İman ve Takva Yoluyla Allah'a Yaklaşmak kaydında Kalemdar'dan Sohbetler. Hacı Hasan Efendi Kaddesallahu Sirruhu'l Aziz Hazretlerinin kendi sesinden Gönle Şifa dinleyenlerden de Allah cümlemizden razı olsun amin. Halid-i Zülcelal'ımız, Allah'ımız Eshabü billahi bismillah ya eyyüellezine amenu. Ey Ey şerefi imanla şerefyam olan kullarım. İman rütbesini omuzuna diken kullarım, kalbine…
İman ve Takva Yoluyla Allah'a Yaklaşmak ne anlatıyor?
İman ve Takva Yoluyla Allah'a Yaklaşmak kaydında Kalemdar'dan Sohbetler. Hacı Hasan Efendi Kaddesallahu Sirruhu'l Aziz Hazretlerinin kendi sesinden Gönle Şifa dinleyenlerden de Allah cümlemizden razı olsun amin. Halid-i Zülcelal'ımız, Allah'ımız Eshabü billahi bismillah ya eyyüellezine amenu. Ey Ey şerefi imanla şerefyam olan kullarım. İman rütbesini omuzuna diken kullarım, kalbine…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 19 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Kalemdar'dan Sohbetler. Hacı Hasan Efendi Kaddesallahu Sirruhu'l Aziz Hazretlerinin kendi sesinden Gönle Şifa dinleyenlerden de Allah cümlemizden razı olsun amin. Halid-i Zülcelal'ımız, Allah'ımız Eshabü billahi bismillah ya eyyüellezine amenu. Ey Ey şerefi imanla şerefyam olan kullarım. İman rütbesini omuzuna diken kullarım, kalbine diken kullarım. Allah'ımız Ya Eyyüen Nebi buyuruyor. Bir de müminlere Ya Eyyüen dedi de hemenu iman edenlere o şerefi veriyor. Ya Nuh, ya Musa, ya İsa. Hepsinden böyle hitap ediyor da Peygamberimize, Ya eyyühennebiyyü diye hitap ediyor. Müminlere de bak ya eyyühennebne amenu. Ey hüdnebine amenu. Ey şerefi imanla şerefyam olan kullarım diye kıta buyuruyor. İ'tteullah Allah'tan korkun. Allah'tan korkanlar Allah rızasını bulanlar. Allah'tan korkanlar Allah'ın cennet ve imanını görenler. Allah'tan korkanlar her kötülüklerden kurtulanlar.
Öyle korkun ki diyor iki aslan arasında bir dilgin nasıl korktuğu gibi Allah'tan öyle korkun ama beyne halfü vel recada olun. Haffile rica beyninde olun. Bir tanecik dişi cehenneme gidecek deseler o kadar korkuyor ki acaba ben miyim ona Ya Rabbi? Diye. Günahları var çünkü Allah korkutuyor kendini. Öyle ümmi geliyor ki irticecik kişiyi cennete girecek olsa herhalde benim Allah'ım rahmeti bul, efendim ayetini buyurup duyuyor yemin ediyor. Böyle hem bir kişi gidecek derse cennete benim herhalde diyecek, bir kişi cehenneme girecek deseler benim herhalde deyip böyle de korkacak. Çok insanı gülme tuttun mu? Recai ile hıfz dininde ol!der mi? Irmakesiniverir. Birden şu dağın ayının dibine bakınca, şu beyazlığı ölünce kesilir.
Adem Aleyhisselam cennetten çıkınca her yeri simsiyah oldu da yalnız Allah'a üç bir kavilde iki yüz sene, bir kavilde üç yüz sene ağlayı ağlayı Geyya ve beyda on üçüncü, on dördüncü, on beşinci ayın günlerini tutar. Yani o günleri oruç tuttuğundan büyük bembeyaz oldu. Bu beyazlık cennetten geldiğinden oraya baktın mı ona keder mevtiyiymiş gülme kesilir. Her yirmi bölüm gün biaz kesildi. Umarım münhasır Allah'ın ki ben belki azaldı, ölmek yakın Allah'ım inşallah. Allah'ı imanla ömürsün, rızasını kurtulsun. Gezmek gelir de böyle ha adil Peygamberimiz istemez dersen bir an kes. Tecrübe olan şeyler bunlar. Kitabullah Allah'tan korkun da, korktuklarımızdan emin olun da Cennet ve Cemalını kulum inşallah. Allah'ım sen bize bulursun, yüzülür, güldürsün inşallah yürürken ve kününu olun maas sadıkin sadıklarla beraber olun. Onu başta ben geliyor. Saliha lazım olan şartlar ne hay? Salih oldu.
