İbadet Ve Zikirle Gönül Terbiyesi Ve Ruh Arınması kaydında Ki. Her şey birbirine karışmıyor ki. Yani, icat istenirse, bizde iki tane ilmi icazet, hem de, hem de tasdikli, ikisi de tasdikli, Yani hayvanlar çekmiyor, semalar çekmiyor, ardı çekiniyor, insanoğlu yükleniyor, çok büyük bir görev, Hepimiz olduğunu düşünecek. Şimdi ciddi dediğimi bir noktaya getirmek istiyorum. Böyle efendilerimiz,…
Ki. Her şey birbirine karışmıyor ki. Yani, icat istenirse, bizde iki tane ilmi icazet, hem de, hem de tasdikli, ikisi de tasdikli, Yani hayvanlar çekmiyor, semalar çekmiyor, ardı çekiniyor, insanoğlu yükleniyor, çok büyük bir görev, Hepimiz olduğunu düşünecek. Şimdi ciddi dediğimi bir noktaya getirmek istiyorum. Böyle efendilerimiz, mesela Sami efendilerimiz hazretleri, Eserleri okumuştum. Mahmut Sami, Ramazan oğlu diye çıktı. O da sinirliyor ama nasıl dedi? Üstadımız demek efendim dedi, hafiflerime bile kalsın diye hafif torun etmek. Her bir kitaptan üç adet alıyor. Bu sebeple evlerimizin köşesinde, kütüphanemizde, set halinde Sami efendimizin eseri duracak. Al lütfen. İsterseniz okumayı. Hilmi ehli ve kardeşimizle biz konuşuruz, görüşürüz. Buyur ki, diyelim ki kitaplarımız pek şu almaz. Bizim kitaplarımızı ev var ya, alması mümkün değil. Bir alması mümkün değil.
Bir Fifi isimli iki şerhi olanları, Elhamdülillah Allah'ın bu üründe bize bir ITIRS, ihsanda bulunmuş. Pek çok. Efendim dedi, siz de bilirsiniz ya, kitapların yüzüne bakmak da ibadettir. Hele Oğuzhan, Peygamberimizin eserleri bir gün toplandık. Bu kadar olmazdı. Efendimiz dedi ki bize, oku dedi Ashab-ı Kiram kitabı da yine makbul bulunmuş. Oku dedi. Okurken bir avuç başla dedi bize. Kendinden geç. O müstebten, müstağlarda yer yer çizgilerine müşahede edilmiştir. Dedim efendimiz böyle orası. Biz bir kitabını okuyamayalım dediler. Sami efendimizin eserleri okunacak. Ondan sonra kitaplığımızı teşekkür edecek kitaplığımızı bulunacak. Günlük programımız olacak. Programsız olma Şimdi, bir planlı olmak var, bir de plansız olmak var. Şimdi plansız, bir şaha bağlıyoruz, ibadet ta altılışı ki ondan sonra duruyoruz, böyle değil. Şimdi, emir olarak geldiği zaman sakın Kahrol olmayın Sakın Kahrol!
Emir olarak geliyor ama Sami fenimiz de günün yarısı ibadet ve zikir olmazsa diliyorum demiş. Dikkat edin. Zaten büyüklerimizle bizim aramızdaki fark bu. Biz ne yaparız? Mesela yatsı namazını kıldık, güzel. Elhamdülillah, eda ettik dedik. Onlar bunu bilmez işte. Kötü huylarını bulunursa, güzüklerini çarpılıyorlar. Şimdi en önemli tarafı da bu. Ya görür ama kabul oluyor mu? Zaten kabul olduğu kendisine insan belli olur, içinde bir ateş bulunurdur. Kuran-ı Kerim'i kademlülükle okumak. Bu Sami Efendimiz beş esası saymışlar ve bu beş esasta bunu anlatıyor mu başkalarını? Mutlaka anlatırlar. Ne buyuruyor? Inşallah hasıl olur, üç şekli var Kuran-ı Azimüşşan'ı okumanın. Zaten kendisi bunda yoğunlaşmış, o pazara suresi, ondan sonra Yunus suresi suresi vesaire. Yusuf surelerini yazmasının sebebi bu. Allah'ın Kuran'ın esrarına bizi iliş diyor. Bu sebepten üç ay kapalı bir mekanda çalışmış.
