Kıymetli dinleyicilerimiz, Mahmut Sami Ramazanoğlu eserlerinden Hazreti Ali Yül Murtaza radıyallahu anh isimli eserin bugün sonuna gelmiş bulunuyoruz. Bu bölümümüzde sizlere Hazreti Ali efendimizin hutbe ve sözlerinden bazılarını nakletmeye çalışacağım. Ali Radıyallahu Anh halife seçildiği zaman ilk konuşmasını yaptı. Allah'a hamdü senadan sonra şöyle dedi. Aziz ve Celil olan Allah içinde hayır ve şerri beyan ettiği doğru yolu gösteren kitabı Kuran'ı indirdi. Onun için hayırlı olanı yapın. Şerri bırakın. Noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah'ın emrettiği farzları yapınız ki Allah sizi cennete koysun. Allah haramları açıkça bildirmiş. Müslümanların haklarını gayrimüslimlerin hepsinin haklarından üstün kılmış. Müslümanları samimiyet tevhid inancıyla birbirine bağlamıştır. Müslüman hakkı yerine getirmenin dışında elinden ve dilinden kimseye zarar gelmeyendir.
Hak ettiği cezanın dışında Müslümana eziyet edilemez. Umumun menfaati için çalışınız. Bilhassa ölüm için hazırlanınız. Görüyorsunuz ki herkes ölüyor. Ölüm sizin peşinizle. Yükünüzü hafifletin. Kendinizi dünyaya tamamen bağlamayın ki ahiretinizi kazanasınız. Oraya kavuşasınız. Önce gidenler gelecek olanları bekliyorlar. Ülkeler ve kullar arasındaki muamelelerinizde Allah'a muhalefetten sakınınız. Çünkü sizler ülkelerinizden ve hayvanlarınızdan bile sorumlusunuz. Aziz ve Celil olan Allah'a itaat ediniz. Ona asi olmayınız. Bir işin hayırlı olduğuna kanaat getirdiğiniz zaman onu yapınız. Şer kabul ettiğiniz şeyi de yapmayınız. Yeryüzünde az ve zayıf olduğunuz zamanları hatırlayınız. Hazreti Ali bir konuşmasında iman, amel ve zikir hakkında şunları söylemişti. Allah'a muhalefetten sakınınız.
Kulu kurtaracak olan en üstün vesileler iman, Allah yolunda cihat, insanın tabiatında mevcut olan samimiyet, dinin direği olan namazı kılmak, Allah'ın farz kıldığı zekatı vermek. Allah'ın azabına karşı bir kalkan olan Ramazan orucunu tutmak. Fakirliği gideren ve günahları döken haccı ifa etmek. Serveti bollaştıran, ömrü uzatan ve dostların sevgisini kazandıran akrabayı ziyaret. Hataları silen, Allah'ın gazabına mani olan gizli verilen sadaka ve fena bir şekilde zuhur edecek ölüme engel olan ve korkudan koruyan iyiliktir. Allah'ı devamlı zikrediniz. Çünkü zikirlerin en güzeli Allah'ı zikretmektir. Muttakilere vaat edilenleri isteyiniz. Çünkü Allah'ın vaadi vaatlerin en doğrusudur. Peygamberimizin yolundan gidiniz. Çünkü o yolların en efdalidir. Onun sünnetlerine uyun. Çünkü onun sünnetleri yolların en şereflisidir. Allah'ın kitabını öğreniniz.
Çünkü Allah'ın kitabı sözlerin en değerlisidir. Dini iyi anlayın. Çünkü dini iyi anlamak kalpleri parlatır. Kuran'ın nurundan şifa isteyin. Çünkü o gönüllerdeki marazlara şifadır. Kuran'ı hakkına riayet ederek okuyun. Çünkü en güzel haberler ondadır. Kuran okunduğu zaman dinleyiniz, konuşmayınız. Umulur ki Allah size merhamet eder. Kuran vasıtasıyla doğru yolu bulduğunuzda öğrendiklerinizle hidayet de daim olasınız. İlmiyle amel etmeyen alim bilgisizliğinden dolayı doğru yolu bulamayan günahkar cahil gibidir. Bana göre cehaleti içinde bocalayan cahile nispetle ilmi ile amel etmeyen alimin vebali daha büyük ve alim daha perişandır. Her ikisi de mahvolmuş sapıklardır. Hazreti Ali Radıyallahu Anh, mev'izah mahiyetindeki bir başka konuşmasında da şöyle buyurmuştu. Ey Allah'ın kulları, size güzel misaller veren, ecelinizi tayin eden Allah'a muhalefetten sakınmanızı tavsiye ederim.
