Bilen vakunları değildiriz yani. Yıkılır. Allah Allah korusun yani çok tehlike getirenler var bu yüzden. E? O vakunu yıkarsen girer mi efendimiz? Gitmez. Bir erkeğe takılmak, bir makineye takılmak lazım. Bir kutb-u cihana takılmak lazım. Kutb-u cihanın halkasına kancanı taktın mı? Tuh istesin, yine de gir. Tak, girire gir. Güvenden teptah, teptah. Tren yolculuğu yapsan ilki teptah. İsmini belleni teptah. Aç ya Rabbi. Yolumu aç ya Rabbi. Bütün mahlukat Allah'ı zikreder böyle. Ondan sonra Allah Allah Allah Allah Allah Allah. Devam eder yoluna. Ama böyle köprrağı geldi mi ta ki resi vakonda kütürt geldi. Takılmayanlar istiyorsan ebedi kalırlar. Yani ebedi kalırlar.
Onun için bir Müslüman, bir Müslüman tarikatı aliyyesi yoksa dün tarif ettim arkadaşları edep risalesinden diyor ki, tarikata giren adam, erk meyalinin içerisine bembeyaz oğul balı koymuş da o sokunu yeniyor gibi ibadetler değil de tatlı gelir. Tarikatı olmayana kuru sokunu yemiş gibi olur. Ne namazından lezzet alabilir, ne sohbetten lezzet alabilir. Çünkü bal yok ona sokmanın içerisinde. Allah bizi tarikattan ayırmasın düşer diyor. Tarikatla hakikat şeriatın kızmaççısı. Şeriata hizmet ediyor o şeriatımız. Daha büyük. Daha büyük. Onun için buralara girersem kafama beni de söyleyen, böyle de söyle diyen çok sözler geliyor. Buraya da geçiyorum. Fıkıh hadis evlenesin. Cahil sofulardan olma fıkıh hadis evren. Fıkıh kitapları büyük ilmihalne dedim ya, onları eline al, Namazın tarzları, vacipleri, sünnetleri, orucun tarzları, vacipleri, sünnetleri, haccın tarzları, vacipleri, sünnetleri.
Her hasılı pıtığa ait şeyleri oku. Böyle cahil sofu olma. Efendimiz, hepinize diyor efendimiz kırk yaşında bir intisa bilen oldun mu, elip bacizüne, al eline diyor. Kuran-ı Kerim'in yüzüne okuyacak şekilde seni, yani hele tahıllı olursan, üç günde Kuran-ı Kerim'i oku ve biliyorlar. Yirmi dört saat de Ömerbe, Büyük Millet Meclisi'nde Kuran'ı, yirmi dört saatte de şöyle on iki saatte belle diyor. Ama bu diyor, lisanden çıkmış insan olacak diyor. Orta mektebine bir günde. Öteki ilkokuldan olanlara da bir haftada Kuran-ı Kerim'i okutmayı beldeler, biliyorlar. Niye böyle cahil cahil Kuran'sız olanın? Bir kimse Kuran-ı Kerim okur da dışarıya çıkar. Nedenimdir? Allah'a ile konuşmadan geliyorum. Yalan sonra Allah'a. Vallahi Allah'a konuşuyorum. Yalan mı bu diyor sözünde yalan değil. Çünkü Kuran okumuş, Allah'a konuşmuş gibi sevaba nail olmuş. Onun için kardeşlerim, fıçı hadis öğrenelim.
Evlensinler diyor benim evlatlarım. Başta cahil sofulardan perhiz hilesinler. Tarikatın başına lider olmuş ama cahildir eğer. Bundan pehrizyedin yanına yanaşmayan, sizi melaikelere uğrar muhakkak ilmi olması lazım. Alim olması lazım. Daha namazı cemaatle kılasın. Cemaat namazına devam eylesin. Hastalığın, saygılayım. Bir maniyim yoksa cemaatle namaz kılmak çok tatlı olur. Allah rızası için. Üstadınızın yazdığı şeyleri size birer birer duyuyorum. Çok amma az söyle yavrum. Az ye oğlum, az uyu yavrum diyor. Yani tarikatta bunlar lazım. Az yemek, az söylemek, az uyuma. Yahya günü muvazri okuduk dün Teskeletü'l Evliya'da o diyor ki, zaten vurduğunun arasında söyleyin ve duyulsun ya, rica olsun keyifler almıyor. Az söyle zikirden ötürü. Az uyu, az uyu, bize namazı, kaza namazlarından ötürü. Az ye oruçtan ötürü. Kaza oruçları dur.
