İbrahim Peygamberin Güzel Sıfatları ve Rabbimize Yakarış
İbrahim Peygamberin Güzel Sıfatları ve Rabbimize Yakarış kaydında İbrahim Peygamberimizin üç tane Kuran Azimüşşan'da özelliği var. Birincisi Evvah, çok ahü vahiden Mevla'ya olan aşkından muhabbetinden dolayı gönlünün yanışıyla ah ediyor. Bir de tazarru ve niyaz manasına gelir. Tazarru dendiği zaman hepimizin yapacağı bir husus değil o. Gönlü buna muvafık olanlar yapabilir. Hal ehli gerçekten nefsinin…
İbrahim Peygamberimizin üç tane Kuran Azimüşşan'da özelliği var. Birincisi Evvah, çok ahü vahiden Mevla'ya olan aşkından muhabbetinden dolayı gönlünün yanışıyla ah ediyor. Bir de tazarru ve niyaz manasına gelir. Tazarru dendiği zaman hepimizin yapacağı bir husus değil o. Gönlü buna muvafık olanlar yapabilir. Hal ehli gerçekten nefsinin mertebelerini geçmiş kimselerde olan bir husustur. Cenabı Hak'la adeta birleşirler. Öyle bir yalvarır ve yakarır ki istediği zaman yapamaz. Ama Cenabı Hak istetir. O zaman gönlünü Rabbimize öyle bir kaldırır ki arada hiçbir engel, perde, mani diye bir şey kalmaz. Direkt Rabbimizle beraberdir ve böyle bir kimselerin de yapacağı dua hiç şüphesiz makuldür. Ve sonra halim çok yumuşak huylu, çok yumuşak huylu birden münnip Rabbimize dönen kimsedir. İslam müminlere, dine ve dünyaya ait bütün işlerde taassup ve ifrat göstermeyerek tahammüllü olmayı emrediyor.
Hain veyahut muharip olmamak şartıyla isterse gayrimüslim olsun herkese karşı rıfk ile muameleye teşvikte bulunur. Peygamberimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem halkı yirmi üç yıl dine davet etmiştir. O Resulü muhterem İslam'a hikmetle, beliğ-i mevizalarla davette bulunmak, sonra münakaşa için en mutedil tarzı tutmak hususunda insanlar için en mütekamin bir numune-i intisal idi. Şefik idi, mahza rahmet idi. Kuran-ı Kerim, Resul-i Zişan Efendimiz onun hakkında ne kadar tahammüllü bulunduklarını ve bütün işlerde ne büyük bir Rıfkı incelik, nezaket, lütufkarlık ile hareket buyurduklarını bizlere gösterecek ilahi emirleri beyan ettiği gibi siyer kitapları da bu hususta malumatlar verir. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in görüşte istidat gibi, taassud gibi şeylerden pek uzak bulundukları itiraz edilmez bir hakikat olarak meydana çıkar.
Ayet-i Celilelerde bakın efendimizin tavrının güzelliği tabii Kuran'dır. Onun ahlakı Kuran'dan ibarettir. İhtar et ki vazifen ancak ihtardır. Yani hatırlatmadır, onlara bildirirsin, tavsiyelerde bulunursun. Yoksa lette aleyhim bir müsaitdır. Yoksa üzerlerinde mütehakkim değilsin. Çünkü kitabı kerimimizde Rabbimiz buyuruyor ki Habibim onlar iman etmedi diye canından mı olacaksın? Taha suresinde biz sana Kuran'ı zahmet çekesin diye indirmedik. Efendimiz Kuran Azimüşşan'ı Rabbımızdan ayat-ı ilahiyeyi alırken dahi mübarek dudaklarını hareket ettiriyor. Onun için. Dudaklarını hareket ettirme ya Muhammed. Biz senin kalbine indireceğiz buyuruyor. Gayet kirleler var. Rabbimizin emrini bildirmede ona olan saygıdaki gayret ve çabasını ifade eder. Onları cebriyle yola getirecek değilsin. Hani öyle uğraşıyor ki bir Ebu Cehil'in kapısını otuz dokuz defa çalıyor.
