İdrak ve Anlayış ile Ruhun Arınması kaydında Estağfurullah, Estağfurullah, Yazmıştık eğer sizlere de ulaşmışsa, Sami Efendimiz Hazretlerinin haddesallahu Sırra Mektubat'ından altı tane, muhasebe, müsaabelerinden, müsaabelerinden altı tane mesafe var. Ondan başlanır, diğerine doğru gidilir. Birer sahife olsun her gün. Bir de adap risalesinden en az artık ne kadar okuyabilirseniz…
Estağfurullah, Estağfurullah, Yazmıştık eğer sizlere de ulaşmışsa, Sami Efendimiz Hazretlerinin haddesallahu Sırra Mektubat'ından altı tane, muhasebe, müsaabelerinden, müsaabelerinden altı tane mesafe var. Ondan başlanır, diğerine doğru gidilir. Birer sahife olsun her gün. Bir de adap risalesinden en az artık ne kadar okuyabilirseniz vüs'atine göre insanın bir sahife muhakkak okuyalım diyoruz efendimizin kitapları. Bir de anlayışlarımız noktasında çok mühim bir ayeti celile var. Mesela diyoruz ki biz bir türlü işi park edemiyoruz, anlayamıyoruz. Ne olduğunu, acaba Allah'ımız kitabı Kerim'in de bize ne buyuruyor? Hadis-i Şeriflerde ne ifade ediliyor? Ehlullahın sözlerinden maksat nedir? Bunda güçlüğümüz var. Hepimizin ortak kabul edeceği bir husustur. Mesela bahar geliyor. Bahar bizim kafamızda canlanan bir düşünce var.
Mesela sonbahar diyelim yaz, kış vesaire ne olursa olsun bir suyun başında da olsak veya değişik bir yerlerde bir türlü işi fark edememe noktamız var. Bunu kabul edeceğiz. Bu idraktir, bu anlayıştır. İdrak kelimesinde fiilinden alınır. Kuran-ı Kerim de geçer. Ne olmuş kelimemiz? Çörek. Hafızdır elhamdülillah. Niye? Gametli böyle hafıza niye vermiyor? Hem haşere var, hem takrib var, hem tayyibe var. Evet kimseye bir şey demiyorum da. Niye bilemediniz yani. Bir sesimi duyardık elhamdülillah. Diğerlerine bir şey demiyorum, hepsinin üzerinde gördüğümüz Allah'ımızı yaratmış. Şimdi imamı şey Muhyiddin Arabi Hazretleri insanların özelliğini sınıflıyor, özelliğini yedi tane. Birisi de ilim noktasını, ilim haysiyeti taşıyan, her şeyde derinlik. Bu derekeyi geçiyorum. Yani dereke derin düşünmek demektir. Buyuruluyor ya münafıklar cehennemin en az tabakasında buyuruluyor.
Bu kelime derin anlayabilmek. Zaten bu Ayet celleyi okuyacağım. Sami annemizin eserinde geçiyor. Bu Kuran-ı Kerim'de bu Muhyiddin Arabi Hazretleri yedi esas alıyor. Yedi esas. Bu yedi esasta, birisi de ilim. Onda derinleşmek. Mesela Kuran Azimüşşan bir ilimdir. Kuran Azimüşen ilminde derinlenme, derinlemesine işte o aşere imamlarımıza göre, takriptir, tayyibe'dir, Kuran ilminde rüsuh sahibi olmak, ilerleyebilmektir. Mesela hadis. Hadiste ilerleyebilmektir. Bunlar bir ilim dalları. Böyle şunu yapıyoruz ne demeyelim. Yaptığımız bir şey yok. Efendimiz elli sene oldu adım hatalı bazı yerleri, geçti. Neyse biz devamlı tenkit noktasında olmayalım ama uhrevi işlerde şimdi görürseniz fotoğrafımız şu, Onlar dünya hayatını seviyorlar. İşin neydi okuyamadın. Hah. Ahiret işlerini ise geriye bırakıyorlar. Yine Kuran-ı Kerim'de var. Dünya hayatına önem veriyorlar, ahireti terk ediyorlar.
