İlim ve Edep Üzerine Vasiyetler ve Ruhani… | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
İlim ve Edep Üzerine Vasiyetler ve Ruhani Terbiye
İlim ve Edep Üzerine Vasiyetler ve Ruhani Terbiye kaydında Abdulhalık'a Vücüdivanî, Altun halkadan, Sultan-ı Enbiya, Bürhana, Muhammed Mustafa Efendimizden, müteset ile gelen Vessalatu'l-Aziz. Vasiyet ederim ey oğlum, ey ihvanlarım size vasiyet ederim. Cemi halde, cemi halinizde ilim, edep, tekva üzere olasınız. Yani vasiyetin bu size. Cemil halinizde ilim ile meşgul olun. Kitap okuyun,…
Abdulhalık'a Vücüdivanî, Altun halkadan, Sultan-ı Enbiya, Bürhana, Muhammed Mustafa Efendimizden, müteset ile gelen Vessalatu'l-Aziz. Vasiyet ederim ey oğlum, ey ihvanlarım size vasiyet ederim. Cemi halde, cemi halinizde ilim, edep, tekva üzere olasınız. Yani vasiyetin bu size. Cemil halinizde ilim ile meşgul olun. Kitap okuyun, yavrularınızı okudum, mutlaka ilim ile meşgul olun. Edep ve takva üzere olasınız. Edepli olasınız. Takva, Allah'tan korku üzerine olasınız. Edepten akşam üç yıl bahsetmiştim. Uzun edepler var. Kitapların başında onu almışlar. Bir kimse feyiz alıyorum, alamıyorum manası bu. Eğer amelinde ihlas varsa, her yaptığı ameli Allah'ın rızası için yapıyorsa, edepli de bir insansa, edepte bulunuyorsa, mürşid-i kamile de muhabbeti gayet fazlaysa o nispette bol feyiz alır.
İhlassız niyeti fenaysa, ihlası yoksa, edep çürük edepsiz ise, mürşid-i kamile muhabbeti yoksa zıfırdır yani, hiç lezzet aranmaz o kimse. Onun için edebe riayet etmek lazım. Eseri selefi tertip buyuredersiniz ikincisi. Selefte geçen Evliyaullah'ın yollarını araştırın, aynı yoldan gelin. Çünkü büyüklerin, büyüklerin gittiği yol kullandığı reçete aynı bizde var. Onlar ne ders okuduysa biz de onu okuyoruz. Yani onların yolundan giriyoruz. Niye büyük olamıyor da gene gafil oluyoruz? Niye insan olamıyoruz? Pehrisini yediğimizden. Onlar pehrisini yemezdi. İbadet ederlerdi de gıybet ile, harama bakmayla, yalan söylemeyle, malayani ile amellerini mahvetmezlerdi. Biz haf içiyoruz da üstüne de ayran içiyoruz. Onun için tesir yapmıyor. Efendim, üstadımızdan işitmiştik. Arkadaşın birini gönderdim. Efendim kalbim bazı zaman zikrederdi, şimdi duruyor, yapmıyor diyor.
Efendim diyor ki yirmi dört saatin gecesini ayıralım. On iki saatin, on iki saatin kaç saat huzurla geçiyor diyor. İşte müsaitler sudan çekiyorum. Hayır. Yedi saat huzurlu geçer de, beş saati huzursuz geçerse o su o çarkı döndürebilir. Lakin yedi saat huzursuz, bir saat huzurlu olsa yine kalbınız çalışmaz diyor. Çünkü suyu eksik olur. Bundan belli oluyor ki bizim çalışmamız temas olmuyor. Yani doyuramıyoruz, o arkı dolduramıyoruz. Onun için böyle oluyor. Üçüncüsü Sünnete, cemaate mülazım olasınız. Ehli sünnet vel cemaate mülazım olasınız. Yani, Sultanı enbiya Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimiz ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak buyuruyor hadis-i şerifiyle. Yetmiş ikisi ehli nar olacak, cehennem ehli olacak, iltica kurtulacak. Ümmetimin yetmiş ikisi ehli nar. Yani, bir secci ehli cennet olacak.
