İslam Ahlakı ve Nefis Terbiyesi kaydında Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu Sırrahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin…
Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu Sırrahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin Biçici. Saygıdeğer dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programlısın bugünkü bölümünde tekrar sizlerle birlikteyiz. İnşallah yine Mahmud Sami Ramazanoğlu Bakara Suresi tefsiriyle inşallah programımıza devam ediyoruz. On altıncı ayet-i kerimede kalmıştık bundan önceki programımızda inşallah kaldığımız yerden sizlerle birlikte olmaya, yüce Rabbımızın o kelamını inşallah sizlerle paylaşmaya devam ediyoruz. Muhterem, üstadın dilinden ve kaleminden. Onlar o kimselerdir ki doğru yolu bırakıp sapıklığı eğri yolu satın almışlardır.
Demek alışverişleri onlara kazanç sağlamamış, onlar doğru yolu da bulamamışlardır. Hikaye olunur ki Üstat Şeyh Ebu Ali ette Kalk rahimehullah'ın ticarette ileri gitmiş zengin bir müridi vardı. Bu mürid bir gün hastalandı. Şeyh Dekak Hazretleri onun ziyaretine gidip hastalığının sebebini sordu. Efendim, gece teheccüde kalkmıştım. Hazırlık yaparken sırtımı bir ateş kapladı, bir sıkıntıya düştüm. Baktım ki hummaya tutulmuşum. Şeyh Dekkak Hazretleri müride dedi ki: Fuzuli işle uğraşma. Kalbinden dünya muhabbetini çıkarmadıkça, gönlünü Allah'tan gayrı her şeyden temizlemedikçe teheccüdün sana bir faydası olmaz. Sana gereken ilk iş budur, sonra nafile ile uğraşmak. Başı dönmüş kimsenin durmadan ayağını ovuşturması bir fayda vermez. Eline bulaşmış necaseti temizlemeyen adamın taharetle uğraşması sair azasını da kirletmekten başka bir netice vermez.
Bazı meşayih şeyhler demişlerdir ki bazı nafile hayrata çokça koşarken üzerine farz olan hukuku ifada tembellik göstermek de hevaya ittiba cümlesindendir. Nicelerini görürsün ki kendisini tehalukla evrad ve ezkara verir. Yani kendisini helak ederçesine evrad ve zikirle uğraşır, nevafil ile ulaşabildiği kadar meşgul olur. Fakat Allah rızasını kazanmak için bir tek farzı doğru dürüst ifa etmez. Halbuki akıl sahibi evvela sermayeyi, sonra karını düşünür, bu da isteyerek yapılır. Zorla bir şey olmaz. Bunun için Allahu Teala kullarının hukuk-u ilahiyesinde gevşek davranacaklarını bildiği için onları farzlarla mükellef tutmuştur. Farzları doğruca ifa ettikten sonra nevafille nafilelerle uğraşan Allah'a daha fazla kurbiyet kesbeder, daha fazla yakınlık kazanır. Bu mürüvvet ve safa ehlinin karıdır.
Münafıkların hali bir ateş yakan kimsenin hali gibidir ki o ateş etrafını aydınlatınca Allah onların gözlerinin gönüllerinin nurunu giderivermiş ve onları hiçbir şey görmez bir halde karanlıklar içinde bırakıvermiştir. Münafıklar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, binaeneli nifaklarından dönmezler. Hakkı işitmedikleri ve kabul etmedikleri için sağırdırlar. Bir defa kabul etmedikten sonra işitmemiş hükmündedirler. Samem yani sağırlık işitme duyularının kapanması ve insana sesin sözün ulaşmaması demektir. Hakkı söylemedikleri için dilsizdirler. Açığa vurdukları yalancı bir imanın altında içlerinde gizledikleri küfürlerinden dolayı Hakk'ı söyleyemezler. Bunlar söylenmesi lazım gelen sözü söylemedikleri için dilsiz hükmündedirler. Bu dile arız olan afetlerin en büyüğüdür.
İslam Ahlakı ve Nefis Terbiyesi kaydında Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu Sırrahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 8 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Hadiselere bakarak ibret almadıkları ve hidayete ermedikleri için, basiretlerini yitirdikleri için gözlerini de yitirmiş hükmündedirler ve kördürler. Basar ve basiretten Murat hakkı görmek ve hidayete ermektir. Basireti yani kalp gözü olmayanın baş gözü de yok demektir. Basiret körlüğü ne büyük bir afettir ki basar körlüğünden eşettir daha şiddetlidir. Ayetin lafzındaki AMADIRLAR! Ifadesi her iki körlüğe de Şamindir, kapsamaktadır. Dünyadaki sıfatları ve halleri bu olduğu için ahiretteki halleri de aynıdır. Bunların hallerini beyan için Cenabı Hak Ve biz onları kıyamet gününde, yüzleri üstünde bir halde ve körler, dilsizler ve sağırlar olarak haşrederiz buyurmaktadır. Bu sebeple Allah'ın selamını işitmezler, Allah'a bir şey söyleyip bir dilekte bulunamazlar ve onu göremezler.