İbadet Ve Zikirle Gönül Terbiyesi Ve Ruh Arınması ne anlatıyor?
İbadet Ve Zikirle Gönül Terbiyesi Ve Ruh Arınması kaydında Ki. Her şey birbirine karışmıyor ki. Yani, icat istenirse, bizde iki tane ilmi icazet, hem de, hem de tasdikli, ikisi de tasdikli, Yani hayvanlar çekmiyor, semalar çekmiyor, ardı çekiniyor, insanoğlu yükleniyor, çok büyük bir görev, Hepimiz olduğunu düşünecek. Şimdi ciddi dediğimi bir noktaya getirmek istiyorum. Böyle efendilerimiz,…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 10 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Allah'ımız malum etmez mi bunları? Malum etmiş. Hatta verdiği manalar burdayım, yok. Hepsi kitapların da yok. Onur, iki yerde müşkülülük yapan birisi isim veriliyor. Bu ula da Manisa müşkülülük yapan bir kimse. Ben diyor, Bu ayete mana verdir diyor, hayranlar kaldı. Hani efendilerimiz böyle bizi. Bir verdir diyor, anladık diyor. İki biraz diyor özler ayrılmaya, üçüncüde anlayamadık diyor. Çünkü yedi batı yetmiş bin batı manası var kulağımızın. İşte bizim yüzeysel o ne mantık? Ciddi bir olmaya gelebilir mi? Çok ciddi net istiyorum. Efendim böyle Mesela, yüz otuz mü? Yüz otuz altı mı? Yüz otuz yedi mi? Orada Esandîddi hazretleri, Sanemed'in hazretleri için bir ibaresi var Aşk-ı beşer ve ciddiyetini gördüm diyor. Ciddiydi. Ben daha Sanemed'im tebessümlü görmedim. Itiraza başlamalar ve diyor çekemiyoruz. Bir lokma yemekte, bir lokmada yedi defa hapse Celal okuyup da yiyor.
O bizim Allah, Allah dinlemez gibi değil önce. O bir anda onu koydu. O kalbim zaten bu. Adana'da zaten ilk yerleri okurken memleketler. Gönül millet gelmiş, sofra kurulmuş. Şöyle Üstatımız da o mecliste ben dedim kalbin geniş olduğunu o anda gördüm dedim. Hassın bir kalbimmiş. Nasılsın? Huzurlu bir hale gelmeyince ağıza sokmamıza razı olmaz efendim. Öyle mi tarikat hali? Onun da dokuzu helak rızık bizim madde taatimizin zevki. Uhudda dokuz. Yediğimizi huzurla yiyebilmek. Efendimiz bir ara sohbette anlatmış. Buyurmuş zaman lokmalarını yerken huzurla yenir. O huzurla yeme başlayınca bir tanesi gelmiş demiş ki benim ben bizzat görüyorum demiş. Yediğim lokmanın mideme nur şeklinde indiğini görüyorum. Çoğallattı bize. Sonra Esat Bey'in veli Hazretleri değil. Bir araya gelmişler. Böyle birkaç kişi Hazar'a doğru çıkmışlar. Esat Efendimiz'e Googlelar denk gelmiş. Nereye? Demiş.