Sordular, ya Rasulallah, o birikim ehli sünnet vel cemaat ashabımın ve benim yolumdan gelenler kurtulacak, başkaları muteil yoldan gelenler helal kalacaklar. Nietzsche Aleviler, Nietzsche Rafazılar, Nietzsche Ceberiler, nice, Kadri yürüme sebler yani kadri talep edemiyorum. Kadri yürüme sebler, böyle kötü kötü yoldan gelenler, mahvolacak, ancak Hazret-ı Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ve Sahabe-i Kiram'ın yolundan girenler kurtulacaklar biiznillah. Zat diyor ki Abdulkadir Koğuş Divan Hazretleri, Ehli Sünnet Vel cemaate müezz'a münazım ararsınız. Fıkıh, Hadis evlenesiniz. Fıkıh kitapları okuyun, namaza ait, abdeste ait, oruca ait vesaire ibadete ait fıkıhları belleyesiniz. Evet. Evlenesiniz hadislere, hadisler şimdi bütün tercüme olundu hadis kitapları hadis evlenesiniz. Fıkıhtan bir kelime söyleyeyim hatırımızda kalsın.
İlim ve Edep Üzerine Vasiyetler ve Ruhani Terbiye ne anlatıyor?
İlim ve Edep Üzerine Vasiyetler ve Ruhani Terbiye kaydında Abdulhalık'a Vücüdivanî, Altun halkadan, Sultan-ı Enbiya, Bürhana, Muhammed Mustafa Efendimizden, müteset ile gelen Vessalatu'l-Aziz. Vasiyet ederim ey oğlum, ey ihvanlarım size vasiyet ederim. Cemi halde, cemi halinizde ilim, edep, tekva üzere olasınız. Yani vasiyetin bu size. Cemil halinizde ilim ile meşgul olun. Kitap okuyun,…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 13 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Kayseri ulemasından en kıymetli Merkadi nur olsun Hadi Zühtü Efendi Hazretleri. Allah şifaına nail etsin. Abdest aldım diyor babama diyor. Abdest aldım diyor. Abdest aldım diyor. Aynaya baktığında gözümün diyor şöyle pınarında açık şerbet hali var diyor. Bir kilik yapışmış diyor. Abdest alırken elimi böyle sürmezmişsin oraya diyor. Şu gözün pınarı da yıkanması lazım. Efendi Hazretleri abdest aklına bakın böyle mübarek ellere. Daha bu gözünün burayı böyle eveler. Gözümün orasına elim dokunmamış zannettim, aynaya baktım. Bana namaz farz olalı otuz sene oldu diyor Şahan Efendi diyor. Otuz senelik namazı tüm yeniden kaza ettim diyor Hazreti Efendi abdestte. Bir tek tük oramı gördüğüm için şüphelendim. Acaba her zaman böyle aldım ona abdestli diye. Abdestim yerli yerinde olmadığı için otuz senedir namazımı kaza ederim diyor. Allah Şefaatlardan nail etsin. Amin. Kederimin dedesi baba hoca.
Merkadını olsun. Bir sabah namazı uykuya darmış da güneş deyince kılmış. Sabah namazını. Herkesin ismine Abdullah demiş. Abdullah, kırk senedir o bir sabah namazını kaza ediyorum. Acaba Allah beni affettim mi diye ağlarmış. O bir tanecik güneşe kalan namazını böyle büyük oluyorlar efendim. Böyle büyüyorlar. Zatlar ve ne Allah şefaatlerine nail etsin. O da bizi ki biraz taklit oluyor. Taklit, hayırata gerçeği vesile ise de aman fıkhaha, hadise riayet edin diyor. Devam ediyoruz. Cahil sofulardan perhiz iyiyesiniz. Yani cahil olan sofradan perhiz edin yanına aman, uğraman. Böyle halleri biz çok gördük. Memleketimize yakın bile varılır. Kitaplarımızda da yazılı modul tarikatlar var, cahil tarikatlar var. Onların diyor memleketinde oturma, hicret et. Kabri varsa kabrinin yanından süratli git. Yani kabrinden belki bir bela, bir sıkıntıya uğrarsın. Bizim orada bir kısmı vardı.
Oturun diyor, namazımızı diyor, oturduğumuz yerden kabul ettireceğim diyor. Oturduğun takatı kesik olmayan bir adama, yani gıyamı terk edin diyor. Farz olan gıyamın zararı yok diyor. Oturun kabul ettirme bana ait diyor. Koluna biraz kan sürmüş. Ona namaza niye? E kolunda kan var diyor. Oraya kalbe getirme diyor. Korada ki hadden diyor bulaşta da diyor böyle kılıyorsun. Böyle safsata, bunlardan da perhiz edin cahil sofulara varmayın. Cahil sofulara varma, bağlandığın hipirt kırma. Huzurda boynu burma, görür itin röntgendir budi. Bizim şifa tarifi kitaplarımızda yazılıydı bunlar. Onun için kardeşim böyle riayet edelim. Namazı cemaatle kılasınız. Namazı cemaatle kılmaya çok muhabbet edin, mutlakla cemaatle kılın. Hoca, Hoca Yıldırım Bayezid. Yıldırım Bayezid bir gün, bir gün üstazla görüşüyor Muhammed Buhari Hazretleri ile. Efendim, şu şöyle değer verince senin şahitliğin caiz değil diyor.