Yine alalım şeyde olacak, Nehir suresinde. Uğraşayım böyle mesela. Yok. Vera. Yani dünyayı gözlerine başta o önemli çünkü onun için. Nefsi immaren olduğumuz için bu olur. Dünyayı diyor hedeflerler. Ahireti de arkasına atar. Yapmacık. Belli olur zaten. Gelin bunları örtelim biz. Gayret edelim bakalım anlamaya çalışalım. Allah'ımızın bize haber verdiği esaslardan görüşelim. Cenabı hak Habibine bile Eshabü'l-fezir. Efendimizin bir kutbiyet hali var. O halde bazı daralmalarını gördüm. Allah'ımız yüce bir makam ihsan buyurdu. Allah'tan bir ikramdır ihsandır ürünü fakat Efendimizin çok daraldığını bazen gördüm. Sonra anladım ki efendimiz o kasap illetinden değil. Gayretinden gelen bir daralması vardı. Gayretinden. Niye daha böyle gerideyiz diye? Bundan dolayı endişe ediyoruz. Bu gazapla gayret bir ayrıdır. Gazap o nefisten gelir Allah korusun.
İdrak ve Anlayış ile Ruhun Arınması kaydında Estağfurullah, Estağfurullah, Yazmıştık eğer sizlere de ulaşmışsa, Sami Efendimiz Hazretlerinin haddesallahu Sırra Mektubat'ından altı tane, muhasebe, müsaabelerinden, müsaabelerinden altı tane mesafe var. Ondan başlanır, diğerine doğru gidilir. Birer sahife olsun her gün. Bir de adap risalesinden en az artık ne kadar okuyabilirseniz…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 13 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bunlardaki ise büyük bir şeyi var çabası var dinimiz için. Efendimizin, buyuruluyor ya. Habibim sen bunların endişesinden dolayı mesela bizim ezalarımızdan cefalardır. Canım. Evet. Dineni yapma işımızdan çok geri kalışımızdır. Ondan dolayı sen kendi canına mı kast edeceksin buyuruyor. Yani o kadar efendimiz kaydet gösterilmiş ki. Sen buyuruyor Cenabı hak canından mı olacaksın ya Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Zaten Tevbe suresinde de son kısmında geçiyor ya. Müminlere karşı çok hırslı, zaten kendisini tarif buyururken işte adamın biri hadisi şerif olur, ateşi yakmış, böcekler ise ona doğru üşüşüyorlar ateşe doğru. O başında olan kimse de o böcekler yanmasın diye kanatlarından tutup tutup çekiyor. Tutup tutup çekiyor. Ben buyuruyor sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz aman ha burada göstereceğim belki değişik ayeti celle olacak bu. O bir değişik. O Enfal suresinde Şüda Haycelle.
Yani belanın umumi geliş sebebini anlatıyor bu Ayet senede. Bela umumi geliyor. Mesela buyuruluyor ki yapmış olduğunuz hata diyor umumi teşmil ediyor. Mesela bir hata işleniyor. O hata işlendiği zaman ona dur demiyor. Çünkü üç aşaması var ya bunun el yani elle mani olan buna güç yetmezse dil ile ifade etmek, buna da güç yetmezse imanın en zayıf olan kat kısmı. O zaman diyor bela umumi gelir. Ayet celiler de onu ele almış. Sami Velimiz hazretlerinin eserinde bu. Burada şunu Sami Bendimiz ifade buyuruyor. Bir belanın umumi gelmesi yani bütün dünyaya yayılması, anlıyorsun yani, demeye lüzum yok diye söylemiyorum. Birincisi nedir? Birincisi oradan alıyorum, zina buyuruyor, zina. Mesela gözün zinası, ses dinleme onun zinası, elleşmenin zinası vesaire. Dilleşme diye geçer. Bundan sonra livatayı ele almış. Bundan dolayı buyruluyor, bütün bela umumi gelir.
