İmtihan ve Sabır Bela ve Musibetin Manevi… | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
İmtihan ve Sabır Bela ve Musibetin Manevi Anlamı
İmtihan ve Sabır Bela ve Musibetin Manevi Anlamı kaydında Bu Ayet-i Celile-i Cemile'nin bizde çok güzel bir hatırası var. O da tasavvuf üzerine çalışma yapan hakikaten bu yönde de muvaffak olan Selçuk Eraydın hocamız. Bandırma'da Ali Taylan Efendi ile bir arada bulunuldu. Kendisini görmedim, ilk tanışıyordum. Geldiğinde illa tanışmanın yüz yüze olmadığını, insanın ruhen de tanıştığını ifade…
Bu Ayet-i Celile-i Cemile'nin bizde çok güzel bir hatırası var. O da tasavvuf üzerine çalışma yapan hakikaten bu yönde de muvaffak olan Selçuk Eraydın hocamız. Bandırma'da Ali Taylan Efendi ile bir arada bulunuldu. Kendisini görmedim, ilk tanışıyordum. Geldiğinde illa tanışmanın yüz yüze olmadığını, insanın ruhen de tanıştığını ifade ettik. Sonra orada güzel bir yere bahçesi güzel, havası güzel, suyu güzel, tabiatı güzel, mangarası güzel bir yere geldik. Yalnız bu gelişimizde çok büyük hakikatler gördüm. Belki Selçuk Eraydın rahmetli Bandırma Ali Efendi'nin çok küçüğü idi yaş itibariyle. Fakat Ali Efendi ellerini dizlerinin üstüne koydu, çok büyük bir hürmetle, saygı ile onu dinledi. O da kendinden emin bir şekilde bu ayet-i celile'yi okudu ve manalar verdi. O verdiği manayı inşallah burada veririz, o İmam-ı Şafiii hazretlerinin verdiği mana idi. Orada yine gördüğüm bir husus oldu.
Böyle varidat derler, manevi doğuş. Kendi görüşüm itibariyle bir doğuş müşahede ettim onu da. Oturuyor kalkıyor hep hayırlı kelimeler söylüyor. Hayırlı sözler ifade ediyor. Dedi ki hiç aklımızdan çıkmayacak bir söz söyledi. İnsan dedi, dostuna giderken akilla gitmez, muhabbetle gider. Akıl tedbir almak için. İşte bundan bana bir zarar gelir mi? İşte bir menfaat umulur mu? Vesaire. Akılda bu olur ama muhabbette hepsini bertaraf eder, sırf Allah için konuşur, görüşür, bir araya gelirler. Ayet-i Celile-i cemile'nin kısaca anlamı çaresiz biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Müjdeler, müjdele o sabredenleri. Buna mana verirken çok hoşuma gitti ve unutmam mümkün değil Rabbimizin irmiyle. Cenabı hak yaşamaya da muvaffak kılsın. En büyük ızdırabımız, yaşamadıklarımızı konuşmak, Rabbımızdan mağfiret talep ediyoruz.
Cenab-ı Hak korkuyla imtihan ediyor. O korku, acaba kulum benden isyan işlemekte korkacak mı, korkmayacak mı, İbadet ve taate riayet edecek mi? Bela ve musibete sabır kılacak mı? El havv, buradaki korkuyla imtihan Allah korkusudur. Celle Celalühü. Melcuh açlıkla imtihan, savm-u Ramazan, Ramazan-ı Şerif orucudur. O gündeki neşeyi o gündeki huzuru şimdi bile unutamıyor birnillahi teala. Çünkü ifadeleri insanı doyuruyor. İnsan madden doymak istediği gibi ruhen de doymak istiyor Fakat madden doyum belli bir yere kadar. Fakat manevi doğum, doğuş, doğum, doyup, doyma hali o sonsuz. Mallardan eksiltmeyle imtihan olunmak. Zekat ve sadaka iledir. Yalnız burada önemli olan husus, sadakatün minmel, sadaka ile mal eksilmez. Bu da ölçüler içerisinde. Kişinin canıyla olan imtihanı bilemrali hastalıklardır ve münefsemerat meyvelerden imtihan ise mevtul evlad evladının ahirete göçmesidir.
İmtihan ve Sabır Bela ve Musibetin Manevi Anlamı ne anlatıyor?
