İbadet ve Gayretin Önemi ve Kalp Selimiyetinin Sırları
İbadet ve Gayretin Önemi ve Kalp Selimiyetinin Sırları kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Mümin, mümin hedefini tayin eder. Bir karınca misalini verdim. Öğrenci dersten bıktık bıktık geliyor, çantasını atıyor, karıncanın sekiz dokuz defa yuvasına yiyeceği götürmek için uğraşıyor. En sonunda muvaffak oluyor. Bir karınca kadar da mı olamadı deyip hedefini…
Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Mümin, mümin hedefini tayin eder. Bir karınca misalini verdim. Öğrenci dersten bıktık bıktık geliyor, çantasını atıyor, karıncanın sekiz dokuz defa yuvasına yiyeceği götürmek için uğraşıyor. En sonunda muvaffak oluyor. Bir karınca kadar da mı olamadı deyip hedefini tayin ediyor. Gayret edeceğim, çaba göstereceğim. Muhakkak olacağım diyor ve oluyor. Demek ki evliyaullah her şeyden ibret alıyor. İşte hamama giren o veli, hamamcı para isteyince şeytan evine bile parasız girdirmiyorlar. Cennete biz amelsiz, taatsiz nasıl gireceğiz diyor. Cüneydi Bağdadi hazretleri, haddesallahu sırra bir yoldan geçer. Yoldan geçerken bir kediyi görür. Kedi gözünü bir deliğe dikmiş, ayağını uzatmış, tüy bile hareket etmiyor. Oradan avını bekliyor. Bir kedi fare çıkacak da onu kapacağım diye.
O anda Cünidi Bağdadi hazretleri bazen ağaçtan böyle bir durumlarda cezbeye bile geliyorlar. Allah diye bağırıyor. Böyle bir hadise. Diyor ki ey himmetini aşağı tutan, gayretsiz güneyi sen diyor ibadet ve taatteki gayretinde, çabanda, riayetinde bir kedi kadarı da olamadı. Oradan bir av gelecek, av gelecek. Onun için tüyünü bile hareket ettirmiyor, ne kadar ki kaçırılıyor. Buradan hareketler diyor ki ben diyor namazda neden tembellik yapıyorum, ayağımın birisini böyle yan bir şekilde, ayağımın birisini böyle yan bir şekilde, eğmiş bükmüş bir durumda. Sonra gözüm bir sağa bir sola bakıyor. Aklım başka yerlerde. Bir derse oturuyorum, derse oturduğumuzda, istiğfar, tevhid, salavat, ölüm tefekkürü, rabıta, zikrullahı yapacağız. Hemen kafamızda şeytan diyor ki işine geç kalıyorsun, acele et, acele et, hemen yetiş diyor. Bizi ibadetle taatimizden alıkoyuyor. Bölüm tefekkürü en önemli noktadır.
Evrak ve ezkarde en önemli olan odur. Neden önemli? Çünkü mecelle kaidesinde var ya mania kaldırılır da mani ile muktezi bir araya geldiğinde evvela mania kaldırılır, sonra yola devam edilir diye. Mania kaldırılıyor. Kalbimizi bir arsa gibi düşünürsek hemen oraya tohumlar atılmaz. Tohumu atabilmekizin tarlayı ona uygun bir hale getiririz biz. Ondan sonra ne yaparız? Ondan sonra tohuma atarız. Kalbimizi zitullah tohumuna atabilmek için malum cennete fidanlarınızı dikin buyuruluyor. Buradan dikilecek o fidanlar, burada tohumlar burada kalacak. Kalbimizi ölüm tefekkürü duruyor, temizleniyor. O tarlanın taşının uygunsuz olan maddelerin atıldığı gibi atılıyor ve o mesela kış bölümde bahçıvanlar, çiftçiler çok iyi bilir. Hep bağlarını bahçelerini görürler. Toprağı işlerler. Neden? Hünkar yağacak, yağmur yağacak. Onlar tabanına geçsin diye.
