İman ve Sabır ile Kötülükten Korunma kaydında Ey iman edenler Allah'ın size şu lütfunu hatırlayın ayeti fillenin devamında. Halıkımız kendi tarafından lütuf ve ihsanını haber vermektedir. Sizde bir zayıflık olduğunu bildi de şu andan itibaren iki, şu andan itibaren yükünüzü hafifletti. Artık sizden sabırlı yüz kişi olursa Allah'ın izniyle iki yüz kişiyi iner, sizden bin kişi olursa…
Ey iman edenler Allah'ın size şu lütfunu hatırlayın ayeti fillenin devamında. Halıkımız kendi tarafından lütuf ve ihsanını haber vermektedir. Sizde bir zayıflık olduğunu bildi de şu andan itibaren iki, şu andan itibaren yükünüzü hafifletti. Artık sizden sabırlı yüz kişi olursa Allah'ın izniyle iki yüz kişiyi iner, sizden bin kişi olursa iki bin kişiyi iner, Allah sabredenlerle beraberdir. Sak Allah'u övlasın. Rabbinizden yardım dilediğiniz zaman hatırlayın. Rabbinizden yardım dilediğiniz zaman hatırlayın. Hemen size meleklerden peşi peşine gelen binlik kuvvetlerle ben size yardım edeceğim diye cevap verdi. O sırada Rabbim meleklere şunu vahyediyordur. Şüphesiz ben sizinle beraberim. İman edenlerin sebatlarını pekiştirim. Ben inkar edenlerin kalplerine korku sokacağım. Artık oyunlarının üzerinden vurun, onların bütün parmaklarına vurun. Savaşta olanları siz öldürmediniz.
Onları Allah öldürdü. Oku attığında da sen atmadın, Allah attı. Bunu da müminlere kendinden güzel bir lütufta bulunmuş olmak için yaptı. Allah her şeyi işitmekte, her şeyi görmektedir. Şimdi söyleyin bakalım. Ey putperestler. Sizin inkarcılarınız şu anılanlardan daha mı iyi? Yoksa sizin için kitaplarda bir kurtuluş hükmü mü var? Esab. Essahne. Yoksa onlar biz yenilmez bir topluluğuz mu diyorlar. Essahne. Sehh zemü'l cem Yakında o topluluk da yenilecek ve arkalarını dönüp kaçacaklar. Asır vadeleri kıyamet günüdür ve kıyamet günü şüphesiz daha dehşetli ve daha acır. Şu bir gerçek ki günaha batmış olanlar doğru yoldan sapmış ve kendilerini yakmışlardır. O gün yüzüstü ateşe sürüklenirler. Tadın bakalım cehennemin dokunuşuna. Esselam. O zaman sizden iki bölük Allah onların velisi olduğu halde bozulup çekilmeyi çekilmeye yüz tutmuştur. Müminler yalnız Allah'a güvensinler.
Andolsun ki Allah size zaif ve çaresiz iken Bedir'de de yardım etmişti. Allah'a isyandan sakının ki şükretmiş olasınız. Esselam. Sallallahühu. O zaman inananlara şöyle diyordum Rabbinizin indirilen üç bin melekle size yardım etmesi sizin için yeterli değil mi? Evet. Eğer siz sabır gösterip itaatsizlikten sakınırsanız onlar şu anda süratle üzerinize gelseler bile Rabbiniz size nişanlı beş bin melekle yardım edecektir. Rabbi Zülcelalimizin yardımı hususunda Sure-i Yusuf'ta da geçer. Eğer sabreder Allah'tan korkarsanız Cenabı Hak yardımda bulunur buyuruyor ama sabır ibadet ve taat yapmaya sabır Asla fütür vermedin. Günah ve isyandan kaçmadan sabır. Gelen musibetlere karşı şikayet etmemek suretiyle sabır ve Cenabı Hak'tan da aynı bir deve dikeni battığı zaman insanın canını alacak gibi olur. Biz onu mayın diyelim. Mayınla düşenmiş bir tarla gibi.