Müslümanlar ise dünyadayken hakkı işitmekte, hakkı söylemekte ve hakkı görmekte oldukları için kıyamet gününde Allah'ın hitabına nail olur, ona kavuşmak ve selamını almakla ikram olunurlar. İşte bu münafıklar ve kafirler, mezkur sıfatları ve halleri sebebiyle hidayeti terk ederek düştükleri dalalet çukurundan tekrar hidayete dönemezler. Basiret körlüğünün sebepleri üçtür. Ağza ve cevarihini masiyetlerden korumamak. Yani organlarını masiyetlerden kötülüklerden korumamak. İbadetlerini ruhuyla ve içinden gelerek değil riyakarlıkla ve tasannu için yapmak. İnsanların elinde olana tamah etmek. Basiret körlüğü musibetine tutulan bir kul haktan yüz çevirir, masivaya yönelir.
Büyükler demişlerdir ki sahih bir niyetle ve güzel bir şekilde Allah'ın rızasını murat edinerek, ehlullah tarikına giren, sohbet ve riyazat meşakkatlerine katlanarak, müridlik nuruyla nurlanan ve arzu ateşini yakarak, bu ateşin ışığıyla saadet ve şekavet sebeplerini görerek sohbete devam ile hizmete bel bağlayan, halvetin adabına riayet ederek nefsine dünyadan el çektiren, heva ve hevesi gönlünden söküp atan, kalbinin safaya yani temizliğe ermesinden sonra, ruhunun envarından şevk ve zevk pınarları fışkıran kimse bütün bunlardan sonra Allah'ın mekrinden emin olup nefsinin oyununa gelirse bir sürü havatır ve vesveseler onu rahatsız ede ede işini bitirir. Kalbinde doğan marifet güneşi batarak tekrar nefsinin zulümatına bürünüp, usulünden evvel visal bağı kopar. Yani kavuşmadan o kendisini oraya bağlayacak olan bağ kopar. Cennet gibi bir hayat ve huzurdan sonra kötü bir hale düşer.
İşte bunlara Allah'tan hiç beklemedikleri işler gelmiştir ayeti bunlar hakkındadır. Bunlar sağırdırlar. Yani kalp kulakları sağır olduğu için baş kulakları bir vazife görmez. Dilsizdirler ve kördürler. Hakkı göremezler ve söyleyemezler. Allah bunlara Biz Kuran'dan müminlere şifa ve rahmet olan şeyleri inzal ediyoruz buyurduğu vechile birbiri ardınca her derdin devasa olan ilaçlarını, şifalarını ve tabiplerini göndermiş ve indirmiş. Bunlar görür, işitir ve söyler oldukları halde Allah'ın nebilerine icabet etmeyince bu şifa nefislerinin küfrü zulmetini ve imansızlıkları sebebiyle onların hüsranını arttırmıştır. Bu Kur'an zalimlerinse ancak hüsranını artırır buyrulmuştur. Bunlar ehli iman ve ehli rahmet olmadıkları için lanete uğramışlardır. Bu lanet müzmin bir sağırlığın ve körlüğün neticesidir.
Allahu Teala bunlar hakkında İşte onlar Allah'ın kendilerine lanet edip de kulaklarını sağır, gözlerini de kör ettiği kimselerdir buyurmuştur. Münafıkların halleri, şiddetli karanlıklar ve havanın gürültüleri ve şimşek ziyaları kendisinde mevcut olan bulutlu havada yağmura tutulmuş kimselerin halleri gibidir. Onlar şiddetli ve gürültülü yağmurlarda semadan nazil olan yıldırım sebebiyle ölüm korkusuna binaen parmaklarının uçlarını kulaklarına tıkarlar ki o şiddetli sayhaları, sesleri işitip de korkuları ziyadeleşmesin. Halbuki Allah Teala kafirleri kudretiyle ihata edicidir, kuşatıcıdır. Şiddetli şimşek az kalsın gözlerini kör eder. Her ne zaman şimşek parlar ve onlara ziya verirse aydınlatırsa hemen o Ziya'dan o ışıktan istifade ile yürürler. Fakat şimşek kaybolur olmaz üzerlerine karanlık basınca oldukları yerde çıkılıp kalırlar, yürümekten kesilirler.
