Bütün insan iki fırkaya ayrılıyor. Birisi cennet fırkası, birisi cehennem fırkası, birisi Muhammed, peygamberler fırkası, birisi şeytan fırkası. Ya Rabbi yani şeytan fırkasından mı edeceksin? Şeytan fırkasından mı olacağım? Yoksa sultani Enbiya Muhammed'mış Saparı bilemediğimiz dertlerimizmiş bunlar. Şöhretin verir bunu da düşüneceğiz. Ondan sonra Davutayı mürşide geçeceğiz. Davutayı mürşit deyince çok lahih insak, çok kafirin mümin olamadığı verince dirilmeyi inkar ettiği için kafir kaldılar. Her şeye inandılar, bir Kuldanist diyorlar Mürşah efendim diye. Burayı bir yapıştırmaya çalışalım inşallah. Rabıta efendim Mürşid-i Kamile olur rabıta. Yalnız o da muhakkak bir zaman için olur. Dinleyelim, ayet-i celileleri dinleyelim. Şunun olması için bazı noktan geliyor. Ayet-i celile yukarıdan gelir ya ben kurduğu gibi söylüyorum. Ey şerefi maroz'a açıyorsunuz.
Sanatınız var, arada yaparsınız, biriniz rızka bir vesile yaptınız ya Allah'ın fiilbası ilahiyyesine de bir vesile iktigat edin. Bizim iyimizde bu vaksan şöyle on dört yaşında sana tezelsize ders vermişti. Onu mahvettim. Şimdi ameli manda olsun, elin yüzün taraf huzurundayım şimdi. Yani hiçbir şey mi diyor elde? On dört yaşında hani Kaptan beri dinlerim ancak dinlediğime haber veririm halimi haber verirsem ne sorduğumu? Halim yok ki, haber vereyim. Allah'ım bu hallerimizden bize de bahistirsun inşallah. Kimlerimizi, cümlemizi birbirimize bizim sultanımıza Muhammediyle bağışlasın inşallah. Hadi. Hacizük Efendi hocama sordu bir hoca. Hacivit Efendi diyor ki babama bir gün abdest bağını indiriyor aynaya baktı mı dördünün şurasında azıcık bir şey var, kenarı namazı kaza ediyorum diyor. Bir dedik abdestten noktam gördüğü için böyle insanlardı onlar. Babamın dedesi baba hoca derlerdi.
Bir sabah namazın uyuyarak güneşe kalmış Abdullah girmiş herkese üstüne. Üç senedir öbür namazı kaza ediyorum. Bilmem Allah kabul etti, bilmem yetmedir. Yani o bir sert namaztır. Öyle büyük oluyorlar efendim bizim gibi olmuyor hiç. Ama bizim sırrımızı affetiyorlar inşallah. Bizde de elhamdülillah onları sevmek var. Diyor. Diyor ki Hani siz efendiye, hemen diyor rabıta olmasa bende saygıata gireceğim ya rabıta diyorlar diyor. Sen hiç ayet okumadın mı dedi. Okuyorum alsın ben. Ayetini okumadın mı sen? Vesileye razı olun buyuruyor Allah. Allah yaş üzüm vermiyor Allah yaş üzüm vermiyor desen hiç üzüm eline geçirmişsin adam yok sözüm. Ne yapıyorsun ya? Çubuk dikiyorum, yapıyorum, dudağıyorum, bir bakıyorum, üzüm istiyorum Allah şubü'l-mah'zasıyla bana böyle böyle sarkıl üzüm veriyor. Neden mi veriyor sana? Evet dedi. Demek parlayı suyu yiyorum, ikile ediyor, güçler yiyorum.
