İlahi Korku ve Nefis Terbiyesi kaydında Ben ilmin şehriyim, Ali de radiyallahu anh kapısıdır. Efendimizin sözleri gerçekten, Mucem kelime, az bir kelimeyle böyle bir kısa cümlelerle çok büyük hakikatleri içerisine alıyor. Kısa cümlelerde ve bir de edebiyatta teşbih var. Bir de teşbih-i bellil var. Efendimize bir burada bir ölçü koyacağımızdan değil. Her ölçüyü ondan alacağız…
İlahi Korku ve Nefis Terbiyesi kaydında Ben ilmin şehriyim, Ali de radiyallahu anh kapısıdır. Efendimizin sözleri gerçekten, Mucem kelime, az bir kelimeyle böyle bir kısa cümlelerle çok büyük hakikatleri içerisine alıyor. Kısa cümlelerde ve bir de edebiyatta teşbih var. Bir de teşbih-i bellil var. Efendimize bir burada bir ölçü koyacağımızdan değil. Her ölçüyü ondan alacağız…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 15 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Ben ilmin şehriyim, Ali de radiyallahu anh kapısıdır. Efendimizin sözleri gerçekten, Mucem kelime, az bir kelimeyle böyle bir kısa cümlelerle çok büyük hakikatleri içerisine alıyor. Kısa cümlelerde ve bir de edebiyatta teşbih var. Bir de teşbih-i bellil var. Efendimize bir burada bir ölçü koyacağımızdan değil. Her ölçüyü ondan alacağız hiç şüphesiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem burada Nebi-i Ekrem Efendimizin öyle bir teşbih ki ilimlerini tabii sonsuz olduğu malum fakat ifade tarzları ben ilmin şehriyim Ali de kapısıdır Öyle manalar içeriyor ki ilmimi almak isteyen Ali radiyallahu anh'den geçsin ve sonra Nebiyyeten ve sellem O büyük bir nur, nur. O nuru bir fener gibi düşünürsek ortasında ışık o nuru Fener'in dört ciheti olur. Hz. Sıddık radiyallahu anh sadakatiyle, Hz. Ömer radiyallahu anh adaletiyle, Hz.
Osman radiyallahu anh haya cihetiyle, Ali Keremullah vechi Efendimiz ile ilim ve cihat yönüyle etrafı aydınlatıyorlar. Burada bize düşen ilim mevzuunda çok önemli bir husus olmakla birlikte kısaca geçeyim. Efendimizin sözlerinden geçeyim Üstadımızın Fıkıh ile Hadis ören, nefsini yıkmaya davran Mürşide binde bir vuran sakal altı sualdir bu. Üstadımız, mukaddes sallallahu aleyhi ve sellem, o kadar güzel ifade buyurmuş ki zaten ilim dediğiniz zaman ilimlerin hepsi fıkhın içerisindedir. Mesela tasavvufunun içerisinde mi? Marifetün nefs-i malaha ve maaleyha. Fıkhın tarifi budur. İnsanın leh ve aleyhinde olanı bilmesidir. Yani kendisine zararlı olan ve faydalı olanı bilmesidir. Def-i mefsedet ve celbi masahat. Bu mecelle de bir kaidedir. Tasavvufun tarifi bile fıkıh ile ifade ediliyor fıkhın tarifi ile Zaten İslam hukukunda tefsir vardır. Mesela ne diyeceksiniz, ne anlatacaksınız?
Hangi meseleyi konuşacağız biz? Ev hayatı. Ev hayatı zaten İslam hukukunun içerisindedir, çok önemli yer tutar. İslam hukukunun içerisindedir, çok önemli yer tutar. Evinizle, ayinemizle güzel geçinin buyuruluyor. Mesela ticari husus İslam fıkhının içerisinde zaten o bir kuraldır, esastır. Nasıl hareket edeceğimizi bildiren esastır. Mesela İslam hukukunda siz bir ticari iş yapacaksınız. Ticari hukuku bilmeden yapamazsınız. Onu bileceğiz ki mesela ne diyelim rekabet diyelim. Bunun için Batı'da adamlar hususi eğitimler yapıyorlar. Bunun için kurumları var. İslam'ın esaslarını bileceğiz ki, çünkü her şeye temas eden bir dinimiz var bize. Bunu Gayri müslimler ifade ediyor, diyorlar ki bu nasıl bir peygamber. Dinde utanmak yoktur Taharette elin vaziyetini bile haber veriyor Taharette elin vaziyetini bile haber veren esastır Her şey bir kurala bağlı.