Eğer Allah Teala dilemiş olsa idi, elbette onların kulaklarını ve gözlerini giderirdi. Zira Allah her şeye kadirdir. Ebu Suud Efendi'nin beyanı veçile kemali süratle çok hızlı bir şekilde intişar eden yayılan dini Muhammedi'nin terakki ve Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin etrafı aleme dağılan sıhhati Nebevi ve mezayayı aliyelerini işitmemek için parmaklarını kulaklarını tıkadıklarını, ihbar suretiyle münafıkların iktida etmek ihtimali olmadığını beyan buyurmuştur. Evet, Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın tebliğ ettiği dinin ve Peygamber Efendimizin dünyanın her tarafına dağılan o mübarek seslerini, sözlerini ve yüksek meziyetlerini işitmemek için parmaklarını kulaklarına tıkadıklarını haber veriyor. Ayet-i Kerime. Abdullah bin Abbas radiyallahu anh'dan rivayet edildiğine göre şöyle denilmektedir. Arşın altında bir deniz vardır ki canlıların rızkı oradan iner.
Allahu Teala denize vahyeder, o da semadan semaya nihayet dünya semasına kadar Allah'ın dilediği ölçüde yağdırır. Sonra Cenabı Allah, Bulut'a işe yaramazlarını ayırabilmek için elekten geçir diye vahyeder. O da bu vazifeyi yapar. Düşen her damla ile beraber onu yerine yerleştirecek bir melek iner ve semadan inen her damla mutlaka belli bir ölçü ve tartıyla iner. Ancak fırtına, tufan günü belli bir ölçü ve tartıyla olmaz. İbn-i Abbas radiyallahu anhüma'dan rivayete göre Yahudiler, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelip Bize haber ver, rahat nedir? Demişler. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem cevaben Meleklerden bir melektir ki vazifeleri bulutlar üzerindedir. Beraberinde ateşten kamçılar vardır. İşleri Allah'ın dilediği şekilde onunla sevk-i idare eder. Dediler ki: Peki bu işitilen ses nedir? Nebi sallallahu aleyhi ve sellem onun zecridir yani sarsmasıdır.
Yani işi emir olunduğu yere vardırıncaya kadar sarsar. Dediler ki doğru söyledi. Ayet-i celilede, Rahat'dan murad, o meleğin sesidir. Meleğin kendisi değildir. Diğer rivayette ise, Rad o melek, Allah'ın hamdıyla tesbih eder. O tespihi başlayınca onun bulunduğu semadaki melekler de tespihi başlayarak seslerini yükseltir. Bu esnada yağmur inmeye başlar. İbn-i Abbas Radıyallahu Anh demiştir ki Gök gürültüsü işitince deyip de kendisine saika isabet eden kimsenin diyeti benim boynuma borç olsun. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem gök gürültüsünü ve saikalarını işitince Allahümmela taktulna bir gadabik. Allah'ım bizi gadabınla öldürme, azabınla helak etme, bizi gazabına ve azabına uğratmadan afiyetine erdir derlerdi. Akıl sahibine gereken dosdoğru şer-i Şerife ve sıratı müstakime yapışmaktır. Bir sürü gayilelerden, esaretlerden ve şu alemin tehlikelerinden ancak böyle kurtulabilir.
Herkesin sonunun ne olacağı gizlenmiştir. Kimse ne olacağını bilmez. Bir adam Hasan Basri Hazretlerine gelip sabaha nasıl çıktın diye sual ettik de Elhamdülillah, hayr ile diye cevap verdi. Peki şimdi halin nasıldır deyince Hasan-ı Basri Kuddisesi rutubetum etti. Bir müddet durduktan sonra dedi ki halimi hiç sorma. Bir gemiye binen, denizin ortasına vardıkları bir sırada gemileri bir darbeyle parça parça olan, her birisi bir tahta parçasına tutunarak, canlarını kurtarmaya çalışan kimseler hakkında ne dersin? Bu insanlar ne gibi bir halde olurlar? Adam çok zor bir durumdadırlar dedi. Hasan-ı Basri devamla İşte benim halim bunların halinden daha zor. Er geç kucağına düşeceğim denizim ölüm, gemim ise hayatımdır. Ölüm esnasında hayat kimim parçalanınca, tutunacağım parçalar, günahlarımdır. Hali boğulan bir kimse ne durumdadır ey oğulcuğum? Dedi.
Hadisi şerifte Cenabı Peygamber Aleyhisselam kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise varacağı yer Allah ve resulüdür. Kimin hicreti nail olmak istediği bir dünyalık yahut nikahlamak istediği bir kadınsa varacağı yer o hicret ettiği şeydir buyurmuştur. Basiret erbabına göre şu dünya bir dikendir. Görmez misin ki her an bir başkasına yar olmaktadır. Kıymetli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın bugün de sonuna geldik. Sizlere bugün de Mahmut Sami Ramazanoğlu Bakara suresi tefsirinden bazı ayetlerin tefsirini aktarmaya çalıştım. Bir sonraki programımızda yirmi bir. Ayeti kerimede buluşmak üzere Velhamdülillahi Rabbil alemin. Sultanü'l-Arif'in, merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahü's- Sırrahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi.
İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Alaaddin Biçici.