Rabbim ahlaktan konuşup inşallah. İslam dininde ahlak muazzam mevzu muazzam bir alimdir. Bu bahiste yazılmış yüz binlerce eser elimizde mevcuttur. Hiçbir dinde ahlak bu kadar mükemmel olarak ele alınmamıştır. Bu bizim İslam dini kadar hiçbir dinde almamıştır. Üzerinde durmamıştır. Yazılardan okuyun. Medeniyetin, mürüvvetin, insaniyetin, nezaketin, lütufkarlığın, muavenetin, kadirşinaslığın hakiki mana ve ilmi bu dinin samimi saliklerine bir ilahi bilgidir. Harpte zulüm almış türem yürümüş, kalpte zulüm almış yürümüş. Yine devlikleri türemiş. İnsanların vahşeti en kavli karanlıkları içinde kalmışken resulü İslam İslam resulü sahabelerine an Enes radiyallahu anh ala yüz kırk iki. Cilt üç sahife üç sahife üç yüz yetmiş sekiz Sizden biriniz tam mümin olamazsınız. İyi dinleyelim, hemen geldik mevzua. Ta ki kendi nefsi için sevdiğini din kardeşi için de sevmedikçe tam mümin sayılmazsınız.
Size ne seviyorsanız mümin kardeşlerimize da onu sevmedikçe diğer bir hadisi şerifte Hageydı Müslüman Müslümanın hageyısı İnsanlar onun elinden, dilinden selim ve emin olan kimsedir. Ne dilinden zahmet görüyor ne elinden zahmet görüyor. Yani ona Müslüman denilir Müslüman denilir buyuruyorlar. Burada şunu hiç çekinmeden kuvvetli olarak söyleyebiliriz ki bugünkü beşeriyet bugünkü şu beşeriyet içinde bulunursun. Hakiki beşer beyannamesi yerine bu iki hadisi bu hadisi Muhammediyeyi sallallahu aleyhi ve sellem düstur kabul etsin anayasanı aramasın bu iki hadisi düstur kabul etsin sevdiğini elin için sevmek elinden dilinden herkes selamette olmak bu iki hadisle amel etsinler tam tatlı yesinler nizamı alem en kısa zamanda düzelecek. Anlıyor musunuz? Mahkemeler rahat edecek. Hakimler dinlenecek. Hapishaneler boş kalacak Ben dışarılardan çık misal hatırıma geliyor ya bilmiyorum.
Hicaz'ın mahkemesine vardım diyor Hadi Hüseyin Efendi hocamız Kayseri Müftesi elli bir sene vaazı. Elli bir sene vaazı vermiş bizzat. Öyle hakim yok da yok da yok. Hakim Arapça konuştu diyor. Bize diyor. Adamın diyor el arkasına bağlanmış taksinin başında gözünden sim sim yaş geliyor bana Arapçada dedi ki yolda muhkememin tekerlerini patladı hocam affetmezsem ben çok büyük hesap ederler. Peki çıktım ya. Bunlar diyor ki şöyle siz ne diyorsunuz. Neden öyle bir mazi olaraklarım şimdi affediyorum. Götürecek misin? Götüreceğim. Onu çağırdı diyor bir şey yazdı, yüz diyor. Böyle bir şeye vuku vurmasın. Bir daha niye buradan malumat vermediniz telefon edilmedi bana.
İsviçede dini ayrı olan bir adam duyuyorsunuz bunu tabi hacet yok Hacı Avni Bey kardeşimiz Adana'da vaaz verirken o zat bize haber verdi bir misafir olduk diyor onlardan birisine diyor şöyle uzun başında oturuyoruz diyor Bir kuş geldi, şöyle yakınımızda, on dörde bir taş var, attım diyor. Elimden tuttu, buyur, diyor. Nereye? Buyur, bir yere gideceğiz. Vardık mahkemeye diyor, o diyor, duşa, kuşa taş attı. Cezasını beş lira attı diyor. Kuşu incitmek doğru değil oraya yarısını beş liraya aldı diyor genye geldik oturalım diyor yahu sen bana kuşa taş atılmaz atma deseydin atmazdım ben ne iyi sen beni götürdün de kendi paramı verdin de beni kurtardın buyur. Yemesem olurdu. Buyur dedi. Yine gittik hakim huzuruna var. Efendim bana yalanı talim ediyor. Yalan emrediyor cezasını hep onlara dedi diyor. Demiyor.
