İlim Ve Hikmetle Kalp İyileştirme Ve Ruh Arınması kaydında İlim ve hikmetle kalbinle kalpleri aydınlanan kimselerin Allah'u Teala'ya yakın hallerini ifade eden bir sıfattır riyazetle takva ve hikmetle kalpleri aydınlanacak. Burada sadece ilim değil Yoksa sahabe-i kiramın malumlardan daha ziyade bitkisi olan kimseler var. Bu değil. Mühim olan hikmet ehli olmak, hikmet ehli de okuduğu ilmi…
İlim ve hikmetle kalbinle kalpleri aydınlanan kimselerin Allah'u Teala'ya yakın hallerini ifade eden bir sıfattır riyazetle takva ve hikmetle kalpleri aydınlanacak. Burada sadece ilim değil Yoksa sahabe-i kiramın malumlardan daha ziyade bitkisi olan kimseler var. Bu değil. Mühim olan hikmet ehli olmak, hikmet ehli de okuduğu ilmi esasların esrarına vakıf olan kimselerdir. Elbette ilim olacaktır. İlimle birlikte ilim sadece nefislerinde değil ruhlarında olacaktır. Eğer nefse meyledilecek olursa kibir meydana gelir, yok ruhun fitr ve kudretiyle alakalı olursa haşer meydana gelir. Azamet-i ilahide insan titrer. Bu bakımdan çoğunlukla bir seyri sülukün olması lazım. Seyri süluk gene anlamı kötü ahlaktan güzel ahlaka geçiştir. İlim ve hikmetle kalpleri aydınlanan kimcelerin Cenabı Hakk'a yakın hallerini ifade eden bir sıfat riayet ve takma.
Tabii şimdi riayet, sağa bakarsak, sola bakarsak, öndekine, arkadakine, batılların yaşadığı gibi hayat yaşayan insanlara hiç riayet olmaz. Ekime bakılacak? Adem Aleyhisselam'dan iki cihan güneşi Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz'e kadar gelip geçen Peygamber anı rızamın hayatına bakılırsa yazın. Yoksa olmaz. Mesela şu günlük yaşayış da işte düğünler şöyledir, dernekler şöyledir, yemeler şöyle, içmeler şöyle, ne bileyim gezmeler, tozmalar o şekilde derse bu niyaz olmaz ve bize bu yaklaştırmazlar. Birisi Üstadımıza dedi ki, üstelik kamilimiz, tabii bütün müjdeldiğim konuşurlar. Buyurdular ki bazen mübarek insanlar iyice gelirler, delil olan insanları tespit ederler. O evde ülsem cihazlarda kanallarını değiştirirken bile yanlış görüntüler olmaz.
O evde çocukların giyimi, kuşamı, yaşantısı, hiç Allah'ımızın sevmediği, saymadığı kimselere benzemez, hasalı, hayatı gibi hayat yaşayanlar da olur. O kimseler kapımızın önünden de geçirir. O levhatları olanın kapısını önünden de geçirir. Mümkün değil. Siz hiç köpek laaşesinin atıldığı yerden geçer misiniz? Yolunuzu değiştirirsiniz, burnunuzu tıkarsınız. Bu ondan daha beter. Çünkü gıybet Koku seyahat araba almış, başka hesaplar da başlamış. Havada gönülde başka hesaplar dönüyor kapalı. Bunların hiç yanına yaklaşmazlar. Gıybet kokusu, hasetlik kokusu, dedikodu kokusu, hala yani kitlelerin kokusu yerde bulunmazlar. Dedi ki, önünde üst tarzınızı görürseniz katılırsınız, aksi halde yok. Kusurlarında bulunuyorum. O kimseler dedi ki efendim katılmak için şartlar gerekir mi? Artık neden icat etti bilmiyorum. Duydular ki: O zaman sana koklatman lazım. Biz bu tezgahtan geçerken böyle kolay deriz.
