Kalbi Selim. Aişe-i Sıddıka validemize radiyallahu anh'a Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın ahlakı soruldu. O da Müminun suresinden on ayettir dedi. On ayetten birisi de Esriu billah, on ayet Efendimiz buyuruyorlar sallallahu aleyhi ve sellem kim bu on ayete uygun hayatını devam ettirecek olursa Rabbimiz ona Cennet-i Alayı lütfedecek, ihsan edecek diye. Sami Ramazanoğlu Kaddesallahu Sırra Hazretleri Cuma namazlarını İstanbul'da daha çok ücra yerlerde kılarlardı. Kendilerini çokça takip eden insanlar oluyordu beraber bulunmak için bunu da engellemek için çok ücra yerlerdi. Bir kenar mahallede cuma namazı için bir araya geldiklerinde Cuma namazına biraz müddet var.
Kendisiyle beraber Adana'da bulunan Necmettin Akcan doktor, dokuz yüz elli beşte üstadımızı da Hacı Hasan Efendi, Kadı Sallallahu Aleyhi Sırra Hazretleri'nin de Adana'da Tepebağ Şeyhoğlu Camii'nde vaaz ederken bulunan bir kimse. O vaazlarında on bin kişi diye ifade ediliyor belki daha fazla kimsenin iştirak ettiği coşkun bir vaaz ve nasihat devri. O zamanda da bulunduğu için üstadımızı çok iyi tanıyıp Sami Efendimiz'e, KaddeSallallahu Sırra der ki Efendim daha Cuma namaz ne var? Cemaatten de gelenler oldu. Hasan Efendi biraz konuşsun mu? Tabii buyurdular. Tekrar üstadımıza geldiğinde var söyle Necmettin. Ben üstadımın huzurunda avzumu açamam. Hastadi, ne dersendi, mazereti var de ben konuşamam huzuru adilerinde. O da der ki ben müsaade aldım artık haya ederim demeye mecburen ayağa kalkarlar bu ayeti celleyi okurlar Eshabü'l-Had efle hal müminin muhakkak müminler kurtuluşa erdiler.
Mümin olmanın Allah'ımız katındaki güzelliğini, onun hem dünya hem de ahiretteki faydalarını anlatmakla bitirir. Burada İmam-ı Azam rahmetullah Ali Hazretleri'nden imanı tehlikede olanların üç, on üç bir rivayette de kimler olduğunu anlatırlar. Hiçbir mürşid-i kamilden insanın evrad ve ezkarı da olmasa, tabi Kuran-ı Azimüşşan'dan onlar istiğfar okuyunuz buyurulduğu için istiğfar tabiri tarif ederler. Rabbine hamd et, şükret, ibadet ve taatte bulun, onun yolunda gayret et ve istiğfar et. Rabbi Zülcelalimize yapılan yanlış hareketlerimizden dolayı bağışlanmamızı dilememiz, Bundan dolayı aldığımız Evrad ve Ezkar. P Alemennehu la ilahe illallah Muhammed suresindeki ayet-i celilede tevhid okuma ve Ahzab suresinde elli altı. Ayet-i celile ile salat-u selam bunlar bulunsa dahi bulunsa dahi hep elhamdülillah desek yine iman nimetinin şükrünü eda edemeyiz diye devam ederler.
Ayet-i cellenin anlamları çok uzun bitmez denizler gibi mana verebilirsiniz ona. Godeflah muhakkak kurtuldu, kurtuluşa erenler. Bu kurtuluş sadece insanın manevi ciheti de değil, madden de kurtuluşa eriyor. Çünkü gönlü huzura erince madden de rahata kavuşuyor. Mesela gönüldeki darlık ve sıkıntı hali insanın vücuduna aksetmek suretiyle birçok hastalıklara davetiye çıkarıyor. Bugün tıbben bu tespit edilmiştir. Gönüldeki sıkıntılar daralmalar bunalmalar insanın vücudunda birçok hastalıkları iras ediyor. Rabbimiz Taha suresindeki son ayet cellelerde sonra Kim bizim zikrimizden ayrılırsa tefsirlerde baktığımız zaman parantez içerisinde El-Kur'an'dir. Kim bizim Kuran'ımızdan ayrılırsa ve innelehhu maişetendanka onlar için dar bir geçim var, sıkıntılı bir hayat vardır diye buyruluyor. Eğer bu sıkıntı gönülde başlayacak olursa vücuduna da aksediyor. Mesela hanımıyla geçimsizlik başlıyor.
