Din nasihatla kuvvetleşir, din nasihatla kuvvetleşir buyuruyor. Nasıl kuvvetleşir? Efendimiz'e göre haber ver, nasıl kuvvetleşir dinimiz, imanımız. Buyuruyor dedim. Halid-i Zülcelal Sure-i Enfaz'dan bu Ayet-i Kerime, sabırsızlarını bizler bilirler. Hakk'a mülk bulanları Allahü Teala zarar haber veriyor. Hakk'a mümin olanlar Allah zikredildin mi? Allah'ın zikrinden kalpleri haşyapullah'tan titrer ve cilalanır kalplerinin içi, halaylanır. Bakır kalp kalpler, murakarp olur. Şeyi dinleyelim, murakarp olur. Allah'ın ayetleri okunduğu zaman okunduğu artar. Ne kadar artar?
Sıddîk-ı Azam Efendimizin, radiyallahu teala anh efendimizin imanıyla diyor Peygamberimiz Muhammed Mustafa zamanında yirmi dört gün sahabenin ve ondan sonra gelecek Utku Cihanların, tevsü'l azamların, Utku ulaların, Ütlerin, Yedilerin, kıtların, binlerin, Umbinlerin, Ali rivayetin yüz yirmi dört bin peygamberin adedince evliya var dünyada. Yani o kadar evliya var ya. Sakın ya Rab bakar girer. İçinizde kim bilir kaç tane evliya var? Sizin hürmetinize konuşuluyor bunlar. Elhamdulillah Onların da kıyamete haşla kadar yani ahirete gidene gidene kadar ne kadar mümin ölecek da kalacaksa, hepsinin imanını terazının bir gözüne koysam, Ebubekir Sıddık Efendimiz'in ve imanını terazının bir gözüne koysam, Ebubekir'in unvanı ağır gelirdi diyor Peygamberimiz. İnsan bir dünya olmakta. Mektedar insanın imanından onun imanı ağır geliyor. İşte bizim yolumuz Sıddık yolu.
O yoldan geliyor Peygamberimize yetişmenin şeyi. Ben şöyle bir dulası bize haber verdi hatırımızda kalsın. Teybe almıyorsa, teybe alsın. Bari Şeriite gittiler biliniz Hicret etti. Yani Medine-i Tahireye hicretlerken Cebel-i Sevr'e gittiler. Cebeli Sevir, İmam tarafında. Üstadımız yazmış kalemleri ile Cebeli Sevir'e çıktığında Cidde'deki deniz gözüküyor. O kadar yok bu şiire. Biri mi ne geçiyor? Biri arkasından geçiyor. Ne oluyor ya Sıddık dedi. Önden bir hayvan canavar filan gelir, kurt ne gelir, aslan ne gelir yırtar mı diye korkuyorum. Korkuyoruz. Yerinden kafirleri çınladık geldik. O dağa saçtık kafalarında şeytan da içlerinde bayıldı, kaldılar. Üstlerinin başlarını çiftmayarak geçtik. Uyanırlar da acaba yetişirler de bizi ben gemimden kopmuyorum. Arkaya geçtiğimde Onu diyor gustalardı böyle çelik gem demir gibiydi diyor.
Bir kılına koparamazlardı o örümceğin gördüğü hafif şeyler çelik kesildi. Zülüp dedi, işte ha, güvertinin gözü civcivleri, dökülmez miydi buraya girseydi dedi. Babası girecekti, kalktılar şey bana? Ben bilemiyorum. Dedi. Ya Rasulallah. Diyor. Kafalarına eve deseler de baksalar düşü görürlerdi. Diyor. Göremezler. Kafalarını Allah yad ettirmez onları. Diyor. Tabii varıp arkalarından geldi. Az yere dedi. Aldı. Yeniden düşmanlar gelirdi. Tekrar aldı dedi. Yine aldı. Hepsinin hayatları yerlere gömülürdü, atları gömülürdü. Öyleyken ne diye böyle tertip aldı? Efendimiz'i sürdüler, Hazreti Ali Sultan'ını duyurdular. Ümmetine tedbir almak sünnet olsun diye yaptım. Ben doğru çıkar onları giderdim Medine'ye kimse bana teselli edilemezdi. Zaten akıl vakitte kalan ümmetlerin siyaseti bozmasınlar.
