İlahi Zevk ve İbadet Sırları kaydında Eğer suyun gözü temizse, akan suda temiz olacaktır. Ve attığı yerlerde de hayat verecektir. Eğer suyun gözünde bir bulanıklık varsa, attığı yerlerde de, bek çenelere de sıkıntı doğuracaktır. İbadet ve taatten zevk uyan genç. Tasavvufta bir ifadeler bulunurlar, derler ki tasavvuf zevktir. Gerçekten öyle. Bu ilahi bir zevktir. Midenin…
Eğer suyun gözü temizse, akan suda temiz olacaktır. Ve attığı yerlerde de hayat verecektir. Eğer suyun gözünde bir bulanıklık varsa, attığı yerlerde de, bek çenelere de sıkıntı doğuracaktır. İbadet ve taatten zevk uyan genç. Tasavvufta bir ifadeler bulunurlar, derler ki tasavvuf zevktir. Gerçekten öyle. Bu ilahi bir zevktir. Midenin duyacağı bir zevk değil. O kalbin du yasağı bir zevktir. Bu sebeple ve şahım genç. İbadet ve taatten zevk duyan genç. Bu ibadet ve taatin zevki çok önemli. Yalnız bu kıldığımız namaz, tuttuğumuz oruç, hac zekat olarak da deyin. Bunun yanında muamelat çok önemlidir. Çünkü bu taatlerin yapılış gayesi muameledir. Muamelemizin düzgün olması. Allah'ımız kitabı Kerim'inde namaz, namazın insanı kötülüklerden alıkoyduğu buyuruyor. Demek ki namaz, namaz saatinden bizim bütün ibadetlerden nasihatdar olmamız gerekiyor.
Yaptığımız saatten acaba biz ne kadar nasipleniyoruz? Çünkü namaz saatindeki nasiplenme nedir? Allah'ımızın yasakladıklarından kaçmak, emri İlahiye koşmaktır. Diyelim biz zikir yapıyoruz. Yaptığımız zikirden nasiplenmek ne demektir? Dinlenirken de dinledik üstadımızın karanlık bir oda olacak kuyusu. Karanlık bir oda olacak ki, azalar bir oraya bakıp bir buraya bakıp göz, kalpte değişik düşünceler hasıl olmaması için ve gece kalkmak da göz dinlenmiş, kulak dinlenmiş, beden dinlenmiş. Bütün potansiyeliyle kendisini Skullaha veriyor. O sebepten olacak ki Sami endadetlerini gece yapılan seherde çekilen Evrad ile gündüz çekilen Evrad arasındaki fark hazaya kalan oruç gibi buyuruluyor. Nedir? Kapalı alanda yaptık bizim Zikrullah'tan nasiplenmemiz ne olacak? İnsanlığın kurtuluşuna vesile olacak. İtikaden bozulmuş, ibadetten tembelleşmiş, ahlaken kokuşmuş bir topluma hayat olabilmektir.
Sadece bizim yaptığımız taacler namaz, oruç, hac, zekat diye düşünülmemeli diyoruz. Bunlardan nasiplendiğimiz zaman ne olur? Tebliğ olur, davet olur, aile hayatına bir düzen gelir. Çoluk ve çocuğumuzun ilşadına vesile olur. Konu komşu bütün insanlığın kurtulmasına vesile olacak bir nasiplenmedir. Bu nasiplenmeyi Cenabı hak bize Kuran-ı Kerim'de din Allah'ın oluncaya kadar mücadele etmek. Tasavvufta beş tane esas sayarlar. On beş esastan birisi de ulüvulhimmedir. Himmetinin yüksek olması. Böyle hiç geride kalmamak. Nasıl ki Yavuz Sultan Selim dünya haritasını önüne serer, Bir padişaha yeter ama iki padişaha az gelirdi. Öyle bir asil, böyle bir kaide. Yoksa biz ne yapabiliriz? Zaten imkanlarımız da verdi. Ne yapacağız? Katiyen böyle düşünmeyeceğiz, o zaman Ashab-ı müziğini gözümüzün önüne alalım. Onlar yokluğun içinden çıktı. Kıtlığın içinden çıktı. Bütün ızdırabın içinden çıktı.
