İlahi Yolunda Ahlak ve İbadet Sırları kaydında Çünkü bu bandı İstanbul, Ankara, Muğla, Denizli, Aydın, Gonca, Kayseri, Develi, Yahyalı, Van, Erciş, Erzurum, müsait yerlerden istiyorlar. Onun için öyle azasın konuşalım, bakalım bu fakirin sözünü dinlersinler. Bu taifelerine, haline ashabına. Bütün eyündekal yazan, evliya-i kiram, mümin-müminat, Müslüm-Müslüman, Sevgili annelerimiz,…
Çünkü bu bandı İstanbul, Ankara, Muğla, Denizli, Aydın, Gonca, Kayseri, Develi, Yahyalı, Van, Erciş, Erzurum, müsait yerlerden istiyorlar. Onun için öyle azasın konuşalım, bakalım bu fakirin sözünü dinlersinler. Bu taifelerine, haline ashabına. Bütün eyündekal yazan, evliya-i kiram, mümin-müminat, Müslüm-Müslüman, Sevgili annelerimiz, sevgili babalarımız, Katrama-i Talukatımızın ruh-u tayyibelerine, ondan maaşına kadar hakime yeksan olan bir Fatiha'ya makyaj olan bir kardeşlerimizin ruhuna bir çıkmaz bir Fatiha. Çok namaz kılıyoruz, çok oruç tutuyoruz, çok ibadet ediyoruz, çok zikrediyoruz, ahhah, kötü anladın mı dağlar gibi ekin saplan olması bir keyifle, makdalık geliyor. Ahlak, ahlak lazım. Ahlak, tahminde. Ahlak, amin dediğimize soruyorlar, Habib-ı sevem, hab-ı şerifin halleri bunlar.
Ya Muhammed, ilk hayırlı ümmetimi bize haber ver, bunu yok, dolaşıyor, muhakkak HIRATA HIRATE'ye ihtiyacımız oluyor. Geçen gün görüştük ya, Hazreti Hasan efendimiz rivayet etti hadisi. Bu mevzuya girilse, başka yapmamış. Onu da yaz, lavhak halinde yakasına yazdırmış, yapıştırmış, kendine bir varlık gelmek ihtimali olduğu zaman o yazıya bakar, Allah'a karşı ısınan gittiği için halar, halar, halar böyle penkısasını, papaz bu yazılar, yaşıda bastırılır. Bir gün balkonda yapılırken, tövbe tövbe ibadet ederken mevlamızı dişini düşünerek gözlerinden akan yaşlıtır, aşağıdaki alanın üzerine tap tap tap yaşlıtırılıyor. Hacı ve bundan mı, Müslüman mı mı ona, Ruhsu mı ona diye sormuşlar. Hasan'ın, Günahkan-ı Hasan'ın gözünün yaşı, ülke yanında temizlensin, şeyiniz belki kötü ve gözümden aktı diyor. Ondan sonra damla'sı dünyayı kurtarır. Kıyamette Allah sorduğu zaman cevap bilmeden çekmeyecek.
Nasıl cevap versin? Çok hata etmiş çünkü. Şöyle yaptım, hayır Ya Rabbi der. O onu yapmadım, yanlış yazmışlar onu yaptım. Onun ağzına mührü diyor. Halikülcelal. Yasin-ı Şerif'te ağzından mühürü veriyor Allah. Her ağza geldi kusurunu tıkır tıkır haber veriyor. O diyor benimle harama baktı, dinliyordu. Benimle günah söyledi, gıybet etti, iftira etti. Benimle televizyona baktı. Şimdi en parlak çeşit günahlar vardı. Eliyle fenalık yaptı. Ayağıyla fena yollara yürüdü. Bir bir haber veriyor. Evde şahit olursa dışarıdan gelen gelen gelen Fatiha'ya başka bir şey istemiyor ki. Yani boynu bükülüp kalıyor. Kibritten bir gün çıkarak, diyor ki ben de lehini şahidim. Ya Rabbi, ben de lehini şahidim bunun, o aleyhine şahitlik etti. Sana, kalbi titredi de gözüne yaş geldi. Gözün yaş arkadaşı, içini doldurdu da dışarıya çıkarmadı. Yaş gidiyor dağıldı ama bana değilir, bir tanecikkine değdi.