Mesela biz evimizden çıktık, buraya geliyoruz, hep kurallarla doludur. Mesela yolda yürümenin esasları var. Yolda yürümenin esasları var. Bunlar bitmez ve tükenmez. Onun için efendimiz hazretleri fıkıh ile Hadis ören derken, öyle bir esasa temas buyurmuşlar ki yapılacak olan da budur. Biz bunu bileceğiz. Şimdi burada bunun tarikatla olan alakası nedir diyeceksiniz. Biz evimizden çıktık buraya geliyoruz. Efendimiz buyuruyorlar Sallallahu teala iman yetmiş küsur şubedir. En üstün telif. Yolda insanlara eza veren bir engeli kaldırmak. Mesela yürüyecek bir ama da olabilir. Allah'ımız afiyetler versin. Ayağına takılmaması için bir taş varsa kaldıracak, bir çukur varsa dolduracak. Yerine göre bir araba gelecek diyelim, bir vasıta. Onun için engel olur mu canım? Mesela burada vasıtalar konmuş. Bu imanın esaslarından birisidir. Gelişi güzel koymamak. Neden?
Haydi adamın, neredeyse ölmek üzere olan bir hastası varsa nasıl geçecek bunu? Nasıl geçsin? Ve bu adamın yanlış düşüncelere dalmasına sebep olmaz mı bu vasıtaların gelişigüzel konması? Ne diyecek? Bunlar belli bir gruptur. Belli bir cemaattir. Bunlar İslam'ın esaslarını yaşamazsa kim yaşat diyecek. Hastanede efendimiz bunu ifade etmiş. Buyurmuş ki bizim şahsımızda dini görüyorlar, İslam'ı görüyorlar. Biz çok dikkat etmemiz gerekirdi. İslam'ı görüyorlar, biz çok dikkat etmemiz gerekirdi. Efendimizi yaşlandıran bile nedir örnek oluşu, rivayeti, festabin kemamir, bu ayet için. Için. Sadece bu efendilerimiz için mi? Küllüküm rahim. Hepimiz bir ayine reisiyiz. Hadi ayine reisi değiliz. Azalarımızın reisi değil miyiz biz? Elimizin, ayağımızın, gözümüzün, kulağımızın hiç çıkışı yok. Dinimizi çok iyi öğreneceğiz.
Burada bunun tarikatla alakası yolda gelirken Emir plan hazretleri bu Hadis-i Şerif'i ele alırken buyuruyor ki Allah'a o hususta, çünkü siz bu mescide geliyorsunuz veya bir iş için bir yere girilecek, O giderken engelleri kaldırıyorsunuz. Mesela kış gününde diyelim ki karların kürülmesi yola değil de insanlara eza vermemek için sıkıntı asmayacak yerlere doğru bunun külün meskın bir misal. Emir Künar hazretleri buyuruyor ki Haddi sallallahü sırra, vuslat niye girdik biz bu yola niye? Sebebi nedir bizim Müslüman olmamızın sebebi nedir? Din Allah'ın oluncaya kadar mücadele etmektir. İş Rabbimize mülaki olmak kavuşmaktır. O zaman bu kavuşmaya mani olan engelleri de diyor kaldırmaktır. Ne güzel izah etmişler. İnşallah bunu biz şer'i vazifeleri bilmedikten sonra dinimizin dinimizin fıkıh, batıl gönlü bilemeyiz. Efendim ben ne kitaplarla uğraşacağım, evradım okurum, ezkarım okurum güzel.