Niçin diyor. Beş vakit camide sizi görmüyorum diyor. Camiye devam etmediğin için senin şahitliğin kabul değil diyor. Padişah. Cevdet Paşa tarihi yazar böyle. O serayım önüne Bursa'ya tekrar cami yaptırıyor ki, namaz, seraydın çıkayım çıkayım, namazı kılayım geleyim diye koca padişah şahitliğini kabul etmiyorlar cemaate gitmediğin için. Yani, birisi çok ihmallık bunlarda. Allah kusurımızı affet Ya Rabbi. Yani Rızab böyle haber veriyor. Az söyle. Kamil olmak istiyorsan az söyle. Az ye, az uyu. Az söyle. Bir mükerdem insanın yanına girdiğiniz vaatlarda sohbetine, vadi-i zılutlarda. Birtahfik-i selam. Hafif bir Selami aleyhi vessellem. Duysun, duymasın. Büyük üstadlar yanında Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem sahabe girdiği zaman Sıddık'ı Azam Efendimizin bazı lafını duyabilirim çünkü Sure-i Hücrat'ta, Sultan-ı Enbiya'ın sesinin fevkinde konuşmayın diye emir var ya.
O emirin için Hazreti Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem'in huzurunda söylediği bazı duyulur mu? Sıddıy gazının bazı duyulmaz. Bir gün bizim orda çok edepli hal geçmişti pelerin önünde. Klaus havuz vardı bu konudan sonra halife oldu. İhvan'a bakardı. Otuz iki, otuz üç yaşında vefat etti. Gayyet münevver bir zatdı. Merkadın nur olsun pelerin yanında bitecik yüksek söz söylemiş. Yani süt makinesi bozuldu, zor yaptım efendim demiş. Biz de vardık yemek yiyorduk. Hasan dedi. Buyur baba dedim. Hafız benim yanımda yüksek konuştu. Edebe muhalif değil mi? Dedi. Bir kuru kütük gibi kanaatiniz olsun, karşı vakıı olurdu. Böyle diş kitlemeli değil de başka yerde böyle karşı vakıı oluyor. Kütükden yıkıldı böyle öyle. Sıhhatlarca ayıkmadı. Ellerini böyle kilitlenmişti, zorla açtılar. Böyle üç beş defa vuku buldu. Küçük edebe muhalif hareket etti mi kalbi durur ve düşerdi böyle.
Bu kadar edepti, bu kadar teslimiyetliydi. Teslim olmayan ihvan olmaz. SATI tarikat üç dört esas üzerine kurulmuş. Lezzet arınmadığı bundan birisi teslimiyet, birisi ravta, birisi evradı ehemmiyet, birisi O Zetaif kıyaslarını iyice bilip çalışmak. Teslimiyetini şöyle haber veriyor. Sahabelerin hali teslimiyet. Canlarını, aziz kanlarını Muhammed yolunda bahşettikleri için, yetmiş tane Veysel Karanım olsa bir vahşinin ayağına gelemez. Çünkü, peygambere canlarını, aziz kanlarını bahşettikleri için Allah o derece'yi lütfetti. Böyle teslim ediyor o zatlar. Teslim olmadıktan sonra bir doktora, yani biz anca ne yapıyoruz? Bir reçete alıp onu kullanıyor. Bunu alabilirsek çoğunda yapmıyoruz Başkaları teslim olur, elini kolunu verirmiş de üstad onu ameliyat yapar. Biz Konya'dan dinlemiştim. Dişçi Hacı Mehmet Efendi kardeşimiz konuştu. Üstadımız konuştu.
