İnsanların Yaratılışı ve Takva Dereceleri kaydında Cenab-ı Hak insanı çift yaratmıştır. Mevla-yı Zülcelal'imiz, ey insanlar, burada bir hitap şekli var, ya eyyuhennas, ey insanlar deyince geneldir. Bütün insanlarla bizim ortak özelliğimiz aynı havai teneffüs ediyoruz, aynı mekanda aynı vatanda yaşıyoruz. Esahune yaayyellezine amenu deyince değişiyor, insanlar içerisinde iman edenler. Daha…
Cenab-ı Hak insanı çift yaratmıştır. Mevla-yı Zülcelal'imiz, ey insanlar, burada bir hitap şekli var, ya eyyuhennas, ey insanlar deyince geneldir. Bütün insanlarla bizim ortak özelliğimiz aynı havai teneffüs ediyoruz, aynı mekanda aynı vatanda yaşıyoruz. Esahune yaayyellezine amenu deyince değişiyor, insanlar içerisinde iman edenler. Daha da iman edenler içerisinde Ya eyyüheellezine amenutegullah Ey Cenabı Hak'tan korkan hakkıyla çekinip, emri ilahiyeye tutunup ne yettiklerinden kaçınan müminler. Bu takvanın da kendi arasında üç tane kademesi vardır. Daha sonra Ebrar sınıfı hayırlı kimseler daha bir mukarrebun zümre haber verilir. Kuran azimüşşan'da ve sabikun es sabikun ileride olanlar ileridedir buyuruyor. Daha sonra muktesit olanlar var, bir sabık ileride olan. Bulsaydım daha bir değişik bir sabık ileride olanlar. Muktesid hayır ve şer hemen hemen ortak. Bir hayır işleniyor, bir şer.
Bir de zalim var, Cenabı Hak muhafaza buyursun. O artık sınır tanımlıyor. Bir evvelki dediğimiz sabıkun es-sabikun ileride olanlar ileridedir. Ondan sonra Cenabı Hak Ashab-ı Yemin cennete ehli kimselere haber veriyor. Ashab-ı Şimal, ateş ehli insanları haber veriyor. Burada genel bir ifade var. Ey insanlar gerçekten biz sizi bir erkekle bir kadından yarattık ve birbirinizle tanışıp rahat, huzur ve kardeşlik için de bir hayat yaşamak için iyilikte, güzellikte yarışasınız diye sizi ırklara, boylara ayırdık. Hepiniz Adem ve Havva adındaki bir anne babanın çocuklarısınız. Dolayısıyla herhangi bir ırkın veya sınıfın diğerine üstünlüğü söz konusu olamaz. Gerçek şu ki Cenabı Hak katında en üstün, en değerli olanınız takva bakımından en ileride olanınızdır. Bir yolculuğa çıkarken dahi tek kişi ile yola çıkılmaz.
Ebu Hüreyre radıyallahu anh'ten rivayet edilen bir hadis-i şerifte sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlardır üç kişi yolculuğa çıktığında içlerinden birini başkan seçsinler. Hicrette, aleyhisselatu vesselam Efendimiz Sıddık ve Azam'la yoldaş oldu, yalnız çıkmadı yolculuğa. Tabağa uzanan ellerin çokluğu bile bereket getirir sofraya. Buyuruyor sizler yemeği ayrı yiyorsunuz, yemeği beraber yer, besmele çekerseniz yemeğiniz bereketli olur, toplu olarak yiyiniz, bereket topluluktadır buyurur. Bunu Saidin Nursi Rahmetullahi Ali Hazretlerinin daha eserleri matbu değildi. El yazması olarak hazırlanıyordu. Onlardan birisinde şöyle bir hadise anlatılıyor. Bizzat Said'in Nursi Rahmetullah Ali Hazretleri buyuruyor. Ben diyor cezaevindeyim, işte bir kuru ekmek veriyorlar. Yalnız halk yaylalara nelere çıktığı için kediler benim penceremin önüne geliyorlardı.