Arabistan çölünün her bir tanesi dağ gibi önlerine gerildi, ama öyle bir aşk, öyle bir muhabbetleri vardı ki, Allah'ın izniyle Allah'ın izniyle nice az topluluklar çok topluluklara talip gelmiştir, işte Gazze. Örnek. Yabancılar dahi bu nasıl bir iman? Bu nasıl bir İslam? Bunlardaki kitap nasıl bir kitap ki böyle direniyorlar dedirtip, imanlarına vesile olun. Bu. Bu toplantımız nedir? İbadettir. Şimdi düşüncemizin salim olması lazım. Bir kişiye dikkat edeceğiz. Bir niyet. Bu çok önemli ama. İkincisi de ihlasımız önemlidir. Bu hal üzere olan kimsenin başaramayacağı hiçbir şey yoktur. Roma'dan gelen gelen o iki kişi Yasin-i Şerif, Bu surei Cimidei Cimide'ye baktığımız zaman, o iki kişi. Havaride'den iki kişi. Ne yapıyor? İnşaatına ve ıslahına vesile oluyor. Şöyle düşünelim. O gün de belki ona kat verildi. Öyle kat verildi, şehit oldu.
İlahi Zevk ve İbadet Sırları kaydında Eğer suyun gözü temizse, akan suda temiz olacaktır. Ve attığı yerlerde de hayat verecektir. Eğer suyun gözünde bir bulanıklık varsa, attığı yerlerde de, bek çenelere de sıkıntı doğuracaktır. İbadet ve taatten zevk uyan genç. Tasavvufta bir ifadeler bulunurlar, derler ki tasavvuf zevktir. Gerçekten öyle. Bu ilahi bir zevktir. Midenin…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 8 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Ama onun şehadeti milyonlarca insanın irşadına vesile oldu. Yani biz öyle çalışacağız, öyle gayret göstereceğiz ki bizim gayretimiz bizden sonrakilere örnek olabilmek. Ders olabilmek. Efendimizin Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'ye göndermiş olduğu Esad bin Zürare, onun yanında bunun yanında Mus'ab bin Umeyr'dir. Radıyallahu. İşte Kuran Mualini Medine'de iman etmedik diye o hak var. Medine dediğiniz zaman Medine, Yahudi'di o, Hristiyan dolu. Münafıklar var. Her türlü ateş gelirler var. Ateşle kapanlar var. Onların imanına vesile oldular. Bak çok insan istemiyorum. Bakıyorsunuz elli kiloluk süt. Elli kiloluk sütü, bunu ne için söylüyoruz biz? Yapamayız. Bu bize önümüze dağ getirmek gibi bir şey olur. Katmiye. Elli kilogram suyu, elli gramlık, ona ne deriz? Damlızlık deriz biz. Hayır. Buna ne? Bizde bu tabir kullanılır.
Onu yol dedik, herhalde bir tencerelik yemek, içine bir olumsuz atılmaz. Şöyle bir kaşığın içi kadar olmaz bile, o kadar bile olmaz. Tuz onu tatlandırır. Çaya attığımız şeker gibi. Öyle olacak ki biz cemiyetin ağız tadı olacağız. Sadece kendi akrabamız bilmem filan akranımız değil, bütün insanlığa kucak açmadık çünkü bizim üstadımız bunu diyordu. Ben bütün insanlar için varım diyordu. Değil böyle kardeşlerimiz, değil o kardeşlerimizi incitmek, bütün insanlığa alemlere rahmet olan peygamberimizin şefkatini sunabilmek. Bu insanlar kolayına elde edilmez. Bizim mürşidimiz, mürşidit tamirimiz yudum yudum sular içerek temin etti. Onun kaşık kaşık topladığını kepçe kepçe dağıtmaya kimsenin hakkı yoktur. Ne olacak? En kötüye en güzel muamele olacak. Kardeşlerimiz hatalı bile olsa, onları bağrına basmadıkça biz bir gram bir santimilere giremeyiz. Çünkü Allah'ın rahmeti, Yedinun imanlerin cemali.