Ondan sonra verdik ki öyle bir şey dedi ki kimse abi kardeşim yani bizim en büyük yapacağımız şeyleri onlar yapıyor. Cihan bağım Bey insan nedir matlu bir insiviçin? Ne senden kimse incinsin ne sen bir kimseden incin. Kimseyi incitmemek kimseden incinmemek lazım. Bizatihi örnek vereceğim. Adana'dan buraya hayret eden bir hoca efendi Adana'da vaaz verirken müftü, müsebbid vaazlar onun başına biriken cemaate tahammül edemeyerek hasetlikleri kabararak inmesi için valiye varmışlar. Adana'nın fabrikatör o Hasan bekleri ne büyük teşkillar tayyara tutmuşlar tayyaraya yazılmışlar Ankara'ya gidiyorlar müftü müsevi vesaire atsın yerine başka tayin olursun. Bir de mühendis damadı var. O varmış demişler efendim böyle böyle teşebbüsa geçtiler. Müftiye falan atıyorlar. Çünkü size hakaret ediyorlar bunlar. Onun için dedi onlar atmaya, yarın gidiyorlar onlar bir grup buldular dedi.
Bir buçuk, duyurur mu dediler. Ben duyuruyorum. Hiç seslenmedir, gözlerinden yaş gelir. Bana plan içerikli tashisini getirsem. Hasan Efendi'yle Cemal'i de içeyim. Şöyle, şöyle, şöyle. Tasfiye dedi ki diyor beni bugün Ankara'ya indir, yarın İstanbul'a keseceğim. Aman baba ne bileyim böyle? Demin sarından yataydım ben. Yok hiç rap edeceğim çünkü ben yeni bir mesleke süluk ettiğim zaman Ali deve namında yedilerde mizah vardı. Oğlum dedi bana. Oğlum. Oğlum. Buyur. Ülene kadar şu dervişliği terk etmezsen, ölene kadar sana bir vasiyet ediyorum, bunu devam ettir. Ne senden kimse incinsin, ne sen bir kimseden incin. Ben bu dervişliğimin muhafaza için müftü müsevit vesair benden incindikten sonra ben bu memleketi terk ettim daha hayır dedim. Sen çocuklarımızı getirdim diyor damadına ve o yüzden hicreti diliyor.
Yani öteki benden cimesin diye Biz nasıl Bir gönül yıkmak, bir gönül yıkmak bin defa Beytullah'ı uçurmak gibi günah. Bundan haberiniz olsun yani. Ne için hocam bu kadar böyle olur? Kabe'yi Günah Halini Azerest Kabe'yi bina eden Azer'in oğlu İbrahim Aleyhisselam ve efendim. Lakin Dil Nazarıgahyi Celiliyi Ekberez. Kalbi yapan Halık-ı Zülcelal ve nazar-ı Yahya ilahidir. El Kalbi Beytullah, El Kalbi Kensudla, El Kalbi Arşullah, Arşullah. Konya'da büyük bir sohbetimiz vardı. O doktorlarla, mühendislerle ne ile cemaatimiz çünkü ona göre geliyor söz. Gelen müşteriye göre geliyor. Bir sakatlık oluyorsa o cemaatten oluyor. Çünkü mağazamıza gelen büyük kumaşlar istedim mi o verilir. Kimisi de buz ister kimisi de kaz ister. Öyle oluyor. Yoksa iş o seviyede gider. Süvey-i daha yeter onun noktası çok büyüktür. Biz onu nasıl gördüğümüzü, bize nasıl gösterdiklerini daha hayralım. Evde dinledim.
Kurt gibi alıyorum. Ama şimdi diyemiyorum. Bak bu kadar büyük. Ne senden kimse incinsin Babamın tasavvufuydu bu kimseyi incitmeme incitmemek kolay bu iradeyi cüziyededir