Siyasetli Bize delletti o büyük dinkılabın dinkılabın içinde geçten fazla biriktirmenin ya hepimizi toplarlar, bizi toplamazlar, kalmadılar. Bulamıyoruz ya. Hiçbir yerde cemiyetleri yok. Onun için siyaset sünnet oldu kardeşler. Bir hesapla hareket verelim inşallah. Şuraya başlıyorum şimdi. Gitmez. Allah şefaatine nail etsin. Şu sözlerine dikkat edelim. İbrahim bin Hefem Kurtuluş Hazretleri hazretleri buyurdu ki bana biraz misafirler geldi. Biz de misafir geldiğimiz için bize birer misafirler geldi. Misafir bir eve geldin mi o evin günahı mahvolurmuş. O evin rızkı taşırmış, o evin de hastalık vesairlerini alır götürürmüş gelen Biiznillahi Teala. Misafirler hep sorsun veyahut hiçbirimiz. Bilhassa Bonyalılar misafirlerini çok sevenler biz de onları severek son ömrüm geldi. Yine bir göreyim kardeşlerim diye Allah rızası için canım burayı çekiyor, duruyor. Misafirler geldi.
Hallerinden onların ebdallardan olduğunu, büyüklerden olduğunu gördüm. Bana biraz misafirler geldi, onlar büyük adamları. Hemen bunu fırsat bilerek ne olur bana biraz vasiyet buyurun da ben de sizin gibi Allah'tan korkar olayım dedim. İttibaidenlerden olayım dedim. Ha bana biraz vasiyetler yapın, onu fırsat bildim diyor. Daha da yedilermiş gelenler, müzebrez vasiyet ettiği rica ettim. Vasiyetinden de Allah'tan korkanlardan olayım. Ne olur Allah'tan korkunca da Allah'tan korkan cehenneme geçmesek cennete girecek. Bunu haber biliyordum, aklıma gene geldi O gün de herkes kendi kusurunu saklayacak. Dayı yarabbim ben bir şey yapmadım. Benim buraya devam edecekler ya hiç suçumum yok. Vurun ağzına mühürü diyor Allah. Ağzı dili dursun. Her azası haber diyor ki benimle laf takvayı da söyledi. Kulak diyor ki benimle televizyon kurdu böyle, o oynayanları, bağıranları, fişeleri birden haşa dinledi.
Kulağımı beni oralara safletti. Elim sınır çaldı. Ayağım kahveye gitti. Ey ağza kendi kusurunu söyledi. Nereyi söylediniz dedi. Siz yanmayacak mısınız benimle ben saklarım da Allah söyle deyince, başa dese söyler bile. Efendimiz dedi ne desem öyle bizi kendimiz söylüyor zannediyorsun dedi. Şimdi kulum, şimdi kulum evimden şahit oldu hırsızlığıma. Çaklayacak bir yerim kaldı mı? Olmadı ya. Gözümün süpriğinden bir tecrit çıktı böyle. Ben de Ya Rabbi lehine şahidim. Onlar aleyhine şahitlik etti, ben de lehine şahidim. Dinlen ya Rabbi, söyle kul kulum söyle. Bir gün şafu ala da boynunu Tevrat'ı vardı. Tespihini eline aldı. Senden korkusundan Estağfurullahi azim, estağfurullah. Bir süre Ve ve makul inime, külçün, sehrir deyseniz ben oradayım diyor Allah. Diyordu sana, Sairim ki senden korkusundan ağlayacağım, anlayamadı bana derdi.
Sana derbi için benim korkumdan o yaş, oğlumu aklı mağfiret ettim haydi gelmediler. Özyaşın ne zannediyorsun sen yalnız şafağla hak, otku, boynu hatta dök. Gözlerinden dök yavrum eğer elimden gelirse ben sana yalvarıyorum bak. Bismillah. Necab Köprüsü, Kurtulda Köprüsü, gözyaşı. Halid'e Züly-celal Celle Celalullahları. Yani insanları cehenneme bir perde ardından götürüyor, gönderiyor yanıyorlar. Dibrili Emin varmış müminler ve günahkarlar bir feda su iletmiş, o cehenneme böyle serpince hafiflemiş hamam gibi olmuş cehennem. Ne oldu bursu niye sen kimsin? Dediler. Bursu Allah korkusundan ağlayanların gözünün yaşını biriktirdim diyor Cebrail Aleyhisselam. Şimdi o gözlerinin yaşını sevdince akasıyı keskin bir hale getirdiler. Lakin vücutlarımız yanmış, ruh kum yanar gibi geğülmüş. Ya Muhammed be ve Hazreti Kuran, le Muhammed değilim.
