Inmelyakin aynelyakin hakkalyakin kelimeleri geçiyor, kelime-i tayyibeleri geçiyor. Öyle kelime deyince öyle Ali sizi çaldı, Ali okula koş, bunun gibi değil. O kelimeler, Rabbizi Celalimizin indinden gelen kelam sıfatının tecellisi olan sözlerdir. Boş verin. İnsan bunu yakin halini, yakayım kesin inanç demek. Bunu ilim olarak bilmez, okuruz mesela biz, deriz ki şu dağda çobanlar bir ateş yakmış. Buradan bakarız deriz ki burada ateş yakmıyor. Bu ilmel yakını görüyoruz üzerinde. Aynel yakin nedir? Oraya varıyoruz ki yüzümüze bir sıcaklık görüyor. Gerçekten diyoruz ateş yapmış. Bir de bizzat bunu yakan kimseler olsaydı o Hakk'a iletildi olurdu. Daha başka zikirden misal verelim. Biz bazen toplanıyoruz, istiğfar okuyoruz, tevhid, aralarında dualar, bir de Lapsai celal, Allah diyoruz. Allah demek nedir celle celalüliü'l-yakindir, ilmel yak.
İlmen biliyoruz ki Allah ismi celali bütün isimleri içerisine alan Rabbimizin ismidir Celle Celaluhu, bütün isimleri içine alan. Çünkü diğer isimlerde bir harfini değiştirseniz mana bozulur. Mesela Rahman kelimesi, Ra harfini oradan çıkarırsak mana çıkmıyor. Settar mesela çıkmaz, gaffar çıkmaz. Tabii Allah lafza-i celalinde elifi alırsak illa yıkılır. O elifi de assa, lehumma fimavetuvel art gineerem. O lamı da assa, esarlı, vallahuller illa ilahe illa hu. Bunu biliriz, ilmen. Aynel yakin nedir? Aynel yakin de kalbimizin bu Allah lafza-i celali ile harekete geçmesi, ilahi korkuyu taşıması, onun azamet-i ilahiyyesini bilmesi yüceliğini. Hakk'alyakin nedir? Allah dediğimiz zaman zikrettiğimiz Mevla ile olmak, bir buz parçasını alıp da suya atmaktır. Buz nedendir? Sudandır ama su diyemeyiz ona, buz. Da sudan unutmuştur. Onu attığımız zaman onun içinde erir.
Bir kere biz Cenabı Hakk'ın ibadetinde, taatinde, aşkını da, muhabbetinde, dostluğunda erleyeceğiz. Bizde bir eser kalmayacak Rabbımızdan başka. Beşeri halimiz ne olacak? Beşeri halimizi onun emrine muhakkak bir şekilde yapacağız, yakin bu. Hiçbir şüphe kalınıyor. Bazen insanlarımız soruyor, diyorlar ki bir türlü inandık diyoruz da kalbimiz bu işe yapmıyor. İbrahim Aleyhisselam, Kuran-ı Azimüşşan'da diyor ki Ya Rabbi ölüleri nasıl diriltirsin diyor, ölüleri nasıl diriltirsin. Rabbimiz da buyuruyor ki inanmıyor musun yoksa inanmıyor musun? O da hayır Ya Rabbi diyordu, yatma inne kalbi, kalbim mutmain olsun diye diyor. Başta soruyor, seve. Ve idale ibrahim Rabbi erini keyfe çok yer mevta. İbrahim Aleyhisselam, Rabbim bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster diyor, gösteriliyor. Allah'ın huzuruna inanmıyor musun deyince, galebele inanmaz olur muyum Ya Rabbi, inanıyorum.
Kalbin tatmin olması için diyor, Bizzat gönül, hakkal-i hakkın istiyor. Şek yok, hiç şüphe yok. Ama bu şüphe yok haline gelebilmek için bizim bir gayretimiz isteniyor. Nedir o gayretimiz? Nefsimizin mertebelerini açacağız, boşuna geçmiyor Kuran-ı Kerim'de, ruhen olgunlaşacağız. Nedir yakin mevt, ölümdür. O verdiğimiz misal işte buz misal. Cenabı Hak'ta yok olma. Yok olmak demek elimiz var bizim. El niye yok olacak? Nasıl yok olacak el? Eli kesip atacak mıyız? Yok. El esalne, ellezine minfikunethis serra ve darra. Onlar bollukta ve darlıkta Allah'ın yolunda infak ederler, fakirini görürler, yoksulunu görürler. Mevlamızın fakir ve yoksul kullarına ne yaparlar? Hizmette bulunurlar. Bundan sonra ayağımız var. Ayağımız ne olacak? Ayağımızı da mı keseceğiz? Keseceğiz. Nefsin arzularını ondan keseceğiz, çünkü başkasının malını telef etmek için de yürür.
Kovulculuk içinde yürür, bir kimseden duyduğu sözü bir başkasına onu rencide edecek şekilde de duyurur. O zaman ayak ne olacak Cenabı Hak'ta yok olmada, yeryüzünde yürürken, tevazu ile yürüyeceğiz, bakar ile yürüyeceğiz, bu toprak bir gün bizi içine alacak diyeceğiz. Cenabı hak'ta yok olmak için biz gözümüzü oyup çıkaracak mıyız? Çıkaracağız, şöyle çıkaracağız Es'arı. Mümin erkeklere söve gözlerini haramdan sakınsınlar, Daha sonra veya firavunu korusunlar. Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakın sun derdi. Bu şekilde yok olmak. Sonra yok olmak derken Allah'ım böyle emri diyor, tabii yapacağız. Yalnız o emri yaparken bizzat inanarak tam öyle olmuş ki bunu yapmak da hiç zorluk çekmiyor. Ahlak tariflenirken ahlak diyelim cömertlik, Rabbimizin ilk sıfatı, Rahman sıfatı. Cömertlik yaparken içinde bir sızlama hasıl oluyor.
Ya biraz da çok verdik, belki lazım olurdu, bak önümüzde günler var, yavrumuzun okul harçlığı olabilirdi, evin de ihtiyaçları bu gelmeyecek işte. Işte. Verdiği zaman gönülle mesela Casın Efendi, kalpte Sallallahu Aleyhi ve Sellem, çok üzerime gelmeyin efendim neden bu kadar verdin diye her, her şeyimi feda ederim dediğini şu kulaklarımla duydum. Tabii ölçü erler. Varlığı Cenabı Hak'la artık biliyor, Cenabı Hak'kın azametini biliyor. Bir Ayetül Kürsi'yi okusak orada belli zaten. Rabbimiz'ın yüceliği belli. O hayat veren, ebedi olan kendisinden başka ilah bulunmayan Rabb-i Zülcelalimizdir. Yani ilah bulunmayan derken yakin hali Kuran-ı Kerim'de Cenabı Hak nefsinin arzularını ilah edineni gördün mü buyuruyor.
Ne kadar güçlü bir duyguysa, nefsin arzu ve istekleri diyoruz ya bazen biz bir türlü kurtulamıyoruz, tövbe ediyoruz, istiğfar ediyoruz, gözümüzden de yaş akıyor ama bir türlü kurtulamıyoruz. Tedavi zayıf, güçlü bir tedavimiz yok. Sandalyelerin üzerinde, yatağın içinde, bir tarafa dayanmış, ayaklar uzanmış, bu şekilde yapılan vazife ile zor temin edilir. Hastalık var müstesna, bunun dışında seccadenin üzerinde diz çökmüş, şu anda her anda görmekle birlikte beni müşahede eğiliyor. Sana karşı ben bu yanlışlıkları nasıl yaptım ya Rabbi diye gözünden inci gibi yaşlar akıtırsa o zaman temizlenme yolu açılmıştır. Daha temizlenme yok, temizlenmeye artık imkan sağlanmış oluyor. Şunun gibi, eskiden marangozlar kılavuz denir, onunla bir delik açarlar. Ondan sonra onun büyüyle de konu genişletirler. Biz başta bu işi bir yumuşatmaya çalışacağız. Ondan sonra da kazacağız, su gümbür, gümbür, çıkacak.
Ne yapacağız biz? Yakin ve tasdik, ali bir nebiyy, diyor ismini anmak bile insana büyük bir huzur getiriyor, Alibi Nebi Ta'y. Radıyallahu anh. Çünkü ilmin şehri benim, kapısı Ali buyuruyor Radıyallahu anh. Ne demek, Resulullah'taki ilim ne demek, onu akillar alır mı? Mümkün değil. Efendimizdeki o ilmi akilların alması çok güç. Kim alır? Şimdi varisi enbiya diyoruz, babası ölmüş, kendisi çalışmıyor muyuz o malı alırken? Sana diyor şu kadar on iki dekarlık yer düşüyor. Sana işte kırk dükkandan on tanesi düşüyor diyor. İşte fabrikanın şu kadar bir hissesi sana aittir, o fabrikayı kendisi mi kurdun? O bağı, bahçeyi kendisi çalışarak mı elde etti? Hayır, babası kazanmış, o vefat edince ona bu kadar bir hisse şerhi ölçülere göre düşmüş.
Resulullah'ın ilmi sallallahu aleyhi ve sellem başta Cenabı hakk'ın ilmi onların ruhani ve manevi güzelliğiyle, eğer evlat babasının malına konuyorsa evladı olduğu için, Allah'ımıza halis bir kul olsak Efendimiz aleyhissalatu vesselam'a kamil bir mümin olsa ne oluruz? El ulema vaara hatırlendi ya. Demek ki bizim gibi insanlar değil, Resulullah'a vekil olanlar değil. Kalben düğüne bir Resulullah'la alaka korunmuş ki sallallahu aleyhi ve sellem, o alakayı öyle bir tabi olmuş, yakin haliyle tabi olmuş, o tebaiyeti sebebiyle Efendimizdeki o ilahi güzelliğe nail. Sadece ilim olarak mı, ilim olarak mı, eğer bir yavru anasının sütünü alıyorsa ifadelerimizi düzgün kullanmamız gerekir, anasının sütünden istifade ediyorsa o süt sadece onun ayağına fayda edilmiyor, koluna fayda edilmiyor, gözüne fayda edilmiyor. Bütün vücut aksamının hepsinin gelişmesine faydalı oluyor.
Damarlarına da, kemiklerine de, etlerine de, görmesine, duymasına, tutmasına, yürümesine, kalbine, beyinine, bütün vücuduna paydan. Velhamdülillahi Rabbil alemin El Fatiha.