında olanların girmesine müsaade edilmeyen, ancak Yahudi'nin nezaretinde içeri girilebilen Mescid-i Aksa'yı Allah'ın okunan Kuran-ı Kerim'ler ve yapılan dualar, gözyaşları, herkesin kendisine mahsus aşıkların sadıkların yalvarışları hürmetine kurtar ya Rabbi.
O güzel mekanı üç mekandan ilk kıblemiz olan Mescidi Aksa Kabei Muazzama ve Medinei Mimere gibi üç kutsi bir mekan burayı ayaklarının kirleriyle Yahudi'nin berbat etmesine, orayı hakir görmesine, altlarından Mescid-i Aksa'nın tünel geçirmek suretiyle sütunlarını oynatan Yahudi'nin sütunlarını mahv eyle Ya Rabbi. Gönül sütunlarından ve bütün maddi ve manevi sütunlarını yok eyle Ya Rabbi. Temellerinde muvaffak eyleme Ya Rabbi. Hala durmayıp vurun diyen bu zalimleri Ya Rabbel alemin sana sığınıyoruz. Ayeti celile-i cemilesiyle ilimizin inilecek şekilde helakini takdir eyle ya Rabbi. Helak eyle ya Rabbi. Orada ağlayan sızlayan kardeşlerimizin göz yaşına sen merhamet buyur ya Rabbi.
O yavrusu gözü önünde öldürülen annesini ve babasını ve kardeşlerini kaybedip on yaşında bulunmasına rağmen Allah'ımız İslam'ı ve Müslümanları muvaffak kılsın diye o yavruların o masum yavruların yalvarışını boşa çıkarma ya Rabbi. Belki bizim duamız senin hatırına yükselmeyebilir, biz hatalıyız. Biz isyankarız. Ama senin sevgili kulların var. Senin aşık kulların var. Sadık kulların var. Meme tutan yavrular var. Daha küçük sabavette olan kuzular var. Onların hürmetine sen koru ya Rabbi. Sadece Filistin değil, bunun dışında zulüm gören bütün din kardeşlerimizi sen koru muhafaza eyle ya Rabbi için. Burada bulunan cemaatimizin hayırlı isteklerini lütf eyle ya Rabbi. Bir saniye ya Rabbi. Derdi sıkıntısı olanlarımızın dertlerini kaldır ya Rabbi.
Hasta olanlarımıza şifa, dertli olanlarımıza deva, borçlu olanlarımıza eda, ne sıkıntımız varsa hep sıkıntımızın kalkmasına, ilahi dertlerle dertlenmemize, evliyaullahın mürşid-i kamillerimizin bize göstermiş olduğu hedefe doğru yürümeye, artık sağ sol şu bu deyip de kendimizi oyalamadan Mevla yüzücü Celal'e tamamen zatına rab olmamızı lütf eyle ya.