Eyyanü deyi bağdut, Muharrem-i tub, aşura-u tub, oruç tut da nefsin, ırırsın. Ancak bu nefsin boynunu açlıkla büktüler. Kardeşim, açlıkla düktüler. Sen bunları hep duydun ya, cazele insana. Halık-ı Zülcelal bütün mahlukatı halk etti. Halk etti. Siz kimsiniz, ben kimim, dedi. Siz Halık-ı Zülcelal'sınız. Biz de adi, odun yok Ya Rabbi diyor. Bütün mahlukat içerimizdeki nefsi halk etti Allah. Sen kimsin? Ben kim? Ne nefis dedi? Sen sensin ben benim. Ne var bunun var dedi? Yani sen sensin ben de benim. Firavun gibi, Nemrut gibi, şapbı gibi kimselerin nefsi aynı bizim nefsimizin kardeşi olur. Bunu İslamiyet'le ucu boynunu yuttuk de böyle itaat ediyor. Yoksa o yaracak olsun seni biter eder o. Allah şerrinden muhafaza etsin. Ben benim diyeyim diye bin sene cehennemde yaktı. Çıkardı sen kimsin ey nefis, sen kimim dedi. Sen sensin ben benim ne olacak, derler.
Ben seni gene dondurdu Bir nevi cehennemde, sen kimsin, ben kimim? Sen sensin, ben benim, dedi. Ya Rabbi, diyor, sen sensin, ben benim. Allahu Teala, hazretleri açlık emretti. Buna aç, aç, kılun mu, dedi. Açlık emir ver, açlık emri verince üç günü geçince Allah sen Allah'ımsın, sen kulum oldun. Ne oldun ya ne acılığa dayanamadın dedi. Onun için orucu vallahi. Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimiz Allah şefaatine nail et ya Rabbi. Çihattan geliyordu. Ya Ali buyur ya Rasulallah. Küçük cihadı yaptık büyük cihada başlayacağız ya Ali. Ya Rasulallah Rus yaylarını ama kaynana harp edeceğiz. Hayır hayır onlar da küçük düşman. Biz daha düğün bile harp edeceğiz. Aman ya resulallah nasıl büyük onlardan büyük devlet var mıdır? Ondan büyük düşman var mı? Amerika gibi, Rusya gibi kimsenin ayağının örtü altında ezilip öptü. O devir mi verilir? Yok dedi.
Sen onları öldürürsen gazi olun. Onlar seni öldürürse şehit olun. Yetmiş sene akrabana şefaatini zeftun deve. Şehitlik deve. Böyle mükafatı var denir. Harp etmenin. Bunlardan daha yeter diyorum oğlum, duymuyor musun deve. Kim o deve? İkinci zeki olan nefis. O nefis düşmanın var ya onun kafasını bükelim. Kafasını kaldırmayalım. Mühendis birisiyle Kayseri'de geziyorduk. Hiç durmadan okuyor. Çarşambabalı Abdullah bey. Ne dedim böyle dersini çekemedin mi gece? Nerede yattınız o telle yanında arkadaşın mı adını? Hayır o zaman çektim ya efendimizden diyor Bana efendim oğlum beni nefsa'yı kelam ver. Ne diye Abdullah demiyor? Nefsim fırsat bulamazsın ben görüyorum da hamalların yükü ağır olursa, çok ağır yük ağırsa gazın, kız kimseyi göremiyor. Çekil, çekil, çekil, yoldan, çekil. O yükü yerine yıkana kadar diyor kimseyi gözü görmüyor.
Benim de diyesim çok olsun da kimseyi gözüm görmesin diye aldım diyor. İbretler bunlar bize. Mühendis değil böyle diyor. Ben diyor: Evet, Hazra ve Muhammed ya Ali diyor. İçimizdeki düşman öyle bir düşman ki biz onu öldürürsek gazi-i ekber oluruz. O bizi öldürürse imansız öldürür. Nefsinin ardında ölenleri bölmüyor musun kardeşim? Yani Şu an şükretmiyor musun sen? Bu böyle bir nevi hiç sene kabul etmiş de içine almış. Allah'a tam hiç şükür gelmez misin? Namaz kılmayanları görmüyor musun? Oruç tutmayanları görmüyor musun? Sinemadan çıkmayı, çıkmayanları görmüyorum mu? Ailesinin ilim kucaklarına girip dans soynadanları görmüyor musun sen? Rahman'a secde etmeyeni görmüyor musun? Baba, biz bizim meslekimizde diyor. Sığara içeni bile biz içeriye almıyoruz. Sığara içersen yine kabul değil. Konyalılar öyle demiş Nahyarra, Hacı Hasan Efendi, sığara içenlere mukadde ders veriyor meyyomuz.