Bir üçüncüsü emri bil maruf nehyi anil münkerin yapılmayışından, Hatta bunda müdahale demiş. Dalga okutluk demek bu olsun. Ondan geçiyor Sami Fenimiz Hazretleri. Cihatta tekasül buyurmuş. Yani cihat illa şeyde değil, yani muharebe meydanında değil, fikri bir cihat, ilmi bir cihat, ailede bir, efendimizin istediği şekilde bir sallallahu aleyhi ve sellem aile hayatı için cihat, çocuklarımızda vesaire işimizde gücümüzle bunu ele almış. Hatırlamaya çalışıyorum, belki bir tane kaldı. Bakayım yine. Efendimizin notlarını seçmiştim onu. Sultanımız bize her şeyi söylememiş, söylememiş bizi bakmamış ki. Hemen hemen hepsini demişiz. Ha bir tanesi hak karşısında sükut etmek diyor. Hakkı beyan etmemek. Mesela bir hak var. Onu savunamamak, onu ifade edememek. Tabii bunu savunmanın yolları da Nahl suresinde geçer. Öyle savunacağım diye kalkıp ayağı adamla yaka paça olmak değil o.
Çünkü Bunları nasıl yapacağız biz? Bak bir şeyi söylerken elhamdülillah şuradan buradan diyoruz. En iyisi biz kitabı kerimimizi iyi öğreneceğiz. Madem kaydediyorsun üç şeyi çok iyi bileceğiz. İkincisi, Dinimizi iyi öğreneceğiz, Allah'ımızı Celle Celalühü iyi tanıyacağız. Ondan sonra nedir? Efendimiz aleyhissalatü vesselam. Rabbimizi tanıyalım dememiz yeter zaten. Hiçbir şey, izahya gerek yok. Böyle yoğunlaşmamız gerekiyordu. Sevgili kardeşlerim. Ben kardeşim ifadesini bile size kullanmadım haya ederek. Siz de ona göre çalışalım. Bak utanarak. Kardeşim kelimesini yine hafif buldu. Ama bize bir gayrete bir çaba gösterelim. Şimdi bir söz söylemler ya ağaç dalıyla gürlerdirler. Yani ne yapsın? Siz mesela iş değiştiren çok insanlar var. Diyor ki ben bir siftahilenmiyorum ki diyor. Zararına gireyim diyor. Onlar da öyle. Manevi ticaretinde böyle bir şifah bölmezse ne yapsın?
Yine Allah'ımızın emridir de gayret ederler. Bir mürşidimiz var bizim, efendimiz Hazretleri. Müridinin birisine üç tane görev vermiş. Evladım demiş, benden çok bahsetme, ben haya ederim demiş. Ne diyeyim ki dev mütevazı. İkinci bir şey var. Nasihatte bulunacaksın demiş insanlara nasihatte. Bir üçüncüsünü veya bu iki olabilir. O Mürid demiş ki efendim demiş sizi vasıftan geri kalamam size olan sevgim sonsuzdur. Çünkü sizin müşahede halinizi biliyorum. Marifetün hakikat halinizi biliyorum. Fenafillah ve bekabillaha erdiğinizi de ben biliyorum. Daha birçok esrarınıza vakıfım demiş. Yani müşahede haliniz, ıyağınen her şeyi apaçık görebilme. Ben nasıl demiş sizi ifade etmeden geçebilirim ama nasihati kabul ederim demiş. Böyle nasihat bir kişiye düşmüş. Kimse gelmiyor. Garip demiş şey yapayım. Çekil demiş. Ehlullahtan bir annemiz önüne geçivermiş. Demiş bak üstadına ne söz verdin sen?
Estağfurullah demiş. Tabii onlara da bir şey gelir yani bir bıkkınlık niye gelmesin? Biz bahçemize girdiğimizde şimdi bakın çekirge bunlar aşağı bir şey değil mi bunlar? Musa aleyhisselamın devrinde ikaz için Allah'ımızın göndermiş olduğu musibetlerdir. Bak bunlar yanımızdan geçiyor. Yani duyarsızlığımıza ait bir ayet celle onu söyleyeceğim ki bu bir gayret istiyor yoksa olmaz. Böyle adamı, böyle ameliyata giriyor. Emin olun o kesmesini bile duyuyorsunuz. Bizim başımızdan geçti bu. Sen dedi seyredebilirsin. Orada televizyonun ekranını da gösteriyor, gösteriyor. Seyridebilirsin dedi benim muamelemi dedi. Tabii o bıçağın neyin sesleri geliyor da hissetmiyor. Niye? Uyuşturuyor. Başta kendimize tabii kusur bulmamız icap eder hiç şüphesiz. Bir kere bizi bu nefis uyuşturmuş. Neyse yaz var. Buna hatıra olarak giderim. Yoksa bütün kitaplarda her şey derz olmuş. Yaz şey mani olmayiri.