On kişinin selamını götürdüm Efendimize diyor, yani gözlerime yemin ederim diyor, vardım İstanbul'a efendim, filanın selamı var, filanın selamı var, filanın selamı var, filanın. Onun da saatten sonra göğsüm yumuna oturuyordum. Onu da geldi diyor oraya, göğsüm yumunca Burakabaya, onunla ameliyat yaptı efendi hasaklar diyor. Ameliyat yaptı. Yani böyle iyi teslim oldun mu ameliyat yaparlar, hep bu teslim yüzünden büyük oldular. Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleri, Kuddise Sirrehul Aziz Hazretleri teslimiyet hususunda son tecrübeyi gördü kutlu cihan oldu. Bir günde kutlu cihan oldu. Özel teslim olanlar tez kamil olur, tez yükselir. Onun için ulemanın diyor teslimiyeti zor, irşadı kolay. Avamın teslimiyeti kolay, irşadı zor. Bir hoca diyor, teslim olduktan sonra tez Kamil olur. Teslimiyeti zor. Çünkü kusura bakar, neyler, ilim perdesi, kalın yırtamaz.
Kusurlu adam edip teslim olur, zor irşad olur. Çünkü, daima edebe muhalif hareketleri çok yapar da ondan. Onun için Allah'ımız bizim teslimiyetimizi kuvvetliyesin inşallah. Diyor ki az söyle, az söyle. Hiza haltum adel kirami demiştim. Bihahfi aleyhisselam, hafif selam verin büyük kendine varınca, yüksek konuşma. Bihah. Efendim, hafif selam ve takliilil kelam, Az kelam konuş. Ve Taciril kıyam huzurundan tez kalk. Cüneyd-i Bağdadi hazretleri, Kuddise sirruhü'l aziz efendimizin yanına bir meşayih oğlunu katmış. Yani tarikat evladını katmış. Efendim hacca beraber gidin gelin diye. Beraber gitmiş. En edepli ihvanmış, en edepli. Geriye gelince sormuş, nasıl buldun efendim bizim müridi? Ey amma, çok konuşuyor, tesetül kelam demiş. Gireze insan. Sormuş, oğlum ne konuştun efendinin yanında, ne yaptın da sana böyle diyor. Hayır efendim, hiç konuşma nasip olmuyor ki diyor.
Abdest alıyor, namaz kınıyor, evlat dokuyor, zikrediyor, bir ara bulamıyorum ki efendim, şu şöyle demeye, bütün ibadetle gittik geldik, hiç konuşma nasip olmadı. Oğlum Kesretü'l Kelam demezdi, mutlaka sen bir konuşmuşsun, gözüm kör olsun efendim konuşmadım diyor. Efendim niye dedi diyor, yeni vardığımda hiç mi konuşmadın? İsmin ne dedi. Ahmetoğlu mu? Tıh dedim. Oğlum ismin ne demiş. Ne babanın ismini söyledin sen diyor. Yani ismini sormuş, ne ismi? Mustafa oğlu Hasan demiş. Sana ismini demiş. Babanın adı ne? Bu diyor, daha konuştursan da çok kelam ilave edeceğini tarikattan hiç lezzet alamaz, çok konuşan diyor. Onun için diyor, büyükler yanında az konuşulur. Anladınız değil mi? Hıhı. Mesele anlaşıldı. Onun için az konuşulacak, az söyle, az iyi az uyu. Tarikatta olan adam böyle terhuderi vermiş derhal.
Halktan kaç aslandan kaçtıkları gibi, insanlardan kaç aslandan kaçtıkları gibi, olur da aslan insanı görürse parçalar dağda, yani görüyorsun hayvanat başını taş attın mı, gerdiri demir, demiye çarpıyor aslan. Aslandan nasıl kaçarsan muhalif insanlardan öyle kaç. Bir günce bir sürü koy duvarın içine, geçinin içerisine, uyuz malın içerisine malını bir tecvik göndersen ne yapar? Bütün vücudu uyuz olur, gelir. Yani biz tecrübe ediyor. Bir uyuz geçini bir gün caiz tutsan ayağından ovlanı emzirmeye vücuduna uyuz ülkü verir. Muhalif insanla bir gün gönüllü görüş kalbine derhal uyuz ürker kalbim durur kalır. Üstadımızdan çok dinledim ben. Kelamın dergahındaydık diyor, Fatih Sultan Mehmed hazretlerinin camisine gittik. Bir geldik, İhvan'ın birisi gelmemiş diyor. Orada mevlit okunuyormuş, onu dinlemiş. Muhabbetinden orda eylemiş. Duruyor diyor, gelmişmiş. Kalbi zikredermiş, kalbi durmuş.