Sığara neydi? Sığara içilir mi? Ne içilecek? O kulan yoluna, o zıkkım devrilir mi ağzına? Çünkü şeytan diyor bir gün geziyordu. Bu milletin imanını nasıl alacağım diye. Öyle düşünüyordu gençler. Yavrularım yani siz gençsiniz, Yunus ile sığara, işte deyince, ikna yönden gelir, kandil bir arkadaş gibi. Onu biçtin mi diyor. Baktınız mı diyor, Şeytan arıların ardına açmışlar diyor. Bir tütün getirmişler üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üf üful üf üfulululululululululululululululululululululululululululululululululululululul Balların üstünü bırakıyor diyor. Balı alıyor arı geliyor. Yahu bu milletin imanını almaya tütün iyi gelecek öyleyse diyor. Ağızlarına bunların bir tütün verdiği melekler dağılsın da ben ağzının içine gireyim mi?
Karnına gireyim de imanına almaya çalışayım mi diyor. Kendi beyliğinden, kendi su yolundan şeytan etti diyor bu. Ondan bitti. Kötü ondan bitti. Şimdi sizin aklınızdan soruyorum, görmedim onu hemen gördüm bunları. Bana çok inanılmaz siz. Hiçbir hayvan merkebe kadar, yani eşek giymek bizim aletimiz, babamızdan beri terbiyemiz, merkebe kadar sıvı, da var, koyun, keçi yemez ya. Cam, sıvı inek filan yemez ya. Erkek bile ağzına almaz soktular bırakır. Şeytanın bevlünden olduğunu bilir. Onu etki, diştiği, kıydığı, gavurlara içip gavurlarla dostluk edeceğim diye ben onu da gördüm tayyareye bindiğimde. Kafir turistleri, bizim Müslümanlar, Müslüman'ın okulda mısın? Müslümanlar ya. Hucaklıyor dostum, nereden kaldın görmedim, ne diyor böyle. Böyle dost olunca oradan geçiyor. Şimdi bugün hocana kadar içirttiler yani. Hocana kadar sigara içersin. Ama nimet ne diyor bura bir nimet. Yavrularım.
Gözlerimizi seveyim hepimizin. Nimet hapishanede yenilir mi? Onu tuvalete giriyor da orada içiyor tuvalette. Oranın kokusunu hafifleştirsin diye. Allah çok ben bu hakka dair şey diliyorum. Bir nebtecik size konuştum bunu. Yalnız ikincisinde konuşayım da bu tehlikedir gençler için. Mevlana Celaleddinu vumi Allah'tan korksun diye haberi gelirmiş. Öfkelenmiş. Ayete bakmış. Bulamamış. Hacz de bulamamış. Doğru, Mevlana'nın yanına katıra binmiş, gitmiş. Şahsen nazlakları böyle otururken gözü yumru. Demişlerine demiş ki Kayseren bir bela gelir bize bir hoca efendi geliyor. Şimdi yeri gelmez çatarsa belki Allah'ın gasadına uğrar. Evliyaları kırmak çok zor yavrum. Tecrübe ettik biz ona. Allah velileri kırdırmasın kurban olduğum vallahi. Tam belayı berzahtır o. Ben demiş çektiğim Halvethaneme ve hocaya hürmet evin çok talebe okunuyor. Kolundan gelin. Sıra içerse ataş verin dermişler.