Buranın hatırası olsun. Tarihini atarsın. Şeytan bizi mesela morfinlemiş, nefiyeyle, dünya, ene dünya. İkinci plana düşün, yani uhrevi işlerimiz. Şimdi ne yapalım yani Allah'ımız şeyde geçer, Kasas suresinde. Yol gösteriyor Cenabı hak. Yürümek bize ait. Yani şeyh din değil mi bazı gruplarda bu var çok yanlış o. Bunun düzeltilmesi lazım. Yani bunun o kadar hatalı bir şey yok. Ne gam diyor. Bak hepsi bugün de o Hayrettin buradaydı değil mi? Yo. Hah Hayrettin evrenine biz oturduk. Bayağı bir dergi hususundaydı. Dergimizi nasıl daha çoğaltırız diye. Şimdi konuşuyorduk görüşüyorduk. Konuşmamızda görüşmemizde dedim Hayrettin Efendi son nokta cehalet. Okumamışız. Oraya geldi mi yok. Bak adap risalesinden bir sahife değil mi? Nigarin bes. Ondan sonra musahabelerden bir. Bunun yanındakini okumayacak mı? Okuyacağız tabii. Niye okumayalım? Bir burada kardeşimiz yeni geldi.
Mesela bütün kitapların hissesini çıkar diyor şimdi. Çıkartmışlar. Emin ol ben bakıyorum üstatlarımızın durumu böyle kaşık olur ya, kaşığı balığı koymuşlar dilimizin üstüne bırakmışlar yut diyorlar. Emin olun kendimi ben öyle görüyorum. Efendimiz lokmaları hazırlamış, ağzımızın ortasına koymuş dilimizi yut diyor. İnan. Ben efendime bakıyorum mürşitlerimize, Sami efendimize ve sair yani ikisini çok gördüğüm için yani yirmi beş senesine bizzat şahidim. Çok canlı olarak ama. Yani bebek gibiydim ama olsun, tanıyordum ben efendimize. Gördüğümde her şeyi ağzımıza lokma yapıp koydular. Yutmak bize ait. Ne yaptı Esadi Elbili Hazretleri? Bakın öyle bir lokma hazırladı ki, hep böyle sıkıntıyla geçmese istiyorum. Efendilerimiz konuşmazlar. Süput ederler. Kalplerin nur olanlar teveccühatıyla alırlar onu. Konuşulmaz tarikatı aliye. Ama sizi söylemiyorum, bizim gibi insanlar mecbur.
Bizi ıslah için mecbur kalıyorlar. Efendimize dinlemişseniz sohbetlerini, buyuruyor ya tarikatı aliye aynen bahçe gibidir. Bizim buyuruyorlar konuşmamız o bahçeye işte hayvanat bilmem filan girip de bahçenin yiyeceğini, içeceğini yok etmesin diye siz mühredersiniz. Yani bir şeyini yapmak, duvarını yapıp hayvanat içeri girmesin diye şerdi esasları bildiriyoruz diyor. Dinimizin esaslarını, Bu. Eszade erbili efendimizin bize yapmış olduğu lokma şu iki kişiyi görmüş. İyi ki bunlar konuşuyorlar ama itikaden bozuk olduğunu görmüş. Ak itikadı bilse. Hocam çok güzel ayarlamış İbrahim Efendi. Ayriyeten size teşekkür de ettim. Maşallah diyerek. İnşallah onu mütalaa ederiz. Yani sultanlarımızın eserlerine bakalım. Onları ön plana alalım. Mesela Sami efendimizin eserini öne alalım. Hep öyle. Şimdi onların itikaden yanlış hareketlerini görmüş. Yani itikadi bozukluklar çok kötü olur.