Üstad'dan sordu diyor, Efendimiz de varmış. Efendim kalbim Levelhamd zikrederdi. Allah'a hamd olsun lakin üç gün oluyor durdu kalbim. Üstat diyor murakabaya aldı böyle diyor baktı diyor Fatih Sultan'a gitmişsiniz. Öyle açık söylerdi kerametle. Evet efendim. Orada İhvanlarımız gelmiş, siz kalmışsınız. Evet efendim. Mevlüt I Şerif'i Okan'ı mı dinlerdiniz? Evet efendim. Mevlüt dinlerken, kışın tarikata muhalif bir kimse varmış kalbi kara, onun kalbinden senin kalbine siyahlık geçmiş, kalbin hasta olmuş oğlum dedi diyor. Efendimiz içmede üç defa bile söyledi bunu, bias edelim diyor. Cami-i Şerif'in içinde mevcut okunurken hiç haberim olmadan karşındaki adamın kalbinin, siyasenin kalbine geçerse, gönüllü onunla konuşmak, malayani yapmak onunla oturup kakmada iç lezzet olur mu? Yani kalbin kararmaz mı? Kötü olmaz mı? Bizim yanıldığımız yerler hep böyle oluyor. Allah kusurumuzu affetsin. Amin.
Demek kiraz söyle, az ye, az uyu. Halktan kaç aslandan kaçtıkları gibi, nasıl aslandan kaçılırsa, öyle kaç halktan konuşma, kendine göre arkadaş bul. Efendi yine konuştu bizim orada, dere köyümüz var bizim orada, kıymetli kardeşlerimiz var. Hacı Mehmed bilir, o gitti. Gayet sevimli arkadaş. Adana'ya giderler, ekin biçerler, ot develler, yani bostan çaparallaşıyor, kav kozanı. Beş ihvan beraber gider ki tek kaza namazımız geçmesin diye, desinler geçmez. Efendimizin yanında yine haber verelim, çok memnun oldu. Bağlarını beraber de yaparlar. Allah'ı unutmayalım. Yani beş kişi, beş kişinin bağı var. Bir gün sizde de yapacaklar, bir gün onlarda, bir gün onlarda. Beşimiz daima Allah'tan, peygamberden, zikirden bahsedelim de kalbimiz kararmasın diye. Böyle tutturuyor diyelim oğlu. Biz bunları aramıyoruz. Hem tarikat daha bahsediyor, hem de esas alacağımızı iddia ediyor.
Hem böyle olmaz kardeşim. İlla arkadaşını bulacaksın. Evvebefik sünnet tarik. Evvebefikini bulacaksın sonra yola gireceksin. Allah kusurlarınızı affet Ya Rabbi. Amin. Daima halvetinde ol, Daima halvetinde ol. Ele karışma. Gittiğin yere yalınız git. Gir, hemen evladını çek. Yani daima halvetinde ol. Taze oğlanlarla, kütük oğlanlarla, avretlerle, kadınlarla, hanilerle, zenginlerle, asılarla sohbet etme. Yani bunlarla sohbet etme. Dinliyor şimdi. Taze oğlanlarla konuşursam oyunun artarmış. Yani oyun, çocuklarla oynayan daima oyunu artar. Anladım. Avretlerle, avretlerle görüşme şehvetin artar. Şehvet galebe çalarmış. Hanilerle, çok zengin alanlarla, dünyaya kalbi meyletmiş zengin ile. Efendimiz diyor, bir milyonluk ihvanımız var diyor, bir kuruş kalbinde dünya muhabbeti yok diyor. Hiç parası yok diyor. Bir bölümle köşe başında oturan ihbarımız var diyor. Dünya muhabbeti kalbinde dolu diyor.
Doğru bir önem. Bunu olsun, yani zenginliğin zararı yok da harakasa da, kese de, evde caiz de kalpte N'ye cüzü kalpte caiz değil. Bunun için Ganilerle, böyle çok tamahalanlarla habire konuşup durma diyor Beyoğlu muhterem doğru meyliler. Asılarla da sohbet etme, günahkar insanlarla onların günahı sana hükmetsin. Abdullah Halık'ın o ictivani Hazretleri hulefa aslında dermişine böyle vasiyetlerde bulunuyor. Daha devam ediyor, konuşayım. Halel ki, taamın helal olsun. Halal deyince, Züpdetil Hakayık Tercüması Gayetüp de Gayüt kitabında. Hadis Sami Efendi Hazretlerinin irşadına sebep olan kitap bu olmuş. Züpdetil Hakayık Tercüması Gayetüp de Gayik. Yani, kızıl dağ diller, yaylada oturuyorum diyor, mektepten gelmiş. Kafam mektep kitaplarından o sandığı için, emanetikli bir Mahmud Efendi Hoca vardı.
