İbadet ne demek? Lügavi anlamı. He, sözlük anlamı. ABEDALLAH'e, Allah'a Celle Celalühü kulluk yaptı. Hada levu, ve etdel ferrail. Cenabı hakk'ın üstümüze yüklemiş olduğu emirler O belli artık farzdır vaciptir sünnettir müstehaptır Kuran Azimüşşan'ın yarısı emir ayeti yarısı neyi bunun için Ömer ibn-i Abdülaziz Rahmetullahi Cuma günleri Esselamü İnnallahayye mebila adlillah ila ahirillah'ya bu Ayet-i celile'yi hutbeye koydurdu Çünkü bu Ayet-i Celile Kuran Azimüşşan'ın hepsini içerisine alıyor buyruluyor yarısı emir ayeti yarısı nehy yani yarısı yapmakla yükümlü olduğumuz yarısı da yasaklanan hususlardır. Feraiz deyince emrolunduğumuz vazifeler farz emir ifade eder. Bu ayrı bir konu. Mesela ventekun olsun der. Farzlar yerine getirmek HADA ALLAHU yalnız bu farzları yerine getirirken çok mütevazi Bu kalpte yaşanan bir husus. Tamamen Allah'ımızda yok olma gibi bir hal.
Onun azameti ilahiyesiyle kendinden geçiyor. Arifani ilahiden birisi diyor ki Cenabı hakk'ın diyor, bende bir azameti belirdi yüceliği. Sinek kadar kalmadım diyor. O azameti ilahiyenin karşısında iriddim diyor. İbadet, Kuran azimüşşan'da esamit. İn külli men, semavat ve arzda olan her şey Allah'ımıza kul olarak gelecek zaten bütün dağ taş semavat arz ay güneş yıldız hep kulluğunu yapıyor Allah'ımız onları öyle ayarlamış. Güneş doğudan doğuyor, batıdan batıyor ama doğudan doğup batıdan batarken bizim ibadet vakitlerimiz de tespit ediliyor. Mesela ay doğarken Allah'ımız Kuran Azimüşşan'da Ay'ı gördüğünüz zaman oruç tutun Ay'ı gördüğünüz zaman iftar edin Onay böyle gelişi güzel doğup bakmıyor bizim ibadet vakitlerimizi de tespit ediyoruz o ayın devri ile hani her şey ibadette İbadet nedir? Hirfetün. Bu bir kazançtır. Hanutaha. Evet kazanıyoruz ama bu kazancın mekanı nedir? Dükkanı nedir?
Mağazası nedir? Alışveriş yeri nedir? Elhalve. Böyle kimsenin bulunmadığı bir mekanda Allah'ımıza dönüş çünkü o mekanlar dönüşü daha çok hızlandırır Böyle açık yerlerde de gözümüz gördüğünü, kulağımız duyduğunu hissetmek suretiyle kalbi korumada zorluk çekeriz ama göz kapalı kulak böyle etraftaki sözleri duymuyor İnsan iç alemine daha çok dönüyor Bunun için sehere önem veriyorlar Sami Efendi Hazretleri buyuruyor ki seherde yapılan dersle gündüz yapılan ders kazaya kalan oruç gibi buyuruyor bu zevkine irince olur şimdi bize belki öyle görünmeyebilir ama bu zevke eren kimse nasıl olur derseniz büyüklerimizin hayatını okurken şunu görüyoruz. Güneş diyor doğacağı zaman bir hüzün ve keder onları alırdı. Eyvah derlermiş. Yine sabah oluyor. Gece sır perdeleri açılıyordu derlermiş. Güneşle batı böyle karanlık çöktüğü zaman da çok sevinirlermiş.
Gece Rabbımızla bir münacat halimiz olacak diye Bu münacat dua değildir Dua dilimizin yaptığı vazifedir Münacat kalb ile alakalıdır. Gönülle alakalı. Bir de onlar dua ve münacatı, mesela biz deriz ki ne olur bize bir dua etseniz, bir Allah'a yalvarsanız yalvaramaz. Allah'ımız istemedikçe yapamaz o. Her şeyini ona bağlamış o. İradesini Rabbimize tam teslim etmiş. İradeleri ellerinde değil. Onlar için, böyle bir, biz bilmediğimiz için yanlış görebiliriz. Niye böyle yaptı, neden şöyle diyor? Deriz biz bilmediğimiz için ama o öyle değil. Kalbi Cenabı Hakk'a merbut, tamamen bağlı. Onun dışında bir hareket yok onda. Neden derseniz sizin bildiğiniz Hadis-i Kudsi gören göz, içten kul, kavralayan el, yürüyen ayağı. Yok. Onun dışında bir şey yok.