Allah'ın Resulü'nün hayatını okuyan kimse, Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir mübarek hayatının doğumundan irtihaline kadar baktığımız zaman göreceksiniz nasıl bir hayat yaşar? Biz her zaman okuyoruz. Artık bunu ifade ederken şahsımızı da alarak mutlak konuşmak mecburiyetinde. Böyle şahsımı olarak çözeceğim. Şu kim çevir, bu kim çevir diyerek hareket etmeyin gitmiyor. Kime göre? Nebilere göre. Niye böyle diyorum? Çünkü çok saygı durdurduğumuz insanlarda şu ortalıkta gezen, dolaşan hiç bu alanda, bu bezde tarağı olmayan kimselerden daha fena işler yapıyor. Yahu sen kıymetli bir insansın. Şahitsiz, ispatsız, ondan bundan duyduğun sözle hareket etme. Hakikatleri, hakikatleri, hakikatleri hiçbir zaman dışlama. Çünkü Sıddıy-ı Azam, Sıddıy-ı Azam oğluna karşı cihada çıktı davasının büyüklüğünden dolayı. Bak oğluma nasıl kılıç sallayabilirim demedim.
İlim Ve Hikmetle Kalp İyileştirme Ve Ruh Arınması ne anlatıyor?
İlim Ve Hikmetle Kalp İyileştirme Ve Ruh Arınması kaydında İlim ve hikmetle kalbinle kalpleri aydınlanan kimselerin Allah'u Teala'ya yakın hallerini ifade eden bir sıfattır riyazetle takva ve hikmetle kalpleri aydınlanacak. Burada sadece ilim değil Yoksa sahabe-i kiramın malumlardan daha ziyade bitkisi olan kimseler var. Bu değil. Mühim olan hikmet ehli olmak, hikmet ehli de okuduğu ilmi…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 10 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Hakikatin karşısında Muhammedi, hakikatin karşısında oğulmuş, çocukmuş, solukmuş, kardeşmiş, babaymış hiç tanımadığı. Hazreti Ömer radıyallahu anh babasına karşı çekti. Eşimdir, dostturdur, akrabamtır, böyle olmaz. Hakikati çok iyi kavrammamız gerekir. Biz bunu söylüyoruz ama, riyazet ve takva bunu söylenir. Burada yazdığımız birkaç sayıda var. Bitmez tükenmez. Bunlar güzel güzel kardeşlerimizi dinlendirir. Zaten ortalık sıcak, cami serin geldiği zaman düzen düzen bu menkıbelerle rahat ederiz. İş bu değil. Biz rahat etmemek için buradayız. Neden? Çünkü dünyada rahat yok. Hep endişe hep sıkıntı ama biz öyle istemiyoruz ki bizim yaşantımız çok rahat olacak. O ayrı. Bu artık ahduba ile alakalı olan hususlardır. Riyazetle takva, ilim ve hikmetle kalpleri haykırmanın kimselerin Allah-u Teala'ya yakin hallerini ifade eder. Kafa bir dahi korkuyu taşıyor. Nasıl taşıyor?
Helande bile dikkat ediyor. Şimdi biz öyle bir deryaya daldık ki bu bayezid Aynen mürşitimizin işte bu direkt köyde Hac Abdurrahman Ağa olsa, Hacı Hasan Ağa olsa bunlar köyde kimisi bal işiyle meşgul, kimisi tarlasıyla, bağlıkta, bahçesiyle meşgul insanlar. Bunların bir ilkokul tahsili yok, ortaokul yok, lise yok, üniversite yok. Bunlar doçent deyip, profesör deyip, alim deyip ama irfalı insanlar, hikmet ehli insanlar. Biz imam hatipte bile taksayı çok iyi gördük. Üstadımızın ancak onlara anlatırım dediği kimseler bunları hiç bilmezler ama gönül kulağıyla dinleyen insanların bunlar Bu kulak ile değil gönül kulağı ile dinliyor, gönül kulağı. Daha söylemeden Dokunmasan da yanacaktır. Ona daha sohbete gelmeden önce Üstad-ı Ali'mizin gece onun bütün hallerini ahvali ne varsa bildirilip geliyorlar. Bizim çok kıymetli bir hocamız var, Hamdi Efendi. Artık bunalmış, bizim gibi bunalmış gibi.
