İman ve Seçilme kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Mümin ve müminatın ervahına bir Fatiha, iki bin altı yüz yirmi. Bütün eşyada bir seçilme hadisesi var. Mesela, taş yediğiniz zaman bu genel bir isimdir, taşlar arasında en seçkin olanı vardır. Mesela, Hacerül Resved. Taşlar içerisinde en seçkin olanı o da bir taştır.…
Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Mümin ve müminatın ervahına bir Fatiha, iki bin altı yüz yirmi. Bütün eşyada bir seçilme hadisesi var. Mesela, taş yediğiniz zaman bu genel bir isimdir, taşlar arasında en seçkin olanı vardır. Mesela, Hacerül Resved. Taşlar içerisinde en seçkin olanı o da bir taştır. Ama Hacerülresved cennetten gelen bir taştır. O buyruluyor nur gibiydi, nur gibiydi. Hatta ışığı mikat diyoruz ya ihrama bürünüyor. Oraya kadar vurup vurduğu için oradan ihrama bürünüp Kabe-i Muazzama'ya geliniyor. Fakat asilerin isyanı sebebiyle diyor siyahlaştı. Bir rivayette de haize bir kadın dokundu. Müşriklerin şirkinden dolayı siyahlaştı diye ifade ediliyor. Şimdi, topraklar içerisinde de elbette seçkin olanı var. Bunun kil toprak olanı var, çorap olanı var. Bir senede üç, belki de dört ürün birer çok verimli bir toprak da vardır.
Bakarsınız hayvanlar arasında da ürün. Mesela Salih Aleyhisselam'ın devesi müstesnadır, Kuran-ı Azimüşşan'da geçer. Bitkiler içerisinde mi? Mesela kuyular içerisinde böyle hatırlayabildiklerimizden biliyorsunuz söyleyeyim. Cemzem kuyusu müstesna. Yüzükler içerisinde Süleyman Aleyhisselam'ın yüzüğü müstesna. Bunun gibi mutlak bir istisna, seçkin olan bir varlık vardır. İnsanların da seçilmesi nedir? İmanla seçildik. Elhamdülillah, kelime-i şehadeti okumak suretiyle seçildik. Öyle seçti ki Cenabı Hak, ebedi cennettir. Bunun artık izahı çok uzun süre. Sadece Müminun suresinde on ayet-i celile'ye bakarsınız. En başta durun. Müminun Suresi'nde on Ayet-i Celile. Efendimiz buyuruyorlar ki Sallallahu Aleyhi ve Sellem o sure hakkında. Eğer biz Müminun Suresi'nde on Ayet-i Celile'yi yaşayacak olursak çok büyük müjdeleri bize Nebi-i Ekrem Efendimiz vadediyor.
Ben on ayet indi ki buyuruyor bana Nebi-i Ekrem Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Durumu bunlara uyan, yaşantısı bunlara uyan cennete girecektir buyurdu. Ve surenin ilk on ayetini okuyabilirsiniz, müminsünüz. İmanda seçilişin işaretidir. Bakarsınız. Daha diğer surelerde de çokça mevcut. Fakat özellikle ifade bulunuluyor. Ebedi cennet. Bir de ayrıyeten zikretmek suretiyle yaptığımız bu taatleri Cenabı Hak'ı görürcesine yapmak buna ihsan derler. Bununla da bak seçiyor Cenabı Hak. Furkan suresinde, Ayet-i celile altmış üç. Bu ayette esamih ve ibadurrahman Allah'ımızın seçilmiş kulları demek izafetle geldiği için bir tamlama diyelim bir şükrü. Tamlama ile geliyor. Öyle olunca seçkin kullar demek, seçilmiş kullar. Kimdir onlar? Yemşune alel arti havlen. Yeryüzünde tevazud ile görürler. Seçkin kulları burada sıfatları anlatılıyor.
Bunların tatları, lezzetleri, hubbullah, Allah'ımıza olan sevgi nedir? Lezzetihun, onların lezzetidir. Şimdi bakarsınız insanların şu tatil münasebetiyle, tabii tatili değerlendirirken iki şekilde değerlendirilir. Birisi nefsani, birisi de ruhani. Nefsin arzusu nedir? Bol bol yemektir, içmektir, gezmektir, dolaşmaktır, istirahattır. Ama bu nefsin ruhun tatili nedir? Ruhun tatili yiyecek, içecek, gezecek, tozacak, konuşacak, bölüşecek, dinlenecek, tabiatı seyredecek ama bakışı değişik. Gezerken Belki en güzel yerlere girecek. Bolu dağlarında dolacak, uzun bölüler dolacak vesaire yerlerde dolacak. En güzel mekanlarda dolaşacak, en seçkin olan yerlerde. Fakat gezerken Allah'ımızın emirlerini yalanlayan, peygamberlerini yalanlayanların akıbeti nasıl oldu gezin, bir görün buyuruyor. İbretle bakar. O da tatil yapar.