Çocuklarla bir dövüş başlıyor. Bir anlaşamama komşularına aksediyor vesair insanlara iş çevrelerinde vesaire yerlerde bu meydana geliyor. Gönlün huzuru bambaşka. Felaha erdi, kurtuluşa erdi derken sadece siz bunu manevi cihetle birlikte maddeyi de içerisine katacaksınız. O gibi insanlar her zaman huzurludur. Efendimiz müminin işine taaccüb ederim, başına bir musibet geldiği zaman sabreder onun için mükafat olur. Bir nimete kavuştuğu zaman şükreder Allah'a. Ben hiçbir şey değildim ama Rabbimiz ikramda bulundu der. Bu da onun için şükründen dolayı ecir olur, mükafat olur diye buyruluyor. Ondan dolayı her zaman mümin huzur içerisindedir. Huzur içerisindedir. Daralması yok, bunalması yok. Mevla'dan geldiğini biliyor.
İşin daha birileri yönüne gidecek olursak Tevbe Enfal suresinde Cenabı Hak ve ma ramaite idiramete velakinnallahe rama Habibim ya Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem sen Bedir'deki küfre karşı kum tanelerini o kumları avuçlayıp ellerine alıp onlara doğru attığında sen değil biz attık. Çünkü sen atacak olsaydın ve attın da birkaç kafirin, müşrikin gözlerine isabet ederdi. Ama biz o kum tanelerini bütün hemen hemen birçok kafirin gözlerine isabet ettirdik. Bu ayeti celileden alarak tasavvufi bir makamdır. La fa ilahe illallah. Her şeyin hayır ve şer ne varsa hep onların Mevla'dan geldiğini bilebilme duygusu Bunda huzursuzluk olur mu? Bunda daralma bunalma olur mu? Demek ki yapmış olduğum yanlışlıktan dolayı meydana geldi der. Mesela İmam Şafi Hazretleri buyuruyor ki ben Cenabı Hakk'a yanlış bir muamelede bulunacak olursam bana diyor at tekme atar veya evimde hanım huzursuzluk çıkarabilir.
Yine ehlullahtan biri Allah'ın dostlarından kendisi bir at alacak. Dediler ki aman ha efendim sen bu atı alma, çok serkeş, rahat ve huzur bulamazsın. Atın kulağına birkaç söz söyler ve ayrılır. Dediler ki ne dedin? Ben Allah'a ve Resulüne itaat edersem sen de bana itaat eder misin? İşte bu. Demek ki Allah'ımızın zikriyle gönüllerimizin dolması neyi meydana getirecektir? Gönülde huzur meydana getirecek. Bu huzurla birlikte yaşantımızla güzelleşecektir. Maddi halimiz ve durumumuz da. Yalnız zikir Kuran'da iki yüz elli ayette geçer. Zikir kavramı şu anlamlara da gelir. Mesela Kuran-ı Kerim zikir manasını, İnna nahnezenna zikra ve inna lehu leh hafilun Şüphesiz ki zikri Kuran-ı Kerim'i biz indirdik ve onun koruyucusu da elbette biziz. İkinci olarak Resulullah zikir olarak tanıtılmıştır sallallahu aleyhi ve sellem. Allah onlara şiddetli bir azap hazırlamıştır.
Ey iman etmiş saduyu sahipleri Allah'ın emir ve yasaklarına uyarak onun koruması altına girin. Allah size zikir Hz Muhammed'i gönderdi buyrulur. Talak ayet on. Bir diğeri Hicr Suresi dokuzuncu ayeti celiledir. Burada zikir dediğimiz zaman onun anlamını mutlak vermem lazım. Namaz manasına da gelir. Şeytan onları kuşatmış ve onları Allah'ı zikretmeyi namazı unutturmuştur. Cuma namazı ve hutbesi şu ayet Cuma namazı ve hutbesinin zikir anlamına geldiğini de göstermektedir. Es'amle. Ey iman edenler cuma günü namaz için çağrıldığınız zaman Allah'ı zikre koşun, cuma namazını kılmaya ve hutbeyi dinlemeye, alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Sonra ilim ehli alim manasına da gelir Kuran-ı Kerim'de. Nahl Suresi kırk üç. Ayet celle de biz senden önce de kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını peygamber olarak göndermedik.
Eğer bilmiyorsanız zikir ehline alimlere sorunuz, ariflere sorunuz, sadıklara sorunuz, kalbine ilim lütfettiği Cenabı hakk'ın Kehf suresindeki altmış beş. Ayet-i Celil'e min ledünna ilma kendi tarafımızdan ilim lütfettik diye buyrulan hayırlı kimselere sorunuz. Hakikat ehillerine sorunuz. Marifet ehillerine sorunuz, aynelyakin ve hakkelyakin ehillerine sorunuz. Anmak ve hatırlamak manalarına da gelir ayeti celilede Taha Suresi kırk iki. Ayet-i celilede. Ey Musa sen ve kardeşin ayetlerimi Firavun'a ve İsrailoğullarına götürün. Beni zikretmekte, anmakta gevşeklik göstermeyin. Sonra zikir dini ve ilahi emirler manasına da gelir Taha suresinde yüz yirmi dört. Ayet-i celîle buna işaret etmek istiyordum. Kim benim zikrimden göndermiş olduğum emirlerimden yüz çevirirse. Onun için dar bir geçim vardır. Ben ah şuruhu yevmel kıyamete ama kıyamet günü onu kör olarak haşredeceğiz.