Bastığım zaman Allah korusun patlar ve hayatıma mal olur diye bu şekilde şiddetle korkarsanız Cenabı Hak size yardımda bulunur. Yaşısı ve genci Şu ahlak ve huyda olursa Ayet-i Celilenin gereği olarak Mevlamız yardım gideceğini Kitabı Kerim'inde vaat ediyor. İsmail Muaz on yaşında. Gazzenin en küçük hafızıymış. Dedesi Eşref anlatıyor. Dün yemesi için Muaz'a bir parça helva verdim. Dede, ben oruçluyum dedi. Oğlum bugün pazartesi veya perşembe değil. Niye oruçlusun? Haydi ye helvanı diye ısrar ettim dede. Yavru dede, öldüğüm zaman oruçlu ölmek istiyorum dedi. İşraf vaktine varmış daha hemen hemen yediği bir geçen Yapalım mı biz de? Zikir yapalım. Ne yapacağız? İnpark suresinde ayet Bir topluluk böyle bir düşmana harcmayın durduğu zaman. Fespet, açmayın. Sebahat Allah'u zülcelal'i çok çok sikiz. Ta ki kurtuluşa girersiniz.
İman ve Sabır ile Kötülükten Korunma ne anlatıyor?
İman ve Sabır ile Kötülükten Korunma kaydında Ey iman edenler Allah'ın size şu lütfunu hatırlayın ayeti fillenin devamında. Halıkımız kendi tarafından lütuf ve ihsanını haber vermektedir. Sizde bir zayıflık olduğunu bildi de şu andan itibaren iki, şu andan itibaren yükünüzü hafifletti. Artık sizden sabırlı yüz kişi olursa Allah'ın izniyle iki yüz kişiyi iner, sizden bin kişi olursa…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 11 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Yalnız böyle tevhidi okurken Genişigüzel değil de tevhitte la ilahe sağumuzda biter, illallah kalbe vurur. Böyle dediğimiz halde bakıyorum, çok değişik bir okuma şekilleri var. Kimi öne yatıyor, arkaya akıyor. Önüne arkaya. Daha bir başka böyle olmaz. Zaten tenkit edilen de budur. Eğer şeri ölçülere uysa çok tatlı olacak. Bak söylüyorum. La ilahe illallah. La ilahe illallah. Ondan sonra Allah derken tüm çıkması lazım. İlaüs sünen diye bir Hint alimi çok güzel bir fıkıh kitabını çıkarmış. Onun son bölümünde ahlaka ait tasavvufi anlatır, tarikatı anlatıyor. Bu yolu anlatırken biz İmam Hatip'te okurken bizim İmam Hatip bugünün, ilahiyatın çoooook fevkındayız birlikteyiz. Fıkhı tarif ederken Bir hocamız vardı, arazi hukuku hususunda çok güzel eserler hazırladı. Prosturken üstadımıza da geldi. İnşallah anlamıştır. Yanında da hocalar vardı. Öyle bir murakabeyi anlattı.
Bütün ayeti celileler de anlattı şeyi murakabeyi. Biz fıkhın tarifinde gördük. Tasavvufu bu şekilde anlatıyorduk girdiğimiz mübarek yolu. Malik ve külün nefsi, mahalle ve maleyya. Kişinin faydasına ve zararına ne ise onu bilmesidir. Hikmetin tarifinde de bu var. Bunu tefsirlerde anlatıp Hamdi Yazı Hoca'mız Rahmetullahi çok uzun izah eder. Ondan sonra değerini toparlar oraya gelir. İnsanın leh ve aleyhinde olanı bilmesidir diye. Beni görüyorum elhamdülillah yolumuz çok kıymetli. Yani bunu Rabbimize hamd sadedinde diyordu. Bütün kalıplara uygun böyle bir ayakkabı alacak kişi, onun bile kalıbı var. Şu evlerin bile, böyle ev yaptırılıyor güzel bir şey demiyoruz. Fakat bunu bilen birisine yaptırsa da, o vereceği ücretten çekinmese inanın çok kazanacak.
O bütün ısı yalıtımı, ondan sonra odalar nasıl ısının, büyüklüğü nasıl olacak, buzdolabı nereye konacak, bu dinecek bir şey değil ama önemli, o da önemli. Çamaşır makinesi nereye konacak, hepsini bir bir bir tespit edelim. Bizim dinimiz öyle bir din ki mükemmel bir din. İnsanın yolda yürüyüşünde anlatır, bir çocuğun anasının memesini nasıl tutacağını damlatır. Sesinin tonunu anlatır. Müstesna bizim dinimiz her yönüyle müstesna. Şöyle sarıldığımız zaman çok büyük nimete nail oluruz. Her şeyin bir ölçüsü var. Sonra bakıyoruz elbise alacağız elbisenin ölçüsü var. Bunların ölçüsü olur da bizim ibadetimizin ölçüsü olmaz. İmanımızın da ölçüsü var. İbadetimizin de var, ahlakımızın da var. Aile hayatımızda ölçü var. İnsanlarla karşılaştığımızda ölçü var. Yediğimiz bir metre ölçü var. Hususi ulema-i kiramız bir cilt kitap hazırlamış. Sırf ima hakkında. Hayran kalırız.
