Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Cenabı Hak, Halıkı Lemyezen, İsrail oğullarını, Yakup Yakup Aleyhisselam'ın on iki evladını, on iki kabileye ayırdı. Demek ki bu kabileler Yakup Aleyhisselam'ın on oğlundan geliyor. Yakup Peygamberimizin on iki oğlundan geliyor. Ve evhine ile Musa İdris Tezkau kavmuhu, Musa Peygamberimizden su istiyorlar. Biz de ona vahyettik. Su istemeleri pih çölü. Çölde suyun bulunmasında tabii ki güçtür, zor. Ona göre de Mevlamız hayvanını hazırlıyor, binitini, ona göre tahsis buyuruyor. Devenin malum, hörkücünde on günlük su depo edecek şekilde Cenabı Hak yüce kudretini izhar buyuruyor. On iki gün su depoluyor. Nasıl ayarlanmış? Mevlai Zülcelal'in ayarı kadar güzel bir ayar olur mu? Ve imna kulle şeyin halaknahubi kader. Her şeyi buyuruyor Cenabı hak, biz bir ölçü daha üstünde halk ettik. Hemen şey ölçüde.
Mesela siz dersiniz ki, ah şu bir mevsim dolaylarında olsak ne kadar güzel, şu iş gününden. Yazın da onlar yanıyor. Onlar da bu tarafları arz ediyor. Ah diyor, şu Tekir'in arkaları, bilmem planlar, yaylalar, Gülücek yaylaları, namlunun yaylaları, tekirler, oralara arz ediyor. Her şeyi dengeyle halk etmiş Mevla. Yani ben şurada değil de burada bulunsaydım hiç yok, hiç gerek yok. Oranın şartlarına göre o insanı da ayarlamış Mevla. İşte bunu anlayabilirsek bu adalet sırrının tecellisidir. Çok manalar çıkar hiç insan daralmaz o zaman. Bak bir yere lütfettiği nimet diğer bir yer ile aynı değil. Karadeniz'de lütfettiği nimet bir İç Anadolu gibi değil. İç Anadolu'ya verdiği de ora gibi değil. Belki onlar da ceviz bulamıyor. Biz burada fındık nimetini bulamıyorsak onlar da orada belki elmayı bulamıyor. Paraza, böyle kabul edin. Ondan dolayı Halık'ül Emyede ayarını çok güzel yapmıştır.
İnsanın tabiatını da yapmıştır. Yaratılışını da ona muvafık, halk buyurmuştur. Mesela kutup ayıları burada olsa yaşayamaz o. Senin hayvanın da orada olsa yaşayamaz. Onu dengelemiş bir kutuplardaki hayat buraya benzemez. Çok soğuk. Tamamen buzullarla dolu. Rabbimiz oranın mahlukunda bir deve gibi halk etmemiş ki. Yağ tabakasını on santim kadar kalın halk etmiş. Yağ tabakası on, on santim kadar kalın. Beş santime yakın da derisini halkıyormuş. Üşümüyor işte. Hatta buzullara kafasını sokuyor, öyle ayarlamış Mevdayi Türkçeye. Bir Suudi Arabistan'daki hayatla bura bir değil, orayı oraya göre etsin demiş. Orada üşüdük dediğiniz zaman olamaz ya, on yirmi derecedir. Siz Medine pek soğuktu, dayanamadı. Yahu ne kadar bir hava şef geçti, kemiklerimize sirayet etti dediğiniz o hava yirmi derecedir. Burada yirmi derece tezh etmeye başlar. Yengesi Cenabıhakk'la anlatılmakta bitmez ki.
Mesela Afrika dediğiniz zaman oradaki adamlar diyorsunuz, açtır, aç. Görüyorsunuz çocukların taşı yaladığını görürsünüz, taşı yalıyor çocuk. Ona da Mevla-yı Zülcelal oraya öyle madenler lütfetmiştir ki uranyum madenleri kıymetini, değerini ölçmekle bitiremezsiniz. Şu bor madenleri bile öyle. Bu demir, öyle yelekler yapıyorlar, demir olmaz da. Böyle bulgur yelekler yapıyorlar, çelik yelekler yapıyorlar. Bunlar hemen hemen beş, on kilo ağırlığında oluyor çelik yelekler var. Bu madenleri de Cenabı Hak Mevla'yı yüz yüze buraya lütfetmiş, ihsan etmiş. Ondan kattıkları zaman iki üç kiloya geliyor. O on kilo. Onun faydalarını anlatmak anlatmakla bitiremezsiniz. Ben burada anlatırım da şimdi uymaz, kafalara muvaffak düşmez. Ters ya, buradayım size. Ters gelir. Anlatırım yeni gelişmelerden şöyle zortur. Bak dünya nereye gidiyor gittikçe, değişiyor, her şey değişiyor.