Buraya bir efendi geldi, oturduk şuraya, şu oda dolu, bu oda dolu, salın dolu, ona bütün imam doldu. Şöyle baktılar dedi ki: Orada Kazım olan kimse yok. Hep salih kimseler bunlar. Şahit oldu adam, Danyal'nın boynu bükük yavrularını, Divaninin boynu bükük yavrularını görünce bunların hepsi Salih. Panikata girenlerin hep Salih. Yalnız saliha lazım olan şartlar var şartlar. Şart olmayınca meşrut olmaz. Abdest olmayınca namaz kılınmaz. Onun için şart evvel gelir. Birincisi devamül hubu abdestle devam etmek. Birisi bozuldun mu hemen bir yandan abdestin birini eklemek, buraya ilk ben abdest atmak. Bu topraklar diyor, ya bişr-i hati niye ayağını yargıya geziyorsun böyle diyor. Bu yeri ayağımızın altına düşeyen benim. Şu efendinin evine gelince döşemelerinin üstünü dıştan geldiğin ayakkabıyla çıkınamıyor da Allah'ım döşediği ayakkabıyla görünür mü?
Diye böyle nereyi daha içini söyle hep nur görüyorum da nurun üzerine ayakkabı ile basamıyor bütün nur oluyor, bir yüzleri falan diyor. Huzurlu gezelim kardeşim. Bu topraklardan bir şey şehitlerini verdik de öyle geldik o toprağa. İlgilen elimizden Allah istiyorlar. Allah Kuranlarını yedirmesin. Kıtsalih haizsalih daha hasmiyle Allah kahretsin. Onun için Bişrir Hati Kuddise sirrakul Aziz Bağdat'ta ile Bağdat'a gelen bütün bazara gelen adlarıyla, katırlarıyla, beygirleriyle, hayvanlarıyla gelen bir tercih bizim tarihlerde, dış tarihlerde da yazlıyor, tezkiretle evliyadan konuşuyorum şimdi. Onun için hiçbir hayvan gübre yapmazmış bağalara, ayağına bulaşmasın, iştir harfi hazırlıklarının dibi. Allah şefaatlerine nailsin Ya Rabbi! Bütün hayvanların arkasında tutulmuş hiçbirisi gübre yapmaz. Şunu buyurun su da alayım, vasas falan.
Ondan sonra birisi, birisi elmas sanatta mı beygiri, afferasımız Gübre yapmış, ağlamaya başlamış. Ağlayınca baştan birliktmişler. Ne ağlıyorsun kardeşim? İşte kafi vefat etti. Görmüyor musun? Hayvanım gübre yaptı diye ağlamaya başlayınca koşmuşlar, gitmişler, varmışlar ki Anne, Efendimiz nerde? Efendimiz on dakika evvelip Rahmeti Rahman'a kavuştu. Allah rahmetine kavuştu, vefat ettirilmiş. Yani büyülü arkalarında da tutulur. Abdestsiz gezilir mi kardeşim? Abdest müminin silahı, silaha dışpon yaklaşamaz. Üstadımız abdestten evvelle talimat lazım. Te iltemiz olmak lazım. Hicaz'da Abdülaziz'ınız hep tuvaletlerinde sabun var sabun. Büyük taharatınız ilk sabınla beyaz hiç kimsenin sürülmediği bizlerle unutur böyle. Acele bakıyoruz diyor Efendimiz, gayseri ulemalarının içinde konuşurken bir cama su koysan, şöyle ağız üstüne koysan buraya su sızar. Suriye'de koysan sızar, üçüncüde anca kesilir.
Şişedeki olan su bu. Etten gelen su birden kesilir mi lakakabı verip abdest alıyorsun? Bizim orada Adana nedir bir köyün imamına sen abdestsiz namaz kıldırıyorsun bize demiş gençler. Nereye? Hemen su yoluna oturuyorum ne yıkama var, ne bir şey var. Şaki geliyor, Maliki geliyor, Hanbeli geliyor, Hanefi geliyor. Nereye onlara göre abdest alman, sen suyla taharet etmen, ondan sonra o aletin dörtte birisi ulaşacak olursa hiç abdest olmaz, kıldığın namaz olmaz. Hem de uyku halinde sızıntı kesilmez. Donunu açtılar diyor böyle sapsarı geçmiş ömür. Üstadımız bunu böyle buyurdu yani büyük ulemaları içinde ondan sonra, hakikatten da tecrübe ettik ve tam taharet edip şey ettikten sonra Efendimizin vaazından sonra tecrübe etiyek sızıntı geliyor yine su tapılıyor. Kardeşim dikkat eder vallahi açından. Abdestli huzurla alalım, namazı huzuruna kılalım, abdestsiz gezmeyelim inşallah. Devamul vudu.
Birincisi saliha lazım olan şartın birisi. İki, hilaf söylememek, sözüne hilaf söz katmemek. Münafığın alameti olur o zaman Allah korusun. İki, gıybet etmemek. Gıybet zinadan eşet. Ne yapayım ya? Ne yapayım? Hadis-i şerif böyle diyor. Birisi camide böyle toplaken Hasan'ın Basri, Kuddise, Sirrahul Aziz Efendimiz şu zat camide elini açmasa daha iyi çünkü camide Allah'a açılır. Yani dışarıda toplasaydı bunlar iyi iyi Deyince giyecek onu kızartmışlar ve ona getirmişler. Yiyeceksin, ona gıybet ettim. Kalben oldu. Sen salihlardansın. Senin kalben de gıybetin gıybet yazdı. Yapmam onu diyor. Gıybet ettim o adamı korkuyla uyandım ağladım diyor. O adamı aradım diyor. Aradı mıdır, baktı mıdır ekmek sokumunu eline almış düküntü kere otlarını çeşmenin orada toplayıp toplayıp etmenin içine koyuyor diyor. Görünce kopuştum. Gelme gelme. Camide gıybet ettin. Beni kızarttılar, önüne verdiler.