İman ve Seçilme kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Mümin ve müminatın ervahına bir Fatiha, iki bin altı yüz yirmi. Bütün eşyada bir seçilme hadisesi var. Mesela, taş yediğiniz zaman bu genel bir isimdir, taşlar arasında en seçkin olanı vardır. Mesela, Hacerül Resved. Taşlar içerisinde en seçkin olanı o da bir taştır.…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 6 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Dağlara çıkar ama ruhumun tatili olduğu için, ruhu devreye girdiği için der ki o kadar yeller, siller, bu dağları alıp götürmüyor. Beni de neden nefsin arzuları, istekleri, mahvediveriyor, ibadetten alıkoyuyor, taatten alıkoyuyor, evimizde bir geçim olmuyor, aile arasında sıkıntı meydana geliyor. Akraba arasında oluyor, komşular da oluyor, insanlar arası münasebetlerde neden böyle oluyor diye ticaretindedir mesela, sıkıntılar oluyor. Bunları tefekkür ederek gezer dolaşır. Bak o da yiyor, ruhunun hakim olduğu kimselerin de yemelerinde içmelerinde şu, İbrahim bin Ethem Hazretleri, haddi sallallahü sırra buyuruyorlar. Dünyadan hiçbir kimse bir nesne taat, bir nesne tatmadan ahirete geliyoruz. Diyorlar ki efendim öyle olur mu? Anasının karnında bile Rabbimiz ona gıdaımız veriyor. Handır, ilindir. Dünyaya geliyor. Ballardır, böreklerdir, çöreklerdir yiyor, içiyor.
Hayır, hayırdır, ben onu demiyorum. Marifetullah'tır, Allah'ımızı tanımaktır. Burada marifet ne demek? Onun, efendimizin tarifiyle olsun sallallahu aleyhi ve sellem-i Kiram'mızın, Resüleyhanın varmış olduğu ortak karar şudur, maalesef hakkı hakla tanımak. Hani biz kendimiz tanıyamayız, yine Rabbimizi yüce kudretiyle tanıyacağız. Rabbimizi eşyasıyla tanıyacağız. Yaratmış olduğu eşya ile tanıyacağız, ondaki güzelliklerle. Mesela hiçbir şeyin gelişigüzel olmadığını, bir yaprağın dahi diziliminin, birinin bir diğerine engel olmadığını, bunlar genişi güzel olamaz tabii. Bir ayçiçeğinin teşekkülünün bile kendi başına olmadığını, altın oran diye, altın oran diye ifade edilir. Bir sayı ile devam ettiğini arının peteğinden tutun, hepsi bir ölçü dahilinde açtım da çok zaman alırım diye okunan Aşrı Şiresserin inna kulleşeyhin halabnebbi kadar. Devam edin dün. Burası da önemli, orası da önemli.
Her şeyi Cenabı Hak bir ülkü içerisinde. Bu Ayet-i Celile'yi siz Levh-i Mahfuz'da takdir olarak da görürüz. Yalnız takdir o ilimdir. Levh-i Mahfuz'da bazı hususleri şöyle geçmek istiyorum. Biz de öğrenmek istiyoruz sizler sayesinde. Şimdi kader şu, Levh-i Mahfuz'da yazılar ilimdir. Onun tecellisine kader denir. Oradaki ilim Allah'ın ilmidir o. Ezelde ilmidir. Kader nedir? Bunun kader oluşu gerçekleşmesidir. Gerçekleşmesinde kader denir. Hiç şaşıracak bir durum yok. Ne yapalım yazıldı, çizildi. Biz o yazılan çizilen değil, o külli bir iradedir. Bizim mesul olduğumuz cüzi iradedir. Mesela şu mescide önünden geçiyoruz diyelim. İrademizi hayra kullanın, girelim bir namaz bulalım desek, hayırda kendimizi vakfetmiş oluruz. Yok başka tarafa gidecek olursak şerre mi gitmiş oluruz? Bunun gibi. Rabbi Zülcelal'i miyiz? Her bir nesneyi ne varsa gelişigüzel hadbiyen değildir.