Ona diyor ki, Mahmud Efendi, bana bir kitap ver de okuyayım da şöyle bir kafan başka tarafa diyorsun dedi diyor. Efendim kuş dili bir kitabımız var ya, anlayabiliriz mi, biliyor musunuz? Anlayamanız mı? Bizim kitaplar kuş dili. Kuş dili olsun bir çalışayım. Bu Züpdedü'l Hakayık kitabını vermiş. Efendi okumuş bir hafta kitabı getirmiş, bir sade buyursam daha okuyacağım. Anladın mı bir şey? Bir insana Mürşid-i Kamil olmayınca o insan olmaz diyor. Kitabı tam anladım, Allah'ına yemin veriyorum. Sen bir Mürşid-i Kamil bulur da bana haber vermezsen, sende hakkım kalsın. Ben bulurum da sana haber vermezsem, senin hakkın bende kalsın diyor. Efendi Hazretleri ondan ivveli Hacı Esad efendimizi buluyor, ona haber veriyor diyor ki Kutbu cihanı buldum, hadi git intisap et diyor. O bana o kitabı verdi diye onun neye ihtiyacı varsa Adana'da onun ihtiyacını görür.
Hoca olduğu anda gazete okumaya meraklıydı efendimiz daima onun gazete parasını verir. Mahmut efendiye bu kazatayı verelim, bizim tarikatımıza sebep oldu kitabı verdi diye. Yani. Bu Züpdetü'l Hakayit kitabında görmüştüm. Helal lokma, insanı irşad eden buymuş yani. Mutlaka taamiğin halal olması. Allah halal rızıktan ayrılmasın. Efendinin bazı ahvallarından konuşulur, yani Kirbitini dahi Ömer Bey'e aldırmazmış Ömer Bey geni diyor. Belki şüpheli yerden alır da hava gazına tutturunca, bir sığıra satılan Irak'ı satılan neden yerden alınır da kibrit günaha yeterim, huzurum bozulur diye, kibritini dahi kendi alır efendi. Yani bu kadar riayet ederler Hakk'a, hukuka helala. Hele helala riayet eden daima kurtuluyor. Hala, halanız lütfetsin kurban olduğum Allah, hal diyenlerden etsin. Demek ki helal ye. O Züptehil Hagayik da şöyle görmüştüm.
Bir gün yemek hazırlanmış Yusuf'u Hemedani Hazretleri var. Yemeğe yiye çıktığı zaman Hızır aleyhisselam gelmiş, yeme yemekten ya Yusuf. Niçin demiş, yemeği hayız kadın pişirde, hayız kadının pişirdiği yemeği yesen zikrin tuzu belki diyor o yemekten yeme diyor. Yani haram olursa nasıl olur? İkincisi ala itki ile atlar hazzaklar olmalı. Yemek yiyeceğiymişmiş böyle yemek yiyeceği zaman bir keşif gözüyle bakmış yemeği yememiş. Niye yemiyorsun efendim? Yemeği bir şeyden alalım diyor Allah'ı kul olarak karıştırmış. Yani Allah hatırında olmayarak yemeği pişirdiğinden huzursuz bir şey yemekten huzursuzluk gelir zikrin belki kaybolur diye yememiş. İki Şahin Nakşibendi Kuddise sirruh hadis Efendimiz bir yemekten yiyecekmiş şöyle gözüyle bakmış ki yemeğin içinde giden miktarı haram var. Githem miktarı demiş ki oğlum yemeğinde haram var. Onların gözleri perdesizmiş görür.
Sen nasıl farenin pisini görürsün pirinç pilavının içinde kapkara? Onlar da haramı o şekilde görürlermiş ve ondan sonra bu dirhem miktarı haram bulunduğu müddetçe bizim tarikat üç, yedi nihayeti kırk günde tekmil-i süluk yenilir. Bu dirhem miktarı haram bulunduğu müddetçe kırk sene çabalasan bir adım daha atamın ileri yemiş. Biz içmede erik. İçmede bulunuyor. Efendi Hazretleri ile beraber idik. Sallallahu aleyhi ve sellemullah ile. Bir kadın getirdi böyle eteğimden meyve döktü, armut var, erik var, selleri var. Buyurun efendim şunu yiyin dedi. Biz Kayserili Hacı Memer Efendi vardı aksakan onunla beraber birerini tuttuduk efendi göz attı yemeğini diye geriye koyuyorduk. Ne diye yeme içsek bilmiyoruz tabii. Elde içme içiyor, kalbimize tokanır değil mi diyor, bilmiyoruz. Her gün olduğu yeterdi.