O evlat ve ezkarın huzuru, lezzeti, yapılış tarzı her şey yine İslam hukukuna dayanır. İlme dayanır. İlimsiz olmaz. Bir seccadenin üzerinde oturmak ilme dayanır. Ne burada ilme dayanacak ne var seccadenin üzerinde oturuyoruz. Kuran-ı Kerim'dir. Bir kimse geldiği zaman ona yer açmak, Kitabı Kerim'imizde geçer. Ona, diye geçer ya, Kuran-ı Kerim'de geçer bu. Ona yer açınız diye. Ne kadar güzel bir dinimiz var. Hep kurallığı, hep esaslı. Bak yatmanın birçok esasları var. Ne güzel dinimiz. Ali Kerim Aleyhi ve Sellem Efendimiz soruyorlar, diyorlar ki İbni Abbas Radıyallahu Anhü Hazretleri'ne tabii Müfessirimi İzamdan en de en büyüklerinden sizin ilminizle Ali Keremullahi vechi onun ilmi arasında ne fark var deyince bir diyor derya düşünün, derya düşünün.
Oradan diyor şöyle bir kap su veya nasıl tarif edelim, bir şişe gibi mi desek nasıl tarif etsek, bir kap yem öyle derim su aldığınız ilim bizim ilmimiz geriye kalan o derya Ali Keremullah ve Celle'nin ilmidir. Bu çok uzun sürer. Çünkü Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz böyle buyurduktan sonra onun tarifi yok. İşte Ebu Hureyre Hazretlerinin hafızasından şikayeti üzerine aç buyuruyor ya eteğini aç bir şeyler atar gibi oluyor ondan sonra unutmak bende vaki olmak diye Bizim burada çıkaracağımız husus nedir Dinimizin esaslarını öğreneceğiz onun için kitaplar neler hep tarif edildi Eğer sohbet ettiren arkadaşlar varsa çok uyanık olması gerekir bu yolun evladı Bu yolun evladı ribattır, murabıttır. Çok iyi bilecek. Öyle bizim uyuşacak, yiyecek, tembellik gösterecek bir zamanda değiliz. Kıyamet mi kopuyor? Kıyamet koptu zaten. Kıyamet koptu zaten. Bütün alametleri verildi.
Büyük alametler onları tespih tanelerini. Hemen gelir. Bu bizi heyecanlandıracak bir şey değil. Zaten aleyhissalatu vesselam efendimiz ahir zaman nebisi onun zuhuruyla hep Kuran-ı Kerim'de diye geçer ya, kıyamet yaklaştı diye. Çok Necm suresinde vesaire yerlerde geçer Bu değil bizim için önemli olan nedir Koptu kopmadı Bizim için önemli olan aleyhüssalatü vesselam Efendimiz Kıyamet kopacağını bilseniz dahi elinizde bir fidan varsa onu dikin O Allah'ın ilmindedir Mugayyebatı hamise diye geçer Lokman suresinin son ayetleridir Biz vazifemizi yapıp yapmamaktan mesulüz ve çok ağırdır meselemiz. Hz.
Hasan ve Hüseyin efendilerimiz, Ali efendilerimiz deyince Onun evlatların göz bebeği İslam'ın cennetin reyanı olan efendilerimiz Bunlar çok çekinirlermiş Biz Resulullah'ın torunuyuz Biz dikkat etmezsek ne olur diye Yani bir sohbet yaptıran kardeşimizin buna çok bahane buluyorlar ya, bulurlarsa bulsunlar İslam'ın en ince edebine dikkat edeceğiz, riayet edeceğiz, diyemiyorum. Anlayalım işte artık. Gözümüzün önünde Sıddıy-ı Azam ondan sonra Hz. Ömer dedi ki Ya Sıddıy sen bize öyle ağır bir iş bıraktın kimsenin gibi biz nasıl dikkat ederiz riayet ederiz diye Bu efendim Bu derdi biz çekeceğiz Büyüklerimizden, efendilerimizden biri, edebinden diyemezmiş, şu yapılıyor, bu yapılıyor, onun yerine giden av varmış efendilerimizin, hep durumu bu o deminin.
Eğer bir kimse Allah'ımızın Celle Celalühü emrine dikkat etmiyorsa Rasulüne uymuyorsa Rasulünün El ulema ve rasetül Enbiya onların da yolunu takip etmiyorsa, kendince hiçbir şey yoktur. Gile leh buyruldu ki, ma Sünnetullah nedir? Sünnet kelimesi adet manasında taşır. Tabii burada fıkhi olan artık ne ifade ediliyorsa Kitmenüs sır. Sırrını muhafaza etmek. Kitmenüs sır. Sırrını gizlemekle diyor. Mesela güzel bir rüya ancak ehline anlatmak, gelişigüzel yorumlarını da gitmemek çünkü yoruma göre değişir o. Yoruma göre değişir. Sırrını korumak, ne demek bu sadece sır mı? Gönül alemini korumaktır. Gönül alemini korumak imanını kalbinde muhafaza etmek. Gözünde gözünde Allah'ımızın kitabına bakıp onun gaybı artık meşru olmayanlara bakmamak demektir, çok uzun. Ayağımız ise Mevla'mızın razı olduğu yerde yürümek, razı olmadığı yerlerden uzaklaşmaktır.