İmtihan ve Sabır Bela ve Musibetin Manevi Anlamı kaydında Bu Ayet-i Celile-i Cemile'nin bizde çok güzel bir hatırası var. O da tasavvuf üzerine çalışma yapan hakikaten bu yönde de muvaffak olan Selçuk Eraydın hocamız. Bandırma'da Ali Taylan Efendi ile bir arada bulunuldu. Kendisini görmedim, ilk tanışıyordum. Geldiğinde illa tanışmanın yüz yüze olmadığını, insanın ruhen de tanıştığını ifade…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 12 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Sabır, bela ve musibette öyle bir mükafatı var ki Kitabı Kerim'inde Cenabı hakk'ın, sabredenlere Cenabı hakk'ın muhabbeti var. Es-Aley İman, sabredenleri Cenabı hak seviyor Al-i İman suresinde yüz kırk altıncı ayet içinde. İkinci olarak en nasr. Çünkü insan her zaman mesul değil. Cenabı Hak Adem Aleyhisselam'ı halk buyurduğunda otuz dokuz yıl keder yağmuru, bir yıl da sürur yağmuru yağar. İnsanın kederi sürurundan fazladır. Askeri bir görevli yüksek hutbede emekli oldu. O bunun manasını bildi veya bilmedi, şunu söyledi. Biz dedi emekli olduk. Bundan sonraki dedi, bizim seferimiz ev ile hastane arası, ya şeker çıkacak. Çünkü emekli olunca çekilirim işte ev ile bir rahat edersin. Bakıyorsun şeker çıkıyor, tansiyon çıkıyor, kolesterol çıkıyor vesair dişinden, gözünden, böbreğinden, ciğerinden vesaire. Cenabı Hak muhafaza buyursun, bu dertlerle müptela oluyor.
İnsan her zaman şen ve şakrak değil fakat bunun ölçüsünü yine Cenabı Risaletpenah efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem müminin işine taaccüb ederim, başına bir musibet gelir, sabreder, mükafat olur, bir nimete kavuşur, şükreder. O da onun için ecirdir, mükafattır. Birincisi Cenabı Hakk'ın muhabbetidir. İkincisi en-Nasr. Cenabı Hakk sabredenlere yardımda bulunuyor. İşte bu Kartalkaya'daki otel faciası, bütün dünya devletleri taziyede bulunuyor. Essayirbillah innallahe maasabilhim, Cenabı Hak sabredenlerle beraberdir. Bu beraberlik diyelim gözünün görmesinde ibretle bakışı Cenabı Hakk'ın yardımıdır. Hep hakikatleri duymak, eşyanın da zikrini işitmek Allah'ın Celle Celalühü bir yardımıdır. Essalis üçüncüsü, hurufat, hurufat il cennetteki hurfeler, odalar. O odalar bizim apartmana giriş kapısından içeri girdiğimizde işte daire şu, iki noldu, üç noldu, beş noldu.
Bunun işte iki artı bir vesaire böyle değil. Haber verildiği üzere ta yeryüzünden yıldızlara kadar uzanıyor, semavata kadar. Öyle cennetin odaları deyince bizim bildiğimiz işte en geniş daire, şu normalini ele alacak olursak seksen metrekare. Bu da iyi bir mimarın düzeltmesiyle kullanılır bir dairedir. Yeter ki gelişi güzel değil. Yapılan yanlışlıklarımızdan birisi şu, Cenabı Hak buyuruyor ki, bir iş hususunda ehline müracaat edin. Biz şimdi ben şu şekilde düşünüyorum diye çizdiğimiz planda ısı kaybı var bir, eşyanın konulması düzensiz iki. Hangi oda nereye konacak bunu bilememek ve daha nice hatalarımız. Biz bunu belki üç yüz metrekarede bu düzensizliği yaparız ama düzenli, intizamlı olursa bu da bir dinimizin emridir. Bir iş hususunda bilene sorun işi ehline tevdi edin. O seksen metrekareye sana çok güzel bir daire, çok güzel bir ev sığdırır. Efendim parayı çoğalıyor derim.