Bir küçücük bir şey yaparsanız edepsizlik. Karışmam, reddederim sizi demiş. Hemen geldiğine o geldikten sonra çatar kapıya. Ana dedim. Hoca Mevlana, hocam neredesin diyor. Hoca neşred. O, hedefine giremez o savaşcağız. O, okumuşmuşlar demişler. Buyur efendim buyur buyur. Efendim, Atatürklarda sizden haberi var, misafirimiz geliyor, dedi. Ya dediler hemen koltuğuna girdiler, merduali çıkarttılar. Oturdu, hani efendim niye benzelidir? Efendim efendim, Halvethane'ye girdi. Yarın kuşlukla ancak görüşüyorsunuz. Bir gül imkanı yok, padişah gelse de çıkmaz. Palyaço sorar efendim Halvethane'ye girdi, dedi mi? Gelemezler. Ama siz geldiniz, biz sana vurmak ederiz. Keseye çıkardı, sığıra sağ aç yalnız, sıkıntıl diyor. Ateş getirdiler, hemen niyetler. Hiç kimse tektede sığara içmezdi bu adam içtim diyor. Şuraya yakalılı bak, derin bir kişiye tesadüf etmez daha sığar içer.
Herhalde acalsın efendim sığar içmeyi sevmez diyorlarmiş. Hiç içmezler. Yani içenler ağzından, elinden kokan lakin kaldırıp da biz sığara içene hiç tesadüf etmedim. Bu millet iyi diye çıkarsen iyi olur inşallah. Usul usul vahdet olmaya çalışalım. Ondan sonra efendim canı sıkıldı, çırarası ilişti, yatsı yıkıldı. Hemen yattı. Yatan yatmaz mahşer yerinde olmuş Hoca efendi, Hacı Hasm efendi diyorlar. Büyük zat. Ondan sonra bakmış ki Mevlana geliyor. İyi bilmiyorum efendim demiş. Hazreti Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem'i ziyarete giriyorum. Daha yeşiller büyümüş de fıkıhun üzerinde oturan Muhammed Mustafa demiş. Ha, efendim ben de geleyim dedim diyor. Buyur. O da arkasından geliyor. Vay diyor, Peygamberimizin elini öpüyor. Mevlana Celaleddin-i Nuru ni hasratları. Allah şefaatlerine nail. Fırsat bulursanız ziyaretine gelin. Cab muhterem millet. Açlıktan bir ol var.
Açlıktan varınca misafirliğimle hoş geldin. Toplar geldin. Bir de feyiz handa valizi bir de fani var. Daha çok gezdim de bunları ilk yerlerinden gördüm yani. Allah şefaatlarına nail etsin. Bir bana nasıl vardım? Nasıl oldu? Neler gördüğümü diyemem yavrum. Onlar bizi, biz sırdı. Bu nasıl oldu efendim? Oraya varınca, elini öpünce Mevlana'nın boğasını kucaklarız diyor. Peygamberimiz gözlerinden öptü. Ya Mevlana, varisi enbiya oldun, çok ümmetimi kurtardın. Ahiret azabından çok ümmetimi kurtardın. Enbiyaların varisi oldun. Der diyor. O çekildi diyor, ben vardım diyor. Ona da elini uzattı diyor. Elimi okuttu o çocuk. O ara, elimi öptürdü diyor. Kendimi kokladım diyor ama keyfine doldu içerim, çok sevindim de diyor. Kardeşlerim şu ara duyuyorsak oraya perişan yere oturttun da şöyle bir alalım. Aha, şu yanda duyuluyorsa oraya, şu an şey duyulmuyor mu oğlum? Evet.
Arkadaşların ıslık oturması ama yüze bakarsan dinlemek daha tatlı olduğundan. Arkadaşlarımızla da hasretleşmesi yok. Kayseriler mi gelmiş? Hoş geldiniz, sopa geldiniz, sopa getirdiniz. Peygamberimiz elini öptürünce yönünü dönüverdi diyor bundan. Azıcık asım ağzın fena kokuyor oğlum. Ağzım fena kokuyor diyor. Yönünü dönünce diyor. Ağlayaraktan kapandım Mevlana'yı kucaklayıp gözünü öpüp de onun haklı olduğunu, benim haksız olduğumu bildim, ağlamaya başladım diyor. Şuradaymış. Mevlana kapıyı açtı ile girdi diyor. Hakikat hala vakıf olunuz mu kardeşim diyor. Allah sizden yüz binlerce razı olsun vernana diyelim diyor. Ben edepsizlik etmişsin, tövbe ediyorum. Beni irşada getirmişsin buraya. Allah razı olsun derim diyor. Böyle diyor. Günahıma tövbe ettim, bir daha sığara ağzımı almadım. Müslüman sığara almaz canım.