O kuru az bir ekmeği onlara parçalayıp parçalayıp veriyor, parça parça. Ve şunu bizzat ikrar ediyor, buyuruyor ki o diyor kedilere rızıktan bilmem sebebiyle o etmekten Allah'ın izniyle az bir yiyecek bana yetti, arttı bil dedi. O bereketi gözleriyle görmüş. Bu hadise çok uzun sürer, biz mevzuyu işleyemeyiz o zaman, geçelim. Hacı Hasan Efendi KaddeSallallahu Hazretleri bu birliği, beraberliği ve ikramda toplu olmayı şu şekilde anlatıyor. Sadece bir kıta ama söylemiş olduğu bu sözler çok manalı, onun için bir kısmını okumak istiyorum. Birbirinize tazim edin, tazim Allah'adır. Allah'ımızın insana vermiş olduğu halet yaratma sıfatından dolayı, sonra imanından dolayı, ihlasından dolayı, ihsanından dolayı, takvasından dolayı, Allah yolundaki hizmetinden dolayı ne yapılır? İkrama layık görülür. Mesela sadat-ı kiram hazaratının en çok ikramda bulunduğu kimseler Allah'ın yolunda cömert kullardır.
İnsanların Yaratılışı ve Takva Dereceleri ne anlatıyor?
İnsanların Yaratılışı ve Takva Dereceleri kaydında Cenab-ı Hak insanı çift yaratmıştır. Mevla-yı Zülcelal'imiz, ey insanlar, burada bir hitap şekli var, ya eyyuhennas, ey insanlar deyince geneldir. Bütün insanlarla bizim ortak özelliğimiz aynı havai teneffüs ediyoruz, aynı mekanda aynı vatanda yaşıyoruz. Esahune yaayyellezine amenu deyince değişiyor, insanlar içerisinde iman edenler. Daha…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 11 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bunu gözlerimle görüyordum. Onları çok sev görürlerdi. Çünkü Cenabı Hak söylüyor. Beraber olun da gidin, hep bir kardeş idi adın, yönünü döndürdin. Neden? Hepiniz bir vücud olsun. Biz bunu okurken biraz heyecanlanıyoruz. Heyecanlanmamızın sebebi şu, her bir cümlesi ya ayet meali ya Hadis-i Şerif meali. Bu ilimlerde zahiri ve batıni denir. Zahiri olan ilim şuna benzetir, işte bir kuyu düşünelim oraya su dolduruluyor, Ne kadar doldurmuşsa o kadar harcıyoruz. Ama bir de Çin'den kaynayacak olursa o bitmiyor. Şimdi Hacı Hasan Efendi Hazretlerinin gönlünden kaynayan sözler, Ondan bu bizi heyecanlandırıyor. Hepiniz bir vücut olsun buyurdu. Müminleri sevgide, kardeşlikte, şefkatte, merhamette bir vücut gibi görürsün buyuruyor. Vücudun birisi rahatsız olsa bütün azalar ona iştirak eder. Sadece dişi ağrıyor ama her tarafı sızlıyor gibi.
Diyelim Gazze'deki artık Gazze'yi biz ağzımıza da alamıyoruz, dayanamadığımız için sizi bilmiyorum. Siz nasıl düşünüyorsunuz, nasıl ediyorsunuz? Artık tahammül sınırlarını geçteki geç. Diyoruz Allah'ım diyoruz, başka bir şey diyemiyoruz. Bunu da diyemiyoruz. Çünkü gözü yaşlı bir aşığımız yok. Ciğeri yananlarımız çok az. Var ama ciğerinin yandığını teheccüd namazına kalkıyorsa ondan anlıyoruz. Ciğerimizin yandığı gözümüzün yaşla dolması, evrad ve ezkarımızda son derece dikkatli olmaya bağlı. Sabah namazında cemaat olarak cuma günü nasıl toplanıyorsa, sabah namazında da ne kadar toplanıyorsak gaziyeye acımamız bu nispetledir. Mesair Müslümanların, sıkıntı çeken Müslümanların haline. Halimiz ortada. Allah'ımız bizim yaşantımıza göre veriyor. Onun sevgisini, onun şefkatini, onun merhametini, ilahi yardımını çekecek bir halimiz olursa ilahi yardım gelir.
