Kenar elinde, Yusuf'u yitirdim, kenar elinde Yusuf'ım bulundu canlar satılır, satarım canımı, alanı bulunmaz, satarım canımı, Kaderimin bir edebiyatından bir zikir üstad hatrına geldi, onu ne yapayım? Allah Allah Allah yarmadım. Efendinin nur yüzününını görmedim, vuslatın andır beni pek açım, Allah Allah Allah pek açım. Efendimiz'in hazretsine, bedenimizin tahmizinden birkaçı bir takın hatırına geldi. Bulamıyorum çünkü karşıldan ayrılamıyorum. Zahmiyle yaran olmayacak sızlama olmaz. Baktı tedavi gelmeyecek gözleme olmaz. Bak Es'at gibi sevda, yahu uyup nerelere düşmem. Hz. Efendimiz on sekiz gün dağda ot yayıldıktan sonra bir hücresinin içerisinde sarmasının içinde bin Hicrıkeyh olmuş da yani Es'ad gibi sevdaya uyulu çöllere düşmen, bıkacağın olmuş çünkü o zaman.
Es'ad gibi sevdaya uyulu çöllere düşmen, Onlar menemende üstadımız İzmir Hastanesi'nde, pederimiz, Aysel Hapishanesi'nde kırk beş gün yedi tane çocuğu iki anne. Bir tek kartımızda halı varmış ona annen. Eşey-i firaş yedi senedir yatakta yatırdı. Yataktan kalktı. Bir ahbabımız hacı derlerdi. Onun yanına götürdük. Şimdi Züleyha Hanım da '' Yavrularımız süzmeye çıktılar gün sairemiyorum.'' Dedim babam orda hapisteydi. O bize hiç acımayın daima Mevla'sını düşünüyorum. Allah'ım, sümbülüm, göklu olsanız ne alıyorsun efendim? Allah'a layık bir bul olsa mıdır, bir koç olsa mıdır, hazaların tamamı olsaydı bende idam olurdum. Layık değil misin beni Allah geliyor kovuyor diyor, devime gönderiyor diyor. Bu elemendeki ölenler gibi bende ölürdüm, el mi Allah'a layık bir kul olsam? O zaman mutlu canımızın zehirlendiğini, yirmi sekiz tane kulafanın asıldığını duyunca babam, kızı kaldırıyor hapishanede.
Ertesi kalbinden bir şeyler tolere ediyor ağlaya ağlaya. Şunu okuyun, kardeşlerimle okumadım da, bulunsun bunu tevelüken okuyayım size uyanalım. Söyler, benim de söyler. Lakin ne sesim uyuyabiliyor size, ne de biatlarım uyuyabiliyor. Bu sorunun nazar buyurmayın. Biz ahirete gittiğimiz zaman, onun kardeşini kaybetmesin. Dokunduğu zaman, uçakla bir Fatiha. Okuyun imanla ola, ölebilirsek belki kurtulurum. Allah'a sizleri de bizleri de imanlı öldürsün, rızasını buldursun. Allah muhabbetinizi ayırmasın, teşrif eden ne olursa buyursunlar. Tertibi bir hakkın yapması lazım. Yapamazsa kabirde, haşirde, arasopta çok perişan olur. Bir.
Manasını tefekkür bilmeyenler de dinlemesi lazımdır beş hüsnü zan teslimiyet çok mühimdir altı Zikrullah çok devamlı olmak nefsi zikrullah'a döndürmek nefesi zikrullah'a döndürmek günde üç dört defa devam etmek lazımdır Zikrullah'ı yapamayanlar muhakkak ki kalpleri hastadır Nasıl ki bir mide hasta alınca tatlı şeyler yiyemez istifra eder işte ruhta hastalanınca zikrillahı zorlar edemez bu hususta kalbi tedavisine bakmak lazımdır kalbin halasının dünyadan öyle buyururlar ki bir kalpte bir tek damar mülevves olsa o kalp ruhaniyetten pek az lezzet alır rabıta yapamaz Zikrullah da yapamaz o donuru da bile tedavi etmek lazımdır buyurdular onun için katı kimselerle alakayı kesip halvetinde dersine çalışmak lazım buyurdular mertebeye çıkaran Meslektir. Muhabbettir. Abdeste bir tek damar. Evet. Öbürdüler ki sebepte geçen ihmandurlar birbirlerine hüsnü zan artırırlardı. Hüsne ahlaklar mılardı?
Birbirlerine ikramda, edaileşmede çok zevk duyarlardı ve Kehf gönüllerdi. Ne lüzum oldu diye İhsan'da bulunurlardı. Din kardeşini gönülden düşünür ve gelen bir musibete acırlardı. Hele üç gün bütün kardeşini görmese tahammül edemezdi. Göl arzusunda götürün. Suhpeti hiç ihmal etmezlerdi. Uzaktan yakından boşanarlardı, bunlar hep arzuyla olurdu. Bunu yapamayanlar, sohbete gidemeyenler muhakkak kalplerinde bir emral vardır. Bir haram taam, şüpheli taam, iki, macisinden hariç kimselerin ünsiyet, bir de, tulu ve emrin dünya arzuları bütün bu sohbetlerden ağamanın özülüdür. Lase ağamın ekmeğini yeme içme gibi görüşme gibi arzuyu konuşmalar da böyledir. Duydular ki kalp tertemiz olunca bütün azaların immün bağıdır. Onun ne kadar bulansa, azalara hiçbir kötülük gelmez. Ağızdan, gözden, kulaktan, her yerden doğruluk çıkar. Kalp mülevves olunca, bütün aza çeşmelerden mülevves olur.