Gittim diyor Cami-i Kebir'de üstazlarımızı eski öğrencilerine aradım, baktım diyor. Hiç kimseden güzel koku gelmiyor. Oturuyorum yanlarına ya dağdan, ya bağla, yaşından, ya bundan hiç gereksiz sözlerden konuşuyorlar, diyor. İlimki diyor şöyle Ehlullah'tan da konuşsa, Rasulullah'tan da konuşsa, zatı kibriyamul muhabbetinden de adam aradılar. Bulunmuş riayet. Ondan bakın dikkat edelim bulunduğum bir geldi, geldi. Girdim ki: Arkadaşlar şuna buna göre hareket etmeyin, bak Üstad-ı acizimizden aşağıya gitmeyin, onu hedef alın. Buna göre hareket edelim, o zaman şaşırırız. Yahu işte evladıdır, işte yakınıdır, işte komsusudur, işte şudur budur olmaz, katiyen olmaz. Esasları çok iyi tespit etmemiz lazım. Mürşid-i kamilimize bakacağız. Aynen çokça söylüyorum. Sağa bak bize gel. Tek onlara Peygamberanın rızağıma çöktü, Allah'ı mı öyle buyurdu? Bizim okuduğumuz Fatiha Suresi'nde bunlar var.
Sıratal dediğine, nimetlerden kimseler, onlar nebiler, sıddıklar, şehitler rızalıdır. Şehit dediğiniz zaman evet, elbette üzülmemek mümkün değil. O bir yıllık devri çocuğu almış, ondan sonra tabuta sarılıyor, ağlıyor, tahammül edilen bir insanın gözü, gönlü buna dayanır mı? Fakat hakiki şehitleri ifade ederken o hükmen şehit ve hakikaten şehit olanları kitaplarımız ele alırlar. Mesela hükmen şehit bizzat cihad ediyor, karşı karşıya gelmiş muharebe meydanında Allah'ımıza ruhuna teslim eden kimselerdir. Bunun dışında karın ağrısından, işte sabah namazdan sonra, Haşir Suresi'nin son ayetlerini okuyor. Yatsı namazından sonra, Bakara Suresi'nden son iki ayetleri okuyor. Bunlar ele alıyor. Bunlar hakikaten şehit diye ifade ediyor. Bak bu tabiri biz fıkıh kitaplarına baktığımız zaman görürüz. Demek ki o hakikaten o hükmen, birden kafamıza biraz zıt gibi yemiyor, öyle değil.
O şüheda denen aşkın kılıcıyla kesilen insanlar. İşte bak bir sözünü anlatmakla bir diyemiyoruz. Evliyaullah gönlündeki ilmi sen kitaplarla ifade edemezsin, Allah'ımızdan alınmış olduğu bir ilimdir. Ya biz su alıyoruz bahçelerimizi suluyoruz, buradaki havuzdan alıyoruz. Havuzdan bahçemizi suluyoruz. Bu bahçe ne demektir bu bahçe? Avşullah, Şevkullah, Beytullah olan bir arsadır. Bunlar nereden sunuyor? Allah'ın havzından sunuyor. Neden sunuyor? E, nasıl ifade edelim biz hakikaten kendimizi zora sokmuş olduk. Eğer konuşan olursa çok memnun olurum, gelsin konuşsun. Yazıyı okuyabilse de okusa olur. Çünkü bizim yazımız biraz zor olur. Geçemiyorum mümkün değil. İlim ve hikmeti nasıl anlatabilirim? İlim dendiği zaman Muhammed suresindeki on dokuzuncu ayeti celire Muhammed Suresi'nde on dokuzuncu ayeti celile'ye girmemiz lazım. Bu sureyi ele aldığımızda esrarı İyi ki Allah'tan başka ilah yoktu.
Habibim hem kendim hem de mümin erkek ve mümin kadınlar için onların günahlarının bağışlanması etkisiyle Allah Celle Celalühü gezip dolaştığınız yeri de duracağınız yeri de bilir. Ne demek bu gezip dolaştığınızda duracağınız? Ana karnı, sonra dünya hayatı, dünya hayatı ile ahiret hayatının ifadesi, daha da sorarsanız Bayezid-i İslaminin arşın üzerindeki misafir olması, bir Behlül Dana hazretlerinin meleklere namaz kıldırması nasıl anlatabiliriz? Otururken Ehlullah'ın yatarken bile ruhlarının, ruhlarının ulvi alemlere kalplerinde secdeye varıcıdır. Nasıl anlar? O zaman bize bir yol olmamız lazım. Mutluluk. Çünkü biz bayağı sarsıdık. Hakikaten sarsıldık. Ne hal kaldı ne hayır kaldı. Diyorlar ki Hasan-ı Basri Hazretleri'ne efendim biz bazen böyle sohbetler dinliyoruz, böyle görüşmelere katılıyoruz. Onlar bize çok güzel anlatıyorlar. Cennetleri, nimetlerini bazı insanlar da var.