Şimdi mi aittin? Dedi. Kaybolup etti. Bir huma boşuymuş mermi dedi. Kaybettim dedi. Tövbe olsun biz daha kimseye kalben de böyle gıybet etmemiyere tövbe olsun. Bilinen gıybet, yarın huzur ile yabancı bu defter benim değil deyince senin değil de kimin filan adamı gıybet ettin de onun günahları niye hep senin defterine geçti? Senin sevabın da onun defterine geçti. Bu defter benim değil Ya Rabbi diyen. Oğlum sen maz bulmazdım, köşemde otururum da yıl gıybet dilerdi seni. Onun sevabı sıkına geçti de onun için. Onun için insan sevmediği insana beş lirasını, on lirasını, yüz lirasını, bin lirasını vermez. Sevmediğin adama gıybet ediyorum, sevabımı ona veriyorum. Gıybet bana adet ustayla anamı gıybet ederdim de sevabımı anama verirdim, diyor. Zaten biri de o zaman bunlar çünkü binlerce bundan vaaz veriyoruz biz. Onun için şimdilik bu kadar usul usul göstereyim, göstereyim geleyim inşallah.
Namazı vakti ile eda etmek uzun. Namazlarımızı bu da etrafımda da kardeşlerim var, yavrularım var. Yaşım çok geçti onların benim çocuğum yerinde olduğundan yavrularım diyorum. Kuzularım var, hele memmerim var, memmerim var, nabzım var, develi'den kardeşlerimiz var, Yahya'dan birçok kardeşlerimiz vardı. Onlarla gittik sohbete, bunları gönderdik. Bunlara çalışıyoruz şimdi? Vaktında namazı kılmak. Üç amel, en efdal amel üç amel. Kafirle savaş. Kafirle harp etmek en efdal amel. İkincisi, anaya, babaya ikram etmek, hizmet etmek, gönüllerini almak en büyük amel. Üçüncüsü, üçüncüsü, Vaktında kılınan namaz en efdal! Bu efdal amelleri bırakmayalım inşallah! Yani hiddetli hiddetli konuştuğum takriben üç metre var şey bana deyip de oraya sesim varsın ve Mehmet cihazım mahsim gitmesin diye bağırıyorum. Beş, kazaya kalmış namazı, orucu kaza etmek. Kaza edeceksin ve bir de tevbe edeceksin.
Namaz geçirdiğine tevbe edeceksin. Çünkü kabul olmadık namaz olursa, hubse Allah azab edecek hubse ne ruhul bir yandan aldık seksen kere bin sene, seksen kere bin sene. Seksen üç yerde Allah'ımız böyle buyuruyor. Ne kadar tembih ettiğine bak oruçta üç beş ayet, efendim hacta üç beş ayet haccılığa şeyine namazla, zekette seksen üç ayette sarahattan, yüzlerce ayette de sarahatla işaretle namaz bu kadar tembih edilmiş. Aman büyük misafirimiz geliyor. Haber gönderiyor otobüsla Kayseri'den. Evde efendim filan bir kahvemiz yokmuş, bir kahve bulup gelme, bir daha yalvarıyormuş, bir Anladım yahu! Diyor. Yüz dakika oldu belki konulmuş ya yüzlerce. Adama var bunu olan imtihan ettiler de vaaz verdiler bize. Nevvelullahullah Efendi dedi ki: Nasıl cahilalar hep selamleri var efendime, Hepsinin evine girdin girdin de ben Adana'ya Devellioğlu Abdullah Efendi'ye geliyorum diye.
Ben de selam gönderdi herkes bana deve. Buna kesretten kinayedirler. Yani tecrübeyi alıp durma, imtihan olup geliyor zaten. Nasıl yok şey? Onun için kesretten kinaye derler. Allah'ım bu kadar tembih ediyor namaz hakkında. Allah'ın namazı geç benden gitmesin kurban olduğum Allah. Kimse namazı geçiremezmiş ki. Namaz kendine geçirirmiş. Hakkının kalbi namazı geçirmek. Namaz onu geçirirmiş kurban olmak abi. Yaa? Kazaya kalmış namazını, orucunu kaza etmek lazım üstkazımız. Daha ona ders verirken evvel kaza namazını künde bir günlük yap, künde bir günlük yap. Oruçta kefaretin varsa tut, kazan varsa tut, şiriye at, kenel gibi bir kelle tabanı, boğulurumu, o dörtlük tevillerle neyle öyle dondur ki çimento on dörtte bir kat içerisine dörtle birine çimento olsun öyle donsun ki hüsnü kaç kat yaparsan tarikattan su, şeriattan sonra tarikat da yap, hanigatta yap, marifette yap.