Yoksa Cenabı Hak kuluna zulmeder mümkün değil. Biz kendimize zulmetmiş oluyoruz, bunu açıkça ifade etmek lazım. Yani Rabbimize olan kulluğumuz malum. Hepiniz bir vücut olsun, beraber suyunuz gelsin, kalp havuzunuz dolsun, bendini ayırdın neden? Al, üstünde konuşacağız mevzuyu işleyemeyeceğiz biz. Hepiniz diyor bak kalp havuzunuz dolsun, hani bir araya gelin, biriniz diğer bir yere suyu, biriniz bir başka yere su akıtmasın. İşte belli, akacak yer belli. Baraja dolacak su ama sen ayırırsan üstadımız bunu diyor, bendini başka bir tarafa ayırırsan elbette ki baraj dolmayacaktır. Sadece bursu olarak düşünmeyelim, gönül olarak düşünelim, ilim olarak düşünelim, irfan olarak düşünelim, Allah yolunda infak olarak düşünelim. Müstesna bir ifadede bulunmuş. Düşenlerini tutmalı, algınlarını yetmeli, içinden kini atmalı, yaramaz ahlakın. Neden?
Şimdi Efendi Hazretleri'mizin mübarek dilleri, tabii bulunduğu devre göre, yetmedi derken bunu bazı arkadaşlar itmelidir. Katiyye, salgınlarını yetmedi demek, yine aynı sürüye katmak demek ve bunu kendileri misal olarak da verirlerdi. İşte bir sürü düşünün, yaşamışlar bunu, bizzat yaşadığını anlatıyor. Diyelim bir tane o sürüdeki mahluk rahatsız olacak olsa, bu rahatsız deyip dışarı atılmaz. Ona gereken tedavi yapıyor, bunu bilirler zaten. Çobandayı bilir. Daha sonra ayağı diyelim bir taştan nasıl olduysa düşmüş, kırılmışsa onu ona göre tahtalar olur, bilmem falan olur, bilenlere malum bu. Onu sararlar, birkaç gün tedaviden sonra yine haini sürüye katarlar. Düşenlerini tutmalı, algınlarını gitmeli, içinden kini atmalı, yaramaz ahlakın neden? Şimdi Hacı Hasan Efendi Hazretleri bu şiirleri yazarken, bir izn şahidim, gönlünden doğduğu hal üzere yazıyor.
Bunu ben edebiyatçıyım diye, bildiğini zannedersem, Böyle hece veznine uygun. Bir kere edebiyat fakültesini sen bitirmemişsin. Dört sene okumuş, hayır okumamışsın. Şiirde hece vezni değil, şiirde kulağa hoş gelmesidir. Onun için tekrar oku. Sohbetsiz zaman geçirme, fırsat kuşunu uçurma, aldığın dersi kaçırma kıymetini bilmen neden. Dışın başka, için başka, sohbete gelmesen keşke. Tatlı sandık kadın keşke, dururken acıyor mu, neden? Şurada olsun bitireyim ki onu işleyemeyiz biz, beraber yemek yemeli. İbrahim Aleyhisselam ne yapardı? İbrahim Aleyhisselam yalnız yemek yemez, Kaç kilometre haber verilen, haydi biz bir kilometre diyelim de daha fazla. Yerlilere kadar gider misafir beklermiş. Misafir, misafirsiz sofraya oturmuyor. Beraber yemek yemeli, fikrim bir araya koymalı, kurban olayım demeli, arada husum etmeli. Çok saygı duyuyorum, bazen kurban ifadesi kullanıyorlar, çok güzel.
İster ise taklit eden olsun, güzel bir söz. Yani güzeli nerede olsa taklit edelim. Bizim, bizim ahlakımız bu olmalı. İşte bu dış tabi ki, hayır. Allah'ın kulları, Cenabı Hak yaratmış. Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem arşı azamın gölgesi destek kişiyle değildir. Neyledir? Kardeşliktedir. Birbirlerini Allah için sevip buluşmaları da ayrılmaları da Allah için olan iki adam. Burada ayrılmaları birbirine küsmüş, işte biri bir diğerine hakaret etmiş de ayrılmış değil. Tahabvahillah işte maali ve teferruak hali. Ölümle ayrılmış. Aslında bizsek ölümle de ayrılmaz. Bu ince bir tefekkürle alakalıdır. Yani ölünce ayrılmıyor, ölünce de beraber değil daha kuvvetli bir şekilde devam ediyor, ehlince malumdur o. Dindeki ahiret kardeşlerinizi çoğaltın çünkü ahirette her müminin bir şefaat hakkı var ve senin de o kardeşinin şefaatine nail olma ihtimalin vardır.