Harcadığın onun belki yirmi katı olacaktır. Bizim dinimiz namazı emrederken yaşantımızda muamelatımızın da nasıl olması gerektiğini ifade eden muazzam bir dini halidir. Hurufat, odalar, Allah'ımız bunu lütfediyor. İslam'da. Yüczenel hurufete bima sabaru, sabretmeleri neticesi bu sabırda öyle bir buradaki bima, saba, ruh derken sabrı öyle güzel işliyor ki nelere sabredeceğiniz, hepsi bunun içerisinde. Evet, sabrın neticesi Cenabı Hak ulfeler odalarla ona ikramda bulunuyor. Ber ravi dördüncü olarak, El-Ecru'y-cezil, çok mükafat. Nedir? Sonsuz mükafat. Daha nedir? Müjdedir esamre ve beş yeri sabirin, sabredenleri müjdele. Allah'ımızın hidayeti, hem dünyevi olarak asıl önemli olan uhrevi. Zaten dünyasını ihya etmeyen ahiretini de ihya edemez. Biz bu dünyadan cennetleri ve cemal-i ilahi seyir bu dünyadan başlar.
Çünkü yapmış olduğunuz taatlerin mukabil olmaz da rızasının karşılığı olarak cennetlere varis oldular, buyruluyor. Allah'ımızın rahmeti, mağfireti, hidayeti, esamne, ve ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ ؕ Sabrun alel-Bele, birincisi musibete sabırdır ve insanın nefsini yanlışlıklardan ve'l-ceza, şikayet, feryat-çıandan, bu da mı başıma gelecekti, demediler, demeden korunmaktır. Ve sabrun alenniyam, eriştiğimiz nimetlere sabır, Bu da ve hüve tapyidu habisşukri veadem I tuyan ve tekebur rebiha. Nimete sabır ise benim eriştiğim bu nimete, bu servete, bu mala, bu mülke kimse erişemez diye kibre düşmemektir. Aynı zamanda varlığın cihanı tutmuştur diyerek nefsin arzularına düşüp isyana gitmemektir. Ve sabrun aletlea, ibadet ve taat yapmaya sabır. Şimdi üç aylarının içindeyiz. Bitti neredeyse birinci ay bitirici bir şerif.
Bu biterken bizde neyi bitirdi neyi kazandırdı, kötü huylardan neyi terk edebildik, güzel huylardan neyi kazanabildik, böyle mi geçireceğiz biz? Boşuna mı Recep Şehrullah buyruluyor Allah'ın Nesabrun aledtaa, bu taate sabır bil'l-muhafazativet deve deve memi alihi ibadet ve taatin şartlarını, edebini, erkanını yerine getirmek ve ibadette daim olmak. İşte mübarek bir gecedir, sabaha kadar uyumayacağım, böyle değildir. Her geceyi ihya edebilmek. Mesavrun alelma asi, isyana sabır, bikefin nefs-i anha, kendimizi haramdan korumak. Sabrın en üstün yönü Cenab-ı Hakk'a teslimiyettir, itirazı terktir, Teslimiyetin daha bir üstünü Allah'ımızdan gelen sıkıntılara rıza göstermek. Cenab-ı Hakk'ın vermiş olduğu musibette gönlünde bir ferahın oluşması. Bela, musibet nedir? Biz başa gelen sıkıntılarda tavrımız ne olacak? Gizlerimize vurup vahtü demek mi olacak? Şikayet mi? Nasıl olacak?
Belliyetü'l-add kulun musibeti ta'lilul kalbi anillahi teala. Kalbin Cenabı Hak'tan uzaklaşmasıdır. Asıl bela budur. Yangındı, seldi, hastalıktı şu veya bu değil. Asıl bela ta'l-kalbbi anillahi teala. Kalp, Cenab-ı Hakk'ın mekanıdır, muhabbetinin yeridir, ünsiyet dostluğunun yeridir, kalp, Cenab-ı Hakk'a yakınlaşmanın yeridir. Kalp, huzurun yeridir. Kalp, Havf-ı İlahi'nin yeridir. Cenab-ı Hakk'a tazim, haşetin yeridir. Münib, Rabbimize tamamen dönmenin yeridir. Şimdi namaz kılacağız bedenimiz kıbleye dönecek ama kalp nerede? El-Bele, ve Siracul arifin ariflerin ışığıdır, lambasıdır diyelim ariflerin. Işığı ne anlayacağız bundan ışığı?