Ne yaparsan yap üstüne olur mu? Yoksa şeriatsız olmaz, şeriatsız tarik olmaz, cahil sofu ilim bilmez, Belki camiye de gelmez. Bu garibimden kaçmak lazım. Altın kalem ile yazsın bunu yazan, kendi düşer ilim çünkiuyu kazan. Şeriattır cümle işlerin başı, şeriatsız tarikat, şeytan işi. Tarikat ehlinden yoksa şeriat, onun şeyhi şeytandır oldu mutlak. Söz altındur kelam inci hemen derce ile derce ile ey bant! Hemen derceyle derceyle teraziye koyup satma yeri geldikçe harcayla. Yeri geldi mi kot koy bandına, yerinde her şeyle, yok yerine götürme bandı mı ne. Ondan sonra devam ediyoruz. Üstadımız bu yoldur. Tarikat yolu, demir yolu gibi. Bir tarafında bir ray demiri, bir tarafında bir ray demiri. Sende ona göre ölçülü vakunu hazırlayacaksın. Tam o demire denk gelecek. Yetersen girer mi? Yetmez.
On kişiyle gitsen bir yere varır, azıcık bayır oldu mu gelir lakır lakır lakır lakır'ın müstesna geriye gelir. Mümin de bir erkek kutbu cihan ister. Ona takılmak ister. Ona takılana takılman ister. Ona takılana takılmak ister. En takılman ister, en sonunda takılana takılman ister, hemen kıprayı yırır takır takır takır ta arkası büyük, kırp kırp, emat eden levvameye, levvameden mürhimeye, mürhim eden Buralarda on tane bant dolduracak kadar sözler var. Ne yapayım hiçbirini? Çünkü Allah Kuran-ı Kerim'de buyuruyor: buyuruyor. Bunlara birer birer zat yapardı lakin fark buna kafir değil. Onun için geçiyorum burayı da. Hemen efendim gazabızı yapacağız Şeriatat dev yerinden bir iki ray demirini kaldıracak olsan gider o tarafa dev ölür gelir. Allah şeriattan ayırmasın. Şeriata hizmetçi olan ikinci rayid emir sünnettir.
Maasablallahu şeyen hadis-i kutsiyle Cebel-i Sevr'de bu maye-i tarikat-ı Nakşibendiyi cebsiyle emin getirdi ve Hazreti Muhammed'in kalbine sabretti. Yansıttık. Benden yanına dön dizini dizime daya bir teveccüh buyurunca o da Baş-ı Ayayı Tarifi Hatiye onun kalbine nahş oldu. Ya kadın talebinin nereden geliyor efendim? O da Hazret-i Ali Radıyallahu Anh Efendimiz Allah şefaatine ne hayırlısı, cümlesinin Peygamberimizin yatağında beklediği için öyle düşmanlar çevirmişti orayı, orda beklediği için de cehri tarikı da Rabbim ona lütfetti Peygamberimiz sen cehri tarik, Kadiriyle nahşi böyle ikiye ayrıldı. Çok tadilatlar var ya Nahşi, Kadri diye, onlar da şubelendi. Cüneydi Bağdadi'den şubelendi. Efendim İmamı Rabbani müceddidi El-tesani, Mevlana Halis Ziyaüddin Bağdadi'nin Bağdadi'den şubelerdir. Biz şuba güneşin burcu gibi bak ordan oraya doldu, gitti, gitti. Şimdi geriye geliyor.
Bunlar hep güneşin burcu gibi üstadımız dedi rabıtadan faide ne var diyorsunuz ama dedi bir perdesizi elinize alın, böyle güneşe tutun, şuradaki cayır, kirbissin ve siz yanıyor, parpar. Yanır mı oğlum Fatih? Yanır oğlum böyle. Bir evliyaullahın perdesiz kalbini, kalbine yaklaştırın da oradakı, hırsı, tamamı, fukuru, adavetatı, keni, buğzu, riyayı, sıvayı, hızıdır, hasetliyi, riyayı yakıp temizlemez mi? Zikrullah şifa kulkulüp, değil mi? Kalbin zikir, kalbi şifaya kavuşturmaz mı? Bu emraz-ı batıliyye tüp geçmez mi biiznillah? Bunu kendi dilimle söylemiyorum. Nelere veriyorlarsa oradan söylüyorum. Esnusla kalmayın, dinleyin. Mevlana'mızdan bir de misal, Şeybanü'r-Rahi, Kuddise sirruhul Aziz, Hursalı kardeşlerim, dört köşe yedi ılımlı kardeşlerim.
Kim dinlerse dinlesin Allah rızası için bizim gibi çok günahkebe kusurlu bir kimsenin imanla görünmesine, rızayı İlahiyeyi bulmasına dualarınızı rica ederim. Allah cümlenizden razı olsun. Amin. Ya Muin. Döhmetu Taha ve Yasin. Dünderim, dünderim diyorum. Şeybanir Rai hazretleri, biliyorsunuz Arapça okuyanlar rayide çobana derler. Çoban gün gelmiş cami, cebimde namaz kılıyor. Şeybanirrail, kuddise sirrahul aziz. Doğarımızın, koyunlarımızı hepten su yüzler, dağın, şu yüzünde göynük var, orada yayılıyorlar, Ben cima yıkılıp da varacağım. Ey kurt, huşt, vur mu koyunumuzu yahu? Ben diyor onun etrafına üç tane cızık çizdim. Ta göbek cızıktan çıkan ikinci cızıkta alır yine kurt ne hoş ne gelemez. İkinci cızıktan çıksa üçüncü cızıktan gene çıkmaz, yine kurtuluş bir şey yemez.