Senin korkundan ağlamadı, dışarıya çıkmadan ama bana derdi dedi. Benim korkumdan sana geldi ha. İnsan vardır Ya Rabbi derdi. Böyle sakalımı atfettim Cennet'e helal. Yani, lüpteala lazım kardeşim. Hasan'ın Basri Hazretleri gözünden akan yaşlar ta aşağıya doğru yuvarlak o yaşa da bundan diyor. Üstünüzü yıkayın, günahkar Hasan'ın. Yine tevazula alınacak kardeşim yoksa böyle kirviyle olmaz bu. Hayat konuştu mu ve geçti gitti haberimiz oldu. Abdulkadir Geylani kudse sirrau'l aziz. Beni Allah'a vasıl eden vasıta üç oldu. Üç yıl Allah'a vasıl oldum. Geceleri ibadet ile gündüz ile sıyamla, giraseti inmile vasıl olamadım. Beni ahlak vasıl etti Allah'a. Allah kulan, Allah'a o yüzden kavuştum ben. Vuslat makamına çıktım, cem ul cem makamına o çıkardı. Niye o diyor. Hulusi diyor baştan Kerem ve Saka, herkese ikram etmek, sakabet ellerimi açmakla oldu demiş. İkincisi, tevazula oldu.
İlahi Yolunda Ahlak ve İbadet Sırları ne anlatıyor?
İlahi Yolunda Ahlak ve İbadet Sırları kaydında Çünkü bu bandı İstanbul, Ankara, Muğla, Denizli, Aydın, Gonca, Kayseri, Develi, Yahyalı, Van, Erciş, Erzurum, müsait yerlerden istiyorlar. Onun için öyle azasın konuşalım, bakalım bu fakirin sözünü dinlersinler. Bu taifelerine, haline ashabına. Bütün eyündekal yazan, evliya-i kiram, mümin-müminat, Müslüm-Müslüman, Sevgili annelerimiz,…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 10 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Rızası için tevazu olun olalım, sakıy olalım. Bir de Salavetü sadrin'a, bu deşimde diyor hiçbir düşünce kalmadı. Sırf Allah vardı deşimde diyor. Ne bileyim ne olur diyor. Zikrullah şifa şifa umulut, Allah, Allah, Allah diye zikri de yine kalbim şifaya kavuştu. Yani ne hırs kaldı, ne tamah kaldı, ne pıful kaldı, ne adalet kaldı, ne 10 kaldı, ne ravileri alınır baştan. Daha efendim, Hızı Hasan kim onu biliyorsunuz ya Muhammed Mustafa'nın Hadidleri, Hızı Ali Yale Murtaza'nın bebekleri, Taatımatta Zuhran'ın Hosolanı, Cennet-i Amanın Şabatları Gençleri, Seyyideleri, yani gençlerin, o kadar Allah'ın indinden makbul ve merfu kullar ki Peygamberimiz bunları bağırlarına bastı. Bir gün Yahya gelirdi çok kime geldi. Yahya diyelim işte Dehyetü'l Keleby, Cebrail aleyhisselam osurattan gelirdi. Sahadelerin en güzeli, en güzeli.
Geldi oturunca, dizlerine oturuverdiler Hasan-ı Sina efendimiz, çok küçüklerdi. Cebrail'im, kolunu arıyorlar böyle ceblerini. Ceblerine savur, ben bunları bilemedim, ne diyorlar buna. Seni diyha zannettiler de hurma getirirdi ceblerim de, sen de kurma getirdin mi diye arıyorlar Ya Rabbi, Ya Rabbi, Muhammed tıklımlarından beni mahcup etme. Sen kaprını al da evlerine koy, oradan hurma alarak, böyle dinlemeyken cennet hurmalarını diyen Hasan'ı. Bir yok iki, yani buralara girdim gelsin, çok uzun uzun, yani dilimi döndüremiyorum, geriye çeviriyorum bak şeyleri. Uzun uzun büyük vakalar, Hazreti Ali ile Muaviye arasında radiyallahu anh, aralarında olan vakalarda eve hazreti Hasan efendimize kalınca benim oğlumun iki düğünü fitnenin önünü alacak diye buyurmuştu. Mümbere çıktı, dedi ki ben hakkım olan hilafetten benim buyurdu.