Allah sizlere istediğini dinleyebilen kulaklar, gören gözler ve gelecek olan çeşitli felaketleri sezen kalp vermiştir. Allah sizleri boş yere yaratmadı. Sizi başıboş olarak da bırakacak değil. O size güzel nimetler ikram etti. Bol bol yardım etti. Sizin her yaptığınızı tescil ediyor. İyi ve kötü günlerinizde size yardım etti. Ey Allah'ın kulları, Allah'a muhalefetten sakınınız. Yapacağınız işlerde azimli olunuz. İhtiyaç ve isteklerin son bulacağı, ölüme iyi ameller yaparak hazırlanınız. Çünkü dünya nimetleri geçicidir. Onun felaketlerinden emin olunamaz. Aldatıcıdır. Zayıf bir gölge ve yıkılmaya yüz tutmuş bir dayanaktır. Nimetleri yenilerini isteyerek çekip gider. Arzu ve emelleri yorarak helak eder. Ey Allah'ın kulları, ibret alınması gerekenlerden hisse kapınız. Her şeyden ibret alınız. Korkunç haberlerden ders alınız. Öğütlerden istifade ediniz. Ölümün pençesine geçmek üzeresiniz.
Toprak sizi bağrına basmak üzere soğuğun üfürülmesiyle korkunç tehlikeler sizin etrafınızı saracak. Kabirlerdekiler çıkarılacak. Mahşer yerine sevk edilecekler. Cebbar olan Allah'ın denetimi altında hesaba çekileceksiniz. Mahşer yerine giderken herkesin yanında onu oraya götüren biri ve yaptıklarına şahitlik edecek bir de şahit bulunacak. O gün Allah'ın nuru ile yer yarılır, amel defterleri ortaya konur. Peygamberler ve şahitler huzura getirilirler. Kimseye zulmedilmeden aralarında adaletle hükmedilir. O gün ülkeler sarsılır. Tellerler bağırır. O gün kavuşmak günüdür. Gizli olan her şey açığa çıkar. Güneş tutulur. İnsanlar ve onlarda hakları olan hayvanlar aynı yerde toplanırlar. Sırlar açığa çıkar. Kötüler helak olur. Kalpler ürperir. Cehennemlik olanlara Allah tarafından helak edici bir darbe ve feryat ettirici bir azap gelir.
Cehennem hırslı, homurtulu, korkunç seslerle hiddet ve tehdit savurarak karşılarına çıkarılır. Ateşleri yanar. Suları kaynar. Sıcaklığı vücutlara işler. Ebedi cehennemlik olanlar hiç çıkamazlar. Onların pişmanlıklarının sonu yoktur. Zincirleri de kırılmaz. Onların yanında kendilerine ateşin geldiğini, cehennemin yaklaştığını haber veren melekler vardır. Cehennemlikler Cemalullah'ı göremezler. Allah'ın dostlarından ayrılarak cehenneme giderler. Ey Allah'ın kulları, alçak gönüllü, mütevazı ve Allah korkusundan dünya değiştiren kullar gibi siz de Allah'a muhalefetten sakınınız. Onlar sakındırıldıklarından çekinirler, korkarlar. İyiliği istemekte acele ederler. Tehlikelerden kaçarak kurtulurlar. Onlar ahiret için iyi ameller yaparlar. Azıklarını hazırlayarak giderler. İntikam alıcı ve ileriyi iyi gören olarak Allah kafidir. Davacı ve delil olarak amel defterleri kifayet eder.