Ama millet bütün dağa almışlar, kimisinin yüz koyunu var, kimisinin yetmiş beş var, kiminin elli var, kimisinin yirmi beş var. On koyunu olan da ağlayaraktan geliyor. Deli bir çobanı götürdüler, böyle ettiler mallarımızı. Hiç korkmayın bir Ahmet Amcanın deli koyunu var. Anca deli çıkar o cısıklardan. Deli olmayan çıkmaz. Onun belki kurt yer, ondan başkasını yemez, demiş. Açmışlar tepeyi koyun, köyliriririririririririririririririririririririririririririririririririririririririririririririririr Gördün mü? Diğeri olan çıkar. Oğlun, diyeli olmazsanız o üç cızıktan çıkmak. Her yerinde onun için cızıktan dışarıya çıkıyor. Ney bu cızık ya Şeyban! Şu Kuran-ı Kerim cızğı, büyük cızık, Mevlamız cızdı bunu, Kuran'dan çıkmadıktan sonra şeytan nefis imanımızı alamaz, yiyemez! Demiş. Şu cızık Muhammed Mustafa'nın Hadis-i Şerif sünnet cızıkları. Bu cızıkta olursan üçüncü cızık ney ya?
Şeybanirrahim'yı cızık cızdı idi ya! Birisi Kuran-ı Kerim Ayetel Kürsi'yi okuyaraktan onu çizmiş. İkincisi de Sünnet-i Seniyyeyi çizmiş. Üçüncüsü, tasavvufu. Tasavvufu çizmiş. Kim? Zıddıysa a'sa. Ali Yer burada durursanız hiçbir şey olmazsınız. Bak bir cızık var, ikinci cızık var ve siz üç cüzün içindesiniz. İmanla göçersiniz inşallah. Allah çıkar basit bizim cüzuklarımızdan. Anca deli olan çıkar diyor. Deli koyun çıkmış Kuran-ı Kerim'den. Ray demirinin birisi şeriat, birisi de tarikat olduğuna göre tarikattan da birkaç demir alacak olursan sünnetten o tarafa tren yıkılır Allah korusun. Daima kontrol halinde o demirler birbirine bağlanmış görmüyor musun? İstasyondan geçe geçe ta razıyım, nazıyayı geçmiş geçmiş görmüyor musun? Devimi tekrar ettirmem bize. Şeyhına teslim-i külli ile teslim olma altıncısı.
Salihlara, salihlara lazım olan şartlardan altıncısı da şeyhı da teslimi külli ile teslim olmak. Öyle teslim olmak ki uzun, gasir yönünden meyyit gibi teslim olmak. Yönüğü bu yana döndürir, o tarafa döndürir, dur yahu da diyemez eline bir sağar, takasına sualiyle tahalatını verir, elini alıp da koyana koyamaz. Koyan zatlar oldu ben Evliya teskiresinde gördüm ama gerisi koyabiliyor mu hep böyle? Ruh geçmiş. Ruhsuz ceset gibi teslim olmak lazım. Hasir önünde bir hit gibi teslim olmak lazım. Gözümü yumunca ölüm tefekküründen ne kadar teslim etsem o yıkayan hocanın eli vücuduma derdini duyardım diyor. Ölmedim, ne diyor? Bu kadar derin ölüm tefekkürü yapardım. Öyle rabıta-i şerif yapardım ki etrafıma bütün pire düzeldim. Yerine gelen olmadığı için bütün pire diyorum bak. Anne manadan. Kimsenin hakkında şöyle böyle diyemem ben, hiç konuşamam. Kimsenin aleyhinde olmadım elhamdülillah.
Kimse de benim aleyhimde olmaz. Tecrübe geçinenlerin en yaşlısı benim yetmiş bir yaşında varmışım. Hüsazımız vefat edince mektubatı okusanız da canım yüz kaçıncı mektup oğlum? Yüz otuz dört. Yüz otuz dört. Mektup da üstadımıza Sami evladı manevi üyemiz diyerekten yazmış. Onunla tahriflerde gördüm, nef-i ispatını gördüm, murakabalarını gördüm. Essahu billahi bismillahinnallahe yevrukum entüettu'l emaneti ila ehliha diye. Gününde yazılmış emaneti elime verdim diye üstadımız on iki sene, on beş sene sorun efendim herkes halifeler senin kutlu cihanın yerine geldiğini söylüyorlar. Kalpler hep sana dönüyormuş, harapı tanıyormuş. Yok ondan sonra olmaz bu fakir layık değilim. Ruhaniyete rabıta edelim. Bir defa ağzından duyurarak duyurmadı kimseye. Yavuz Hasan Efendi'ye demiş ki: Ben yapmayın yapmayın yapsın demiş. İşte boğalardan dağıldı. Yine de biz sorduk mu? Sizden birini sordun mu?