Seni gübreni atıyorsun, buğday tohumu, seve kolumu atıyorsun, çocukken Allah sana buğday veriyor. Ne diyor o tarlaya varsan da Allah'ın hacinesinde yok mu? Kurban olduğum Allah. Buğdayı kurban olduğum Allah. Desayla evir diyor. Verir Allah verilmeyen hadis. Niye bilmiyor sana da diyor tarlalarda sürüm sürüm sürünüyor. Allah seni sebebe bağlamış efendim diyor. Demek onu sebebe bağlamış da velakat kaçmaya bakıyor mu la diyor oraya dayı. Diyor ezanımız, ben diyor biliyordum, o su diyor, Allah'ın kudretinden bakıyor. Ta Hacer-i muallak. Başımın altına da daha göçeden geliyor. Allah'ın kudretdir, yakından bil melaike bismillahirrahmanirrahim diyor. Hacer-i muallak başının altında kıvranıyor.
Allah yakminen şu Müslümanlara bağışlasın, diyor o suyu diyor, o kesmenin ouğu vermediğini, verdiğini, vermediğini biliyorum da bir kutlu cihandan emdiğimiz fizirbatı ilahiyyenin Allah'tan geldiğini bilemiyoruz mu diyor. Hocalar mı diyor. Yani onu Allah'ın bahsettiğini bilemiyor muyuz? Yani neden diyor sen diyor havuz nasıl oldun? Allah Kuran'ı karşısına nasip etsin Allah mı dedim aldın? Yavuz da bir hocanın dibimin dibine diyor oturduğun herif, Rabbim da vaaz veriyorum. Ehli Biş'te Ramazan-ı Şerif'te şık oğlu camiinde. Şukkamı bunun gibi açarım açarım. Lakin herif bir anujemiz işin dışardan olduğunu geldiğini haberim olur. O amuca'den sordum. Amuca Allah aşkına, Hadi Sami Efendi hazretlarını sen biraderisin, onun hakkında bu yüce şeyler bizde Allah rızası'nü haber ver. Tek diye dedi bizi de çok sever.
Allah merkadını olsun diye dedi ki Hasan kardeşim anlat-Hat-Müslim'un annemden duyduğuma göre bu yavru bahtıma düştü. Hadis-i Ahmed Efendi Hazretleri bahtıma düştü şüpheli illerin verdiği bir çekirdeği yesem karnım sırsız sızlardım, iftira etmeyecek kurtulamazdım. Şüpheli taam bunun düğünde girmek bağı nasip olmazdı diyor. Dünyelere geldi. Dünyyaya geldiği zaman aklımıza bir şair geldi. Baktım böyle aksakallı, vicdan. Onu da bir şey istiyor Mevzuktan sonra ben Asr-i sadakaya gelmedim. Bünyeye bir çocuk getirdiniz. İsmi Muhammed Sami olsun, Muhammed Sami olsun. Sözünü emzireceksin şüpheli taam gibi, Allah'ın tevhidi olacak yeri. Döndüm diye baktım kaybolmuş diyor. Müslümanneniz yani. Efendi Hazretlerinin annesi Allah, cevaat ve nailinde. Ondan sonra diyor annem bize babama tefş etmişler sonra doğdum yani diyor. Yav bizim tipliğimiz vardı büyük Ali Ramazan oğluyuz biz. Hz.
Muhammed'in yettiğinden de bir tane elimiz gelirdi. Yani Hz. Muhammed aleyhisselamdan böyle emir olarak gelirdi biz niyaziyi Alabatazaroğulları danılık. Ondan sonra zaten çiftliğimiz var. Çiftlikte zengin olduğunu için bak şamiber diyorlar, telif bir diyorlar, dev sülalesi böyle geliyor. Çıktık da baban hepimize birer kurban aldı. Koç. Kesilir bütün fakirler giyer. Sami diyor. Annem almış babam beş altı neme koç kocasını aradık herkes borcunu diyor. Hıfdular. Babam dedi ki diyor herkes kurbanını teperse çok efdal olur. Çok günahkarım Ya Rabbi kendimi öldürmek, yetsümü takk etmek bizim dinimize. Anam kendi yerime bu kurbanı kesiyorum, kabul et Ya Rabbi diyorum. Birin düşünün kesin diyor olan diyor. Hep boşlarımızı getirtip getirmeye abin kazdığını rülük var şöyle pislik var oraya kan aksın gülü kazdık herkes diyor. Habiin de kazdık. O oraya ne geldi diyor? Daha mektep paraldesi diyor.