Hiç doğruya gitmez, doğru söze de yanaşamaz. İlla ki kalp menbaını temizlemek, zikirlarla, tefekkürlıkla, rabıtayla, hüsnü zanla kalbim mutmain etmek lazımdır. Efvali kainat Efendimize, kainatın en efsalı olan Hazrası Muhammed, Sallallahü Teala Aleyhi ve Sellem Efendimize. İlaha hamdü sena Muhammed'e salavat olsun, anem Eskadı'nın lavzasında rahmetliler dolsun, Bütün mümini müminat rızam bulsun, ifadei merak için bu aciste lütuflar olsun. Havuzu besmele Hicaz yoluna hamdolsun kavuştuk vahdet gülüne, Halık'ın erdirdiği Şam'ın eline Yahya Peygamberi gördü gözlerim. Müezzin Rasulü Bilal Habeşi, edildi ziyaret akıttık yaşı, Şehidi Kerbeler Şeyhinin başı, görünce onları yandı özleri. Muhyiddin Arabi yatar burada, pamukla da derler aynı sırada, şöyle tenlahittir yoktur irade, Rabia'yı görüp, sürtün yüzlerim. Muhammed'in neslimi, sallallahu. İzip kestirdi, meraklerin görüp de dimatırdı.
Huryanen bindirdi, keyfin getirdi. Düşündüm vakasım daimsızlarım. Kibarı evliya Halid'in sıya, görüntü burada emmiş bir kaya, kırk mihrap avazdım, seyledim haya, gördüm anda sırlar, anı kistlerim. Halep ve Zekeriya peygamber vardır, Humus'ta yatırmış Halid-i Katir, evliyada Veysel Karaninadır, düştüm yollarına yolun izlerim. Muhhaddis meşhur Ebu Hüreyre, İsa'nın eneceği hem Hak minare, Ravza-i Mutahhheriye geliyor sıra hepsinin şefaatin daimtileri. Rabbının beytini daha görmedim, Şefekei rasule yüzüm sürmedim, haspakçe gülünü daha vermedim, intizarla geçti kış ve yazlarım. Hamdolsun girdik vapur içine üç yaş tevbe ettiği bütün suçuna, Halık'ın kaptırdığı hacı göçüne giydirdi ihamı hamdolsun duca. Çiddet eller yere vafur dayandı, gaflette olanlar bütün uyandı. Koptu hava anne nura boyandı, gösterdi gaprini, and olsun Fütda.
Geceleyin çıktık Mekke yoluna nasip etsin Mevlam cümle kuluna, bütün gaddar açıldı rahmet gölüne meşeler buyurdu hamdolsun Füda. Sabahleyin girdik Mekke şehrine, daldırdı Allah'ın rahmet vahrine, artık kendimizi aşkın nehrine şahadetti bizleri hamdolsun füze. Davu selamdan evvel girildi, Allah'ın beyti tamam görüldü. Diyorlar bir milyon üç yaş verildi, safhalar bahşetti hamdolsun Füda. Yedi taraf ettik sa'ye başladık, delil tarif etti biz de işledik. İnah deliller yerde şeytan başladı, kestirdi kurbanı hamdolsun duda. Makamı İbrahim'de durdurmamasa, ol Hacerül Esved sürüldü yüze, Mevlam nasip etti zemzeni bize, içirdi suyundan hamdolsun Huda. Çıktık Arafat'a çadır kuruldu. Zannleyledik dünya orada delildi, İkildi fanidaklar lebbeyk değildi. Affette isyanı hamdolsun Füda.
Müsttelif ettiler geldik bir gece, iki namazı bir kız uslu hoca o mevki hali gayette yüce öğretti ismini hamdolsun Füda. Bünyamin mevki Mekke'ye yakın, bucaş bundan sonra günahtan sakın, terk et ahlakını iyisin takın, derdine devam eder hamdolsun Füda. Yetim minaresi, kudtese dolu, otuz dokuz katı su hem çoktur yolu, direği adetsiz sayılmaz şöyle gezdirdiği için de hamdolsun Hüca. Göz tarafında dört mihradı vardır. Cümleye nasip eylesin tatil, zemdeni aselde bulunmaz nadir. İçirdi suyundan hamdolsun Hüca. Yupbeyt diyenleri çeker getirir. Darınca umreye murat attırır. Gören Beytullahı, aklın yitirir, ettirdi tavafı hamdolsun fücta. İstikdal eyledik, hükmü yemani, yeşil taş üstünde namaz kılanı, sal altunaluğun sadrin bileni, yakmaz cahiliminde hamdolsun Füta. Rabbinin beytine elveda dedik. Bütün vücudumuzu senden ile yutu, Haticecın bazsın orada koyduk, tekrarın nasip eylesin Küta.
Alem der vasfsız, sırnaz dilinle Hamza Abbas Amocası fırlatır dokuz Zecesi yanına çeker arz etti nasıl ki beyt ehli Muhammed'di. Mustafa O evde huzurlayarım, ibretle bakanları görürüm. Haramda fazla dağıtırım selamlerim Muhammed'de. Doğru ol dedi. Ne de uyandın. Daha söylediğim. Bahsedeyim. Çok göz yalvardım.