Yetmiş bin defa indim çıktım Peygamber'e de şahsım ona dönmüş dedi. Ben Muhammed'in de deyin, ben size gelsin ve kurtarsın dedi ve doğru uçtu Firdevs-i Ala cennetinde makamında Muhammed Mustafa oturuyor. Hepinizi varıp gider bir yere elini öpüp ziyaretini yapmayı nasip et ya Rabbi. O da ümmetinin içinden en büyük naklisı. Beni görmeden bin dört yüz sene sonra gelip de sahabeler günü gibi bana muhabbeti olan ümmetimin alnından ürperildiği, Tanrılarımdan öpüyorum. Ey sabalarım. Bize Allah çok mükafat veriyor. Bilemeyeceğim ne yapayım? Kürste yiyorsunuz. Koyların beni Allah aşkına. Koy yerde efendim. Sen serbestsin şimdi konuş. Ey sahabelerim imanda kimin imanına taaccü dersiniz? Ya Rabbi peygamberlerin imanına. Onlar nasıl iman etmez? Onlar Cebrail'i görüyor, vahyi alıyor. Onlar iman etmeye de kin edecek. Kimin imanına taaccüp edersiniz? Kimin imanına?
Ya Rabbi meleklerin imanına meleklerin arasından geliyor. Onlar iman etmeye edecek kim verecek? Kimin imanına taatcibedersiniz? Sahabelerin imanına bir Ebubekir efendimizin imanı cinni insani imanından ağır gelecek duydum. Onların imanına sakin ederek. Yok onlar Cebrail'in geldiğini görüyor. Kanalının cızıltısını duyuyor. Muhammetlerini açıktan gördüler. Ağzından duydular her şeyleri. Onların imanına tehatçip erilmez. Kim imanına tehatçip edersin söyle bakayım. Bilemedik ya Rabbi. Benden vay be iman eden benden dört yüz, bin dört yüz sene, bin dört yüz dört sene sonra gelen ümmetim yok mu? O onlar Allah'ı görmüş gibi, Muhammed'i görmüş gibi, cenneti, cehennemi görmüş gibi iman ettiler. Ben onları imanına taacküb ederim ve anılarımda öpeceğim onların buyurdu. Beynamaz İbrahim'i bini ethem Kuddise sirrahul Hazize biraz misafirler geldi.
Onların büyüklerden olduğunu, ebdallardan olduğunu bildim. Bana biraz vasiyetler yedin dedim. Onlar da şöyle vasiyeti. Onlar da sana yedi şeyi tavsiye ediyoruz. İyi ki dinle dedim. Yedi şeyi vasiyet ediyorum size. Seni dinlen ey Allah'ım. Ne onlar efendim dediler. Faidesi kelamısı olursa onda kalp uyanıklığını iyilik etmek. Faidesi söz söylüyor. Malayanı söylüyor. Malayani hiçbir şeye yaramaz. Askere şöyle gittim. Orada böyle oturmuşsun şöyle oturmuş. Bunları konuşma diyor. Malayani bu. Malayani, büyük günahlar, büyük günahlar. Mindilillahi teala tövbeyle mahvolur gibi lakin o gusül içtiğin sığara yok mu? Bu ferahta bir şey devir dediğin Kim dedirdi babam kırk elli verene şiara içiyorsun. Eşek kırk elli verene amel defterinin içine baş atıyorsun. Vallahi büyük günah, iran şefaat giderim buyuruyor Peygamberimiz Muhammed Mustafa. Hoca günahlar tövbeyle küçülür af olur, mağfiret olur.