İbadet bir kazançtır Onun dükkanı halvettir Ne kadar işimiz gücümüz de olsa kendimize döneceğimiz vakit olacak Şöyle kendimizi bir muhasebe edecek vaktimizin bulunması lazım. Mesela var bu bir kısım insanlarda görüyoruz biz. Birini gördüm. Böyle fabrikatör kendisi. Çok varlıklı. Bir odasına girdiğini. Bir post sermiş. Hiçbir yerle alakası yok. Kapısını çektiği zaman iç alemine dönüyor orada. Kendi hayatını muhasebeyi diyor. Ve ala tuha, bu dükkandaki yapılacak işler neler, nedir? El Müceah Onun aleti karnını aç bırakmaktır. Mideyi doldurmamaktır. Yine bizim efendilerimizden söylediğim söz Sadat-ı Kiram Efendilerimiz diyoruz. Buyuruyorlar ki aç kaldığımız geceyi biz Kadir gecesi biliriz diyorlar.
İşte yatmadan önce biraz yiyeceğiz o yok Rahatsız olur o başka Onun dışında aç kaldığımız geceyi diyor biz Kadir gecesi olarak biliriz Bir kardeşimiz okudu Tezkiretü'l Evliya yı buradan Buraya geldi dedim ki ne anladın dedim Bak okudum iki cilt Şunu anladım dedi Onlar bir ayrı biz de bir ayrıyız. Özeti bu dedi. Onların hayatı bir ayrı, biz mi ayrıyız? Bunu anladım dedi. Onların mesela konuşmaları hakkelam. Dışında bir söz söylemiyor. Burada diyor ayrılıyoruz. Göz olarak elvat harama bakmıyor. İbretle bakıyor. Burada da ayrılıyoruz. Mesela kulağı. Eşyanın zikrini de duyduğu gibi uygunsuz sözleri dinlemiyor. Buradan da ayrıyız. Her hususta, gönül olarak artık tarif yok. El Ebaade Nedir ibadet? Nakledenleri söylemiyoruz da Sehil bin Abdullah Ettüsterih Hazretleri, tefsiri olan bir zat, bir dil, tefsiri var.
Tefsiri tüsterih diye baktığınız zaman tefsirler arasında görürüz ama müstesna ele alır. Mesela orada bir murakabe tarifini gördüm. Bu seyir bin Abdullah Etüs Seri hazretlerinin tefsirinde hayran kalıyoruz tabii. El murakabe, ay mül galbi gur bir rab. Murakabe Kalbin Cenabıhakk'a yakınlığı hissetmesi. Zaten onu hissettiği zaman tarif edemeyiz onu. Onu tarif etmek mümkün değil. Allah'ımıza yakınlığını ifade ettiğiniz zaman bunu anladığımız zaman o bu dünyadan çıkar zaten çıkmaz da dünya gözünde hiç mesafesinde kalır hiç değer vermez Çünkü o yakınlığı hissetmiş devamlı da onu bekler bu yakınlığı hissedince söyledikleri bir söz var onların diyorlar ki bir an Allah'ımızdan gafil olmak bize cehennem ateşinden daha beter diyorlar Çünkü o yakınlığı takmış O ilahi zevk Biz biz Sami Efendi Hazretlerini ziyaret ettik Ben Konya'yı haşa rencide edecek bir söz söylemiyorum.