Cemaatler güzel. Bu sıkıntıları görmeyen bunu bilmez. Bak, Kayseri'deyiz. Kayseri'de ne derler? Eğer bir evlat bol bol harcama yapıyorsa, hiç dikkat etmiyor. Bol bol harcıyor. Demek ki oğlum, bu serveti sen mi kazandın? Baban mı kazandın? Babam kazandı derse, tabii. O iğne ile o kuyuları kazık da bu nimeti temin etti bir izillahi teala bu kolaydır. Bizim üstadlarımız öyle kolayına temin etmedi bir izillahi teala. Onun için onları incitecek bir söz söylemenin cezasını düşüneceğiz. Ve kucaklayacağız. Ne demek incitmek? O incittiğimiz gönül, Kabe'li bunyet Halil Azerest. Din nazariahici-i Ekber. Hem de meyve denen kimseler. Dikkat edeceğiz. Demek ki şefkat ve merhamet olduğu zaman, Allah'ımızın rahmeti yağmur. Eğer yağmur toprağı sevmese aşağı inmez. Bak onlarda bile bir cazibe var. Toprak yağmuru, yağmur toprağı sevdiği için. Yıldızlar, o yıldız kümelerini tarif etmek mümkün değil.
Bir Samanyolu Galatasisini vesaire. Bunları birbirlerini nasıl tutuyor? Sevgi ile tutuyor. Şefkatle tutuyor. Merhametle tutuyor. Özellikle bizim büyüğümüz konuşurken, büyük noktada hassasiyet gösterirdi. Onun himmetine sığınarak orada görüşüyorum. Demek ki bu noktaya dikkat etmemiz gerekiyor. Adaletle hükmeden devlet reissin. İzahı uzatacak, işte diyeceğim Hazreti Ümmeti radıyallahu anh, Kendisinin rahatsızlığında. Doktor diyor bal diyeceksiniz. Daha sormuş. Acaba demiş halka bal yiyor mu? Niye de olsunlar ya Ömer? Ben de giyiyorum demiş. Hazreti Yusuf, ambarlar evinde bir kıtlık dönemi geçiyor. Sonra görmüş olduğu kralın açık nasıl deniyorsa rüyasını yorumluyor. Allah'ın huzuruna gücü ve kuvveti verilmiş. Yedi sene muhafaza edilmesini, bütün zahire ambarları elinde karnını doyurmuyor. Çok az. Neden? Halkımı unuturum diye.
Eğer biz diyelim ki bir grup idare ediyorsak, o grupta seyyidü'l kavum, hadimuhum olmadıkça başarı olmaz. Ben buranın idarecisiyim, benim classım sarsılır mı? Yok. Hacı Hasan Efendi'yi düşünür insan. Elime böyle çorba kaslarını alıp evlatlarına nasıl hizmet ettiğini. Sami Efendi Hazretlerinin bir mecliste büyük bir meclis ulemai kiramın, hem de Ömer Nasuhi bilme noktalarımızın, dinlerin bulunduğu müjde kalkıp kahve dağıtık. Böyle kendimize süs vermek olursa başarı orada biter. Evet insan vakarını korur ama o vakar mutmain sıfatından gelir. Gayri ihtiyari bir hürmet duygusu hasıl olur. Demek ki bir tenata çekilip bir başkasının hizmetini beklemek çayı getir. Şekere bak. Yok. O çayı getirmek, şekeri sunmak bize verir. Katı yer. Bizim büyüklerimiz müstesna, hilafet dendiği zaman, hilafet Resulullah'dan diyor. Ve sizi tebrik edelim.
Mürşid-i kamilimiz Resulullah'ın tasrisiyle gelen bir Mürşid-i kamildir ve bu evladını nasıl isterdi? Bakın. Bir kendi gücü dualilerine hizmet edenler vardı. Farslığından dolayı. Hizmette bulunuyorlar. Birisi daha vardı ki o da Allah'ın kullarının ifşad ve ıslahı için çaba gösterir, onun huzuruna getirmeye çalışırdı. Onu daha çok severdi. Derdi ki bu dinimize hizmet ediyor diye. Onların hepsi bir adam. Yüksek olan nedir? Dinimizdir. İnsan adasını sever. Sevmez olur mu? Hasta olmamak için tedavisine gayret eder. Sever yani insan canını sever. Canından fazla da uzuvlarını sever. Deseler ki, Senin Allah korusun elinde ayağında kan kelam var dese, seviyor çünkü, azalarını seviyor. Onun için ne yapar? Azalarını sevdiği için malını eda eder. Der ki yeter ki elim ayağım kurtarsın. Bundan daha ziyade sevdiği olur mu? Canını sev. Kangren dediğim buydu.