On sene önceki teknikle şimdinin arasında çok büyük fark var. Eve bir telefon alınacağı zaman bambaşka yine bir telefon alınacak, evet telefon alındı. Şimdi o telefonları geç, çoğunun ceplerinde telefonlarına ulaşıyor zaten, ceplerinde telefon. Şimdiki gelişmeler nano teknoloji diye çok müstesna bir gelişme var. Bir, bazı sözler söylüyordum, onun üzerinde duracağım, burayı size anlatırım. Gördüm ki bu kaşif deniyor, kaşif. Ne demek? Keşfiden. Tasavvufi bir terimdir bu keşif. Keşif ve keramet tasavvufi bir terimdir. Kaşif, tasavvufta iç gözlere açılmış gibi. İç gözlere açılmış, alemde her şeyi görüyor. Allah'ımız gösteriyorum ben. İç gözlere açılmıyorum. Hemen başka yere dönerim de gel dönmeyeyim. Başka, başka gözlerden anlatırımdı. Hasyurt gözlerden anlatırımdı geçiyorum. Hiç sözüm yok, nurlu bir cemaatinlik. Şimdi kaşif keşfediyor mesela şimdi. Çok büyük keşifler yapıyorlar.
Onların keşiflerine hiçbir mana ifade etmez. Keşifleri hiçbir mana ifade etmez. O keşiflerin keşiflerin temelinde yatan nedir? İslam alimleridir. İç gözleri açılmış Allah onlara, akıl lütfetmiş. O zekanın dışında akıl lütfetmiş Mevla'yı Zülcelal. Şimdi fizik ve matematik konularında biraz da değişsin diyorsun. Fizik ve matematik konularında Avrupa'nın temel taşları sayılan eserlerin diyor, bunlar yalancı isimler, hiç değişmetsizin kendi çalışmalarında İbn-i Haysem, bu bir İslam alimidir, İbn-i İhsan, bunun, bunun eserlerinden, fikirlerinden, buluşlarından istifade etmişlerdir. Yani yaptıkları bir şey yok. Hep böyle kendimizi geri göremeyeceğiz. Biz de onu yakalayacağız. Bunları okudum, bir yerde anlattım da. Efendim, dedi, birisi, şimdi neden, dedi, bak hep onlar söyleniyor da, yine kaşifler, keşfedenler bulunmuyor. Sen söyle, söylerim dedim Allah'ın izni, sen söyle.
Dedi ki dünya mailler çuvatı, temel. Mesela onların öğüt kaynağı olarak sahiplendiği bilimsel ilerleyişlerine temel gerekçe olarak gösterdikleri deneysel çalışma metodının, Break diye birisi var, ona ait olduğunu söylenenler. Halbuki diyor İbni Heves'in çalışmalarından öğrenmişlerdir. İbni Heves'in Kitabü'l Menazip adlı eserini bunlar, bunlar ısrarla okutmuşlar. İngiliz filozofun Müslüman olmakla suçlanmasına ve senelerce zindanlarda tutulmasına sebep olmuştur. Neden sen bu İslam aliminin eserini okudun diye. Hep Müslümanlarda ne var? Şimdi bu kediler bir ara açılsa, biz işi anlasak, çok güzel olacak, bu maddi buluşlardır. Bir yaş geçti. Çok anlatım bir yaş geçti. O yaşını geçirmeyen dikkat edenlerimizde çok büyük gelişmeler var. Evet, buraya gelmeden inceydi. Yolda arabaya aldım onu. Derslerimi görüşeceğim. Tarif ettim, içime sinmedi, şöyle oturayım.
