Ayet-i Celile-i Cemile'nin genel manası, yolumuzda gayret edenlere, yollarımızı açarız, buyruluyor. Bu hususta şu izahları yapmışlar. Bildiğiyle amel ederse bilmediğini ona malum ederiz. Bildiği kadar kıymetli üstadlarımızdan dinlediği, eserlerden okuduğu ilmihal bilgisi, bunun yanında itikadi olur, amel noktasında olur, ahlak noktasında olur. Böyle okunmuş olduklarıyla amel ediyor, elinden geldiği kadar. Ben bunu biliyorum diyor, o bildiğini yerine getiriyor. Mesela cuma namazı için bizim gayret göstermemiz, çünkü cuma bir araya gelme müminlerle halleşmek, hal ve hatırını sormak, ihtiyacını gidermek, insanın ihtiyacıdır birbirleriyle karşılaşıp, konuşup görüşmek, dertlerine deva olabilmek için biiznillahi Teala çaba göstermek ve cuma namazını eda edersem Rabbi Zülcelal'imizin emrine dikkat etmiş olurum.
Namazımıza kılarken Allah'ımız Kuran-ı Azimüşşan'da huşu, gönülde Cenabıhakk'a tazim buyuruyor, o şekilde eda edeyim düşünceleri ile yaparız. Ve haşyete erebilmek için Müminun suresinde haşiyun, asıl kurtulanlar, Rabbi Zülcelal'imize saygı duyanlar derken o saygıyı elde edecek bir çalışma yapacağız. Onun da onun da yolu şu, mesela diyorlar ki şurada bir maden var. Bunu söylüyorlar, maden var. İşte bize bir anahtar veriyorlar, burada diyorlar büyük bir hazine. Burada bize düşen nedir? O madeni çalıştırmak için ne gerekiyorsa bütün hazırlıklarımızı yapmak. Eğer bilmediğimiz bir husus varsa bir bilene sormak suretiyle yapıyoruz. Sonra o hazine ise hazinenin anahtarı da herkese verilmez. Buna da dikkat ederiz, riayet ederiz. İnsan öyle bir hazine ki bunu Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz maden olarak haber veriyor. Müminler madenler gibidir.
Şu bildiğimiz yillarca çalıştırılan maden, o ilahi madenin yanında hiç mesafesindedir. Gösterilen maden bizimle ölürken yar olacak. Öldükten sonraki bütün safhalarda bize yar olacaktır. Dünyada da yar olacaktır. Çünkü o ilahi madenini çalıştırmak bizi huzura iliştirecek. Çünkü o madende öyle değerler var ki, esamü, men yatta gillah, kim Allah'tan korkarsa, yecaal lehum makraca Allah ona çıkış yolu lütfeder. Bu yaşayan kimselerimiz için malumdur. Misal derseniz Ashab-ı Kehf'in çektiği çile malum, hayatlarına mal olacak bir sıkıntıya duçar oldular. Cenabı-ı Hak'tan korkuları onları bir mağarada muhafaza buyurdu ve diğerleri buna ait çok misaller var. Böyle bir maden. Biz ne yapacağız? Bu madeni nasıl çalıştıracağız? Gayretimiz bu olacak. Anahtarı verilmiş. Anahtarı verilmiş. Ondan sonra o maden de gösterilmiş. Ne demişler? Evladım diyor, bir mürşid-i kamil, evradını, ezkarını tarif ediyor.
Ondan sonra da haber veriyor. İşte şu, şu, şu noktaları harekete geçireceksiniz. Eğer ifade edilmesi gerekirse İslam'dan imana geçeceksiniz, imandan da ihsana. Bu Cibril hadisinde geçer. Bir tasavvufi çalışma bunun dışında değildir. Eğer kafamızı, gönlümüzü iyi verir, kalbimizde de ilahi bir inşirah, açıklık olacak olursak onun dışında hiçbir şey yok. Zaten ihsan makamı bütün imanı da ibadeti de muamelatı da her şeyi de içerisine alır. İfade ettikleri bize püf noktalarını gösteriyor, en önemli yönlerini gösteriyor. Mesela ihlas diyor. Çünkü ihlasla yapılan az bir amel, çok amelden üstündür. Öyle bir cevher lütfediyorlar ki o dünya nimetleriyle ölçülemez. Dünya nimetinde cevher ediyor. Şöyle düşünelim, eğer görmüşsek böyle zemzem aşktan almıyor, eskilerde daha kıymetliydi çünkü buralarda da artık zemzem mevcut. Oradan çok az kullanıyorlar.