İyiliklerin mükafatı olarak cennet, kötülüklere karşı ceza olarak da cehennem kafidir. Kendim için ve sizler için Allah'tan af dilerim. İbni Asakir'den Hazreti Ali bir konuşmasında Allah'a hamdü senadan sonra ölümü hatırlatarak şöyle dedi. Ey Allah'ın kulları. Vallahi ölümden kurtuluş yoktur. Önüne durursanız yakalar, kaçarsanız yetişir. Kurtuluş yoluna koşunuz. Acele edin, acele edin, Arkanızda sizi hemen isteyen bir kabir var. Onun sıkmasından, karanlığından ve yalnızlığından korununuz. Kabir ya cehennem çukurlarından bir çukur ya da cennet bahçelerinden bir bahçedir. O her gün üç defa lisan-ı hal ile ben karanlıklar eviyim. Ben yılan çıyan yuvasıyım. Ben yalnızlık diyarıyım der. Dikkat edin, ondan ötesi daha da kötüdür. Ateşinin ısısı yüksek, dibi derin ve ziynetleri de demir kelepçelerdir. Bekçisi zebanidir. Cehennemin ötesinde ise muttakiler için hazırlanmış.
Genişliği yer ve gökler kadar olan cennet vardır. Allah bizleri ve sizleri muttakilerden kılsın. Bizleri ve sizleri elem verici azaptan korusun. Hazreti Ali dünya hayatının faniliği hakkında şunları söylüyordu. Ey Allah'ın kulları. Dünya hayatı sizi aldatmasın. Çünkü dünya belalarla çevrili, faniliği ile maruf ve aldatıcılığı ile mevsuf bir yerdir. Oradaki her şey yok olmaya mahkumdur. Dünyadakiler arasında devamlı bir mücadele ve el değiştirme vardır. Dünyadakiler dünyanın şerrinden asla beri olamazlar. Bir bakarlar bolluk ve neşe içindeler, bir de bakarlar ki başlarına bir bela gelmiş, onları dünya aldatmış. Dünya hayatı yerilmiştir. Bolluğu sürekli değildir. Orada herkes hedeftir. Dünya onları oklarıyla vurur. Ölümü ile helak eder. Ey Allah'ın kulları. Siz bu dünyadan göçüp gidenlerden farklı değilsiniz.
Onlar sizden daha uzun ömürlü, daha kuvvetli, daha mamur beldelere ve daha ölmez eserlere sahiptiler. Birkaç nesil sonra sesleri sakinleşti ve tamamen duyulmaz oldu. Cesetleri yürüdü. Yurtları bomboş kaldı ve eserleri yok oldu. Onlar muhteşem saraylarını, konforlarını ve atlastan dokunmuş yatak yastıklarını, üzerleri taşlarla örtülü, toprak yığılı viranelere, mezarlara değiştiler. Yerleri dar, sakinleri gariptir. Onlar orada yalnızların, kendi başının derdine düşenlerin ve birbirleriyle samimi olmayanların arasındadırlar. Evleri yakın ve duvar duvarı oldukları halde komşular birbirlerini ziyaret etmiyorlar. Nasıl ziyaret etsinler ki zaman onları öğüttü, taş ve topraklarda yedi. Hayattan sonra ölümü refahtan sonra sıkıntıyı tattılar. Dostlarından ayrıldılar. Toprağı mesken edindiler. Dönüşü olmayan bir yolculuğa çıktılar. Heyhat.
Onların ya Rabbi beni tekrar dirilt, belki iyi ameller yapar ve bıraktıklarımı tamamlarım demeleri sadece kendi laflarıdır. Onları arkalarında tekrar diriltilecekleri güne kadar geri dönmelerine mani olan engeller vardır. Sizin de ölüler diyarına varmanız ve orada yaptıklarınıza karşılık rehin olarak kalmanız yakındır. Sizi de kabir kucaklayacak. İşler bitince haliniz ne olur? Kabirdekiler diriltilir, gizli olanlar açığa çıkarılır. Azametli bir hakimin huzurunda hesap için durdurulursunuz. Dünyada işlenen günahların korkusundan dolayı kalpler ürperir. Örtü ve perdeleriniz yırtılır. Ayıplarınız, sırlarınız ortaya çıkar. Orada herkes yaptığının karşılığını alır. Kötülük yapanlar yaptıklarıyla cezalandırılır. İyilik yapanlar da iyilikle mükafatlandırılır. Amel defterleri ortaya konur konmaz günahkarların defterlerinde olanlardan korktuklarını görürsün.