Beynimiz, Rabbimizin yüce kudreti ile onu düşünmek ve tefekkür, bunun dışındaki razı olmayacağı hallerden korunmaktır. Me sünnetul Rasul, Resulullah'ın sünneti nedir? Ve el müdaratu beynen nes, insanları bu müdahale deyince bir ona göre hareket etmek bir buna o değil bu burada bir müdaratu nes, insanları en güzel şekilde idare etmek, En güzel şekilde Bu idare ile Efendimiz zaten veriyor sallallahuullahü Tealü'sunu işte zalime de yardım edin mazluma da bu çok ürün etmek çok bu bilebildiğimiz bir örnek Diyorlar Ya Resulullah mazluma yardım ederiz Biz Somalilerde kuyular vesaireler açtırırız Verenel vasıtasıyla fakirini ve yoksununu sadece belli bir dönemler değil her dönem özetleriz ama zalime onun zulmünü gidermek için çünkü onların putlarına sövmeyin buyurduğunu, medreseye söver.
Bunu indirmeye çalışmak kinlerini, buğzlarını indirmek Velilerin adeti o güzel tabiatları tavır ve karakterleri nedir? İhtimalü le ve aynünnes. İnsanlardan gelen eza ve tahammüle katlanmaktır. Çok zor yani bir tarik ehli olup da İslam'ın emirlerinin takva boyutunda yürütülmesini görünmedikçe onlar zaten Allah'ımız, Allah'ımız onlara sabırlar insan buyursun zor da göründüğü gibi değil. Çünkü hepsinden mesul hepsinden mesul. Onları rahatlatmak bizim bir askerlik dönemimiz oldu ve Efendimizin söylediği söz Elhamdülillah hatırımdan çıkmıyor. Çıkmıyor Siz Allah'a sevgili olun, biz de sizi severim ne kadar güzel bu evliya sözü değil de nedir kim söyleyebilir Bizim diyor işte olduğu gibi ceplerinde doldursa devlerin bunlar değildir. Onların sevindiği Cenabı Hakk'a olan saygımız ve sevgimiz. O zaman memnun oluyorlar. Yoksa dış iltifatları bilmem filan olmaz.
Onlar dış iltifatına da kanmazlar zaten Buyurun dışında biraz avammi bir söz olur diye çekiniyorum gerçekten müstesna kimselerdir hepsini şu sadırlarında içlerinde gizlidir onların Oraya yarılsa da bir görseniz onların çekmiş olduklarını Allah ile kendi aralarında Celle Celalü Rabbimiz ona göre de onlara rahatlığını ihsan ediyor çünkü diyemiyor, gidemiyor dese bir türlü yapmayalım dese arkadan telefonlar geliyor bana niye böyle dedin, ne yapsın? Çünkü Efendimize hep bunlar oldu Hep mektuplar gelirdi bunu niye dedin şunu niye dedin bilmem filan hepsine katlandı ama Ciğerimi yakıyor ama dedi katlandı hepsini. Hep Rabbimizin bir gün çok eza olmuş buyurmuş ki dilekçemi Rabbime sundum demiş. Rahat edebilir mi insan onun karşısında? Evet ve dünya çok güzel bir yer açılmış.