Hanımefendi bizim karnımızda bir durgunluk oldu biz abdestte çıkmıyoruz demişler, Günlerdir. Günlerdir. O durgunluktan dolayı biz bir, bir şey ilacı alacağız deyin dönün demiş diyor. Dönün dergahın yemeği helal lokmadır. O helal lokma, siz de huzurla yiyince, içinizden nur olarak iniyor, o hain oluyor demiş. Nur oluyor ve biz sana sırmanıza gerek yok. Çok müstesna. Şimdi burada, bu anlattıklarımız derine dalmak. İşin yüzeyinde kalmamak. Derine dalmak. Nasıl bir misal diyelim ne ki bir dal, dal. O dalda ekin dolmuyor, dikin dolmuyor. Mesela adam tarlası var, tarnasını ekiyor. Yıllarlar ben buna devam ediyorum. Dalığın gücünü Balığın gücünü, maden var. Çok kıymetli bir maden var. Bak o madenlerin üzerine memleketin üstündür. Yani onun şimdi bor madeni denildiği zaman yumruğu kadar bile gerek yok.
Onun çok azı şu İstanbul'da yirmi dört saat elektrik kesilse, kifayet ediyor, hatta memleket görürüne, çiftliklerini görür, siz görür. Allah, Allah derken, haldimiz harekete getir, maden on geçti. Mükafatını bizzat rabbunu hız veriyoruz. Hele bu murafeler olacak olursa, Şimdi, İlhan burada gördüm kendisini. Lara diye bir kitap gösterin bize. Cennetlerin üstünde bir cennet olur. Cennet, menkulat ve menku haktır. Yemeler, içmeler ve nikahla alakalıdır. Ama cennet ilmi alim, ruhun cennetini Cenabı hak Azamet-ül ilahiye karşı saygı. Ondan sonra ne diyelim? Ticaretimiz. Ticaretimizde derine dağıtacağız. Nedir derine dalması? Helal katar. Helav kazanır ve Allah'ın yolunda sarf etme. Emin olun, Allah'ımız bu hilelere götürmesin, korunduğunu muhafaza vurursak, helali talep edersek Cenabı Hak, mesela diyelim ki bir iş kapandı, yetmiş kapanacak Cenabı Hak. İşte biz burayı mı demiyoruz? Esselam.
Kim Allah'tan Mesela, Musa aleyhisselam, o doğacak diye bütün erkek çocuklarını yok ediyor, Allah'ımız düşmanlığın sarayında hoş sütleriyle feyiz oluyor. Hadibini Cenabı Hak sallallahu teala aleyhi ve sellem, Allah'ımızın korkusu gönülde hakim olunca, ne oluyor? Bütün peşine düşüyorlar. Mevlamız çeliklerle onu korur mu? Esselamle. Gelir. Bizim her şeyimizde bu var aslında. İşte Allah'ımızın yardımı kendisine tam böldüğüm zamana uğramak. Böyle yardım verilmeli hiç olmaz. Tam, tam bir odaklanacağız Rabbimize. Rabbime bölümü duyuldu. Mesela Safkat suresinde geçen, bu Enam suresinde buyuruyor ki ben Rabbime geliyorum. Ben Süleyman'la alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum. O mülk deliği, mal mülk değil dünyevi değil. O mülk gene saltanattır. O iktidardır. O İslam'ın hakimiyetidir. Onu gene anlatmaya talep ediyor, o verir.
Hani biz diyorum, mesela hadis kuside var ya, bir karış gelene bir arşın geliyor, bir arşın gelene, bir kulaç işte yürüyerek gelene, rahmeti koşarak, olur. Yoksa olmaz. Yarın, yanılarak kalır. Efendim yememizi öyle. Yatmamızı öyle. Bu, tasavvuf ehilleri için birkaç kayıt var. Biz şu, Mesela yatacağı zaman, bir, illa ben yatma zamanım şudur diye kafasını koymayacağım. Oturacağım seccadenin üzerinde. Mesela, Hacerül Beytullahi Hazretleri, yatağa girmemiş. Setca hamlesinden ne kadar uyuyabildiyse o kadar. Yok. Şimdi, tabii biz riayet ederiz. Vücudumuzun sıhhatli olması da önemli, vücudumuzun ihtiyari de, birileri ama ufkumuz geldiği zaman, böyle bir Zithubayla meşgulüz, İstiğipayla meşgulüz, tevhid ile, salatü selam ile, bunlarla meşgul olurken, olurken, gerektiğinde yakın. Mesela acıkmadan yemeğin Bizim önderlerimiz nebiler, sıddıklar, şeyhler vesaire. Biz buraya göre hareket edeceğiz.