Milyonlarca seneden beri devam eden bu hareket elbette boşuna olamaz ve izahları pek çok. Şimdi geziyoruz, dolaşıyoruz, bakıyoruz, görüyoruz ruhun tatilinde ne var? Ruhun tatilinde ibret almak var. İstirahat edecek. İstirahati nedir? Asıl mühim olan istirahat ruhun istirahatıdır. Gönlün istirahatıdır. Bu istirahatı nasıl temin edeceğiz? Buraya dokuz yüz otuz dörtte Sami Ramazanoğlu Hadisallahu Sırrı Hazretleri teşrif buyurulur. Büyük insan, kamil insan bir hutbull aktabtır, devrin müceddididir. Etrafını hep ulema-i kiramdan alırlar. Okuduğu Ayet-i Celile, Kim bizim zikrimizden ayrılırsa tefsirlerde görürsünüz, el-kurüen diye ifadeler. Kim zikrimizden ayrılırsa onlar için sıkıntılı bir hayat var. Bunu tefsirlere baktığınızda dar bir geçimceyken illa rızık olarak değil. Belki yiyeceği, içeceği çok fazladır ama gönül huzuruyum. Mühim olan tatil, tatil gönlün huzuruyum.
Mesela tasavvufi eserlerde geçer. Ariflerin, Rabbü zülcelal'imizi tanıyanların tatili nasıl geçiyor? Onların diyor, ruhları ruhları secdede bulunur. Kalp kere ise arş-ı Azam'da olur. Şu seyahate bakın, şu istilata Bir gün Bayezid Bistami Hazretleri ben oturuyorum diyor, oturuyorum. Ruhum benden ayrıldı. Diyor ki ya Bayezid, et, Allah'a asma dedi. Çıkıp diyor. Bir müddet sonra geliyor. Diyor ki, ben sana iki tane hediye getirdim. Nedir o? Birisi muhabbet. Allah'ımıza sevgi, saygı. Onların zevkleri nedir? Upullah. Allah'ımıza sevgi ile onların ezzetidir. İkincisinde rıza. Hakkın emirlerine razı olma. Sana diyor iki tane hediye getir. Bu çok geniş ifade edilir. Şimdi gezeceksiniz mesela vilayet vilayet geziyor. Tabii turlar düzenliyorlar. Diyorlar Urfa tarafından işte vesaire, yüzyilden, Antakya diyelim, Habib-ül Neccarat Sirkleri, Vaiz-i Bistami Hazretleri vesaire meclisdir.
Dolaştığı, geziyor. Şimdi bunu gezmekle birlikte asıl burayı ziyaretlerdeki sırların sezilişi, gönül alemindeki şu bedenimizdeki ruhani, meleki olan vilayetlerde gezmek olur. Kalp, ruh, sır, hafi diye devam eder. Öyle bir seyahat ruh. Mesela Akfa'ya geldiğinde denir, Resulullah'la buluşup. Çünkü Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin mübarek kadem-i şerifi tam döşümüzün orta kısmındadır. Bu ne güzel bir tatilmiş, ne güzel bir tatil. Tatilleri böyle yapsak güzel olacak. Biz burası daha bir derin anlamlar taşır, Velhasıl çocuklarımızı diyanet, çok güzel, kurslar, tatiller için tespit ediyor aşamalı bir şekilde. İlk Kuran-ı Kerim'e başlayacaklar. Ondan sonra biraz yol almış olanlar, biraz daha ileride olanlar, bunda hoca kardeşlerimiz dikkat ederler tabii, riayet ederler. Çocuklarımızı biz de teşvik edeceğiz. Öğrensinler bilsinler. En güzel malımız bizim.
En güzel malımız, en büyük servet bize. Öldükten sonra amel defterimizi kapatmayacak. Düşün sen şimdi bir hapishaneye düşmüşsün. Gelen, giden yok. Yiyecek, içecek getiren yok. Hiçbir işine bakamıyor. Ne yiyeceğine, ne yiyeceğine, ne yüzüne bakan ne kadar insan mahrum olur, ne kadar mahzun olur bir köşeye atılmış. Kabil öyle bir yer de değil. Yine oranın penceresi var, arada bir çıkar, gezer, dolacak. Abi oranın ne kapı var, ne pencere var. Orada kim bizi ziyaret edecek? Kim ziyaret edecek çoluğumuz? Çocuğumu ziyaret edecek? Eğer burada bunları yiyipmişsek, yetiştirmişsek, şu açılan burçlardan güzelce eğitimini almış, babasına herhalde, anasını bir Yasin-i Şerif gönderecek bir Kuran-ı Kerim'e hatmedecek ve onlar bizim amel defterlerimizi kapatmayacak. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi selim sohbetini dinlediniz.