Kim dini vazifelerini, Allah'ımızın emirlerini, Habibi'nin tavsiyelerini yolundan gidenlerin tavsiyelerini gözetirse Onun hem dini hem de dünyevi işleri rast gelir. Hep burada şunu hatırlarız biz Efendimizin Hz. Abdullah'a tavsiyesi çok müstesna ama üzerinde durmamız gerekiyor. Böyle tefekkür etmemiz gerekiyor. Bizim tefekkürümüzü zayıflatan şu dilimizdir. Ne yapıyoruz da, boş konuşmalarımız. Bir sahabe iptal etmişti de dediler cennettir vesairedir, ne biliyorsunuz, ağzından çıkan sözler neydi acaba diye aleyhissalatu vesselam Efendimiz buyurdular. Çünkü hikmet ruhu dilimize sahip olmadıkça zuhur etmez. Ya hayır ya da süput et diye buyurdu. Sen Allah'ın emrini gözet ki Allah da seni gözetsin. Bu murakebenin tarifidir. Murakabe bu demektir. Kalbimizi eğer yedi kat semayı yok bilip arşı azamı açmaya çalışıyorsa o muratebe efendimizin bu sözüdür sallallahu aleyhi ve sellem.
Ya Abdullah, Allah'ın emrini gözet ki, ya fal ki Allah da seni gözetsin. Ya bir türlü içimiz denk gelmiyor, ne yapsak? Sıkıntı, ne yapsak sıkıntı, gönlümüzde de bir rahatlık yok. Ondan sonra evde de çoluktalar, çocuktalar, dünyada da içteler, üçteler. Tek sebebi Allah'ın emrini gözet ki o da seni gözettir. Biz bunda yoğunlaşacağız. Çok şükür. Bir de Peygamberimiz söyleyince Allah'ımıza hamd edelim, milyonların üzerinde Efendimizin Hadis-i şerifleri var. Kuran-ı Kerim yatalım bakalım Allah'ı şu dedi. Altı bin altı yüz altmış altı ayat-ı ilahiye ne Tevrat'ta var ne İncil'de var ne Zebur'da var ne Suhuf'ta var. Anam bunun vebali de var mı? Allah'ımız böyle bir nimet vermişken, illa Amerika'yı bir örnek alacağız. Gitmişler orada işçiler diyor, böyle bir mola verip, hemen imcilad oluyor. İncil. Kırk defa değişmiştir. Kutsallığını yitirmiştir.
Elhamdülillah bir kelimesi bir harfi değişmemiş olan Kitabı Kerim okudukça ruh, okudukça ruh, ister manasını bilelim bilmeyelim. Şimdi ilaç kullanıyoruz. İlacın terkibini bilmekle bilmemek arasında fark olur mu? Yahu ben bu ilacı içiyorum ama hangi maddelerden oluştu? Sen iç, iç. Allah'ımız habibine, sallallahu aleyhi ve sellem Kuran-ı Azimüşşan'ı Cibril-i Emin vasıtasıyla indirmiş. Biz onu okuyacağız. Gönlümüze nurlar gelir manasında ilham olur. Ne büyük bir müjdenin içindeyiz. Efendim diyor, biz Hasan Efendimiz diyor ne güzel letaiflerden anlatırdı. Detayif Kuran-ı Kerim'de geçiyor zaten. Letaifin manası bu Ayet-i celîlededir. Ne bir ticaret ne de bir alışveriş Onları Allah'ın zikrinden alıkoymaz. Her zaman zikrin içerisindedir. Daha dolu Ayet-i celleler mevcuttur. Büyük bir bahtiyar yargı yani bizim için büyük bir baht bah. Kuran-ı Azimüşür.
Hangi mevzu derseniz içerisinde öyle tarihsellik, bilmem filan, olgu vesaire din. Bunlar boş, bunlar hiç manası ve anlamı yok Kuran-ı Kerim bugünkü teknolojide daha teknoloji ona ulaşmış değil ki En ilerisi yine Kitabı Kerim'imizde mevcuttur En güleriz. Daha çözülememiştir bile. Şimdi bizim en çok üzüldüğümüz böyle bir yabancıdan misal vermek üzüyor. Mesela NASA'yı diyeceksin. Bu ayeti celile ile, bu ayeti celile ile kıyametin alametini bu ayeti celile ile birçok ilmi esasları koyu koyuveriyorlar. Bir Rahman, kelime-i tayyibesiyle. Yani biz yabancı kalmayalım, onlar adına İslam demeden Kuran-ı Kerim'de böyle kainatın düzenini ortaya koymaya çalışıyorlar Kuran-ı Kerim'de. Beyan ediyorlar, İslam demediklerine bakmayın. Böyle bir kitabı kerim. Onun için o devirdeydi ne denmez daha Kuran-ı Kerim izah edilmiş değil ki. Beyan edilmiş değil Kuran-ı Azimüşün.