Yani itikatta hata oldu mu arabanın motorunda hata olmuş olur. İstersen sen arabayı cilala, boyala, ne dilersek gidelim ama motoru önemli. İtikat bizim motorumuz. O çok düzgün olacak, güzel olacak. Çok güzel bir ifade gördüm tevhid hakkında. Her diyor makamın her halin tevhide ihtiyacı var diyor. Çok hoşuma gitti. Niye derseniz, mesela Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine itaat et. Bu yakin kelimesini şöyle alıyorlar bak. Ben diyor Allah'a vasıl oldum. Yakin bunu da ifade ediyor. Kavuştum. Ondan sonra ibadete gerek yok diyor. Böyle tarikatlar var. Böyle düşünceler var. Burada biz ne yapacağız? Askerlik yaptınız. Yaptık. Sağa bak hizaya gel diyorlar ya. Biz Kuran'a bakıp hizaya geleceğiz. Efendimize bakıp hizaya geleceğiz. Salli Allahu Teala. Efendimiz namazını terk etmiş mi ibadet ve taatin? Yok. Bu şeyde oldu. İsmini hatırlayabilirsem söyleyeyim. Hatırıma gelirse derim.
Hacı Bayram Veli hazretlerinin damadıydı o. Eşrefzade Rumi. Böyle oturuyor. Melun geldi. Yanıl nur şeklinde geldi. Böyle nur gibi görünüyor. Ben melun'um değil mi? Dedi ki ey kulum Eşref bütün ibadetlerin kabul olmuştur. Artık senin ibadet yapmaya gerek yok. Görür de ilim gerekli. Yani mektebine gidip okuyacak da değiliz. Efendilerimizin eserlerini okusak, İslam ilmihalini nesini çok şeyleri öğrendiniz biz orada. O nur gibi gelen tarafa öyle bir şiddetle elini attı ki değil melun dedi melun. Resulullah bile ibadet ve taatten azade olmazken ben mi olacağım dedim. İnşallah bu önemli. Kendi kendimize bakalım. Şimdi bir kimselerle görüşüyordum. Onlara arz ettim durumu. Biz mesela ne diyoruz? Ya benim bugün pek keyfim yok. Hasta gibi herhalde hasta mı olacağım? İzlerimden de tuttu. Böyle başımdan neden bir ağrı var? Bak bunu hemen hissediyoruz. Ruhani olan olan hastalığımızı da hissedeceğiz.
Derirhal bileceğiz. O işte bu bilememe bizim uyuşmamızda olur. Narkozlanmışız. Onlar olur. O olmazsa tabii ki hakikat o zaman görülür. Sami Efendimizden söyleyeyim, Eshable. Şimdi kendi kendime bir nevi mütalaa ediyordum şeyi ele aldım. Allah'ımız Kuran-ı Kerim'de müstesna bir esrar var. Allah'ım dedim. Şimdi şiir diyemezsiniz. Nesil de diyemezsiniz. Allah'ımızın kelamı, kelamların en güzeli. Öyle bir insicam, öyle bir güzellik var ki. Mesela Kuran-ı Kerim okumaya adam doyamıyor. Doyamıyor. Okudukça oku Bunlardan ileri geliyor. Rabbimizin kelamı. Sonra birbirleriyle öyle güzel örtüşüyor ki akıl, inecek gibi değil. Ancak gönül sahibi olabilirsek anlayabiliriz. Mesela bir kelime geçiyor. İkinci onu tefsir ediyor. Yani öyle ayet celleler var. Burada da dese ilim ehli bir insan bizden değil. İlim ehli insanlar bunu bitiremez.