Konya'dan da bir ziyaretçi vardı. Tembih ediyorlardı. Aman on dakikayı geçmeyin. İki şey, bir şey. Vardı. O an bizim için cennetlerin üstünde bir cennet. Çünkü oturan kutbul aktab oturuyor orada. Zaten o havaya girdiğin zaman senin vücudun değişiyor. Oturuyoruz saatine çok bakmaya başladı. Çok bakıyor. İkide bir saate bakıyor. Belki de vakti geldi. Ne kadar çok tembih edilmişse. İki dakikamızı aldı diye elli sene oldu daha unutamıyorum. Benim bizim zamanın Kutbul aktabı Resulullah'ın biricik halifesi göz bebeğeğimde. Daha anlatamam. Onun efendimiz yanında hususiyetleri var Sami Efendi Hazretlerinin. Tabii yanlış anlaşılacak söz söylenmemeli Çünkü bu her tarafa ulaşıyor o iki dakikamızı aldı diye Bunu biz Peygamberimiz olarak düşünsek Sallallahu Aleyhi ve Sellem Sonra assak bunu Biz Cenabı Kibriya ile düşünsek ne kadar mühim olduğunu idrak ederiz İbni Recebi Hanbeli diye bir eser var.
Belki okursunuz iki cilt. Çok güzel. Orada hubbullah geçer. Allah'ımıza aşk konusu işlenir. Bir tanesi dağda dururmuş. Tabii dağda bekleyince yalnız adam ne olacak? Bir su ihtiyacı olur. Yemek ihtiyacı olur. Bunun yanında beşerdir. Birçok ihtiyaçları olur. Birçok ihtiyaçları olur. Birçok ihtiyaçları olur. Fakat yalnız kalıyor. Diyorlar ki yalnız burada ne yapıyorsun Ben diyor yalnız değilim Nasıl yalnız değilsin bak kimse yok dağın başında ne dükkanı var ne bakkalı var ne bir komşusu var Hiç kimse yok. Diyor ki siz bilmiyor musunuz? En eceli süm mendekarani Ben, beni zikredenle beraberim. Ben Allah ile diyor beraberim. Bunu elde etmek saadettir Huzurdur Şükunettir itminandır sekinedir sekin huzur manasındadır Mesela bizim böyle sıkıntılı zamanımız oluyor. Diyor ki, bunu aldın, daraldın, şöyle bir evden bir çıksam, şöyle bir dolaşsam hep bunlar bu hali yaşamadığımız için.
Çünkü kalbimizde boşluklar çok. Nefsani arzu ve istekler öyle bir yara açıyor ki, hep gönüldeki daralmalarımız bundan neler gelir? Yoksa Allah ile olana Harrani Hazretleri var Sami Efendi Hazretlerinin müstesna bir evladı yalnız bunlar müferridun denir Bir Mürşid-i Kamil'de de yol gösterir onlar. E bir beşer nihayet. Bazı hususlar da öncüdür onlar. Allah'ımızla hep beraber olan kimseler onlardan bir tanesi. Bu Medine'de böyle uçuk göçük bir yerde kalır. Duvarları uçmuş. Devamında bir noktaya bakıyor. Devamlı bir noktaya bakıyor. Buna ricalü'l Gayb'dan bir zat diyor ki, efendim elbiseleriniz, çamaşırınızı yıkasak, size belli vakitlerde yiyecek getirsek hayır diyor. O oturduğu yer ona cennet gibi görünüyor.
Dereköynü Ali Osman'ın samanlığı deriz Efendimiz Samanlık böyle hayvanlara ot verilen yem verilen bir yer Taşları neleri Böyle çarpık çırpık Şekilsiz Yerine göre bir köpek taş gibi değil Bir yapı taşı gibi değil O ottan çöpten dolayı kararmış taşlar Orada bir zikrullah yaparlar fakat ihvan baygınlık geçirir Böyle bir bayılma hali olur Dedem duyunca der ki duyunca değil gönül kulağıyla duymuş zaten. Evladım zikrinizi tatil edin. O bayılma haliniz cinni hulefadan Cüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüdhüd o manzarayı görmek istiyor. Hatta kiralar fark ediyor. Denizi görürsün. Değil deniz. Erciyes'i gören binalar bile fark ediyor kirada. Öyle bir yerine değil. Gündüzleri orada oturuyor.