Hem dini işleriniz hem de dünyevi işleriniz. Efendim ben tarikata gireceğim ama şu işim gücüm var ya, onları bitirmeyince olmaz. Bu çok yanlış bir düşüncedir. Neden Çünkü biz İmam-ı Rabbani hazretleri zikri daima anlatırken devamlı zikir diyor ki İşinizi gücünüzü bırakıp gizli bir yerde Evrad ve Ezkar okumak değildir. Diyor. Mesela siz nesiniz bir idarecisiniz. En yüksek bilim diyelim idarede Adil birliği ise zikri daim içinde. Efendim benim ticaretim var ticaretimizi düzgün ve dürüst yapacak olsa zikri dahildi. Nasıl yanlış anlaşılmış. Bir kardeşimiz şunu anlattı hastaydı bir ziyaretine vardığımızda ben dedi Efendimizden bir anekdot bir şey dedi anlatacağım acaza verimize. Benim dedi kafamda şu vardı çünkü yorulacaksınız bunları vereyim ki misal rahatlayayım. İşte benim diyor kız evlenecek, işte oğlandı, daha başka işlerimdi bunları hep düzenleyin de.
Hacı Hasan'i kendime gelip bir ders alayım dedim. Gelmiş buyurmuş ki evladım bir sürü düşün önünde çobanı var, işte kurt kuş hücum etmesin diye, tortlu böyle boğazı, tortlu köpekleri var. Yerine böyle silahı da var. Bütün korumalı. Bir de koç var ki o sürüye dahil olmuyor, kendi başına dağda otlayın. Yok. Düşün evladım, o sürüde olup emniyette bulunmak mı daha güzeldir yoksa tek başına olup ne önderi var ne bir şeyi var kendi kafasına göre Çünkü şeytan marifetullah'ta yedi yüz dereceye kadar yükseliyor. Onları engelleyecek olan mürşid-i kamillerdir. Böyle misal verdi diyor. Bak size söyleyin. İnanın haber verdiğine göre mesela bir kardeşimiz bir halini anlatıyor. Ona siz kutlu cihan dersiniz. O gördüğü rüyalar, o yaşadığı haller dersiniz ki bu kutu immünun nefsi emmaredir. Nefs-i emmarededir, nefs-i emmarededir.
Diyoruz ki elinize tespihi alalım, Nefsi emmareden nasıl kurtulacağız, buna çalışalım. Niye güzel değil mi? Güzel olması halimize yansımasıdır. Güzel olması kalbimizin tamamen lunip olması. Mevla'ya dönmesidir. Bunu bize eğer Arifani ilahi demese biz şakirırız. Kendimizi çok üstün görmeye başlarız, ayağımız tez kayar ama üstadlarımız daha evvel o yolda yürüdükleri için biiznillahi teala tehlikeleri seziyor. Mesela siz bir yola gidiyorsunuz, biliyorsunuz orayı nerede çukur var nerede viraj var hep ona göre ayarlıyorsunuz ama bilmeyen birisi ise Samsun'da bir yol anlatıyorlar, kaza çok olurmuş orada. Eğer diyor bilmezlerse diyor, muhakkak Allah korusun kaza çok olur diyor. Şimdi büyüklerimiz şeytanın oyunlarını, nefsin oyunlarını, dünyanın aldatmalarını, şerli insanların korumuş olduğu tuzağı çok iyi bildiği için yol gösterir. Muhtacız ona.
Bu yol göstermeyin illa sizi karşısına alıp da söyleyecek değil. O ruhen yapar onu. Kalben yapar onu. Öyle bir istidat var ki onlarda, sen zannedersin ki, birilerine pek iltifat ediyorlar ama ben geldim mi bana yüzünü bile dönmüyor. Bu yapacağı vazifeyi yapıyor bir isim. Onlar bir esrardır onda. Gözünün önünde olduğu gibi gözünün önünde. Şimdi bazı şeyler derim itiraz edilir diye korkuyorum. Gece seni uyandırabilir, haber verir. Der ki mübarek gündür kalk der. İlla sana bir ürünü düşürtecek diye. Yerine göre bir saatin çalıyor gibi zannedersin. Abdullah Hazretleri diyor ki şeyhim benim diyor ayağımı çok gıdıkladı diyor. Yapma şeyhim dedim diyor. Onlar için bunları anlatmayız bile biz bunu. Biz yeter ki dikkat edelim, rivayet edelim. Allah'ımızın emrini gözetelim ki bizim dünyevi ve uhrevi işlerimiz rast gelsin. Ne kadar güzel buyurmuş.
