Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kaddesallahü's-Sirahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebe. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici. İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde birlikteliğimiz devam ediyor. Hazreti Neccar. Mahmut Sami Ramazan olur Hz. Yusuf Aleyhisselam kıssasıyla Yusuf Suresi tefsiriyle inşallah bu bölümde de birlikteliğimiz devam edecek. Yusuf'un kuyudan çıkarılması ve satılması hadisesini ve oradan çıkarılabilecek olan dersleri ve hikmetleri sizlere aktarmaya devam edeceğim inşallah Teala. Allahu Teala bu ayet I kerimede ilmi medih cehli zem etmiştir.
Cenabı Hakk'ın ilmi en büyük nimetler cümlesinden olarak en başta zikretmesi de büyük ehemmiyeti haizdir. Bundan sonra fakat insanların ekserisi ilim sahibi değildir bilmezler, cehl içindedirler buyurmuştur. Bundan anlaşılan ise insanların pek azının alim olabileceğidir. İlim iki kısımdır. İlmi şeriat, ilmi hakikat. Her birisi kendi yerinde kıymetlidir. Haberde varid olduğuna göre ya Resulallah amellerin hangisi daha faziletlidir diye sorulduğunda Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Allah'ı bilmek diye buyurdular. Hangi amel mertebeyi artırır diye soruldu Allah'ı bilmek diye buyurdular. Ya Resulallah biz amelden soruyoruz, siz ilimden cevap veriyorsunuz dediklerinde Resulullah ilim ile yapılan az amel fayda verir. Fakat cehaletle yapılan çok amel fayda vermez buyurdular.
Allah'ı bilmek yani marifetullah'a sahip olmak ise tasfiye-i batın yapmadan yani hiç temizlik yapmadan ve kalbi zikrullah ile cilalamadan nüesser olmaz. Büyüklerin bütün gayreti, kalpleri ve batınları ıslah etmek noktasında toplanmıştır. Kalıpları ve zahirler değil çünkü zahir halkın nazar ettiği yerdir. Batıl ise hakkın nazar ettiği yerdir. Hakkın nazargahını ıslah eylemekse halkın iltifat edeceği şeyleri ıslah etmekten ehem ve elzemdir. Daha önemli ve daha gereklidir. Kabe, bünyadı Halil Azerest dil nazargahı celil ekberest. Kabe, Halili Azer'in binadı yani binasıdır. Gönül ise Celil-i Ekber'in Hakk'ın nazargahıdır. O tam erginlik çağına girince ona hüküm, hikmet ve ilim verdik. İşte iyi hareket eden insanları böyle mükafatlandırırız.
Tefsir ehlinin beyanına göre Yusuf'un bedeninin şiddet ve kuvvet kesbettiği, aklının ve temyiz kudretinin geliştiği yaşlardayken kendine hüküm ve ilim verilmiştir. Bu da otuzla kırk yaş arasıdır. Her şeye vakıf olmadıkçadır. Bazı hükema hikmet ehli insanların ömürlerini yaşlarına göre dört mertebeye tasvip etmişlerdir. Birincisi neşvü nema-yı şiki, nihayeti otuz senedir. İkincisi Sinni Hukuf ki gençlik yaşı da denilir, nihayeti kırk senedir. Üçüncüsü olgunluk yaşı ki kuvvetten düşme çağıdır, nihayeti altmış senedir. Okman Vakfil dördüncüsü ihtiyarlık yaşıdır, inhitatın, çöküşün açıkça görüldüğü yaştır. Tabiplere göre bu vakitlerde en uzun yaş yüz yirmi senedir. Yusuf Aleyhisselam'ın sireti saliki meczub yoludur, meczub-i salik yolu değildir. Evvela süluk edip sonra cezbe-i ilahiyeye katılmak Allah'ın cümle enbiya ve evliyası üzerinde hicra ettiği sünnetidir.
Ayet-i kerimedeki hükmen ve ilmen kavli Yusuf'un ameli ve nazarı kuvvet ve bilgilerinin ikmal olunduğunun beyan içindir. Hasani Basri şöyle buyurmuşlardır: Kim gençlik vakitlerinde Rabbine olan kulluk vazifelerini güzelce yerine getirirse, Allah ona ihtiyarlık vakitlerinde hikmet kapısını geçer. Bu böyle demek Hakk'a muti olan kimseye er geç hikmet pınarları açılacak demektir. Onun için Atiye-i ilahiyyeye liyakat kesbetmek gerekir. Kol, kollok vazifesine aralıksız devam eder. Hakk'ın ihsanlarının bir zaman için gecikmesiyle ümidini kesmez, ellerini duadan indirmez. Hadisi şerifte varid olmuştur ki ümmetimin amellerinin efdali Allah'tan gelecek ferahlığı intizar etmeleridir. Büyükler derler ki ilimde kemale ermek, amelde kemale ermekten efdaldir. Fakat ilimde bir kusur işlemekte amelde bir kusur işlemekten tehlikelidir.
