Bismillahirrahmanirrahim. Sene kırklarda böyle irşad için, ıslah için imanının kemali, ibadette ihsana erişebilmek için bir mübarek zat ile irşadla görevli olan bir kimseye müracaat eder. O buna evrad ve ezkarını tarif eder. Devir de çok önemli, ortam çok önemli. Ortam güzel. Böyle isyanlar, kötülükler o kadar fazla yaygın değil, gayet az. Bunun da insan üzerinde büyük bir tesiri oluyor. Böyle yapmış vazifelerini, belli bir noktalara da gelmiş. Ayet-i celile Cenabı hakk'ın kuluna kulundan daha yakın olduğu, kuluna kulundan daha yakın olduğu evrak ve ezkarını vermiş. Sami Efendi Hazretleri sormuş, buyurmuş ki siz ne yaptınız? O da başımdan geçen hadiseleri anlatmış efendim, işte kırk yıldan beri yaptığım vazife budur. Sonra ele almışlar. Bu vazifenin önemini bir telefonla haber vermiş.
Hafize'nin eski telefonlar olarak birinin insanda olduğunu, bir diğerinin Rabbımızla olduğunu, bu evrad ve ezkar ile Rabbımızla münacatta bulunmak, niyazda bulunmak, bunları anlatmış. Daha başka çok anlatmış. Ondan sonra o zat diyor ki biz diyor, evrad ve ezkarı yaparken adet kabilinden yapmışız. İşte böyle yapılacak. Hele yaşlı olunca evden de pek kabul görmüyor. Sığınacağı yerler mescitlerdir vesairelerdir. Onun için de mescide geliyor, gidiyor, orada bir direğin dibinde oturuyor, okuyabilirse keşke Kuran-ı Kerim okuyor, hayat böyle geçiyor. Ben diyor, o cevherin, o madenin kıymetini Sami Efendi Hazretleri anlatınca bildim, diyor. O madenden birini ve Anid Derani Rahmetullah Ali Hazretleri şöyle anlatıyor. Vellezine cehedü Allah yolunda gayret gösterenler Bildiği ile amel ederse Cenabı Hak bilmediğini ona malum eder. Büyüklerimizde gördüğüm Rabbimizin izniyle şu hali müşahede ettim.
Onların himmetleriyle. Sanki bir üniversite olarak gördüm. Böyle bütün bölümleriyle işte bir bölümü arkeoloji diyelim, bir bölümü tarih diyelim, bir bölümü biyoloji diyelim, bugünkü dille ifade edecek olursak yapay zeka diyelim, vesair, teknofest diyelim, bunun gibi hep bölümleri bulunan bir üniversite. Aynen öyle gördüm. Eğer müşahhas bir misal verilecek olursa Hacı Hasan Efendi böyle bir üniversiteydi. Böyle itikat kitaplarında biz İmam Hasit okurduk, o Ahmet Hamdi Aksekili. Siz o kitabı okudunuz mu? Onunla imtihana girerdik. Bize onun cümleleri çok ağır gelirdi. Çünkü dil olarak eskiye dayanıyor. En iyisi derdik ezberleyelim. Kelimeleri çıkaramıyoruz. Öyle ki bir tebaddi kelimesi, halbuki gıdalanmak demek, zorlanıyoruz. Orada neyi görürüz? Bir itikat bölümü o kadar güzel hazırlanmış ki, şimdi diyanetin iki tane eseri var. Dinimi öğreniyorum, bir daha var.
Bu ortaokul dönemlerine göre bir ayarlamışlar, bir de lise dönemleri ama çok güzel, biz burada bir cümlesiyle Rabb'ımızın izni, ilahisi mutlaka hazırlayan ilim ehli insan. Altından öyle manalar çıkıyor, bir cümleyi bitiremedik biz. Bu Allah'ımızın lütfu bizden değil. Bir hocamız var, siz tanırsınız Kayseri'de. Çok kıymetli bir hocamız. Resmini çizeyim de siz anlarsınız. O Bağdat'ta tahsil görmüş, İbrahim hocamız görmüş. Buna demişler ki, hocam böyle okutuyorsun güzel ama bizim gönlümüz tasavvuf dersini de istiyor. Orada bir veli kavramı nedir? Çok önemli. Bir veli kavramı o kadar önemli ki, Bundan sonra işte mürid ne demektir, mürşid ne demektir, tövbe ne demek, vera ne demek, takva ne demek, biz bunları okumak istiyoruz deyince, benim okutacağım tasavvuf dersine tahammül edemezsiniz. Bizzat bize anlattı bunu.