Ali efendimize muhabbetiniz daha da katladı en azından. İbni suuymuş. Zaten müstesna biz dört halife arasında işte Ebubekir Ömer, Osman Ali Radıyallahu anh Bu sırayı takip ederiz ama Ali efendimize ayrıyeten de sevgimiz var. Efendimizin damadı, alisi iltifat buyuruyor. O ensarla muhacirinin kardeşliğinden. Ali Efendimiz yalnız kalınca, Ali de benim kardeşim buyurmuş. Bunu Resulullah buyurunca, Kalkmış, görünmeye başlamış aşkında. Eğer gönlümüzü irşad eder, ıslah edersek bizim dış işlerimiz de güzel oluyor. İnsanlarla olan münasebetimizde. Mesela bazen daralıyor insan. Yav diyor bir kabul görmüyoruz. O kabul görmeme biz Allah'ımızın emrini gönülde kabul edip yaşamadığımız için oluyor. Yaşasak gayri ihtiyari der adam, seviyorum diye. Bu Haymana'da müezzindi, müezzindi. Ben diyor Hacı Hasan Efendi'yi bir kimseye binmem diyor. Yalnız duydum içime bir sıcaklık giydim.
Ya bu ne mübarek insan demeye başladı diyor. Çok misalleri çok gerek yok bunlar demeye. O zaten damgalı gümüş. Ne demek damgalı gümüş? Kendisini Kuran-ı azimüşşan'a tazim ile ispatlamış Allah katında. Sünneti seniyyeye riayetle, resulullah'ın indinde kendisini ispatlamış. Edebi erkanıyla sadatı kiramın arasında kendisini ispat etmiş. Ol. Biz de dikkat edersek biz de ispatlamış oluruz kendimizi. Allah'ımız kulum benim emrime riayet ediyor. Ben de onun günyevi ve uhrevi işlerini gözetirim diye zaten Kuran-ı Kerim'de de geçer. Daha çok Ayet celiler var Kuran-ı Kerim'de Enfal suresinde geçen bir ayeti celile bu bizi düşündürmesi gerekir ama çok düşündürebilir ve bunda da biz yoğunlaşacağız. Bu ayeti celilei cemile de. Allah'ımız kendine dönen kimseler için ne lütfediyor? Furkan. Ne demek Furkan? Yol gösteriyor. Yerine göre Hızır aleyhisselam gelir, yol gösterir.
İlyas aleyhisselam gelir, yol gösterir. Ricalu gayb yol gösterir. Dinimize hizmet edenler yol gösterir. Fahri kainat nasıl ki Taha Hariri hazretlerine senin üstadın benim dediği gibi ona üstad olur. Allah'ımız bizzat koruması altına alır ashabıyla. Ya ey iman şerefiyle, şerefi yahap olan müminler. Bu yaf den fiilinden, bu Kars'ta kullanırlar büyüklerimiz. Ey iman şerefi ile şereflenen demek bu. Bu. Eğer Allah'tan korkarsanız hem de şartla ifade ediyor. Bu Furkan öyle bir ifade ki, Ömer'in Faruk dinmesi demek bu. Elime. Allah'ımız ona Furkan'ı lütfediyor. Bunu özellikle kaydettim o Furkan'ın ne olduğunu. İnşallah siz tefsirlere de bakarsınız. Allah'ımız günahlarını bağışlıyor. Diyor, günahlarını örtüyor. Cenabı hak büyük bir fazilet ikram ve ihsan sahibidir buyuruyor. Bu ayetinde özellikle almıştım, acaba faydalı olabilir miyim düşüncesi ile.