Çünkü gelen misafirler oluyor, ziyaretçileri oluyor. O küçük fincanlardan ya da ikram yapılıyor. Eğer diyelim ki bir kap buna daha güzel bir ifadede bulunursa iyi olur. Bir kavanoz, onun alt kısmında şöyle üç santimlik, bir parmak diyelim veya iki parmak zemzem suyu var. Üzerini doldurduğumuz zaman, zemzemde öyle bir özellik var ki onu da zemzem ediyor. Bizim illa ahiret ameli derken, illa ahiret ameli derken, dünyadaki işlerimizi de ne yapacağız? Uhrevi amel haline getireceğiz. Ne yapacağız biz? Nimeti rahmete dönüştüreceğiz. Bunu unutmasak bize çok büyük bir değerdir bu. Bunu kaydedebilirsek çok iyidir. Nimeti rahmete dönüştürebilmek. Çünkü Cenabı hak, Kuran-ı Kerim'de Bakara suresinde malı, mülke haber verirken hayır diye geçiyor. Burada bir su vahzı versin Hacı Hasan Efendi dediler. Ne yaptı Hacı Hasan Efendi? Anlayan, anladı, bilmiyorum bizim gibi olanlar da kendimi kastediyorum.
O şekilde hiçbir şeyi bilmez gibi oturdu kalktık. Orada öyle değerlere işaret etti ki anlayacağımız şekilde konuştu. İki hususu unutmadan söylemek istiyorum, madem hususunda. Kalktı, öldü ki bir tanesi Aişe annemize geldi radiyallahu anh'a. Elleri felç olmuş bir şekilde hadiseyi anlattı. Ya Aişe, ey müminlerin annesi. Işte ben şöyle bir hadiseye şahit oldum. Annem ateşler içinde yanıyor, babam nerede dedim, o da cennetlerde. Babamı gördüm, Kevser Havuzu'nun başında baba sen burada güzel rahat, Kevser havzında istirahat giderken annem yanıyor ve bunu çok güzel anlattı. Beyinlere işleyecek şekilde sundular. Oradan bir bardak kevser havzundan aldı, anneme götüreyim diye. Dedi ki ona caiz değil. Diğer elini aldı, o elini aldı, felç oldu, diğerini aldı, O da felç oldu. Annesini gördü ki böyle bir giysi bir elbise, bir de bir çömlek yağ. Onunla üzerine gelen ateşlerini def ediyor.
Sadece dünyada yapmış olduğu infak, bir fakire yoksula bir ikramda bulunmuş yağ olarak, bir de elbise vermiş. Onunla ateşlerden kendisini korumaya çalışıyor. Bunu Aişe annemize anlatınca o da Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz'e bildirdi. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem eğer rüyası sadıksa, doğruysa ellerini iade et Ya Rab buyurdu. Elleri yerine geldi. Burada neyi anlattı? Nimeti rahmete çevirmeyi anlattı. Vermiş olduğu o basit gibi görünen, çünkü yarım hurma ile de olsa kendinizi ateşten koruyunuz. Efendimizin bu mübarek sözlerini duyduğumuz zaman, iç kulaklarımızla da duymaya gayret verelim. Anlaşıldı mı acaba? Böyle okuyoruz, yani her defasında da aynı hadis-i şerif okunuyor, isterse katrilyonlarca anlatırsın, esrarına ermek gönül kulağıyla dinlemeye aittir. Yoksa kabukta kalırız. Çok güzel meyve ağaçlarımız, fidanlarımız olur ama meyveyi.
Onlar meyveyi toplamışlar, ona erişmişler. Demek ki bu dünya nimetini yolunda sarf etmek suretiyle ukrada kurtuluşuna vesile olmuş. Velhamdülillahi rabbil alemin el Fatiha.