Bunu İmam-ı Gazali, Rahmetullahi Aleyh diyor, hadis-i şeriflerde var. Burada Allah için kardeşleri çoğaltın, kardeşin kardeşe şefaati var. Ama şefaat izni verilecek edepte miyiz, ahlakta mıyız, evsafta mıyız bu çok mühim. E dolu kardeşiz, sizi söylemiyorum, bizim gibi insanları diyorum. Böyle bizim gibi insanlarla değil, edebiyle, erkanıyla, ahlakıyla, nefsinin mertebelerini geçmiş, hatta nefis konusu yok, ruhun da kemale ermiş, gördüğün zaman bağrına basasın geliyor. Böyle cüzünü bir tarafa döndürme değil, bu zaten uygun değil ama için dönmüyor. Esselamü vela tüssa bil hadtekel innaz buyuruyor Cenab-ı Hak. Hak. İnsanlara yüzlerinizi ekşitip, böyle burunlarınızı kıvırarak harekette bulunmayın buyuruyor Allah'ın kulları ama gönül sevmez, o başka. Ama zahirde bunu göstermeyin. Zahirde göstermeyin, sevgi gösterin, muhabbet gösterin ama asıl sevgi bu gönüldedir.
Birliği bozacak kötü huylardan kaçınmayı öğütler dinimiz şiddetle. Birbirinize kin beslemeyin, birbirinize haset etmeyin. Birbirinize kin beslemeyin, haset etmeyin, sırt çevirmeyin birbirinize. Ey Allah'ın kulları kardeş olun. Tam yiğit şifresi, birlikten güç doğar. Bakın altı-yedi ayı geçti, altı-yedi ayı geçti, vurdukça vuruyor. Zalim vurdukça vuruyor. Hani Müslümanlar? İşte bunu ifade ediyor. Birlikten güç doğar, müminler birbirini destekleyen bir binanın tuğlaları gibidir. İnan bunu ifade ederken ben utanıyorum, sizi bilmem. Orada o müminler, gördünüz mü bilmem, çocuklar bir araya gelmişler, gözlerimle gördüm. Bu gösterimler de ortaya suyu koymuş suyu. Biz böyle yağlı ballı yerken, yağlı ballı yerken, daha da çeşit yok mu derken, suyu koymuş, o kuru ekmeğe çocuklar batırıp batırıp yiyor. Nasıl rahat edebilir? Nasıl rahat edebilir? Nasıl bir rahatlık olabilir? Nasıl uyuyabiliriz?
Nasıl bütün konuşmalarımızda dünyevi rahatlığımız, istirahatımız bunu görüşür de ahirete müteallik bir söz ağzımızdan çıkmaz? Ben utanıyorum bunları okurken. Müminler birbirini destekleyen bir binanın tuğlaları gibidir, nerede, nerede? Hep tuğlalar birbirinden aynıdır. Hadis-i şerif ayet-i celîlede Allah'a ve resulüne itaat edin. Birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz de gücünüzü kaybedersiniz, sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir. Üstadımızın şiiri yine geçiyorum. Ferdi yapılan taat, topluluk içindir. Bu çok önemli bir tabir. Bizim karanlık olacak, tabir, loş bir bu da olacak. Orada yaptığımız derslerimiz, evradımız, ezkarımız elbette virdi olmayanın yürüdü yok, buyuruluyor. Virdi evradı, ezkarı, istiğfarı, tevhidi, salatü selamı, rabıtası, zikri, murakabesi olmayanın yurdu olmaz kalbine diyor Allah'tan bir kapı açılmaz. Şeytana kapı açarsak mahrum oluruz.