Irak'ın etübe tübe tübe tübe tübe tübe tübe tübe tübe tübe tübe tübe tübe tübe tübe tübe tübe tübe tübe tübe tübe tübe tübe tübe tübe tübe tübe tübe tübe tübe tübe tübe tübe tübe Neler gelecek başınıza? Daha hani siz de göz ardı ne eleniyorsunuz? Allah muhafaza etsin. Biz binaya anneye bozulacak olursa uç burnunu çizerkene diyor Allah aşkına dur diyor iman, ben çıkayım da imansız olaraktan zina ait ben tahammül edemiyorum. Bu iki şeye iman tahammül edemiyor kardeşlerim. Ve cenzeleler de bundan oluyor. Şimdi ak söyle, ahiye, az uyuyiye gel dedik. Haftan kaç, aslandan kaçtıkları gibi kaç. Yani insanlardan kaç. Baldan da tatlı. Bekmezden de tatlı. Her şeyden da tatlı. Allah için Muhammed. Bizim başlarımız var. Bunlar geldi. Aç bir hile gibi. Yattıktan sonra taklavuyu getirmişler de şunu yediği koydular. Bir murakaba haline geçirmişti. Herkes burnundan soluk alıyordu.
Hiç kimsenin cami istemedim. Mecliste o baklava olan bir tek tek ısırmaya kaldırıp, kaldırıp, kaldırıp, kaldırıp. Bir hoş korku verdi. Çünkü o gelen cennet mümetildi bize gelen. Füyuzat-ı ilahiyyeydi. Onun yanında balın ne kıyması var? Baklavanın kadayıfinin ne kıyması var filan. Yalnız evinizden çay içilsin diye, sizlere ikram olsun diye, ezaz olsun diye duramıyor çocuklarımız. Diyor gençler tuttum da ondan sonra itsinler onlara şeker. Halisimiz diyor ki yok baba diyor. Ha fakir olmayalım gençler diyor. Arkadaşlarım diyor. Bak şu kitle avraven hep kaderler düştü. Kırıldı. Böyle geçiyor buranın alemi. Allah bundan gene vayma ya Rabbi. Daha ilerlet inşallah. Hatta, hattan kaçın oğlum. Aslandan kaçar gibi. Kalbi asi kimselerin kalbinin karası size ürker. Efendimiz diyor ki Ayasofya açıkken biz namaz kılardık diyor. Namazımızı kıldık, gittik diyor. Kelamı dergahındaydık diyor.
Hacı esadı erbili kuddise sirrahul aziz. Tekkenin diyor diyor. Şeyhiyevi diyor. Birisi kardeşinizin orada kalmış diyor. Neyse diyor. Orada kalmış diyor. Mevlübi Şerif okunuyormuş. Onu dinlemiş. Mevlul-i Şerife gelmiş diyor. Efendim kalbimin zikri durdu, ne olduysa kalbimiz Allah'a zikrediyordu. Kalbim çalışmıyor diyor, Haccas Han efendimize. O murakabeyi aldı diyor. Murakabeler baktım diyor. Siz Ayasofya'ya gitmişsiniz. Kardeşlarınız gelmiş. Sen orda kalmışsın. Mevlüt'te okunurken karşına bir kalbi, kasip tarikat münkiri adam karşındaymış diyor. Sen de rabıtasız olmuşsun diyor. Onun kalbinin kararsız size hastalık vermiş de, zifrini durdurmuş diyor. Mesela bu diyor. Sen, layima halvetinde ol. Taze oğlanlarla görüşme. Havretlerle görüşme. Hanilerle görüşme. Aslarla hasret etme. İsterlerse ben aşağısını o zaman okuyayım. Hayvanın çayı getirin. Ortayı açın diyor. Şöyle.
Ben de Açın ağacın ver şöyle. Allah demiş. Bir boladır Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Şu oyanın epey alalım mı? Dizlerinin dibine çay koyacak kadar olsun. Aman aman bismillah. Ya Allah ya resulullah. Allah razı olsun dişilenden de, yesilenden de, içenden de, İçilenden de, Medine'den çayını gönderenden de, Allah'ı üstadlarımız gönderiyoruz çay. İnsanın orada çay içiliyormuş diye edep gönderiyorlar. Muhammed Mustafa Efendimizin memleketinin çayını içiyor. Museyiz olacak inşallah. Yaa ya. Değil mi çay içmişler diye. Efendim çay içerken almışlar. Çaylar, kaşıkla şık şık şık veriyor. Sohbeti var burada. Kaşıklar ve şahsiyet ediyor. Kendi konuşuyor. Sohbet ediyor. O da bir özellik veriyor. Tabii, yayma halvetinde ol. Karışma. Halktan kaç, aslandan kaçtıkları gibi kaç. Parçalamasın seni. Zaten akran aslında çoğu insanın.