Bizi gelin dibine sokuyorlar. Ne yapalım bize bir yol göster bunları dinleyelim. Bir diğerlerini, elbette o canımızı çıkaracak gibi olan kimseler de Lübbeşşiriyle ve mündiriğin ölçüsüne çok dikkat ederler. Müjdeleme müjdeleme ve ürkütme, korkutma, azaplar muhafaza. Bakın Ehlullah, onlardan alarak söylüyorum. Şimdi hatta biz hava raporları bildirilirken şu anlatılana göre, İyazet ve takva, ilim ve hikmet denince tahta sıfır, hamdse tedavi, derece at oldu gitti. Sıfırın altında otuz beş dereceye düştük. Gel biz çıkalım burada. Biz güzel bir halla istiyoruz. İşte bunu da ancak Saffet suresinde, Saffet suresinde altmış birinci Ayet-i Celile ne buyuruyor Mevla-yı Füc Celalimiz? Böylesi bir kurtuluş için çalışın. Böyle bir kurtuluş için çalışsın çalışanlar. Nebiler gibi mi yaşayacağız? Rumlar gibi çalışalım, sıddıklar gibi şuheda gibi çalışalım.
Şimdi bazı kitapların temini hususunda görüşüyoruz kardeşlerimize nasıl sunsak diye. Bunun dört bin tanesi sunuldu. Sonra dedik ki kardeşlerim ve bunda gayretle gösterdiler, çalıştılar. Ya isterim bir aidiyetin olması lazım. Bu sahabelerin kitabı daha yeni müellif hazretlerinin, Haddesablın sırra ismi alimleriyle veriliyordu. Üstadımız iner ki ben sizin kitaplarınızda bir müsaade ise ondan üç adet alıyorum ki torunlarıma bile kalsın diye. O zaman biz bunları çok iyi mütalaa etmek lazım. Bakıyorsunuz kardeşlik hususunda zafiyetler çoğaltıyorlar. Bu elbise artık esiyor. Hani kinecek hayrı kalmıyor. O zaman yeni bir elbise diyelim biz. Zaten öyle diyor bizim dolaplarımızı açsanız, gömleklerimizin adedi verir. Elbiselerimizin adedi belirsek olanlar hepsi. Değiştiriyoruz zaten biz.
Bunu değiştirirken gelin kafamızdaki elbiseyi de, itikadımızı tashih ederek, ittifak elbisesinden, ibadetimizi takva esasına göre ayarlayarak, ibadet elbisesinde, ahlakımızı, ahlak-ı Muhammediye kınarak, ahlak elbisemizi de giydirelim ve giydirelim. Ondan senden çok güzel. Sonra bir kul hakkı meseleli okumak aynı zamanda bize rabıta razı. Ebu'l-Hasan Rakani Hazretleri'ne biri geldi. Hadis talimi için Irak'a gidiyordu. Dedi ki burada Ebu'l-Hasan-i Arekani Hazretleri'nin bulunduğu çevreler daha bir alim var mı acaba bundan olsam deyince, Ebu'l-Hasan Hazretleri benim dedi. O zaman üşümem gerekir dedi alim güzel. Hadi hadis okuyalım dediler. Öyle hadis okurken bazı hadislerde Ebu'l-Hasan-ı Harakani Hazretleri bu sahih değildir dedi. O hadis alimi olan zat dedi ki Nereden biliyorsun? Ben dedi şu anda Resulullah'ın iki kaşının arasına bakıyorum. Bize.