Mesela bizim dedelerimizden birisinin besmeledeki bağ, oradaki noktaya bayi ilsak dediler. Buna üç sene mana vermiş. Buradaki bağ tabii böyle giderse kırk senede mana verir. Bayi ilsak dediler. La sa' ba, fiilinden bu lasa da yapışma manasına. İlsak, bayi ilsak dediler zaten. Bu Allah ile kul arasında bağ. Biz Rabbımızla olmak istiyor muyuz? Allah'ın kitabı. Öyle bir Cenabı hak bize esaslar, insanoğlunun halkında öyle sırlar var ki hep kendisiyle alakalı. Neyle alakalı? Halık sıfatı Cenabı hak yaratan bizi o, daha ne olacak? Yaratması yetmez mi? Bizi yaratan Mevla. Bir başkası değil ki bize Kuran koyabilsin. Olmaz zaten. Şu Avrupa bile ismine İslam demeden bu esaslara dikkat ediyor. Bak, en basitinden bir şey değil misin? Mesela suç oranları onlarda düşmeye başladı. Bizim ecdadımızın, ecdadımızın riayet ettiği bir husus, uzlaşma. Şimdi bunun çalışmasını yapıyorlar.
Mesela adam sinire geliyor, Hanımını boş ayıveriyor. Ondan sonra da kapı kapı dolaşıyor. Kapı kapı dolaşıyor. Ondan sonra telefonlar açıyor, anasını açıyor, babasını açıyor. Ya ben diyor bir cahillik yaptım. Böyle bak onun için bir süre tanıyıveriyorlar. Bir süre koyuyorlar. Sonra böyle itaat edilecek, insanlara güven verecek kimselerin de bunları çözmeye çalışıyorlar. Herkes de değil. Tabii bunların şeyi olması lazım sertifikası bilmem plan olacak. Belli bir yetenekli olacak. Belli bir eğitimden geçecek. Bunu onlara uyguluyor. Bunun mesela kitabı kerimimizde karşılığı var. Sizin konuşmalarınızın çoğunda hayır yok buyuruyor Cenabı Hak. Ancak sadakayla emretmek Allah'ın yolunda sar. Sarf edilmiyor değil. Giriliyor da şuraya yanarak yapılmıyor, belli. Yüzünde, hüzün. Hepim böyle konuşacağım. Ben böyle oldum ya. Allah bizi affetsin.
Şey yapamıyorum ki, Bakıyorum efendilerimize, bakıyorum ayat-ı ilahiyeye. Çünkü Hıhı. Ifadesi var. Gücümüz yettikçe buyuruluyor. Yani bir hususta böyle yüzeysel değil, camdan sarılın. Ondan dolayı olsa gerek. Başka ne olacak ki? Ondan sonra böyle iyilik, ondan sonra iyilikten bir kötülüklerden kaçındırmak, insanların arasını uzlaştırmak. Bu. Bak bunun çalışmasını yapıyorlar şimdi. Mesela mecelle'yi onlar uyguluyor. Mecelle İslam hukuku malum. Altı yüz yıl devam etmiş zaten. Ondan dolayı böyle istatistikler de iki yüz yıllık bir Osmanlı döneminde bir tane bir baş mı iki tane mi veya beş altı tane el kesilmiş. Bu kadar suç oranı var. Şimdi bak kameraları görüyorsunuz. Evlerde öyle, gözetlemek için yollarda öyle, iş kurumlarında öyle, inşallah Rabbimize muhabbetimiz olur. Bunun gözetlediğini bilirsek bunlara hiç gerek kalmaz ama böyle.
Bildiğiniz bir husus Hazreti Ömer'in bir Medine-i teftişi var da, işte bir evden ses geliyor, işte süden suyu katın diye, işte Hazreti Ömer yasakladı, nereden görecek ki dediğinde Allah'ımız murakıptır diyor ya. Elhamdülillah. Bunu uzatıp durmayayım. Eyyüha ifadesi bir değer vermenin gereğidir. Bu Habibullah için kullanılmıştır Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Diye geçiyor ya. Diğer peygamberlerde ya ruh ya Musa ya İsa efendimizin şerefi haber veriliyor. Ayet cellem şu. Ey müminler Allah'a ve resulüne ve emanetlerine hıyanetten vesair meharimi irtikap etmekten ittika eder ve nefsinizi sakınırsanız, bu ifadeyi biz bir yerde göremiyorum. Nasıl bir kutbul aktabıymış bu diyorum. Emin olun yahu. Öyle, yüzüne gözüne süresin gelin şu mübarek sünnet.