Kalbinin iman ışığı, elinin cömertlik ışığı, ayağının hak yolda yürüme ışığı IŞİD dediğimiz zaman eve girince hemen elektriğin düğmesine basıp lambaların yanması değil, bu beynimizde tefekkür lambasının yanması şöyle bir düşünüp hani anan, hani baban, sen de aynı yere giden, bunu kaç kere benim evlatlarımın var ama bunları İslam'ın edebi ile yetiştirebiliyor muyum? Işık bu, bu der en büyük ışıktır vesaire. İnsanlar ile muamelemde demektir. İşte ben okuyorum, talim ediyorum ama okuyup talim ettiklerim merkebin üzerine yüklenen bir kitap gibi mi yoksa onunla amel mi ediyorum, yapmadıklarımı söylemekle Allah'ın yanında büyük bir ceza mı, suçumu, yanlışlık mı bunu tefekkür edebilmektir o ışık. Musibet ariflerin ışığı derken izahı burada gelecek inşallah. Ve yakaza tül'l müridin. Mürid olmak, bunu, Acasın Efendimiz buyururdu yirmi sene amel defterine günah düşürmeyen.
Böyle düşünürdüm, bu acaba nasıl olur, böyle itiraz şeklinde değil de, çünkü bizim en az günde yirmi günahımız düşüyor, en az. Ki mürid yirmi yıl amel defterine günah düşürmüyor. Bunu Risale-i Kureyşi'de budur, Rabbimizin izniyle. Cenab-ı Hak amel etmeye muvaffak kılsın ve yakadatu'l müridin, bela ve musibet bir müridin uyanmasına vesiledir. Diyoruz ki biz şu hayatımızda beş defa öldük dirildik, beş defa öldük dirildik. Acaba bundan ne ders aldık? Gafillerinde helakidir. Çünkü o sabrı bilmediği için helake götürür. Musibeti veren Cenab-ı Hak'tan gaflettir. Bunu Rabbim bana takdir etti, bir başkasına zenginlik lütfederken bana fakirlik lütfetti deyip ondan gafil olmamak. Vel'l Gafetü'l-Hümfi musibeti veren Rabbımızdan gafil olmak. Asıl bela budur. Nedir İmam-ı Buşeyr Hazretleri belayı anlatırken tuhfetün minel-hak, birbirine çok yakın manalar var burada.
Tuhfetun minel-hakk, Allah'tan bir tebşirattır. Cenabı Hak'tan bir ilahi lütuftur, ihsandır, ikramdır. Ve zülfetün li ehli sıdk, sadaka ehli, hakiki mümin olma evsafını elde eden kimseler için Cenabı Hakk'a yakınlıktır musibet, subri ile. Matiyyetü'l Ahbab, Cenab-ı Hakk'ı 7 kimseler için adeta bir kazançtır, bir varlıktır, bir servettir, bir ikramdır, bir lütuftur. Musibet nedir? Tadibün lil ağyar, böyle gönül Allah'ımızdan uzak ise o ağyar değil de nedir? Ağyar, na ehil, ehil olmayan kimse, Cenabı Hak'la yarayışlı, tavrı olmayan kimsedir. Te'dibü'l, edeplendirmektir, dil'ağyar. Sonra beynimiz eğer yüce kudreti değil de Allah korusun bir başkasının namuslarını düşünecek kadar adileşmiş ise bu ağyardır. Bir başkasının girmiş olduğu nimeti kazancı nasıl yok edebilirim düşüncesi ayarlıktır.
Faziletin de üstünlüğünü de yok etmek için kurulan tuzak ve pusu Rabbımızdan uzak olmaktan başka bir şey değildir. Metakribün lil ahyar Rabbimizin seçmiş olduğu kimseler için de Mevla'ya musibet yakınlıktır. El-Bela, Abdülkadir Geylani hazretleri öyle bir güzel anlatmış ki zaten ismi de güzel cismi de güzel huyu da güzel Rabbimiz katında yer edinmiş Efendimizin sallallahu teala aleyhi ve sellem müjdesine erişmiş Allah'ın müstesna bir dostu. Ariflerin ruhlarının sevincidir, gürülüdür, çiçeğidir, ilahi bir bahçesidir, meyvesidir. Elbet-i Muhyiddin Arabi Hazretleri, Allah'ımızın kırbaçlarından bir kırbaştır. Kırbaç ne için kullanılır? Terbiye etmek için. Kulunu terbiye etmek için. Yesubihi ibadethu leh, kulunu bu sayede zatına yönlendirir. Biraz uygun düşmeyecek ama anlaşılması şeklinde söylesek nasıl olur? Diyelim ki bir binek ona bir vuruyoruz. Sebebi ne?