Kar daha önemlidir toprağın sorması bakımından onu içine alması yönünde kar daha önemli. Ha içine geçecek. Ölüm tefekkürü aynen bu. Kalbimizin hazır bir hale gelmesi. Buna ehil olan kimselerimiz derler ki ölüm tefekkürü size bir kaygı, bir keder veriyor mu? Vermiyor. Vermiyorsa diyorlar, ölmek üzere olan kimselerin başında buluyor. Efendim yine yumuşamıyor, kendinizi onun yerine koyun. Bundan evvel bizzat cenazenin bütün işlemlerinde bulunuyor, kabre indiriyor. Sonunda da kendini o şekilde farz et deyince ağlıyor ve sızmıyor. Üstad zalimizin çok sevgili bir damadı Hafız Ahmet Efendi Rahmetullahi aleyh iddal etti. Yirmi dört yaşlarında ayağında bir yarık çıktı. O gelinleşti. Sonra ayağı kesildi. Mübarek hayatlarında vekilimsin, Hafız Ahmet dedi, sesi ledünni bilir diye buyururlardı. Öyle bir kimse. İrtal edince evliyaullahın hali de müstesna oluyor. En çok sevdiği bir evladı.
İbadet ve Gayretin Önemi ve Kalp Selimiyetinin Sırları ne anlatıyor?
İbadet ve Gayretin Önemi ve Kalp Selimiyetinin Sırları kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Mümin, mümin hedefini tayin eder. Bir karınca misalini verdim. Öğrenci dersten bıktık bıktık geliyor, çantasını atıyor, karıncanın sekiz dokuz defa yuvasına yiyeceği götürmek için uğraşıyor. En sonunda muvaffak oluyor. Bir karınca kadar da mı olamadı deyip hedefini…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 7 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Demek ki cemiyetin derdi, insanlığın derdi, bizim defterimiz onun gönlünde nasıl bir yaralar hasıl etmişse zaten bir veliyi tarif ederken veli eza çeken insandır. Biz onun peşinde dolaşmamız gerekirken o bizim peşimizde dolaşır. O bize darılacakken biz ona darılırız. Tam tersi olmaya başlarlar. Fakat onlar bunun hesabını çok iyi yaparlar. Uyku hapıyla uyuyan üstadımız bundan sonra uyku hapı almaz. Bu nedir? Bu Eyyub aleyhisselam sabrıdır. Kardeşinin, üvey kardeşinin evladı onu çağırır. Der ki Abdullah Efendi bu çocuğun irtihali bizi uyandırmazsa alemde hiçbir şey uyandırmaz. Ölüm tefekkürü önemli, hedef tayin edeceğiz mutlaka. Bu söylediklerimizi yaşayabilmek için en önemli noktalardan birisi bu. Ölüm tefekkürün üye olmadıkça rabıta güzel olmaz, gelmez zaten. Ne yapalım biz bunun için ne edeceğiz biz tefekkürü mevb dendi mi bir uyku basıyor, gözlerinizi bir türlü açamıyoruz.
Halbuki uykumuz da yok ama ölüm tefekkürü dendi mi uyuyoruz biz. Şunu yapacağız. İster cihan olsun ister mesir olsun ister dergah olsun isterse bağın başında bir mağara olsun, isterse evimizin bir köşesi olsun. Kendimize mahsus bir müddet içimizi dinleyecek, gönlümüze değinecek bir zamanımızın mutlak olması lazım. Buna haldir. Bu bir sufinin, bir devrişin mutlak yaşayacağı bir husustur. Efendimiz bunu yaşamışlar sallallahu aleyhi ve sellem. Hira mağarası malum. Musa aleyhisselamın otuz gün ve bir on gün ilavesiyle uzlete çekildiği de malum. Veliler belli, o erbanim denen kırk gün dört defa kırk gün içerisinde dört defa iftar ediyorlar. Kırk gün içerisinde dört defa iftar ediyorlar. Bu nefsi yola getirmek öyle kolay değil.