Şu ortalığa göre hareket ederse, Allah korusun, bak, böyle ayakta haline getirilinceye kadar olursa ne olur? Tarifin mümkün olmaz bir şekilde genişle uhrevi amellere aldırlık verir. Dünya hiç mesafe verir. Sakın ha, nefsinin arzusuna uyanları takip etmeyin, bunları bütün işleri aşırılıktır, duydu, bunlara itaat etmeyin. Bunu baktım, sanrıverimizde eserine söyleyeyim. Bir ayet Kuran-ı Kerim'i anlamak şöyle. Örgüt ve nasihatten ders almak. Şimdi hayvanlar var ya, hayvanlar duyurularıyla hareket eder. Bir hayvan, önüne gelen bir yiyeceğe dikkat edersek kokular, yani koku alma duyusu var ya, o dürbünle o kokular temyizstedir. Bunun gibi mesela. Aklıyla hayretliler mümkün değil. Mesela deseniz ki, ya bugünler geceler uzun bir tereddüt namasıdır mı bilmezsin? Bunu bin sene anlatsanız anlamaz olur. Bin sene anlatsanız anlamaz. Gururlarıyla hareket eder, aklıyla hareket eder.
Bu ayeti celinede gönülle alınmamak var. Kalbiyle anlayan bir kimse mesela, bilim devri, bilgi devri, teknoloji bununla geliyor. Uzar, uzar. Şimdi efendim, birlasa edelim. Gönül olarak, eğer işleri fark etmeye başlarsa, bu keşfe doğru gider. Bu neye doğru girer? Bu gerçek akla doğru girer. Yani aklın maad, aklın maaş olmaktan akıl maadedirler. Vahyem müsteni bir akıl olur, bu akıl da öyle bir tetkik edilir ki peygamberlerdeki pekanet nurunun aksetmesi suretiyle, bu uzun. Efendim şimdi kalbi yönüyle meseleyi çözen bir kimse. Bir de akilla hareket ediyor, böyledir. Bunun dışında olmaz.
Diğer bir kimseye bin sene o hayvanı akilla hareket etmeyi söylesek anlamadığı gibi o aklın var deyip mutezili bölüş ve akilla hareket edip de Adem aleyhisselamı ana baba ahiret kadar, ondan sonra, ondan sonra, ne diyeyim, ilim konusunu dahi münakaşa gidecek, kader mevzusunu münakaşa edecek, Allah'ımızı işte Afrika'daki insanlar açlıktan yürüyor, diğer tarafta ise zenginlikten artık onlar keselerini şişiriyor. Bu ilim midir? Allah'ın takdire bu mudur? Diyen kafa bunu anlamaz. Onun için gönül ise, en elhamdülillah sizler bu yoldasınız. Bu yoldayız adım atacağız. Derslerimiz de güzel dikkatimize, rahmetlarımızda dikkatimize, detaylerimizin, letaif değil de adam yerine çık bu tam murakabe murakabe değil. Yemin olun adamın hiç murakabe de yok. Belki Mersin'de harbi böyle hareket bile etmem için ama ahlaki güzel. O bunu ciğerine bakılsın geliyor. Allah yetmiş dersin. Allah Ahlak.
O değil işte. Bunu, böyle nefsinizin ve mertebelerinizi geçerek yaparsak, tadımı. Efendim, eğer ağır gelmezse, mutmain ve sıfatını yakalanmaz için ibadet ve taatimizde Allah diyoruz da zikrettiği merkurdan haberimiz yok. Yani biz Allah dediğimizde Rabbumuz da kulum mu diyecek.
Kaynak: Genel
İbadet Ve Zikirle Gönül Terbiyesi Ve Ruh… | Mihmandar