Yormamak için bazı hadiseleri de nakletmek istiyorum. Sami Ramazanoğlu Huddiselahu Hazretleri Cuma namazında kendisini çokça takip edenlerin olması hasebiyle izdihama meydan vermemek için kenar mahallelerde namaz kılar. Necmettin Akcan doktorun Hasan Efendi vaiz etsin mi üstadımıza Sami Efendimize deyince evet buyurdular. O da ashabına kadar eflahal müminun müminler mutlak feraha, huzura, kurtuluşa ermiştir. O kurtuluş o kurtuluş sadece ruhi değil aynı zamanda bedenen de kurtuluşa erer. Çünkü zikreden insanlar ahiret düşüncesi içerisinde olduğu için Kuran-ı Azimüşşan üç hususta durur. Birisi iman esasları, ikincisi ahiret inancı, üçüncüsü de infaktır. Allah yolunda sarf etmektir. Ahiret duygusu içerisinde olan bir gün ellerimi yanlarıma koyup Allah'ın huzurunda yaptığım her hareketten mesul olacağım diyen kimse ne yapacaktır? İnsanlarda da güzel geçimi temin edecektir.
İşten bu noktaya getirmek istiyordum görüşmelerimi. Kendileri dokuz yüz otuz dört diye hatırlıyorum. Yahyalıyı teşrif ederler. Geldiklerinde dedem Rahmetullah Ali Hazretlerinin evi bile yok. On beş kişilik bir aile ile iki göz odada kalırlar. Bir hoca zatın genişçe bir odasında oturulur. O günün belediye reisinden tutun idari noktada bulunan artık bir kasaba bile değildir ora. Nasıldır bilmiyorum. Bir bucak diye tarif edebilirim. Ancak düveli'ye bağlı bir bucak. Ancak böyle ifade edebilirim. Orada kim varsa hep seçkin insanlardan bilhassa ulema-i kiramdan gelirler. Bu ayeti celileyhuhü vesselamü ve men aura da an zikri kim bizim zikrimizden ayrılırsa iki buçuk saat kadar mana verirler verirler verirler. Kendisi hukuk fakültesinden mezun o günkü ismiyle Darülfünun. Ama Allah'ımız gönlüne de ilim lütt etmiş.
Es'ad-i Erbili Hazretleri, katdesallahu sırra on iki ilim derler, on iki ilim derler. O eserlerden birer sahife gösterir ve sonra da icazet duasını yaparlar. İcazet ne? Diplomasını almış olur ve yeter bu ürünler. Mesela Haccasın Efendimiz bir gün bile benim mektebim yok demelerine rağmen Kehf suresindeki altmış beş. Ayet-i celîle ile Cenabı hakk'ın lütfettiği ilimle coşarlardı. Bizim İmam Hatip'te okuduğumuz, İslam Aleyhüs'ünde okuduğumuz o kitapları okuduğunu biliyorum. Bir gün mektebim yok demesine rağmen ve işaretler de önemli yerleri işaret edenler. Vaiz notlarında bir Ayet-i Celilve iki hadisi şerifle girerlerdi okumuyor değil çokça okurlardı. Mesela o gün de elinde bulunan eserlerden hatırladığım hülasetü'l beyanı okuyorlardı. Elmalılı Hamdi Yazır Hocamızın tefsirinden okuyorlardı. Kendi kitaplıklarında Mecmu'ud tefasir bulunuyordu.
Yani bir gün mektebim yok derken kendileri çok mütevazi ilim ehline önem veriyor ve onların da kitaplarının tozlarının silkelenmesi için bir mevzu açarak ilmi münakaşalar yapıyorlardı. Demek ki zikir ilahi emirler manasına da geliyor Taha suresinde yüz yirmi dört ayeti celleye göre. Sonra uyarı manasına gelir. Enbiya Suresi ikinci ayet-i celleye göre. And olsun biz Musa'ya ve Harun'a hak ile batılı ayırt eden ve muttakiler için bir nur ve zikir, öğüt olan kitabı verdik diye buyrulur. Sonra zikir şan, şeref, izzet manasına da gelir. Şüphesiz ki biz size içinde zikriniz, şerefiniz, şanınız bulunan bir kitap indirdik. Aklınızı kullanmayacak mısınız? Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi serin sohbetini dinlediniz.