Allah açtırmasın. Nefsi açarsak, nefsin arzularını açarsak, dünyanın muhabbetini açarsak kendimizi helak ederiz. Rabbimize kapının açılması ne demek? Onun bir yüce kudreti bir deniz, yedi deniz daha ilave edilse Allah'ımızın gelenlere bakılması, saygıyla karşılanır. Şimdi eğer biz Rabbimiz tarafına kapı açacak olursak onun yüce kudreti, tefekkürümüzü böyle istenir. Onun kudretini anlayabilecek bir kudret bize tefekkür lütfettirir. Yeter ki açabilelim. Ferdi yapılan taat topluluk içindir, insanlığın kurtuluşunu hedeflemeyen halvet yalnızlık cahili adete dönüşür. Yalnız kılınan namazla cemaatle kılınan namazdan üstündür. Yalnız kılınan namazla cemaatle kılınan, yok, yalnız kılınan namazdan cemaatle kılınan namaz üstündür sevapça, hadis-i şerifte sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi kat daha faziletlidir.
Tevbe bile cemaat halinde olur. Nur suresi otuz birinci ayet celde. Ey insanlar hepiniz kötülüklerden günahlardan tevbe edip topluca Allah'a yönelin ki dünyada ve ahirette kurtuluşa erebilesiniz, buyuruyor diyor. Bu gelene bakma hususunda bir şey anlatacağım size. Bunu her zaman söyletmeyelim, üzülüyorum. Çünkü gelen Allah'ın kullarıdır. Ya bura umumi bir yer geliyor, burada bir evliyaullah var. O da bir Allah'ımızdan rahmet bekliyor, vesile kılıyor. Medine'de Sami Efendi Hazretlerinin bir evladı, gözünde akma var, Allah'ımız öyle yaratmış. Ben diyor kalbim takıldı diyor, gözü niye akıyor diye. Öyle halk etti Cenab-ı Hak. Mübarek bir insanmış ki diyor, demiş ki elin gözüyle, kulağıyla, yüzüyle, bilmem filan meşgul olmayın oğlum, dedi. Ben kendi içimize dönelim. Kuran-ı Kerim'e tutunurken topluca yapışın, buyrulur.
Hep birlikte Allah'ın yeryüzüne uzatmış olduğu Kuran ipine ama tümüne sımsıkı sarılın, sakın ondan ayrılmayın Al-i İman suresi yüz üç. Girmeden tefrika bir millete düşman giremez. Hemen anlaşılıyor tabii Akif Rahmetullah Ali. Girmeden tefrika bir millete düşman giremez. Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez. Her gün kılınan beş vakit namaz, haftada bir kılınan cuma namazı, bayram namazları cemaatle eda edilen belli başlı ibadetlerdir. Bizim çok kıymetli bir amcamız vardı. Hacı Abdullah Efendi üstadımızın üvey kardeşi ama candan bir kardeşiydi. Idi. Kendisi imamdı, otuz beş sene mi ne hata olmasın, imamlık yaptı. Daha evvel üstadımız imamlık yapıyormuş. Kadro gelince diyor ki ben maaşta vazife yapmam, Allah için yaparım. Çünkü onların edebi ahlakı esamle. Bizim mükafatımızı ancak Allah verecek bu. Hani öyle bir yerden maaş alıyor ki ilahi rızaya eriyor.
O zaman diyor, bana diyor abi benim çocuklarım var, geçineceğiz diyor. Bir otuz beş-yirmi bine imamlık yaptı, bize şunu anlatırdı, yeğenim derdi, eğer cemaatle namaz kılmazsam, sanki kabul değilmiş gibi bir hal yaşarım dedi. Alışınca öyle bir gün Ebabetü'n-üs Sıddık radiyallahu anh efendimizin iki dükkanı soyulmuş, iki dük. Aleyhissalatu vesselam Efendimize Ya Resulallah, iki dükkanımda soyuldu, biri değil ikisi de soyuldu. Hiç konuşmamış aleyhisselatu vesselam Efendimiz. Buyurmuş ki, buyurmuş ki Ben de zannettim ki ikindinin ilk rekatına yetişemedim. Tabii. Aç, taati bütün dünyayı kucaklar, zikirler yalnız yapılırken cemaatle de yapılır, cennet bahçelerine uğradığınız zaman ile merartun bir riyadıl cennet fertavul. Galu ya Resulullah ve meryadu'l cennet felakul dikilir. Ile merartun bir riyadıl cennetiye başlıyor bize. Cennet bahçelerine uğradığınız zaman nasibinizi alın.