Öyle bir ifade de bulundu ki haramları yapmaktan sakınan, Allahü Teala sizin için hakla batıl beynini, arasını tefrik edecek hidayet melekesi halk eder ve bu hidayet sebebiyle menfaat ve mazarratınızı tefrik eder, menfaat cihetini takip edersiniz. Yani siz faydalı ve zararlı olanı bilirsiniz zaten hikmetin tarifi de bu. Faydalı olanı alıp zararlı olanı atmaktır. Tasavvufun anlamı da bu zaten. İnsanın kendi yani leh ve aleyhinde olanı bilmezdir. Bu aynı zamanda bir fıkhın da tarifidir. Bu tarifi son Hint ulemasından bir zat ifade ediyor. Yirmi altıya yakın cilt eseri en son kısmında ahlak bölümünü almış. Orada insanın leh ve aleyhinde olanı bilmesidir diye izah buyurmuşlar. Allahü Teala günahlarınızı sedir eder ve bütün hatalarınızı mağfiret buyurur ve Allahü Teala ittika eden kullarına yani kendisinden korkup da emri ilahiyesine yapışanlara fazla ihsan sahibidir.
Hele ayet celle üzerinde durursak ben diyeyim de ayeti siz gittiğiniz yerde de incelersiniz. Enfal suresinde yirmi dokuzuncu ayeti celile. O ilahi korkuyla neler hasıl oluyor? Ve o ilahi korkuyu zaten iman etmeyen kimse de olmaz o. Müminlerde oluyor, takva oluyor. O takva ile burada izah edecek. Furkan ile murat, Beyzavi'nin beyanı veçile, hak ile batıl beynini tefrik eden, eden nusrattır. Yahu Furkan ile murat nurdur. Buna nazaran manayı ayet eğer maaside ne yani hatalardan nefsiniz sakındırcıysanız Allahü Teala kalbinizde bir nur ve inşirah halk eder. Kalbinizde muazzam bir genişlik olur. O sebebiyle onur sebebiyle hakkı batıldan sevabı hatadan ve ilhamı ilahiyi iivayı şeytaniden tefrik edersiniz. Yani size Allah'tan gelen doğuşlar olur. İvayı şeytan, şeytanın aldatması, onları anlarsınız. Yahut Furkan ne murat marifet-i kalbiyedir. Buna nazaran manayı ayet demiş.
Tekrar elam, Allah'ımızı tanıma nimeti diyor. Eğer ittika ederseniz Allahü Teala kalbinizde bir marifet aha halk eder ki o marifet sayesinde kalbinizde olan gibi ahlaki zemime zahir olun. Buyuruyor. Allah onların gönüllerinden kim, kibir hasetli olduğu gibi kaldırmıştır buyuruluyor. Bunlar gider buyuruluyor. O dediğim efendilerimizde ki lokma hazırlıyor. Dedim ya Eszade Erbili Hazretleri o kişinin itikadi yanlışlıkları üzerine bin bir Hadis-i Şerif'i hazırlamış. Sami Efendimiz Hazretlerinin gördüm sağ olsun kardeşimiz olduğu gibi liste halinde çıkartmış. Doğru yani. Yirmiye varır mı İbrahim Efendi? He? Yirminin üzerinde. Yirminin üzerinde Sami efendimizin bize lokma olarak hazırlayıp yutun dediği. Ondan sonra efendilerimizle var ya işte mürşidimiz şiirler yazmış. Cenabı hak şefaatlerine mazhar kılsın. Amin. Bu şey üzerinde günümüzdeki meseleler üzerinde dur derseniz durayım.
Korunmamız neye bağlı? Korunmamız okudum ya Ayet celleyi. Ayet cellesinde işte orada sıralanan esaslar var. Rabbımızdan korkuyu ve şeyde Nur suresindeki otuz birinci ayet cellede budur. Kurtuluşumuz Rabbimize dönmektir El Fatiha.