Euzu billahi minşeğin ta'nururecim bismillahirrahmanirrahim. Hicazin Efendi, haddesallahu Sırr Hazretleri buyuruyorlar ki üç tane icazetim var. Bu icazetin birisi vaizlik icazeti. İlk vaizliğe başlarken ele aldığı konu emanet, esrarine. İn İnne aralnel emanete ale's semavati vel arduvecibel. Fe ebeyne in yahminnehe ve hamele hal minsen innehu kevene valu mencehule Bundan dolayı biz de emanet konusunu aldık. Acaba ne buyuruyor? İmamı Fık-ı Şerîri Rahmetullah Ali Hazretleri eğer bakabilirsek tasavvufi çok güzel bir eseri var. Bu ilim ehilleri tarafından, irfan ehilleri tarafından kabul gören bir eser. Min emaratil eman emniyetin alametlerinden haber verilirken eman kurtuluş demek. Birisi şükür, bir diğeri de imandır. Hiç şüphesiz iman gibi bir kurtuluş olamaz. İman bizi dünyada da kurtuluşa götürür, ahirette de.
Dünyada kurtuluşa götürmesi mümin olan kimselerde mesela bir istatistik yapılacak olsa, onların bulunduğu çevrede suç oranı çok azdır ama iman etmeyen kimselerde ise tarif edilmez şekilde çok büyük suç oranı görürsünüz. Mesela o ülkelerden bir tanesinde iki saat elektrik sürünce yağmalamaların başladığını hep haberlerden okurum, iki saat içerisinde. Ama iman öyle bir eman, öyle bir kurtuluş ki en azından kendi menfaati için istediğini kendisi için istediğini, din kardeşi için de ister. İman öyle bir eman, kurtuluş ki büyük şehirlerden birinde adamın böyle çiftliği var, mümin olan bir kimse. İman ve çiftliği var. O çiftliğinde de bir hayvan, inek besliyor. Südünden de istifade ediyor. Nasıl olduysa bu inek komşusunun, komşusu da Müslüman değil, onun arazisine girmiş. Bunu öğrenince ineğin sütünü akşam kapısını çalmış, o kimseye götürmüş.
Yine ne olsa bir insani yönü var ki, hayırdır demiş komşu, nedir bu? Bizim inek sizin bahçenize girmiş, çiftliğinize girmiş, ondan dolayı bir hak, hukuk kalır diye ben size ineğin sütünü getirdim. İman nasıl bir eman olduğunu artık görüyoruz. İman öyle bir eman ki yaşlılara dokunmayın der muharebede. Çocuklara dokunmayın der. Onların geçim kaynağı olan yerleri de yıkıp yok etmeyin. Bak geçtiğimiz yıllarda şatilla ve sabra orada yaşlı insanların Yahudi, üzerine kamyonlarla yürüdü, yaşlı insanlar. Onların geçim kaynağı olan arazilerini ateşe verdi. İman ne büyük bir emanmış ki gayrimüslim de olsa hakkını hukukunu koruyor. Bu senin hakkındır diyor. Bunu anlatmakla bitiremeyiz. İslam tarihinde misali pek çok, Hazreti Fatih'in mesela İstanbul'u fethinde birçok kavimler var. Ermeni de var, Yahudi de var, Hristiyan da var.
Hepsine çıkarmış olduğu ferman şu, hepsinin hakkında kiliseler, auralar, ibadet yerleri açettir, oralara kimse dokunamaz ve bu sebeple iman edenler pek çok. Eğer biz imanın gerektirdiği esaslara sarılacak olursak o zaman ne olur cemiyet bir asrı saadet hayatı yaşar. Demek ki her şey imanın gücüne bakıyor, imanın gücüne bakıyor. İmanımızı kuvvetlendirmek de burada çok güzel ifade etti. Şükür, dindiği zaman şükür ibadet ve taattir aslında. Şükür, ibadet ve taattir. Bunca nimeti veren, azalarımızı bahşeden evimiz, barkımız, çoluğumuz, çocuğumuz, işimiz gücümüz, geçim yerilerimiz hep bunlar bir şükür ister. Şükür ibadettir, taattir. Çünkü Cenabı Hak kulundan kulluk istiyor. Zaten her şey ona kul olarak gelecektir. Bu iki haslet eğer yerine getirebilirsek çok kolaydır, çok kolaydır. Yeter ki takip edebilelim, bir de bunun yanında düşünmemiz icabı düşüneceğiz.