Ben de büyüklerimize müracaat edeyim. Şöyle kalben, öyle görüşeyim, arzu ettim. Görüştüğümde baktım iyi bir ileride olmuş. Şok uzun bir lider olmuş. Var. Bu buraya mahsustur herhalde, utanmalar ne derler? Böyle bir seçim zamanları ne gelsin de var hiç utanma kalmıyor, üç. Bunda diyeceğim, bir yere gitti mi dedi, seçimden bir gün önceydim. Bütün seçimin, diğer kuruluşların seçilecek adayları gelmiş, İçeri girin, ne diyeyim Allah'ım dedim. Şunlara biri bir yerden, biri bir diğer izle. Hepiniz kazanın dedim. Başka yok olanlar, hepiniz kazanın. Bunu bizim Mehmet Emin Hocamızla beraberdim de. Efendimiz ne yüksek bir buluş, ne güzel, gayrı öyle diyeyim, hepiniz kazanın Allah'ın yolunu diyeceğim başka bir ayette ifade eder. Yeter buraya, senin şeridine. Çok üzülüyorum. Al şunları bir o kardeşe yaptığımız vazife bilir bu dost. Az çok az çok az. Geçti değil mi? Böyle geçiyor.
Şimdi bunlar maddi buluşlar, onlar manevi buluşlardır. Bunları sağlayacağız yani, o ömür geçmeyecek. Elektronik ve otomasyon alanlarının temeli İngiliz bilim adamlarına dayandırılıyor. Halbuki asıl istifade ettikleri El Cezeri diye adlandıran bilim dünyasında mühendisliğin babası olduğu ispatlanmıştır. İslam alimi bunlar. Bunların yaptığı ettiği şeyi, tabii okuyanlar bilecektir daha güzel. Trikgonometrinin astronomiye uygulanışı ve bugün uzaya yapılacak yolculukların ileri seviye gelmesinin temelleri İslam dünyasında kurulan rasathanelerin ortaya koyduğu verilerle atılmıştır. Şimdi onlar gök cisimlerini araştırmak için giriyorlar. O gittikleri o çalışmalar neler? O sinüsler, kosinüsler, tanjant gibi tabirleri ortaya koyan, güneş saati hesaplamaları ile günümüzde geçerliliği kabul edilen sonuçlara ulaşan, İslam alimlerinden battaniye'dir. Bunlar değil mi yani, o kimseler değil.
Nasıl bir fikir yerleşmişse bunu çokça görüyoruz, bize de tesir etmiş. Bunu anlatılır mesela İslami bilimlerden, onun bir yabancıdan girdin ulağa böyle diker. O yabancı ne? Onlar, Allah'ımız onları gübre olarak haber veriyor. Nices buyuruyor Kuran-ı Kerim'e nices o? Nices, onun hayatı nices o temizlik bilmez. Gidip haya, kural yok onlarda öyle duruyor. Böyle yerleşmiş. Astronomi, bu gök bilimi demek, yıldızlarını iyi araştırıyorlar ya, büyük katkı sağlayan bilginlerden. Sabit bir kura diye bir İslam alimi. Dünyanın çapının küre biçiminde olduğunu, astronomi hesaplamalarının temel kurallarını bilimsel bilgiyle ortaya koyan bu İslam bilginidir. Niyedeydim? Niyedeydim dedim ki? Şu dedim, bizim dağın çobanları çok üstün dedim, çok üstün. O dağda dedim, abdest alıp iki rekat namaz kılan zikreden var ya, çoban. Niye bunları, ne bunları? Ne cezpacı canım bunları?
Ebü'l Vefa Hazretleri astronomide ayın üçüncü inhiraf kaidesi diyorlar. Yedi asır önce bunu bulan Ebul Vefa Hazretleri olmuştur. Dürbünsüz Beyruni, Galile, bunlar batılı insanlar, beş altı asır önce bu İslam alimi dürbünsüz gerçekleştirmiş bu gelişimi. Semavattaki ilim hususunda o ayın, yıldızın, güneş sistemlerinin, gezeğinin neyse artık, bu bunları beş altı sene asır önce bu Müslümanlar bulmuş. Bunlar da bir şey yok, ne biçim? Çiçek aşısı batıdan bin yıl önce Müslümanlar tarafından uygulanmıştır çiçek aşısı. Çiçek aşısını bin sene önce bulmuş. Çok hoşuma gitti de kardeşlerimiz okuyunca. Katarakt ameliyatının sekiz yüz kırk altı yıl önce, bu katarak perde var ya, göze perde göremem ne diyor. Birine geliyor, kapanıyor Allah'ımız. Ötekini biraz muhafaza buyuruyor, sağlam oluyor. Ötekini ameliyat olduktan sonra o kararmaya başlıyor. Yaşların usta diyor bir kafeye bir göz yeter diyor.