İmam Gazali'nin Rahmetullah Ali şimdi küçükte bir eser olsa bile eyyüen Veled diyen orada immün dilimle dolu, irfanla dolu yaşayacağımız bütün esasları bilir. Bir muallim öğrencisine nasıl muamele eder? Nasıl hareket eder? İmelerimizde, içmelerimizde, her şeyde bir kuraldır, dinimiz bir kuraldır. Buna dikkat edersek hele tarikatı Aliye kural olarak çok ince ve hassastır. Bir yaşayabilsek Allah'ın izniyle Rabbamız lütfunu, bereketini artırır darsın. Vermiş, Cenabı Hak ihsan etmiş. Bir de büyüklerimizin eserlerini çok iyi mütalaa edelim. Size buradan da gösterebilirim ama okuyacağız. Okuyacağız. Bir okuyup bırakmakla olmuyor. Eğer size söylemişsek layık olmayarak bunu bilhassa genç kardeşlerimiz dört kalemle çalışacak, dört kalemle. Onun bütün ölçüleri var burada. Dört kalemle çalışma var. O artık o eğitimlerle alakalı burada size okumuyor değildir. Allah'ın izniyle. Okuyoruz diyerek.
Yalnız okuduğumuz bu eserde öyle bir incelikler var. Kendimden layık olmayarak ümsa veriyor. Okumuşuz ama öyle okumuş geçmiş gitmişiz. Öyle okumuşuz. Eğer candan okusuz saymışız neler varmış? Neler dökmüş bize büyüklerimiz neler bırakmış ama neler bırakmış. Uydur öpüşmiş kimsenin ameli, irtihal, içse bile devam edecek. Bir kimse vardı öyle emeklisini beklermiş. Emekli oldu bu. Nasıl emekli olacağım diye. Şükür oldu, olduğunda hemen emeklisini getirdi sevincinden, tabii alınır mu? Verdiler. Kendisi özürlüydü. Bak, emekli olmak için. Bu ne demek? Ölüyoruz, ahirete geliyoruz, her şey bitiyor. Ama üç şey bitmiyor. Birisi de hayırlı bir evlat, salih bir evlat, saliha bir evlat. Bunun yanında bir eser bırakmış. Devam ile gelen sadakayı cariye deyince bunu yanlış anlardık biz. Bu cari devam ile Efendimizin sadece bu cami değil ki yaptığı gönül camileri var ki tarif edilemez.
Hani üstadımızı ne böyle bir cami ile neyle yaptırdı diye ifade edilemez. Onun yaptığı camiler, gönüller, hizmetler. Böyle mübarek yatağındayken ve oturduğunda yapmış olduğu işaretler insanları nasıl sevk ve idare ettiğini durduğu yerde. Hacı Hasan efendi odasındaydı ama işaret ediyordu böyle. Gözlerimizle gördük. Sen şuraya, sen şuraya git diye. Büyük ızdırabımız bu işte bizim. Mevtul Alim, ke mevtul alem demek bu. Bir alimin ahirete göçmesi, alemin ölümü demek bu her alim için olmaz. Bu işte gerçek alimler için yoksa bizim gibi insan ne değil o? Öyle olan bir alim. Sevk ve idare ediyor. O Kore Savaşı'nı anlatmış burada efendimiz. Şükrullah'a yer koymadı konuşacağız diye. Bir ara efendimiz ilk öğünde kaldılar. Orada kaldığında Kore Savaşı'nda bulunan bir kimse gelmiş. Onu görünce Efendimiz, Koreli Hacı İbrahim derler Erciş'ten. Oraya anlatmış efendimiz.