Hadis-i Şerif'i okurken mübarek kaşları çatılıyor. Ona anlıyoruz diyor. Demek ki bir okyanustan ayıp almamız gerek. Havuzdan neden değil? Gelin bunlardan çıkalım biz boğulacağız biz. Bu havuzlarda nelerle olmaz, sihirler bizi. Ya biz okyanusla da alakamız olduğu halde, zehirleniyoruz. O sihirle işin ismini çokça girmeyin diye kıymetli bir insan pazar günü görüştü. Onun için anlattı, birlikte ben işte şu sene kadar önceki gibi değil bilmem bana, o safsatalar şu ben geri geliyordu. Kişi üstadından istifade etmeye çalışır. Eğer itiraza başlarsa bu manevi suya zehiri kadar, o zehirden dolayı. Sonra bunu inceledim ve bu kaynak eserlerden de bu. Artık bunların zamanı değil, yol alma zamanımız. Bakın bize eyullah beş tane kıbleden bahis buyuruyor. Bir müminlerin kıblesi nedir? Şimdi namaza duracağız. Allah'ım bu izin verirse. Beytullah'tır. Şimdi kıbleyi beşe çıkardık.
Ne olacak yani kıble herkesin ayrı ayrı bir kıblesi mi var? Bazen buraya konuşmacılar gelirdi de dinlerdi dinlerdi kıblemiz bir, taktığımız Rabbımız bir, Peygamberimiz bir diye hepsinin kıblesi zaten Beytullah'tır Ama o Beytullah'a dönerken onun dönüşü ile bizim dönüşümüz arasında bir fark var. Nedir onlar? Peygamberlerin ve geçmiş ümmetlerin Beytullah'a dönerken evet meleklerin Beytullah'a dönerken kıblesi nedir? Beytul Mahmud'un duaların kıblesi nedir? Karşı azamdır. Biraz itiraza vesile olabilir diye çekiniyorum. Onun için esası koymaya çalışıyorum. Çünkü Yönünü Mescid-i Haram'a çevir buyuruyor. Çünkü Peygamberlerin ve geçmiş ümmetlerin kıblesi neydi? Beyt-ül Makdis, kutsi şerri de dönüyorlar. Müminlerin Kabe, Peygamberlerin ve geçmiş ümmetlerin Beytülmakdir. Meleklerin Beytülmanmu, duamızın kıblesi, aç-ı Azam.
Ama şimdi burada salihlerin, sadıkların, aşıkların sadece bu namazda kıbleye dönmekle bunu itham etmez. Evet, Rutlak şarkındandır azdır, kıbleye dönecek. Ama o yerine göre çok değişik yerlerde de bulunuyor. Namazın dışında birçok halleri var. O hallerde de Beytullah'a, dönüşte de ashabde esabi. Siz nereye dönerseniz dönün sizin yönünüz Allah'a. Bunu biliyorsunuz Zeyd ibn-i Desene'ye buna zulmettiler. Hakaret ettiler. Bunu bir idam sehpasına çıkardılar. Dediler ki: Artık son söyleyeceğim söz neyse onu ifade etti. Şöyle bir baktı. Efendimize selam göndermek istedi. Sallallahu aleyhi ve sellem. Hep müşriklerle dolu hiçbir kimse bulamadık. Peygamberimize selam gönderecek. Şimdi kıbleye dönmek istiyor. Ona da mani oluyorlar. O zaman dedik dedim. Nebiyetin Benni Sallilahü Aleyhi ve Sellem ashabıyla oturuyordu. Bize Zeyd-i Ne deseniye selam gönderiyor. Ve aleykü's-Selam.
Şimdi böyle bırakmayı kendimiz için bir acziyet görürüz. Siz geçtik. Kabe deyince Kabe'nin nasıl bir kıble olduğunu anlatmamız gerek. Ne anlatacaksın? Küp şeklinde bir bina. Hayır hayır öyle değil. Onun bir rüknü ricalü'l-hayıb'ı ifade eder. Onun bir rüknü fıkhı ifade eder. Onun bir rüknü Salihlerin gönlünü ifade eder. Onun bir rüknü okuduğum Ayet-i Zemileyi var. Biz biliyoruz Beytullah'a inşallah bu şekilde geldik. Genelde bunları hissetmiş olmalı ki, Üstad alimimiz delil edin müravuzikkiye bulunur. Müridanın üstadına olan bağlılığı birincisi, üstazının evinden hırka giymektir. Ne anlatır? Bunun bir ve sesi teberrükendir. Müsaade ederseniz anlatayım. Bu yine de bir adet soğuktu, iki adet soğuk oluyordu, Söğüt ettiği gibi gündüz önce öbürü Möşid-i Kamilimizin kütlesini üzerime bıraktılar. O anı anlatmak mümkün değil, sadece bu kütlenin altında bulunmak. Bunlar boş işler değil.