Dört düşmanı var insanın. Birisi şeytan. Euzu besmele çektin mi çekilir gezer. Birisi nefis. Az yiyip az söyleyip az uyudun mu ilacı bu. Birisi nefis gelir. Birisi akran Akran bir yaşta olan Namaz, namaz, abdest kalmaz, oruç tutma, hac yetmez, leke vermez, helak içer, şarap içer, onlar oynar. Fenalık bunların yanına hiç varılmaz. İki Bunların yanından kaçmak onun ilacı. Üç, dört Birisi de dünya muhabbeti. Dini günahın başı dünyaya muhabbet etmeden gelir. Dünyayı çok sevmeyelim. Çünkü efendimiz bazı kardeşlerimiz var selam verilmezdir. Kalbine dünyayı muhabbeti put etmiş de diyor puthanedeki insana selam verilmez ki. Onun için en büyük tehlike de dünya muhabbeti. Şeytan da dünya ile muhatap olurmuş emeline, aldadırılmış. Nefis de dünyayla, ellerinde dünya, akran da dünyayla aldadırılmış. Yani sıkıbaz dünya. Dünya dediğimiz şu güzel dur, kız Herkesin dostudur zaten. Fakat yapar.
Ya hiç tuttu ya o para ne kalmaz? Bir daha ayrı alamam, öldür. Bir daha o tarlaya varamazsın. Bahçanın elmasını, protokolını toplayamazsın. Yetmiş. Suar senden sorulur. İl olmalı kapışın geçer gider. Allah bize ayet dursun inşallah. Amin. Yavrum. Halemdir. Halemdir. Kazancın helal olsun. Yani. Halem taam bildiğiniz gibi derler. Haram olursak, kırk paralık haram diriltecek ya. Cömertat ile, cani ve cemaat ile kılınmış, kabul olmuş namazla ürdesilecek. Bir tek tek lokma haram boğazına gittiyse gittiyse kırk gün amelin hattı olmaz. Bunun için Efendimizin çok büyük dikkat ettiği bura, panganın ümünden arkasından geçmen ha diyor. Pangayla para alandan paranızı bozdurmayın. Pis parayla iyi parayı değişmeyin ama. Bizlere ibret için yeter bunlar çok bunun şeyi. Ben Şahin Nakşibend'de efendimiz bir yemekten yiyeceği Hızır aleyhisselamın yerine dirhem miktarı haram var içinde.
Taamın tümünün içinde dirhem ağırlığında bir dirhem ağırlığında haram var oğlum dedi. Bu taamı yeme diyor, Hızır aleyhisselam geldi, kaldır bunu dedi. Bizim tarikatımızda ilk yedi nihayet kırk günde insan üyeliği olur Allah'ın velisi. Lakin bu dirhem miktarı zerre kadar haram olursa kırk sene çalışsan bir adım ileriye atamam. Atamam. Onun için helal ye. Şüpheden perhiz edin yavrum. Haram mola, haram mola dedim mi bundan perhiz edin. Size Adem aleyhisselamın göç vasiyetini söylerim ama bakıp da feytürkun şeyi tükenmiş. Ben terlerin içinde kalmışım. Ama Şit Aleyhisselam'ı çağırıyor. Diyor ki, ya Şit, şu göt vasiyetine sahip ol diyor. Peygamberden peygambere duyur Muhammed Mustafa duysun diyor. O da vasiyet etsin. Ahir vahtaki ulemaların hangisi bilirse cemasına onu tarif etsin. Birisi şüphelendiğin işi tutma. İkincisi, nefsin çektiği, nefsin istediği şeyi yeme, içme.
Üç, müşavereyi terk etme. Dört ailenin sözüne uyma. Bu dört vakit hızına sahip ol. Niye böyle diyorum baba dersen dedi, benim cennetten çıkmama sebep bu dört şey oldu.