Orayı anlatırken yaşlı bir Efendimizin ihvanı. Efendim, siz orada değil miydiniz demiş. Değilim diyememiş. Değilim diyememiş. Sonra bir sükut gitmiş, geçmiş bir aldık başladı diyor. Ağladık. Bu kıblesi çıkartmasında camimizde de hizmet etti. Abdullah amca ruhu şad olsun. Yeri cennet olsun. Makam yüksek olsun. Bir çobandı ama üstadımıza iyi bağlıydı. Canım efendim diye bulmuşum. O demiş ki efendim demiş Gözümüz çok kırmızı bölünüyor. Abdullah demiş Efendin ne çektiğini biliyor musun demiş. O Kıbrıs hadisesini söylüyor. Orada ilahi bir yardımın olduğunu, O beş parmak dağları, Orada bir tankı, işte bir askerimiz çıkartmış. Bir türlü akla niye sığacak gibi değil. Bu bütün haberlerde geçti bu. Sonra o askerimizi bulmuşlar. Hadi demişler bu tankı şeye kaldır. O kaldırdığın gibi yüksek bir yermiş. Onu o zaman kaldırdım demiş. Şimdi demiş.
Biz müstakim olursak Allah'ın izniyle ilahi yardımı olur ama müstakim olacak. Cenabı Hakk'a çok yalvaracağız, çok yakaracağız. Namazlarımız böyle sünnetleriyle, nafile namazlarımızı kılacağız. Allah'ımıza çok düşüneceğiz. O süt bizi en çok mahveden bu. Şu dilimize dikkat edeceğiz, en çok kayıp oradan okuyor zaten. Sadat-ı Kiram efendilerimizden birisi, bunu Sami Efendimize okuyamayacağım şimdi bu zaman almayı için. Buyuruyor ki iki yerde dikkatli olun. Bir, yemek yerken bir de söz söyler. Yemek yerken dili aman lokmanız helal olsun. Bunu göreceğiz. O lokmayı da huzurla yersek diyoruz ya biz Evrad ve Ezkarımızda bir türlü ilerlemiyoruz, çok ilerlersin. Yemeğiniz helal, elimizin emeği. Dedem, Rahmetullahi aleyh hastalığında rızkı helal olanların yemeğini yermiş. Tedavi oluyor, tedavi. Dedem bunun hastanesine bak, eczanesine bak. Bak geçmişlerimizde öyle hastalık yok.
Şimdi yemeklerimiz, nelerimiz, çift çift. Ama onlardan belli. Birden söz söylerken buyuruyor Mürşid-i Kahnemiz, dikkatli olun. Tarikatta şöyle bir esas korurlar. Yalan olmaz, gıybet olmaz, dedikodu olmaz. Bu Behçet-üsseniyye diyor, adap Risalesinde okusar orada yirmi tane esas ver. Birisi de sükuttur. O sükut da neler yazmışlar? Biz burada Arap yazısı da var. Onu temin ettik Behçetü's-Seniyye diye. On bir esas var. Biz bir külli içinden çıkamıyoruz. Hızır Aleyhisselam'ın, Abdülhalık ve Vojdevani hazretlerinin öyle bir şey. On bir esas. Bir dervişin kimliği adeta. Oradan bitiremedik biz. Bir bazgeçti parça bir tabi, bitmiyor. Bu bazgeçti öyle basit bir ifade değil. Murakabe içinde, müşahede içinde, daha onun içinde ne mualalar var. Yani. Bunlar bizim yaşayacağımız esaslardır, dikkat edeceğiz. Bize, derenin de dediği gibi, elden bize ne lazım? Hiç elden bize, boş ver.
Biz kendimize bakalım. Kendimizi düzeltmeye, irşadımıza, ıslahımıza elhamdülillah ona ait diyorum ya eserlerde çok, Sami efendimizi okuyamadım. Böyle Sure-i Yusuf'ta o kadar güzel ifade etmiş, Onu dilimleyim de kendi ifadeleri çok güzeldi Sami benim için. Yusuf aleyhisselamı Yakup'tan aleyhisselam ayırıyorlar. Ayrıyorlar. Götürüyorlar bir dağın başında. Orada kurt yedi deyip geliyorlar. Bunu izah buyururken Müellif hazretleri buyuruyor ki Yusuf kalp mesabesindedir. Yakup da ruh mesabesinde. Eğer kalp ruhun emrinde olmazsa ondan ayrılırsa o zaman o işte on tane onu, un gibi kardeşi onu da bazı hastalara veriyor. İnsandaki hastalara veriyor. İyi olmayan hallere veriyor. Onlar diyor parçalar ve yok eder. Bu sebeple aman ha kalbinizi ruhunuzla yoldaşın. Bu tasavvufun tarifinde de başka eserlerde de bunu söylüyor. Diyor ki umbarik yol nefsi ruha arkadaş etmektir.