Ondan sonra elinin dışıyla efendimiz dışarı attı, yemeği şöyle, mecliste o pıtılarımızdan dışarı attı. Kadın dedi ki, yem yem benim malım. Yemedi efendim, dışarı attı. Bizde hiç cesaret yok ki, efendim niye yemediniz yemeğe, haram mı vardı, inmiyor. O huzur da hiç konuşulmuyor, Mühim istemezse insanı konuşturtturmaz, dil mesut, aldı talihi. Beş dakika geçmedi, bir adam geldi. Karanlık, hacme Mehmet daha dediler, yanında bir de tencerler şapkalı bir adam daha, efendim bizim icra yağmuru dedi, efendimizi çok seviyor dedi, elimiz öpmeye geldi dedi, ikisi de elimi öptü. İcra yağmurunu da efendim şu kadını için getirdik dedi. O bahçe sekiz mi dedi, on iki mi dedi unuttum. Veresin dedi hakkını yiyor o kadın dedi. O dedi malı dedi taksimin için icra memuru getirdik de evvel ona gelmiştik. O zerreleri, o gayisiyi vesaire getiren kadın, mermi o haktan getirirmiş.
Efendinin gözü görürmüş, onu dışarı atar. Hadis-i Ali Efendi Hocamız vaazını dinliyordum. Zamanımızda diyor, öyle veliler var ki diyor hoca. Hani meyvenin içindeki harabı görüp de, yani bunu dışıyla atan zatları biz gördük ve zamanında yaşayacak dedi. Mermi Hacı Mehmet Efendi demiş. Hoca Efendi'nin manasında böyle söyledi, merkadını uğraşsın. Böyle helali riayet edilirse insan-ı kamilleşir, haram rızık böyle karnı bozuyormuş, kalp de böyle daima havatırlı, namaz kılan ve daima vesvese yediğin taamlardan geliyormuş yani haram taamlardan. Adamlar alacaksın efendi hiç devata gitmez. Belki panga ile alakalı ne olur diye. Hiç devata gitmez aleti değil. Yani oruç da, yetmez benimdir. Haram verirlerler belki şüpheli taam veririm diye, yetmez. Olsun. Onun için bizim kusurlarımız çok kardeşim. Allah o sırrı helal ye, Şüpheden perhiz et. Şüpheli taam yeme.
Şüpheli olursa, şüphede vaki olan haram da vaki olur. Helal ola, haram ola. Haram ola, helal ola. Böyle diyor mi haram ol diyor diymeyeceksin. Yani, ancak bu benim için haram ola haram ola diyor. Bu şüphe geldi mi? Bak, ahteyp uzamasa da şeyler, ıslık gelmese, ta Hazreti Adem'den bir misal vermek istiyorum. Hazreti Adem, hit Aleyhisselam'ı çeviriyor. Oğlum, sen peygamber oluyorsun diyor. Sen peygamber oluyorsun, sana vasiyeti diyor. Diyor. Dört şeyi yapma diyor. Buyur baba diyor. Müşavere siz iş yapma bir diyor. Ağyayın sözünü tutma diyor iki diyor. Nefsinin hevasına uyma diyor üç diyor. Şüphelendiğin işi tutma diyor dört diyor. Baba niye dedim bunu diyor ya Adem diyor. Oğlum diyor, bana buğdayı getirdiğinde ailem diyor, orada beni cennetten çıkarmaya sebep olan buğday diyor. Getirdiğin de diyor. Meleklere desen miydi ki diyor.
Buğday getirdi, yemin mi, yeme mi diye müşavere ihsan mi dedi, yeme derdi, kurtulur giderdim. Müşavere etmediğim Cennetten çıktım diyor. Bir. Onun için diyor, daima müşevveleri yapın işlerinizi ve şavir hufile emir buyuruyor Allah. Müşevvere terk etmem, bir. İkincisi, ailenin sözünü tutma, şaviruhunla, halifuhunla, hadis-i şerif var. Ailemiz ve müşevvenin hilafıyla hareket edin. Ailem buğday getirip de nazlanıp da Allah'ı seviyorsan yediği yalvarınca, ben onun nazına dayanamadım yedim de o yüzden cennetten çıktım diyor. O yalvarmasa ben yemezdim o buğdaydan diyor. Onun için ailenizin her dediğini tutmayın diyor. Birisi Şam-ı Şerif'te ailesi damın başındaymış. Anam, Arif düşen Serkan Aktan beri ye gelir. Diyor, kendini kalkıyor, aşağı atıyor. Sen öyle diyorum sözü unutmayacağım. Buralarda olmaz ya. Yani kitap burada yazmış. Ayağı kötülendirirmiş.