Bölümden yukarı Hasan, Hasan'a benzer, bölümden aşağı bir şeyle benzerim ben. Böyle, onların vasıfları var. Tek etmez, ne yapayım? Onun için, hani vaaz'ın birisi vaaz böyleyken güneş aşacakmış, ikindi geçiyormuş, köyde aşım zat ki ben bir daha gördüm bunu Konya'da, Meliszade Hacı Mustafa Efendi. Keşif keramet uzakta böyle akardı. Tahir Hocamız da varmış birinde. Hocamız Ziya efendimize Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Mevlülir-i şerifin içerisinde kana kana kevseriç ettiğini gördüm dediğin. Babus efendi öyle bir ricaydı. Ben inanamıyorum dedi. Bir de kanı çekim kürsüden aşağı düşürün artık dedi. Kalbimin grubu dedi, başka adamın elinde bir aranıyor mikrofonu şeyi dedi. E, tamam edemiyorum ne yapayım dedi. Güneş de geliyor, ikindi de geliyor ama ne yapacağım dedi. Demiş ki dedi, zat dedi, en Hasan Hüseyin'den bahsedeyim güneşi geriye iade et demişti.
Güneş'e gelmiş, gizliye kılmışlar, derhal açmış gitmiş dedi. Diyor. Hocam fiili zatları onlar diyorum. Bunu niçin konuşuyorsun? Bunlar tuzlu olur ya muhabbet edelim diye. Ehli büyüten muhabbetimiz düşsün. Onları canlarımız, sultanlarımız, Allah şefaatlerine nail etsin. Anladım. Hasan'ın babası Aliyyül Murtaza. O rivayet ediyor. Çaremiz yok. Geçiyoruz. Benim ahlakıma benzedikten sonra çok korkarım ya Rabbi, çok Allah'ımız. Ahlakımızı, ahlakı, tahallaklı bir ahlakillah ve bir ahlakı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem sırrına masal buyursun. Allah'ın ahlakıyla ahlaklanın, Muhammed Mustafa'nın ahlakıyla ahlaklananı kaldırsın. Hiç kimseyi gayri bilmeyiz o zaman. Ben şu maslahatteyim de, o büyük maslahattır da onun şeyi, yolu, tarikatı, şuuru, onun da hiçbir şeyi kalmaz. Hepsi vahşete kavuşur insanın. Ayrı gayrı görenler, kendi ayrı ve onun için ayrı gayrı görenler.
Mevlayı seversek, severiz. Mevlayı severiz. Hiç birbirimizi ayrı görmüyor. Çünkü, Mümin mümin kardeşim diyor Allah. Ona, sen zorla kendini ayırıyor da başka türlü bir kardeşlik ihdas ediyorsan, ayet I celile'ye muhalif hareket etmiş olursun. Onun için on etmiş oluruz. Hepimiz biz can bir kardeş olalım. Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem, ümmetin ehli iman bir bina gibidir. Birbirinden kuvvet alır. Bak bunun içinde kimisi ağaç, kimisi gelir, gemi bunlar içinde, kimisi çimento, kimisi kireç, kimisi dutaş. Her biri bir türlü şeylerden meydana gelmiş, içinde oturuyoruz. Müslümanların birbirinden ayırmaya çalışanlar helak olurlar günün birinde görürsün. Yani Müslümanın hepsi bir, tam İstanbul'dan bize sormaya geliyorlar. Hocam yanılı yok mu lan? Yani biz Türk Kürt Türkleri müdafaa edelim ki, yanları kıralım, geçirelim diyor. Acaba hata ediyor mu?