Küçük günahı işleyi işleyi, büyüdü. Bizim kara müslü hocamı kitap yıl üç sene vaaz veren ulemadan sordum. Efendim bu sigarayı içen adamlar acaba günahkar oluyorlar mı? Evet yavrum dedi. Çünkü nispetle ağzını yıkamak sünneti mürekkebe olduğundan onun yeri haciz ediyorlar, pis ediyorlar. Kokuluyorlar da sarımsak soğan yiyen cami yüze gelmesin. O ağzından geçene kadar da şu ara içenin yanında oturursan durabiliyor musun kardeşim? Bizim meslekimizde tek yok. Bizki babamızın kelfiyası öyle olmuş. Yahyalı Hasan Efendi kardeşimiz sığara içenlere bile mukaddime dersi vermiyormuş ki elimi ayağını öptüğüm şefaatli umduğum dişçi babamız böyle haber vermiş demiş etmiş size. Orada Hacı Hatun Efendi seçkin yüz talebeye ders doku diyor. Nahcın sulara ait diye içiyor. Efendim Konya'dan Mevlana Celaleddin Rumi Hazretleri kul dönmüş din haramım diye bu sarayı içmeyi yasaklamış. Temal için onu demiş.
Nerede görmüş? Hangi ayet değiyor? Hangi hadis değiyor? O da halini eline geliyor. Masın helak olur. Velilerin kalbini kıranın bir gemiğini kırarım diyor Allah'ım. Velilerin, velilerin gönlünü kıranın bir gemiğini kırarım. Yani Allahü Teala azaplarla diliyle ehad etmiş gibi günahkar olur. Onun için gel sefere dedi. Böyle giyeyim de ben yarın uçurtayı çıkayım görüşeyim inşallah dedi. Buraya girdi. O kapıya gelmiş. Çatal kapıya. Tak tak tak tak tak. Hocam evladı neredesin? İşte hoca bir infak etti. Bekir Efendimiz de buyurun efendim talebelere tembih etmiş. Koltuğuna girin. Korona çıkarın. Pılara içer o atasını verin. Bireyin saplanması büyük bir alim bu gelen. Büyük bir alim. İnşallah o işten kurtarırım onu. Hürmet edin diye. Tuttular koltuğuna girdiler için. Hani Mevlana Hanım onun padişah gelse kı çıkmaz. Şimdi o halvet hanesine girdi. Kusura kalmayın. Koşun.
Demiş, kefeyi çıkarmış bir sulara sarmış kocaman, kalın, parmak gibi ateş getirmişler, vermişler. Yarın sıkkın sıkkın akşam olmuş, yatsıyla kısmış. Yatmış. Demek yarın görüşeceğiz. Yap bakalım da yarın bir duruşun, bugün bir duruşun belli olmaz demişler. Yatırmışlar, sulanıyorlarmış ahhahlılar susura ayıpmesin ne olurdu tekkeyi kokutmasınlar diyorlar ama kendine diyemiyorlar diyor. Efendiler öyle emretti. İlk uykuda, ilk uykuda Ben sizin ayaklarınızın bastığı yerin kölesiyim, kurbanıyım, kurbanınız olayım. Beni mahvum göndermeyin buradan. Konya'nın dervişleri, kardeşleri Allah rızası için bu günahkarı duadan unutmayın. Ben sizin hepinize Ya Rabbi bunların her dışı rızanı bulsun, imanla yutsun diye dua ediyorum. Her şafap orada duam geliyor buralara, inşallah dağılıyor hepimize. Siz de bana dua edin. Bundan sonra bir Beytullah'a girerken ayağım böyle bir metre gibi yukarıda saldı.
Alım atsam düşeceğim. Mehmet Beytullah'ın ruhaniyeti beni kaldırmış böyle. Oymuş, yerde tuttu, delil elimden. Uyuyduk dedim yani Zeki işte böyle. Beni tut dedim, iyi tut dedim tuttu sürünü sürünü Beytulların ha vari bu sürünü bu sürünü lan diyorum Allah'ım. Bir de burada Ferhat hacı ümmet amca haydi Mevlamiye götüreyim seni deve abdestimizi ne hep aldık. Batıdan birinci kapıdan, bir dışı dıştan ikinci kapıya var. Ne dua ederseniz onun yanında kabul ederim. Kaderim buraya mana verirken, yani vücutlarını kabir etmiş yeryüzünde kurulan, şırınan mazhar olan evliyalardan istiane yardım talep edin hem ahirete hem dünyaya ait bu hadisi şerif. Onun için kardeşim böyle bizi Mevlana'mız huzuruna iletmeli, tövbeleri arkası arkasına yuvarlayıp estağfurullah lazım Ya Rabbi. Beni niye kabul etmiyorsun böyle korkularına