Gideceği yere kast olunan ne ise oraya sevk için. Cenab-ı Hak kulunu kendisine davet ediyor. Es'am-i vallahu aleyhi ve sellem-i lede-l-Eselam. Allah'ımız zatına davet buyuruyor. O davete icabet için Cenab-ı Hak'kın adeta bir kamçısıdır. Ölmeden evvel vasıl ol diye. Liyaziyet-i him-ansıfat-i nüfuzihim Uygunsuz sıfatlarından arınıp temizlenmek için. Bela nedir? Hüve te'bi minallahu Teala Cenabı Hak'ta kulu ıslahlaştırmak, kulu edeplendirmek, kulu yola getirmek, kulu adeta kul etmektir. Abdülkadir Geylani, Kaddesallahü sırrı Hazretleri musibeti anlatırken ve ukra yebteli irtifaydracat başa gelen musibetler bir günahlarımızdan arınmak, ikincisi ise derece ve makamlar kazanmak için. Anlatacağım hadise çok uzun olduğu için söylemiyorum, büyüklerimizin uğramış olduğu sıkıntılar nedir? Büyük insan olsaydı bu başına gelmezdi.
Bu cahillerin sözüdür, bu cehalettir, onların derece ve makam kazanmaları için. O zaman şu Hadis-i Şerif'i hiç düşünmedik mi bunu derken, belanın en şiddetlisi enbiyaya, imanın güç ve nispetine göre diğer kimselere şeklindeki hadis-i şerif nereye konacak. Ve ala metü'l ibtila, bela ve musibetin işareti nedir? Lil irtifa, erişemeyeceği makama gelmek içindir. Vücudu ruha bil muvafaka, rızayı ilahiyeye erişmek için Cenabı hakk'ın emirlerine uygun bir yaşantıyı ortaya koymaktır. Ve tumanninetü'n-nefs, nefsin büyük bir huzur içerisinde olmasıdır. Hayatı kararan insanlarımız musibete eridiği zaman görünüyor bir kısım kişilerde ama Ehlullah'ta musibet onun halinde hiçbir değişiklik meydana getiremiyor. Semavat ve arzın yaratıcısının bizim için neyi takdir etmişse hayır beşer onda kalbin huzur içerisinde bulunmasıdır. El iptile. Musibet nedir? Alaen nev'in, musibet iki şekildedir.
İkramun, bir ikram, bir de ihanettir. Her musibet Allahü Zülcelal'e insanı yaklaştırır. Bunun ismi musibettir, hakikatte ise zülfa, Cenab-ı Hakk'a yakınlıktır. İbtela İbrahim aleyhisselam, İbrahim Aleyhisselam bir musibete müptela oldu. Ve kene sebebü ibtilaihi İbrahim Aleyhisselam'ın uğramış olduğu bu sıkıntılar, artık ateşe atılması, vesair musibetler, Elhulletü vel gurbe, Onun Allah ile dostluğu Celle Celalü'l-kurbe ve Cenabıhakk'a yakınlıktır. Vebtela İblis, iblisin musibeti nedir? Onun ki gergah-ı ilahiden kovulmaktır, çünkü emri ilahiye uymama sebebiyle. Tekale İbrahim Aleyhisselam fil bel ve İbrahim aleyhisselam musibete uğrayınca, hasbi Rabbi, Rabbim bana kafidir demiştir. Vegale iblis, iblisse hasbi nefsi nefsine güvenmiştir. Fenu diyeli İbrahim Aleyhisselam, İbrahim Aleyhisselam'a bilhulle dostluk lütfedilmiş. Vel İblis, iblise ise lanet okunmuştur.
El-ibtila ve la kismin, musibet iki kısımdır. Bismun, lisuadei ve ve bellaun hasen. Bu huzur ehli, o cennet ehli hayırlı kimseler için güzel bir musibet, yani ecir, mükafat kazandıran, derecelerini yükselten, makamlarını ali kılan bir derttir. Mezaike ennes saide la yecalü'l mükevvinat, bu hayırlı kimseler için şu kainat nedir? Maksat ve gaye değildir. Onlarda ise maksat ve gaye Mevla'dır ve er-Rapikü'l-ale en yüce makamdır. Aynı zamanda olgunluğu elde etmek veren güzel ameli işlemektir. Eşkıya, Su'ada'nın zıttı olan eşkıya ise bunda kötü bir musibettir. Bu da kainatı yani dünyayı ve içindekileri kendisine maksat kabul eder. Asıl arzusu ona talip olmaktır ve hayvani duygusunun esiri olmak, dünyevi yiyecek içeceklerde baş olma arzusu, dünya arzusu ve hayvani duygular onun lezzetidir. Hasret ve ni'met'ten de kurtulamaz. El-bela, bela nedir? Ve hüve ala sele seti aksa.