Mebbette okul, hukukta neler okuyor diyor. O da geldi diyor kurban kesecek. Onun koçu geldi eliyle geldi geldi geldi, önüne yattı, iskıyafa basıyor. Daha kavgasına niye? İnsaf bitmeden izveli. Sen bunlar ya bir yar olsun belki söylememiştim size, çok duydum usta tekrar olsun yani. Ben uçaktan içmiştim. Bu koçu buradan hissediyor, başka evelde çok gideriz. Gittiğiniz için bilir mi oraları görüşürüm. Emirde Mahmut Efendi Hoca vardır. Halil Efendi efendimizin dersini tarif ederse onun kardeşi Mahmud Efendi iyi bu caizle. Hucuratli. Yusuf dadalığa kovasını atıyor. Namazdan çıkınca Sami de benim yanıma geldi. Dedi ki diyor. Efendim, Mahmud Efendi kendi kitaplarından bir osans geldi bana. Yani osandır. Hukuk seni de hokuyu hokuyu kafam doldu. Bu şap bitti bana bir kitap ver Allah aşkına ben o kitabı biraz musalla edeyim.
Ben dedim ki diyor, Sami Efendi kardeşim bizim kitaplarımız kuş dili herkese alınamaz. Dedim diyor. Hadi ben kuş diline çalışayım. Geri diyor. Peki. Bizim diyor ve kitabı verdin. Zübdesül Hakayık tercümatı Ayetü'l-Laik kitabını. Bizde de bizde de var aynitsam. O kitabı aldı aldım aldı diyor benden diyor. Bir hafta sonra kitabı verdi bahtın gözü ağlıyor. Ben diyor esas'ı dedim diyor. Kuş dilinizi anladım, yani kuş dili olan kitabınızı anladım. Bir mürşid-i kamile intisap etmeyince bu tulmanın çaresi yok olduğunu gördüm. Bir mürşid olurmuş, ona intisad edilirmiş. Var böyle bir mürşidsin Allah'ın hükmünü Muhammed'i seversen doğru söyle bir mürşid biliyor mu böyle? Vallahi sana bilmiyorum kardeşim. Diyor. İstanbul'a girer diyor Efendimizin kendi diline geçiyoruz şimdi.
İstanbul'a gitmiş, tağut olmuşlar orda ve askerliğinin zamanı da şöyle geçince Gümüşhaneli tekkenin de iki sene mütemadiyen diyen bir ilmi bir üzüm gelirsin yiye yiye kaç erbayın çıkararak o tekere durdum diyor. Bende böyle yirmi bir üzüm veresi yerdi diyor. Böyle pırpırı beklerdik. Vefaiflerimiz çalışırdı diyor. Kalbimiz bu omuz, tuzumuz, kafamız, ahvanız çalışırdı. Ben bu seviyeye çıktık bu şöyle verirse. Meğer başımızda mesleka olan kutlu cihan yiyormuş diyor. Yani bizi utan bir mürşid-i kamil yolmuş. Ben diyor köprünün başında hoca indirdiler. Kral'la'yla, iki saat diyor. Yani bir geldi benim yanıma gelince gönderin demiş. Günderler tam alnımı çakma dünyada. Esselamu aleyküm Sami evladımız gezdiriyor. Geçen bir kaynak su döküldü, bunmağıma yendi böyle diyor. Geçtiler gittiler diyor. O iki koca geriye bakıyor. Üstad Hacı Eskadi Erbili. Ondan duydum. Kendi seviyor kahveye.