Sizin gibi sevgili insanlara anlatılan hakikatlerdir. Bir de irade hırkası ki bu müritliğin göstergesidir. Mesela bir şey hoşumuza gidiyor, hakikaten doğup çünkü. Kafamıza ters de geliyor. O, ne yapıyor? İkincisi telkin ettiği zikrullahı yapmak. Efendim, ağır geliyor. Sonunda daha ağır işler olmadan bu ağırlıkları yüklenmemiz lazım. Evet biz okuyoruz. Kuruç Suresi kolay geliyor, Fetih Suresi kolay geliyor, Saffat Suresi kolay geliyor ama Enbiya Suresi biraz ağır hakim. Hiç ağır değil. Sohbetlerimizde okuyacağımız Yasin-i Şerif Tebareke, Amme ve Lehv Suresi hiç ağır değil. Eğer o zorlukları görürsek deriz ki: Keşke aynen Efendimiz'in buyurduğu gibi sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz. Kişi diyor hakikatleri müşahede edince diyecek ki: Doğduğun günden ölümüne kadar başını secdeye koysan da kaldırmasak. Bunlar hiçbir şey değil. Siz bunu daha iyi bir şekilde bilirsiniz.
Üçüncüsü sohbetinde bulunup hizmet etmektir. Sohbetinde bulunup hizmet etmektir. Adamın biri Bayezid-i İslami hazretlerine geldi. Dedi ki üstadım nasıl sabahladın? Ne demek istiyorsun? Dedi. Bizim sabahımız da akşamımız da yoktu. Efendim nasıl işte saat sekize doğru geldiği zaman akşam oluyor ve sabah altıdan sonra da saat altı-yedi geldiği zaman da, sabahtır hayır evladım bu bir sıfattır, bu bir sıfattır. Bu sıfatı olan kimseler içindir. Biz, biz Böyle olan kimseleriz. Biz kendimizi Zat-ı Kibriya'da eritmişiz. Yok. Bayezik diye hiçbir şey yok ortada. Oğlum ne sabahı ne akşamı biz levha ile beraberiz. Mevlana'mız, Tedalettin Rumi, Bayezid, Kaddafi Sallallahuüsallahu Sırlarının, Ebü'l Hasen-i Harakani Hazretleri'ni anlatması var. Çok güzeldir. Çok pis sadarak söyleyeceğim.
Rey tarafından geçerken, Bayezid-i İslam Efendimiz Rey tarafından geçerken Ebül Hasan-ı Arafat Hazretleri'nin bulunduğu tarafı koklardı. Efendim derlerdi, neyi kokluyorsunuz, nedir bu? Ben derdi bir evin kokusunu alıyorum. Buradan Ebü'l Hasan zuhur edecek ve bunu öyle bir güzel anlatıyor ki zaten güzelleri düzenler anlat. Buraya çok kıymetli bir zat gelmişti. Dedi ki Kardeşim konuşacağım ama şahitlerin hepsi öldü. Ben ne yaptım? Kimse bilmez ki. Burada o anlatacağım insanlara hakikati veya eden kişileri söyleyeceğim ama hepsi cisim olarak yerde, ruh olarak karşı da ben nasip olayım. Ancak bunu o güzelliğe nail olan kimseler konuşur. Diyorlar ki: Bilşah duvar, göklere çadır kurar, yüzü aklın gül bahçesi ile güle döner her sabah Bayezid Kadestebl-ı Sırrı Hazretleri'nin kabrine varır, kuşluğa kadar da ders okur. Çok güzel burada fena ve beka konusunu böyle düşünüyoruz.
Acaba fena billah ne demek, beka billah? Bununla son vermeye çalışalım. İyi hallerin nefse yerleşmesidir. Fena billah bu. Bir manaya göre güzel hallerin bize yerleşmesi. Hep onda rahmani kokuların gelmesidir. Beka hali ise bu özellikle devam etmesidir.
Kaynak: Genel
İlim Ve Hikmetle Kalp İyileştirme Ve Ruh… | Mihmandar