İnsanın akidesinin sağlam, kalbinin temiz olması sağlam ilim elde edip kemale erebilmesinin ilk şartıdır. Allahü Teala'nın methettiği ilim de bu ilimdir. İşte Enbiya aleyhimussalatü Vesselam hazaratı Cenabı Hak'tan bu ilmin kendilerine ziyade edilmesini istemişlerdir. De ki Rabbim benim ilmimi arttır, Allah'tan ilmini artırmasını iste. Adem Aleyhisselam melaikenin hürmet ve tazimlerine onların secdesine kendine talim olunan esma sayesinde müstahak kılınmıştır. Süleyman Aleyhisselam o büyük saltanatına ince anlayış ve mantık-ı tayrı bilmesiyle Yusuf Aleyhisselam sıkıntılardan, zindanlardan kurtuluşa ve saltanatına ilmi tabiri bilmesi sayesinde nail kılınmıştır. İlmi tevhidi bilen marifetullah'a eren bir kimse nasıl olur da cehennemden kurtulmaz?
İşte Cenabı Hak Yusuf'un o ilim sayesinde zindanlardan kurtulduğunu beyan duyurduktan sonra okede likeni Zil müziği, işte ihsan erbabını biz böyle mükafatlandırırız buyuruyor. Bazı büyükler bu ayeti kerimeyi talep, müridlik cehd ü gayret, riyazat ile nefsini güzelleştirip ıslah ederek ihsan ehillerinin arasına sokan ve onların meclisinden ayırmayan kimseye işaret olarak izah etmişlerdir. Allah da ihsan erbabını sever. Allah'ın sevdiği bir kimse de iki cihan saadetine nail olmuştur. Hadis-i şerifte varid olmuştur ki Allah bir kulu sevdiği zaman Cebrail'e nida eder. Allah, filanı seviyor sen dese. Onu Cibril sever ve sema ehline nida eder. Muhakkak ki Allah filan seviyor, siz de onu seviniz. Onu sema ehli sever, sonra onu ehli arza sevdirir. Onun bulunduğu evdeki kadın onun nefsinden murat almak istedi. Kapıları sımsıkı kapattı ve sana söylüyorum beri gel dedi.
O ise Allah'a sığınırım doğrusu o benim efendimdir. O bana güzel bir mevki vermiştir. Hakikat şudur ki zalimler asla felah olmaz dedi. Hikaye olunur ki Züleyha kadınların en güzellerinden olup Mağrip Sultanı Times'un kızıydı. Bir gece rüyasında olabildiği kadar hüsnü cemal sahibi bir genç gördü. Ona kim olduğunu sordu. O da ben Mısır Aziziyim dedi. Züleyha uyanınca rüyasında gördüğü gencin fitnesine kapıldı. Hali değişti fakat uzun bir zaman halini başkalarından gizli tuttu. Bir müddet sonra evinde hizmet eden köle ve cariyeler onda bir iş olduğunu hissettiler. Bazısı nazar değmesi, bazıları sihre tutulmuş oldu, bazıları cinlerin içmesi, bazıları da aşk halidir dediler. Uzun araştırmalardan sonra onun aşık olduğunu anladılar fakat kime aşık olduğunu öğrenemediler. Komşu memleketlerin melikleri onu istedilerse de Züleyha Mısır Azizinden başka hepsini reddetti.
Babası da onu teçhiz edip sayısız köle ve cariye ve embal mallarla ve muhafızlarla Mısır'a gönderdi. Aziz de onu kendi şanınca birçok ziynetiyle karşıladı. Fakat Züleyha Mısır azizini görünce rüyasında gördüğü gencin o olmadığını anlayıp ağlamaya başladı. Hasret ve firgatıyla dövülmeye başladı. Hatiften bir ses işitti ki, mahzun olmaya Züleyha, maksudun bunun vasıtasıyla hasıl olacaktır. Züleyha Fatih'ten bu müjdeyi işitince sevincinden secde-i şükrane baş koydu. Rivayete göre Yusuf Aleyhisselam Züleyha'nın köşkünün bahçesinde ibadetine devam ederdi. Gününü üçe taksim etmişti. Üçte birini namazla, üçte birini ağlamakla, üçte birini de tesbih ve zikrullah'la geçirirdi. Yusuf, erkekliğin kemaline, buluğa erişince Züleyha ona nefsini teklif etti. Yusuf da ondan bahçeye kaçtı. Yusuf onu terk edince onun rengi değişir, beni saradı.