Beni seviyor. Mebrubat'tan belli oluyor. Geliyor. Sıranlaya bindi mi bindi gerisinde geliyor. Bindiği yerde bindi mi diyor indi efendim deniyor yıllarmış. Arkadaşları dergahaha girmişler. Ben Halvethane'e giriyorsun Sami evladımızı getirin bana efendim Hüsniye'yı evvelden biliyoruz. Size takdir olan evlatlarımız, elli ezelide dertlerimize yağdırmış diyor. Peder huzuruna oturunca beni kabul ettim, olay etmedim ola demiş, dedesin. Senin bize kabulunun bilgileri elli sene oluyor. Demiş. Evet, dört yaşındaydı peder. Elli sene evvel senin kabuğunu biliyorum. Bedenin bak, evladı gül. Şahit olarak onun etrafını göstereceğim. Şehri saparda oldu. Elli senelik Sırrı şeyhim hem haber verdi. Kalbinde malul idi. Bahri Muhiti kişiye haber veriyor. Efendi Hazretleri huzuruna oturttu beni diyor. İki tane laf sürdü. Delil etme tabiatın değil diyor, kanaatini bulsun diyor.
İki senedeki almadığımı o iki dakikada bahçesi kutlayacağım bunlar. Birdin ki diyor Ebu Hüssa Hattat Hazretleri, bildin ki sizi kutbiyet başka bir manadır. Teossa Bayezid ve Sami. Ne kisratı il bile olur ne kisratı amel ile. Ne çok amel etmeyle ne çok iyilik olma devredip ve teslim ettiğimiz arkadaş oldu. Yani bir haftada temiz yüzü için çift bile kazan duyundan eskiden kalbinin ruhu vardır ruhun ruhu vardır, sırrın, hafanın, ehvanın şimdi görülmez diyor kitaplar. En iyi görülmüyor ulan şüpheli taam yedirdiğinden. Bizim ihvanların batısına onur görünüyor. Suf halar yedi için banka ile alaka yok, hayız ile alaka yok. Kimse diyanet de cevaatına götürmez. Yani köse de Allah'ı zikrediyor. Allah'ımız rızasını kazanan Zümra-i Ebrar'a ilhak etsin. Hemen, ha devam ediyoruz. Efendi Hazretleri buranın ihvanı oluyor. Burada bazı arkadaşlar var.
Hazreti Ali Nakşiye etmek, Nakşdan sual verziye etmek, Destiye geçmek, Gülşahane Halveti celvetiye geçmek, değil. Başında biraz bir kamil zat yok. Doktorun geleceği, reçeteyi tamam yapıyor, ilacı kullanıyor, pehnizini yemiyor, hastalığıyı yine geçmiyorsa ve fetih doktora geçmeden hiçbir mesuliyet ve suç olmadığı gibi geçilebilir, hiçbir şey yok. Sen de rızıkları en az gümüşhaneliği kullanıyor, Hacife Efendimize geçiyor. Babam Çalışıyor. Şihu da Sa'dı Hacı Memmed Efend efendiydi. Şu Karslıydı. Onu tam bırakıyor Hazreti Ali Efendimize geçiverdi. Bunlardan bir şey olmaz. Böyle tereddütle yaşamayı iyi olmaz. Doktoru Kamil, kamil filandozuz, villaması ne iyi olmuş illa ameliyat edeyim diyor. Ya tamam yavrum. Dairen yok, bir şeyin yok. İlle dillama ister. Onun neresi neresinde ne ilaç kullanılacak. Onu anca onun kamil doktoru bilir.