Hasan Efendi'ye o hususta danışın kendi dilinden demezdi ben layıkım diye. Yani o kadar titiz doğuran ki bu hususta Allah'ımız şefaatine nail etsin. O Cüneyd-i Bağdadi gibiydi. O Bayezid-i bestavi gibiydi. Allah'ın ahlakıyla ahlaklandı. Muhammed Mustafa'nın ahlakıyla ahlaklandırsın. Allah şefaatine nail et Ya Rabbi! Şimdi bizler zıbır zıbır dışarıya çıkıyoruz rabıta bana olacak sana olacak hiç olur mu böyle? Herkes ne oldu ya üstadımız Menemen'de şehiyle hakikat mülkün'nin şehri, fürzap bahri'nin nehri, içirdiler Molla zehri şehittir benim efendim. İtaat-ı emri ferman arar her dertlere derman. Din yolunda oğlum kurban verendir benim efendim dediği zaman. Üstadımız gitti babam nem şaşkın oldular. Buradan itham müdürü Hacı Abdullah Efendi Hicaz'daki Atasayarın, Atasayarın babası büyük halifeden birisi ile ailesiyle yeniden altmış derece yüksek bir hanımını beni evlatlığa kabul etti.
Sekiz kişiyle şirket olduk. Onun şirketinde olduğum için Allah'ıma ümit ederim ki onların yüzü gözü hürmetine bizi de affeder inşallah. Ona yazınca cevap veriyor şöyle: Rabıta edilecek kimse yok şimdi daha. Nebi Hacı Sami Sultan'a Hızır Aleyhisselam ilan edecek, yediler ilan edecek. O ne bekliyor üstadımız dedi? Ondan sonra: Üstad efendi kılıç kınından çıkmıştır füyuzat daha çoğaldı, diyor. Vücut kınılığı, ruh kılıcınızı çıktı daha tez yetişir. Heyecanlan can söylediğimi Allah aşkına ve köylü bir alalım işte görüyorum lisanımdan belli. Ben onları hep bütün öyle konuşuyorum kaba saba. Kusuruma bakmayın, rica ederim. Ondan sonra on iki, on beş sene sonra dedim ya kendi yine demeli de illerdir. Allah şefaatine nail etsin. Ondan sonra efendim gidelim şeyhuna teslim külli ile teslim olmak deyince kasil önünde meyyit gibi teslim olmayı dedik.
Her bir nefeste, her bir nefeste hiç arası yok, şeyhine rabıta gördük. Bu cihan Hacı Es'adi Elbili kuddise sirruhul Aziz benim evlatlarımın semtine şeytan yaklaşamaz ki namaz da vesvese versin ve ölürken şeytan teselli etsin. Hiç yaklaşamaz. Ya da efendim filan filan da ders verildi de şu hali var, şu havalı var. Tangayla alakası var, yetim malı yiyor. Veresini yarı yarıya bilmiyor, ahiretini veresini, Kur'an-ı Kerim'i çınar gibi hakaret oluyor. Bunlar diyor. Birincisi şeri alttan kılı hiç o kadar ayrılmayacak. Şeriiti bu. İkincisi, ikincisi üstazı da teslimi külli ile teslim olacak. Üçüncüsü rabıtadan hiç hali olmayacak o zıllimanevi altında yaşayacak. Rabıta oldun mu kalp zikirli olur. Demek kalbimizin zikretmediği rabıtası değmedi efendim rabıta yok da ondan. Çünkü cezvei iletmişsin hava kazına, yapmıyor, ne kadar tutsak yanmıyor. Yandı bir soru tutuyorsun çekiveriyorsun.
Bir kahve olur mu? Hiç değil mi? Üç dakikada cilt cilt atmaya başlar diyor Efendimiz bunu tarif etti. Yani tehva. Televizyonusta şimdi neviden gösterirdim böyle kalbime, ruhuma, sırrıma, hafine, ahvama, onlar cip cip cip cip atan o noktalar zayıf geliyor. Dayanamıyor füyuzata. Ravudaya dayanamıyor. Ondan sonra altı-yirmi dakika daha bekledim mi bir un sub kaynağıyır. Bütün vücut zikri kül oluyor. Bir de nefis, beş de on, ikisi bir araya geldim ve latait-i aşere oluyor mendimiz. Ondan sonra nefis bak gelir, bu ayakkabılar gelir, başka mevsimi gelince denilir onlar. Ondan sonra ra Demek ki birisi şeriattan hiç ayrılmayacak Allah'ın salih kulları şukta salyalar. İki, iki teslimi külli ile teslim olacak. Üç rabıtadan hiç ayrılmayacak kalp o zaman zikreder. Kalp zikrederse kardeş, şeytan gidebilir mi diyorum ben size. Kendileri tesirini lütf eyle Ya Rabbi!
Yaa efendim kalpte zikir olursa Mehmetimiz dinle, yani Arapçada bilmiyorummuş hoca diye orada bahane bulunur bana. Kalpine şeytan girer. Allah şerrinden muhafaza etsin. Bir, Kalb zikir yaptın mı melekler oradan çıkarırlar, kovanlar Kıbrıs'tan bütün denize dökerler Rumları. Ama Eğer zikri kalbi unutursa yeniden şeytan gelir oraya konur. Şimdi gözüme bakın da ben konuşmayı tatlı konuşayım. Burnumuzu yere dikmeyin Allah aşkına yahu! Burada iman, akıl, haya, efendim sabır, tahammül, kanaat, tevekkül, tevazu, sahavet tarafta oturuyor, yasını kıbrıs'ını almış. Bu tarafta da şeytan, nefis, hırs, tamah, fıkıh, adavet, kin, suya, süma, hıkır Bas! Sayırsam sayarım ya Yolluyor. Kafamız da babam için bu kadar sayıyorum. Eğer ibadeti gevşerdir de düşman fırsat bunun da ruh tarafını yıkarsa o galip geldin mi bütün şubeler Bak sana size kendinize dinleyenler sizin de kendinize haber veriyorum.