Cariyelerinden birisi Züleyha'ya Yusuf için hususi bir ev hazırlayıp onu olabildiği kadar kıymetli ziynetlerle tezyin etmesini, süslemesini ve Yusuf'la halvet etmesini işaret etti. Tezyin işine, süsleme işine memur ettiği sanatkar işini bitirince Züleyha Aziz'i davet etti. Aziz odayı görünce görülmemiş bir şekilde tezyin edilmiş olmasına gayet takip etti. Züleyha'ya dedi ki bu odaya sürur evi adını koy. Aziz çıkıp gidince Züleyha Yusuf'u davet etti. Onu istemediği halde birçok ziynetle de ziynettiler. Züleyha da ziynetleri üzerine bir kat daha ziynetlendi. Beyaz ve güzeldi. İki gözü arasında parlayan bir beni vardı. Saçlarını dört bölük taramış, ayrıca inci ve yakutla da süslemişti. Gerdanlıkları da boynundan sadrına sarkıyordu. Yusuf'u aldatıp birinci odaya getirdi. Kapıyı sımsıkı kapattı. Olanca hilelerini kullanarak onu nefsine davet etti.
Yusuf iltifat etmeyince bitişiğindeki ikinci odaya girdi. Yine kapıyı sımsıkı kapadı. Yusuf yine iltifat etmedi. Onu bütün kuvvetiyle üzerinden defeyledi. Yedinci odaya varıncaya kadar bu devam etti. Yusuf yine iltifat etmeyip onun dediğini yapmadı. Ayet-i kerimede bunun için cemin sikasıyla, çoğul kalıbıyla kapıları sımsıkı kapattı, buyrulmuştur. İbn-i Abbas radiyallahu anhuma rüyasında Yusuf Aleyhisselam'ın tebessüm ettiği vakit dudaklarından nur parladığını, konuştuğu vakit nurların şualarının, ışınlarının her tarafa saçıldığını gördüğünü söylemiştir ve güzelliğinin kelimelerle ifade edilemeyeceğini beyan etmiştir. Züleyha Yusuf'a seslenip İşte bu müzeyyen odayı, bu süslü odayı senin için hazırladım. Ey Züleyha, sen beni harama davet ediyorsun. Yakup evladıysa bu fiili işlemez, sen bana zillet ve hüzün libası giydirmek istiyorsun.
Ey Züleyha sürur evi diye isimlendirdiğin bu evin hüzünler ve feryatlar evi ve cehennemin bir köşesi olmasından korkuyorum. Züleyha ey Yusuf, ne güzel gözlerin var. Yusuf, onlar en evvel cesedimden yere akacak. Züleyha, ne güzel yüzün var. Yusuf, toprak onu yiyecek. Züleyha, Ne güzel saçların var. Yusuf, Onlar cesedimden ayrılıp toprağa dökülecek. Züleyha, İşte ipek döşek hazır. Kalk hacetimi yap. Yusuf, Sen benim cennetteki nasibimi zayi edeceksin. Beni ebedi saadetten mahrum edeceksin. Züleyha, gözlerim senin muhabbetin de sarhoştur. Ne olur gözlerini yerden kaldır da hüsnü cemalime bir bak. Yusuf, sahibin hüsnü cemaline herkesten fazla layıktır. Muhakkak ben Allah'a sığınırım. Sahibin de bana güzel bir mevki veren efendimdir. Muhakkak ki yersiz iş yapanlar, zalimler felah olmazlar. Ayet-i kerime, bir kimseye yapılan ihsanın kıymetinin ve şükrünün bilinmesine amirdir, emretmektedir.
Yusuf iki şeyden dolayı bu haramdan içtinap ettiğini, kaçındığını beyan etmiştir. Birincisi Allah'a isyan etmemek. İkincisi Züleyha'nın kocasının ona olan ihsanına layık olmayacak bir harekette bulunmak suretiyle zulmetmemek için. Ayetleri kastı mahsus ile yanlış tefsir ederek kabukta kalanların Yusuf'a isnat ettikleri gibi enbiyaya fuhuş amellerini nispet ve izafe etmek küfürdür. Çünkü bu onlara şetm eylemek, sövüp saymak demektir. Değerli ricam bakalım bir sonraki bölümümüzde Yusuf ve Züleyha arasında nasıl bir diyalog gelişecek, olaylar nasıl seyredecek ve bu olayları aktaran ayetlerden nasıl dersler almamız gerekecek? İnşallah bir sonraki bölümümüzde Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddes Sallallahü'zira'l Azizi yorumuyla dinlemeye, izlemeye devam edeceğiz.
Sultanü'l arif'in Merhum Bahmut Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahü's-Sirrahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici.