Bismillahirrahmanirrahim ve galen Nebius sallallahu aleyhi ve sellem. Okuyacağım ayeti celile, Rabbimizin izni ilahisi ile hayatımızın her alanına hitap eder. Semavat, arz, ikisi arasında ne varsa hepsine, hiç şüphesiz semavat ve arz bizim kulluğumuz, kulluk görevimizi yerine getirmemiz için yaratılmıştır. Her konuyu içine alır. Ayet-i celilede bambaşka özellikler var. Burada okunan sabah namazındaki mülk Sure-i celile-i cemilesindeki ilk başlarda olan Ayet-i Celile hayatın özeti mahiyetinde. Buyuruyor ki Cenabı Hak, hanginiz daha güzel amel işleyecek diye ölümü ve hayatı yaratan Cenabı Hakk'ın şanı ne yücedir. Bu hayatın özeti işte dünyaya geliş gayemiz, ne için geldiğimizi bildirir. Bunu bilen insan emri ilahiyeye de ne kadar dikkat eder o malum. Essair billah, ve ledine cehedü fine leh Yolumuzda gayret gösterenlere yollarımızı açarız ve Cenabı Hak ihsan erbabı ile beraberdir.
Kim ilim talebinde bulunursa dinimizin bizim üzerimize yüklemiş olduğu görevler, vazifeler, kulluk vazifemiz, zatına karşı insanlar arasında münasebetimiz her konu. Artık Kuran-ı Azimüşşan'dır, Hadis-i Şeriflerdir, Tefsirdir, fıkıhtır, kelamdır, her konuda gök cisimleri hakkında, yerin altındaki madenler vesaire sayılamayacak şekilde günümüzdeki teknoloji en son hangi noktada ise hep onları öğrenmemizi ve bu öğrenmemizde de Cenabı Hak eğer gayret gösterirsek Allah'ımızın yüce kudretini gösteren bu ilimler vasıtasıyla Allah'ımız onunla amel etmeyi bize hidayet ediyor. Burada demek istedik ki astronomi mesela, astronomi burada Cenabı hakk'ın yüce kudretini görebilme aklıdır o. Bu müstesna bir nimet. İşte bu ilmin nasıl alakası var İslam ile dinmez, her şeyi içerisine alıyor. Demek ki bir ırk cisimleri üzerinde durmak beynimizde Rabbimizin yüce kudretinin yüceliğini bize gösteriyor.
Ve levine cehedu figameti sünne. Eğer kişi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin sünneti Muhammediyesini yerine getirmeye çalışırsa, misal verilecek olursa cemaate iştirak etmek. Diyelim sabah namazı sürünerek de olsa, emekleyerek buyrulur da, sürünerek de olsa sabah namazına iştirak edin diye buyruluyor. Bunun gibi sünneti Muhammediyesine kişi uyacak olursa, Leneh diyen nehüm sübülercenne Cenabı Hak ona cennetin yolunu kolaylaştırıyor sünneti seniyyeye riayet ettiğimiz zaman. Diyenin bilmiş ve kullanıyoruz. Bilhassa giyilen elbiseler neler görüyoruz, dar olmaması gerekir. Pekala Sehl bin Abdullah, sünneti Seniyyeye dikkat edersek cennetin yolunu Cenabı Hak ona gösteriyor. Biz bildiğimizle amel edersek Cenabı Hak bize bilmediğimizi malum ediyor. Bunu ledünni ilim Allah tarafından verilen ilme de işaret olarak kabul ederler.
Derler ki kişi bildiği ile amel ederse böyle ihlasta, samimi olarak, canı gönülden riayet edersek Cenabı Hak bilmediğimizi de malum geliyor. Kim ki nefsine muhalefet ederse, nefis kötülüğün odağı olduğu için hep bize şerri tavsiye eder. Mutmainne sıfatına irmedikçe huyumudur onun artık. Yılan ısıracaktır, at tekmeyi vuracaktır. Bunun gibi onun aslında var bu. Zaten gayretimiz eğer gösterebilirsek nefsi ruha arkadaş edebilmek. Çünkü İmamı Gazali Rahmetullahi İbrahim Hazretleri nefsin izzeti var buyuruyor. Demek ki nefis Kuran-ı Azimüşşan'da da bildirildiği üzere mutmainne sıfatı var, huzura eren nefisti ya Cenabı Hak kitapta buyuruyor. Bu cihetiyle ifade buyuruyorlar.
Kim, nefsiyle ve şeytana karşı hepimizi takip eden bir şeytan var verdin düşmanları ile mücadele ederse eliyle, diliyle, gönlüyle, en azından buğz etmek suretiyle bizim yolumuzda ama sırf bizim rızamızı talep ederek bu vazifeyi yerine getirirse nefsini düşman bilir, şeytanı düşman bilir. Din düşmanlarına karşı gayret ve çaba gösterirse mücadelede, biz buyuruyor Cenabı Hak ona hayrın yollarını gösteririz, onu hayır yollarına hidayet kılarız. Yine aynı manada ifade buyurmuşlar, Hemen hemen birbirine yakın ifade ediyorlar. İbni Abbas Radıyallahu Anhü Hazretleri de Kim yolumuzda ibadetle, taatle gayret gösterirse ona ecir ve mükafatını en az bire on, yedi yüz sonsuz Cenabı Hak, Lut ve ihsanda bulunuyor. Kim Cenabıhakk'a canı gönülden yönelirse tevbeyi daha ziyade yönelme manasına da alıyorlar.
Bizim bildiğimiz tövbe etmek, istiğfar etmek, yapmış olduğumuz hatalardan dönmek artık Cenabıhakk'a tamamen teslim olma yolunu tutmak. Eğer bu şekilde hareket edersek ihlas ve samimiyetle Cenabı Hak zaten bunu ifade ediyor. Ona Cenabı hak her şeyi Allah için yapma nimetini bağış buyuruyor, onun yolları açılır. Bizim yolumuzda hizmet edecek olursa biz ona zatımıza münacat, gönülden yalvarma yollarına hidayet ederiz ve aynı zamanda Velünse bina, bizimle dostluk diyor. Ne güzel ifade buyurmuş. Zatımıza dostluğun yollarını gösteririz. Rızamızı eğer gözetecek olursa biz de ona zatımıza kavuşmanın yollarını gösteririz.
Vellezine cehedu fiine ile nehdiyen nevüm sübülene öyle bir gayret gösteriyor ki nefsinin ezasına karşı, onun kötü duygularına karşı, onun götüreceği isyan yollarına karşı gitmemek için azami sabır gösteriyor ve saatte bulunacak olursa o zaman gayret ve çabasının neticesi Cenabı Hak da ona lütuf ve ihsanı lütufediyor. Vellezine cehedü fiineelle nehdiyen nebumsubülene Yolumuzda gayret gösterirse ve gilel mücehe de essabru ala taat yapmakta azimli ve nefsinin arzu ve isteklerine karşı çıkmakta gayretli olacak olursa ona yollarımızı açarız. Ve galel Fudayl bin Ayal, yine Rahmetullah Ali aynı manayı veriyor. Kim ilim elde etmek için çalışırsa biz de ona amel etme yollarını gösterir diye buyrulmuş. Tekrar sünnet-i seniyyeye riayetin Cennet-i Ala'ya erişmeye vasıta olacağı da ifade buyurmuş. Daha bir kolay olması için nasıl gayret gösterdiklerine ait burada güzel izahlar yapılmış.
Çünkü aynı zamanda cehd etmek, gayret göstermek ve cihattır. Dinimizde bunu İmam Ali radıyallahu anh Hazretleri El-Cihedü fiisebilillahi Teala Allah yolunda cihad etmek ve zirvetul İslam İslam'ın en üstün bir sıfatıdır, İslam'ın en üstün yüce bir halidir. İslam'da bu kadar mühimdir. Dinimiz İslam'da cihad en zirve, en yüksek, en üstün bir görevdir. El-Cihat ve babun min Ebabilcenne, Allah yolunda ehli küfre karşı cihad etmek cennetin kapılarından bir kapıdır. Ve Taahhullahu Teala, Lihhasati evliyai Cenabı Hak bu yolu dostlarına açmıştır. Allah yolunda ehli küfre karşı kalemiyle cihad ediyor, diliyle cihad ediyor, bedeniyle cihad ediyor, malıyla cihad ediyor. O velilerin, Rabbimizin haz kullarının sanki bir özelliğidir.
Eğer görmüşseniz ülkemizin korunması için bu Cuma gününde de hutbe okunduğu Hakk'a dair, şehitler hakkında, savunma sanayi hususunda bir tanesi diyor ki her şeyim feda olsun diyor. Her şeyim diyor feda olsun vatanım için diyor, malımı da mülkümü de her şeyimle terk ederim diyor. Yani ülkeler böyle bir bütünlük olacak olursa Rabbimiz ona göre güç ve kuvvet ihsan ediyor ve ehli küfre karşı da muvaffakiyen hasıl oluyor. Bu bir tane değil binlerce ülkemizde biz diyor ülkemizin korunması için dininin, ırzının, namusunun, bayrağının mukaddesatının her şeyimizi feda ederiz diye elhamdülillah bir gayrete, bir çabaya düşüldü. Mücahede sıdgul-İtikar daha da devam etmiş İmam Ali Efendimiz vehu velibasut takva, cihad diyor müttaki takva elbisesidir diyor. Müttakilerin elbisesidir. Elbisesi olmasa uğrayan olacaktır. Şu biraz havaların soğumasında bile ne kadar sıkı bir giyime giriyoruz.
Değil ki bu Allah yolunda cihad, cihadın muttakilerin bir elbisesi olduğu, yarın ateşten koruyan, yarın azaptan, ikaptan koruyan bir elbisedir adeta buyuruyor. Mücahede nedir? Çünkü Ayet-i Celilenin anlamı çok geniş. Evredeki geçimimize kadar alakalı. Mesela bir ailenin yetişmesi hususunda çocuklarımız hakkında müsavat, böyle ölçülü hareket etmek, bunun yanında yiyeceğimiz, içeceğimiz de onu elde etmek helal yoldan hepsi içerisine girer, girmeyen yok. Bir bardak suyu ağzımıza götürürken de bununla alakalıdır. Bununla alaka yönü içtiğim bursu Allah'ımızın yolunda kulluğa yardım etsin düşüncesiyle ibadet ve taate aldığımız bir lokma güç ve kuvvet olsun düşüncesiyle, attığımız adımda bile o kadar geniş Ayetcelle. Sıdgu'l-İtikgar, Rabbimize karşı yokluğumuzu bilmek, acziyetimizi bilmek bu bambaşka bir sıfattır bu.
Rabbımızın karşısında hiçbir şey olmadığımızı anlayabilmek, bunu gönül olarak yaşayacak olursak bu bambaşka bir sıfattır bu. Yokluğun içerisine girebilmek, zatına karşı yaşamak suretiyle elde edilen bambaşka bir nimettir. Ve bu nefsimizin arzularından mücahede kurtulmak çünkü gayret gösteriyor. Iyice kalkıyor, teheccüd namazını kılıyor. Eğer müsait olursa Rabbimdır bu taatim diyor, her türlü imkanı Cenab-ı Hak lüt etmiş. Bir gusül abdesti de alıyor, bir rahatsızlık yoksa canı gönülden seccadesine oturuyor, namazını kılıyor, evrad ve ezkarını okuyor. Bu nefsimize karşı büyük bir mücadeledir. Sonra nefsin İzzeti İmam-ı Gazali'nin buyurduğu gibi Rahmetullah Ali artık rabiyeten merdiye sıfatlarına doğru yürümek. Şeyh Mustafa Efendi Hazretleri bir kutbun sıfatıdır diyor bu. Bir gavs'in sıfatıdır diyor. Bir imamanın sıfatıdır. Bir üçler, yediler, kırklar onların halidir.
Şimdi onlar o üçler, yediler, kırklar dediğimiz mübarek kimseler aynı bizim gibi. Bir gün Yasin Efendi Hazretleri buyurdu ki ben de aynen sizin gibiydim, benim de nefsim vardı, benim de şeytanım, benim de arzu ve isteklerim ama kırdım buyurdu. Nasıl kırdı? Hedefini gözetlerdi ondan. Yani altmışından sonra dönmedi, yetmişinden sonra dönmedi. O arzu ve isteklerin en güçlü olduğu zamanda dönüyorlar. Sonra dönüş olsa ona da hamdolsun, elhamdülillah. Allah korusun tehlikeli bir şekilde şeytanın pisliği ile nefsin kötü arzularıyla dünyanın geçici süsleriyle boğulup gitmektense son nefesimizde de olsa ona dönüşü sağlamak bir lütuf, bir ihsandır, bir ikramdır. Öyle bir ikram ki büyüklerimiz buyuruyorlar, diyelim yaşını başını kişi almış ama öyle bir tövbeye giriyor ki öyle bir yöneliş, artık diyor Rabbimize tamamen dönmem gerekir diyor, tamamen diyor.
O zaman geçmişteki hataları da bağışlanır buyuruyor. Yok eğer tersi olacak olursa hayatının sonunu da geçmişini de berbat eder, buyuruyor. O zaman dönüş Cenabı Hakk'a elimizden geldiği kadar ama canı gönülden. Burada tamamen nefsinden mücahede sayesinde kurtuluyor ve Rabbimizle onun emrinde bir oluyor. Nehyettiğinde tamamen uzaklaşıyor. Ne emir buyuruyorsa ona dikkat ediyor. Zaten böyle dikkatinin neticesi de yollar açılıyor. Çalışınca daha bir ilerisi. Biz ilkokulda okuyoruz birinci sınıfa geçersek ikinci sınıfa, Daha bir yükseğini söyleyecek olursak yüksek lisans. Eğer bunları yapacak olursak daha bir ilerisini tezlerimizi veriyoruz, başarılı oluyoruz. Ta bu öğretim görevlisi oluyor, doçent de oluyor, broşür doluyor. Maneviyatta da ne oluyor?
İlmel yakin doluyor, aynelyakin doluyor, hakkalyakin doluyor, nefsinin mertebelerinde geçiyor, şeri emirlere dikkat edince birbirlerini takip ediyor zaten. Dinimizin emirlerinde aman ha Kitabı Kerim böyle emrediyor, ilmihal kitaplarında da çok güzel izah etmişler dikkat edeyim, sünneti Muhammediye'de de buna işaret var, büyüklerimizde bu Sadat-ı Kiram Hazeratı da son derece dikkat etmiş, biz de gayret gösterelim dersek o zaman Allah'ımızın emirlerini takva ölçüsü içerisinde yaşama güzelliğini Cenabı Hak ikram buyuruyor. Bunu yerine getirirsek Cenabı Hak'kın dışında her şeyi terk etme duygusu meydana geliyor ki marifetullah hasıl oluyor.
Daha sonra hakikat, Cenabı Hakk'a tam dönüş, bunun için diyoruz ki ayet-i celilen anlamı çok geniş, daha biz izah edemiyoruz, yerin altındaki böceklerden tutalı denizdeki balıklar, semavat, gök cisimleri ve bunun yanında Melekut alemi Cebarud, Lahu ta gittikçe gidiyor. Bunları Cenab-ı Hak açmış. Şunu hiç unutmayalım insan bu nimetleri elde etme kabiliyetine erişecek potansiyelde yaratılmıştır. Bu nimetlere erebilme yoksa boşuna Kuran-ı Kerim'de geçer mi? Gaybe iman kafidir. Gaybe iman görünmeyen alemlerin İmam-ı Rabbani Hazretleri'ne göre, Kaddafi Allahü Teala'nın görünür hale gelmesin. O zaman deriz ki biz yaratılmışımızın amacını bilememişsek böyle ondan gördüğümüz, bundan gördüğümüz biliyoruz dediklerimizle amel etmek suretiyle yerin dibine girmişiz demeye başlar kişi. Yerin dibine girmez de şu dünyada da görüyoruz. Kim konuşuluyor en çok? Zenginlerden konuşuluyor.
Diyor ki şöyle nimete mazhar olmuş, şöyle bir zenginliği var, şöyle fabrikaları var. Bu bir kalbimizi zikrettirecek olsak o fabrikaların bin tanesi onun zerresine ulaşamaz. İşte bunları bir idrak edebilsek görürüz, idrak etmeyince olmuyor. Başta inanacağız. Ashab-ı Güzin Efendilerimiz işte günümüzde savunma sanayine karşı yapılan yanlış tavırlara karşı ne diyor? Vatanımın muhafazası için her şeyimi feda ederim diyor. Bir kere inanıyor. İnanmazsa olmaz. İşte zorluyoruz, söylüyoruz, bir türlü tutulmuyor. O inanmamaktan ileri gelir. İnanç yok. Tam bir kuvvetli iman istiyor. Ben nefsimin mertebelerini geçeceğim diyerek bir iman, bir inanç, bir gayret olacak. Yoksa yürümez. Ne kadar böyle arz ettiğimiz peygamberlerimizden tutalım ona varis olan kimseler ve has evlatları buna bir kere inanmış. Ben diyor girmişim bu yola dönmem diyor.
Bu hayat bana bir defa hak olarak tanınmış, ikinci defa hak yok. Biz buraya oturduğumuz diyelim bir saat önce oturduk, Bir saat önceyi getiremeyiz şimdi. Bu mücahede hakkında Bellülruhu firada ilhak. Allah'ın yolunda ruh deyince artık canımızı, malımızı da her şeyimizde feda etmek. Artık ruhu deyince ibadet ve taat, önüne de tesir ediyor. Kalben de yapıyor, ruhen de yapıyor, sır olarak da yapıyor. Bu gayret gösterince olur zaten Ayet Celil'in manası bu. Biz bedenen bunu yapınca kalben de Cenabı Hak lütfediyor. O zaman işi anlıyor. Burada belki ifade edilecek ama o zaman kifayet etmeyebilir, öyle kimseler var ki gecenin olmasını hasretle bekliyor. Gündüz olduğu zaman üzülüyor, gündüz de taatlerini yapıyor ama gece bir sır perdelerinin açılması hasebiyle onu daha çok istiyor. Ah diyor geceler olsa da bir, secdelere kapansam diyor, o zaman da Allah'ımız ihsan ediyor.
Yekunü'l inkıta anil külli bil ittisali ile yine aynı manalara nefsimizin arzu ve isteklerine zaten odur, bizi esfel-i safiline, aşağıların aşağısına götüren odur. Bunu Ebu'l Abbasü'l-Mürsi Hazretleri, kalpte Sallallahü ve's-raahumul Aliyye buyuruyor ki insanı yerin dibine geçiren nefis ve onun arzulardır. Yükselten nedir? Yükselten de kişinin aklı ve ruhudur. Biz buna gayret edelim, çalışalım. İşte ruhumuzla taat, sırrımızla taat nedir demeyiz. Onu Cenabı Hak lütfeder, ihsan eder zaten. Yollar açılır. Aynı manayı verdi. Başta din düşmanlarına karşı ne yapılıyor, cihad ediliyor. O zaman Yene'l-u mertebetel-mücah yedi, pîse bilillah. O zaman Allah yolunda mücahit olma, gerçekten bir mücahit, murabıt olma nimetine nail oluyor. Hatta böyle öyle ennel imama ali kerremallahuce kenne lehu seyfeim insanda diyor iki tane kılıç vardır.
Hani bunu kılıçla ifade ediyor, bu mücadeleyi, mücahedeyi gayreti, çabayı buyuruyor ki, seyfün müceyhidu bihi nefse hu. Birisi nefsimizle cihad etmek. İlla elimize bu muharebe aletlerini alma demek değil, bir benzetme yapıyor, bir teşbihte bulunuyor. Diyor ki bir gayret gösterin, çaba gösterin, azmedin. Çünkü sizde bu güç var. Nefis varsa nefse karşı nasıl cihad edeceğimizin bütün savunması da bizde, savunma sanayii de bizde. Şeytanla şeytanı Cenabı hak bize düşman olarak vermişse onunla mücadelenin, onunla cihadın, onu alt etmenin, onu kahretmenin silahlarını da ölmüş. Dünya sevgisi bizi helak ediyor. Bunun da Cenabı Hak ondan korunmanın da silahlarını bize vermiş. Kötü niyetli insanların, en çok bozanlardan birisi bu. Onlara karşı da bize silah lütfetmiş Cenabı hak. Yani savunma sanayini bizim gönlümüze yerleştirmiş hem din düşmanlarına karşı zahiren hem de içim.
Kötü niyetli insanlara karşı, essayübillah ve kune maassadikin, sadıklarla beraber olun, savunmasıyla korunuruz. Şeytana karşı euzu besmele ile korunuruz. Nefse karşı ona arzu ve isteklerine karşı çıkma suretiyle. Cenabı hak bunları bize imtihan için verirken mücadelenin yollarını da gösteriyor. Nasıl gayret gösterilecek? Öyle gayret gösterilecek ki bir mürşid-i kamile intisap ediliyor. O da bize Allah'ımızın yollarını daha evvelden bu yolları aştığı için anlatıyor, gösteriyor. Bunun için diyorlar ki her mürşide dil vermeki yolunu sarpa uğratır diyor. Mürşid olanın yolu gayet asaniymiş. Fenafillah olmuş, beka billah olmuş, cem'ud cem, likaullah bu yolları aştığı için bize gösteriyorlar bunları. Anlamayınca da Hacı Hasan Efendi Hazretleri mahzuniyetinden olmalı ki Aynayı, Konya'yı anlamadan çekip giriyoruz. Bakmıyor halimize müstesna olanlar ayrı.
İmam-ı Ali Radıyallahu Anh Efendimiz iki kılıçtan bahsediyor. Birisi nefsimize karşı mücadele, ikincisi de Büceyhidü Bihihî el-Püfer, kafirlere karşı. Güçlü olmalı icap ediyor. Her gün yine ifade buyurmuşlar. Mücahede tün nefs, nefs ile mücahede. Böyle elbette vücudumuzun gelişimi için vücudun gelişimi ruhun beslenmesi için şu vücudun gayesi ilahi nimetleri geliştirmek için. Ancak acıktığı zaman yemek uyku galebe çaldığı zaman vela tetekelle minle ayndaddarura zaruret miktarı konuşmak, boş kelam etmemektir.