En büyük hata ediyorsunuz. Kürtlerin içinde Kutbul aktablar var yani. Evet, Kutbul en başı aktab. Gavs-ül aksan, kutbul ula, böyle zatlar var değil mi? Bunlar var mı güldüreli? Halık-ı Zül Celal ve Peygamberimiz Muhammed Mustafa binaen içindeki kapkara demir, kapkara Arap. Yani bembeyaz kireç, bembeyaz Türk, biraz dumlu, biraz dumlu çevresinde Çimonta, Kürtler, Çerkezler vesaireler bir araya geliyor imanlı işte Kürtler halinde. Mümindür bunlar. Bunları birbirinden ayırmak büyük günah olur yavru. Allah rızası için hiç kimseye gayret vermeyin. Sizin in ağzımız değerlendirdi. Onlarla sevinçtik. Halla hayrette kaldılar. Benim muhabbetime bir meşayika vardım. Simsiyah dolapları kapkalın, Kozan'dan Muhammed Seyyid Muhammed Abdullah Tapto Hocamızın babası Şıh Arap. Onun halife tayin ettiği İbrahim Efendi vardır ihtiyar buysa. Öyle canım ister de zaten ben üzümlerden kara yüzümü çok hoşlanır.
Sen niye hoşuna bakıyorsun kara üzüm? Kara kiraz daha tatlı olur. Kara kiraz, büyük büyük kara kiraz. Yani Allah'ın kara kirazı, ak kirazı, kırmızı kirazı, hellengi, bilmem vesairesi hep ben gözümde, hep normal usulü. Biz niye ayrı görüyorduk acaba? Ben onu nasıl takip ediyorum? Köy insanlar siyer ismini yemeyi seviyor. Rastla bir insanı seviyor, geçmiş. Bunun için kardeşlerim, Allah rızası için sözlerimi iyi dinleyin. Aferin ahlaktan konuşayım inşallah. İslam dininde ahlak bir muazzam, yazılı muazzam bir ilimdir. Kulbahisse vaiz, yüz binlerce eser elimizde mevcuttur. Hiçbir dinde ahlak bu kadar mükemmel olarak ele alınmamıştır. Bu bizim islam dini kadar hiçbir yerinde almamıştır. Üzerinde durulmamıştır. Bazılardan okuyun. Moderniyetin, mürüvvetin, insaniyetin, bilgidir. Kalpte zulüm almış, Törem yürümüş. Kalpte zulüm almış, yürümüş. Yine derlikleri türemiş.
İnsanların vahşetin en kavyi karanlıkları içinde kalmış iken Rasulü İslam, İslam Rasulü sahabelerine nefsi buyurdu. Cihanusayız cilt, üç sayfa dört yüz kırk iki, için sevdiğini din kardeşi için de sevmedikçe, hem mümin saymazsınız. Size ne sevmiyorsanız mümin kardeşlarınıza da onu sevmedikçe. Diğer bir hadisi şerifte. Hakikati de Müslüman, Müslümanın hadis-i kızı İnsanlar onun elinden, dilinden selim ve emin olan kimsedir. Ne dili bilen zahmet görüyor, ne elinden zahmet görüyor. Yani o Müslüman derler, Müslüman denir, buyuruyorlar. Burada şunu hiç çekinmeden, hürmetli olarak söyleyebiliriz ki, bugünkü beşeriyet, bugünkü şu beşeriyet içinde bulmuşsun. Habib-i beşer ve beyannamesi yerine o iki hadisi, bu hadisi Muhammediyeyi sen düstur kabul etsin, hiç anayasanı aramasın. Bu iki hadisi düstur kabul etsin, sevdiğini emin için sevmek, elinden, dilinden herkes selametle olmak.
Bu iki hadisle amel bilimden herkes selamette olmak. Bugünkü hadisle amelesinden tam tatlı yesinler nizamı alem en kısa zamanda düzelecek. Çıkıp misal hatırıma geliyor ya bilmiyorum. Hicaz'ın mahkemasına vardım diyor, Hadis-i Şerif Efendi hocamız, Kayseri, Müftesi elli bir sene vaazı. Elli beş sene vaaz vermiş misal. Öyle hakim koy yoksa hayır diyor. Hakim Arapça konuştu diyor. Biz söz veren taksın gelmedi. Şunun yol taksın neden ilmine böyle yetişemez başını, gözünden sim sim, yaş geliyor. Ben Arapça'daki yolda, mahkemenin tekerlerini katladı hocam, affetmezsen da çık bir hesap ederler. Peki, çıldırmayalım. Bunlar diyor ki şöyle siz Kardeşimiz ana kadar vaaz bir kere o zat bize haber verdi. Bir misafir olduk diyor. Onlardan birisine diyor. Şöyle uzun uzun bak şimdi oturuyoruz diyor. Bir kuş geldi. Şöyle yakamıza ben böyle bir taş var attım diyor. Elvin tuttu bu. Emir.