Kalbinizi diyor aman ruhun tesirinde bırakın. Bunu görünce şeyde, hatırıma erdi, Sade ehli Hazretleri buyuruyor ki Cenabı Hak aklınızı ve ruhunuzu hakim kılsın. Bunu boşuna söylemiyor, bunu Team suresinden söylüyor. Burada Ebul Abbasın Mürsi hazretleri okursanız görürsünüz Ebu Abbas'ın Mürsi hazretleri insanda devamlı olan iki özellik var diyor. Bir orda esfel-i safiliği var yerin dibine iniyor Allah korusun. Ateşli mi bu? Bir de yüksek alemler sizin diyor o a'layı elli yindinden yüksek alemlere girmeniz aklınız ve ruhumuzu koruyun diyor. Aman ha, bunların sonu yoktur. Sizi aşağılara götüren nefistir ve onun arzularıdır. Çok güzel izah etmiş. İnşallah dikkat ederiz, hedefimizi gözetlersek korkmayın. Şöyle yapalım İsyanı bir kere terk edelim. İnşallah dua edin biz de terk edelim. İsyan deyince bak tarik ehli kimselersiniz. İsyan ibadeti yapmıyor değil, ibadeti yapıyor ama gafletle yap.
Bu olmayacak. Bunun üzerinde durulur. Bir kere kötülüğü, biz öyle diyelim, kötülüğü terk ettik. Ondan sonra üstüne bina etmeye çalışalım. Şu vereceğim, layık olmadım bunu Meryem annemiz söyledi. Bakın, Hiç okumayan bir anne, bir sultan söylüyor bunu. Gerçekten bir sultandı. Bunu bazı hocalar derdi. Hiç görmedikleri halde annemizin varlığı bizi koruyor dillerdi. Böyle konuşurlardı. Annemiz derlerdi, emin ol, böyle yıldırımla düşmemesi için minarelerde para tınör diyor. Onlar var, hocam öyle. Hıh onun gibi bir bela ve musibetin engellenmesi. Bak net nur. Bu söylediğin ashabın nurun ala nurdur. Biz nur üstüne nur koyacağız. Bal peteğini söylüyordu. Bir tanesi letaiflerini geçti, dedi ki bal peteğinin üstüne, kovanının üstüne bir kovan daha vurdu dedi. Ne kadar güzel tarif etti. Efendimizin şiirinde de söylüyor ya Yersen kulağını diyor, letaiften balım kalmaz edin.
Emekli şöyle böyle de bulsak onların zevce-i muhteremeleri de mühim bir yerleri tamamlıyor diyor. İnsan bunu zahirde anlayamıyor. Bir kimseydi dedi ki biz annemizle dedi üç ayda bir manen bayezid ibistaniye gireriz dedi. Birisi o günlerde tam vefat edeceğe yakın. Rüya gördüm efendim dedi Öyle bir tabut geliyor ama arşı azam geliyor dediler dedi. Buydu annemiz. Vaktinde bilemiyoruz işte. Anlamıyoruz. Dosdoğru bir annemizdi. O böyle diyordu, günaha terk verir. Böyle nurun ala nur, üstüne nur. İbadetimizde, taatimizde, zikrimizde bunu hikmetleyeceğiz. Diyeceğiz ki aman ha kötülüğe gitmeyelim, ölüp dileyeceğiz. Bazen layık olmadığım halde çağırıyorlar cenaceye. Varıyoruz. Orada insan daha çok hisleniyor, duygulanıyor. Şöyle durduğunda sizin gibi biz de düşünüyoruz. Bakıyorum şeyine, Allah Allah. Diyor. Bu da bizim gibi yaşıyordu. Bak şimdi ne hale gelmiş diyor. Hani anan, hangi baban?
Sen de aynı yere İnşaallah iman-ı kamil bekleriz. Kıymetli misafirlerimiz canınızın alt katında çoğu imkanınız olacak buyurun inşallah afiyet olsun.