Eğer şeytan hodmediyorsa ırzın namusun olduğu halde ailen oğlu elin açık saçık kadınlarına göz önüne akar akar girerse şeytanın şubesi oluyor. Göz o zaman kötü yerlere bakıyor. Kendimizi muhafaza edelim. Ulak kav, gıybet, iftira, istinat karşındaki televizyonu neyi böyle seyrediyor, onları böyle dinliyorsa Ulak şubesi elden çıkmış, şeytanın eline geçmiş. Eğer dilin iftira, isnat, gıybet filan konuşuyorsa dillerin şeytanın eline geçmiş. Ellerim hile eriyor, ayaklarım kötü geliyorsa şeytan hokmediyor, yardımcısı da başvekili de nefis oluyor, yine yıkıyorlar evini. Kıstırır yollar koyuyorlar Müslümanları. Eğer iman galip geliyor, eğer akın galip geliyor, eğer tevazu galip geliyor, eğer salep galip geliyor, o taraf galip geliyorsa deri tarafı yıkıyorlar, Müezzun baktın mı şimdiki okuduğum Kuran'da Okuyun ya Kuran-ı Kerim'i orada Allah'ı zikredin. Dinlenirken kadar Allah'ı düşünün.
Fikir de zikir, zikir de fikir. Rabbu'den oturduğunuz yerden de Allah'ı zikredin. Yatağınıza bir tarafa yattınız mı Allah? Allah diye abdest ile yapın. Abdestsiz hiç yapmam. Uyku israf olur o zaman. Ondan sonra abdest ile yatın. Allah'a Allah der. Yüysen, görürsen imanla gördün o zaman. Demek üstadımızdan soruyorlar: Efendim, yinelirken ey Allah! Letaiflerinizi çalıştırın da o diyesin diyor. Dinlenirken de desin. Otururken letaiflerinizi çalıştırın da muhalifi edep insanların yanından Allah'ın nasıl zikretsin içiniz. Huydu mu, sabaha ile annemi uyandırırmışmış babam Şirk Mustafa Efendi Hazretleri. Hem buradan Kadir Tarikatinin halifesi hem İstanbul'dan Nakş tarikatının halifesi. Onun icazetine Ömer, Ömer onun icazetine şirk Mustafa Efendi diye yazıldı. O şeyh adı. Ben onun ziyaretine geçtim, demiş nazımız. Onun için büyük insanı iyice annem uyuyamaz. Neye uyuyamıyorum?
Kalbimin gürültüsü, beni bir uyandım, diyor. Kalbi Allah'ı zikrettiğinden, sıddık ve ağza'nın neyin menkıbasında, ey elli-altmış diye uyuyamazmış kalbinin gürültüsünden. Allah şefaatine nail et Ya Rabbi! Onun için Allah'ın Resulü Gözleriniz diyor eğer zikrin, aklın, bu görsel bakanların ne bakanı, ne bakanı olacak? Şeytanın bu bakanı hırsta, mahfukun adavet ne olur da imanın ve aklın bakanları, başbakanın yanında devlet bakanları neyi olmazmış de? Onlar sabır, kanaat, tevekkül, tevazu, efendim, sadakat, sabır, bana da sayaktan sayık, yani çok Kurban olduğum Allah hepimize ruh tarafını, iman tarafını, akıl tarafını galip getirsin şeytanı, nefsi mağlup etsin inşallah. Size bir şeyden birçok şeyler çıkarıyorum, söylüyorum. Bu hep rabıta'dan oldu. Şimdi, sekizincisi neymiş efendim, salih kimselere lazım olan, Kebairden, sagayirden içtinab etmek.
Büyük günahlardan bilhassa vücut günahlar da Allah'ın yanında büyük olur. Az günahı az sanma kime karşı ona bak. Az nimeti az sanma kimden geldi ona bak. Gelen adamın şekerini ucundan çıldırınca kalpte bir şey alıyor mu, füturat alıyor mu? Geçiyor, geliyor. İnkılavazı ölüp geliyor. Ey sana Sultanı Enbiya Efendimiz hayatta olsaydı da şu iki hurmayı plan ümmetime bir dese kalıbıma sığar mıydın kendini yerden yere çalardın keyfinden? Peygamberimiz bana hurma göndermiş. Bu verdiği nimetler hep Allah'ın nimeti. Az nimeti assanma kimden geldi ona bak? Az günahı assanma kime karşı ona bak? Allah'a karşı olunca günahı sağayır de kebair gibi oluyor. Ümmetim üzerine malayaniden korkarım ben diyor Peygamberimiz. Onun için kardeşlerim her günahtan sakınalım. Çünkü zehiri içip de tiryaka kopuşmayalım. Ya yetişir ya yetişmez de rapor bizi zehir. Günahlar hep zehirdir.