Bugünkü isyan mahallelerini o günde panayırlar, bugün de karşılığı isyan yuvalarıdır ta oralara gidiyor. İnsanları nasıl kurtarabilir miyim diye. Hadisi şerifte buyuruluyor. Adamın birisi ateş yakmış. Böcekler ateşe doğru hücum ediyor. Başındaki kimse ne o böceklerin kanatlarından tutup tutup çekiyor. Benim durumum aynen buna benzer buyuruyor. Ben sizin eteklerinizden tutuyorum. Aman ha ateşe gitmeyin. Daha siz kendimizi yine ateşe atıyorsunuz buyuruyor. Öyle değil mi? Yani efendimiz milyonlarca Hadis-i Şerifleriyle Kuran-ı Azimüşşan'daki hikmetleri ortaya koyarak, en güzel şekilde beyan ederek haber veriyor, anlatıyor. Nere olursa olsun her yerde bildirdiği halde, yine de bizim halimiz malum. İtikadi noktaya bakıyoruz. Nasıl inanmamız gerekirse o şekilde inanmaya iman diyoruz. Nasıl inanmamız gerekirse bakıyorsunuz itikadi noktada yanlışlıklar meydana geliyor.
İbrahim Peygamberin Güzel Sıfatları ve Rabbimize Yakarış ne anlatıyor?
İbrahim Peygamberin Güzel Sıfatları ve Rabbimize Yakarış kaydında İbrahim Peygamberimizin üç tane Kuran Azimüşşan'da özelliği var. Birincisi Evvah, çok ahü vahiden Mevla'ya olan aşkından muhabbetinden dolayı gönlünün yanışıyla ah ediyor. Bir de tazarru ve niyaz manasına gelir. Tazarru dendiği zaman hepimizin yapacağı bir husus değil o. Gönlü buna muvafık olanlar yapabilir. Hal ehli gerçekten nefsinin…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 7 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Halbuki Allah'ın resulü haber vermiş, Kuran-ı Azimüşşan'da her şey belirtilmiştir. Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz bildirdiği halde hala ilim hakkında, hala kader hakkında mevzular karıştırılıp duruluyor. Kendini kişi ateşe atıyor bu vesileyle. Sonra ibadet noktasında anlatmakla bitmez. İbadet artık çok zayıflanmaya başladı. Korkuyorum. Şundan çok biz çekiniriz. Münafıklar öğle, ikindi, akşam namazına gelir, yatsı ve sabah namazlarına gelmezlermiş. Ne kadar büyük bir gafletin içerisindeyiz. Onun için Rabbimiz aleyhisselam, Onları cebrile yola getirecek değilsin Habibim zorlama. Onun için tehdidinden korkanlara Kuran ile iftarda bulun. Sen Allah'ın kitabını bildir, artık Kuran'a da inanmazsan ne denecek? Başka ne söylenebilir? Allah'ımızın kitabı denince her şey biter. Hazreti Ömer'i unutmayız radiyallahu anh öyle bir kazatlı avıydı. Çok şiddetli ve şiddetli zamanı.
Bir kimse Ayet-i Celileyi okudu. Onlar kinlerini, ğayız ve öfkelerini yutarlar deyince tamam yuttum dedi durdu kaldı. Allah'ın kitabını duyunca bir santim ileri bile gitmedi. Onlar böyleydi ve Rabbi Zülcelal'imiz, Rabbi Zülcelal'imiz Kuran-ı Kerim'de birçok Ayet-i cellelerde bu güzellikleri ifade buyurmakla birlikte, Hadis-i Şerif'te de diyelim ki karşısından intikam almaya gücü yeter. Buna rağmen, buna rağmen öfkesini yenenler cennetin istedikleri kapılarından girsin, istedikleri hurilerle evlensinler diye buyruluyor. İnşallah hata etmeyiz. Ehelle kühü ehadehalellem kitabi, illa billeti hiya ahsen ehli kinten münakaşa ederken en güzel tarz hangisi ise ancak onunla münakaşa edin. Artık şu Doğu Akdeniz hadisesi bunu gösteriyor. Gerçekten, gerçekten Türkiye'nin ne kadar üstün, ne kadar fazilet ve ekre erdemlik varsa memleketimizde olduğunu bütün dünya görüyor.