Öyle şey. Allah Allah. Sekiz yüz kırk altı yıl önce el Masfili diye bir İslam alimi bulmuş bunun kişi hac. Doktorluk da bayılma yöntemi, bayılıyorsun. Bir hastaya ziyarete gitmiştim dün kayırlı. Dedim ki, çok güruşturuyor. Bu niye? Efendim bir saat oldu, dedi. Ayıldı, bir saat oldu. Ondan yeniden geçmiş var ziyade. Şimdi şeyler diyorum duymuyor. Bir saat oldu, ayıltı, şimdi ayıptılar naklos bir elime. İşte bunları ne? Tıpta ilk defa kullananlar Müslüman ilim adamlarıdır. Sarılık kolera mikroplarını bulan ve tedavi usulleri geliştiren, yine Müslüman doktorlardır. Eczaneleri ilk defa kuran ve tıbbın emrine verenler de Müslüman alimleridir. Bin üç yüz yılına kadar koca Fransa'da tıp kitabı olarak sadece bir kitaba rastlanmıştır ki, o da bir Müslüman doktor olan El Razi'nin eseridir. Bu büyük eser tam bin yıl, batılı bilim adamlarına yol göstermiştir.
Cebir'in bugün geldiği seviyeye çıkmasını sağlayan Herzemi diye bir İslam alimidir. Çocuklarınız, torunlarınız okula gittiklerinde görürler. O izahlardan geçiyorum, bu formülleri ne anlatıyor? Bu Descartes diye bir onların alimi. Evet, Harezmi diye bir İslam alimlerinin eserlerini ve uygulamalı çözümlerini kullandığını itiraf etmekten çekinmez. Oradan aldım diyor, Müslümanlardan aldım. Batı dillerinde yaygınlaşan sıfır kelimesinin kökeni Müslümanların Arapçada yokluk boşluk kavramını ifade ettikleri es sıfır kelimesidir. Sıfır rakamı için ayrı bir işaretin bulunması, herhangi bir hastalığa çare bulmak ya da bir makine icat etmez kadar inanabiliriz. Girdik gayri liderleyin. Pi sayısı, El Haşani'nin geometriye bir armağanı olarak kalacaktır. Eserlerinin asilları Londra, Moskova, Oxford'daki ünlü kütüphanelerde saklanan Ömer Hayyam.
Pascal üçgeni diye adlandırılan matematiksel açılımın sahibidir. Ayrıca Fermat teoremi diye sunulan denklem çizimleri de ilk defa Hayyemin eserlerini de yaratmıştır. Arap rakamları Haçlı Seferleri ile Avrupa'ya geçti. Böylelikle sayfalar dolduran Romen rakamlarının ilkelliğinden kurtuldular. Eski kimyanın büyücülükten başka bir şey olmadığını batılılara Müslüman kimyacılar göstermiştir. Ayrıca kimyada sülfat asidi, nitrat asidi, imbiklemek, kristalleştim, ışınlanma, alkol, amino, cıva, ofisi, şeker gümüş nitrat suda boyacılık ayrışım İslam bilgilerinin keşfi olarak ortaya çıkmıştır. En son şunu da diyeyim artık. Fransız fizik ve kimya bilgini modern kimyanın babası olarak kabul etti. Oysa ki on altıncı yüzyıla kadar süren İslam dünyasındaki kimyasal çalışmalar, onun ve çağdaşlarının çalışmalarına hız veren en büyük İskenderenler hep Müslümanlarydı.
Başkası değil, başkası değil Müslümanlar. Essahne Biz İsrailoğullarını, yani Yakup Aleyhisselam'ın on iki oğlundan gelen o kabileyi, on iki oymaklar kıldık. Kavmi ondan su istediği zaman, Hasanı taşa vur diye biz vahyettik. Essau billahi. Fenbe ceset, fenbe ceset, min hübnete aşvete ayna. Bu pencerese, bu cebe, vecesi, yine yanlış demeyeyim. Bu kelime suyun yavaş yavaş akması demek, yavaş yavaş. O tenpecara fışkırması demektir. On iki tane pınar kaynadı. Her kabilede nereden su içeceğini çok iyi bildi. Şimdi öyle bir mucize ki güneşte kalıyorlar ya, gölge onları hep takip etti, tahrip etti ve halıkımız da onlara kudret helvasıyla bıldırcın etinden ikram etti. Kulumin tayyibati ma'razaknakun. Allah'ın selud etmiş olduğu rızıklardan temiz, temiz rızıklardan yiyin. Haram karıştırmayın. Öyle ki şimdi adam trilyonun içinde oynuyor, trilyon. Şahidim, iyice şahit. Trilyon.