Ey iman edenler, eğer siz Allah'a yürekten bir saygı ile bağlanarak dürüst ve erdemlice bir hayatı tercih eder Ve gücünüz yettiğince kötülüklerden sakınırsanız, bak sakınmak üç şekilde. Bir, iki, üç, İzahet, bir de şimdi konuştuğumuz kadar zaman buna geçecek. Anlayacağız. O zaman Allah size iyiyle kötüyü birbirinden ayırt edebilmenizi sağlayacak bir kavrayış ve sağlıklı düşünme yeteneği verecek. İdrak bu idrak. Ne oldu? Ne oldu idrakimiz? İdrakimiz kapanmasın. Zaten kapanmasa nur zuhur eder zaten. Küçük günahlarınızı silecek bazı seyredeceğiz çünkü Allah büyük lütuf sahibidir buyuruyor. Bu ayeti celilenin izahında Furkan dört şekilde izah buyruluyor. En evvel, elfurgan, en nur, nurdur. Evvel sokak lambasıyla şey olmuş, sönmüş. Nasıl yürüyeceğiz bilmiyoruz. Böyle ay ışığı da yok.
Karanlık yürüyemiyoruz ama Allah nur verecek olursa küfür nedir, batıl nedir, zalim nedir her şeyi çözmeye başlar Rabbimizin ucuyla. İkincisi hüccettir, delil. Üçüncüsü El-Kuren, ne güzel söylemiş. Dördüncüsü yevmi Bedir, es-Melfurgani, yevmel Tekal Cemani. Eğer Allah'a ve hak ile batının birbirinden ayrıldığı gün yani iki ordunun karşı karşıya kaldığı ve müminlerin kazandığı günde Bedir'de kulumuza kim o? Hazreti Muhammed Mustafa sallallahu teala ve selleme indirdiğimiz Kuran-ı hükümlere iman ediyorsanız ganimeti böyle bölüşün. Allah her şeye güç yetirendir. O zaman Allah'ımızın korkusuyla öyle bir Furkan ki öyle bir Furkan ki dünya ve ahiretin bütün sıkıntılarından kişi kurtulmuş oluyor. Mahracen fitdin mineşühat, şüpheli olan ne varsa hepsinden de kurtuluyor. Çok almışız bu Ayet-i Elleyi bizim. Dedim ya bir konuştuğumuz kader bile bir zaman giderirdi. Allah diyor onu kalplere atar.
Şimdi siz ne istiyorsunuz? Mahalle muhtarından bir ikram. Ancak seviyesine göre ikram eder. Ama bir kaymakam o da konumuna göre. Bir başbakan, bir reisi cumhur dersin ki vereceğini bilemeyiz. Bu verecek olan Allah'tır Allah. Öyle bir varidat iniş olur ki biz şöyle zannediyoruz kendimi söylüyorum siz bilirsiniz Allah'ın izniyle. Varidat deyince kalbe bir nur doğar. O kalbe inen nur hayatın her anını ihata eder. Senin her şeyin denk gelir. Yürürken avlamaya başla. Dersin ki Allah'ım ayak verdin, yürütüyorsun. Batıl yollarda yürütme. Şu yer beni içine alacak. Onda bir nur meydana gelir zaten onu tarif dilemez o. Ifade edilemez. Biz buradan kısa olanlardan söyleyeceğim. Nedir bu nedir bu nur, Furkan nedir? Buraya geçeceğiz inşallah. Artık gaflet halinden kurtuluyor nur ile. Yakaza dediği de uyanık bir hal meydana geliyor. Uyanıyor. Nefsin arzu ve isteklerini tamamen terk etmiş oluyor. Evet.
Kalbindeki hicap perdeler açılıyor. Tabi şimdi huzurunuzda ararken bulunmuyor. Burada yedi tane esas vardı. İnşallah başka bir Allah'ımız lütf ederse anlatmaya gayret ederiz. Yalnız burada anlayacağımız o ilahi korkuyu taşıyarak Rabbimizin emirlerine dikkat ederek bu ilahi nimetlere erişmektir. Eğer kişi Allah ile Celle Celaluhu kendi arasındaki vazifelere dikkat edersen, insanlar arasında muamelesi çok güzel olur. Tatlı olur ve insanlar da ona sevgi duyar, muhabbet eder. Gayri ihtiyari severler. Burada bitmiş. Elhamdülillahi rabbil alemin. Aleyhissalatu Vesselam Efendimizin ruh-u tayyibelerine, ehlinin ashabına, peygamberane zam ve pirane zam. Bütün geçmişlerimizin ervahi için bir Fatiha üç İhlas şehri.