Görmemezlikten gezse bile görüyor. En yakınımızdaki ada biliyorsun iki kilometre. Sanat, a beş yüz sekiz, seksen kilometre vesair, kesin ifade edemesem bile uzaklıkta orayı bütün ne yapıyor, askerlerle, silahlarla teçhiz etmeye çalışıyor. Diyor ki bizim ülkemiz bakın, şura bura karışıyor. Onlar yarın sizi terk eder, ortada kalırsınız ve gerçek o zaten. Gerçek de o. Kendisini ilgilendirmeyen hususlara ne yapıyorlar? Burunlarını sokuyorlar. Rabbimiz Kuran-ı Kerim'de Sizi ilgilendirmeyen meseleleri karıştırmayın. Hiç alakası yok, kıyısı yok, vesairesi yok ama karıştırmak istiyor. Memleketimizdeki güzelliği söylüyorum, bu Kuran'ın edebi ve Hadis-i Muhammediye'nin güzelliğinden başka bir şey değildir Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Diyor bak bizim komşumuzsun, Yine biz sizinle beraber olacağız. Yine biz birbirimizin yüzüne bakacağız diyor. O kadar zulmetmesine rağmen.
Milyonlarca insanı katletmiş Fransa, milyonlarca insanı. Afrika'da ise insanları bütün kaynaklarını sömürmek suretiyle aç ve biilaç duruma getirmiş, kalkmış akıl veriyor. Ne kadar ülkemiz kendisini en güzel şekilde ifade ediyor. Sen bu aklını kendine kullan diyor. Biz bin yıllık tarihi olan düşmanla bile düşmanla bile memleketimizde memleketimizde yabancı görmektense bir Osmanlı'yı görmek daha iyidir dirilttirecek güzelliğe sahip. Yetmiş iki millet denir, hepsini barındırmıştır ve memnun olmuşlardır. Yani öyle bir medeniyet ki Mevlana'mızın istihhalinde Mevlana demiş Ermenisi, Yahudi'si, Mecusisi hangi kavimden olursa olsun bize ekmek gibi dedirtmiştir. Dolu, Allah'ın velilerinden var. Ama irşatlarına vesile olmuştur. Sekiz yüz kişinin imanına vesile olmuştur Maruf-u Kerri Hazretleri ahlakının güzelliği ile, bu ilmiyyet sıfatıyla, yani ülkemiz bunu gösteriyor demek istiyorum.
Elhamdülillah ilk nasıl güzel çıkmışsa, en güzel müjdelerle çıkmışsa, sonunda elhamdülillah müjdeli olarak devam eden bir ülkemiz var. Allah'a hamdolsun, şükürler olsun ve kararlı bir ülke. Attığı zaman adımını katiyen dönmeyen. Çünkü Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz mübarek ayaklarını koydukları zaman tam basıyorlardı. Ülkemiz elhamdülillah fikirlerinde, düşüncelerinde, kararında tam ve hiçbir zaman vazgeçmeyen, ne diyeyim düşmanlarına parmak sıktıran bir ülkedir. Tahrif edemiyorum. Allah'ın yoluna hikmetle, biz de bedi-i mevza ile davette bulun ve kendileriyle münakaşa için en güzel yolu ihtiyar et. Senin Rabbin yok mu? Yolundan sapanı herkesten iyi bilir, doğru yolu tutanları da herkesten iyi bilir. Hadis-i Şeriflere geçeceğim fırsat bulabilirsem, yani İslam'da o kadar güzellikler var ki, bizim imreneceğimiz bir şey yok. En kerem, en muazzam Kitabı Kerim Kuran-ı Azimüşşan'dır.