Yirmi milyarı kurtaracak. Yirmi milyar karı var. Trilyonla oynuyor, trilyon. Trilyon bir şey değil şimdi. Şimdi yirmi milyar zarara gidecek. İşte burada belli oluyor. Demiş ya, dağda sütçüymüş, şehirde de ayakkabıcıymış, kardeşim demiş. Dağın başında evliyalığı ben de yaparım. Mühim olan böyle isyanın içerisinde gelin koruyabilmek demiş. Kadının böyle beyaz topuğuna elindeydi gönlün kaydı dediği gibi. Şimdi trilyonlarla oynuyor, ticari bir yanlışlık var burada. Yirmi milyar için kendine ateş atıyor, yirmi milyar, yirmi milyar. Allah'ımız buyuruyor, rızkın temiz olanlarından yiyiniz. Efendim niye bu işlem meşgul? Bu efendim değil birileridir. Senin hakkını avucuma koydum elhamdülillah. Nasıl koydun efendim? Elimi kaldırdım Rabbime, yalvardım ben. Havare ettim ben Rabbime. Şimdi Sufiler derler ki ibadet ve taatın lezzetinin onda dokuzu helal rızıktır, helal rızık.
Bir tanesi de uzlettedirdir, uzlettedir. Kardeşim, helal rızık yemek. Risalet Etpena Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem çalışmayana selam vermiş. Hiçbir sohbetinizi terk ediyor muyum? İşte Kazım Efendi. Tabii kendi içinizde olduğu için pek bilinmez bunlar. Akşam kaç şerit ile dolaştım? Burada İsmail Efendi var, Talas'tan kardeşimiz, bilecek. Hem kendileriyle görüştü hem Sivas'ta olaylarından gelenlerle görüştüm hem bir başka yerlerle görüştüm. Dedim gideceğim yiyeceğim. Aman ha, yetişin konuşsun. Bak bak bak. Bırakmam Allah'ın izniyle katiyen olsun. Çünkü efendimizin evlatları bizim için çok kıymetlidir. Hadisi şerif olarak da gördüm yeri de var. Babasını diyor memnun etmek isteyen dostlarını ziyaret etsin. Siz Efendimizin dostlarsınız. Onlar sizin gönlünüzü mes'ul etmek, onu memnun etmek demektir. Rızkın helal olanlarından yeğiniz. Ve ma vebalemune ve lakin kanu en istavimun.
Siz böyle çılgınlık yapmak suretiyle asıl kendinize zulmediyorsunuz, bir başkasına değil. Ne suçu var yani? Ne suçu var? Şimdi Allah'ımıza çatamıyorlar da, kulakların iyi duysun bunu, Allah'ımıza çatamıyorlar, alıyor değil mi? Şunu alıyor. Allah'ımıza çatamıyorlar, resulüne Resulüne çatıyorlar. Allah'ımıza bir şey diyemiyor ama bizim de ilahımız diyor ama Resulüne Mecnun diyor, şair diyor, bir başkalarının satırlarından diyor. Şimdi Resulullah'a bir şey demiyor. O diyor peygamberdir ama ashabına oynamadığı oyun yok. Ah, o Bilal var ya diyor, o Selman var ya, o fakirler, onlar kalksa da diyor biz diyor Rasulullah'ın huzurunda otursak. Kehf Suresi ayet yirmi sekiz. Şimdi Resulullah'a çatamıyor, ondan sonra yanındaki dostlarına. Evliyaya çatamıyor, ah şunları görüyorum. Aynen durum bu.
Allah'ımıza bir şey diyemeyip de, peygamberimize çatanlar gibi, peygamberimize çatamayıp da güç yetiremiyor, çünkü çarpılacak. Ondan sonra ashabına, Evliyaullah'a bir şey diyemiyor ama şunları görüyor. Siz kendinize zulmediyorsunuz. Bir başkasına katiyen, katiyen değil, oturup kalkıp Allah'ı anacağımız yere neden böyle olsun? Bize değil, kendi kendilerine zulmediyorlardı diye buyurdu. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi serin sohbetini dinlediniz.