Bir de böyle bir yere gideceğiz vardık. Mahkemeye diyor, o diyor duşa, kuşağa taş attı. Cezasında beş lira getir diyor. Kuşuyu incitmek doğru değil. Oraya yazdı beş liraya aldı diyor. Geliyor, kendim atıyor et diyor. Diyor sen bana kuşa taş atılmaz atma deseydin, ben. Niye sen beni götürdün de, kendi paramı yerdin de beni kurtardın. Öyle. Demesem ne olurdu? Böyle dediler. Bunu gitti. Halkı uzunlamadım. Efendim bana yalanı dedi ki, kimse laf. Kardeşim, yani bizim en büyük yabancı lazım. Bizzat örnek vereceğim. Adana'dan buraya hicret eden bir hoca efendi Adana'da maruz verirken, müftü, Müsebbid, vaazlar o oyun başına biriken cemiyete tahmindemeyerek, hasetlikleri kabararak inmesi için maliyeye varmışlar. Yazılmışlar, Ankara'ya gidiyorlar. Mıhti, Nussey bitti vesaire. Patrısını yerine başka tayin olmuşsun. Böyle mühendis standardı vardı.
O varmış demişler, annem böyle böyle hesap düşse geçtiler. Mıhti'yi plan hep atıyorlar. Çünkü size hakaret ediyorlar bunlar ama şimdi, dedi. Onlara bunu yarın geliyorlar. Onlar bir yumruk oldular. Bir buçuk, doyurur mu? Diyorlar. Ben duyuruyorum. Hiç seslenmelidir, gözlerinden bir aşk gelmiş. Bana, Finlaniçe tashisini getirsem. Hasan Efendi ile Cemal'i de içelim. Şöyle, şöyle, şöyle. Şöyle. Pasladık diyor. Beni bugün Ankara'ya geldim, yarın İstanbul'a artık. Geçeceğim. Aman böyle ne bileyim böyle? Deniz ağırdım yataydım diyor. Yok şeref edeceğim. Çünkü ben yeni bir mesleke sülük ettiğim zaman Ali Derenağı'nda yedilerde bizzat vardı. Oğlum dedi bana. Oğlum. Oğlum. Buyur. Yürüyene kadar şu gelmişliğini terk etmezsen ben süper seviyorum. Bugüne kadar sana bir vasiyet ediyorum, bunu devam ettir. Ne senden kimse incinsin, ne sen bir kimseden incin. Ben bu dermişteyim muhafaza için.
Müftü, müseviyet vesair benden incinlikten sonra ben bu memleketi terk ettiğimde hayır ederim. Ebüsen çocuklarımızı getirdi diyor. Damadına ve bu yüzden hicret ediliyor. Ben öteki benden yapın ki o gönül yakmak denizin sevabı Hacc-ı Ekber sevabı olsun. Bir gönül yıkmak, bir gönül yıkmak bin defa Beytullah'ı uçurmak gibi günah. Onun haberiniz olsun yani. Benim için hocam bu kadar böyle olur diyor. Kabe'yi günyat haliliği Azerest Kabe'yi bina eden Azer'in oğlu İbrahim Aleyhisselam ve efendim. Kalbi Arşullah, bizim çok yani Konya'da bir sohbetimiz vardı o doktorlarla, mühendislerle neyle cemaatimiz çünkü ona göre geliyor söz Gelen müşteriye göre geliyor biz sakatlık yolıyorsa o cemaatten oluyor. Çünkü mağazamıza gelen, efendim büyük bir maçlar istedim, daha iyi bilir. Kimisi de buz istiyor, kimisi gaz istiyor, öğrenemiyor, yoksa yani iş o senin yere gider.
Süvey-i de ayet Yarun noktası çok büyüktür. Biz onu nasıl gördüğümüzü, bize nasıl gösterdiklerini, bana hayranım, evde dinletimiz, vıt gibi alıyorum ama şimdi diyemiyorum ya. İşte lügat bu kadar büyük. Gün yapmaya çalışalım, büyütmeyelim, hayattayız bir gün.