Öyle oyunları var ki onun, onu yola getirmek için, onu irşad ve ıslah için öyle uğraşıyorlar ki o Mevlana'mızın bin bir gün, ne kadar bizim üstazlarımız biz çilelerini çektik, onlar vazifelerine baksın dese bile bizim dikkat etmemiz gerekir. Rivayet etmemiz gerekir. Bu aslında bizim için bir ikazdır. Tembel olan yavrularımız için ne yapalım ne diyenin der gibi bir sözdür. Yoksa bizim uzletimizin, halvetimizin mutlak olması gerekir. Diyorum ya evimizin bir köşesi olsun. Ne diyeceğiz? Bir aynaya bakacağız. Diyeceğiz ki benim bundan on sene önceki fotoğrafımı şu, şimdi de bu. O zaman sıhhatim ne şekildeydi, şimdi de ne hale geldi? Çantanın içerisi ilaçlarla dolu, altlarla dolu, durumum bu. Ayda bir doktorda kontrol, kendimizi bir hesaba çekeceğiz ve düşüneceğiz benden ne istemiyor, ne yapmam gerekir. Üstad zalimizin şoförüydü. Eline bir eser attım, eser attım. Dört maddelik bir eser.
Bir eser de onun içerisinde dört maddelik bir konu. Hiç unutmuyorum. Bir baktı onu okudu. Bu bende yok. Mesela ne diyelim? Acıkmayınca yemeyeceğiz. Bu bende yok. Uyku galebe çalmadan uyumayacağız, bu da yok. Zarure miktarı konuşacağız. Onun bunun beynini bulandırmayacağız. Bu da bende yok. Sonra bir ağıt tutturdum. Bir ağıtı dedi ki hiçbir şeyim yok. Mutlak hedef tayin edeceğiz. Dört tane esas, bunu tayin edeceğiz. Birkaç misal de verelim bunu bize daha iyi anlamamıza vesile olacak. Bakın tabiata baktığımız zaman her eşyada hem de arasında bir derecelenme var. Bu cemaatatta da var, hayvanatta da var, nebatatta da var, mutlak insanlara da var. Bak, cemadat deyince toprağı söylesin. Çorak toprak var, hip toprak var, Kumlu toprak var. Tırnılı toprak var. Humuslu toprak var. Var. Toprağın dolu çizdir. İki üç ürün aldığımız toprak da var.
Çorağın kestiği hiçbir fayda hasıl olmayan toprak da var. Taşa bakacağız taş da var. Bu bahçemizin duvarını yapmışız öyle bir var. Bunun yanında granit de var. Bunun yanında mermerin zaten kendi arasında birçok derecelenmeleri var. Yakutu da var, zümrütü de var, var da var. Nebatakta da görüyoruz. Bir elmanın da var, portakalın da var, mandalinanın da var, bir vişnenin de var, var, hepsi var. Bir döküntüsü de var elmanın, ekstra olanı da var, külah olanı da var. Bak, bitkilerde de var, hayvanlarda da var, bir karga da var, bir bülbül de var. Var, insanda neden olmasın. Bunun gibi ibadet ve taatimizde de vardık. Bir anamızdan babamızdan etrafımızdan görmüşüz keşke bunu yapabilsek, keşke bunu yapabilsek. Yapıyoruz ibadet ve taat. Ömürde bir hakimiz, yılda bir oruç vesaire. Keşke kılabilirsek günde beş vakit namazımız. Bir böyle yapmamız var.