Onlar vah bize, eyvah bize, bu defter nasıl olmuş da büyük küçük bir şey bırakmadan hepsini muhafaza etmiş, derler. Yaptıkları her şeyi o defterde görürler. Rabbiniz hiç kimseye zulmetmez. Allah bizlere ve sizlere kendi lütfuyla ebedi kalınacak cennete yerleştirinceye kadar kitabıyla Kuran'la amel etmeyi ve dostlarına uymayı nasip etsin. Şüphesiz Allah hamdetmeye ve övmeye en layıktır. Halk arasında Hazreti Ali'ye izafe edilen pek çok söz vardır. Mesela kalpten çıkan söz kalbe ulaşır, ağızdan çıkan söz kulağı aşmaz sözü bunlardan biridir. Yine Hazreti Ali'ye ait olduğu öne sürülen ve insanın hakikatini anlatan bir beyit pek manidardır. İlacın sendedir de farkında olmazsın. Derdin de sendedir, fakat ki görmezsin. Sanırsın ki sen sadık küçük bir cirimsin. Halbuki sende dürülmüş en büyük alem. Değerli dinleyicilerimiz, son söz olarak da şu ifadelerle Hazreti Ali isimli eserimizi bitirelim.
Hazreti Ali radiyallahu anh peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin amcazadesi olmak itibariyle kan bakımından damadı olmak hasebiyle sıhhriyet bakımından ilk Müslümanlardan olmak münasebetiyle iman bakımından ona en yakın olan sahabilerdendir. İlim ve irfanı kahramanlık ve celadeti, teslimiyet ve isabeti riğiyle temayüz etmiş bir sahabii celildir. Hazreti Ali gerek Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin hali hayatında, gerek diğer halifeler devrinde ve gerekse kendisinin devri hilafetinde büyük hizmetler görmüştür. Peygamberimizin en müşkül anlarında yanında bulunmuş, genç yaşına rağmen ona büyük bir vakarla destek ve kuvvet olmuştur. Bütün Kureyş'in Serveri Alem Efendimiz'le mücadele ettiği ilk devirlerde can siperane fedakarlıklar göstermiştir.
Kureyş'in Hazreti Peygamber'in mübarek vücudunu ortadan kaldırmayı planladığı hicret gecesinde onun yatağına yatmakta tereddüt göstermemiş ve kendisine verilen emanetleri büyük bir titizlikle korumuş ve sahiplerine teslim etmişti. Yorucu ve yıpratıcı bir hicret yolculuğundan sonra vasıl olduğu peygamber şehri Medine'de iltifatı Nebeviyeye mazhar olmuştu. En müşkül veren muhataralı gazalarda en önde dövüşmüş, hasımlarını kar çabuk tepelemesini bilmiş bir cengaverdir Hazreti Ali. Bedir'de, Uhud'da, Hendek'te ve bilhassa Hayber'de Cenabı Peygamber'in eli ve kolu olmuş, en büyük hizmeti ifa etmiştir. Zevce-i muhteremeleri peygamber kızı Fatıma Radıyallahu Anha ile müşterek rühtî yaşayışları feragat ve fedakarlıkları, dasitani bir hal almış ve İslam tasavvufunda sembol olmuştur.
Hilafeti devrinde pek çok iptilalar ve fitnelerle karşılaşan Hazreti Ali Radıyallahu Anh, neticede şehiden Rabbine kavuşmuştur. Cenabı Mevla ahlakı ile ahlaklanmayı cümlemize nasip eylesin. Şefaatine nail buyursun. Amin amin amin. İnşallah bir sonraki bölümümüzde başka bir eserle tekrar buluşmak, görüşmek umuduyla Allah'a emanet olunuz.