O şekilsiz biçimsiz siyahlaşmış taş gözüme gümüş kaplı bir eşya gibi görünür ilahi zevk duyardım buyuruyor. Bunu niye söylüyor? Bunu söylemesinin sebebi ne ararsa içinde aramış. Dışında aramamış. Aradığını, aradığını içinde aramak suretiyle, gönülde aramak suretiyle Mevla'yı Zülcelal'i bulmuş. Hep bundan ileri geliyor. İbadet bir kazançtır. Hanuta, o kazancın dükkanı nedir? El halve, yalnız yerlerdir. Ve ala tuha oradaki asıl maksat gaye bunu temin edecek ilahi nimeti sebep nedir? El müca. Aslıktır. El ibade ziynetü'l arifin. Ariflerin süsüdür. Elbisesinin şu markadan ayakkabısının kravatının giyimin kuşamın ismini vermiyorum Gerek yok O gibi yerlerden değil Hep ilahi alemde Mesela efendimizin o bir gösteriminde bir süs söylüyor. Bu bize tabi bunları hatırlatıyor. Diyor ki Hacabdullah Efendi kardeşleri kardeşim, bir müjdem var. Beni diyor, dünya nimetleriyle baban evlendirecek de desen.
Sana şöyle bir araba da almış desen. Sana evde bulmuş desen. Ben bunlarla sevinmem Hayır diyor Ahiretmiş dese Söylediği söze daha genç Bir gencin ne arzular olur Ben diyor dünyadaki diyor süsle püsle katiyen sevinmem. Sevinci o. Ama madeni bulmuş. Yegur Allahu Zülcelal'e büyük bir saygı. Allah'ımızı ve tahminuhu ona hamdetmek, şükretmek, hamd ile şükrraylıdır. Şükür daha ziyade dille alakalı ama ham bütün varlığı ile alakalı. Şükrün üç şekli var. Bir, dil iki kalp Üç, hal. Daha da bir değişik sayılır. Bir dille. İkincisi fiil olarak. Bir üçüncüsü de kalbi olarak diye ele alırlar. El-İBade hiye muvafakatul emr ilahi emre uygun düşmesi Biz oruç ayır Ramazan-ı Şerif olduğu için emri ilahiye uygun düşmesi ibadetin nedir? Çünkü oruç taatinin son kısmında Buyuruyor. Ta ki Cenabı Hak'tan sakınırsınız. Yanlış anlaşılmasın. Yine velilerin hayatında geçiyor.
Biz şimdi gündüz böyle hiçbir sebep yok. Orucu yersek yemişiz orucu. Altmış bir gün altmışı ceza. Ondan sonraki borcumuz olan Günle gün tutuyoruz oruç. Altmış bir gün oruç. Bu halleri elde eden Allah'a tazim içerisinde olan celle celaluhu kimse kalbinin Rabbımızdan başka bir hale meyletmesi altmış bir günü icap ettiriyor. Şeran bunda bir sıkıntı yok. Ama vera cihetiyle, helalde bile dikkatli olması sebebiyle. Aynı zamanda nedir? Kalbin, kalbin Tevhid ile yoğrulmasıdır. Ve tecrittir. Tecrit Allah'ımızın dışında masiva, uzaklaşmaktır. Tefrit ise varlığı Allah ile olmaktır. Celle Celalühü. Çok böyle mütevazi Rabbimize karşı saygı içerisinde. Fahreddin-i Razi Hazretleri büyük müfessir Rahmetullah Ali buyuruyor.
Bir kere farzı nedir vacibi nedir sünneti nedir müstehabı nedir mesela gusüldür nasıl yapılır emn edilir ta baştan ayağa kadar hiçbir yer kuru kalmaz böyle dikkat edilir maz maze, istinşak ağzına bol su verir burunla çeker bu şartlarla birlikte en önemli husus buyuruyor Fahreddin Razi hazretleri Ettahzimimdir Cenabı Hakk'a büyük bir saygı içerisinde olmaktır Şununla bitirelim. El ibade el iktide ubisey yedidil beşer. Sallallahü Teala aleyhi ve sellem beşerin, bütün insanlığın, bütün peygamberlerin efendisi aleyhüssalatü vesselam efendimize uymaktır. Mesela ibadet noktasında efendimizin acaba ifadelerini ne dersek? Et takva huna diye mübarek kalplerini gösteriyor. Takva kalptedir. Mesela ibadet noktasında bir mescide giriyor. Bir kimse görüyor. O kimsenin eliyle, gözüyle, kaşıyla, sakalıyla meşgul olduğunu müşahede buyuruyor.
Buyuruyor ki Eğer kalbinde Allah'a tazim olsaydı bedeninde de olurdu buyuruyor Onun için onlardan böyle bir yersiz söz yersiz bir latife böyle bir gelişigüzel tavır, hareketler beklenmez. Velhamdülillahi rabbil alemin. El Fatiha.