Tespih alıp uykulu uykulu yapmamız var Yahya içerisinde koltukları üzerinde. Bir desen benim Rabbibi Zülcelalimsin. Ben de senin buna ubudiyet derler, ben senin acil bir kulunum deyip yapmalarırım. Bir de bunun yanında yapmış olduğu ibadet ve taatin esrarına erer de var. Orucunda da var. Allah'ın ahlakıyla ahlaklanmak demek oruç taati anlatmakla bitmez. İbadetlerinin hepsinin bir ruhu vardır. Ondan istenen bir gaye vardır. Kavnımızı koyduğumuzda yere orada bir gaye var, rükuunda bir gaye var, kıyamında bir gaye var, daha namaza girmeden önce gayeler var, Rabbi zülcelal'imize yakınlık var. Bütün kainatın ibadetini toplayan bir vazifedir. Melaike I kiramın ibadetini içinde toplar. İbadetin böyle olan şekli de var. Hedef, daim edeceğiz. Birincisi istikamet. Nedir istikameti? Doğru ve düzgün hareket etmek. O zaman bir örneğinin olması lazım.
Hepimizin önünde takip edeceğimiz bir örnek olacak. Kimdir o Demek ki nebiler gibi, sıddıklar gibi, şehitler gibi, sa'inler gibi hareket edilmez. Nebiler mesela Adem aleyhisselamın tevazu, Nuh aleyhisselamın sabrı, Davud aleyhisselamın şükrü, tespihi, İsa aleyhisselamın kanaati, Musa aleyhisselamın seccade zaten hatem bütün nebilerdeki güzelliği şahsında toplayan Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem bu şehitler ve salihler gibi yaşamış. Basiret mutlak gereklidir. Bilhassa enbiyayı izanda nebilere varis olanlar da gerekli çünkü davet ediyor.
O selam evine deyince cennete deyince sadece bununla yetinmeyip itikatta imanda bir daveti var, yakine davet ediyor, kesin inanca davet ediyor, kamil imana davet ediyor, ibadette ihlasa davet ediyor, ihsana davet ediyor, tıpvaya davet ediyor, kurbiyete davet ediyor, dilimde aynel yakine davet ediyor, haktan yakine davet ediyor, dini emirleri gözetlemeye davet ediyor, Rabbimizi gönül gibi yapmaya davet ediyor, Mevla'dan başka gönülde hiçbir şey bırakmamaya, marifete davet ediyor, Sadece zatına dönüşe davet ediliyor namazda. Okuduğumuz ayetler buydu ashabiye. Ikinci sahifenin el-A kısmında bulacağız. Bir diğeri de Rahman Suresi'nde zatından başka hiçbir şey kalmayacak. Baktığımız her eşya da zatını görecek.
Ondan başka hiçbir şey kalmayacak ve kalmaz da zaten düşünebilsek bunu evrak ve ezkarımıza riayet ederek rabıta döneminde rabıtamıza, murakabe döneminde murakebemize bir dikkat ise hepsi hasıl olacak onun. Olun. Bugünkü işlediğimiz ders muradeydi. Her halimize evliyabullah öyle bir güzel ifade buyurmuşlar ki her halimize Mevla-yı Zülcelal'in vakıf olduğunu bilebilmek. Böyle olduğu zaman düğünün de güzel olur, ölümün de güzel olur, düğünümüz de güzel olur, ölümümüz de güzel olur, ticaretimiz de güzel olur, insanlarla de münasebetimiz de, her türlü davranışımız güzel olur, gözünden nur akar, kulağından nur akar, elim ayağın nurun. Bakan insan da imrenir görürüm diye kaçacağı bir insan değil, görmek için bir hasretim o davet boşuna değil. O bizi her nefes meblağ olmaya davet ediyor. Gözümüzün ibretle bakmasına davet ediyor.
Ayağımızın sadece yeryüzünde değil arşı a'lada tavafa da davet ediyor. Uykuda ruhumuzun secdeye ve arşı a'layı tavaf edip kalbimizin secdelere inmesine de davet ediyor.
Kaynak: Genel
İbadet ve Gayretin Önemi ve Kalp Selimiyetinin… | Mihmandar