Ashabı Kiram cennet bahçeleri nelerdir ya Resulallah dediklerinde şöyle buyurmuştur sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem zikir halkaları, melaike-i kiram bile toplu zikreder Mevla'yı celle celalühü. Melekleri görürsün ki Rablerine hamd ile tesbih ederek arşın etrafını kuşatmışlardır, Zümer suresi yetmiş beş. Tuyur, kuşlar, hayvanlar bile toplu zikrederler Hak Teala'yı. Yine Ayet celle ve seher vakitlerinde Allah'ı anarken Celle Celalühü, Davud'un Aleyhisselam etrafında öbek öbek toplanan kuşları da ahenkli cıvıltılarıyla ona eşlik ettirmiştir. Davud Aleyhisselam ve ona eşlik eden varlıkların hepsi dua ve yakarıştılarıyla hep ona yönelirlerdi. Sa'd Suresi on dokuzuncu ayet-i celile. Görmez misin ki Nur suresi kırk bir. Ayet cellede görmez misin ki göklerde ve yerde olanlar havada kanatlarını açarak süzülen kuşlar Allah'ı tespih ederler hepsi duasını ve tesbihini bilmekte.
Cenabı Hak da onların bütün yaptıklarını bilmektedir. Es-saffat suresi, es essaffatu saffa diye başlar ya, adını ilk ayette geçen kelimesinden almıştır. Saffat sıra sıra dizilenler, saf saf duranlar demektir. Şevkani'ye göre sıra sıra dizilmiş olanlarla dünyada insanların ibadet için saf tutmaları gibi semada saf tutan melekler kastedilmiştir. Yine melekler bile saflar halinde, yani bir cemaat halinde toplanırlar. Bütün melekler mahşer meydanında sıra sıra dizilmişken Rabbinin kudret, saltanat ve kumrallık alametleri tüm dehşet ve ihtişamıyla tecelli ettiği zaman Fecr suresi yirmi ikinci ayetcilde. O gün kutsal ruh Cebrail ve diğer bütün melekler büyük mahkeme için Rabbinin huzurunda sıra sıra duracaklar. Rahman'ın izin verdikleri hariç hiç kimse şefaat için ağzını açamayacak ve konuşma izni verilen kimselere de sadece doğruyu dile getirecekler. Nebel Suresi otuz sekizinci ayet-i cellem.
Maddi alem ile ruhlar alemi arasında bir köprü olan misal alemi bize ne güzel örnek, tabiatta bir uyum var. O ki birbiri ile ahenktar yedi göğü yaratmıştır. Rahman olan Allah'ın yaratılışında hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görebiliyor musun? Mülk suresi üçüncü ay içinde. Böyle kainata baktığımızda kusursuzluk görürüz. Bütün gezegenler muntazam bir şekilde güneşin etrafında dönerler. Vücut yapımızda da böyledir. Bu vücudumuzda Allah korusun bir hücrede onun diziliminde bir hata olacak olsa insanın gözü sırtında olabilir. Her şey bir düzen içerisinde devam ediyor. Allah için kardeşliği temin etmek her zaman önemli olduğu gibi bugünlerde ne kadar mühim olduğu malumunuzdur.
Ve Suhahadan yani salihlerden, sadıklardan, kafamızı, gönlümüzü böyle hayra yönlendirenlerden, ibadet ve taate, ahirete gönlümüzü çeviren, Mevla'ya ibadet ve taate, ona dönüşü bize temin etmeye çalışan vesile olan salihlerle. Onlardan birçok kardeşler edinilir. Zira salihlerden her fert şefaat, şefaat için kıyamette meczundur, kıyamette müsaadelidir, buyuruyor. Ama bu hadisi şerif hepsini de neredeyse içine alacak şekilde beyan buyrulmuş. Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz Cenabı Allah'a imandan sonra eftal amel, kıymetli olan ameller, sulaha ile salihler ile muhabbet ve meveddet, sevgi oluşturmaktır. Eftalulamel hubbu filla velbudu filla. Eftalu amal üstün olan amel Allah için salihleri sevmek, Allah için tasıklara buğz eylemektir. Velhamdülillahi Rabbil alemin El Fatiha.
Kaynak: Genel
İnsanların Yaratılışı ve Takva Dereceleri | Mihmandar