Ondan sonra daha telkin olunan zikir, fikir, ahd-ı misafi icraya gayret eylemektir. Bunlara gayret edelim inşallah da Rabbimiz bizlerden razı olsun inşallah. Onun için kardeşlerim, ne kadar geçsem tükenmeyecek. Bu dereceye niye ile nail oldum ya Abdülkadir Geylanı? Buyurdu ki: Biz bu dereceyi, geceleri kıyamla, gündüzleri sıyamla, geceleri sabaha kadar namaz kılmayla, gündüz akşama kadar oruç tutmayla, devlet cenazeti ilim ile, ilim tahsili ile bu dereceye gelmedik. Ne ile geldiniz ya? Kerem ve sahayla herkese ikram ettik, sahaveti gösterdik. Yeniler, içtiler. Ondan sonra dua ettiler, gittiler. Allah'ımız bana sahavet lütf ettiler. Kerem ve sahayı küsüne öyle. İki, ikincisi tevazula. Ile. Tevazu ile hiç kendimi kimseden yüksek göremedim ki tevazu olunca herkesin ayağının aslında ben oldum. Şimdi arkadaşlarımızın böyle genç yavrulara bile hayatlarımız fethasine diye konuşur kadar.
Ne övüyorsun diyorum efendim. Ne bileyim hep ayağımızın altındayım sanki yapıyorum. Vakıf bunu buna lütfettiği ihsan buyurdu bu hali bana. Ney? Hevasu Allah ihsan buyurdu. Şuraya Ömer Bey oturdu da sen ne diyorsun, Hacersın Efendi? Ben hiç yok gibiyim. Benden daha aciz, benden hakir, benden fakir. Benim gibi düşkün, benim gibi şaşkın bir insanı bilmiyorum ki. Fena olur, fena halde. Halloldu. Bilmem, ne? Fena olduğunu da bilmiyor. Vaka olduğunu da bilmiyor. Nikavlı olduğunu da bilmiyor. Onun için, ellerin ettiği duaya niye canı sıkılır, Bize geleceğimizde anneniz gacığı vermedi, getirmedi bu sene. Bermuda Bandımalı Ali Efendi var. Benim öz dostum yanına gittin mi hiç? Bir de yiyorsa eline ayağını bük. Buyur kardeşim! Allah'ımız bize tevazu lütfetti. Ben diyor Kerem ve Saha ile bir de tevazu ile üçüncüsü neyle? Selamet-i sadrla vasıl oldum. Ama hala bunlar beni vasıl etti.
Elimle okudum, ibadet de ettim. Hepsini yaptım ama asıl da amilleri bu üç şey. Hüzzeti anlayabildin mi? Ki oradan anlattım oraya varıp dinlerken, dinlerken inşallah alabildiyse, sahabimiz ondan sonra bu hal bana Ker'di. Sahavet ile kerem ile bünye muhabbeti içinden çıktı gitti. Rabbim, kardeşlerim, cemman oradaki dinleyen müstesna, Allah'ın razı olsun bu fakirini dua adamı unutmayın. Bir. Demek ki insan sahih oldun mu? Biriktiremiyor ki. Biriktirdiğinde misafir ediyor, diyedir. Geçen rüya olmasın, rüya olmasın, Tahir Hocamız geldi onlarla değil mi? Yok! Peygamberimizden beri misafirlerine mal kesmek Onun, malın yerine cehennemdeki yanacağın yeri söndürür. Nedir? Ebaiyyüp Eyyüben-i Hamsali Hadid İbn-i Zeyd Rasulullah gelince mal kesmedim mi Sıddık'u? Alsan ne? Çok yani, fan ile süpürülür, gündüz süpürülecek şimdi. Yani, kendimi çok zapt veriyorum. Beni söyler, beni söyle!
Başıma biriktiler sözler: Ne yapayım? Anısını söyle hepsini yavrum! Ondan sonra! Demek ki tevasullah da, Kerem Mesakay ile dünya muhabbeti koydu gitti kalbimde. Sürç-ı Kar-ağ yar-ı dilden ta tecelliye de hak. Padişah olmaz Sera'ya, Hanne-Mamur olmadan, kalp-Mamur olmadan tecelli-Mulmaz ki. Yunus! O yalan devayı gel ortaya o civayı temiz et, ömür evini dostkence, unutturmadı! Ev kavmü Beytullah ora! Onun için Cevazula'da böyle bir hale geldim ki herkesi benden ilgi gördüm, bitiyor ne olur. Üçüncüsü de, selamet-ül sabrına bütün ahr-ı zemime gitti içimden. Akla da Habibe geldi. Takilidi çıkmış fakirlik yerine sahabet geldi, kondu. Zaten birisi için istifa verdin mi onun yerine götüne verdin onlar. Böyle böyle hep istifa verdi içimdeki kötü ahlaklar, yeğenin hepsi geldi kondu, bununla da bu geleceğe beni erdirdi. Kalemdardan sohbetler.
Hacı Hasan Efendi Kaddesallahu Sirruhü'l aziz hazretlerinin kendi sesinden Gönle Şifa Sohbetleri.
Kaynak: Genel
İman ve Takva Yoluyla Allah'a Yaklaşmak | Mihmandar