Eğer azasında böyle bir rahatsızlık olursa yeter ki canım kurtulsun, azan içsindir. Bizim buradaki toplanmamızdaki gayeyi ifade için söylüyorum. Canından insanın daha sevgili olan nedir? Dinidir. Gayretimizde çabamızda din üstün olsun diye samimi. Din, bütün göçlere İslam hakim olsun diye gelmiştir efendimiz. Gaybet bu, Çaba bu. Birincisi adaletle hükmeden devlet Hadis şeriflerde değişik ifadeler var. Mezitli kalbi bağlı olan kimseler. Bu ne demek? Öğle yıkılırsa ikinciyi de eda etme duygusu var içinde nasıl idare edeceğim diye. Allah için birbirini seviyor. Arada hiçbir soğukluk olmadan ölünceye kadar devam ettirebilmek onun hata olabilir. Çünkü nefis şeytan var, dünya var, şeytansı, farklı insanlar var. Daha durulup üzülmemişiz. Her an olabilir, Allah korusun. Çünkü biz daha kurtuluşa yenilmiş, göremeyiz kendimizi. Kurtuluşa yeniş esenle. Ey huzura giren nefis.
Allah'ımızın hitabına muhatap olmadıkça kulum diye bu sadaya erişmedikçe, arzuumuz. Demek ki idare edeceğiz. Öyle bir sadaka veriyor ki, öyle bir sadaka veriyor, sağ elinin bezliğinin sol elini bilmeyecek şekilde. Burada bu görüşmede önemli olan üç husus var. Birisi imandır, birincisi imandır, ikincisi ahiret inancıdır, üçüncüsü de infaktır. Baktığımız zaman Baara suresinin tefsirinde biz bu esasları görürüz. İman, ahiret inancı ve Allah yolunda Malı, güzel olan bir kadın nefsine davet ettiği zaman Ben Allah'tan korkarım diyebilmeye. Böyle gizli yerlerden Allah korkusundan geri zekalı ve yaşı döken kimse Aşağazamın gölgesi altında gölgelenmektir. Bazı konuşmalarda şunu görüyorum. Hatip kardeşlerimiz bize sohbet edenler, sonunda diyorlar ki bir tavsiyemiz var. Orada tavsiye bize yol gösteren Büyüklerimizin emirlerine iyi dikkat edeceğiz.
Eserlerini çok güzel mütalaa edeceğiz ve istifade edeceğiz. Faydalanacağız, çünkü biz kendi başımıza kendimizi ıslahımız zordur. Bir kimse kendi gözüyle kendini müşahede edemez. Bir başkasının gözüyle Ashab-ı Düzgün'ne bakıyoruz, öyle. Tabii öyle, Tebei Tabii'nin öyle. Onların eserlerini çok güzel mütalaa edeceğiz, Sanüddin Hazretleri. Eğer üzerinde yoğunlaşırsak, diğer eserleri okumayacağızı okuyacağız. Ama bunları bir hazmetmemiz lazım. Mürşidimizin o yazmış olduğu zahiri batıni şifa tarihiydi. Bunun yanında sohbetleri, halkımıza göre, insanlara göre, bu nebeliyle bir merhamet ve şefkat olmalı ki, insanlara akilları ülküsü içerisinde konuşmuştur. Yapmış olduğu görüşmeler bizim gibi insanlara yapmıştır. Bunu söylüyoruz. Onun yüksek tabakada kimselere yapmış olduğu sohbeti bir dinleseydi. Nasıl anlattık? Nasıl dini esaslara daldıklarını? Bunları mütalaaydı, edepleriyle edeplenirdim.
Evrak ve eşkkarımıza dikkat edin. Bak ölüm her an bizimle beraberdir. Uzak değil. Ona.