Her insana teslim olursa elin her mürşide dil vermek ve yolunu tarta uyguladı. Mürşidi Kamil olmayanın getirdiği yol dumanmış, Mürşid-i kamil olanın ayet yolu asanımmış diyor niyazlı oba dinliyoruz. Tamam hocam Mürşid-i Kamil'den Allah bizleri ayin aynasından. Yaşadım tekkede, hizmet lazım diyor. Hizmet ettiğini gören insan efendimiz burada bir Hazratı'miz onlara haber gönderdi. Bizim bu makamı ihrazımıza mana buldu. Sami hizmetçi de orda o layık değildir de Allah onun başına Onun da savaşının küpenin de artık kendi de o zat geldi. Başüstüne açık ayağı yalınlayarak üstü parçalanmış bir efendi. Selamlanıyorsun dedi. Adana ben seni gönderdiler değil mi dedi. Sami efendi tasarrufu ugretleştirmiş maşallah dedi. Sana dedi ki dedi, Mehmet gizliliği gusletsin, gusletsin, tövbe irşad olayım. Şu azgın benim de onlar gibi yumuşasın diye gelmiyorsam dizime gözüme dursun lan inanın.
Onun için bize himmet edin, dua edin Allah rızası için. Mahrum gönderme şu Mevlana yardımlarınızı versin. Mahrum göndermem. Allah cümlemizden cümlemizden razı olsun. Bir de maşallah evin oraya gittik ekmek yiyorduk bir buçuk saat sürdü ekmek yeme sohbet ediyordu, soydum. Hazırımız da buyurdu ki, hürmet muhtemeldir, feyiz çok Aman bozucu şey yap bir şey olursa deriz burada Adana'da, o bir adamın evi, yani camilerden öteki aşağıda, Hazretiiye camisinin dal istikametinden girince Mevlanaların cadlasından aşağılar bahçalarının içinde bir ev orda yemek yerken hırkadan durduk borcumuzdan soluk geliyor hiç kal diye inkar yok nefesim kesildi ben görüyorum bahtım canım çıkıyor şahadet okumuyor Efendimizin geliyor hatırıma geldi yani bütün ihlam bahsın serilmeye başlar daha sonra hali hu ya arz u semaya derken gelmiyor boğazıma.
Hala o arz u sema zor düzgün çıkarabilsin, okusun, birisine de Kuran okusun. Arkadaşın birisi dedi ki, orada arkadaşın biri Selam olmasa söylemeye cihadın vallahi Haziratı Muhammed aleyhissalatü vesselamına Hacı Sami Efendi Hazretleri geldi temasa selam olur. Bu halleri biz gördük. Bazı geldiğimiz zaman da der ki Mevlana demiş ki Konya'dan çok fena bir olmasa ben buraya gelmezdim demiş ki paralar Konya'yı. Konya'yı aralama Allahu Teala'nın Sensin. Sen Kayser'de bütün vaazlarla beraber oturuyorduk. Vaazlarla müfdinin yanındaydı. Bizi de çevirmişler. İnsan kandil etmişler. Böyle konuştururlardı. Bir sakin edin ben tabi. Oraya okumuştum vaazlarda geldi. Oyyaviye dua ederim. Allah olan gibi bize kuvvetli bir iman toplayalım verelim Allah rızası için yani bizim düşümüzde yaşar bu memleket Allah razı olsun Allah mücahededen bizi ayırmasın.
Allah genç öldürmesin, nezd olarak canımı Allah yolunda buradan getir diyor. Allah şükür Elhamdülillah. Sizlere kardeş olduğumuzla iftihar ediyoruz Elhamdülillah. Uğur'da o günlük binayı yapamadı. Neyse geçti. Efendi Hazretleri bir gün Hide müftüsü Hacı Hüseyin Efendi Hide müfdesi Mesut yazmışlar. Mektupleri Hazreti Ali Efendi Hazretleri okur. Her hadisi okur için Şeyh Mustafa Akar, Hazreti O kullanmış mektubu. Yani, ismiyle söyleyeyim Kayserlem Ali ve Sa'da Mustafa Efendi ben de onu isterim. Efendi bir yere geldi diyor, hırt hırt yemeye başladı. Boğazı hırt hırt diyor. Mesela nazlı üfleri o ufak Üstad'ı aldan,