Bütün kitapları ve sahifeleri içerisine alır. Efendimizin mübarek sözleri bir kelamını yabancı duyuyor. Kendi nefsinin sizin arzu ettiğinizi, din kardeşiniz için de arzu etmenizce Kamil mümin olamazsınız. Bu diyor insanlığın kurtuluşu için yeter diyor, bunu yabancılar söylüyor. Bu ne yüksek bir din diyor ve bunun örneği de yaşantı olarak da gösterilmiştir. Mesela bir kardeşimiz ben diyor ciddiye geldim, cidden de orucum. Arabaya bineceğim. Şimdi iki tane diyor dürüm yaptırdım. Çünkü ben yiyeceğim ezan okunduğu zaman, yanımdaki şoföre de de burna kokusu gidecek. Ona da aldım diyor. Arabaya biniyorlar taksimetre, çalıştırmıyor. Diyor ki çalıştır. Çalıştırdığım zaman para kazanamıyorum diyor. Bizde bir hak var, hukuk var. Çalıştır dedim diyor. Çalıştırmayınca yürümedim. Çalıştırdı. Artık güçler vaktine gelmişti. Ona da ikram edince niye ikram ediyorsun dedi.
Ben de anlattım, işte vaktini yiyeceğim sana bunun kokusu burnuna girecek. Bir bayram günüydü. Komşusundan şunu gördüm. Buyurdular ki bacağımızdan yemeğin kokuları burnunuza girebilir, hakkınızı helal edin. Sonra sonra Hadis-i Şeriflerde gördüm. Yani bir hak hukuk olarak bacadan yemeğin kokusunun komşuya gitmesinin hakla hukuk olduğunu. Sonra otele bırakıyor. O Müslüman kardeşi bırakıyor. Ondan sonra tekrar dönüyor. Hayırdır, niye geldin diyor. Taksici gayrimüslim. Acaba hanımın var mı diye iki tane diyor dürüm aldın. Acaba ona mı aldın diye. Hayır deyince sen Müslüman mısın diyor diyor. Evet, Müslüman'ım. Ben de Müslüman oluyorum. Abdest aldı, usletti, abdest aldı. Hemen cami imamına söyledi. Kelime-i şehadeti getirerek İslam'ine müşerref ol. Her şeyin de müstesnadır. Dinimiz her yönüyle müstesnadır.
Allah'ımız ne güzel bir din bize lütf etmiş, sahip olalım elimizden geldiği kadar kısaca beyan edeceğim İbrahim Aleyhisselam'ın bir tevvah oluşu Allah'ımızın aşkıyla ahu vah edişi, yalvarışı, yakarışı Rabbimize olan Naz ve Niyazi. Bunun yanında bir de halim yumuşak huylu, bir üçüncüsü Münip'teki hepsi ayrı bir sıfat, bambaşka bir güzellik, uzun uzun izah edilebilir. Yalnız İbrahim Aleyhisselam'ın halim oluşu bakın ateşe atılacak, ateşe atılacak hiç endişe ettiği yok. Ve Cebrail Aleyhisselam geldiğinde diyor ki ya İbrahim seni kurtaracağım. Bu Rabbimizin mı emridir deyince ben kendim geldim, sana yardım etmek istiyorum deyince gören ve bilen Rabbim olduktan sonra ihtiyat yoktur. Ya Rabbi bize de bu güzel sıfatları lütfet ihsan et. Velhamdülillahi rabbil alemin el Fatiha.
Kaynak: Genel
İbrahim Peygamberin Güzel Sıfatları ve… | Mihmandar