Gelmişler demişler yav sen nereye böyle ak sağlamsın. Ayağını burana kadar söz tutmak, tutmamak ne olur burada diyor bunu böyle yaptın. Onda da hayır var arkadaş. Onda da hayır var diyor diyor. Ne hayır olacak canım ayağını kırdın diyor yerine. Böyle diyor diyor. Üç gün sonra yezid diyor. Hazreti Hasan Hüseyin efendimizi öldürmenin için asker toplamaya geldiler diyor. Kalkmayın! Efendim ayağım kırıldı efendim yerler baklar ayağı kırılmış. Kurban olayım. Ailemin sözünü tutmayıp da damdan atıldığımda hikmet varmış kurban olayım Allah'ım ayağımı. Geçsem de Yezid'lerle beraber Hz. Hüseyin'i öldürsem de. Ben o eşkıyalardan olsam da daimi lanete uğrasam ne olurdu Ya Rabbi? Allah'ım diyor. Yani hikmet varmış diyor. Onun için ailenizin sözünü, en iyi sözünü tart bir git. Bana kısa enter'a al pek Bana bir ısıya çorap giymem, biraz giyeceğim, peki. Ben kafamı açacağım, peki.
Ben komşuları gezmeye gidiyorum, peki. Bu erkek mi kıracağım? Olmaz bunlar günah yahu! Onun için gardaşım bunlarda da Hazreti Adem atamızın emri var. Halafına hareket edin. İki. Üçüncüsü, buğdayı elime alınca diyor, ağzını çekti yani nefsimi istedi yemeği. Nefsinin hevasına uyma diyorum ya diyor, ben nefsimin hevasına uydum canım istedi buğdaydan, onu yediğim için cennetten çıktım diyor. Dördüncüsü diyor, dördüncüsü avucumda görünce buğdayı yesem mola, yesem mola, yesem mola. Bundan çıktım mesela de şüphelendiğimi yediğim için çıktım diyor. Şüphede vaki olan, haram da vaki olur. Bu vasiyetimi diyor bütün peygamberlere duyur. Hazreti Muhammed buyursun. Hazreti Muhammed emretsin Salli Allahu sellem, kıyamete kadar kim bu gök vasiyeti duyarsa, birbirine haber versinler diyor. Vasiyet ediyorum diyor. Atamız Hazreti Adem, atamız böyle emrediyor.
Onun için kardeşim, şüpheli taam da yemeyelim inşallah. Daha Çok gülme. Çok gülme gönlü öldürür. Çok gülme. Halkla mücadele eyleme. İnsanlarla mücadele eyleme. Kimseden nesne isteme. Dünyalara maruz, dünya malına mağrur olma. Bir tek ey Sureeci. Gönlün daima ahiret elçisi ile oğlum dolu ola. Yani imanla ölecek miyim vermeyecek mi? Kabirde suale cevap verecek miyim? Veremeyecek mi? Defterim sağdan mı gelir, soldan mı gelir? Sırat, mizanı adalette günahım mı ağır gelir, sevabım. İki cihan güneşinin huzurunda utanır mıyım vallahi Ya Rabbi. Böyle görünür da bu endişelerle dolu ola, dolu ola. Bedenin hasta gibi ola mideni acıktırasın, acıktırasın cemi ağızdan doyar o zaman. Mide doydun mu cemi ağza acıkır. Mide acıktın mı cemi ağza doyar hasta bir haldeki ol. Amelin halis ola, amelini ihlasla yap, düan tezahürü ola, Duamı yalvarma ola. Gineceğin eski ola. Yoldasın fakirler dervişler ola.
Gayan fıkıh ola. Evin mesci ola. Evin mescidim ola. Daima nafile namaz da ne ile? Evliyya eylesin. Muğ isim yoldaşın Hak Teala ola. Benim diyor vasiyetim bu sizler. Diyor. Böyle bitiriyoruz. Ankara ve Gölbaşı kardeşlerimize yadigar olmanın için pederimden neklen kardeşlerimiz kurup halinde bir ilahiyat ediyoruz. Bizi duadan feramış buyurmamanızı rica ederim.