Bela ve musibet üç kısımdır. Belevlam, bizim gibi insanların musibeti. Bu Hak demek, biz, bizler. Ve hüve litte edib keşke bunu anlayabilsek. Edeplenip yola gelmek için bazı musibete uğrayanlarımız olur. Yola gelmemiz icap ederken Allah korusun, onun tersi hareketler zuhur edebiliyor. Bu şeytana uymanın, nefse uymanın, dünyaya aldanmanın, şeytan sıfatlı insanlarla hemdem olmanın neticesi. Ne olur? O uygunsuz insanlarla olmak neyi meydana getirir? Vardığımız zaman yanına bize ayet mi okur, hadis-i şerifler mi okur, bize ehlullah'tan kelam mi der, falanın zenginliği, filanın yaptığı hareket olmalı sözler, bunlar da boş, hava, o da bizim hüsranımızda helakimize sebep olur. Allah korusun, onun için sadıklarla beraber olun, buyuruyor. Bu bile ne güzel, belavula'm, genel ve hüvelitte deyip diyelim adam iflas etmiş, iflası ile kendini ortadan kaldırmak, işte intihar düşünmek değildir.
İşte bu malın asıl sahibi Cenab-ı Hak'tır. Ben bir evde o evin evladı olarak şu benim malım, şu benim mülküm demenin asıl babaya ait olup kişinin ona sahiplenmesi gibi. Mülk kime aittir? Kahru galebe sahibi Cenab-ı Hakk'a aittir. Bunu bilerek yola gelmek, demek ki kazancımda bir haramlık vardı ki böyle oldu diyebilmek ve belev-l has, böyle elinde tesbihatı, gönlünde Cenab-ı Hakk'a muhabbet, arzu ve isteği, hep hayırlı işler, ona nasıl kul olabilirim düşüncesinde olan kimseler için ve hüvel i't-te-hip, o da arınma, durulma, süzülme kötülüklerden kurtulmaktır. Kötü ahlaktan güzel ahlaka erişmektir. Ve belau'l-ahas, en hayırlı kullar için vehu ve litakrib Cenabıhakk'a yakınlıktır. Bela ve musibet nedir? Ve galen nebiyyu sallallahu aleyhi ve sellem, ive ehablallahu abden ittelahu. Cenabı Hak bir kulunu sevdiği zaman ona musibet verir. Eşhedü'l-bela mecmuatün fiselesin.
Bela ve musibet şu üç şeyde derlenip toplanmıştır, Havful halk, insanlardan korkuyor vehem mürr rızk, acaba geçimim ne olacak diye tir tir titriyor. Ve ruldaa'n-nefs. Kendinden memnun, ilahi rıza değil de kendinde bir üstünlük, bir varlık görerek kendini bir başkalarından farklı görmek. Bela, Cenabı Hak katında insanın derece ve kıymeti kadardır. Bela, Cenabı Hakk'a Habibine ve yolundan gidenlere bağlılığımız ölçüsündedir. Vel irsildi resulillah sallallahu aleyhi ve sellem. Bela ve musibet, Efendimiz aleyhissalatu vesselamın bir mirasıdır. El-Bele, pusibet nedir? Zeynü'l-Mümin, müminin süsüdür, güzel bir işaretidir ve kerametün limen akale, aklı olan kimseler için bir güzelliktir. Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz buyuruyor, biz nebiler insanların en büyük musibete uğrayan kimseleriyiz. Müminler de imanları nispetinde dinimize olan salabeti bağlılığı ölçüsünde musibetle müpteladır.
Hakikatü'l bela, gerçekte bela, musibet nedir? Allah'tan gayrı kalbin dönmesidir. El-Belav münallahu Teala ile ilel muhibbî bela, Allahü Zülcelal'den sevdiği kimselere bir ikramdır. Tufetün zaten anlamını vermiş, hediyedir tufe bir güzel ama daha çok hediye anlamını taşır. Ve gönül aleminde Cenab-ı Hakk'a kavuşma arzu ve isteğidir. Bela nedir? El-bela minallah, bela Allah'tan ve'l-Afiyet ve minellah, afiyetle Allah'tan, musibet de Allah'tan, giriştiğimiz nimet de icilerullah emir de Ondan, nehiy de o Zat-ı Kibriya'dan Celaliyle olan yasaklanan hususlerdir afiyet dondan, musibet de Ondandır.